O kadar haklısın ki...

izzy's playlists!

sheepfilms
wallacepolsom

tannertan36
"I'm Dorothy Gale from Kansas"

PR's Tumblrdome
Today's Document
h
NASA
d e v o n

Andulka

祝日 / Permanent Vacation
Show & Tell
Sweet Seals For You, Always
Keni
Peter Solarz

Discoholic 🪩

#extradirty
YOU ARE THE REASON

seen from South Africa
seen from Puerto Rico

seen from Malaysia
seen from United States

seen from Türkiye
seen from Canada

seen from United States
seen from United States

seen from Brazil

seen from United States
seen from Tunisia
seen from Nigeria

seen from Türkiye

seen from Ecuador
seen from Venezuela

seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States
@iyidikyaboyle
O kadar haklısın ki...

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Sigaralar yandı.
Her gece "Belki bu gece özler" diye beklemek çok yorucu
Ama inan her şey yolunda gibi gözükmekten daha yorucu değil
Beni kınama, böyle olacağını bilemezdim. Ne bu kadar acıyacağını, ne bu kadar hareket edemeyeceğimi bilemezdim. Cehalet mutluluk derler, bir şeyleri bilmeyi bu kadar istemeyeceğimi hiç bilemezdim. Bu sefer tamamen suçsuz, tamamen sade, tamamen safım. Artık hiçbir şey benim kontrolümde değil.
Emin olduğum şeyler de var ama. Acı öldürmüyor mesela. Biliyorum 3 sene önce ölmediysem, üzülmekten katiyen ölmem. Belki ilk defa bir şeyleri atlatmak için içimden, kendimden başka bir şeye sığınıyorum hatta ihtiyaç duyuyorum. Ama her evreyi kendi içinde değerlendirmeli dersen, bu olaydan da sağ çıkıyorum.
Anı biriktirmek tam bir risk eylemi. Bir gün gülümsediğin her şey diken olarak, bıçak olarak, sancı olarak geri dönebiliyor. Dönsün diyorsun yapacak bir şey yok, kalkan elindeyken özgür olamazsın ki. O ilçenin adını duyunca gülümsemen donsun, o logoyu görünce ellerin tutmasın, o ismi duyunca kalbini avuçlarında sıkıyorlarmış gibi olsun. Elbet hepsinin bir durma noktası olur diye bekliyorsun.
“Zamanla geçer”. Bu nasıl bir yalan? Zamanla neden geçsin? Her şey aynı kaldığı sürece zaman ne yapabilir ki sana? Zaman geçince değil, şartlar değişince geçer. Bir şeyler değiştikçe geçer, artık üzmedikçe geçer. Ama bunu anlatamazsın ki insanlara. Her defasında ağlamanı kesip “hayır, o öyle değil. Zaman geçtiğinde değil şartlarım değişmeye başladığında iyi olacağım, biliyorum” diyemezsin. “Zamanla geçer” denildikçe “evet” dersin, kafanı sallarsın, gülümsersin. Elbet geçer, şartlar devinimi sürecinde.
Aklında milyonlarca soru varken, her şeyden çok “Değmez mi? Neden? Nasıl? Ne zamandır?” demek isterken bunların hiçbirinin bir şeyi değiştirmeyeceğini anladığın o an, senin kırılma noktan. Ya da benim kırılma noktam. İçinde yaşadığın hiçbir işe yaramayacak bunlar aydınlanması senin kalbinin en büyük kırığından sızan en kocaman ışık. Hoş gelmiş.
Bir daha bir şey nasıl olsun bilemezken, kendini günlük hayatın akışına delicesine adamışken, sadece sitem ederken, şakalarına meze ederken, korkunç rüyalardan alarm sesiyle uyanırken, her gün ümit yeşertmeye çalışıp ancak daha da solarken, beklentilerini sıfırın altına düşürmekten başka çaren olmadığına karar verebilirsin. Bu da senin bundan sonraki hayatının ilk radikal kararı olsun. Kutlu olsun.
Selam olsun.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Herkesin.
İnsan hayatta neyin doğru neyin yanlış olduğunu gerçekten bilemiyor. Yıllarca doğru bildiğin şey eski bir halının aniden yere bırakılışı gibi yüksek bir ses çıkararak gerçek yüzünü gösterebiliyor sana. O gibi zamanlarda ilginçtir ama gerçeğin farkına vardığını düşünmüyorsun da yanılgıyla geçen zamana üzülüyorsun. İnsansın çünkü, çiğ süt emmişsin. Bunu artık daha da iyi biliyorsun çünkü çiğ süt emenleri de fark etmişsin. Gariptir ki bu noktada sana hiçbir şey teselli olmuyor.
Yanılgılar demişken yaptığın yanlış insan seçimleri sondan başlayarak ilke gitmek üzere ters bir sırada aklına düşüyor bir bir. Bunu en çok da huzurlu bir ortamda kendini bıraktığında yapıyor bu düşünceler. Ormanlık yerde bir hamakta yatıyorsun mesela ya da deniz kenarında havlunun üstündesin ve ayakların kumda. İşte huzur dediğin dakikada, esen rüzgarla derin nefes alıp temiz havayı en derininde hissettiğin ve en mutlu olmayı planladığın o anda bütün vermiş olduğun yanlış kararlar bir bir hücum ediyor bu anı beklemiş gibi. Uçuk virüsü vücuda bir kere girdi mi, bir daha terk etmezmiş. Bünyenin en zayıf olduğu anda tekrar tekrar patlak verirmiş hep. Hayatlarımızın her köşesi uçuklarla dolu işte bu yüzden. İnsanın en büyük düşmanı yine kendisi bir de.
Gel gör ki; bunca yıldır konuşmak, anlatmak, yazmak, dertleşmek, birbirlerini seven insanlar olarak iletişime geçmek bir işe yaramamış hiç. Bundan sonra da yaramaz diye tahmin ediyorum. Yarasa Sezen Aksu boşuna mı derdi “Ne inkar, ne itiraf, bu yalnızca sitem” diye.
Yani.
Ruh ikizimin biraz daha yakışıklı olmasını beklerdim.
Sıkıntıdan kendimi Harley Quinn yaptığım bugün anladım ki benim artık acilen iş bulmam lazım.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Neden insan ilişkilerini güven üzerine kurmadık, bu yüzden.
Hayatımın geri kalanını bu filmi izleyerek geçirmek istediğimi biliyor muydunuz?
Dün bahsetmiştim. Biraz da siz Uyyy diyin.
Merhaba.
Çok fazla şey isteyip hiçbirine sahip olamayınca insan hiçbir şey istemediği ve üstelik de hiçbir şey yapmadığı evreye giriyormuş. Siz yine de evde denemeyin.
Kedim hayatta sahip olduğum en değerli varlık. Arada suratının güzelliğine bakıp Uyyy diyorum. Görseniz siz de dersiniz. Tam bir uyyy çekmelik suratı var. Karadenizli değilim.
Şu an bunları yazıyorum mesela, yanımda durup bana bakıyor. Tuşlardan ses çıkıyor diye eğilip tuşlara bakıyor. Hayatta insanların ürettiği ve insana dair olan hiçbir çirkinlikten haberi yok. Dünyanın en masum şeyi. Geçen gün mesela küçük topunu balkondaki gider deliğine soktu. Annemle babam bir sevindi. BU KEDİ GOLF OYNUYOR, ÇOK ELİT BİZİM KIZIMIZ diye gurur duyduk. Garip bir andı. O hiçbir şey anlamadan baktı sadece.
Bu arada kedimin adı Albay. Oğuz Atay’ın Tehlikeli Oyunlar’ındaki Hüsamettin Tambay gibi. Hikmet Benol’un gerçekten konuştuğu ve sevdiği tek arkadaşı. Ama zamanın çoğunda gerçek bile değil, sadece kafasında. Yitirdiği her şey gibi. Benim de bir Albay’ım var artık. Yitirdiğim her şey adına, hayatıma girişi işte.
Albay için para sadece oynanabilecek ses çıkartan bir kağıt parçası. Her gün Lidyalılara küfür etmiyor. Kariyer hedefi yok. Like alma gibi bir derdi yok ve havalı cafelerden check-in atmıyor. Göbeği var ve onu eritmek gibi bir sıkıntısı yok. İstediği zaman yemek yiyip istediği zaman uyuyor. Hatta yemekten sonra en az bi 2-3 saat uyumayayım bile demiyor. Suriyelilerden şikayetçi değil ve darbe onu hiç etkilemedi. Belki de bu yüzden dünyanın en masum şeyidir. Bakışları belki bu yüzden güzeldir.
Bu kadar söz ettim bir ara fotoğrafını da atayım da görün.
En yakın arkadaşımın evlilik hazırlıkları var. Düğün asistanı olarak atandım. Kapalıçarşı falan geziyorum. Evet, büyümek bu galiba.
Herkese söylenip salaklıklarından nefret ettiğim dönemdeyim ayrıca. Eklenilen her instagram fotoğrafına saatlerce söyleniyorum. İğrenç.
Geçen gün Çarşı’da 60+ bir teyze ve amca yana yakıla iki tane E harfi şeklinde süs arıyordu. O an bütün insanlığın tek derdi oydu. Ne garip ve ne güzel dertler. Keşke hep dertlerimiz böyle olsa.
Görüşmek üzere.
BU POSTTA ÜRÜN YERLEŞTİRME BULUNMAKTADIR
Selam. Instagram kullananları ve kitap olayını sevenleri instagram.com/alokursunbunu hesabıma bekliyorum ^.^

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
A playlist featuring Ferdi Özbeğen, Gülden Karaböcek and Ayten Alpman
Eski şarkı listesi diye yanlışlıkla rakı masası listesi oldu. İlgilileri beklerim.
“Bir gün bütün değer yargıları değişecek ve yargılananlar yargıç, eziyet edenler de suçlu sandalyesine oturacaklardır ve onlar o kadar utanacaklar, o kadar utanacaklardır ki utançlarının ve suçlarının ağırlığı yüzünden ayağa kalkamayacaklardır. O zaman, akıllı ya da akılsız bütün ezilenler, yani bizim caddedeki insanların çoğu, yani öcü geliyor diye küçükken beni korkuttukları çolak ve topal Deli Rüstem ile ben ve benimle birlikte bar kızı Leylâ kendisine yüz vermedi diye intihara teşebbüs ederek beynine iki kurşun sıkan fakat ancak kafa tasını delerek alay edenlerden kurtulmak için bütün hayatınca yolda kalpak giyerek dolaşmak zorunda kalan meyhaneci Hızır ve onunla birlikte ortaokulda kekemeliği ve garip mistik düşünceleriyle arkadaşlarının alay konusu olan ve şimdi hava gazıyla intihar ettiği için ölmüş bulunan ve evlerindeki şecere ağacında taze yağlı boyayla yeni boyanmış yeşil, titrek bir yapraktan ibaret kalan Ercan ve Ercan’la birlikte annesi Rus babası İtalyan olan ve sınıfta ve bahçede paltosunu hiç çıkarmayan ve daima gözlüğü ve paltosuyla ilkokul birinci sınıf çocuklarıyla top oynayan ve gâvur diye ve kambur diye horlanan Altan ve Altan’la birlikte zeki ve siyah gözleriyle bana hep muhabbetle bakan ve yedi kardeşiyle ve annesiyle ve babasıyla ve teyzesiyle ve dayısıyla Evkaf apartmanının en üst katında labirent gibi karışık koridorlardaki yüzlerce odadan sadece birinde oturan ve sınıf birincisi olduğu halde ilkokuldan sonra elektrikçi çıraklığına başlayan Osman ve onunla birlikte bütün gülünçlüğüne rağmen aşağılığı sefaletinden ve sefaleti aşağılığından ileri gelen mimar Cemil (Uluer) Turan ve Mimar Cemil’le birlikte sakat olduğu için hiç yürümeyen ve hep altını kirleten ve misafirler görmesin diye ve sosyetik annesi rahatsız olmasın diye yaz kış balkonda tutulan ve hep bağıran ve altına yapan ve güzel yüzüyle ve akıllı sözüyle beni büyüleyen ve balkonda yerde kendini oradan oraya atan zavallı Ayhan ve onunla birlikte bodrum katta evdeki yedi ve bahçedeki yirmi yedi kedisiyle yaşayan ve kimseye zararı dokunmayan ve ölmüş kocasını unutamayan Rus madam ve madamla birlikte yirmi iki yaşında veremden ölerek bizleri ve ailesini elemlere boğan ve Albay Sait Beyin biricik oğlu ve liseden dört defa kovulmuş olup sanatoryumdan altı kere kaçan ve yağmurlu bir ilkbahar akşamı hastaneden son kaçışında ıslak elbiselerini çıkarmaya fırsat bulamadan kanla boğulan Ertan ve onunla birlikte basit bir kamyon şöför muaviniyken lastik karaborsasından zengin olarak genç yaşında kumar denen illete tutulan ve bu uğurda servetini ve dostlarını kaybeden ve karısı ve kızı ve oğlu tarafından terkedilen ve meteliksiz kalan ve bir gün bir kahve köşesinde kendini vuran ve eski ve samimi aile dostumuz Orhan ve Orhan Beyle birlikte, Orhan Beyle birlikte olmaktan muhakkak gurur duyacak olan ve elkapısında dünyaya gözlerini açıp ve kaderi ve mesleği hizmetçilik olan ve komşumuz Saffetlerin üçüncü hizmetçisi Kezban yargıç kürsüsünde bulunacağız.
Mahkemede, suçlu sandalyesinde, bilerek ya da işledikleri suçları bilmek zahmetine katlanacak kadar dahi düşünmediklerinden bilmeyerek, eziyet eden, hor gören, aşağılayan, ihmal eden, aldırmayan, unutan, kötüleyen, alay eden, ıstırabı paylaşamayan, insanlar arasına duvarlar çeken, küçümseyen, çaresiz bırakan, yalnız bırakan, terkeden, baskı yapan, istismar eden, ezen, cesaret kıran, iyilik etmeyen, değer vermeyen, kalbi temiz olmayan, doğruyu yanlış gösteren, yanlışı doğru gösteren, samimiyetsiz, insafsız, korkutan, yanına yaklaştırmayan, başkasının yaşama hakkına saygı duymayan ve kendinden memnun olabilmek için her davranışı meşru sayan onlar, yani bizim küçük kalabalığımızı hava sızdırmayan tabakalar halinde üst üste saran, nefes almamızı dahi engelleyen, yani mahallemizin bütün bileği kuvvetli ve içi boş küçük kabadayıları ve onların büyük ortakları, yani esasında sayıca üstün olanlar, yani her zavallıdan daima bir rütbe bir kademe bir sınıf yukarıda olanlar, yani şekilsiz hüviyetleriyle daima vuran ve kaçınabilenler, yani hem ezip hem de ezdiklerini kabul etmeyenler, yani bir mertebe aşağıdayken ezilen ve bir derece terfi edince ezenler, yani çırağını, bir şeyler öğretmesine karşılık her zaman döven ve ona insan muamelesi etmeyen ustalar, muavininin başına vuran şoförler ve onlarla birlikte memurlarına dalkavukluk ettiren amirler, duygusuz amirlerle birlikte garsonlara paralarıyla orantılı olarak bağıran müşteriler ve kaba müşterilerle birlikte hakkını arayanlara yumruklarını gösteren görevliler ve yetkilerini kötüye kullanan görevlilerle birlikte bilgisizin bilgisizliğini suratına çarpan ve ondan bir kelime fazla bilen bilgiçler, yani öğrenmek isteyen herkese eziyet eden öğreticiler ve onlarla birlikte bilgisizlerin bilgisizliğine gülen onlardan daha bilgisizler ve cahillerle birlikte her değişik davranışa saldıran şekilsiz kalabalık ve kalabalıkla birlikte onlara alkış tutanlar ve onlarla birlikte her tartışmada en bayağı usullerle haklıyı haksız çıkaranlar ve onlarla birlikte her savaşta kazananı tutanlar ve onlarla birlikte kimseye zararı olmayan zayıfları ezerek kuvvetli olma duygusunu tatmin edenler ve onlarla birlikte her zaman ve her yerde her sınıftan ve her ideolojiden ve her düşünceden insanlar arasında daima ön safa geçerek aslan payını kendilerine ayıranlar ve ayırır ayırmaz insanlarla aralarına aşılmaz duvarlar örenler ve böylelerine her zaman haklı çıkarıcı bahaneler sebepler yasalar kurallar sınıflamalar bulup çıkaranlar yani her zaman insanları insanlardan ayıranlar ve onları birbirlerine düşman edenler ve onlara körü körüne uyan kalabalıklar ve gerçeği boğanlar ve onlarla birlikte insanı bu koca dünyada yalnız bırakarak arkadaşlık dostluk sevgiyle uzatacakları sıcak bir elleri olmayanlar yani elsiz gözsüz akılsız kalpsiz ve kansız gerçek sakatlar yani onlar onlar onlar onlar onlar onlar... karşımıza oturacaklar.
Ve biz onlara diyeceğiz ki: Hesaplaşma günü geldi. Şimdiye kadar yalnız din kitaplarında yargılandınız. Biz fakirler, zavallılar, yarım yamalaklar, bu kitapları okuyup teselli olurken içinizden güldünüz. Ve çıkarınıza baktınız. Hatta gene sizlerden, sizin gibilerden, büyük düşünürler çıktı ve bu kitapların bizleri uyuşturmak için yazıldıklarını ileri sürdüler. Biz zavallılar, ya bu düşüncelerden habersiz kaldık, ya da bunları yazanları bizden sanarak alkışladık. Yani uyuttular alkışladık, uyandırıldık alkışladık. Her ne kadar bugün siz suçlu, biz yargıç sandalyesinde oturuyorsak da gene acınacak durumda olan bizleriz. Esasında, sizleri yargılamaya hiç niyetimiz yoktu; sizin dünyanızda, o dünyayı bizlerin sanıp yaşarken, hepinize hayrandık. Sizler olmadan yaşayabileceğimizi bilmiyorduk. Ayrıca, dünyada gereğinden çok acıma olduğuna ve bizim gibilerin ortadan kaldırılmamasının sizlerin insancıl duygularına bağlandığına inanmıştık. Bu çok masraflı dünyada bir de bizlere bakmanız katlanılması zor bir fedakârlıktı. Arada bir bize benzeyen biri çıkıyor ve artık yeter diyordu. Onunla birlikte bağırıyorduk: artık yeter! Bazen kazanıyorduk, bazen kaybediyorduk ve sonunda her zaman kaybediyorduk. Onlar da sizler gibi onlardı. Düzeni çok iyi kurmuştunuz. Hep bizim adımıza, bize benzemeyen insanlar çıkarıyorduk aramızdan. Kimse bizim tanımımızı yapmıyordu ki biz kimiz bilelim. Gerçi bazı adamlar çıktı bizi anlamak üzere; ama bizi size anlattılar, bizi bize değil. Tabii sizler de bu arada boş durmadınız. Bir takım hayır kurumları yoluyla hem kendinizi tatmin ettiniz, hem de görünüşü kurtarmaya çalıştınız. Sizlere ne kadar minnettardık. Buna karşılık biz de elimizden geleni yapmaya çalıştık: kıtlık yıllarında, sizler bu dünyanın gelişmesi ve daha iyi yarınlara gitmesi için vazgeçilmez olduğunuzdan, durumu kurtarmak için açlık- tan öldük; yeni bir düzen kurulduğu zaman, bu düzenin yerleşmesi için, eski düzene bağlı kütleler olarak biz tasfiye edildik (sizler yeni düzenin kurulması için gerekliydiniz, bizse bir şey bilmiyorduk); savaşlarda bizim öldüğümüze dair o kadar çok şey söylendi ki bu konuyu daha fazla istismar etmek istemiyoruz; bir işe, bir okula müracaat edildiği zaman fazla yer yoksa, onlar kazansın, onlar adam olsun diye biz açıkta kaldık; yani özetle, herkes bir şeyler yapabilsin diye biz, bir şey yapmamak suretiyle, hep sizler için bir şeyler yapmaya çalıştık. Bütün bunlar olurken birtakım adamlar da anlayamadığımız sebeplerle anlayamadığımız davalar uğruna yalnız başlarına ölüp gittiler. Böylece bugüne kadar iyi (siz) kötü (biz) geldik. Bize, sizleri, yargılamak gibi zor ve beklenmeyen bir görev ilk defa verildi; heyecanımızı mazur görün.
Aramızda hukukçu olmadığı için söz uzatılmadı, sanıkların kendilerini savunmalarına izin verilmedi. Gereği düşünüldü. Sanıkların ellerinden başarılarının alınmasına oybirliğiyle karar verildi.”
Oğuz Atay / Tutunamayanlar