sevilmediğinde
tüm varidat
tüm alem
senin olsa
faydasız
bir daha o aydınlığı
alamazsın o gözlerden
ışığın söner
we're not kids anymore.
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
cherry valley forever
dirt enthusiast
AnasAbdin

Origami Around

#extradirty
🪼
noise dept.
KIROKAZE
tumblr dot com
Cosmic Funnies

oozey mess
DEAR READER

if i look back, i am lost
Keni

祝日 / Permanent Vacation
trying on a metaphor
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
seen from Malaysia
seen from Italy
seen from Italy
seen from Latvia
seen from Russia

seen from United States

seen from India
seen from Venezuela

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from Malaysia

seen from United Kingdom
seen from United States
seen from United States
seen from United States
@gznfrtml
sevilmediğinde
tüm varidat
tüm alem
senin olsa
faydasız
bir daha o aydınlığı
alamazsın o gözlerden
ışığın söner

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
gecenin birinde Konya'dan ayrıldı...
642 cemaziyelahir 26.günü gelişinden,
(29 Kasım 1244...) sabah vakti şehre girişinden
643 şevval in 21. de...
(11 Mart 1246) gecesi
Hazreti Şems ayrılınca,
Hüdavendigar, hastalandı duçar oldu...
hasret ve firkat birbirine karıştı
Kamil i Tebrizi'nin varlığını kabullenememiş kimseler, Mevlânâ’ya bilmezliğin cahilliğinden laflar ettiler, öyledir, vasat, zayıf düşüncelerde, zaaflar mutlaka ortaya çıkar...
*
Hüdavendigar dedi ki :
O'nun ışığı vurmazdan önce ölü bir nakıştım
sadece taş duvarlarınızda.
O, elindeki yay ile vurmazdan önce tellerime;
hep aynı nağmeyi çalıp söyleyen,
kendi sesine yabancı bir kuru rebaptım.
ben onun avucunda bağlar, bahçeler ağaçlar görür;
deryalar gibi geniş, deryalar kadar berrak sular görürüm.
O'nun avucunda çıkan ağaçların gölgesinde dinlenirim.
lâkin siz bunların hiçbirini göremezsiniz."
ayrılık ve özlemden ölüyordu ki,
Hazreti Şems, Mevlana'ya bir mektup yazdı,
dedi,
**
«Mevlânâ'ya malûm olsun ki, bu zaif hayır duası ile meşguldür. Hiç bir yaratıkla ilgisi yoktur.
her birinin, ahvali sohbet sırasında anlaşıldıktan ve dostlar ayrı ayrı kendilerini gösterdikten sonra, ancak pek değerli, diri gönüllü bir dervişe rastladım.
öyle bir derviş ki, Mevlânâ, eğer onun iç yüzünü, gerçek tarafını bilselerdi şüphe yok ki ona sevgi nazarıyla bakar, saygı göstermekten geri durmazlardı.
on yıldan fazladır ki burada bu duacınızın sohbetinde bulunmuş olan bu eski dost, Şam'a tekrar gelişimde bana yine dostluk ve aşinalık gösterdi.»
-*-
yeri bulunmuştu... Şam da Salihiye mahallesinden Cebel i Kasyun dağının eteğinden ses vermişti...
orada ... nefeslerin toplantısında...
Allah ...Allah... Allah... Allah... bir nefeste dört kere...
hüdavendigar nefeslendi, kendine geldi...
ancak Şems Hazretleri dönmüyordu...
süre uzayınca artık dayanamayıp ona yazdı...
*
Başlangıcı olmayan zamandan beri diri, yaratıcı, kudretli, bütün varlıkları ayakta tutan Ulu Allah'a ant içerim ki;
onun nuru, yüz binlerce sır açıklansın diye aşk ışıklarını parlattı.
onun eşi ve benzeri olmayan hükmü ile cihan aşk ile âşıklarla,
hâkim ve mahkûmlarla doldu.
Şems-i Tebrizî'nin tılsımlarıyle, büyüleriyle onun akla hayret veren hazinesi gizlendi.
Senin ayrıldığın günden beri ağzımın tadı bozuldu, mum gibi erimeye başladım.
Cemalinden uzak düşünce beden bir virane, can da o viranenin baykuşu oldu.
Aman ne olur, yine dizginleri bu tarafa çevir! Aşk filinin hortumunu yine şahlandır;
akşamım seninle aydın bir sabah gibi olsun Ey Şam'ın, Ermen ve Rum ülkesinin kıvancı sevgili...
-*-
Edeb i edeb, Sultan Veled yola koyuldu...
gönlü aşkla pervane olan Perrende
aşk yüzünü bir daha rum ülkesine çevirdi
hakikat derslerine o yolda devam etti Sultan Veled
bütün yolu yaya geldi suya toprağa batmadan...
Şems hazretlerini mevki makam ve aşk mensuplarıyla birlikte yolda karşıladılar...
Onun yüzünü görünce gül gibi açıldı, sevindi; vuslat da ayrılık bağlarından kurtuldu, özgür oldu. can ten ile birleşince söz şekerleşti. döküldü...
*
Ey canların etrafında döndüğü Hak ankası , çok şükür ki o Kaf dağından tekrar geldin!
Ey aşkın, kıyamet meydanının İsrafili
Ey aşkın aşkı,
Ey aşkın gönlünün istediği sevgili
Ey tek güneş, Yüz binlerce defa seni dinlemek arzusuyla aklım başımdan gitmişti.
Sence bilinen benim kalp sözlerimi,hep sağlam akçe gibi kabul eden sendin
-*-
aşkı ancak aşk şerh eder... bunun dışında tüm diller tutuludur...
-*-
ve sonra yine kayboldu ateşin kabı eritmesiyle, Şems i Perrende buhar gibi alemin tozundan hasıl , zira kabı aşk ile dolu olanın kemalatı şeb i aruza kadar yalnız kalmaktır...
mevlana hüdavendigar
bir daha şer' an göremedi onu...
anladı ki, bu alemde her bir zerreden ona nüfus eden bir şems vardır artık... ve hakikat, susuzluklar ... aşk ı ilahide nihayet bulur ancak...
-*-
senin ülken birdir sana,
-*-
yine de o naz uğruna koşturdu yıllarca... ve dedi;
Mevlana Hüdavendigar
*
"Biz Şam'ın âşığı başı dönmüş sevdalısı ve Şam delisiyiz.
Şam sevgilisine can vermiş, gönül bağlamışız.
Rum ülkesinden Şam tarafına, yârin yurdu olan Şam'a koşuyoruz;
onun akşam karanlığı gibi siyah kâküllerinden Şam'da tazeleniyoruz.
Salihiye dağında bir mücevher madeni var ki, onu aramak için Şam denizinde boğulmuşuz.
Eğer Tebriz'in Hak güneşi Şemseddin oradaysa, Şam'ın kulu kölesiyiz;
hem de ne mutlu bir kul ve köleyiz."
olumsuz düşüncelerini başkalarının üzerine sürenler,
zavallıdır.
kişiliksiz olmalarının verdiği bu his, önemsizlik,
onların canını yakar.
sevgiyi ise yalnızca güçlü insanlar bilir...
bir akşam saatinde Hazreti İbrahim'in kapısına şehrinden geçen bir yabancı geldi.
yorgundu, üstelik, bitkin ve parasızdı. bu nedenle barınacak yerlerde kalamamış, kimse de onu misafir etmemişti. Hz.İbrahim'inin vasıflarını bilen biri de, Hazreti İbrahim'in insanlara karşı çok cömert olduğunu, doğru insanlar topluluğunun babası diye anıldığını, onu misafir edip karnını doyurabileceğini söylemiş, onun evine yönlendirmişti. Kapısına gelince yabancı şöyle seslendi...Ey İbrahim, bu akşam beni evinde yatırır, aç karnımı doyurur musun diye kapıdan seslendi...İbrahim kapıya geldi...Tabii... dedi. buyur gel... seni evimde ağırlar karnını da doyururum... fakat batıl olan inançlarını bırakıp bana bu nimetleri bahşeden, sana hizmet etmemi sağlayan Rabbime inanman, doğru insanlar arasına girmen, bunu kabul etmen gerekir... Önce Rabbime iman etmelisin... dedi...Yabancı kapıda durdu... yani inanmazsam beni ağırlamayacak karnımı doyurmayacaksın... Hazreti İbrahim,Rabbime iman etmelisin diye yineledi sözünü...Yabancı istemem dedi... yatağını da... yemeğini de... senin Rabbini de istemem... aç kalırım daha iyi dedi döndü yürüdü gitti...Hz.İbrahim önceki işine koyulurken Cebrail Aleyhisselam vardı ansızın yanına... dedi ki; "Rabbim o yabancıya neden böyle davrandığını soruyor... ""o yaşa gelinceye kadar, inançsız haliyle onun rızkını verdim... şimdi sana ne oluyor da onun bu akşamki rızkını şarta bağlıyorsun... ey İbrahim, git hemen o yabancıyı bul, özür dile... evinde ağırla, karnını doyur, ihtiyaçlarını gider ..." Eyvâh dedi Hz. İbrahim, ben ne ettim...derhal koşturarak yabancının ardına düştü görünce ardından ünlendi...Ey mübarek kişi dur ... dur... yetişti vardı yanına... Uzun boyuyla eğildi ellerini bacaklarına yaslayarak nefeslenirken...Senin için Rabbimden azar işittim...haydi gel evime gidelim misafirimsin...Yabancı ne oldu da beni evine çağırıyorsun deyince... Rabbim sana davranışımdan dolayı beni azarladı dedi...Yabancı şaşırdı, meraklandı... Ne dedi Rabbin sana ne dedi.Hz.İbrahim, Rabbim dedi ki " Ben Onun Tigris'in (Dicle) kıyısında doğumundan bu yana 67 yıllık hayatında rızkını hiç kesmedim... Yaşadığı Ninova esenlikli olmadığı zamanlarda bile aç bırakmadım... Şimdi sen nasıl onun rızkını şarta bağlayıp vereceğin yemekten, ağırlamaktan uzak tutarsın sana ne oluyor diye azarladı beni...deyince...Yabancı Tigris kıyısında doğmuştu... Ninova da yaşıyordu... hesabına göre bu alemde altı on yıl ve yedi tek yıl yaşamıştı... Senin Rabbin bunları nerden biliyor dedi...Rabbim bu alemde olan her şeyi bilir diye yanıtladı Hz.İbrahim Bir daha söylesene Rabbin ne dedi tam olarak...diye şaşkınlığını sözleriyle sürdürdü yabancı... Hz.İbrahim "Rabbim dedi ki ben onun kafir huyuna bakmaksızın onca yıl rızkını verdim, zor zamanlarında onu korudum (Kafir; üstünü örten hakikati gizleyen) sen nasıl olurda onun rızkını keser, şarta bağlarsın, git ondan özür dile, kendini affettir al sofranda karnını doyur evinde yatır ve diğer söylenenleri tekrar etti yabancının gözleri doldu Yani dedi senin Rabbin ben ona inanmadığım halde beni bu güne kadar korudu rızkımı verdi öyle mi bu akşam karnımı doyurman için seni azarladı ha! sende benden özür diliyorsun Hayatıma dair bilmediklerini onun söylemesiyle biliyorsun bir an sessiz kaldı Ey İbrahim, senin Rabbin doğrudur, bende senin Rabbine inanıyorum dedi ağlayarak Hz.İbrahim'e sarıldı, (her bir insan bilmediğine yabancıdır...oysa bu alemde yabancılık yoktur insana)
büyük duvarın türküsü (9)
sonra nemi oldu
İskender Asya'ya doğru M.Ö 334'te
doğu seferine çıktı
Gaugamela Savaşı’ndan sonra
Pers Kralı III. Darius, Thara adındaki
Parni köyüne sığındı
İskender 'in doğu batı sentezi Asya'yı kuşattı
MÖ 323 yılında Büyük İskender aniden ölünce
helenistik iradelerin kuşattığı bölgelerde
gücü elinde toplayan, bir araya gelmeyi beceren sürgün göçebelerden oluşan
Parth'lar üç yüzyıl hüküm sürdü
Gorgan topraklarının da
olduğu
bir ucu Türkmenistan sınırına dayanan coğrafyasında
Hazar denizinin güneydoğusunda
Mazenderan bölgesinin doğusundaki
bu tarihî şehir
Gorgan eyaletinin merkeziydi
Gorgan'ın Sâsânîler’in tarihinde
önemli bir yeri vardır.
Bölgede Kisrâ I. Enûşirvân zamanında
yapılan
Şehristân-ı Yezdicerd
ve Şehr-i Pîrûz kaleleriyle
kuzey sınırı boyunca uzanan surlar,
Dihistan’daki göçebe kabilelerin
ülkeyi istilâ etmelerine engel olmuştu
İslâm coğrafyacılarına göre
Ortaçağ’da Cürcân şehri aynı adı taşıyan nehirle ikiye ayrılmıştı nehrin doğu yakası Cürcân (veya Şehristân),
batısı ise muhtemelen oraya iskân edilmiş olan bir Arap kabilesinin adına izâfeten
Bekrâbâd diye anılıyordu.
sonra nemi oldu
Tarihçi Herodot Amasya'lı Strabon İskenderiyeli Appinaus Romalı Justinus
Parthların kökenlerini yazdılar
Flavius Arrianus Kapadokya Valiliği yaptığı dönemde Parthika adlı eseri yazdı
Asurlular da vardı kimin ne olduğu hakkında
bilgi veren fakat bilinen
İskitler Sakalar Kuzey Kafkasyalılar İranlılar Magusların etkisi buradaki göçebe halkları ortak bir kimlikle bir araya getirdi
sonra nemi oldu
Tanrı tarafından korunmuş
onun iradesiyle iktidar olmuş
yetkilendirilmiş
bir iktidar/velayet düşüncesi
gereken vakitte lâzım gelen
“yol göstericilikte bulunma;
Avestadan yani Tanrılıktan,
Zerdüşt'lükten yani peygamberlikten beslendi
Ehrimen, kötülük ilkesine karşı
Ahura Mazda, iyi olan herşeyin yaratıcısı
Tanrı bilgeliği ilkesini
güzel ahlakla öne çıkardı,
adaletiyle hüküm kıldı,
Aradvu Sura Anahita;
pak'lığın iffetliliğin
Mirhra da ışığa aydınlığa yönelmenin
şarkısına Tanri'nın katından eşlik etti.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
büyük duvarın türküsü (8)
sonra nemi oldu
manalar denizinden
esintilerini sunan
şeksiz ve şüphesiz
baht yıldızını
kullarına bahşeden
Yüce Tanrı'mıza hamd olsun
O'nun fıtratına uygun her yaşayış
O'nun denizinde
manaya açılan bir gemidir
o ışığın aydınlığını taşıyan
o sultanın ruhu da
bu fakirin ruhu da aynı hamurdandır
sonra nemi oldu
ey vardığı her yeri gül'zar eden
güllerin sultanı
korkudan ve şüpheden münezzeh
aydınlık bakışlı
sen ki sabahımın güneşi
gecemin lacivertini ışıklarıyla
erguvan’a çevirensin
sonra nemi oldu
vaktidir diye
güneşin yeryüzüne
akıttığı renklerden
güzelliklerle tüylerini bezediği
tuti dilli dudu kuşu uçuverdi bahçeye
dedi ki, dudu kuşu
iki sözüm var dilerseniz size
birincisi o güzeller güzeli gülün, saran rical'i olmasa
söz nasıl aşk'ın evinden izinsiz çıkar
bu alemde vücut bulur
ikincisi baht yıldızı Tanrı nurundan parladığında felekler tutsak burçlar tutulu olur "ol..." emrinin kipinde
O'nun rızasıyla o rızanın tecellisine
sonra nemi oldu
sevgili sevgili
müşteri kuşu kafesinden çıkar
yay gibi zuhal kuşu da kafesinden ayrılır
zebercetlerin lal taşlarının üzerinden seken bir oğlak gibi gök evinin sabit yıldızlarının 8. bahçesinde buluşur
bilir misin lâl dudak dudağa konuşur
yakinin aşkından seyri doyumsuz an'ları
müşahede ederler
sen yeter ki
yakin'in nereden doğduğunu bil
sonra nemi oldu
cancağızım kuş ruh’tur kafes de beden
gönül tahtının sahibi de
vakt varıncaya kadar bekleyen
liyakatini beslemiş aklın yerini heves alınca huylar adetler değişir
hevesten çıkınca akıl huyuna döner aşk
akıl duygu his olanı manayı ister
bunu bilir o emeği gayreti
tevfik ile buluşturan o hale varandan esirgemez
sonra nemi oldu
zira aşk
"eyvah manamı kaybettim" derse
aşkı taşıyan ateşinin içinde kül
yaşadığı her yer de harabat olur
ayrılık ateşiyle yananın vuslatsız iflah olması görülmüş bir şey değildir
ateş sönmemiş ise yakmaya devam eder
canı yanan da ondan şikayet eder
Yüce Tanrı baht yıldızını ayırmasın
güzel işler yapanları da
Hazar'ın yıldızı
bahtının yıldızından
büyük duvarın türküsü (7)
sonra nemi oldu
görünen nesnelerin ardında
görünmez bir alem
bir hakikat var
öyle ki
bidayet ile nihayeti ve arasındakileri
sonsuzlukta kuşatılmış
bir bütünün içinden
aşk ve cezbe ile söyleyen
sonra nemi oldu
aşk yolunda
kıymetli ve doğru olan
söylemek değil, dinlemekdir
Belh'li
Muhammed bin Muhammed bin el-Hüseyn el-Hatibi el-Belhi el-Bekr
babası Bahaeddin Veled'in yanında
beş-altı yaşındayken
Belh, Nişaburdan başlayıp çok yollar kat'etti.
sonra nemi oldu
ülkeleri mekanları kişileri, alimleri hak ehillerini Bağdat'ı Kabe'yi Medine'yi Şam'ı ve aralarındaki şehirleri gördü Anadolu'ya geldi
O Anadolu ki yeryüzünün yedi ışığının ilk'idir
Babası Sultan ül Ulema Bahaeddin Veled, Seyyid Burhaneddin Muhakkik Tirmizi, Şems i Tebrizi Muhyiddin İbn i Arabi, Şehabettin
Sühreverdi Feridüddin Attar Hakim Senai den benim bilmediğim deryalardan feyz ve ilham aldı.
sonra nemi oldu
Hüdavendigar, dedi ki; hamdım piştim Elhamdülillah...
tertemiz ve saf olan halkı aynı dinde ikiye ayıran
birini cennete
birini cehenneme koyan
ve halkına duracak yer bırakmayan
yaşam ile ölüm arasında
enaniyetler köprüsü üzerinden
şeytanlık işleyen
vaizlerin sarmaya başladığı
hasetçiler in, tarikatların
birbirini boğazladığı
iktidarın iktidarların
iktidar olma arzusunu taşıyanların
içindekileri kustuğu
din soy tariklerle ayrışmaların
doğduğu büyüdüğü Anadolu'da
sonra nemi oldu
Bişnev in ney çün şikâyet mî küned,
Ez cüdâyîhâ hikâyet mî küned
dinle, nelerden şikayet etmekte ney
onun içli sesi ayrılıkları hikayet ediyor dedi
Hüdavendigar,
sonra nemi oldu
şimdi,
gülistanın bereketli topraklarına dönelim
Hazaŕın yıldızının ülkesine
büyük duvarın türküsü (6)
'esâtîrü'l-evvelîn
geçmiş kavimlerin masalları'
sonra nemi oldu
İbretler, dersler, geçmişin masalları denilen bilgeliklerden, yaşanmışlıklardan çıkar
Kuran'da nice kıssa vardır işlerin hakikatini anlatan, insanın çaresizliğini çözen, hidayet yolunu gösteren
sonra nemi oldu
Kuzıstan ülkesinin hükümdarı Nasır Lek
Gazneliye mektup yazdı Firdevsi hakkinda
Gaznelinin eline mektubun geçtiği gün
Gazneli Cami duvarına yazılmış o beyiti okudu
"Şah, Sultan Mahmud, padişah oğlu padişahtır
güneş ve ayın kubbesi onunla gururlanır”
sonra nemi oldu
gözlerinden yaşlar süzüldü
Gaznelinin yakın çevresinde dört yüz civarında alim bilge kişiler ve Gazne'de çok büyük bir kütüphanesi vardı Firdevsi ise yanında sarayındaydı, sebep gördüğü Meymenetsiz vezirini astırdı.
12 deve yükü altını kervanla Tus'a yolladı
sonra nemi oldu
Rivayet O'dur ki kervan bir kapısından Tus şehrine girerken Ebü’l-Kāsım Fahreddin Firdevsî Tus'un bir diğer kapısından ebedi yolculuğuna çıkmıştı.
sonra nemi oldu
her şeyin sahibi olduklarını zannedenler
belli bir zaman sonra
hiçbir şeyin sahibi olmadıklarını anlayacaklar!
her şeyin Allah’a döndüğü gün
artık karşılıklı sebep ve ilişkilerin ortadan kalktığı o gün
Tus Serah yolunda Ribat ı Mahi Kervansarayı
vardır Firdevsinin 12 deve yükü altını oraya harcanmıştır.
büyük duvarın türküsü (5)
sonra nemi oldu
hakikati arayanlar
hakikati bulur
hakikati bilenler,
davranışını ona uydurur,
sonra nemi oldu
hakikati duyanlar
müşteri olmak konusunda
kendince şüphecidir
bir kısmı da cimridir
küçümseme duygusuyla
hareket eder
böylece hakikatin dışında
suretler, siretmiş gibi görünür
ışık yüzüne vurursa
ardında gölge olur
meydan ışığa boğulduğunda
hiçbir yerde gölge kalmaz
hakikat
apaçık ortada durur
yüzünü gösterir
sonra nemi oldu
a şaşkın görmez misin
Tanrı hakikati
yıldızları gökyüzünde hizaya dizer
yüz milyarlarca hesap etsen
o esasın kapısına
varamazsın
yer ve zaman eşiğini aşıp
sonra nemi oldu
enaniyet yaklaşınca
uzak durman gerekir
matahlık bende deme
düşmanı dostu bil
küçümseme etme işte
sus ta bataklığa girme
emraz ı aver
şaşılık hastalığıdır
dünya ikilikten hasta olmuş
enaniyetler buradan irelmiş
hayatı hasta etmeye
devam etmiştir
sonra nemi oldu
hal bu iken
eser tamamlandı
Ayaz alıp padişaha götürdü
Gazneli pek memnun oldu
vezire 'caizeyi verin' dedi
vezir önce altını gümüş e çevirdi
yük'lük olarak biçimledi
bir yük'lük gümüşü gören
ve bunu Gazneli'nin veziri
Haseni Meymend'in
yaptığını duyan Firdevsi
öfkeyle kalktı zararla oturdu
bir anlık öfkesiyle
gelen yükü üçe taksim edip
üçte biri Ayaz'a
üçte biri kapı önündeki dilenciye
üçte biri de
bir bardak limonlu şerbet karşılığı
şerbetçiye verdi
Ayaz ne yaptığı sorulunca
bu durumu Padişaha anlattı
sonra nemi oldu
sarayda Padişah, Ayaz
ve özel hizmetkarı dışında
kimsenin giremediği
özel odası, özel bahçesi olan Firdevsi
bir anda sarayda
can pazarına düştü
Ayaz'ın yardımı
verdikleriyle
gizlice saraydan çıktı
ömrünün son yılları
kaçmakla saklanmaya
çabalamakla geçti
sonra nemi oldu
liyakati edeb ile büyüt
Ayaz gibilerden kendine dost tut
sana yapılanların çok fazlası
bu sarayda ona yapıldı
onun huyuylan huylan
saray ibreti alem yeridir
sonra nemi oldu
saray bu alemden
alem de sarayın halinden beslenir
hani bunun mülk sahibi diye
ne saray sorar ne de alem
Allah'ta buyurur
'mülkümde şerikim yoktur diye
Ey Hazar'ın yıldızı bu dünyada
sağlık huzur ve eminlik iste
onun tadı nice güzellikleri hikmetleri
sana bahşeder
büyük duvarın türküsü (4)
sonra nemi oldu
Pîşdâdîler, Keyânîler,
Eşkânîler ve Sâsânîler
döneminde yaşandı tüm bunlar
Cemşîd vardı, Dahhâk vardı,
Gâve vardı, Ferîdun vardı,
atası Sam olan Zaloğlu Rüstem vardı,
Efrâsiyâb, Keykâvus, Keyhusrev,
İsfendiyâr, Dârâ, İskender
Bağdat Musul Kerkük Tebriz Hamedan
Rey, Isfahan, Kirman, Mekran,
Şirazlı dostumuzun doğduğu yer
Harezm, Nişabur, Cürcan, (Gorgan) Tus,
Herat, Behl, Merv, Semerkand, Buhara
Gazne, Kandahar, Kabil, Agra, Delhi
ve yanına koyacağınız şehirler
sonra nemi oldu
Şehnâme’de yaşanılan inanç vardı
Avesta'dan, Tevrat'tan Kur’an'dan
kültür vardı eski İran tarihinden
İran illerinden ve Turan illerinden
ve Hind'ten Çin'den yansıyan
Şah'lara yazılmış övgüler de
millet sevgisi vardı
eski günlerin özlemi vardı
İyilik güzellik esenlik arzusu vardı
gayeden maksat
İran halkı mesud bahtiyar olsun,
aynı dilin duyguları hikaye edişi
tarihsel konular
mitoloji
kahramanlık hikâyeleri
İran’ın Ulusal Destanı vardı
dünyadan kayboldu
silindi gitti denilmesin diye
üstüne yeni yaşanılanlar
gelince unutuldu denilmesin diye
o yad edilen güzel şeylerin
işlenen kötülüklerin
savaşın, savaşların
hayata zararının
ve kıymetinin bilinmesi
barışın kardeşliğin
sonra nemi oldu
ticaret alış veriş hep var oldu
beğenmek
sevmek tutulmak
aşık olmak
insanın fıtratına ait olan
her şey
ve bu alemin yaratılış fıtratına
aykırı olan
enaniyetlerin mahsulü de
sınırları olsa da ülkelerin
olmasa da
üç azalan beş yükselen vergilerle
ihtiyaç olan ve
beş duyuyla ihtiyaç edilen
muhtaç edilen
hani o gitme gelme'lerin
bilmelerin, tanışmaların
yolunu açan
sonra nemi oldu
demek ki iyilikler ve kötülükler
anlatılacak
iyilikler hanesinde iyiye güzele dair herşey
kötülükler hanesinde kötü olanlar
ve insanın karşısına karışık çıkıp ta
ayıklanması yerine konulması gerekenler
hakkı yerine koymak
sonra nemi oldu
öyleyse
büyük duvarın türküsü'nde
kocaman bir hayat var
zemini ayakların bastığı
gördüğü gittiği yer
yaşadığı zaman o an olan
ve hangi zamanı var insanın
ey Hazar'ın yıldızı
büyük duvarın türküsü (4)

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
büyük duvarın türküsü (4)
sonra nemi oldu
Pîşdâdîler, Keyânîler,
Eşkânîler ve Sâsânîler
döneminde yaşandı tüm bunlar
Cemşîd vardı, Dahhâk vardı,
Gâve vardı, Ferîdun vardı,
atası Sam olan Zaloğlu Rüstem vardı,
Efrâsiyâb, Keykâvus, Keyhusrev,
İsfendiyâr, Dârâ, İskender
Bağdat Musul Kerkük Tebriz Hamedan
Rey, Isfahan, Kirman, Mekran,
Şirazlı dostumuzun doğduğu yer
Harezm, Nişabur, Cürcan, (Gorgan) Tus,
Herat, Behl, Merv, Semerkand, Buhara
Gazne, Kandahar, Kabil, Agra, Delhi
ve yanına koyacağınız şehirler
sonra nemi oldu
Şehnâme’de yaşanılan inanç vardı
Avesta'dan, Tevrat'tan Kur’an'dan
kültür vardı eski İran tarihinden
İran illerinden ve Turan illerinden
ve Hind'ten Çin'den yansıyan
Şah'lara yazılmış övgüler de
millet sevgisi vardı
eski günlerin özlemi vardı
İyilik güzellik esenlik arzusu vardı
gayeden maksat
İran halkı mesud bahtiyar olsun,
aynı dilin duyguları hikaye edişi
tarihsel konular
mitoloji
kahramanlık hikâyeleri
İran’ın Ulusal Destanı vardı
dünyadan kayboldu
silindi gitti denilmesin diye
üstüne yeni yaşanılanlar
gelince unutuldu denilmesin diye
o yad edilen güzel şeylerin
işlenen kötülüklerin
savaşın, savaşların
hayata zararının
ve kıymetinin bilinmesi
barışın kardeşliğin
sonra nemi oldu
ticaret alış veriş hep var oldu
beğenmek
sevmek tutulmak
aşık olmak
insanın fıtratına ait olan
her şey
ve bu alemin yaratılış fıtratına
aykırı olan
enaniyetlerin mahsulü de
sınırları olsa da ülkelerin
olmasa da
üç azalan beş yükselen vergilerle
ihtiyaç olan ve
beş duyuyla ihtiyaç edilen
muhtaç edilen
hani o gitme gelme'lerin
bilmelerin, tanışmaların
yolunu açan
sonra nemi oldu
demek ki iyilikler ve kötülükler
anlatılacak
iyilikler hanesinde iyiye güzele dair herşey
kötülükler hanesinde kötü olanlar
ve insanın karşısına karışık çıkıp ta
ayıklanması yerine konulması gerekenler
hakkı yerine koymak
sonra nemi oldu
öyleyse
büyük duvarın türküsü'nde
kocaman bir hayat var
zemini ayakların bastığı
gördüğü gittiği yer
yaşadığı zaman o an olan
ve hangi zamanı var insanın
ey Hazar'ın yıldızı
büyük duvarın türküsü (4)
büyük duvarın türküsü (3)
sonra nemi oldu
Ayaz'ın marifetini görünce tüm beyler
dediler ki;
"bu anlayıs doğuştan gelen bir zekâ işidir.
Yüce Tanrı'nın bâzı insanlara verdiği özel lütfu ve ihsanıdır. yoksa çalışmakla elde edilecek bir özellik değildir.”
Gazneli onu, bir ceylan avı esnasında yolunu kaybettiğinde tanımıştı.
Ayaz'ın basiretli hal ve davranışlarını görünce küçük yaşta onu ailesinden hizmetkar olarak yanına almıştı.
sonra nemi oldu
ki Gazneli Mahmut'un
babası Sebuk Tigin de
(memluk, gulam)
Karluk Türkü bir köleydi
öyle ki; onlarda,
Selçukluların selefi olan Gaznelilerin
bu iki büyük lideri
Sâmânî ordusunda komutanlık yapan memluklardı.
sonra nemi oldu
Gazneli Mahmud
Sâmânîlerin bir nevî
halefi olarak kabul edilir.
çocukluğundan itibaren
görüşünü,
ahlakını,
görgüsünü
kültürünü oranın nüvesinden
özünden alan
sonra nemi oldu
kendisi için tamamladığı Şehnâme'de
Firdevsî Gazneli için, Şahname de şöyle yazdı
"Biri dedi: —"Bu Rum ile Hind'in şahıdır
Kannüc'dan Sind denizi önüne kadar, İran ile Turan'da herkes ona kuldur,
Onun düşünce ve buyruğu ile yaşar
Kişmir'den Çin denizine kadar, hükümdarlar onu ta'zim ederler..."
Gazneli, o çok sevdiği
haznedarının
Ayaz'ın odasında
kendi kendine
o sakladığı
saraya geldiğindeki kıyafeti ile
konuşmasına şahit olunca,
dedi ki;
av esnasında
yolumu kaybettiğimde
seni buldum
terli ve yorgundum
susamıştım
bu hizmetinin hikmeti
önünü ardını görenlerin
gönül gözünden,
bugün de
öfkeden
dolduruşa gelmekten değil
fakat
merakımdan
yolumu kaybettiğimde
yine senin halini buldum
dilsiz dudaksız
şeksiz şüphesiz
bana verdiğin güvenin ipine sarıldım
kasr'ımda
Yusuf gibi ahlaklı
hiçbir lekeyi kaldırmayan
süt gibi ak
doğruluğu
Tanrı nuru tarafından korunmuş
heva ve hevesten arınmış
tertemiz
sonra nemi oldu
İslâm ordularının İran'ı ele geçirmesinin ve Saffârî egemenliğinin yıkılmasının ardından
İran'da iktidarı ele geçiren ilk yerli yönetim
Fars kültürünü yükselten Samanilerdi
sonra nemi oldu
Ey Hazar'ın yıldızı
Cürcan eyaleti ne yazlar, kışlar gördü
bu alemde herkes
ve her yer
yaşanmışlığa köledir...
Büyük duvarın türküsü (3)
Marmara denizin de deprem!!
Şehrim/de çok hissettik 6, 2 büyüklüğü
Çok sallandık!!😔😢
Çok korktuk!!!!😔
Allah'ım korusun hepimizi🤲
Yine oluyor yazarkennn😔😢
Geçmiş olsun Rabbim esirgesin...😢
büyük duvarın türküsü (2)
sonra nemi oldu
bu arada,
eski İran kahramanlarından Neriman’ın soyundan geldiğini iddia eden Merv’Ii Serviâzad,
Gazneli Mahmut'a
ailesince
Sam, Zâl ve Rüstem’e ait olarak saklanmış hâtıraları sundu.
ülkenin her yerinden, yakın coğrafyalardan geçmişe dair hatıralar konusunda yazılmış eser ve işaretler yağıyordu.
Böylece Mahmud, manzum bir hale sokarak esaslı ve etraflı bir tek kitap haline getirtmek istediği malzemeyi yavaş yavaş toplamış oluyordu.
sonra nemi oldu
bu aşk nereden geliyordu, sarayında
İran'ın olağanüstü hikayelerini duymak bu geçmişi yaşamak arzusu,
Devletin kılıcı diye övülen Gazneli Mahmut, Nasır ud din ve'd devle diye anılan bir babanın, Sebük Tigin'in oğludur.
sonra nemi oldu
cesur bir adam olmasının yanında,
Nişabur'da sipersalar olarak görev yaptığında;
(farsça; Sipeh; Ordu Salar; Komutan)
o'nun adaleti, merhameti,
doğru işler yapması,
hayatın işleyiş düzenine saygısı,
yoksulları gözetmesi,
bilgeleri alimleri çevresine alması,
Nişabur'u;
Horasanın güneşine genişlik,
gün ile tün ü aydınlatan
parlayan yıldızlarından biri yapmıştı.
sonra nemi oldu
yeryüzünün en güzel destanlarından biri olan Şahname'de,
İranlıların Turanlılarla olan mücadeleleri
İranlı hissiyatı ile yazılmıştır.
Türkler'in İran'a göçleri ve hâkim olmaları sonrasında
İranlıları onurlandırmak,
bu kardeşliği büyütmek için
Gazneli Mahmud'un teşviki ile
kendisi de bir İranlı olan
Tus'lu Firdevsi tarafından
Şahname yazılmıştır .
sonra nemi oldu
Hazar'ın yıldızına
söz olsun
büyük duvarın türküsünü
yazmaya doğru yürüyoruz
(2)
büyük duvarın türküsü (1)
sonra nemi oldu
Büyük Hakan Efrasiyab,
dağları ovaları platoları
akınlarla aşmayı
denizleri gölleri akarsuları
hızla geçmeyi
savaşın sahnesinde
nerde kaç ağaç var
o mevsim hangi hava var
ruzgar nereden eser
bilir
savaşın tüm mekanlarını
adım adım ordusuyla adımlar
müstahkem bir yerde otağını kurar
cenk savaşını oradan başlatır
savaş sanatını
akıl üstü teknikler
sürat ve tahakküm üzerine kurarak
cesaret liyakat ile icra ederdi
oysa öncesinden
savaşta bozguna uğramış gibi
öyle bir bozgun olursa
ne yapılacağına varıncaya kadar
incelikle aklında savaşı başlatır
ve bitirir
gerçek savaşa ancak böyle
başlardı.
Sakaların en büyük komutanı oydu
İskitlerin Sakaların kraliçesi Tomris ten sonra
geniş coğrafyalarda
at sürmek kılıç şaklatmak
sadaktan ok çekmek
onun ruhunda vardı...
Gazneli Mahmut,
Onu bu coğrafyanın hakimi
Törokların atası bilirdi.
Şahname'de Firdevsi de
aynen böyle yazmıştı;
İran millî destanında
İran düşmanı olarak gösterilen
Efrasiyab; Turan hükümdarı,
korkunç bir savaşçı
ve büyük bir kumandan olarak
geçmişti, hatta
kötülük ilâhı Ehrimen’in
yeryüzündeki temsilcisi sayılırdı
Bu coğrafyada
Türkler ve İranlılar tarih boyunca
ortak bir geçmişin paydaları olarak
başından sonuna kardeştir, birlikte yaşamışlardır...
sonra nemi oldu
Tur'lar İr'ler Sakalar İskitler
yani Turan ve İran halkları
Ahameniş imparatorluğu
yani
Antik Pers imparatorluğu...
sonra nemi oldu
Hazar'ın yıldızı
Büyük duvarın türküsü
(1)

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
deryaya açılan bir vapurdasın
altın deniz, üstün bulut
ardında sevdiklerinin olduğu
bir İstanbul
❤
sonra nemi oldu
Alissa Zinovievna doğdu.
dedi ki;
“Bir gün, hiçbir şey üretmeyenlerden izin almadan bir şey yaratamayacağını fark ettiğinde;
para akışının mal veya hizmet üretenlere değil, sadece ayrıcalıklarını kullananlara yöneldiğini gördüğünde;
birçok kişinin çalışarak değil, yolsuzluk ve etkilerle zenginleştiğini anladığında;
yasaların seni onlardan korumak yerine, onları senden koruduğunu fark ettiğinde;
yolsuzluğun ödüllendirildiğini ve dürüstlüğün bir fedakarlık haline geldiğini keşfettiğinde,
işte o zaman, toplumunun mahkum olduğunu tereddütsüz bir şekilde söyleyebilirsin.”
sonra nemi oldu
İnsan fıtratına aykırı ve insanı canlıyı yok eden bu düzende,
herkes kocaman bir yalan dünyasının içinde
gerçeklikten kopmuş bir zamanda yaşıyor
bunu görmeyen söylemeyen herkesi kendinizden, düşüncelerinizden uzak tutun...