Tüm Hikayeler Alıntıdır ...

⁂
Fai_Ryy
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
h
Cosimo Galluzzi

Love Begins
Misplaced Lens Cap

❣ Chile in a Photography ❣
wallacepolsom

oozey mess

@theartofmadeline
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
Jules of Nature
Monterey Bay Aquarium
Peter Solarz
Claire Keane

Kaledo Art


görüldüğü yer United States
görüldüğü yer United States
görüldüğü yer United States

görüldüğü yer United States

görüldüğü yer United States
görüldüğü yer United States
görüldüğü yer United States
görüldüğü yer United States
görüldüğü yer United States
görüldüğü yer United States
görüldüğü yer United States

görüldüğü yer United States
görüldüğü yer United States
görüldüğü yer United States

görüldüğü yer Netherlands

görüldüğü yer Poland

görüldüğü yer United States

görüldüğü yer United Kingdom

görüldüğü yer United States
görüldüğü yer Brazil
@evliazgnbyn
Tüm Hikayeler Alıntıdır ...

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Köyümüzün Amcıkları (21. Bölüm)
Önceki Bölüm
Perşembe günü saat 12:30 gibi kasabadaydım, Halime'yle önünde buluşacağımız bilgisayar kursunu bulmak için biraz erken gitmiştim. Ama fazla aramama gerek kalmamıştı, kolayca buldum, çarşının göbeğinde, altı pasaj olan büyük bir binanın 2. katındaydı.
Üst katlarda ise bir Dişçi, bir Avukat ve bir Muhasebecinin tabelaları vardı. Daha üst katlarda ise tabela falan yoktu, perdelerden anladığım kadarıyla normal ev olarak kullanılıyordu. Arabayı yan sokağa bırakıp, pasajın içindeki çay evinde oturup beklemeye karar verdim.
Doğru yerdeydim, ama her ihtimale karşı, çay evini işleten çocuğa bilgisayar kursunun başka yerde girişi çıkışı olup olmadığını sordum. Çocuk da başka giriş olmadığını söyleyip, "İlan için mi geldiniz hocam?" dedi. "Yok, ne ilanı?" dediğimde, çocuk bilgisayar kursunun satılık olduğunu söyledi.
Çocuk beni gazetedeki ilanı okuyup, bilgisayar kursunu satın almak için araştırmaya gelen bir müşteri sanmıştı. Doğrusu 20 yıl düşünsem bir bilgisayar kursu satın almak aklımın ucundan geçmezdi. Ama aslında hiç te fena bir fikir değildi.
Bizim köy başta olmak üzere, tüm civar köylerde gençlerin bilgisayar kullanma konusunda ya hiç bilgileri yoktu, yada çok büyük eksikleri vardı. Bu devirde de bilgisayar bilmeyenlerin iş bulması zordu. Bu işi ciddi ciddi tartmaya karar verdim. Nasıl olsa param vardı, Nurcan'ın hesabıma aktardığı para bankada kuzu kuzu yatıyordu.
Çayımı getirdiğinde, çocuğa bilgisayar kursu hakkında bazı sorular sordum. Kursiyerler boş zamanlarında hep çay evine takıldıkları için, çocuk bilgisayar kursu hakkında hemen hemen herşeyi biliyordu. Sahibinin emekli bir öğretmen olduğunu, adamın acil paraya ihtiyacı olduğunu, fiyatı da onun için Kelepir tuttuğunu falan anlattı çocuk.
Eskiden adamın kendisi de ders veriyormuş, ama sağlık durumundan dolayı ders vermeyi bırakmış, şu anda sadece Meltem hoca ders veriyormuş. Çocuğa yaklaşık öğrenci sayısını, bir kurs döneminin kaç ay sürdüğünü falan da sordum…
Çocuk bu konuyla ciddi ciddi ilgilendiğimi görünce, "Hocam isterseniz yukarı Meltem hanımın yanına çıkın, bir de ondan fikir alın. Hem diğer dairenin durumuna da bakarsınız?" dedi.
Şaşırmıştım, "Bir de daire mi var?" diye sordum. Ve öyleymiş. O kattaki dairelerin ikisi de aynı adamınmış. Adamın asıl niyeti iki daireyi birleştirip kursu büyütmek ve dershaneye çevirmekmiş, ama sağlık durumu bozulunca bu işten vazgeçmek zorunda kalmış.
Çocuk adamın istediği fiyatı söylediğinde, bir kez daha şaşırdım. O anda şöyle bir düşündüm de, harbiden iki daire için istenilen fiyat (42.000 Euro) çok Kelepir idi. Hem bu civarda başka bilgisayar kursu olmadığı için iyi bir yatırımdı, hem de diğer daireyi 'Özel işlerim' için kullanabilirdim!
Çocuğa, "Meltem hanımın yanına sonra çıkarım, önce halletmem gereken başka işlerim var!" dedim. Çocuk ta, "Tamam hocam, bence bu fiyata kaçırmayın, alın, pişman olmazsınız!" dedi.
Çayımın parasını ödeyip çıktım. Saat 13:00 olmak üzereydi, pasajın girişi önünde bekliyordum. Halime yanında iki kızla birlikte göründü, benim arabayı parkettiğim sokaktan geliyorlardı. Kızların ellerinde defter kitap vardı. Halime ayaküstü, Müge ve Birgül ile beni tanıştırdı. Onlar da yakında Halime'nin çalıştığı Otelde işe başlayacaklarmış.
Sonra kızlar bizden ayrılıp pasaja girdiler, bilgisayar kursuna gidiyorlarmış. Müge ve Birgül merdivenleri çıkarlarken dönüp Halime'ye gülümsediler ve el salladılar.
Kızlar gözden kaybolunca, Halime suratını ekşitip, "Tühh yaa, sadece 1 saat vaktim var! Çok kötü bir durum değil mi?" dedi. Ben de, "O halde burda böyle dikilip durmayalım! Ne yapalım, bir Cafeye falan mı gidelim? Yoksa parkta falan mı dolaşalım?" dedim.
Halime yutkunarak, "Şeyy… Akrabalardan gören falan olursa kötü olur! Kimsenin görmeyeceği bir yere gitsek?" dedi.
"Nereye gidebiliriz ki?" dedim. Halime avucunu açıp bir anahtar gösterdi ve "Bizim kızların kaldığı eve gitsek olur mu?" dedi. İyi olacak hastanın doktor ayağına gelirmiş. "Olur tabii!" dedim.
Halime, "Şu arabanın yanındaki apartmanın giriş katında, girince soldaki daire. Birlikte girdiğimizi gören olmasın, ben önden gideyim, sen bir iki dakika sonra gelirsin, tamam mı?" dedi. İçimden, düştüğüm durumlara gülerek, "Tamam!" dedim.
Halime gitti. Ben de pasajın önündeki marketten, bir gazete, bir paket sigara ve iki kutu da meşrubat aldım. 5 dakika falan sonra ben de tarif ettiği apartmana girdim. Halime dairenin kapısını aralık tutarak, kapının arkasında bekliyordu.
Beni görünce kapıyı biraz daha aralayıp, "Gir, çabuk gir!" dedi. İçeriye girdiğimde hemen kapıyı kapatıp kilitledi, heyecandan eli ayağı titriyordu. Yüzü de kıpkırmızı olmuştu.
Sanki kapının kilidine güvenmiyormuş gibi, sırtını da kapıya dayamıştı. Heyecanla nefes alıp verirken göğüs kafesinin inip kalktığını görebiliyordum. Farkında olmadan da alt dudağını emiyordu.
Halime'nin beni bu eve getirmesi herşeyi değiştirmişti. Bu da demek oluyordu ki, sadece kuru kuru muhabbet etmeyecektik. Ama nekadar ileriye gideceğimizi de bilmiyordum.
Halime'ye, "Ee, bir saati burda, koridorda dikilerek mi geçireceğiz?" deyip gülümsedim ve salona geçtik. Sigarayı, Gazeteyi ve meşrubatları sehpaya bıraktım ve evin diğer odalarına bir göz attım. Halime, "Merak etme başka kimse yok, kızlar tek kalıyor burda!" dedi.
Çekyata oturduk. Halime'nin elini tuttuğumda, elini çekmek için bir girişimde bulunmadı. Elinin sıcaklığı yine elimin içini terletmişti. Tek kelime konuşmadan birbirimizin gözlerine bakıyorduk. Ve birbirimizi istiyorduk.
Dudaklarımı yavaşça dudaklarına yanaştırdığımda, Halime de gözlerini yumup dudaklarını uzattı. Ve öpüşmeye başladık. Sakin sakin başlayan öpüşmemiz, birkaç dakika sonra vahşi bir yiyişmeye dönüştü. Yarağım da pantolonumun içinde çadırı kurmuştu.
Dudaklarımı dudaklarından çekmeden, Halime'nin gömleğinin düğmelerini çözüyordum. Tüm düğmeleri çözdüğümde, Halime gömleğini çıkarıp kenara bıraktı. Ben de dudaklarını bırakıp bembeyaz boynunu öpmeye başladım.
Halime başını arkaya atmış, göğüslerine inmemi bekliyordu. Fazla oyalanmadan göğüslerine indim. Göğüslerinin arasını ve göğüslerinin sütyenden taşan kısımlarını koklayıp öpüyordum. Bir göğsünü sütyeninden çıkarıp ağzıma aldığımda, Halime elini sırtına atıp sütyenin kopçasını çözdü ve sütyeni aramızdan çekerek çıkardı, kenara koydu.
Şimdi iki göğsünü de iki elime almış, hem okşuyor, hem de sırayla ağzıma alıp, uçlarını emiyordum. Halime ellerini saçlarıma geçirmiş, başımı göğüslerine bastırırken, biryandan da kesik kesik inliyordu. Benimse yarağım pantolonun içinde zonkluyor, bir an önce özgürlüğüne kavuşmak istiyordu.
Göğüslerini emmeyi bırakıp saate baktım. Ne çabuk 15 dakika geçmişti. Ayağa kalktım ve elinden tutarak Halime'yi de kaldırıp, "Çıkar pantolonunu!" dedim.
Halime pantolonunu çıkarırken, ben de çabucak gömleğimi ve pantolonumu çıkardım. Şimdi Halime külotla, bense boxerle kalmıştım. Halime boxerimin önünde kurulmuş çadıra bakarken, yine farkında olmadan alt dudağını ısırıyordu.
Halime'yi ürkütmeden, dudaklarına yumuldum. Ayakta öpüşürken külodunun üzerinden götünü okşuyordum. Kazık gibi olmuş yarağım da ikimizin arasında sıkışmış kalmıştı. Halime'nin külodunu indirmeye çalıştığımda, elini elime atıp indirmemi engelledi. Ben de bıraktım ve öpüşmeye devam ettik.
Az sonra elim yeniden küloduna gitti. Yine engelledi ve kulağıma, "Şeyy… Ben bakireyim!" dedi. Bakire olmasaydı şaşırırdım zaten. "Biliyorum aşkım.
Merak etme kızlığına zarar vermeyeceğim!" dediğimde elimi bıraktı. Ben de külodunu biraz sıyırdım aşağıya ve önüne çömelip, külodunu iki elimle yanlardan tutup ayaklarına düşürdüm. Bakire amıyla burun burunaydım şimdi.
Halime bütün bunları yapacağımızı bekliyor olmalıydı ki, bir tek kıl yoktu, dünden kaymak gibi yapmıştı amını.
Amına dilimi değdirdiğimde, "Immmm!" diye inledi. Klitorisini ağzıma alıp sündüre sündüre emerken, Halime de ellerini yine saçlarıma geçirmiş, ayakta dengesini sağlamaya çalışıyordu. Dizleri titriyordu. Ayağa kalktım ve Halime'yi Çekyata oturttum, bacaklarını aralayıp, önüne diz çöktüm ve yalamaya devam ettim.
Ve Halime bir kez orgazm olana kadar amını yalamayı sürdürdüm. Sonra ayağa kalktım ve boxerimi indirdim, yarağımı özgürlüğüne kavuşturdum.
Boxerimi çıkardığımda Halime telaşlanmış, hemen ayağa kalkmıştı. Onu sakinleştirmek için birkez daha kızlığına ellemeyeceğimi söyledim ve dudaklarına yumuldum. Biraz öpüştükten sonra, götünü avuçlayarak, "Arkadan hiç yaptın mı aşkım?" diye sordum.
Cevabının, "Hayır, yapmadım!" olacağını bile bile sormuştum bu soruyu. Aslında bu bir soru değildi, sadece götünü sikmek istediğimi belirten bir cümleydi.
Bugün bu kızın götünü sikmeden bir yere gitmeyecektim.
Halime'nin yönünü Çekyata çevirip, yere halının üstüne dörtayak pozisyonunda domalttım. Önce götünün yanaklarını ayırıp, biraz amını ve göt deliğini yaladım.
Göt deliğine bolca tükürük bırakıp, arkasında pozisyonumu aldım. Yarağımın başını da tükürükleyip, göt deliğine yasladım. Sokmadan önce centilmenlik olsun diye, "Aşkım biraz acıyacak, bunu ikimiz de biliyoruz! Devam edeyim mi, sen de istiyormusun?" diye sordum.
"Hı hı, yap!" dedi. Hoş, istemiyorum deseydi de sikecektim onun o götünü, hiç kaçarı yoktu.
Ve bastırdım yarağımı götüne. Başı girerken böğürmeye başlayınca, hemen elimi ağzına kapadım ve yüklenip gerisini de bir seferde soktum. Biliyordum ki, böyle yapmasam yarım saat alışmasını bekleyecektim ve bunun için vakit yoktu.
Elimle ağzını kapadığım halde bağırmaya çalışıyordu. Elimi çekmeden, "Tamam aşkım bitti, harikasın, hepsi bu kadardı!" deyip, sakinleşene kadar götünde hareketsiz bekledim.
Sakinleşince elimi çektim. Ağlamaklı bir ses tonuyla, "Ufff, çok acıyor yaa!" dedi. "Biliyorum aşkım, ama birdahaki sefere bu kadar acımaz!" deyip yarağımı götünde ufaktan oynatmaya başladım. Pompalamaya başladığımda ise, "Yavaş yap, ne olur yavaş!" diye diye debeleniyordu önümde.
Ben de 5 dakika anca dayanabildim Halime'nin daracık götüne ve kenetlendiğim gibi boşaldım içine.
Boşalmam bitip götünden çıkacağımda, Halime, "Çıkma hemen!" dedi. Biraz daha kaldım içinde. Sonra, "Aşkım şimdi vaktimiz yok, başka zaman uzun yaparız bunun keyfini!" dedim ve yavaş yavaş çıktım götünden.
Bir iki küçük osurukla birlikte biraz döl püskürdü Halime'nin götünden. "Kımıldama, bekle!" dedim. Benim de yarağımın ucunda da birkaç damla döl birikmişti.
Elimi yarağımın altına tutup tuvalete gittim. Yarağımı orda tuvalet kağıdıyla temizleyip, tuvalet kağıdından birkaç yaprak koparıp içeriye götürdüm ve Halime'nin götünü de sildim.
Aslında banyoya girip güzelce yıkanmak en iyisiydi, ama bunun için vakit yoktu.
Kullandığımız tuvalet kağıtlarını klozete atıp sifonu çektim. Çabucak giyindik. Evde çıkmadan koridorda, kapının arkasında öpüşüp vedalaştık.
Önce ben çıktım evden, pasajın önüne gittim. Halime de benden bir iki dakika sonra çıkıp, dolmuş durağına yürüdü, köye gidecekti. Ben bir sigara yaktım ve pasajın önünde içmeye başladım. Halime'nin dolmuşu hareket ettiğinde, ben de sigaramı bitirmiştim.
O aceleyle gazeteyi falan evde unutmuştuk. Gazeteyi, satılık bilgisayar kursunun ilanını incelemek için almıştım. Marketten bir paket sigara ve bir gazete daha alıp, tekrar pasajdaki çay evine gittim. Çayımı içerken ilanı inceledim.
Gittikçe de daha çok kafama yatıyordu bu iş. Özellikle de Halime'yle yaşadığım bugünkü gibi durumlarda diğer daire çok işime yarayacaktı. Çayımı bitirip, Meltem hanımdan da fikir almak için yukarı bilgisayar kursuna çıktım.
Zile bastığımda kapıyı, 16-17 yaşlarında, bir kız açtı. Sıkmabaş dedikleri türden bir başörtüsü takmıştı, ama alt tarafı Otoban'dı. Uzun kollu, daracık ve göğüslerinin hatlarını, hatta sütyeninin motiflerini olduğu gibi belli eden, vücuduna yapışmış ince bir beyaz kazak giymişti kız.
Altında da yine vücuduna yapışmış, daracık bir kot pantolonu vardı. Önünde yumruk gibi şişmiş amının nerdeyse yarığı belli oluyordu. İçimden (Bu ne yaa?) dedim.
Kızın giyimi, resmen (Gel bana tecavüz et!) diyordu. Kızın amına ve göğüslerine bakmaktan kendimi alıkoyamıyordum.
Kız, "Buyrun, ne istemiştiniz?" diye sorunca kendime geldim ve bakışlarımı yukarıya, kızın gözlerine kaldırdım. "Ben Meltem hanımla görüşmeye gelmiştim?" dedim.
Kız saate baktı ve "Meltem hanım derste, 15 dakika sonra dersi bitiyor, buyrun içeride bekleyin!" dedi. Girdim içeri. Girişteki ilk bölmede o kızın masası vardı, burda sekreter gibi birşeydi herhalde.
Masasının önündeki sandalyeleri gösterip, "Buyrun oturun. Çay içermisiniz?" dedi. Biraz önce aşağıda içmiştim, ama sırf kızın yürürken amını götünü izlemek için, "Zahmet olmazsa!" dedim. Kız, "Yok canım, ne zahmeti!" deyip kıvırta kıvırta gitti.
Sanırım mutfağa gitmişti. Yürürken arkadan götü müthiş davetkar görünüyordu. Biraz önce Halime'nin götünü siktiğim halde yarağımın kıpırdamaya başladığını hissediyordum.
Dikkatimi dağıtmak için kızın götünü düşünmeyi bırakıp, etrafı 'Alıcı Gözle' incelemeye başladım. Kurs olarak kullanılan daire pek öyle ahım şahım bir durumda değildi. Komple binanın durumu zaten biraz bakımsızdı, sanırım 10-15 yıllık vardı bina.
Diğer daireyi henüz görmemiştim, ama kurs olarak kullanılan dairenin içi biraz masraf istiyordu. Yine de bu fiyata iki daire birden Kelepirdi.
Kız çayımı getirdiğinde, "Meltem hanımın arkadaşımısınız?" diye sordu. "Yok, değilim. Ben burayı satın almayı düşünüyorum da, Meltem hanıma soracağım şeyler vardı!" dedim.
Kız, "Burası benim dayımın! Bana sorun ne soracaksınız, buranın herşeyini benden iyi bilen kimse yok!" dediğinde şaşırmıştım.
"Yaa öyle mi? Kusura bakma, tanışmadık, ben Harun!" dedim elimi uzattım. Kız da elini uzatıp, "Ben de Firdevs!" dedi ve tokalaştıktan sonra geriye yaslandı.
Kızın oturuşu değişmişti, kendisini önemli biri gibi göstermeye çabasındaydı. Ben çayımı içerken, Firdevs de 'Alıcı Gözle!' beni inceliyordu.
Sonra durup duruken birden, "Biliyormusun, ben seni Meltem hanımın sevgilisi sanmıştım!" dedi.
Ben de güldüm, "Sevgilisi mi? Yok daha neler! Kendisiyle tanışmıyoruz bile!" dedim. Firdevs de, "Tanışınca Meltem hanıma aşık olma da!" dedi. "Niye ki, çok mu güzel?" dedim.
"Evet, çok güzeldir! Meltem hanımı görünce kursiyer erkeklerin hepsinin dibi düşüyor!" dedi.
Birşey demedim, sadece gülümsemekle yetindim. Ama Meltem hanımın güzelliğini de merak etmiştim.
Meltem hanımın dersi bitene kadar, Firdevs'ten kurs hakkında merak ettiğim her şeyi öğrendim. Dayısı rahatsızlandıktan sonra burayı Firdevs'e emanet etmiş.
Firdevs anlatacaklarını anlattıktan sonra, göğsünü kabartarak, "Yaa işte böyle, ben olmadan burası bir gün bile yürümez!" dedi.
Sonunda ders bitmiş ve kursiyerler sınıftan çıkmaya başlamıştı. Dikkatimi çeken şey ise, kursiyerlerin nerdeyse hepsi erkekti. Sadece 4 tane kız vardı. O kızlardan da ikisiyle Halime zaten tanıştırmıştı beni,
Müge ve Birgül. Biraz önce Halime'yi onların evinde sikmiştim. Müge ve Birgül bana sadece gülümseyerek geçip gittiler, herhalde Firdevs'ten çekindiklerinden dolayı konuşmamışlardı benimle.
Tüm kursiyerler çıktıktan birkaç dakika sonra da, büyük bir merakla beklediğim Meltem hanım çıktı sınıftan. Ve benim de dibimi düşürdü. Böyle bir güzellik olamazdı.
Meltem hanım, Adriana Lima'dan bile güzeldi...
Devam Edicek ...
Doktor Bey Götümün Bakire Olduğunu Sanıyordu
Bundan 3 sene önceydi, Lise biteli 1 sene olmuştu ve artık evde sıkıntıdan patlıyordum. İş arıyordum, ama heryerde çalışamazdım. Hem babamlar izin vermezdi, hemde ben öyle pek zora gelemezdim.
Birgün babam geldi ve doktor bir arkadaşının ona bir numara verdiğini, bir başka doktor arkadaşının muayenehanesine tıbbi sekreter gibi birini aradığını söyledi.
Mesai sabah 10'dan akşam 9'a kadarmış, maaşı filan da iyimiş. Üstelik muayenehane çokta da uzak değilmiş.
Ertesi gün görüşmeye gittim. Kapıyı, yerine bakacağım kadın açtı, karnı burnunda hamileydi, oyüzden ayrılıyordu. Oturduk, doktora haber verdi. Doktor biliyormuş benim geleceğimi, babamın arkadaşı haber vermiş önceden.
Hastası çıkana kadar ablayla sohbet ettik, 34 yaşında, 4 çocuklu, 5.'ciyi bekliyormuş, eşi de o işhanında bir başka doktorun yanında çalışıyormuş.
Doktor beyden (yani Ali beyden) bahsetti bana, "Kendisi çok sakindir, öyle kızgınlıkları yoktur, çabuk uyum sağlarsın!" falan dedi. Kendisinin de uzaktan akrabası oluyormuş zaten.
Daha sonra Ali bey beni odasına çağırdı. İçeriye girdiğimde adam beni şaşırtmıştı doğrusu. Uzun boylu, iri yapılı, esmer, çok hoş kaşı gözü olan, çekici bir erkekti.
Kısa bir konuşmadan sonra, "Pazartesi gel ve başla. Yapacağın şey telefonlara bakmak, arayanları not etmek, çay makinasında çayımı kahvemi hazır etmek, ve eğer yaparım dersen, öğle yemeklerini pişirebilirsin, beraber yeriz!" dedi. Ben de kabul ettim…
Çalışmaya başladım. Aradan bir iki ay geçti, hiçbir sorun yoktu. Mesai sırasında kendisine 'Doktor bey' yada 'Hocam' diyordum, mesai dışında ise 'Ali abi'.
O da beni sevmişti, ara sıra takılıyor, "Naber bizim kız" falan diyordu, ama mesafemizi herzaman koruyorduk.
Ben işe iyice alışmıştım, her işi becerebiliyordum. Yemekelerimi falan çok beğeniyor, gelen giden olduğunda sürekli beni övüyordu. Haa bu arada kendisi de evli değil, 34 yaşında bekar bir doktor, okul iş derken evliliğe fırsat bulamamış.
O yüzden benim tavırlarım, yemeklerim, demlediğim çay bile ona ilaç gibi geliyordu. Ama ben ona 'Abi' diyordum, o da bana kendisinden küçük bir bayana nasıl yaklaşılırsa öyle yaklaşıyordu. Fakat bütün bunlara rağmen ben içten içe kendisini çok beğeniyordum, çok çekici buluyordum.
Bazen masturbasyon yaparken bile üstümde onun olduğunu hayal ederek boşalıyor, sonra da bundan utanıp pişmanlık duyuyordum…
Birgün sol göğsümde aşırı ağrılar hissetmeye başladım, gerçekten beni kıvrandırıyordu bu ağrı. Anneme doktora gideceğimi, meme kanserinden çok korktuğumu söyledim.
Annemin verdiği cevap ise aklıma gelmeyen bir cevaptı, "Kızım sen zaten bu branşla ilgilenen bir doktorun yanında çalışıyorsun, Ali abin bir baksın, ciddi birşey varsa özel hastaneye gideriz!" dedi.
"Yok anne utanırım ben!" falan desem de, "Kızım adam hipokrat yemini etmiş bir doktor, ayrıca çokta efendi, sen bir söyle, olmazsa bir bayan arkadaşına yollasın seni!" dedi…
Ertesi gün işe gittiğimde Ali bey aradı ve biraz geç geleceğini söyledi. Ben de bilgisayarın başında internete takılıyordum ki, birden ağrım gene başladı.
O sırada Ali bey geldi, "Ne oldu, neyin var?" dedi. Utana sıkıla söyledim. "E be güzel kız, daha önce neden söylemedin sen bunu bana? Gel bir bakalım, umarım ciddi birşey değildir!" dediğinde çok utandım,
"Yok, gerek yok, geçer…" desemde anlamıştı, "Gel gel, utanma ben doktorum!" deyip güldü. Geçtik perdenin arkasına oturduk ve "Aç bakalım!" dedi, eline vakum gibi birşey aldı.
Ben de, "Neyi açacağım" dedim. "Göğüsünü tabiki!" dedi. Utana sıkıla açtım gömleğimin düğmelerini…
Göğüslerim çok güzeldir, bütün sevgililerim göğüslerime hastaydılar, dik, iri, esmer ve açık kahverengi uçludur. Ben göğsümü açtım. "Südyeni de!" demez mi bana. "Böyle nasıl kontrol edebilirim?
Hadi utanma, bak başka hastalar da gelecek!" dedi. Utanarak, yerin dibine geçerek südyenimi de açtım ve uzandım muayene masasına. Elini mememe götürüp, yoğurup sıkmaya, kist var mı diye aramaya başladı. Utanıyordum, kıpkırmızı olmuştum, ama hoşuma da gidiyordu.
Amım ıslanmıştı bile. Hiç konuşmuyorduk, ben sadece kısık kısk nefes alıp veriyordum, o ise yoklamaya, zevkini çıkarırcasına ellemeye devam ediyordu. Kontrolunu bitirdikten sonra, "Korkulacak birşeye rastlamadım, göğüslerin de büyük olunca, üstüne falan yatıyorsan, hassas bölge, haliyle ağrıyor olabilir!" dedi ve bana bir hap yazdı.
Kendisine teşekkür ettim ve utanarak giyinip çıktım. O da terlemişti ve tahrik olmuştu, ama hiç bozuntuya vermedi…
O günden sonra, günde en az 4-5 kere, o anları düşünüp mastürbasyon yaptım. İnanamıyordum, adamı deli gibi arzulamaya başlamıştım. Bu arada daha önce 2 ilişkim oldu.
Bekaretime dokundurmadan, her ikisiyle de herşeyi yaptık. Buna götten sikişmek te dahil. Yani sikilmenin tadını biliyordum ve sikişmeyeli çoook uzun süre olmuştu… Bakışlarım sürekli doktorun üzerindeydi. Artık daha sexy giyiniyor ve onu tahrik edercesine davranıyordum, fakat hep ilk adımı ondan bekliyordum. O ise belki de benim yanlış anlayacağımdan çekindiği için uzak duruyordu.
Ümidim kesilmişti artık, ben ona nekadar yakın ve ateşli yaklaşsam da, o uzak duruyordu.
Ben de ilgimi çekmiştim üstünden. Artık sabahları geldiğinde 'Günaydın, Hoşgeldiniz' falan derken öyle sıcak davranmıyordum, kendisi istemediği sürece kahvesini kendiliğimden yapıp götürmüyordum, akşamları çıkarken de çok resmi veda edip çıkıyordum. İlgisiziliğimi farketmiş ve bozulmuştu…
Bu onu delirtmiş olacak ki, birgün iş çıkışı hemen arkamdan çıkıp, araba ile arkamdan korna çaldı ve "Bugün ben bırakayım seni, hadi atla!" dedi. "Yok teşekkürler, dolmuşla giderim!" dedim. "Aaa kırma beni, hadi lütfen!" deyince bindim.
İkimiz de hiç konuşmuyorduk. Arabayı çok yavaş sürüyordu. "Biraz hızlı sürün lütfen, çok acıktım, bir an önce eve gitmek istiyorum!" dedim. "Hadi beraber birşeyler yiyelim!" dedi.
Hık mık etsem de, teklifini kabul ettim ve Meram da güzel bir restoranta gittik. Ne yapmaya çalıştığını ve ne olduğunu tam kestiremiyordum.
Evi arayıp, Ali abi ile yemek yediğimizi, sonra kendisinin beni eve bırakacağını söyledim. Annemler kendisine güvendiği için izin verdiler…
Yemeği yedik kalktık. Arabada, "Bir de kahve içelim, iyi gider bunun üstüne!" dedi. "Buyrun bize gidelim yapayım, annemlerle içersiniz!" dedim. "Yok evim hemen burada biliyorsun, gel ben sana yapacağım!" dedi. "Yok teşekkürler!" falan desem de ısrar etti, "Çok iyi Türk kahvesi yaparım!" dedi. "Peki!" dedim ve geçtik evine.
Gerçekten bugüne kadar, o meme kontrolu hariç, ikimizin de birbirimize ne bir iması, ne bir tacizi, ne de başka birşeyi olmamıştı. Evine girdiğimizde şaşırmıştım, bekar evine göre temiz ve iyiydi. Salona oturttu beni, kendisi de hemen mutfağa geçti ve kahveleri yapmaya başladı.
Kahve kaynarken benden üzerini değiştirmek için müsade istedi. Hemen içeri gidip eşofman ve tişört giymişti. 5 dakika sonra kahvelerle geldi, kahvelerin yanına lokum bile koymuştu. Hoşuma gitmişti
Kahveleri içerken hiç konuşmuyorduk, sadece bakışıyorduk. Sehpada duran çocukluk resimleri ilişti gözüme ve albümü elime alıp bakmaya başladım. 'Bu kim Şu kim' diye sorarken, birden onu yanımda buldum.
Resimlere bakarken her solukta nefesini dahada yakınımda hissediyordum sanki. Panik, korku, heyecan ve azmışlık bir aradaydı. Bazen yana doğru bakıyordum, bir gözü albümde, biri bendeydi.
Daha sonra, "Saçların çok hoş kokuyor, beni cezbediyorsun!" dediğinde, artık herşeyi anlamıştım.
Çok fena azmış olsam da, birden kalktım ve "Ben artık gideyim Ali abi, annemler merak etmesin!" dedim.
Elimden tutup geri oturttu beni, "Dur korkma hemen, ben bırakacağım seni merak etme, sadece yanıma otur!" dedi.
Titreyerek yanına oturdum. Minik minik boynumdan öpmeye başladı. "Ali abi ben daha önce…" diye başladığım cümleyi tamamlamama fırsat vermeden,
"Biliyorum, bakiresin! Sakin ol, sadece biraz şehveti tadacağız!" diyerek, küçük küçük beni öpmeye devam ediyordu. Çok tahrik olmuştum. Elimi alıp sikine koydu ve eşofmanın üstünden sikine bastırtmaya başladı bana.
Utanıyordum, ama hoşuma da gidiyordu.
Kulağıma, "Sakin ol birtanem, rahat bırak kendini, senin için yanan yarağımı hisset, tek isteğim o taptaze vücudunu tatmak!" falan diyerek beni azdırıyordu. Bir anda kendimi kucağında buldum, hem de külot ve südyenle…
Onu da soyduk, çırılçıplak, kalkık sikiyle karşımdaydı. Kucağında birsüre öpüştükten sonra, aşağılara indi ve memelerimi emmeye, ısırmaya ve yoğurmaya başladı.
Bana, "O gün çok tahrik olmuştum, enfes göğüslerin var, mhhhh mükemmel!" falan diyerek, bir yandan da amımı okşuyordu. Amıma indiğinde ise kokusunu içine çekti ve "Enfes görünüyor, daracık ve sıcacık!" diyerek yumuldu.
Doktor bu işi iyi biliyordu, daha önce iki sevgilim de böylesine yalamamıştı amımı. Somura somura, dilini içine soka soka vakumluyor, beni çıldırtıyordu.
Orgazmın ne olduğu sanki ilk defa tatdım. Sarsıla sarsıla, saçlarını çeke çeke, titreyerek, süzüldü zevk sularım onun ağzına. Tam 2 kere beni yalayarak boşalttı. Bir kadını nasıl tatmin edeceğini çok iyi biliyordu, eee 34 yılın en az 15 yılı karı kız sikmiştir. Böyle bir adamı kim boş bırakır ki?
Daha sonra sikini ağzıma verdi ve ağzımı sikercesine gidip gelmeye başladı. Yalayıp, emiyor, ısırıyordum, inliyordum. Derken 69 olduk, ben sikini emerken, o da götümün yanaklarını sıkıp, okşamaya başladı.
Parmağını götümün deliğine sürttüğünde irkildim. "Korkma, sadece okşuyorum, arkadan denemek ister misin?" dediğinde,
"Hayır!" dedim. Daha önce götten siktirdiğimi bilmiyordu tabi ve ısrar ediyordu, "Lütfen, bak çok zevk alacaksın!" diyordu.
Aslında o yarağı biran önce götüme yemek için deliriyordum, biraz daha naz yaptıktan sonra, "Peki!" dedim.
Banyodan hemen vazelin getirdi. Adeta bebek kremler gibi kalçalarımın içini dışını, götümün deliğini vazelinle güzelce yağladı ve 10 aya yakındır sikilmeyen o götümü parmaklamaya başladı.
Sonra beni halıya yan uzattı, kendisi de arkama o şekilde geçti, yavaş yavaş sikini götüme sürtmeye başladığında çıldırmıştım, zevkten delirmiş gibi inliyordum.
Hiç anlamadığım bir anda sikinin başını götüme öyle bir soktu ki, nefesim kesildi resmen, abartısız nefes alamadım. Kalanını yavaş yavaş geçirdiği dakikalarda az kalsın bayılıyordum. Hızlı hızlı gidip geldiğinde ise ikimizde de film kopmuştu.
Rahat bir 15-20 dakika götümü siktikten sonra deli gibi inleyerek götümün içine akıttı döllerini. Amımı okşadığında ben de 3. orgazmımı yaşamıştım. Nefessiz arkamda uzandı kaldı, ben de aynı şekilde. Sonrasında okşayıp öperek kaldırdı beni ve giyindik.
Oturduk birer kola içtik, sonra beni eve bıraktı.
O gece uzun uzun Chat yaptık. İtiraf etti, beni ilk gördüğü günden beri arzuluyormuş.
Şimdi 3 seneye yakındır yanında çalışıyorum, 3 senedir full sikişiyoruz ve yapmadığımız şey kalmadı.
Bu arada nişanlandık. Eee hayat seksten ibaret, insan yanıbaşında kini farkedince gerisi geliyor ...
Köyümüzün Amcıkları (20. Bölüm)
Önceki Bölüm
Mürüvet'in çocuğunun sabah erkenden ağlaması, Zeynebi de, beni de uyandırdı. Zeynebin bir bacağı benim bacağımın üzerinde, bir eli de omzumdaydı. Dizi ise, sabah sertliğiyle kalkmış yarağıma dokunuyordu.
Benim de bir kolum onun boynunun altındaydı. "Günaydın aşkım!" deyip, dudaklarına bir öpücük kondurdum.
Zeynep bana dik dik bakınca doğruldum ve "Ne var? Söyle ne söyleyeceksen!" dedim.
Zeynep de hafif doğruldu ve "Sen ne biçim bir erkeksin? Sen Pezevenkmisin de bizi başkasına siktiriyorsun?" dedi. Pezevenk lafı sigortamı attırmıştı, o sinirle Zeynebin ümüğünü sıkıp, "Senin Ecdadını sikerim orospu, lafını bil de konuş, amına koduğumun sürtüğü!" diye bağırdım.
O sinirle nerdeyse boğacaktım Zeynebi. Nefessiz kalıp, debelenmeye başlayınca bıraktım gırtlağını.
Mürüvet kucağında çocukla koştu geldi, "Ne oluyor yaa? Ne bağırıyorsun?" dedi telaşla. Sinirim geçmemişti, "Orospunun ettiği lafa bak be! Yok Pezevenkmiymişim de, yok sizi niye başkasına siktiriyormuşum da!" diye bağırdım.
Mürüvet, "Harun sakin ol, bağırma!" deyince, "Sus ulan orospu, şimdi senin de Ecdadını sikecem!" dedim.
Yataktan kalktım, sinirden elim ayağım titriyordu. Bir sigara yaktım, geçtim koltuğa oturdum. Mürüvet de kucağında çocukla geçti yatağa, Zeynebin yanına oturdu. İkisinin de ağzını bıçak açmıyordu, tek kelime etseler, benim daha da sinirleneceğimin farkındalardı.
Sigaramı birkaç fırtta bitirip kalktım, "Toparlanın, köye gidiyoruz!" dedim ve elbiselerimi giyindim.
Mürüvet, "Yaa bir duş alsaydık gitmeden?" dedi. "İyi, alıp inin aşağı! Ben lobide bekliyorum!" dedim. Laptopumu ve çantamı alıp çıktım odadan, indim aşağı.
Anahtarı vermek için resepsiyona gittiğimde, resepsiyonda Halime denen kız vardı. Bana, "Günaydın!" derken yine garip garip bakıyordu. Zeynebe sinirim daha geçmemişti, şimdi bir de bununla uğraşamayacaktım.
Günaydın falan demeden, "Çıkış yapıyoruz!" dedim ve anahtarı bıraktım bankonun üzerine. Tam arkamı dönüp ordan uzaklaşacağımda, Halime, "Harun abi! Şeyyy… ödenmemiş Extranız var!" diye seslendi.
Bana Harun abi demesine şaşırmıştım, hemen geri döndüm. "Pardon ama, tanışıyormuyuz?" diye sordum cüzdanımı çıkarırken.
Halime, "Yok tanışmıyoruz da, ben Nurcan'ın teyzesinin kızıyım!" dediğinde, içimden (Hassiktir, bir bu eksikti!) dedim.
Şaşkınlıktan birkaç saniye ne diyeceğimi bilemedim. Kendimi toparlayıp, "Yaa, öyle mi? Memnun oldum! Nurcan hiç bahsetmedi senden? Nikahımızda da görmedim seni?" dedim ve tokalaşmak için elimi uzattım.
Halime de elini uzatıp, "Şeyy, biz onlarla küsüz. Daha doğrusu annemle teyzem birbirlerine küsler…" dedi. "Hmmm, peki sen görüşüyormusun Nurcan'la?" diye sordum.
Halime, "Yok, görüşmüyoruz! Annem bizlerin de görüşmesini istemiyor…" dediğinde, biraz olsun rahatlamıştım. "Küs olmanıza üzüldüm! Peki, beni nasıl tanıdın, daha önce görüştüğümüzü hatırlamıyorum?" dedim.
"Görüşmedik ki, halam nikahınızda çekilen resimlerinizi göstermişti, ordan tanıdım! Zaten Otel kayıtlarında da adın soyadın yazıyor!" dedi. "Hmm, anladım!" dedim.
Bu arada farkettim, ikimiz de ellerimizi çekmemiştik. Halime'nin eli okadar sıcaktı ki, avucumun içini terletmişti. Sanki kız, vücudunun bütün ateşini eliyle bana aktarıyordu.
Ben elimi çekmesem, o da çekmeyecekti. Yarağımın hafiften kıpırdamaya başladığını hissettim ve kızın elini bıraktım, pantolonumun önünde kurulu çadırla rezil olmak istemiyordum. Hayret ettiğim şey ise, Halime'nin hiç te öyle ahım şahım bir güzelliği yoktu ve sokakta görsem asla bakmayacağım, sıradan bir kız tipi idi.
Ama onunla sadece tokalaşmak yarağımın kıpırdamasına yetmişti. Sebebini anlamadığım bir şekilde bu kızdan cinsel olarak etkilenmiştim. Ve gördüğüm kadarıyla Halime de benden etkilenmişti, tokalaşırken kız nerdeyse orgazm olacaktı. O anda kararımı verdim, uygun bir zamanda bu kızı sikecektim.
Bu arada uzattığı faturaya baktım, 2 Türk kahvesi 180 Lira yazıyordu. Onu da dün gece Atalay'la içmiştik. Gerçi kahveleri Atalay ısmarlamıştı, ama yine de çıkarıp 200 TL verdim ve "Böyle tamamdır!" dedim. Halime teşekkür edip, paranın üstünü Tip-Box'a attı ve gülümseyerek, "Harun abi, çay söyleyim mi, içermisin? Ben ısmarlayacağım, personele bedava!" dedi. "İyi, söyle bakalım.
Ama kendine de söyle, birlikte içelim!" dedim. Saatine baktı, "Tamam!" dedi, dahili telefondan restoranı aradı, 2 çay söyledi. Çaylar gelene kadar ayak üstü biraz sohbet ettik, Halime hakkında bazı şeyler öğrendim. Bu Otelde çalışmaya başlayalı bir hafta olmuş…
Şimdi buraya yakın bir köyde oturuyorlarmış… Yıllar önce annesiyle teyzesi küsüştükten sonra bizim köyden taşınmışlar…
Çaylar gelince, Halime'ye lobideki koltuklara oturup içmeyi teklif ettim, ama personelin orda oturması yasakmış. Ben de oturmadım, çayımı resepsiyonun önünde ayakta içmeye karar verdim. Biryandan da sohbete devam ediyorduk.
Konuştukça, Halime'nin Nurcan'la ilişkimi zedeleyecek bir tehdit unsuru olmadığı kanısına vardım. Ama yine de onu sikmek istiyordum ve ufaktan işlemeye başlamıştım, "Halime, sen çok hoş bir kızsın, seninle tanıştığıma çok sevindim.
Sana kanım kaynadı, seni yakından tanımak isterim! Ben bu Otele pek sık gelmiyorum, ama istersen seninle dışarda görüşebiliriz? Telefon numaram kayıtlarda var, izinli olduğun zaman ararsan, ne bileyim, bir yerlere gideriz, çay kahve içeriz, sohbet ederiz, gezer eğleniriz! Merak etme, seninle görüştüğümüzü Nurcan'a söylemem, aramızda sır olarak kalır! Ne dersin?" dedim ve gülümseyerek göz kırptım.
Halime heyecanla, "Perşembe günü izinliyim, Perşembe buluşalım mı?" dedi. Gülümseyerek, "Olur tabii!" dedim. İçimden de (Keklik kafese girdi!) diye geçirdim.
Az sonra bizimkiler indi aşağı. Halime Zeyneple Mürüvet'i görünce şaşırdı. Onlar da Halime'yi resepsiyonda gördüklerine şaşırmışlardı. Selamlaşıp öpüştüler, birbirilerine hal hatır sordular. Uzun zamandır görüşmedikleri belli oluyordu.
Onlar sohbet ederlerken, ben dışarı çıkıp bir sigara içtim. Zeynebe sinirim tam geçmemişti, ama azalmıştı. Ayrıca Mürüvet'e de bağırıp küfür ettiğim için pişman olmuştum. O sinirle, kahvaltı falan yapmadan yola çıkmayı düşünmüştüm.
Fakat sigaramı bitirip yanlarına gittiğimde, kahvaltı yapıp, köye öyle döneceğimizi söyledim. Zeynep birşey demedi. Mürüvet ise, "Tamam Harun abi!" dedi, geçtik restoran kısmına.
Kahvaltımızı yaparken önce Mürüvet'ten özür diledim. Sonra da Zeynebe, "Dün gece yaşadıklarımızın senin de hoşuna gideceğini düşünmüştüm! Kusura bakma, yanılmışım! Ama bana Pezevenkmisin demene gerek yoktu!
Hoşuna gitmediğini adam gibi söyleyebilirdin!" dedim. Zeynep cevap vermeden kafasını öne eğmişti. Mürüvet de ordan, "Harun, uzatma artık!" deyince, "Tamam, konu kapandı, sorun yok!" dedim. Kahvaltımızı bitirip kalktık, tekrar Halime'nin yanına gittik.
Onlar Halime'yle vedalaşırken, ben eşyaları arabaya bırakıp geldim. Ben de Halime'yle vedalaşıp, "Perşembe günü için ara beni!" dedim ve ayrıldık Otelden. Atalay henüz kalkmadığı için onunla vedalaşamamıştım.
Arabaya binip, hareket eder etmez, Mürüvet, "Oğlum, başını belaya mı sokmak istiyorsun? Ramazan çavuşun kulağına giderse valla kıyamet kopar! Sen olayları bilmiyorsun, aklın varsa görüşme Halime'yle!" dedi. İki ailenin arasındaki küslük olayını zaten Halime kendisi söylemişti, ama sebebini bilmiyordum.
Mürüvet'e, "Niye ki? Ne olayları?" dedim. Ve Mürüvet beni şok eden olayları anlattı.
Babamın Ramazan çavuşa neden 'Dürzü!' dediğini şimdi anlıyordum. Meğerse Ramazan çavuş Almanya'dayken, kaynanam olacak karı boynuzu takmış Ramazan çavuşa. Hem de Halime'nin babasıyla sikişerek yapmış bu işi! Yani kaynanam, öz ablasının kocasıyla sikişmiş! Mürüvet'in söylediğine göre, bu olay meydana çıkınca, Ramazan çavuş atlamış gelmiş köye.
Ve bacanağından intikam almak için, birkaç arkadaşıyla birlikte, Halime'nin annesini zorla evinden alıp dağa götürmüşler ve sikip geri getirmişler kadını. O olaylardan sonra Ramazan çavuş kaynanamı Almanya'ya götürmüş, millete de olayı değiştirip, bacanağının ırz düşmanı olduğunu falan anlatmış. Halime'nin anne babası da köyde kimsenin yüzüne bakamadıklarından, başka bir köye taşınmışlar.
Ben tabii bu bilgiler ışığında, kaynanamın yarak hastası bir kadın olduğu teşhisimi pekiştirmiştim.
Kaynanam, öz ablasının kocasıyla sikişecek kadar azgın bir kadındı. Ve biz Nurcan'la tanıştıktan sonra da, yakaladığı küçük fırsatları değerlendirip, bana ufaktan iş atmıştı. O zamanlar bundan pek emin değildim, ama şimdi emindim.
Kaynanam olacak o orospuyu da kafamdaki sikilecekler listesine kaydettim.
Kafamdan kaynanamı sikme düşüncesi geçerken yarağım kazık gibi olmuştu. Köye de yarım saatlik bir yolmuz kalmıştı. Babamlar bizi normalde akşama doğru bekliyorlardı. Köye bu kadar erken varırsak, babamlara gereksiz yalanlar söylemek zorunda kalacaktım. Onun için bir yerlerde oyalanıp, köye akşama doğru gitmeyi uygun gördüm.
İlk önümüze gelen tabelada Baraj'a 9 km olduğu yazıyordu. Otoyoldan ayrılıp, Baraj yoluna sürdüm arabayı. Mürüvet, "Ne oldu, nereye gidiyoruz?" diye sordu. Ben de, "Canım sikişmek istiyor! Hem birdaha nezaman fırsat buluruz bilmiyorum!" dedim. Mürüvet sevinçle, "İyi bir fikir!" derken, Zeynep suskunluğunu devam ettirdi.
Baraj'a varmadan 1-2 kilometre önce ormana saptım ve ıssız bir yere parkettim. Arka koltukta çocuk yattığından, sikişmek için orayı kullanamazdık. Mürüvet'le indik arabadan. Zeynep kaldı, ben de birşey demedim. Mürüvet külodunu çıkarıp arka koltuğa attı ve öpüşmeye başladık.
Öpüşürken iki elimi de arkadan eteğinin altına soktum, götünü avuçlayıp Mürüvet'i kendime çekiyordum. Yarağım çadırı kurmuş, Mürüvet'in göbeğine değiyordu. Biraz daha öpüşüp, fermuarımı açtım, yarağımı çıkardım.
Mürüvet'i omuzlarından bastırıp önümde çömelttim. Yarağımı ağzına verdim ve birkaç dakika sakso çektirdim.
Sonra ayağa kaldırıp, arabaya domalttım. Eteğini yukarı toplayıp, yarağımı arkadan amının dudaklarına sürtmeye başladım. Sokacağımda, Mürüvet, "Biraz ıslatsana!" dedi. Arkasına çömeldim ve amını yalamaya başladım.
Götünün yanaklarını iki elimle ayırıp, amıyla birlikte götünün deliğini de yalıyordum. Mürüvet hafiften inlemeye, amı da sulanmaya başlamıştı. "Tamam, hadi!" deyince, yalamayı bırakıp doğruldum. Yarağımı tutup amının deliğine yerleştirdim ve yüklendim. Mürüvet, "Ohhh!" derken dibini bulmuştum.
Ve pompalamaya başladım. Mürüvet arabaya tutunduğu için, araba sallanıyordu. Bu da Zeynebin canını sıkmış olmalıydı ki, elinde sigara paketi ve çakmakla indi arabadan. Sigarasını yakıp yanımızdan uzaklaştı. Zeynebin bu tavırlarından, Mürüvet'i sikmemi kıskandığını anlıyordum.
Mürüvet'i sikiyordum, ama gözümün önüne hep kaynanam geliyordu. Kaynanamı siktiğimi farz edip, hırsla pompalıyordum Mürüvet'in amına. Mürüvet orgazm olup, "Aşkım ben bittim!" deyince yavaşladım. Mürüvet'in götünü sikerek boşalmayı düşünüyordum ki, o sırada Zeynep de sigarasını bitirmiş gelmişti. "Üff be, daha bitmedi mi işiniz?" deyip arabaya bineceği zaman, Mürüvet'in amından yarağımı çıkarıp, Zeynebe, "Gel buraya!" dedim.
Zeynep yarağıma gözünü dikerek yanıma geldi ve bozuk atar gibi, "Ne var?" dedi. "Ebenin amı var! Gel buraya!" dedim ve kolundan çekip, dudaklarına yumuldum. Hepsi bu kadarmış, Zeynepte kapris falan kalmadı, öpüşürken dudaklarımı kemiriyordu adeta.
Öpüşme faslını fazla uzatmadan arkasını dönderip, külodunu indirdim dizlerine. Yarağımı önce vıcık vıcık olmuş amına sokup, Zeynep orgazm olana kadar siktim. Sonra da amından çıkarıp götüne soktum yarağımı. Ve götünü sikerek, götüne boşaldım.
Zeynebin götünden çıkmadan da Mürüvet'e torpidodan ıslak mendil vermesini söyledim. Elbiselerimize döl bulaşmaması için ıslak mendili altına tutarak yarağımı çıkardım götünden. Birkaç ıslak mendille daha iyice silinip temizlendik ve toparlandık.
Bindik arabaya ve buraya kadar gelmişken Baraj'ı gezmeye karar verdik.
Baraj'da gezerken Mürüvet çocuğu kucağıma vermiş, kendisi de koluma girmişti. Zeynep de öbür kolumdaydı, birbirimize sabahki kızgınlığımızdan eser kalmamıştı. Hepimiz de neşeli bir şekilde vakit geçirdik Baraj'da.
Öğleden sonra acıkınca da, Baraj'ın yakınlarında bulunan bakkal dükkanı gibi bir yerden ekmek peynir, yanına da 3 kutu ayran aldık. Gittik manzaralı bir yerde oturduk ve karnımızı doyurduk. Kimsede kalkıp köye gitmeye isteği yoktu.
Akşama kadar oturduk orada, sohbet ettik. Akşam köye vardığımızda, önce bizim eve uğradık. Biraz oturup, babamlarla çay kahve içtik, sohbet ettik. Sonra Mürüvet'le Zeynebi evlerine bıraktım.
Perşembeye kadar evde kalıp, dinlenmeye karar verdim. Almanya'ya döndüğünden beri Nurcan'la her iki güne bir telefonla görüşüyorduk, evde kaldığım bu süre içerisinde ise onunla bol bol Webcamda görüşme fırsatımız oldu.
Köye yaptıracakları apartmanın inşaatına önümüzdeki hafta başlanacağını öğrendim. İnşaat başladıktan sonra, 4 ay gibi kısa bir sürede bitecekmiş. Bu bana biraz imkansız gibi gelse de, birşey demedim.
Ramazan çavuş kendisi gelemediği için, inşaatın tüm aşamalarını benim kontrol etmemi istiyordu. Ayrıca temel atıldıktan sonra, Almanya'dan projeyi çizen Mimarın da geleceğini, o adamla da benim ilgilenmemi istiyordu. Papazı bulmuştum yani, hiç sevmezdim böyle Angarya işleri…
Çarşamba akşamı Halime aradı, Perşembe günü buluşacağımız yeri kararlaştırmamız için. Onunla istediği yerde buluşabileceğimi söylediğimde, kasabada bir bilgisayar kursunun adını verdi.
Ve yarın saat 13:00'te kursun önünde olacağını söyledi. Fakat hemen ardından, ama fazla kalmayacağını, evden sadece 1 saatliğine izin alabildiğini söyledi. Böylelikle benim yarın onu sikme planlarım da suya düşmüş oluyordu.
Yarın muhtemelen sadece kuru kuru muhabbetle geçecekti buluşmamız ve bu duruma canım sıkılmıştı. Telefonu kapatmadan önce biraz da (Ee, başka ne var ne yok?) muhabbeti ettik ve yarın görüşmek üzere vedalaştık.
O gece uyumadan önce epey düşündüm, yarın bu kızı 1 saat gibi kısa bir sürede nereye götürüp de sikebilirim diye.
Ama bir çözüm bulamadım…
Sonraki Bölüm
Köyümüzün Amcıkları (19. Bölüm)
Önceki Bölüm
Mürüvet çocuğu diğer odada uyutmaya çalışırken, Zeyneple ben de büyük odada, çift kişilik yatağın üzerine uzanmış, öpüşüp elleşiyorduk. Elbiselerimizleydik. Elimi Zeynebin bacak arasına atttığımda külodu ıslanmıştı.
Benim yarak da kazık gibi olmuş, pantolonumu zorluyordu. Zeynep fermuarımı indirmeye çalıştığında, "Atalay gelir şimdi!" diyerek engelledim.
Zeynep, "Of yaa! Atalay'ı neden çağırdın ki? Hiç yalnız kalamayacakmıyız seninle!" dedi sinirle, elinden şekeri alınmış çocuk gibi buruşturmuştu suratını.
Dudağından öpüp, "Aşkım, Atalay'ı Mürüvet'le ilgilensin diye çağırdım!" dedim. Ama aslında kafamdan başka şeyler geçiyordu…
Atalay 10 dakika sonra gelirim demişti, ama halen gelmemişti. Bu arada çocuğu uyutup yanımıza gelen Mürüvet heyecanlı görünüyordu, saçını başını düzeltip, aynada kendisine bakıp duruyordu.
Sonunda kapı tıklandığında, Mürüvet, "Hah, Atalay geldi işte!" diyerek koştu kapıya, açtı.
Ama gelen oda servisi idi. Çocuk, "Otelimizin ikramı!" diyerek getirdiklerini masaya bırakıp gitti.
Muhtemelen Atalay göndermişti. Büyükçe bir hasır sepetin içerisinde, büyük bir şişe Şampanya, çeşitli Egzotik meyvalar, bardaklar, tabaklar, çatal bıçaklar ve peçeteler vardı.
Az sonra da Atalay geldi, "Kusura bakmayın geciktim biraz! Resepsiyon personelinin görev çizelgesinde küçük bir ayarlama yapmakla meşguldüm!" dedi.
Şampanyayı patlatıp, doldurduk bardaklara, koltuklara geçtik, içerek sohbete başladık. Hatunlar her kadehten sonra biraz daha gevşiyordu.
5-10 dakika sonra Atalay'la Mürüvet birbirlerinin eline koluna ufaktan dokunmalara falan başlamışlardı. Benim bir elim zaten Zeynebin sırtında ve belinde dolaşıyordu.
Hatunlara meyvaları kendi ellerimizle hazırlayıp yediriyorduk. Şişedeki şampanya bitmek üzereyken, artık Mürüvet'le Atalay da 20 yıldır tanışıyorlarmış gibi samimi olmuşlardı.
Sonuçta sikişeceklerdi, bu kaçınılmazdı, ama herhalde bizim varlığımızdan çekindikleri için bir türlü ilk adımı atmaya cesaret edemiyorlardı.
Onlara önayak olmak için, ben Zeynebin dudaklarına yumuldum. Bizi öpüşürken görünce Atalay da Mürüvet'in dudaklarına yapıştı. İki çift halinde deli gibi öpüşüp, yiyişmeye başladık.
Az sonra Mürüvet kalkıp da Atalay'a öbür odaya gitmeyi teklif edince, ben kolundan tutup, "Nereye Mürüvet? Hepimiz bu odadayız! Sikişecekseniz burda sikişeceksiniz! Hadi soyunun!" dedim.
Ve kendim soyunmaya başladım. Baktım benden başka soyunan yok, "Ee hadi, siz böyle giyinik mi sikişeceksiniz?" dedim.
Boxerimle kalınca kalktım ve Zeynebi de ayağa kaldırıp, soymaya başladım…
Biraz sonra onlar da iç çamaşırlarına kadar soyundular. Odanın ortasında, ayakta, ben Zeyneple öpüşüp oynaşırken, Atalay da Mürüvet'le aynı şekilde yiyişiyordu.
İkimizin yarrakları da çadırları kurmuştu. Yine ilk hamleyi ben yaptım, boxerimi çıkardım. Benden sonra da Atalay da çıkardı boxerini, ardından da Mürüvet'in sütyenini külodunu çıkardı.
Ben de Zeynebinkileri çıkarıp yatağa götürdüm Zeynebi. Onlar da yatağa gelmekte gecikmediler.
Biz Zeyneple yatağın sağ tarafına yan yatmış öpüşüp elleşirken, sol yanımıza Atalay Mürüvet'i sırtüstü yatırıp, direkt bacaklarının arasında yerini almıştı bile.
Yarağını sokmamıştı amına, daha öpüşüyorlardı. Ben sırtüstü yatıp, Zeynebi üstüme çıkardım, o pozisyonda öpüşmeye devam ettik. Zeynep amıyla yarağıma sürtünüp duruyordu. "Bir saniye kıçını kaldır aşkım!" deyip, yarağımı elimle dik tutup, amının girişine dayadım ve "Otur şimdi!" dedim.
Oturduğunda Zeynepten bir, "Ohhhh!" çıktı. Yarağımın tamamını almıştı amına. Biraz öyle hareketsiz kaldı üstümde, amını dolduran yarağımın tadını çıkardı. Sonra ufak ufak kalkıp oturmaya başladı…
Atalay ise daha Mürüvet'in göğüslerinde oyalanıyordu. Mürüvet de Atalay'a, "Hadi, gir içime!" demeye başlayınca, Atalay yarağını Mürüvet'in amına geçirdi.
Daha sikişmeye başlayalı birkaç dakika olmamıştı ki, içerden çocuğun ağlama sesi duyuldu. Mürüvet Atalay'a, "Çekil çabuk, kalk üstümden!" diyerek, sikişi yarım bırakıp, altından çıktığı gibi çocuğunun yanına koştu.
Atalay siki elinde öylece kalakalmıştı, sikini sıvazlayarak bizi seyrediyordu. Zeynebe, "Öne eğil iyice aşkım!" dedim. Zeynep ne yapmak istediğimi anlamasa da öne eğilmiş, memelerini göğsüme yapıştırmıştı. Şimdi götü tümsek gibi iyice yükselmiş ve arkaya çıkmıştı.
Zeynebin belinden sımsıkı sarıldım ve Atalay'a, "Hadi ortak!" dedim. Atalay olayı çakmıştı anında.
Yatağın üstüne çıkıp, dizlerini kırarak Zeynebin arkasına yanaştı, yarağını tükürükleyip, götüne bastırdı. Ben amında hareketsiz beklerken, biraz uğraştan sonra soktu Zeynebin götüne.
Daha önceleri ben götünü sikerken fazla ıhılamayan Zeynep, şimdi bağırmamak için kendini zor tutuyordu. Ben de bağırmasın diye dudaklarına yumuldum.
Zeynebin amında yarağımı zorlukla hareket ettirebiliyordum. Atalay da pompalamayı deniyor, ama istediği gibi oynatamıyordu yarağını Zeynebin götünde…
Zeynep ise her iki deliğini dolduran yarakların sayesinde çok geçmeden orgazm oldu. Akan amının suları şimdi yarağımın daha kolay hareket etmesini sağlıyordu.
Atalay'ın suratından böyle zevk almadığı belli oluyordu, onun için ben çabucak boşaldım ve yarağımı Zeynebin amından çıkardım. Şimdi Atalay Zeynebin götüne pompalamaya başlamıştı. Bense Zeynebin altında sadece yatıyordum.
Atalay da çabuk boşalır diye bekliyordum, ama herifin boşalmaya niyeti yok gibiydi, kızın götüne pompaladıkça pompalıyordu.
Zeynebin ağırlığı altında ezilmiştim, Atalay'a, "Bir saniye dur ortak, ben kalkayım!" dedim.
Atalay durdu, Zeynep de götünde yarak olduğu halde üzerimde dört ayak üzerinde yükseldi. Ve ben altından çıkınca, Atalay Zeynebin götüne pompalamaya devam etti. İnlete inlete sikiyordu kızın götünü…
Zeynebin altında terden yapış yapış olmuştum, onlar sikişmeye devam ederken ben banyoya girdim, duş almaya. 15-20 dakia sonra banyodan çıktığımda, Atalay halen aynı pozisyonda, busefer Zeynebin amını sikiyordu.
Zeynep ise perişan bir halde, "Hadi boşal artık!" diye yalvarıyordu.
Bu kadar uzun sürmesine şaşırmıştım, "Oğlum noluyor lan, hap falan mı aldın?" dedim. Atalay pis pis sırıtıp, biryandan da Zeynebin amına pompalamaya devam ederek, "Hee ortak! Bir müşterimiz vermişti birkaç tane…
Denemek için yukarıya gelirken birini atmıştım… İşe yarıyor valla!" dedi. Zeynebin perişan haline üzülmüştüm, "Oğlum yeter lan bukadar, mahvettin kızı, hadi tamam, çekil artık! Mürüvet'i sikersin!" dedim.
Atalay, "Tamam ortak!" deyip çıktı Zeynebin amından. Zeynep yatağa yapıştı anında, "Ufff anam, anammm, öldüm geberdim!" diye söylenip duruyordu. Harbiden de Pert olmuş gibiydi kızcağız.
Zeynebin dağılmış saçlarını yüzünden çekip, yanağına bir öpücük kondurdum ve "İyimisin aşkım Kalk bir duş al istersen" dedim.
Zeynep ise gözlerini bile açmadan, "Öldüm bittim valla, hiç kalkacak halim yok!" dedi. "İyi tamam aşkım, yat dinlen sen!" dedim…
Atalay koltuğa geçmiş, meyva yiyordu. Gözüm yarağına ilişti, kazık gibi duruyordu. "Versene şu haplardan bir tane, ben de deneyim!" dedim. Atalay pantolonuna uzanıp, cebinden bir tane çıkarıp verdi ve "Yuttuktan yarım saat falan sonra etkisini gösteriyor ortak!" dedi.
Bardakların birinin dibinde kalan bir yudum Şampanya ile yuttum hapı. Ben de yanındaki koltuğa oturdum ve merakla hapın etkisini göstermesini beklemeye başladım.
Az sonra Mürüvet diğer odadan çıktı ve "Üff be, zor uyuttum!" diyerek bizim bulunduğumuz odaya girdi.
Zeynebi yatakta Turşu gibi yatıyor görünce de, "Buna ne oldu böyle? Naaptın kıza Harun, dağıtmışsın kızı!" dedi.
Ben de kafamla Atalay'ı işaret edip, "Ben birşey yapmadım, Atalay'ın eseri!" dedim. Mürüvet Atalay'ın kazık gibi yarağını görünce, sevinçten ağzı kulaklarına ulaşacaktı.
Mürüvet yarım bıraktığı sikişe devam etmek istiyordu. Ama yatak boş değildi, Zeynep yatıyordu. Öbür odada da çocuk uyuyordu, orada da sikişmek olmazdı.
Atalay kalktı, dolapta yedek bulunan battaniyeleri alıp geldi, yere halının üzerine serdi. Ve Mürüvet'i sırtüstü yatırıp sikmeye başladı. Mürüvet'in amına olanca hızıyla pompalıyordu.
Yaklaşık 9-10 dakika sonra Mürüvet 'Ahhh, uhhh, ayyy, aman, off!' diye inleye inleye Atalay'ın altında orgazm oldu. Ama bu arada Atalay da yorulmuş, hareketleri gittikçe yavaşlamıştı.
Sonunda yarağını amından çıkarıp, Mürüvet'in göbeğine, memelerine fışkırttı döllerini ve Mürüvet'in yanına sırtüstü attı kendini. Nefes nefese kalmışlardı. Birkaç dakika dinlendikten sonra Atalay kalktı, Mürüvet'i de kaldırıp duşa girdiler.
Yıkanmaya gitmişlerdi, ama birkaç dakika sonra Mürüveti'n inlemeleri gelmeye başladı. Herhalde bu sefer de götünden sikiyordu…
Sikiş bitip te, yıkanıp geldiklerinde, Atalay saatine bakıp elbiselerini topladı ve "Hadi ortak, giyin de gidelim!" dedi. "Lan oğlum, tam da hap etkisini göstermeye başlayacakken nereye gidiyoruz?" dedim. "Beste'yi sikmek istemiyormusun?" dedi.
Ben tabii Beste lafını duyunca başka bir şey sormadım. Giyindik ve saçını kurulayan Mürüvet'e, "Bay bay!" deyip, çıktık odadan. Aşağı inerken Atalay olayı anlattı.
Sırf ben bu gece Beste'yi sikeyim diye, normalde bugün izinli olan başka bir resepsiyoncu kızı evinden arayıp Otele gelmesini söylemiş. Doğrusu kızı tanımadığım halde, benim sikimin keyfi yüzünden kızın izin gününün piç olmasına üzülmüştüm.
Aşağıya indiğimizde direkt Atalay'ın ofisine gittik. Atalay kapıyı açıp, "Rahatına bak ortak, burda rahatsız eden olmaz, ben Beste'yi gönderiyorum hemen!" deyip gitti. İçeriye geçip koltuğa oturdum, bir sigara yaktım.
Yarağımın da sertleşmeye başladığını hissediyordum, hap etkisini gösteriyordu. Pantolonumun içinde çadırı kurmuş beklerken, kapı açıldı ve içeriye Beste girdi.
Kız daha kapıyı kapatmadan önümü görüp, "Oha! O ne öyle?" dedi. Kapıyı kapatıp kilitlemesini söyledim.
Kilitleyip yanıma geldi ve "Harbiden, bunun hali ne böyle?" deyip güldü. Ben de gülerek, "Sana kalktı aşkım, seni istiyor!" deyip ayağa kalktım ve beline sarılıp kendime çekerek dudaklarına yumuldum.
Ayakta birkaç dakika ateşli bir şekilde öpüştükten sonra Beste soyunmak istedi. Ama ben, "Soyunma aşkım, sadece külodunu çıkar!" deyip soyunmasını engelledim. Beste'yi üzerindeki Otel üniformasıyla sikmek istiyordum.
Boyu dizkapaklarına gelen lacivert bir etek, üstünde de uzun kollu beyaz bir gömlek ve lacivert kravattan oluşan bir üniforması vardı.
Nedense Hostes, Hemşire veya Garson gibi üniforma giyen kızlardan oldum olası tahrik oluyordum.
Beste, "Ama böyle rahat olmaz ki yaa!" diye mızmızlanarak külodunu çıkardı. Ben ise pantolonumu çıkardım sadece. Boxerimi de çıkardığımda, yarağım önümde bayrak direği gibi dikilmişti.
Beste yarağıma bakıp, "Mmmhhh!" diye dudaklarını yalayıp ıslattıktan sonra eteğini yukarıya toplayıp, önüme çömeldi. Yarağımı önce eline alıp biraz sıvazladıktan sonra yalamaya başladı.
Beste bu işi iyi biliyordu, dişlerini hiç değdirmeden yarısına kadar sokup sokup çıkarıyordu ağzına. Bunu yaparken de bir eliyle bacağımdan tutunuyor, diğer eliyle ise taşaklarımı avuçluyordu.
Eğer yuttuğum hap olmasaydı, böylesine güzel bir saksoya fazla dayanamaz, çabucak ağzına boşalırdım herhalde. Beste de yarağımı iştahlı iştahlı emerken, hemen boşalmadığıma şaşırmış gibiydi. Sanki beni ağzıyla boşaltmak ister gibi bir hali vardı.
Beste'nin amını yalamak istiyordum, kolundan tutup ayağa kaldırdım. Ve yönünü Atalay'ın çalışma masasına dönderdim, masaya tutunup hafif domalmasını sağladım.
Beste eteğini yukarıya sıyırarak tam sikilme pozisyonu almıştı, anlaşılan hemen sikeceğimi bekliyordu.
Arkasına çömelip, bembeyaz götünün yanaklarını iki elimle yoğurup, birbirinden ayırdığımda, Kahverengi göt deliğinin hemen altında hafif kıllı amının dudakları da birbirinden ayrıldı…
Dilimi amının pembe ve ıslak deliğine değdirdiğimde, "Ohhhh!" sesi yükseldi Beste'den. Deli gibi yalamaya ve dillemeye başladım amını. Suları yerlere akana kadar yaladım amını. Sonra göt deliğini yalamaya geçtim.
Dilimi göt deliğine soktukça Beste zevkten çıldırıyor, tüm vücudu titriyor ve inleme seslerine hakim olamıyordu. Sonunda dayanamadı ve "Hadi sok artık yarağını!" diye yalvarmaya başladı. Beste tam sikilecek kıvama gelmişti.
Ayağa kalktım ve yarağımı amına geçirdim. Beste'nin, "Ohhhh!" diye inlemesi eşliğinde yağ gibi girmişti yarağım sulu amına. Daracık amının içi fırın gibi yanıyordu. Kökleyip kaldım bir süre içinde. Beste de kendini masaya yapıştırmıştı iyice, kesik kesik nefes alıyordu.
Sonra kafasını masadan kaldırıp, "Hadisene, ne bekliyorsun!" dedi. Yavaşça gidip gelmeye başladım. Hızımı artırarak pompalıyordum amına.
Birkaç dakika sonra Beste'nin, "Ahhh, uhhh!" diye inlemeleri daha sesli çıkarken, masa da her darbemle Beste'yle birlikte ileri geri gidip geliyordu. Beste orgazm olmak üzereydi, vücudunun kasılmasından belli olmuştu bu.
Sonunda çığlık gibi uzun bir inlemeyle orgazm oldu. Ben pompalamaya devam edince de, "Yeterrr, ben bittim!" deyip masadan doğrulmaya çalıştı.
Yarağımı amından çıkarıp arkasından çekildim. Beste de doğruldu, ama dizleri titriyordu. Kendini en yakın koltuğa attığında, "Ohhh be!" dedi. Yarağımı sıvazlayarak önüne dikildiğimde ise, "Nolursun, biraz dinleneyim!" dedi.
Ben de, "Sonra dinlenirsin, arkanı dön!" dedim. Götünden sikmek istediğimi anlamıştı, suratını ekişeterek, "Ordan yapmasan aşkım yaa? Çok acıyor!" dedi. Onun bu isteksizliği canımı sıkmıştı. Kolundan tutarak, "Uzatma, dön hadi!" dedim.
Beste istemeye istemeye döndü arkasını, koltuğun minderinde dizlerinin üzerinde durdu. Eteğini tekrar topladım yukarıya, yarağımın başını dayadım göt deliğine.
Beste'nin, "Aşkım yavaş yap nolursun!" demesine aldırış etmeden yüklendim. Alıştırmadan yarağımın başını zorlaya zorlaya sokup, Bestenin, "Iğhhhh, yavaşşş!" demesini duymazdan gelerek kalanını da bir seferde kökledim. Kudurmuş gibiydim, Beste'nin götünü hayvanca sikmeye başladım.
Deminki suratını ekşitmesinin hırsını çıkarıyordum. Beste'nin, "Aşkım yavaşş!" demeleri de, "Orospu çocuğu dur, istemiyorum! Dursana piç!" gibi küfürlere dönüştü.
Bu beni daha da hırslandırdı, saçlarını elime dolayıp, asılarak olanca gücümle ve hızımla sikmeye devam ettim götünü. Böğürerek Beste'ye kenetlenip, götünün içine döllerimi fışkırttığımda, koltuk da yarım metre geriye kaymıştı.
Boşalmam bitip de götünden çıktığımda, Beste dönüp ayağa kalktı ve suratıma tokadı yapıştırdı. Bana ettiği küfürlerin ve hakaretlerin ardı arkası gelmiyordu. Belinden sarılıp kendime çektim ve dudaklarına yumuldum.
Önce dudaklarını kaçırmak istedi, "İstemiyorum!" diyerek, ama sonra teslim olup karşılık verdi. Rahat bir 10 dakika ateşlice öpüştük ayakta. Koltuğa oturduğumuzda Beste biraz sakinleşmişti, ama bana halen kızgındı. "Manyak! Salak!" diyerek kolumu çimdikleyip etimi kıvırdı.
Sanki götünün acısını anlamam için o da benim canımı yakmak istiyor gibiydi. İtiraz etmedim, "Çimdikle aşkım, istiyorsan kopar etimi! Bunu hak ettim!" dedim.
Beste çimdiklemeyi bırakıp, "Sen var ya harbiden sapıksın! Hem Sadist hem Mazoist'sin!" dedi. Gönlünü almak için, "Ne desen haklısın aşkım, ama okadar güzel bir götün var ki, kendime hakim olamadım işte! Şu ana kadar siktiğim en şahane göt seninkiydi!" deyip dudaklarına bir öpücük kondurdum.
Bu dediğim laflar hoşuna gitmişti,
"Ciddi güzel mi götüm? Biraz büyük değil mi?" dedi.
"Manyakmısın aşkım, harika bir götün var!" dedim. "Ne bileyim, eski sevgilim bana hep 'Koca götlü' der dururdu!" dedi.
"Kusura bakma da, eski sevgilin malın tekiymiş!" dedim. Bu konuşmayla Beste'nin keyfi tekrar yerine gelmişti. Bana kızgınlığı geçmiş gibiydi. Biraz daha öpüşüp, "Hadi, toparlanıp gidelim artık!" dedim. Kalktık, ben boxerimi ve pantolonumu giydim.
Beste de külodunu giydi, üstünü başını, saçlarını düzeltti ve çıktık ofisten. Beste'yi sünnet olmuş çocuklar gibi yürürken görünce dayanamadım güldüm. "Gülme Manyak!" diye kolumu çimdikledi yine.
Birlikte resepsiyona gittiğimizde, Atalay da ordaydı, Beste'nin yerine gelen kızla samimi bir şekilde birşeyler konuşuyordu, bizi görünce konuşmayı kesti. Beste saatine bakıp, "Atalay bey, ben eve gidiyorum. Servisi kaçırmayım!" dedi. Atalay da, "Tamam Beste hanım, yarın da izinlisin!" deyince,
Beste bana bakıp gülümseyerek gitti. Atalay bana, "Gel kanka, biz de şöyle lobiye geçelim!" deyip, resepsiyondaki kıza da, "Halime hanım, bize iki tane orta şekerli Türk kavesi gönderirmisin!" dedi. Kız Atalay'a, "Tabii efendim!" dedi. Ama bana da kaşlarını çatarak, yüzünde garip bir ifadeyle, dik dik baktı.
Niye öyle baktığına anlam verememiştim, üstelik ilk defa görüyordum Halime denen bu kızı…
Kahvelerimiz geldi, içtik, sohbet ettik Atalay'la. Beste'yle sikişimizin nasıl geçtiğini falan sordu, anlattım. Yorgundum, ayrıca uykum gelmişti. Atalay'la vedalaşıp, odaya çıktım. Mürüvet diğer odada çocuğuyla birlikte uyuyordu.
Kısa bir duş alıp, Zeynebi uyandırmadan yanına yattım. Resepsiyondaki Halime'nin yüz ifadesi kafama takılmıştı, (Acaba ne alıp veremediği var benimle) diye düşünürken, göz kapaklarım kapandı, uykuya daldım…
Sonraki Bölüm

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Köyümüzün Amcıkları (18. Bölüm)
Önceki Bölüm
Uyandıran olmasa, rahat akşama kadar uyurdum, ama sabahın köründe birinin beni dürtmesiyle uyandım. Beni dürtenin Zeynep olduğunu sanmıştım, ama Zeynep yanımda horlaya horlaya uyuyordu. Kafamı öbür tarafa çevirdiğimde Muharrem parmağını dudağına götürüp 'Sus!' işareti yaptı,
sonra da fısıltıyla, "Kalk çabuk, hemen giyin, aşağıya gel!" dedi ve odadan çıktı. Başım çatlıyor gibiydi, hem de uykumu alamamıştım. İçimden (Bok mu var da, sabahın köründe uyandırdın beni Pezevenk!) diye söylene söylene kalktım, giyindim ve indim aşağı.
Muharrem mutfaktan seslendi, "Gel, gel! Burdayım!" diye.
Mutfağa girip, "Günaydın!" dediğimde, aynı karşılığı beklerken, Muharrem, "Haruncuğum, sana Zeynebi sikebilirsin dediysem, biraz dikkatli olacağını tahmin etmiştim!
Hadi biraz önce benim yerime odaya Zümrüt, Şermin yada Mürüvet girseydi ve sizi aynı yatakta görseydi ne olacaktı? Zeynebi benim nişanlım olarak bildiklerini unutma!" dedi. Bunu unutmamıştım, ama Zeynebi o dediklerinin hepsinin yanında siktiğim için, görseler de birşey olmazdı.
Yine de, "Haklısın abi, aslında Zeynep Mürüvet'le aynı odada yatacaktı, fakat onun kapısı kilitliydi…" dedim. Muharrem de, "Haruncuğum, aklın sikinde olunca kafan çalışmıyor galiba? Baktın Mürüvet'in kapısı kilitli, Zeynebi gönderseydin ya Şermin'in odasına, orda yatardı! Neyse, birdahaki sefere daha dikkatli ol! Tamam mı?" dedi. Sabah sabah bana anlamsız gelen bu konuyu uzatmamak için, "Tamam abi!" dedim.
Muharrem çay demlemişti, çaylarımızı alıp dışarıya evin önüne çıktık. Daha güneşin ilk ışıkları yeni doğuyordu ve o saatte bizden başka ayakta kimse yoktu. Çaylarımızı içerken, "Ee abi, sen naaptın, siktin mi Mürüvet'i?" diye sordum.
Muharrem pis pis sırıtarak, "Sikmezmiyim, siktim tabii ki! Hem de nebiçim siktim, sabaha kadar inlettim valla karıyı!" dedi. Ben de, "İyi iyi, sana da bu yakışır abi!" dediğimde, Muharrem'in koltukları kabarmıştı.
Sonra Muharrem'e, bugün kahvaltıdan sonra köye döneceğimizi söyledim. Çok ısrar etti birkaç gün daha kalmamız için. Ama ben, babamlar yarın döneceğimizi bildiği halde, bugün gitmekte kararlıydım. Çünkü burada daha fazla kalırsam başım Şermin'le derde girebilirdi.
Muharrem beni daha kargalar bokunu yemeden uyandırmıştı, ama diğerleri saat 9:30'dan önce kalkmadılar. Bir tek Zümrüt diğerlerinden önce kalkmıştı, o da hemen kahvaltı hazırlamaya koyuldu. Zümrüt sadece, "Günaydın!" deyip, başka da hiç konuşmadan direkt mutfağa geçmişti.
Bilemiyorum, belki de dün gece yaşananlardan dolayı utandığından böyle davranıyordu. Diğer hatunlar da indiklerinde, Pergolanın altına hazırlanan kahvaltı masasına geçtik. Kahvaltıda sadece Muharrem'le ben konuşuyorduk. Diğerleri, dün gece yaşananların etkisinden olsa gerek, sessiz sakin yiyorlardı kahvaltılarını. Sanki onların da başları ağrıyor gibiydi.
Kahvaltı sonrası vedalaşma vakti gelmişti. Şermin, babasının yanında benle resmi bir şekilde vedalaştı, gözlerime dahi doğru düzgün bakmamıştı. Zümrüt'le de vedalaştık ve bindik Muharrem'in arabasına. Benim araba Otelin otoparkındaydı. Otele vardığımızda, Muharrem'in ısrarına rağmen çay kahve içmeye kalmadık, yolumuz uzun diye direkt benim arabaya geçtik, Muharrem'le de vedalaşıp, yola koyulduk.
Kuşadası'ndan ayrıldığımızda Zeynebe sordum, "Nasılsın aşkım, iyimisin? Dün gece hoşuna gitti mi?" diye. Ama Zeynepten önce Mürüvet atıldı, "Ne oldu ki dün gece? Naaptınız ki?" dedi. Zeynep anlatmayım diye kolumu çimdikledi ve Mürüvet'e, "Hiiç… Rakı içince sarhoş olduğumdan bahsediyor işte!" dedi.
Mürüvet yememişti, "Yok yok, mutlaka başka birşey olmuştur, anlatsana Harun!" dedi. Ben de, "Üffff, neler neler oldu, duysan aklın fırlar! Anlatırım anlatmasına, hatta resimleri de gösteririm, ama önce sen bir anlat, sen ne yaptın bizden ayrıldıktan sonra?" dedim. Mürüvet bu soruyu beklemiyordu, birkaç saniye sustuktan sonra, "Ne yapacağım, birşey yapmadım, odama gidip yattım uyudum!" dedi.
Aynadan Mürüvet'e gülerek, "Hadi hadi, yeme beni, sabah Muharrem anlattı bana herşeyi!" dedim. Mürüvet'in yüzü anında kızarmıştı, "Vay adi herif vaay, yemin etmişti kimseye söylemeyeceğine dair… Aslında onunla sevişmek gibi bir niyetim yoktu valla…
Ama sonra düşündüm, 2.000 Lira az para değil, o parayı kocam bile 2 ayda göndermiyor!" dedi. Mürüvet'in bu anlattığına, en az benim kadar Zeynep te şaşırmıştı. Demek ki Muharrem Mürüvet'i parayla sikişmeye razı etmişti. Bu bilgi ile Mürüvet elimdeydi artık, Zeynebin amını da siktiğimi bilip bilmemesinin bir önemi kalmamıştı.
Muharrem'in bana anlatmasına Mürüvet'in canı sıkılmış, morali bozulmuştu. Elimi arkaya uzatıp Mürüvet'in dizini okşadım ve gülerek, "İyi etmişsin aşkım! Keşke daha çok para tırtıklasaydın, Pezevenkte bok gibi para var!
Neyse boşver şimdi para mevzusunu, Muharrem iyi sikiyor mu? Sen bize onu anlat!" dedim. Mürüvet güldü, "Yok yaa, daha bacaklarımın arasındayken boşaldı, siki amıma doğru düzgün girmedi bile! Sonra da yattı uyudu, başka da bir bok olmadı sabaha kadar! Eee, siz ne yaptınız dün gece? Anlat hadi!" dedi.
Telefonumu çıkardım, dün gece çektiğim resimlerin olduğu dosyayı açıp, "Alem yaptık! Al kendin bak!" diyerek verdim. Zeynep dün geceyi bizzat yaşadığı halde, Mürüvet'ten daha çok merak ediyordu resimleri. O da ön koltuktan kafasını arkaya uzattı, birlikte baktılar resimlere. Resimleri görünce ikisi de şoka girmiş gibiydiler.
Zeynebin yüzü kireç gibi oldu, gıkı çıkmıyordu. Mürüvet ise resimler ilerledikçe, "Ohaa! Çüşş! Vay be!" gibi şeyler söyleyerek hayretini saklayamıyordu. Resimler bitince Mürüvet telefonu bana geri verdi ve "Tühh yaa, çok şey kaçırmışım, keşke ben de sizin yanınızda olsaydım! Resimlere bakarken bile amım sulandı valla!" dedi.
Ben de onu dolduruşa getirmek için, "Sanki yanımızda olsaydın, diğer hatunların yaptıklarını yapacakmıydın ki?" dedim. "Yapardım valla, benim o orospulardan neyim eksik?" dediğinde, "Ehh, unutma bu dediğini! Bir daha ortam olursa göreceğim seni de!" dedim. Mürüvet, "Tamam, sen ortamı ayarla yeter ki! Off of, şu anda ne biçim azdığımı tahmin bile edemezsiniz!" dedi.
Bu konuşmalardan sonra benim yarak da azmış, önümde çadırı kurmuştu. Mürüvet'e, "Külotunu çıkarsana!" dedim. Mürüvet, "Şimdi mi, arabada mı?" dedi. "Evet, çıkar hadi! Merak etme kimse göremez!" dedim.
Zeynep kafasını arkaya çevirip Mürüvet'e baktı, dediğimi yapacak mı diye. Mürüvet külodunu çıkarınca, "Okşa amını!" dedim. Mürüvet aynadan gözümün içine bakarak bacaklarını ayırdı ve amını okşamaya başladı. Yanında çocuk uyuduğu için Mürüvet koltuğun tam ortasına oturamıyordu.
Onun için aynadan tam göremiyordum Mürüvet'in amını, ama amını okşarkenki yüz ifadesini görmek bile yetiyordu. Zeynep ise önde ne yapacağını bilmez halde kıpırdanıp duruyordu. Zeynebe, "Aşkım istiyorsan sen de çıkar külodunu?" dediğimde, "Gerek yok!" dedi. Kafasından ne geçiyorsa, düşünceli görünüyordu biraz.
Aynadan Mürüvet'e bakıp, "Nasıl gidiyor aşkım?" diye sordum. Mürüvet amını okşamaya devam edip, "Off yaa, daha da azdım, kuduruyorum valla!" dedi. Gözleri kaymıştı. İşin gerçeği ben de kuduruyordum. İlk gördüğüm çıkış tabelasından saptım, çıktım otoyoldan. 8-10 kilometre ilerde küçük köy gibi bir yer görünüyordu.
Köy yolunda 150-200 metre ilerleyip, kenarında birkaç ağacın bulunduğu bir tarlanın yanında durdurdum arabayı. Etrafa baktım, kimseler görünmüyordu. İndim arabadan, Mürüvet'i de indirdim. Ağacın arkasına götürdüm ve ağaca tutundurarak hafif domalttım. Fermuarımı açıp yarağımı çıkardım.
Eteğini biraz kaldırıp, arkadan yarağımı amına geçirdim. Ve Mürüvet'i sikmeye başladım. Mürüvet zaten arabada nerdeyse orgazm olmak üzereydi, amına hızlı hızlı birkaç kez pompalayınca, inleye inleye orgazm oldu.
Dizleri titriyordu, ayakta zor duruyordu. Ama ben daha boşalmamıştım. Mürüveti kendime dönderip önümde çömelttim, yarağımı verdim ağzına. Harbiden de kudurmuş gibi yalıyor, emiyordu yarağımı. Ağzına boşaldım. Boşalmam bitip de döllerimi yutunca, Mürüvet'i kaldırdım ayağa. Eteğini düzeltti, elinin sırtıyla ağzını sildi. Tekrar arabaya döneceğimizde, "Harun, çişim var, buraya işesem olur mu?" dedi. "Olur, işe!" dedim. Eteğini toplayarak çöktü ve gözlerimin içine bakarak şarıl şarıl işedi.
Sonra arabaya yürüdük. İkimiz de boşalmış ve rahatlamıştık, tek Zeynep kalmıştı boşalmayan. Etrafı birkez daha kontrol ettim, gelen giden yoktu. Zeynebin kapısını açtım, külodunu çıkarmasını ve yan dönüp ayaklarını dışarı sarkıtarak oturmasını söyledim. Zeynep dediğimi yapınca, Mürüvet'e, "Hadi gel bakalım, Zeynebin amını yala!" dedim.
Mürüvet önce biraz duraksadı, fakat sonra geldi. Ben ayakta hem kapıyı tutuyordum siper olsun diye, hem de etrafı kolaçan ediyordum. Mürüvet çöktü Zeynebin önüne ve amını yalamaya başladı. İlkbaşta biraz çekingendi, ama birkaç dakika sonra gözlerini yumarak, adam akıllı yalıyordu. Zeynebin am dudaklarını sündüre sündüre emiyor, diliyle klitorisini gıdıklıyordu.
Zeynep de gözlerini yummuştu, inleyerek Mürüvet'in saçlarını okşuyordu. Zeynebin orgazm olması Mürüvet'inkine nazaran biraz daha uzun sürmüştü.
Sonunda Zeynep de boşalıp rahatlayınca toparlandılar. Bindik arabaya, geri otoyola çıktık ve yolumuza devam ettik. 10 dakika geçmeden, ikisi de horlaya horlaya uyumaya başladılar. Ben de uyandırmadım, saatlerce uyudular. Sadece bir kez çocuk ağladığında Mürüvet çocuğu emzirdi, sonra tekrar uyudular…
Akşama doğru yolculuğun sonuna yaklaşmıştık, köye yaklaşık bir saatlik yolumuz kalmıştı. İkisi de nerdeyse tüm yolculuk boyunca uyuyorlardı. Oysa ben gözlerimi zorlukla açık tutabiliyordum. Kendimi çok zorlasam belki köye kadar sürebilirdim, ama son anda bu fikirden vaz geçip, ilk benzinliğe çektim arabayı.
Araba durunca bizimkiler uyandılar. Ve sağa sola bakınıp, burda niye durduğumuzu sordular. Ben de uykumun geldiğini, devam edemeyeceğimi, arabada biraz uyumak istediğimi söyledim. Mürüvet, "Burda uyunur mu be, Otele gidelim!" dedi. Ben de, "Bu civarda gidebileceğimiz tek doğru düzgün Otel var, o da geçenki gittiğimiz otel. Ama orası da biliyorsun ki çok kazık!" dedim.
Mürüvet, "Olsun, oraya gidelim, ama o orospulara okadar çok bahşiş verme!" dedi ve çıkarıp Muharrem'den aldığı 2.000 Lirayı verdi. Ben de parayı aldım ve sürdüm Otele.
Resepsiyonda yine geçenki kız vardı, bizi güleryüzle karşıladı. Aynı odayı istedim, fakat busefer geceleyeceğimizi, akşam yemeği ve kahvaltı da alacağımızı söyledim. Kız faturayı uzattığında, geçenki ödediğim indirimli fiyattan da az bir tutar yazıyordu. Şaşırmıştım, kıza, "Bir yanlışlık yok değil mi?" diye sormak zorunda kaldım. Kız da gülerek, "Yok efendim!" dedi.
Faturanın bu sefer düşük olmasının nedenini anlamamıştım, ama sevinmiştim. Yazan tutarın üstüne fazladan 100 Lira koyup kıza verdim ve "Böyle tamamdır!" dedim. Kız gülerek teşekkür etti, anahtarımızı verdi ve akşam yemeği ile kahvaltı saatlerini söyledi…
Odaya girdiğimizde, Mürüvet'le Zeynebe beni akşam yemeği saatinde uyandırmalarını söyleyip, kendimi elbiselerimle attım yatağa. Bırak sikişmeyi, oynaşacak, elleşecek halim bile yoktu, uykusuzluktan gözümü açamıyordum.
En azından yemek saatine kadar 1-2 saat uyursam iyi olacaktı. Kafam yastığa değer değmez uyumuşum…
Akşam yemeği saatinde uyandırdılar beni, ikisi de duşlarını almışlar ve giyinip hazırlanmışlardı bile. Ben de çabucak bir duş alıp, giyindim. Çocuğu da alıp indik aşağı, Otelin restoran kısmına geçtik. Açık büfeden yemeklerimizi alıp karnımızı doyurduk.
2 saatlik uyku, duş ve ardından güzel bir akşam yemeği iyi gelmişti, kendimi yine zinde hissediyordum. Yemeğin ardından tatlılarımızı da yedik. Mürüvet'le Zeynep meşrubatlarını bitirmemişlerdi, onlar otururken ben sigara içmek için kalktım. Lobiden bahçeye çıkacaktım. Resepsiyonda, deminki kızın yanında ben yaşlarda bir genç vardı, kıza bilgisayarda birşeyler gösteriyordu.
Beni farkedince, "Harun!" diyerek resepsiyondan çıktı ve yanıma geldi, "Beni tanımadın mı lan Yavşak? Ben Atalay!" diyerek sarıldı bana.
Atalay Ortaokuldan arkadaşımdı. Otelde ön büro müdürü imiş. Biz geçen sefer Otelden ayrıldıktan sonra faturaları incelerken görmüş ismimi. Resepsiyondaki kızlara da, birdaha gelirsem indirim yapmalarını söylemiş.
Lobide oturduk, biraz sohbet ettik, hal hatır sorduk birbirimize. Yanımdaki hatunların kim olduğunu falan sordu, anlattım. Ben de ona resepsiyondaki kızın ne iş olduğunu sorduğumda, Atalay kafasını çevirip resepsiyona baktı ve "Beste'yi mi soruyorsun? Hoşuna gittiyse sikebilirsin! Kız yarak hastası, ben siktim birkaç kere!" dedi.
Sonra da, "Dur lan tanıştırayım sizi!" deyip, çağırdı Beste'yi yanımıza. Bizi tanıştırdı ve kıza, "Harun senden çok hoşlanmış, seninle görüşmek istiyormuş!" dedi. Beste de bana gülümseyerek, "Tamam, görüşelim! Atalay bey benim iznimi ona göre ayarlasın!" dedi ve götünü kıvırta kıvırta yürüyerek resepsiyona geri döndü.
Atalay'a, "Gel ben de seni benim hatunlarla tanıştırayım!" dedim. Kalktık ve restorana geçtik. Tanıştırdım bunları. Oturduk sohbete başladık. Mürüvet Atalay'ın ağzına girecekti, çok hoşlanmıştı ondan. Atalay da Mürüvet'e yalakalık derecesinde iltifatlar ediyordu. O anda aklıma başka birşey geldi ve Atalay'a bu gece bizimle takılıp takılamayacağını sordum.
O da, Otelden ayrılamayacağını, ama Otelde olursak sabaha kadar vaktinin olduğunu söyledi, "Acil bir durumda bana cepten ulaşırlar zaten!" dedi. Ben de, "İyi, o halde yukarı çıkalım, sohbetimize bizim odada devam edelim! Hem Mürüvet de çocuğu yatırır!" dedim. Mürüvet bu teklifime Atalay'dan daha çok sevinmişti. Atalay, "Tamam, siz gidin, ben 10 dakika sonra gelirim!" dedi ve kalkıp resepsiyona gitti.
Biz de 4-5 dakika daha oturup kalktık, odamıza çıktık…
Sonraki Bölüm
Ana oğul
Oglum Mert 16 yasinda, o yastaki her çocuk gibi sekse merakli.
Benden saklı porno dergiler okuyor, bunu normal karsiliyorum, görmezlikten geliyorum…
Kocam ise gitmisti, ben oglumun odasini topluyordum, masasinin üzerinde o dergilerden birini buldum, kaldirmayi unutmustu…
Söyle bir alip inceledim, bu öyle siradan bir porno mecmua degildi. Anne ogul ensestini mevzu, bahis saha bir dergiydi…
Içinde annesini siken küçük bir çocugun fotograflari vardi… Anne çocugun yarragini emerken, çocugun amindan, götünden sikerken resimleri vardi…
Oturup dergiyi dikkatle inceledim, tahrik olmustum, elimi külotumun içine sokup kendimi tatmin ettim…
Acaba oglum benimle ilgili fanteziler mi kuruyordu. Beni sikmeyi mi düsünüyordu, heyecanlandim.
Oglum tarafindan sikilmek kim bilir ne zevkli olurdu…
Sonra dergiyi orada birakip çiktim… Bir gün mutfak tezgahi basinda çalisiyordum, oglum Mert bir sey almak için yanimdan geçti ancak yer dar oldugundan siki yanlislikla kalçalarima sürtündü,
tahrik olmustum hafif bir “ihhh” sesi çikarttim…
Mert sasirdi söyle bir bakti, isini bitirdikten sonra yine yanimdan geçti bu kez bilinçli olarak sürtündü, siki biraz kalkmisti.
Ben yine inledim.
Mert benim halimden cesaret almis olacak ki, bu kez arkamda durdu. Sözde, tezgahta ne yaptigima bakiyordu,
kalkmis sikini göt dedigimin üstünde hissettim. heyecan içindeydi, sicak nefesi ensemdeydi…
“Yardim edeyim mi” dedi…
“Evet orda öyle dur” diyebildim…
Mertin eli kalçalarimi oksuyordu, sonra diger eli yukariya dogru çikarak memelerimi sikmaya basladi.
Benim her inlememden sonra o biraz daha cesaretini toplayip isi ileri götürüyordu.
Etegimi kaldirip elini külotumun içine sokup amimi parmaklamaya basladi…
Zevkten kuduracaktim, sadece “sik beni…
o dergideki çocuk gibi sik anneni” diyebildim…
Bunu derken Mertin pantolonu çoktan asagi inip siki dimdik disari çikmisti…
Mutfak tezgahinda duran margarine parmagini daldirdi,sonra yagli parmagi göt dedigime sokarak bir güzel yagladi…
Bir süre sonra oglumun kalin yarragi götümün içinde gidip geliyordu… Hayatimin en zevkli sikilmesini yasiyordum…
Sonra döndüm oglumla atesli sekilde öpüstük, dili agzimin içinde oynuyordu…
Bal kasesine elimi daldirip yarragina buladim sonra o balli yarragi yalamaya basladim.
Hayatimda bu kadar lezzetli bir sey yalamamistim… Sikismemizin son duragi mutfak tezgahinin üstüydü; sira isin en zevkli anina, amimdan sikilmeye gelmisti.
Oglum muhtesem yarragini amima daldirmisti…
Hizla gidip geliyordu, o gün kaç gez orgazm oldum hatirlamiyorum. Ikimizin de fantezileri gerçek olmustu.
O günden sonra babasi ise gittiginde derhal döşek odasina geçiyor aksama kadar sikisiyorduk…
Arkadaşımın Annesi Fatma Teyze
17 yaşımdaydım. Soner ile çok iyi iki arkadaştık ve okuldan çıkar çıkmaz soluğu Sonerlerde alırdık. Playstation’a gömülür, saatlerce başından kalkmazdık.
Fatma Teyze rahat bir kadındı. Yemek için bizi sıkboğaz etmez veya “çok oynadınız, yeter” diyerek keyfimizi kaçırmazdı. Bizi çocuk olarak gördüğünden evde rahat giyinir, ama dışarıda kapalıydı. Tüm bunların yanında özgüveni yüksek, çekiciliğinin farkında, bakımlı bir kadındı.
Son günlerde Fatma Teyze keyifsiz görünüyordu. Bir iki kez gözlerini buğulu gördüm ama ağlayıp ağlamadığını anlayamadım. Facebook yeni çıkmıştı.
Bir akşam Fatma Teyze ile arkadaş olduk. Doğum günüymüş. Bir fotoğraf paylaşmıştı. Fotoğraf, milyonlarca erkek için sıradan olabilirdi ama benim için öyle değildi.
Tepeden tırnağa kapalı olsa da hatlarını sezebiliyor, hayallerimle zenginleştirerek tapılası bir kadına dönüştürebiliyordum.
“Doğum gününüz kutlu olsun hanımefendi, sağlık, huzur ve mutluluğunuz hiç eksik olmasın,” diyerek bir mesaj attım.
“Bu ne güzel bir dilek, çok teşekkür ediyorum beyefendiciğim,” dedi. Normal halime dönerek,
“Nasılsın Fatma Teyze, keyfin yerinde mi?” diye sordum. “Yerinde canım, teşekkür ederim,” dedi ve birkaç saniye duraksadıktan sonra, “Neden sordun ki?” diye ekledi.
“Seni bu aralar pek keyifsiz görüyorum, mutsuz gibisin,” dedim.
“Ah, ne kadar zarif ve incesin! Nasıl anladın?” diye sordu. “Gözlerini yaşlı gördüm sanki, eskisi gibi de gülmüyorsun,” dedim.
Epey bir sessizlikten sonra kocasından bahsetmeye başladı. Fatma Teyze’nin bu kadar kolay ve hızlı açılmasını beklemiyordum.
Kocası onu aldatıyormuş. Şok oldum; Mehmet Amca pek muhafazakar biridir, dergah kapılarından, şeyh eteklerinden ayrılmaz.
“Fatma Teyze, sen harika bir insansın, çok güzelsin, üzülme,” gibi yüzeysel cümlelerle teselli etmeye çalışırken, “Bunlar yetmiyor, güzel değilmişim demek ki,” dedi.
“Sen iyi bir insansın, evet, ama aynı zamanda harika bir kadınsın. Şimdi ileri gitmek istemem ama hani ‘at gibi’ derler ya, işte öylesin,” dedim.
Yarım saat kadar bekledim. Cevap gelmeyince uyuyakalmışım. Günlerden pazardı. Akşama kadar bir şeyler yazmasını bekledim ama koca gün sessizlik içinde geçti.
Pazartesi, okul çıkışı Soner “Hadi gidelim,” dediğinde “Eve gitmem lazım,” dedim. Fatma Teyze’nin nasıl davranacağını kestiremiyordum. Bütün akşamı ve geceyi de bilgisayar başında bir mesaj bekleyerek geçirdim.
Ertesi gün Soner'e “Börek yapacağım bugün, Ahmet’i almadan gelme,” demişti. Fatma Teyze’nin böreğini çok severdim. İçimi bir heyecan kaplamıştı. Güler yüzüyle mi karşılayacaktı, yoksa beni mi paylayacaktı, bilmiyordum.
Eve vardığımızda kapıyı Fatma Teyze açtı. Gayet şen şakrak bir hali vardı. Üzerimden koca bir yük kalkmıştı. Neyse, biz yine Playstation oynamaya gömülmüşken telefon geldi.
Babası, Soner’i dükkana çağırmıştı. “20 dakikaya dönemezsem, bil ki gelemeyeceğim,” dedi ve gitti.
Oyuna dalmışım ve bir saate yakın bir süre geçmişti. Fatma Teyze kapıyı açtığında durumu idrak edebildim. “Soner gelemeyecekmiş, haberin olsun,” dedi. Sonra, “Facebook’a giremiyorum. Şifremi bulamıyorum, yardım eder misin?” diyerek bilgisayarın başına yöneldi.
Demek ki Facebook’a giremediği için sessiz kalmıştı.
Şifre sıfırlama ile yeniden girebilir hale getiriyordum. O sırada ben sandalyede oturuyordum, o da arkadan sandalyeye yaslanıyordu. Nefesini hissedebiliyordum.
Giriş yaptığım sırada benim mesajım düştü. Üzerime çullanarak mesajı açtı. Memelerini ensemde hissedebiliyordum. Sikim anında kalkıvermişti.
Mesajı okuyunca, “Yok artık, abartma,” dedi. “Sana iltifat borcum yok, olanı söylüyorum. Boyun, kilon, cildin harika görünüyor, kimse sana 45 demez,” dedim. “Tabii bunlar da yetmez, seksapel de lazım. O da misliyle var.
Sana karşı koyabilecek erkek yok.”
Ne yapacağını bilememe haliyle birlikte hareketleri yavaşladı. “Gerçekten mi?” sorusuna utanarak “Evet,” dedim.
Tüm bunlar, birbirimizin yüzünü görmeden oluyordu. O sırada iyice yaslanmıştı.
Adeta memeleriyle masaj yapıyordu. Birkaç saniye sonra, “Hadi kalk bakalım, böreğini soğutma,” dedi. Mutfağa geçtik. Üzerinde ketenimsi, ince beyaz bir gömlek vardı. Sütyeni net bir şekilde belli oluyordu. Altında siyaha yakın lacivert bir etek vardı. Belden aşağı genişleyen beyaz puantiyeli bir etekti.
Börekleri almak için fırına doğru eğildiğinde mutluluktan uçuyordum. Biçimli ve diri kalçaları hareket ettikçe kendimden geçiyordum. Etek tiril tiril bir etekti, hareket ettikçe kalçalarının arasına kaçıyordu.
Fatma Teyze ya külot giymemişti ya da tanga gibi bir şey giymiş olmalıydı. Böreği önüme koyarken gerdanına bakıyor, dantelli sütyenini neredeyse tüm hatlarıyla görebiliyordum.
Birden gömleğinin üstten üç düğmesinin açık olduğunu fark etti. “Nereye bakıyorsun sen öyle?” diye sordu.
“Önce ‘at gibisin’ diyorsun, sonra memelerime bakıyorsun oğlum.
Olur mu öyle şey?” dedi.
Sinirli değildi ama koftiden bir gerginlik vardı. “Ama Fatma Teyze, sen çok harika bir kadınsın. Bakıyorum ama sapık gibi değil, hayranlıkla, sevgiyle,” dedim.
“Ay, senin yaşın kaç başın kaç?” dedikten sonra,
“Keşke kocam da böyle beğenseydi beni,” diye hayıflandı.
“Makineden çamaşırları alacağım,” diyerek bir anda gidiverdi.
Kıvılcım vardı ama ateşi yakmaya yetmemişti. Bu durumdan kaçmak istemiş olmalıydı.
Salona geçip televizyon izlemeye başladım. Sonra Fatma Teyze girdi içeri. Karşı koltuğuma oturdu. Biraz kaykıldıktan sonra bacak bacak üstüne atıp o da filmi izlemeye başladı.
Çorap giymişti. Siyah, seksi bir çoraptı. Bu duruma çok şaşırmıştım. Acaba ben kaçmak istedi sanırken hazırlanmaya mı gitmişti? Derken, “Bugün günüm vardı, son anda iptal oldu.
Madem öyle ben de kendim için süsleneyim dedim,” dedi.
“Şahane olmuşsun Fatma Teyze, kadın gibi kadınsın,” dedim. “Harika görünüyorsun,” dedim. “Nerem harika be çocuğum, saçmalama,” dedi.
“Gözlerin, burnun, yanakların, çenen,” dedim. “Dudaklarım güzel değil yani?” dedi. “Güzel olmaz mı, en güzeli onlar,” dedim. Gerçekten de öyleydi.
Etli, ıslak dudakları vardı. “Başka nerelerim güzel?” dedi. “Bacakların ve bileklerin,” dedim. Koltuğa iyice yerleşip yavaş yavaş eteğini bir parmağıyla kaldırmaya başladı.
Sol bacağı yavaş yavaş diz kapaklarına kadar açıldı ve diz kapağının biraz üzerine çıktığında, “Bu bacaklarım mı?” dedi.
“Evet,” dediğimde nabzım çok yükselmişti. Kanımın yarısı sikime yönelmişti. “Konuşurken çocuk diyordum ama sende bayağı bayağı kalkan bir şeyler varmış,” dedi gülerek. “Hem de nasıl,” diyerek ayağa kalkarken, “Hop, otur bakalım, dokunmak yok, sadece konuşuyoruz,” dedi. “İstersen pipini çıkarıp kendini rahatlatabilirsin,” dedi.
Sikimi bir çırpıda çıkardığımda gözleri açıldı. “Ne kadar iri ve temiz bir sikin var, ay bembeyaz,” dedi.
Gerçekten de öyleydi. Pembe, tertemiz kasıklardan baş kaldıran kanlı, canlı, damarlı bir sik onu da heyecanlandırmıştı.
Bacaklarını ayırıp her iki bacağını da görebileceğim bir hale gelmişti. O da bacaklarını okşuyordu. “Oyna bakalım sikinle,” dedi. Gözlerinin içine bakarak sikimi okşarken gömleğin iki düğmesini daha açarak göğüslerini okşamaya başladı.
İki dakika geçmeden feci bir şekilde boşaldım. Çıkardığı sesler sikimin inmeden tekrar kalkmasına neden oldu.
“Bu ne be,” dedi. “Yorulmaz mısın sen?” dedi. “Yoran yok ki,” dedim. “Gel bakalım,” diyerek beni çağırdı.
Önünde diz çöktüm. Sağ ayağını uzattı, okşayarak kalçalarına kadar çıktım. Oldukça ince, siyah, seksi çoraplardı. Okşamak inanılmaz bir haz veriyordu. Sonra çoraplarını çıkardım.
Ayak baş parmağından başlayarak emmeye başladım. Çıkardığı sesler o kadar seksi, o kadar azdırıcıydı ki tarif edemem. Yavaş yavaş eme eme baldırlarına geldim.
Küçük küçük öpücükler, minik ısırıklarla iyice azmasını sağlıyordum. Amcığına yaklaştığımda tahmin ettiğim gibi külot giymediğini fark ettim. Amcığı kılsız ve diri duruyordu. Saçlarımdan tutarak kafamı amcığına bastırdı.
Dilimle klitorisinden başlayarak amcığına iniyor ve oradan da götüne dilimi değdirip yukarı çıkıyordum. İyice salmıştı. Kontrol ondaydı, hızımı ve şiddetimi o ayarlıyordu. Epey epey inliyordu artık. Önce bacaklarını kastı, kafamı sıkıştırdı. Sonra birden gevşeyiverdi ve kontrolü bana bıraktı.
Yavaş yavaş yalamaya devam ediyorken durdurdu beni. “Dur, tadını çıkarayım, dinleneyim,” diyerek uzaklaştırdı. Elim sikimde kalmıştım. Birkaç dakika sonra kalkarak yanıma geldi. Sikimi önce avucuna aldı, sonra ağzına.
Önce acemice birkaç öpücükle başlamıştı. Sonra gayet arzulu ve seksi bir şekilde sikimi yalamaya devam etti. Arada bir ağzından çıkarıp taşaklarımı yalıyordu. Sonuncusunda taşaklarımdan da aşağı inip götüme geldi. İnanılmaz bir zevkti, zevkten inlemeye başlamıştım. “Ay, bu ne tatlı bir ten, tertemiz, mis gibi kokuyor.
Sana hayatının armağanını vereceğim, gelecekteki karın bile yapmayacak sana bunu,” dedi ve kalçalarımı ve götümü öpmeye başladı. Islak öpücüklerinin yerine emmeye başlamıştı artık. Götümü dillemeye başladığında resmen zevkten çıldırıyordum.
Sikim de taş gibi olmuştu. Bir eliyle de onu okşamaya başladı. Ama sikimi okşamasını istemiyordum, boşalmak üzereydim. Sadece götümü sonsuza kadar dillesin istiyordum.
Dilini sertleştirip götümü dillemeye başladı. Birkaç dakika sonra böğürerek boşalmaya başladım. Boşalırken döllerimi parmaklarıyla toplayıp yüzüne sürmeye başladı. “Çok faydalı,” dedi.
“Bilseydim yüzüne boşalırdım,” dedim.
“Geçti artık,” dedi.
Hemen kalktı sikim. “Aaa hala mı yorulmadı bu?” dedi.
“Yorulmamış, baksana,” dedim. Sonra sırtını bana dönerek eteğini çıkardı. Sikimi kalçalarının arasına yerleştirdi ve ileri geri yapmaya başladı. Islak sikim Fatma Teyze’nin götünün arasında dans ediyordu. Kayganlaştıkça içine girmek istedim ama asla izin vermedi, bastırdı ve engelledi beni.
Ellerini göğüslerine götürmeme de izin vermedi ama sırtına öpücükler kondurmama hayır demiyordu. Bir iki dakika geçmeden boşalmak istedim. Onu kaldırıp diz çöktürdüm ve yüzüne boşaldım. Dudaklarına gelen kısmı diliyle alıp yuttu.
Unutulmaz bir görüntüydü. Yaklaşarak dudaklarıma bir öpücük kondurdu ve banyoya gitti. Ben de toparlanıp çıkmıştım. Takip eden günlerde yine gittim. Soner olmadan çok az vaktimiz oluyordu. O anlarda da hiçbir şey yaşanmamış gibi davranıyordu.
Facebook’taki mesajlarıma da kayıtsız kalıyor, hiç açık kapı bırakmıyordu. 8-9 ay sonra taşındılar, ilçe değiştirdiler. Haliyle Soner’le de bağımız zayıfladı.
Fatma Teyze’den hiç vazgeçmedim. Mesaj atıyor, iletişim kurmaya çalışıyordum ama yanıt alamıyordum. Sabırla kapıyı çalıyor, açılmayınca geri dönüyordum. Bu durum 4-5 ayda bir tekrarlanıyordu. Aradan dört yıl geçmişti.
Bir akşam yine “Selam Fatma Teyze, nasılsın?” diye yazdım. “İyiyim, sen nasılsın canım?” dedi. O gece sabaha kadar sanki araya dört yıl girmemiş gibi konuştuk. Kocasından ayrılmış, Soner şehir dışında üniversiteye gitmiş vs.
Daha sonra bir akşam beni davet etti. Harika bir gece daha yaşadık. Sonra da bağını tamamen kesti.
Dediği gibi oldu. Yıllar geçti, birçok kadınla birlikte oldum ama hiç kimse onun tattırdığı zevkin yarısını tattıramadı....
Bursalı çiftiz
Yaşadıklarımı birilerine anlatmaktan çok utanacağımı düşünüyordum, fakat buradaki diğer hikayeleri okuyunca yazmaya karar verdim. Biz Bursa'da oturan, kendi halinde yaşayan bir çiftiz. İki yıl önce evlendik.
Kocamla birbirimizi çok seviyoruz. Ben 21, kocam 28 yaşında. Ben kocamdan başkasıyla hiç beraber olmadım, olmayı da aklımdan bile geçirmedim. Çünkü kapalı bir çevrede yetiştik. Bu arada kocam Hüsnü sekse pek düşkün değildir. Çoğu zaman ben ona yaklaşırım.
Apartmanda sadece görüştüğümüz Aysel ablalar vardı. Onlarla çok samimiydik. Herşeyimizi paylaşırdık. Her sırrımızı paylaşırdık. Hatta cinsel yaşantımızı bile. Kocası Osman abi kamyon şoförüydü. Yola çıkardı sürekli.
Yoldan döndüğünde Aysel ablayı sevişmekten perişan ettiğini, her gece onunla seviştiğini anlatırdı. "Üzerime bir çıkar benim pestilimi çıkarır." derdi. O bunları anlatırken aklıma Hüsnü'nün isteksiz hali gelirdi. Osman abi iri kıyım bir adamdı.
Aysel abla kocasının ona artık yaşlanmaya başladığını, eski tazeliğini koruyamadığından falan bahsedermiş. Aysel abla 40 yaşlarında falandı.
Bir hafta sonra yılbaşıydı. Aysel ablalar bizi o gece için davet ettiler. Onlar eğlenmeyi seven, neşeli insanlardı.
Hüsnü'ye söyledim. Hüsnü bir metal üretimi yapan fabrikada çalışıyordu. "Tamam gidelim, ama o gece benim gece çalışmam gerekebilir." dedi. Ben de, "Olsun, o saatte biz de kalkarız zaten." dedim.
Yılbaşı gecesi akşam saat 20:00 gibi onlara gittik. Hüsnü gece çalışacaktı. Bunu onlara anlattı. Fakat onlar, "Hüsnü sen istediğin yere git, bu kızın ne suçu var, o gitmez bizle girer yeni yıla. Gerekirse bizde kalır. Olmaz öyle şey!" dediler.
Hüsnü mecburen kabul etti. Saat 22:00'ye kadar eğlendik, tombala falan oynadık, yedik içtik. Saat 22:30 gibi ben Hüsnü'yü yolcu ederken, onlar da kapıya kadar uğurladılar. Hüsnü gitti, ama ben tedirgin oldum, kocam yoktu.
Biz içeri girdik ve televizyonda müzik ve eğlence proğramını izlemeye devam ettik.
Bir ara Aysel abla odaya gitti, döndüğünde üzerinde ince bir gece elbisesi vardı. "Aman sıkıldım dar elbiseden, şimdi rahatladım. Sen de ince birşeyler ister misin?" dedi bana.
Ben de, "Ben böyle iyiyim." dedim utanarak. Aysel abla, "Aaaa olurmu? Ben böyle sen öyle. Hemen sana da bulalım!" dedi. "Bilmem ki nasıl olur?" dedim. Odaya gittik.
Aysel abla dolabından ince bir askılı elbise çıkardı. Çok açık saçık bir elbiseydi. Ben başörtülü bir kadınım, nasıl olacaktı, "Ben onu giyemem abla!" dedim.
Fakat zorla başörtümü çıkardı, "Kızım bu gece yılbaşı, bırak köylülüğü, gönlünce eğlen, bak bize takıl sabaha kadar!" dedi. Verdiği elbisenin etekleri kısaydı, bu geceye kadar böyle elbise giymemiştim. Sıkılyordum.
Odaya girerken çıplak hissettim kendimi. Bir de kocamdan başka bir erkek vardı yanımızda. Ama neyse, o benim abim sayılırdı.
Saat 24:00'e çeyrek vardı, Aysel abla mutfağa çağırdı beni, "Güzel bir yılbaşı sofrası ve mezesi hazırlayalım, bana yardım eder misin? Osman abin içmeden durmaz, bakarsın biz de atarız bir iki duble belki, olmaz mı?" dedi.
"Ben içkiyi hayatımda hiç ağzıma sürmedim abla, siz için!" dedim. Sofrayı hazırladık. Saat 24:00'e saniyeler kala Aysel abla ile Osman abi beni de ayağa kaldırıp, geri saymaya başladılar. Osman abi bir koluna Aysel ablayı, bir koluna da beni takmıştı.
Yüksek sesle sayıyorduk, ben de onlara katılmıştım. "Sıfır!" deyince Osman abi Aysel ablayı sarılıp kucağına aldı, kaldırıp öptü. Hatta uzunca dudağından öptü.
Sonra bana yöneldi, beni de kucaklayıp, "Mutlu yıllar!" deyip beni de yanaklarımdan, ama dudağıma yakın öptü.
İçim bir tuhaf oldu. Ben ne yapıyordum? Kimse inanmazdı şu olanlara. Hoşuma gitti, ilk defa böyle değişik bir yılbaşı kutluyordum. Sonra oturduk, ben Aysel abla ile konuşurken,
Osman abi içki içmeye başladı. "Bayanlar size de dolduruyorum!" dedi. "Ben içmem, siz için!" dedim. İkisi kadeh tokuşturup içmeye başladılar. Hem sohbet ediyor, hem yiyor, içiyorduk (ben meyvasuyu içiyordum sadece).
Osman abi sürekli eşine takılıyor, ona el şakaları yapıyor, kucaklıyor, öpüyordu. Bir ara ikisi de bana, "Meyvasuyuna biraz Votka katalım, bak sen de seveceksin, eğer hoşuna gitmezse içme!" dediler. Artık ısrarları üzerine kabul ettim.
Önce tadı değişik geldi, ama biraz içince hoşuma gitti. Ama sarhoş olurum diye korktuğum için, bir bardaktan fazla içmeyecektim.
Osman abi, "Cenaze evindemiyiz yaa, oturmaya mı geldiniz buraya, hadi biraz da oynayın bakalım!" dedi ve oryantal bir CD koydu. Aysel abla beni de zorla kaldırdı ve başladı kıvırtarak oynamaya. Ben utandım, yüzümün kızardığını söylediler.
İçkinin tesiriyle kendimi koyverdim, aslında iyi oryantal yapardım. Aysel abla,
"Kız sen dansözlere taş çıkartırsın valla, bu ne güzel oynayış!" dedi. Osman abi de, "Aysel bu kızda ne cevherler varmış da haberimiz yokmuş!" dedi.
Az sonra Osman abi de kalktı bizimle oynadı. Sonra oturduk ve oynamayı nasıl öğrendiğimi sordular. Ben de kızlar arasında oryantal yarışı yaptığımızı, sürekli oynadığımızı anlattım. Aysel abla, "Biraz da romantik takılalım kocacığım!" deyip, slow bir CD koydu.
Odanın büyük ışıklarını södürüp, küçük mum ışığı tipindekini yaktı sadece ve ışığını da loş hale getirdi. Osman abiyle dansa kalktılar…
Kafaları da çakırlaşmıştı. Dans erlerken öpüşüyorlar, elleri de birbirinin vücudunu okşuyordu. Osman abi bir ara eşinin boynunu yaladı. Beni fark etmiyorlardı sigara dumanı ve loşluktan. Ben çaktırmadan onları seyrediyordum.
Aysel abla elini kocasının önüne atmış, sikini okşuyordu. Dudakları biririnden ayrılmıyordu. Az daha biribiriyle sevişeceklerdi. Aysel abla benim sıkıldığımı fark etmiş olacak ki, "Ben yoruldum!" dedi. Ama Osman abi, bırakmak istemedi.
Aysel abla da, "Biraz da Oya ile dans et hadi, onu kaldır dansa, ben de masadakileri toplayıp mutfağa götüreyim!" dedi. Otururlarken Osman abi bana, "Oya hadi dans edelim!" dedi, elini uzattı. Ne yapacağımı şaşırdım, istemeden elimi uzattım ona. Dansa başladığımızda Aysel abla da masayı toplamaya başladı…
Osman abi yeni yıldan neler beklediğimi falan soruyordu. Yüzü yüzüme değecek gibiydi. Nefesini hissediyordum. Vücudumuz değiyordu zaten. İçimde bir şeyler kıpırdıyor, fakat ben duygularımı bastırmaya çalışıyordum.
Osman abi konuşmaya devam ediyordu. İlk defa bana bu kadar yaklaştığını ve beni çok sevdiklerini anlatırken, elini belimde gezdiriyor, kalçalarımı okşuyordu.
"Ne güzel oynadın öyle, vücudun da çok güzelmiş, aslında hep böyle giyinsen ya!" dedi. Ben de, "Açık giyinirsem kocam kızar!" dedim. "Ama çok düzgün fiziğin var, insanlar da görsün bu güzelliğini, bak biz de sevindik!" dedi. İçim yine tuhaf oldu.
Başka bir erkek beni beğendiğini söylüyor ve beni okşuyordu. Bu arada Osman abi eşini izliyordu. Ona meyva hazırlamasını söyleyip mutfağa gönderdi…
Aysel abla gidince, Osman abinin hareketleri serbestleşti, elini kalçama indirdi. Beni yanağımdan öptü, "Oya çok güzelsin!" deyip dudağımdan öpmeye çalışırken, ben geri çektim kendimi. Elini bacaklarıma indirdi, zorla öpüyordu.
Ben kendimi kaçırırken birden dudaklarım onun dudaklarına değdi ve Osman abi de hemen yapıştı dudaklarıma. Kocamdan başka bir erkekle hiç öpüşmemiştim. Tadı farklıydı. Tükrüğü, dudaklarıma yapışıp içine çekmesi değişikti. Ben yine kendimi toparladım, "Oturalım!" dedim. Ben oturunca, o direk mutfağa gitti…
Aradan bir süre geçti, kimse gelmeyince, yavaşça mutfağa yöneldim. Mutfağın kapıdan içeriye baktım ki, aman Tanrım! Osman abi beni öpüp okşayamayınca, gitmiş hevesini karısından çıkarmaya çalışıyordu. Arkasında eteğini kaldırmış, külodunu dizine kadar indirmiş, amını yalıyordu.
Aysel abla da, "Yapma Osman, içeride kız var!" diyordu. Osman abi de, "Siktirtme kızını lan, mazaret dinlemem ben, seni sikmeden bir adım atmam buradan!" diyordu. Hemen aysel ablayı tezgaha domaltıp, kendi pantolonunu ve donunu indirdi, sikini eline aldı.
Ne büyük birşeydi o öyle! Tükürükle sikinin başını ısladı önce, sonra dayadı karısın amına. Aysel abla sadece boğuk bir, "Ohhhh!" diyebildi. Osman abi kudurmuş gibi hızlı hızlı sikmeye başladı. Sikinin ancak yarısı giriyordu Aysel ablanın amına. "Yavaş Osman, hepsini sokma, canım yanıyor!" diyordu.
Az sonra siki ve taşakları Aysel ablanın kalçalarına vuruyordu. Sonra birden boşaldı ki herhalde, Aysel ablanın üstüne yığıldı kaldı. Ben de sessizce yerime geçtim.
Banyoya gidip geldiler yanıma. Gece devam ediyordu. Benim aklımda Osman abinin siki vardı. Aman Tanrım, ben neler düşünüyordum. Saat 02:00 gibi oldu, "Ben gideyim artık." dedim.
Hemen müdahale ettiler, "Ne demek gitmek? Bir yere gidemezsin, bu gece salmayız seni. Bu saten sonra nereye? Kalıyorsun burada!" dediler. Bana konuşma hakkı bile vermediler. Aysel abla odadan ince bir gecelik getirdi. Ama gecelik tamamen şeffaftı, içi tam gözüken cinsten. "Yan odada giy!" dedi.
Giyip geldim, ama kendimi çıplak hissettim. İkisi de bana bakıyordu. Sütyenim ve külotum olduğu gibi belliydi. O sırada televizyonda şarkılar çalıyordu, slow bir müzik vardı.
Osman abi elini bana uzatarak, "Hanımefendi benimle dans eder misiniz?" dedi. Aabla da, "Hadi kalk, nazlanma!" deyince, ben artık üzerimden utangaçlığımı atmıştım, "Tabii beyefendi!" dedim.
Biz dansa kalkarken Aysel abla esniyordu. Eline kumandayı alıp televizyonun sesini açtı. O da şarkıyı mırıldanıyordu. Kocasını hiç kıskanıyor gibi değildi, çok rahattı. Demek ki onlar alışkındı böyle yaşamaya. Osman abinin nefesi dudaklarımın ucundaydı. Az sonra oturduk.
Osman abi içmeye devam etti. Aysel abla, "Benim uykum geldi, ben yatacağım. Oya senin yatağını yan odaya açtım canım. Uykun gelince yatarsın. Osman abin daha içer. Sabah beraber kahvaltı yaparız. Tamam mı? Hadi size iyi geceler!" dedi. "Abla ben de yatayım artık. Sana da iyi geceler!" dedim kalktım, birlikte odalarımıza çekildik.
Ben uykuya dalamamıştım. Çişim gelmişti. Tuvalete giderken yatak odalarının önünden geçiyordum, kapıları açıktı ve Aysel abla çoktan sızmıştı. Osman abi salonda televizyona bakıyordu. Televizyonda açık saçık bir film izliyordu. Beni fark edince, "Oya uyuyamadın mı canım? Gel televizyon izle biraz, ozaman uykun gelir!" dedi. Ben de tuvalete gittiğimi söyledim.
Tuvaletten gelirken Osman abinin yanına gidip gitmemekte tereddüt ettim. Ama içimdeki dürtüler farklı şeyler de istiyordu. Sonra dayanamadım gittim yanına. Osman abi çok sevindi, "Gel canım, romantik bir film var." dedi, yanına oturmam için biraz yana kaydı. Oturdum seyretmeye başladım. Ama erotik sahneler de vardı…
Az sonra ışığı söndürdü, "Aysel ablanı rahatsız etmesin ışık!" dedi. Artık sarhoşluğu iyice anlaşılıyordu. Elini yavaşça bacaklarımda gezdirmeye başladı.
Diğer eliyle de sikini sıvazlıyordu. Filmde iki sevgili öpüşmeye başlayıca, Osman abi de beni öpmeye başladı. Benim de başım dönüyordu, hiçbir şeyi düşünemiyordum ve düşünmek istemiyordum. Kendimi salıp, karşılık verdim.
Beni biraz öptükten sonra, "Oya sana tapıyorum, seni bu gece öyle bir sikeceğim ki, tadını hiçbir zaman unutamayacaksın!" dedi ve önüme diz çöküp külodumu çekti çıkardı. Sonra bacaklarımı açtı ve amımı yalamaya başladı.
Arada bir yalamyı bırakıp, "Müthiş bir güzellik bu Oya, keşfedilmemiş bir hazine var burda, sen her erkeğin hayali olacak kadınsın!" diyor, tekrar yalıyordu…
Beni yalayarak 2 defa orgazm ettikten sonra ayağa kalktı ve sikini ağzıma verdi. Zaten kocaman birşeydi ve ben yaladıkça dahada büyüdü siki. Bacaklarımı omzuna alıp sikini sokmaya başladı. O koca sikin amıma bir kayışı vardı ki, kızak gibi girdi.
Yarısı girip de, başı amımın çeperine dayanınca, "Osman abi sikin çok büyük, hepsini sokma!" diyebildim. Ama o dinlememiş hepsini sokmuştu bile. Boşalmaktan amım o kadar sulanmıştı ki, içine almışt koca siki. Osman abi öyle zevkle gidip geliyordu ki, elinden gelse taşaklarını da sokacaktı sanki.
Beni birkez daha orgazm ettikten sonra, "Kocan seni götünden sikti mi hiç, haa?" dedi. Anladım ki götümü sikmeyi kafaya koymuştu. "Hayır Osman abi, deliğim çok küçük, girmez oraya!" dedim. Tabii yine dinlemedi, beni çevirdiği gibi koltuğa domalttı ve götümün deliğini yalamaya başladı.
Sürekli tükürükle ıslatıyor, diliyle parmağıyla götümün deliğini alıştırmaya çalışıyordu. "Oya, bu deliğe mutlaka girmem gerek, böyle dar deliğe girmeyeli uzun yıllar oldu. Ayselin amı götü çuvala döndü!" diyerek sokmaya çalıştı.
Ama ben çığlık atınca geri çekti. Sonra bir daha denedi, bu sefer çok acımadı. Aksine hoşuma da gitti ve başladım götümü sikine doğru bastırmaya. Kendimi nasıl kaptırdıysam artık, "Hadi! Hadi! Hadi sok hepsini! Del götümü! Sik götümü!" dediğimin farkına vardım. Ben neler söylüyordum. Utanmam falan kalmamıştı. Sonunda her ikimizin gayretiyle o koca yarak köküne kadar girmişti götüme…
Fakat götüm çok dar olduğundan, Osman abinin siki mengeye kısılmış gibi, ne ileri, ne de geri gidiyordu. Elimi arkaya atıp taşaklarını okşamaya başlamıştım ki, Osman abi o saniye, "Geliyorum Oyaaa!" dedi ve götüme boşaldı.
Benim hikayem de bu, umarım zevkle okumuşsunuzdur…
Eşim Selda
Eşimle Antalya da yaşıyoruz. Eşim mimar. Kendisi 1.70 boyunda 56 kg uzun siyah saçlı ,yeşil gözlü harika fiziği olan bakımlı bir bayandır. Göğüsleri avuçları doduracak büyüklükte dik ve diridir. Yuvarlak ve her erkeği delirtecek kalçalara sahiptir. Ben 32 , Selda ise 32 yaşındadır.
Sizlerle geçen yaz tatilinde yaşadığımız o çılgın geceyi paylaşmak istiyorum. Aklıma geldikçe o geceyi yeniden yaşıyorum.Selda ile geçen yaz Kuşadasına tatile gittik. Geceleri genelde sevişiyor ve sevişmelerimizde grup seks fantazileri kuruyorduk. Fantazilerimiz de genelde başka bir erkek karımı beceriyordu ve bu fantazi ikimizinde çok hoşuna gidiyordu.
Bir akşam yemeğe çıktık ve yemekte alkol aldık. Sonrasında nezih bir bara gittik ve alkol devam etti. Kafalarımız iyi olmuştu. Bir ara seldanın yan masada yalnız oturan bir erkeğe baktığını farkettim.
Kaçamak bakışlarla o erkeğe bakıyordu. İsmi Erkan olan o erkeği beğendiğini anlamıştım. Çok rahatsız olmuştum bu durumdan ve aramızda tartışma çıktı. Ama selda baktığını inkar etti. Bir süre sonra aklıma grup seks fantazilerimiz geldi ve acaip tahrik oldum. Masanın altında aletim taş gibi olmuştu. Alkülünde etkisiyle seldaya istiyorsa o erkekle olabileceğini söyleyiverdim.
Çok çok kızdı.Ben bunun bir çılgınlık olacağını, o erkeği bir daha görmeyeceğimizi ve fantazilerimizi gerçeğe dönüştürebileceğimizi söyledim.
Bir süre sonra selda teklifimde ciddi olup olmadığımı sordu. Teklifimi yineledim ancak bir şartım vardı. Oda da ben de olacak ve onları izleyecektim. Selda biraz tereddütten sonra alkolünde etkisiyle kabul etti.
Ben bardan çıkacak ve arabayla turlayacaktım. Selda da işi bağlayacak ve beni cep telefonumdan arayacaktı. Ben çıktım ve arabayla turlamaya başladım.
Selda Erkanın masasına gitmiş ve onu beğendiğini ve onunla olmak istediğini söylemiş. ( Tabii şartımı da )
Erkan biraz afalladıktan sonra kabul etmiş. Karıma hiç bir erkeğin hayır diyebileceğini sanmıyorum. Karım beni aradı. Bara geri gittiğimde ikiside kapıda beni bekliyordu. Arabaya bindik. Selda arkaya Erkanın yanına oturdu. Arabada hiç konuşmadık. Üçümüzde çok çok heyecanlıydık. Kaldığımız otelde apart villalarda kalıyorduk. Yani otele girişimiz sorun olmayacaktı ve rahat bir ortamımız olacaktı. Apart’a geldiğimizde hepimize içki hazırladım.
Yatak odasındaydık ve sadece yatağın kenarındaki gece lambaları yanıyordu. Biraz sohbet ettik. Kafaları iyice bulmuştuk. Ben de kot ve t-shirt, erkan da kot ve gömlek, selda da ise mini etek ve eteğinin üstüne sarkan bol bir gömlek vardı.
Karımın içinde sutyen yoktu. Erkan 26 yaşındaydı ve üniversite de okuyordu. 1.85 boylarında, esmer, sportif yapılı bir erkekti.
Seldaya başlaması için işaret ettim. Selda erkanın yanına giderek erkanın ellerinden tutarak ayağa kaldırdı. Ayakta öpüşmeye başladılar. Öpüşmeleri yavaş başlamıştı ama gittikçe hızlanıyordu.
Erkan karımın dudaklarını emerken selda da erkanın saçlarını okşuyordu. Erkan karımı duvara yasladı, seldanın sırtı duvara dönüktü. Tekrar karımın dudaklarına saldırdı ve vahşice öpmeye,yalamaya başladı.
Elleri ile de eteğinin üzerinden karımın o muhteşem kalçalarını okşuyor, sıkıyordu. Selda ise erkanın sırtını okşuyor ve erkanın gömleğinin düğmelerini tek tek çözüyordu. Erkanın gömleğinin önü tamamen açılmıştı. Kıllı bir vücudu vardı ve selda buna baylırdı.
Erkan dudaklarını karımın boğazına goturmus ve dilini yılan gibi karımın boğazında, kulak memelerinde gezdiriyordu. Sağ elini eteğinin altına sokmuş bacaklarını sıvazlıyor, kalçalarını okşuyor. Sol eliyle de gömleğinin üzerinden karımın sutyensiz göğüslerini okşuyor, avuçluyordu.
Çok aptallaşmıştım. Karım yabancı bir erkekle karşımda sevişiyordu ama inanılmaz bir zevk alıyordum. Aletim hiç sertleşmediği kadar sertleşmişti.
Oturduğum koltukta içkimi yudumluyor ve dikkatle izliyordum.
Elimle kotumun üstünden yarrağımı okşuyordum. Selda erkanın gömleğini tamamen çıkarmıştı. Bir eliyle erkanın kıllı göğüslerini okşarken diğer eliyle erkanın kotunun üstünden erkanın sikini okşuyor, sıkıyordu.
Erkanın aleti kotun altından belli oluyordu. Karımın şansından erkanın alaeti oldukça iri görünüyordu. Erkan da karımın gömleğini tamamen çıkardı. Seldanın o diri göğüsleri ortadaydı. Erkan bir hayvan gibi karımın göğüslerini iki eliyle alttan avuçlayıp dudaklarına götürdü.
Vahşice emiyor ufak ısırıklar etıyordu. Güçlü elleriyle karımın göğüslerini eziyordu. Karım inliyor ve bir taraftan da erkanın kemerini çözmeye çalışıyordu.
Kemerini çözmüştü. Kotunun düğmelerini tek tek açtı ve erkanın kotu ayaklarına düştü. Erkanın iri aletinin başı külotundan dışarı fırlamıştı. Selda sanki hiç görmemiş gibi erkanın yarrağına saldırdı ve eline aldı. Külotunuda sabırsızca aşağıya indirdi. Erkanın aletini sıkıyor tassaklarini okşuyordu.
Ayakta deliler gibi sevişiyorlardı. Karım erkanın önünde dizlerinin üzerine çöktü.
Dilini erkanın aletinin başında gezdirmeye başladı. Erkanın aletinden hafif bir sıvı gelmişti. Karım iri aletinin başını dudaklarının arasına alarak emmeye başladı. Dilini yarrağının etrafında dondurma yalar gibi gezdiriyordu.
Bu arada karım gerçekten çok iyi oral seks yapar ve buna bayılır. Selda erkanın sikini emip yalarken gözlerini benden ayırmıyordu. Gözlerimin içine bakıyordu ve benim karşımda sevişmesi onu çılgına çevirmişti. Dayanamıyordum artık aletim kulotumun içinde ağrımaya başladı. Kotumun önünü açarak aletimi dışarı çıkardım.
Sikimi okşamaya başladım. Elimi çok yavaş hareket ettiriyordum çünkü boşalmak istemiyordum. Aletim o kadar sertleşmişti ki damarları görünüyordu, ateş gibi yanıyordu.
Karım uzun bir süre erkanın iri ve kalın sikini yaladı. Erkan karımı ayağa kaldırdı ve yine duvara yasladı. Ama bu sefer yüzü duvara dönüktü. Erkan çırılçıplaktı. Karım da ise sadece mini etek kalmıştı. Karımın külotunu da çıkarmıştı.
Erkan karımın arkasına geçti. Arkadan karımın göğüslerini tekrar avuçladı. Arkadan seldanın göğüslerini okşarken kulak memelerini emiyor ve iri aletini karımın kalçalarına sürtüyordu. Selda ise kalçalarını geriye iterek seni istiyorum kocacağım ,erkeğim diyordu. Erkan aletini karıma sokmuyor karımı delirtiyordu.
Bu sefer erkan dizlerinin üzerine çökerek arkadan karımın amını ve arka deliğini yalamaya başladı. Selda tam anlamıyla delirmişti. Yalvarıyordu erkana sikmesi için. Karımın amı sırılsıklam olmuştu erkanın dil darbelerinden.
Erkan karımı yatağa goturdu ve seldayı yüz üstü yatırdı.Ben çoktan boşalmıştım tabii ama aletim hala taş gibiydi. Karımın üzerine erkan uzandı. Karımın bacaklarını iki yana iyice ayırdı. Arkadan sikinin başını karımın amına sürtüyor alttan karımın göğüslerini elleri ile eziyordu. Selda yine kalçalarını geriye itiyordu sokması için ama erkan sokmuyor buna izin vermiyordu.
Erkan karımı domalttı. Sikinin başını yavaşça karımın sulu amına soktu.Selda inliyor ve kendini geriye itiyordu ancak erkan elleri ile seldnanın belinden tutmuş buna izin vermiyordu. İnanın zavallı karım çıldırmıştı.
Ağlamaya başladı bana işkence etme diye. O anda erkan iri ve kalın yarrağınıaniden karıma geçirdi. Derin bir ohhh çekti karımmmm. Sert darbelerle karımı sikiyor kalçalarını tokatlıyordu. Karım erkeğimsin benim, harikasınn, istediğini yapabilirsin bana gibi şeyler söylüyordu.
Ben dayanamadım ve yanlarına gittim. İnmemiş sikimii karımın ağzına verdim. Çılgınlar gibi saldırdı yarrağıma. Deliler gibi emiyor, yarrağımı azğından çıkarıp yanaklarına vuruyor tekrar emiyordu. Erkan ise sert darbelerle karımı becermeye devam ediyorduu.
Erkan daha sonra karıma seni götünden de sikmek istiyorum dedi.
Selda ile birbirimize baktık çünkü bunu hiç yapmamıştık. Selda hiç yapmadık kremle yapalım dedi.
Erkana sordum sen nasıl istersin diye
erkan da kremsiz kuru sikeceğim karını dedi.
Ben de tamam karımın kocası sensin dedim.
Ben alta geçtim ve karım sikimin üzerine oturdu, arkasını erkana açtı.
Erkan önce parmağını sokarak karımın sikilmemiş deliğini hazırlamaya başladı. Sonra iri yarrağının başını bastırmaya başladı.
Seldanın canı çok yanıyor kaçmaya çalışıyordu. Ama kaçamazdı . Erkan ani bir hareketle karımın içine girdi. Karım öyle bir çığlık attı ki oda inledi. Kaçamıyordu.
Ben alttan karımın amını pompalıyor arkadan da erkan karımın götünü sikiyordu. Selda alışmaya başlamıştı. Harikasınız erkeklerim, sikin beni, parçalayın gibi şeyler söylüyordu.
Sonra bana dedi ki kocacığım neden bir erkek daha bulmadın bak ağzım boş kaldı Ben karımın amına,erkan da karımın götüne boşaldı.Erkanla yatağa yanyana uzandık. Karım ortamıza yatarak ikimizin de sikini yalıyordu, okşuyordu.
Tekrar dirilmiştik.Bu sefer erkan alta geçti ben karımın arkasına ve aynı pozisyonda yeniden siktik karımı. Üçümüzde perişan olmuştuk. Erkan izin verisen yeni karımla duş almak istiyorum dedi.
Ben yatakta yorgunluktan uyuyakalmıştım. Orada bir posta da attığından eminim. Sabah uyandığımda karım yanımda her yeri morluklar içinde derin derin uyuyordu.
Erkan yoktu, gitmişti..

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Türbanli Fadimem
Selam arkadaşlar ben Konyadan Cemil yaşım 28. Bursalı Fadime ile yaklaşık 5 yıl öncesinde gerçekleşen anımı sizinle paylaşıcam.O da benden 1 yaş küçük. Paylaşıp paylaşmamakta çok kararsız kaldım ama en sonunda dayanamadım ve klavye başına oturdum.
Umarım birgün o da bunu okur ve gülümser.İnternet ortamında tanıştık Fadimeyle. Chat sayfası olan bi sitede ödev ararken tesadüfen muhabbete girdik. İyiki de girmişiz.
Sonrasında kaynaştık arkadaş olduk msn de konuştuk ilerleyen süreçte görüntülü konuşma ve telefonda muhabbete döndü olay. Türbanlı balık etli tatlı şirin bi hatundu Sonra canım gülüm derken iş ilerledi.
Birgün ona öptüm tatlım dedim yatmak üzereyken. O da daha dur be tanışalı ne kadar oldu dedi gülerek.
Bende öpmenin ne kadarı mı olur istediğim gibi öperim dedim ama içimde bi heyecan anlatamam. O da hadi yaa öyle mi filan dedi bende evet istediğim gibi öperim dedim.
Nereden öpersin mesela dedi ama o bu cümleyi kurduğu an benim vücudumda ki kan tamamen aşağıya pompalanmaya başladı. Yanağından dudağından boynundan derken dur bakalım fazlası yok dedi.
Bende daha yeni başladım duramam aşağıya da inicem ama inemiyorum dedim. Niye diye sordu, tşörtten inemiyorum çıkarsana dedim. Madem o kadar istiyosun kendin çıkar diyerek yeşil ışığı yaktı.
Bu andan itibaren konuşmaları direkt yazıyorum.
C: Dur odama geçeyim ailem duymasın.
F:Tamam hadi geç bakalım ne olacak çok merak ediyorum.
C: Hah geldim yorganın altındayım şimdi rahatça konuşabiliriz.
F: Ne konuşcaz ki zaten : )
C: Kaldığım yerden devam edicem : )
F: Et bakalım sonu nereye varacak
C: Çıkarıyorum tşörtünü türbanını tut bozulmasın onun kalmasını istiyorum
F: Vaaay demek fantezin var hadi tuttum
C: Şu atletide çıkaralım fazlalık yapıyor Offf siyah dantelli sütyen en sevdiğim bunu çıkarmadan aşağıya asılcam. Ne oldu öptürmem diyodun uçları çıkmış bile zirveye
F: Beni de kudurttun pislik be napim
C: Muuuuaaaah ohhh bal gibi bal yalaya yalaya bitiririm ben bunları
F: Onlar lazım bana : )
C: Öyleyse daha da aşağıya ineyim, mesela şu göbek deliğinden huylanıyosun gibi geldi.
F: Ohh evet biliyosun sen hadi yala istersen daha da aşağı inebilirsin.
C: Nereye mesela : )
F: Bak buraya al işte eteği de ben çıkardım sana kolaylık olsun : )
C: Of of of nasıl da sulanmışsın çeşme gibi içerim ben bunları ama daha var önce bi heryerini yalamam lazım.
F: Ooooh Cemilll çık hadi yukarı bırak bacaklarımı bak külotun altında ne var
C: Yırtarım ben bunu çıkarmam bile offf şuna bak etli etli
F: Yala hadi onu bak nasıl akıyor
C: Neyi yalayım
F: Ya uyuzluk yapma yala hadi
C: Söylemezsen yalamam ne bu neyi yalıcam
F: Ahhhh amcığımı Cemilll amcığımı
C: Niye sesin kısıldı kız : )
F: Utandım uzatma artık göm başını
C: Ne güzelmiş kız amcığının tadi doyamam ben buna
F: Oooooohhhh doyma zaten ye bitir onu ısır yala sok dilini
C: Gel bakalım sıra sende benim ki de ıslanmış mı bi kontrol et yoksa pantolon delinecek
F: Pantolonu delmene gerek yok burada delinecek başka şeyler var offf nasıl da kalkmış çok sert
C: Al bakalım eline okşa biraz seversin
F: İlk kez dokunuyorum bi sike off nasıl da sertmiş acayip ıslanmış
C: Zevk suyu bırakmadın akıta akıta tadına da bak bari bitmeden
F: Hmm ekşi biraz ama güzel
C: Daha neler gelicek onun üstüne onun da tadına baktırırım ama şimdi geç bakalım şu yatağa uzan dayanamıyorum artık
F: Uzandım hadi açtım bacaklarımı ne istiyorsan yap erkeğim seninim ben, bak altındayım sadece çoraplarım ve türbanım var istediğin gibi
C: Evet tamda istediğim gibi prezervatif bile takmıcam sıcak sıcak sikicem seni
F: Hadi sik artık sok o sikini amcığıma kudurttun beni mahvettin
C: Giriyorum işte aşkımmm sıcacık amcığını serinletmeye giriyorum ateşini söndürücem senin
F: Gir bitanem gir boz kızlığımı kadının yap sabaha kadar defalarca sik beni. Aaaaahhh yavaş yavaş çok acıdı çok acıdı nolur dur biraz yanıyor
C: Durdum bitanem bak geçti işte bikere yanıcak canın sonrası hep zevk
F: Çok canım yandı dayanamıyorum çık lütfen
C: Sakin ol bitanem geçicek bekle biraz hareket etmiyorum bak alışır birazdan
F: Ne biçim bi acıymış söylerlerdi inanmazdım
C: Eeee zar patlıyor kolay mı bak alıştın bile sesin azaldı
F: Evet ama nolur yüklenme acıyor hala biraz
C: Tamam bitanem merak etme yavaş yavaş oynatıcam alışınca devamı gelir nasılsa
F: Gülme lan gıcık ettin öyle sokulur mu
C: Am dediğine böyle girilir başlıyorum artık sırtımı mahvettin tırmalamaktan dola bacaklarını belime rahat bırak kendini
F: Doladım hadi devam et oooh ohhh ohhhh devam et erkeğim devam et sok amıma parçala geçir o taş gibi sikini inlet beni
C: Fadime ben dayanamıcam boşalıcam
F: Boşalma sakın devam et ben yeni zevk almaya başladım
C: Dayanamıcam çıkarıyorum. Diyip göbeğine boşaldım.
Bu telefondaki ilk sanal seks muhabbetimizdi Fadimeyle. Bu böyle günlerce devam etti artık argo konuşuyorduk birbirimizle. Fadime türbanlı ama tabularını yıkabilen bi kızdı.
Birbirimize erkeğim sikicim orospum türbamnlı fahişem gibi şeyler söylüyorduk.
Sürekli yüzümüzü gizleyip çıplak resimler atıyorduk. Ben işyerinde arkalara bodruma veya tuvalete gidip kalkmış ve ıslanmış sikimi gönderiyordum o da bana eteğini kaldırıp domaldığı külodun kenarından çektiği amcığının resimlerini yolluyordu. Hele birgün öyle bi resim atmıştı ki hala aklımda.
İç çamaşırı fetişisti olduğumu bildiği için annesigilin misafirliğe gideceği birgün fileli siyah çorap ve kenarları dantelli siyah transparan bi sütyen ve ekoseli mini etek almış.
Salonun ortasında iki eliyle destek alıp geriye doğru uzanarak bi bacağını kendine karnına kırarak uzaktan bi resim çekmiş otomatik zamanlama ayarlayıcı ile görür görmez tuvalete koştum. Artık ikimizde de dayanacak hal kalmamıştı beni çağırıp duruyordu gel ve hayallerimizdeki gibi sik beni diye ama kendi işyerimiz olmasına rağmen fırsat bulup gidemiyordum.
Sonunda babama iş için İstanbul’a gidicem birazda gezerim diye bahane uydurup uçak biletini aldım ve hemen haber verdim erkeğin geliyor bekle diye.
Nasıl sevindi anlatamam sanki ikimizde 40 yıldır birbirimiz bekliyor gibiydik. İstanbul’a gittim 1-2 gün yalandan firmaları dolaşıp 3. gün kiraladığım arabayla Bursa’ya geçtim.Yanımda bir buket çiçek ve fantezilerimi süsleyen hep hayal ettiğim seksi kıyafetler de vardı. Sözleşmiştik o güne izin almıştı çalıştığı yerden.
Merkezi olmayan bi yerde buluştuk oturup birer tost çay yiyip içtik.
İkimizde çok heyecanlıydık ellerimiz titriyordu. Büyük gün geldi çattı hazır mısın dediğimde elini bacağıma koyup sıkması yeterli cevabı vermişti.
Arabaya geçtik ve hareket ettik. Evlilik cüzdanı problemi çıkarmayacak bi otel araştırmıştık daha önce ama hemen otele geçmek istemedim. Sebebini sorduğunda bizi yüksek bi tepeye sakin olan bi yere götür antrenman yapalım otelde hemen boşalmak istemiyorum dedim. Gülerek tamam dedi tarif ettiği yere sürdüm. Umduğum gibi yüksek bi yerdi kimseler yoktu.
Yine de etrafı bi kolaçan ettikten sonra hemen dudaklarına yumuldum ve ellerimle göğüslerini sıkmaya başladım.
Eliyle iterek buruşturma belli olmasın şimdilik bunla idare et diyerek dudaklarımı sömürmeye başladı. Eliylede sikimi avuçluyordu.
Yeter artık em şunu dediğimde hınzır bi gülümsemeyle önümde eğilerek düğmeyi ve fermuarı açtı. Hafif belimi kaldırarak külodumu indirmesine yardım ettim.
Eline alıp resimlerde daha büyük görünüyordu ama sorun değil yeterince kalın ve sert diyerek sıvazlamaya başladı. Bi yandan da öpüşüyorduk. İn artık dayanamıyorum dedim ve eğilerek başını ağzına aldı.
Zevk sularımı güzelce yalayarak başını ıslattı. Ağzından çıkarıp etrafını yaladı bi yandan da taşaklarımı oynuyordu. Bense hayallerimin gerçek olduğunu görerek zevkten uçuyordum. Ağzını iyice açtı ve tamamını emmeye başladı. İlk kez yaptığı için dişleri biraz acıtıyordu ama sorun değildi her şeye razıydım.
Zaten fazla da dayanacak halim kalmamıştı geliyorum diye böğürmeye başladığımda ağzından çıkarıp diğer beni izleyerek eline boşalttı biraz gömleğime de sıçramıştı niye yutmadığını sorunca otelde yüzüne bakarken boşalmamı istediğini söyledi. Ben rahatlamanın etkisiyle bi sigara yakıp keyif yapıyordum.
Birazdan arabayı çalıştırıp otele doğru yol aldık. Vardığımız da loby de beklemesini söyleyip resepsiyona gittim. Oradaki genç arkadaştan şehir dışından geldiğimi sadece benim kimliğimle giriş yapmasını arkadaşı misafir görmesini rica ederim biraz da parayla ikna ettim ve girişi yaptık.
3. kattaki odaya girdiğimizde hemen duvara dayayıp deli gibi öpmeye başladım o da karşılık veriyorduk çıldırmış gibiydik. Kendimi kenara zor çekip aldığım kıyafetleri verdim ve giymesini istedim. O içerde giyinirken bende banyoda bekledim. Sonunda seslenmiş ve o an gelmişti başımı öne eğerek geldim 2 adım ötesine ve kaldırdığımda bi afetle karşılaşmıştım.
Sikim zonkluyordu. Ben anlatayım siz gözünüzü kapatıp hayal edin. Siyah ve kırmızı karışık bir sütyen. Oldukça ince transparan bir beyaz gömlek.
Altında mini liseli eteği kırmızı kalpli siyah diz üstü çorabı transparan bir yarım tanga siyah ince topuklu ayakkabı ve tabi ki kırmızı desenli bir başörtüsü.
Sikmeme gerek kalmadan boşalacaktım sanki. Yatağın kenarında bacak bacak üstüne atmış nasıl olmuşum dedi gülerek. Tam hayallerimdeki gibi olmuşun küçük orospum diyerek üstüne atladım. Yatağa yatırdığım gibi öpüşmeye başladık duramıyordum heryerini yalıyordum ohhhh em beni erkeğim em bak istediğin gibi orospun oldum işte yala beni diyerek azdığını belli ediyordu.
Boynunu yalamayı bırakıp aşağı indim düğmeyle filan uğraşamadım gömleği yırttığım gibi göğüslerinin arasına daldım yalıyor öpüyor emiyor ısırıyordum kendimden geçmiştim. Sütyenini yukarı asılarak göğüslerini emmeye başladım.
Ağzımı açabildiğim kadar açıyor hepsini almaya çalışıyordum o ise yalvarıyordu daha sert diye. Zonklayan sikimi kurtarmak için kalkıp pantolonu ve külodumu çıkardım geri yatağa zıplayıp incecik külodunu kenara asılıp amına yumuldum.
Fadime altımda inleyip em erkeğim dilini sok akıt sularımı iç hepsini yala orospunu diyerek beni gaza getiriyordu.
Sonra önümde domaltıp tangasını çıkardım ve götünü ısırıp öpmeye şaplaklar atmaya başladım. İyice kudurmuştum yatağa uzanıp yala lan orospu karı em sikimi dedim.
69 pozisyonuna geçip kalkmış sikimi ağzına aldı amını da ağzıma dayadı. Çılgınlar gibi yalıyorduk birbirimiz ben altından çekilip yatak kenarına oturdum ve onuda yere çöktürdüm.
Başını elimle bastırıp sikimn tamamını gırtlağa kadar dayadım. Böğürüyor salyalar akıtıyordu ikimiz de çok fena ıslanmıştık.
Vakti geldi yat karım yapıcam seni diyerek fırlattım yatağa. Uzanıp bacaklarını açtı benim üstüne geçmemle ellerini sırtıma bacaklarını belime dolayıp bak ilk fantezimiz böyleydi hadi şimdi gerçekleştir diyerek uzunca öptü.
Sikimi amına biraz sürttükten sonra kasmasın diye haber vermeden aniden yüklenip elimle ağzını kapattım.Deli gibi bağırmaya çalışıyordu gözleri ıslanmıştı. Bekle bebeğim dayan birazdan geçicek çok zevk alıcaksın diyerek sakinleştirmeye çalışıyordum. O ise altımda ağlamaya devam ediyordu.
Az sonra sakinleşince şerefsiz it öyle girilir mi yaktın beni piç diyerek itmeye kalktı. Tamam geçti işte diyerek biraz öptükten sonra ufak ufak kımıldamaya başladım içinde. O da hafif hafif ohlamaya başlamıştı zevke geliyordu.
Acısı iyice azalınca hadi devam et bu amcık senin artık ben senin orospunum hep sik beni sana feda olsun amım götüm doldur içimi bütün deliklerime gir erkeğim dedikçe ben hızlanıyordum. Sonra ikimizin de en sevdiği pozisyona geçtik.
Ben yatak başlığına yaslanıp oturdum o da kucağıma geldi.
Bacaklarını belime atıp yavaşça sikime oturdu ve öpmeye başladı. Hızlandıkça göğüsleri sallanıyordu dudaklarını bırakıp onlara saldırdım bir yandan da götüne şaplaklar atıyordum zevkten kudurmuş oteli inletiyordu.
Dışarıdan görseniz türbanlı efendi diyeceğiniz kız tam bir yarak sevdalısı çıktı ateş gibi yanıyor girip çıktıkça beni de yakıyordu. Ben dayanamayıp üzerimden kaldırdım boşalmamı engellemek için biraz uzanıp sonra domalttım ve biraz da öyle siktim.
En son artık dayanamıyorum gelicem diye bağırdığımda ters dönüp domalmış vaziyette sikimi biraz daha yaladı ve ben elime sikimi alarak yüzüne doğru 31 çekmeye başladım. En son hayvanlar gibi anıra anıra yüzüne boşaldım.
Ağzı açıktı birazı burnuna gözüne birazı türbanına birazı da ağzına gitti. Bana bakarak ağzını iyice açtı ve döllerimi yuttu. Sikimi bir kez daha emerek temizledi.
Resmen doğuştan azgındı sanki. İkimizde deli gibi terlemiştik. Uzandık başını göğsüme dayadı kısa bi süre uyuduk sonra duş alıp biraz muhabbet edip ayrıldık otelden. Resepsiyonda ki çocuk gülüyordu bize bakarak. Biyerlerde 1-2 bardak çay içip ayrıldık. Tekrarı olmadı bi süre sonra da koptuk gittik.
Umarım bu yazıyı okur. Şimdi ben evlendim ama face den takip ediyorum o hala bekar. Eşimi bir gün ikna edebilirsem eğer grup seks için ilk Fadimemi arıcam. Çünkü o da bunu seviyordu o zamanlar umarım hala öyledir.
Seni unutmadım Fadimem hayallerimi hep süsledin. Bu yazıyı yazarken bile taş gibi oldum ve sen ne yapacağımı biliyorsun.....
Tatilde Aile Dostumuzla Grup Yaptık
Öncelikle belirteyim ki kocamla sevişerek evlendik. Metin yakışıklı, sportmen, beni çok seven bir adam… Adeta tapar bana… Ben de onun her isteğini yapmaya, ayak uydurmaya çalışırım. Evlendiğimizin beşinci seneleri falandı. Artık her şey, seks dahil tekdüze olmuş, seksi görev olarak yapmaya başlamıştık. Toplam beş dakikayı aşmazdı. Buna bir çözüm bulmamız gerektiğini söylediğinde,
“Nasıl yani?” dedim.
Tecrübeli olan oydu. Evlenmeden önce ilişkileri olmuştu, biliyordum, anlatmıştı bana… Bense ne gördüysem kocamdan görmüş, öğrenmiştim. Gözü açılmadık bakireydim evlendiğimizde… Seks konusunda da tutucu sayılabilecek kadar sabit fikirliydim.
”Porno filmler getireyim, birlikte izleyelim” dedi. Önceleri utanarak, başka erkeklerin orasını görmenin günah olacağını söyleyerek reddettim. Sonra baktım olmayacak, işler günden güne kötüye gidiyor, çaresiz kabul ettim. İşte o günden sonra hareketlendi seks yaşamımız…
Eve filmler getiriyor, yatağımızın karşısına koyduğu televizyonda sevişme sahnelerini, son derece seksi porno yıldızlarının yaptıklarını izledikçe ben de açıldım. Filmi izlerken ikimiz de azıyor, birbirimize saldırıyorduk. Hele hele grup seks konulu filmlerde, nereye, hangisine bakacağımı şaşırıyordum. İki üç erkeğin arasında kalan, hepsini de memnun eden kadınları, bir erkeği paylaşan bir kaç kadının sevişme sahnelerini gördükçe öyle iştahlanıyordum ki…
Benim böyle filmlerden daha çok etkilendiğimi fark eden Metin’in getirdiği filmlerde de hep böyle sahneler oluyordu. Bir gece yine konulu bir film getirmişti. Alt yazılı filmde iki karı koca birbirlerine giriyorlar, kimin eli kimin cebinde belli olmadan harika sahnelerle grup seks yapıyorlardı.
Her zaman olduğu gibi yine çok azmış, sularım sellerim akmıştı. Yine de kocama, “Hadi ya, ne saçma şeyler yazıyorlar. İnsan karısını başka erkekle paylaşır mı? Ya da tam tersi, kocasını başka kadınla?” diye fikrimi belirttim.
Metin bacaklarımın arasında klitorisimi yalıyordu bunu söylediğimde… Islanmış ağzıyla başını kaldırıp bana baktı, “Neden olmasın Gül… Seks yaşamları monotonlaşmışsa, evliliklerini kurtarabilmek için pekala yapabilir, değişik arayışlara girebilir insanlar…”
“Sen de saçmaladın. Ne yani? Benim yabancı bir erkekle sevişmem evliliğimizi nasıl kurtaracakmış? “
“Neden olmasın? Birbirimizi sevdikten sonra… Hep evde yemek yemekten bıkıp dışarıda restoranda yediğimiz zaman nasıl mutlu oluyorsun, hatırlasana… Bu da öyle bir şey işte…”
“Saçmalama Metin.. Hiç böyle bir şey olur mu?” diyerek kızdım. Münakaşa ettik. Sevişmeyi yarım bıraktık o sinirle… Metin salona gidip koltukta yattı beni yatakta yalnız bırakıp… Ertesi gün o işe gitti, ben evin işlerini bitirip öğleden sonra can sıkıntısından akşamki filmi açtım. Tekrar izlemeye başladım.
Filmin kahramanı karı koca yolda arabalarına aldıkları seks düşkünü çiftle samimi olup grup seks olayına giriyorlar, film boyunca her fırsatta sevişip duruyorlardı. İlk yarım saatin sonunda öyle azmıştım ki, film bitene kadar kendimi okşaya okşaya, gözüm ekrandaki iki kadın iki erkeğin birbirlerine girdiği sevişme sahnelerinde, iki kez orgazm yaşadım.
Akşam üzeri kocam her zamanki işten dönüş saatinde kapıyı açtığında karşısında beni gördü. Elimde boynuna kırmızı kurdele bağladığım bir şarap şişesi, çırılçıplak karşısında dikiliyordum. Beni o vaziyette görünce gözleri fal taşı gibi açıldı. Onun da elinde bir demet çiçek vardı, özür dilemek için…
Hiç konuşmadan sımsıkı sarıldı bana, elimdeki şişeyle beraber kucaklayıp yatağa attı. Soyunup sarıldığında ben de kumandanın düğmesine basıp akşamki filmi açtım. Aç karnımıza, dudaklarımızı meze yapıp şarap şişesini bitirdik. Dayanamayıp birbirimize girdiğimizde, filmdeki iki karı koca çiftin yanı sıra bizim de inlemelerimiz yatak odamızda yankılanıyordu.
O geceden sonra artık kocama karşı çıkmadım bu konularda… Tam bir uyum sağlamıştık. Ve gördüm ki haklıydı. Seks hayatımız şenlenmiş, ilk günlerin canlılığına kavuşmuştuk.
Film izlerken sevişiyorduk hep… Filmdeki zenci erkeklerin koca siklerini gördükçe Metin, “Oh, karıcım, şuna baksana… Nasıl kocaman… Çağırayım mı bu herifi? O koca yarrağını soksun sana…” diye beni kışkırtıyor,
ben de koca memeli, iki üç zencinin arasında, heriflerin kol gibi koca yaraklarına bana mısın demeyen kadınları gösterip, “Ben de sana bu orospuları ayarlayayım. İkisinin arasında iflahın kesilir. Senin iliklerini kurutur bunlar…” diyordum.
Konulu filmlerde sevişen çiftlerin hepsi de seçmece, kocaman aletleri olan vücutçu erkekler, sürekli sevişip duran afet gibi kadınlar oluyor, birbirimize ekrandaki çiftle beraber sevişmenin nasıl olacağını anlatırken zıvanadan çıkıyorduk. Sabahlara kadar sevişiyorduk.
Tabi, bu fantazilerimiz izlediğimiz filmlerle sınırlı kalıyordu hep. Ta ki o muhteşem yaz tatilimize kadar… Evlilik yıldönümümüz yaklaşmıştı. Hem kutlamak, hem de bir haftalık bir tatil için bir otelde balayı yapalım diye araştırma yaparken, çok iyi görüştüğümüz, birlikte turlara, gezmelere gittiğimiz arkadaşlarımız olan Nevin ve Erdallar bize geçen yaz gittikleri oteli tavsiye ettiler.
Otelin sahibi indirim yapabilirmiş falan… Derken öyle oldu ki, bahsettikleri otelde dördümüz için bir haftalığına yer ayırttık ve birlikte gittik. Oteldeki ilk gecemizde yıl dönümümüzü kutladık. Her şey dahil olunca içkiler su gibi aktı, çılgınca eğlendik, gülüp dans ettik. Otel yönetimi de bize ikram olarak şampanya yolladı.
Pastalar kesildi, şampanyalar içildi. Her şey çok güzeldi. Canlı müzik vardı, kalkıp dans etmeye başladık.
Bir ara Metin’le biz yorulup oturduk. Nevin ve Erdal dans etmeye devam ediyorlardı. Bir ara yanımıza geldiler.
“Hadi ne oturuyorsunuz, kalkın miskinler…” diyen Erdal elimden tutup beni kaldırırken, Nevin de kahkahalar atarak kocamı piste sürüklüyordu.
Şen şakrak, neşe içinde dans etmeye başladık. Erdal çok iyiydi bu konuda… Bana sarılıyor, elimden tutup etrafımda döndürüyor, dans pistinin her tarafında döne döne adeta beni kollarında uçuruyordu. Başım zaten içkiden dönüyordu, bir de dansın hareketliliği iyice çarptı. Bir ara sendeledim, Erdal kolunu belime sardı, düşmemem için kendine çekti. Sımsıkı sarılmıştı.
Göğüslerim onun göğüslerinde eziliyordu. Dans etmeye devam ediyorduk ama bedenlerimiz birbirine yapışmıştı adeta… Başımın dönmesi geçmeyince omuzuna koydum başımı… Vücudunun her hareketini vücudumda hissediyordum. Bacağını iki bacağımın arasına sokmuş, dönüp duruyorduk pistte… Bacağının kasıklarıma, kadınlığıma yaptığı baskıyı hissettim. İçimden bir şeyler akmaya başladı. Ayakta sevişiyor gibiydik. Kendimi geri çekemiyor, aksine zevk girdabı beni daha çok kendine çekiyordu.
Kısık gözlerle başımı kaldırıp Erdal’ın yüzüne baktım. O da bana bakıyordu. Müthiş bir istek vardı gözlerinde… Hani etrafta kimse olmasa… Yalnız olsak… Elimi önüne daldırıp önümde hissettiğim kabarıklığın nasıl bir şey olduğunu görsem… Öpsem, yalasam… Beni oracıkta yatırıp…
Offf… Başımı çevirdim, kocamı aradım gözlerimle… Biraz ileride, kalabalığın arasında Nevin’e sarılmış dans ediyorlardı. Onlar da bizim kadar olmasalar da yine de bayağı samimi bir şekilde, kahkahalarla dans ediyorlardı.
Sonunda müzik durdu, dans bitti. Benim hala başım dönüyor, Erdal belimden tutup destek oluyordu. Metin ve Nevin yanımıza geldiler. Kocam beni Erdal’ın kollarından devraldı. İçkiyi fazla kaçırdığım konusunda bir şeyler gevelemeye çalıştım. Üçü de benim halime gülüyorlardı.
Kocam iki fincan şekersiz kahve içirdi ayılmam için… Hep beraber odalarımıza çekildik. Duşa girip çıktığımda iyice kendime gelmiştim. Banyodan çıktığım gibi çırılçıplak kendimi yatağa attım. Kocam da yanıma uzandı. Parmaklarının ucunu memelerimde, karnımda, kasıklarımda gezdirirken sordu,
“Neydi o öyle? Erdal’la bayağı yakındınız dans ederken?” dedi.
Sen asıl kendine bak. Nevin’in içine düşecektin.” diye tersledim ben de…
“Ne yapayım karıcım, alkollüsün diye herif sana öyle sarılıyordu ki… Nevin maraza çıkarmasın diyerek ben de sizi görmeyeceği arka köşelerde sarılıp dans etmek zorunda kaldım.”
“Pek zorunda kalmamış gibiydin ama, tam aksini gördüm ben…”
“Sanki sen öyle değildin aşkım… İki ahtapot gibi sarılmıştınız birbirinize… Nasıl, hoşuna gitti mi Erdal’ın kollarında olmak?”
“Saçmalama allasen…” dedim
ama aklıma o anlar gelince yine ateşlendim. Zaten Metin’in üçgenimde dolaşıp duran parmakları da delirtmişti beni… Kocama sarılıp geceyi müthiş bir sevişmeyle noktaladık. Gözlerimi kapatıp Erdal’ın bacak aramda dolaşan bacağını, bedenimi saran kollarını, bana arzuyla sikecek gibi gözlerini hayal ettim kocam beni sikerken… Biliyordum ki kocamın aklında da Nevin vardı üstümde gidip geldiği anlarda…
Ertesi gün havuz başında güneşlenirken Metin’in canı denize girmek istedi, yarım saatliğine sahile indi.
Nevin de gecenin yorgunluğuyla yattığı yerde uyuklayıp duruyordu. Güneş kremini ön taraflarıma, bacaklarıma sürdüm. Arkama süremiyordum. Erdal elimden aldı, uzanmamı istedi. Nevin’e baktım, geniş hasır şapkayı yüzüne örtmüş, derin derin uykuya dalmıştı. Benim karısına baktığımı görünce kısık bir sesle,
“Uyuyor…” dedi.
“Gece çok yoruldu”
“Ya, evet… Öyle çok dans ettik ki, yorulması normaldir.” Kremli eli omuzlarımda, sırtımda, belimde dolaştıkça ürperiyordum. “Eh, hem danstan yoruldu, hem de gece odada yoruldu” Sesindeki imayı fark etmiştim tabi,
elimde olmadan kıkırdayıverdim.
Onlar da bizim gibi ateşli bir gece geçirmişlerdi anlaşılan…
“Nevin’in boynundaki morluktan anladım zaten, epey mücadele etmişsiniz dün gece…” dedim şakayla…
Erdal da güldü, “Belli oluyor mu Gül? Ya, sevişirken kendimizi kaybediyoruz bazen…” Durdu, sonra ekledi,
“Akşam epey tahrik olmuştum. Yatağa girdiğimizde de…” Cevap vermedim. Neden tahrik olduğunu biliyorduk ikimiz de… Cüretkar ve utanmaz parmakları vücudumun her yerinde dolaştıkça içim geçti. Etrafta insanlar olmasa, karısı yanımızda uyumasa oracıkta yatıp bacaklarımı açmak için dayanılmaz bir istek duydum… Kremlemeyi geçmiş, masaja dönüşmüştü olay…
Bacak aralarımda dolaşıyordu parmakları… Hoşnutlukla inledim. Parmakları daha rahat hareket etsin diye istemsizce araladım bacaklarımı… “Çok güzelsin Gül…” dedi boğuklaşmış, kısık sesiyle. “Bikininin ağ kısmı epey ıslandı, biliyor musun? Zevk suların akıyor…” “Senin yüzünden…” dedim ben de aynı kısık sesle…
”İstersen krem sürmeyi bırak, yoksa boşalmaya başlıcam, etrafa rezil olacağız.”
“Ön tarafını da kremlemeden bırakmam, yanarsın yoksa… Yüzünü döner misin?” dedi. İster istemez sırt üstü yattım. Bu kez de kremi göğüslerime, karnıma, bacaklarıma sürmeye başladı. Mayosunun önündeki kabarıklık gözüme takıldı.
Bayağı kalın görünüyordu, çadır gibi olmuştu mayosunun önü… Tam o sırada Metin geldi. Elindeki havluyu yanımdaki şezlonga serip uzandı.
“Siz ne yaptınız çocuklar?” diye sordu gayet rahat bir tavırla… Şaşırıp kalan Erdal’ın kremli elleri bacaklarımdaydı o sırada… “Erdal güneş kremi sürüyordu hayatım, sen olmayınca iş ona kaldı” dedim. “Ee, arkadaş arkadaşa yardımcı olacak tabi… Öyle değil mi Erdal?” “Tabi canım… Elbette… Ne demek…” diye bir şeyler geveledi Erdal. “Zaten bitirmiştik. Hadi, ben de havuza gireyim bari, piştim sıcaktan…” diyerek kendini havuza attı.
Mayosunun önündeki kabarıklığı Metin’e göstermemeye çalışıyordu suya girerken… Metin onun yüzmesini izlerken bana, “Epey sportmen çocukmuş Erdal da…
Nasıl, beğendin mi aşkım? Şu kaslarına baksana, spor yapıyor herhalde…” Yüzüne baktım, “Ben niye beğeneyim canım? Nevin beğenmiş zaten…” “Aşkım, yarım saattir senin vücudunu okşarcasına kremleyip duruyor. Sen de beğenmiş gibiydin. Kendinizden geçmiştiniz. Etrafı gözünüz görmüyordu. Nevin yanınızda uyurken…
Nerdeyse sikişecek gibiydiniz…” “Terbiyesiz herif… Ne yaptın peki? Bizi mi izledin sen de o her tarafımı ellerken? Hoşuna mı gitti beni okşaması?” “Evet karıcım… Çok hoşuma gitti. Tahrik oldum. Baksana şuna…” Önünü gösterdi.
Kocamın da mayosunun önü kabarmıştı. Zaten ıslanmış durumdaydım. Bir de kocamı öyle görünce… “Mmm… İştah açıcı görünüyor” dedim dudaklarımla yalanarak… “Hadi gel, odamıza gidelim…” “Dur biraz karıcım, hazır uyurken, kocası da ortalıkta yokken şu Nevin’in vücudunu seyredeyim biraz…” Baktım, Nevin biraz ilerimizdeki şezlongta hala uyuyordu. Hasır şapka yüzünü örtmüş, düzenli nefeslerle bikinisinin üstü inip kalkıyordu.
Meme uçlarının kabarıklığı kumaştan belli oluyordu. Düzgün, beyaz vücudu kaymak gibiydi. Yüksek koruyucu faktörlü güneş sütüyle parıl parıl parlıyordu teni… Bir dizini kaldırmış vaziyette, avuç kadar minicik bikinisinin altı yumruk gibi kabarmış kadınlığını zor örtüyordu. Yerimden kalkıp belime pareoyu bağlamadan önce bikini altımın ağındaki ıslaklığı kocama gösterdim,
“Nasıl ıslanmış görüyor musun? Sevgili arkadaşın okşaya okşaya ne hale getirdi beni… Hadi sapık herif, çabuk kalk, odaya gel. Elin uyuyan çıplak karısını seyredeceğine gel, bu hazır azmış vaziyetteki kendi karını becer. Güzel güzel bu ıslak amın hakkını ver. Sik beni… Yoksa…” “Yoksa?” Elinden tutup kaldırdım, “Yoksa, ben de gider Erdal’la beraber yüzmeye başlarım.
Bu azgınlıkla, ıslanmış amcıkla sonu nerde biter bilmem… Sen de oturur burada Nevin’e baka baka mastürbasyon yaparsın” Neredeyse koştururcasına kaldığımız odanın yolunu tuttuk. Daha odaya girer girmez kocamın üstüne atladım. Birbirimizi vahşice öperken titreyen ellerimizle üstümüzdeki mayoları soyduk bir yandan da… Çırılçıplak kalınca kocamın üstüne çıktım. Havaya dikilmiş sikinin üstüne oturuverdim bir anda…
Havuz kenarında Erdal’ın okşamasıyla ıslanmaya başlayan kadınlığım, kocamın sikini kolaylıkla içine aldı, yağ gibi kaydı. İkimiz de öyle tahrik olmuştuk ki, çok kısa sürdü sevişmemiz… On dakika sonra sarsılmaya başladım. Kocam içime sıcak döllerini püskürtürken ben kasıla kasıla orgazm oldum.
Kendimi yatağa, kocamın yanına attım. Sırtüstü yatıp kaldık. “Off…” dedim. “Fırtına gibiydi… Ne olduğunu anlamadım bile…” Metin yan dönüp okşamaya başladı beni… “Evet, fırtına gibiydi ve ben senin neden tahrik olduğunu çok iyi biliyorum” dedi.
“Nedenmiş?” “Erdal’ın okşamalarından, neden olacak? Dün geceki dans ederken sarılmaları, bugün güneş kremi sürerken mıncıklayıp durması… Kabul et artık. Hoşuna gidiyor başka bir erkekle sevişme fikri… Tahrik oluyorsun.
Gel yapalım şu grup seks işini… En azından bir kez deneyelim. Hazır ortam bu kadar müsaitken…” “Senin amacın da Nevin’i becermek değil mi? Arkadaşının karısını sikebilmek için mi ısrar ediyorsun bu kadar?” “Nevin şart değil aşkım… Tamam, senin kadar olmasa da, Nevin de taş gibi, güzel, seksi kadın…
Ama benim amacım değişiklik olsun, denemiş olalım, dörtlü grup seks yapalım. Baksana, az önce kasırga gibiydin, hayali bile yetti. Düşünsene gerçekten grup seks yaptığını… Erdal’la seviştiğini… Benim yanımda… Hepimiz beraber…”
“Peki sen hazmedebilecek misin sonradan? Düzenimiz bozulmasın yok yere? Beni boşamaya falan kalkmayasın?” ”Yapma karıcım bu nasıl laf ? Ben monotonlaşan seks yaşantımızı renklendirmeye çalışıyorum. Biliyorsun sevişme süremiz neredeyse üç dakikaya inmişti. Sen benim biricik ve sevgili karımsın…” Giyinip dışarı çıktık. Eğlendik, yüzdük, yemek yedik, akşam dans, eğlence derken gece odamıza çıktık. O gece ilk kez fantezi kurarak sevişmeye başladık.
Ve gerçekten de çok uzun süredir ilk defa bu kadar ateşli ve uzun oldu sevişmemiz… Kocam bana, “Kapat gözlerini… Şimdi seni Erdal sikiyor… İçinde Erdal’ın siki gidip geliyor…
Yanınızda da ben Nevin’e geçirdim, onun karısını sikiyorum. Ohhh… Hem Nevin’in amına koyuyorum, hem Erdal’ın seni nasıl siktiğini izliyorum…” dedikçe ben kendimden geçiyor ve artık unutmaya başladığım iniltiler ve çığlıklar dökülüyordu dudaklarımdan… Yaklaşık iki saat boyunca durup dinlenmeksizin seviştik. Sevişmemiz bitince, “Gördün mü bak? Ne kadar farklı oldu? Bir de gerçeğini yapsak kim bilir nasıl olur?” dedi yine…
“Nasıl olacak peki? Bakalım onlar da isterler mi? diye sordum merakla ve istekle… “Pek zorluk çıkaracaklarını sanmıyorum. Erdal seni okşarken ne hale geldiğini gördüm gözlerimle… Karısı da dans ederken sarılmama hiç ses çıkarmamıştı. Yine de sen bir Nevin’in ağzını ara, ben de Erdal’ın..” dedi.
Ertesi gün sabah kahvaltısından sonra çarşıya çıktık. Biz iki kadın her zamanki gibi dükkanların önünde fazlaca takılmaya başlayınca erkekler sıkıldı ve bir kafede birer bira içmek için ayrılıp bizi yalnız bıraktılar. Biz mağazaları dolaşıyorduk.
İç çamaşırı satan bir dükkandan bir iki string külot, transparan fantezi gecelik, jartiyer, çorap falan aldım. Nevin aldıklarıma bakıp güldü, “Desene bu bir hafta boyunca Metin’i mahvetmeye kararlısın” dedi. “Ee, tatile geldik hayatım. Tadını çıkarmak lazım. Kocam bu tatilde pek dinlenmeye fırsat bulamayacak” dedim muzip muzip… Yüzüme baktı, gülümseyerek, “Geçen geceki dans gibi mi?” dedi.
Baktım, biliyordu ve pek kızmış görünmüyordu. Yine de, “Şey, alkolü fazla kaçırdım biliyorsun. Biraz dağıttım galiba…” dedim. Tekrar güldü, “Canını sıkma Gül. Kocamla yaptığın o samimi dans bana yaradı o gece… Sabaha kadar canımı çıkardı Erdal… Şuna baksana…” diyerek omuzlarına saldığı saçlarını kenara çekip boynundaki ısırık izini gösterdi. “Sert seksten hoşlanıyorsunuz galiba…
Sen de o gece Metin’le kucak kucağaydın. Nerdeyse ortalık yerde işi pişirecek gibiydiniz” dedim ben de… Uzanıp elimi okşadı, “Senin de dediğin gibi Gül, tatile geldik. Eğlenmeye… Tadını çıkaralım hepimiz… Sonra… Dün havuzun başında içim geçmiş biraz… Ama kocam seni kremlerken uyanıktım.
Keyfinizi kaçırmamak için uyuyormuş gibi yaptım gidene kadar… Benim kocamı da, kendininkini de azdırdın iyice… Daha doğrusu hepimizi… Siz gittikten sonra biz de odaya çıktık. Erdal yine haşat etti beni…” “Yani… Konuştuklarımızı duydun mu peki?” Şuh, isterik bir kahkaha attı Nevin,
“Evet canım… Hepsini… Erdal’ın söylediklerini… Kocanın benim hakkımda konuşmasını…” Durdu, gözkapakları yarıya inmiş kısık gözlerle, yarı aralık etli dudaklarıyla yüzüme baktı. Yüzündeki şehvet ifadesi görülmeye değerdi. Elimi tuttu, “Hadi gel, erkekleri de alalım, şöyle tenha bir yer bulalım kendimize… Tatil yapmaya geldik, tatilimizin tadını çıkaralım…”
Kocalarımızın oturduğu kafeye gittik elimizde paketlerle… Bira içiyorlardı. Birer tane de biz içtik. Kocama baktım sorar gibi, başıyla tamam işareti yaptı. Evet, erkekler de konuşmuştu. İçim bir hoş oldu, heyecanlandım.
Birer bira daha içtik. Biralar biter bitmez arabaya binip yola çıktık. Yolda arabayı kullanan Metin’e “Aşkım, hava çok sıcak, hadi bizi değişik bir yere, güzel bir deniz kenarına götür, serinleyelim.” dedim. Bir an önce olaylar başlasın istiyordum. Kocam, “İyi ama, denize girmeyi planlamamıştık karıcım, mayolarımız yok.” Şımarık bir tavırla yanağından öptüm, “Olsun aşkım, sizin üstünüzde şortlarınız var, bizim çamaşırlarımız…
Tenha bir koy bulalım yeter…” Koyları dolaşmaya başladık. Hafta içi olduğundan pek kalabalık değildi. Yarım saatın içinde tam istediğimiz gibi bir yer bulduk. Tepede yolun kenarında arabayı bırakıp elimizde çantalarla aşağıya inmeye başladık. Nevin ile Erdal önden gidiyorlardı, biz Metin’le arkada kalmıştık.
Elimi tutup taşlık patikada aşağıya inmeme yardımcı oluyordu. “Ne yaptınız, Erdal’la konuştunuz mu?” dedim kısık sesle… “Evet aşkım… Anladığım kadarıyla adam senin için deli oluyor. Seni sikebilmek için her şeye razı… Peki ya siz? Nevin’le konuştun mu?”
“Konuştuk. Her şeyin farkında, biliyor. Buraya gelmemizi de o istedi zaten… İstediğin şey biraz sonra gerçekleşecek. Memnun musun?” “Olmaz olur muyum? Göreceksin, çok güzel olacak.” Kıvrıla kıvrıla inen daracık, taşlı patika yol, bizi nefis, tertemiz bir deniz kenarına götürdü.
Çalıların bittiği yerde kayalar başlıyordu, sonra da deniz… Denize girilebilecek ufak bir alan vardı sadece… Böyle bomboş olmasının nedeni de buydu herhalde… Havluları karşılıklı ikişer ikişer yere serdik. Adam kesseler kimse duymazdı. Kuş ve dalga seslerinden başka bir şey duyulmuyordu.
Kocalarımız tişörtlerini çıkarınca şortlarıyla kaldılar. Biz kadınlar da önce tereddütle birbirimize baktık, sonra tişört ve eteklerimizi çıkardık. Benim içimde çamaşır olarak şeffaf siyah bir tanga takım vardı. Memelerimin kabarmış uçları, amımın üstünde çizgi şeklinde bıraktığım ince tüy şeridi transparan çamaşırın altında görünüyordu, meydandaydı.
Nevin’deyse iri göğüslerini zor kapatan bir beyaz sütyen, altında minicik bir string külot… Önü dudakların arasında kaybolmuştu, arkada ise bir ip sadece… Kocamın hayran olduğu taş gibi güzel kalçaları meydandaydı. Stringin ipi arkasındaki minik deliğini bile zor kapatıyordu. Cesaretini takdir ettim doğrusu…
Erkekler havluların üzerine sırt üstü uzanmışlar, bizim soyunmamızı izliyorlardı. İkisi de heyecanlıydı, şortlarının önündeki kabarıklığı saklamak için pek gayret sarf etmiyorlardı, gözleri üstümüzdeydi. Benim gözüm Erdal’ın geniş göğsüne, kaslı kollarına takılıyordu sürekli… Bacakları kaslı ve gergindi. Yutkundum.
O bedeni okşamak, altında ezilmek için müthiş bir istek duydum içimde… Erdal yattığı yerden, “Ya, kızlar, isterseniz üstünüzü de çıkarın, nasıl olsa burada biz bizeyiz. Öyle değil mi Metin? Ne dersin?” “Tabi canım… Üstsüz güneşlenin… Yabancı yok ya… İstediğiniz gibi davranın, rahat edin.” Nevin’le birbirimize bakıp gülümsedik. Yabancı yoktu ama, bizi sikmek için kıvranan birbirimizin kocaları vardı. Ve her yerimizi, her noktamızı görmek için deli oluyorlardı.
Üstlerimizi çıkardık. Benim ufak bir kavunu andıran diri yuvarlaklarım, Nevin’in benden daha büyükçe iri memeleri meydandaydı şimdi… Ben de öyle heyecanlıydım ki… İlk defa kocamdan başka bir erkek, çıplak memelerimi detaylarıyla görüyordu. Kocam Nevin’e, “Nevin’cim, gel seni kremleyeyim, güneş yakmasın, çok beyaz tenin var senin…” dedi. Kocasına döndü, “Dün sen Gül’ü kremlemiştin Erdal, bugün ben de Nevin’e süreyim, ne dersin?” “Tabi dostum, neden olmasın…” diyerek izin verdi kocası…
Nevin gülerek Metin’in yanına uzandı. Çıplak göğüslerinin uçları mermi gibi olmuş, arzuyla titreşiyorlardı. Ben de eğilip ikinci güneş kremini aldım poşetin içinden, gidip Erdal’ın önünde dikildim. Elimdeki güneş kremini gösterip, “O zaman benim krem sürücüm de sen oluyorsun Erdal…” dedim neşeyle…
Erdal yanındaki boş havluyu eliyle gösterip, “Evet, hanımefendi. Buyurmaz mısınız? İtinayla yağlama, kremleme yapılır” diyerek şakalaştı benimle… Ben de onun yanına uzandım. Ellerine bolca krem döktü, yanımda diz çöktü. Ben heyecandan titreyerek onun ellerinin, parmaklarının temasını bekliyordum. Fazla bekletmedi, göğüslerimden başlayıp kremi yedire yedire, okşaya okşaya sürmeye başladı. Kremlemek lafın gelişi, adeta pençelerini atmış, resmen göğüslerimi okşuyordu.
Dirseklerime dayanmış yatıyordum önünde… Başımı arkaya attım. Göğüslerimi okşayan kaygan parmakları uçlarında dolaşmaya, hafif sıkmaya başlayınca zevkten belli belirsiz inceden bir inilti koptu ağzımdan… “Ohhh… Erdal… Çok güzel sürüyorsun..” Şehvet yangını başlamıştı, kasıklarımın yandığını, ıslandığımı hissediyordum. Göğsümü bitirdi, karnımı okşadı, bacaklarıma geldi. Bacaklarımı hafif araladım. Tanga külodumun önündeki ağ kısmı zevk sularımdan ıslanmış, güneşin altında parlıyordu ve Erdal da görüyordu bunu…
Kafamı bizimkilere çevirdim o arada… Kocam Nevin’in arkasındaydı. Bacaklarını aralayıp arasına, havluya oturtmuştu Nevin’i… Bir yandan koltuk altından geçirdiği kremli elleriyle kadının göğüslerini avuçlamış okşarken, bir yandan da omuzlarını öpüyor, Nevin de eliyle string külodun ipinin yanından kadınlığını avuçlamış, gözleri kapalı, kendini okşuyordu.
Beni kremlemeye dalmış, gözü benden başkasını görmeyen Erdal’a bizimkileri işaret ettim. Çok güzel manzaraydı karşımızdaki… İştah açıcıydı… Güzeller güzeli Nevin, yakışıklı kocamın kolları arasında kendinden geçmiş vaziyetteydi. Erdal da manzarayı görünce hem cesaretlendi, hem de hırslandı.
Beni arkaya sırtüstü yatırıp memelerime kapaklandı. Somururcasına emiyor, yalıyordu. Ellerimi saçlarına götürdüm, avuçlayıp kendime çektim. Daha da hırslandı, birini avuçlarken, diğerini somuruyordu. Dayanamadım, kendimi onun dudaklarına bırakıp “Ohhh… Erdal… Harika…” diye inledim.
Memelerime doyunca onlarla uğraşmayı bırakıp yukarıya çıktı. Dudaklarıma yumuldu. Vahşice öpüşüyorduk. Kendimizden geçmiştik. Kocamla Nevin de bizden görüp sevişmeye başlamışlardı. Hemen yanı başımda sevgili kocam bir başka kadının, arkadaşının karısının üstündeki tek giysi olan string külodu koparıp attı.
Eliyle amını avuçlarken o da Nevin’e yumuldu. Şehvetle, ateşli ateşli öpüşüyorlardı. Nevin’in eli kocamın şortunun içine daldı. Taş kesilmiş sikini avuçlayıp dışarıya çıkardı. Kocam onun amını avuçlarken, o da kocamın sikini sıvazlayıp duruyordu. Erdal altımdaki külodu bacaklarımdan sıyırmaya başlamıştı.
Benim külodumu, kendi şortunu telaş içinde çıkarıp attığında ikimiz de çırılçıplak vaziyetteydik. Bacaklarımı aralayıp başını amıma gömdü. Şehvetle yanan amımı yalamaya başladı. Saçlarından tutup kendime çektim.
Artık zevkten bağırmaya başlamıştım. İlk kez kocamdan başka bir erkeğin, Erdal’ın amımı, klitorisimi yalayan dilinin verdiği zevk bir yandan, hemen yanımda kocamın bir başka kadınla sevişmesini izlemenin verdiği zevk bir yandan… Sevişirken, kocamla birbirimizi yalarken, beni sikerken televizyon izlemeye benzemiyordu bu… Canlı canlı sevişiyorlardı karşımda…
Ve bambaşka, çıldırtıcı bir deneyimdi bu… Kocamla Nevin öpüşmeyi bıraktılar. Benim zevk feryatlarımın etkisiyle onlar da iyice azmışlar, hareketleri sertleşmişti.
Hırsla yere yatırdı Nevin’i… Bacaklarını aralayıp taş kesilmiş sikini kadının ıslak amına gömdü bir hamlede… Nevin acı bir feryat kopardı. Sesi denizde, arkamızdaki yola çıkan tepelerde yankılandı. “Ahhh… Metinn… Canımı yaktın… Oohhh… Sikin canımı yaktı” Erdal da amımı yalamayı bırakıp başını bizimkilere çevirdi, ne oluyor gibisinden karısına baktı.
Hızla, acıtarak karısının amına giren ve girip çıkmaya başlayan alet şimdi zevk vermeye başlamış olmalı ki, kaltak bacaklarını kocamın beline dolamış, boynunu, omuzlarını ısıra ısıra inliyordu. Erdal’ın kolunu tutup yere yatmasını istedim. Ben geri kalmıştım.
Nevin’in aldığı zevki ben de almalıydım. Yere yatan Erdal’ın şortunu çıkarıp attım. Sikinin üstüne yükselip elimle başını tuttum, amıma nişanladım. Dudaklarımı ısırarak yavaş yavaş sikinin üstüne oturdum.
Ellerimi göğsüne dayayıp destek alırken oturup kalkmaya başladım. Erdal aşağıdan memelerimi avuçlayıp sıkarken, alttan kalçalarını indirip kaldırıyordu. Siki Metin’in sikiyle aynı boydaydı hemen hemen… Fakat daha kalındı.
Adeta amımı ikiye yarıyor, geriyordu girip çıkarken… Kocam Nevin’in ayaklarını tutup pergel gibi bacaklarını ikiye ayırmış, bıçak saplarcasına yarağını kadının amına sokup çıkarıyordu. Nevin zevkten haykırıyor, kocam sikini gömdükçe memeleri ileri geri sallanıp duruyordu. Kocam sikini çıkardı, tutup Nevin’i bize doğru domalttı.
Belinden tutup arkasından sokup çıkarmaya başladı. Ben de Erdal’ın sikinin üstünden kalktım, havluyu alıp onların yanına götürdüm. Aynı Nevin gibi domaldım onlara doğru…
Erdal da ne istediğimi anladı hemen, gelip kalın sikini arkamdan amıma geçirdi. Belimden pençeleriyle tutup arkamda gidip gelmeye başladı. Torbaları alttan klitorisime çarpıyordu yapış yapış, beni delirtiyordu zevkten… Nevin’le yüzyüze sikiliyorduk. Kocam onun arkasında Nevin’i sikerken,
Nevin’in kocası da beni sikiyordu karşılıklı… Nevin’in zevkten kasılan yüzü, aralık duran etli, dolgun dudakları öyle güzeldi ki… Dayanamayıp dudaklarından öptüm. Şaşırdı önce… Sonra o da bana katıldı. Erkeklerimiz bizi domaltmış sikerken, biz de kız kıza öpüşmeye başladık. İnlemeler, feryatlar koyun içinde yankılanıyordu. Kocam daha fazla dayanamadı, haykırarak boşalmaya başladı. Öyle uzun sürdü ki boşalması…
Onun ilk defa bu kadar boşaldığına şahit oluyordum. Onu Nevin takip etti. Hemen arkasından onların feryatları Erdal’ı gaza getirdi herhalde, belimi acıtan parmakları kasıldı, kendine çekti, kalın yarağını amıma kökledi dibine kadar…
Hayvani bir böğürtüyle boşalırken sıcak dölleri içime, derinliklerime akmaya başladı. O sıcaklığı hisseder hissetmez ben de zıvanadan çıktım. Kasılmaya, orgazm olmaya başladım. Kendimizi kasmıyorduk hiç… Birileri duyacak, rezil olacağız korkumuz yoktu… İstediğimiz gibi yüksek sesle inliyor, bağırıyorduk.
Zevk feryatları kulaklarımızda çınlıyordu. Sonunda bitti. Ortalığı sessizlik kapladı. Kimimiz havluya, kimimiz yerdeki çimenlerin üzerine serilip kaldık. Dört tane çıplak beden, yorgun argın kalakaldık. Aradan ne kadar geçti bilmiyorum. Aramızda ilk çırılçıplak kalkıp koşarak kendini denize atan Nevin oldu. Onu erkekler takip etti. Önlerinde mızraklarını sallaya sallaya koşturdular.
En son ben kalkıp denize atladım. Soğuk deniz suyu seks yapmaktan ve güneşin sıcağından erimiş bedenlerimizi kendine getirdi. Canlandık. Hepimiz anadan doğma, iki çift Adem ve Havva gibi uzun bir süre denize girdik, serinledik, yüzdük. Okuldan kırmış yaramaz çocuklar gibi neşe içindeydik.
Suyun içinde herkes tuttuğuna sarılıyor, öpüşüyorduk. Kah kocamın kollarındaydım, kah Metin’in… Kocam bir beni kucaklayıp sertleşen sikini sokuyordu, biraz sonra Nevin’i sikiyordu denizin içinde… Kocam beni bırakınca kendi karısıyla öpüşüp sevişen Erdal’ın kollarına yüzüyordum. Nevin’i çekip kocama yollarken, Erdal’ın kucağına ben yerleşiyor, doyamadığım kalın sikinin tadına bakıyordum. Sonunda yorulduk.
Çıkıp biraz dinlendik, kurulandık. Erkekler şortlarını, biz kadınlar da ıslak çamaşırlarımızı bırakıp çıplak bedenimize etek ve tişörtlerimizi giydik, dönüş yoluna çıktık. Dönüşte arabayı kocam kullanıyordu. Nevin onun yanına oturdu, biz de Erdal’la arkaya geçtik. Kocam araç kullandığı için onlar önde bir şey yapamıyorlardı ama, biz arkada Erdal’la daha samimiydik.
Kucağına oturmuş vaziyette, öpüşüp durduk yol boyunca… Eli eteğimin içinde, külotsuz amımı okşuyordu beni öperken… Yine sertleşen aleti kalçama batıyordu. Kocam da tam boştaki elini uzatmış, Nevin’in bacaklarını okşarken Nevin bir feryat kopardı. Kocasıyla geri çekilme yoluyla korunuyorlarmış.
Bugün öyle heyecan yaşamıştık ki, önlem falan aklından gitmiş, benim kocam da gürül gürül içine boşalmıştı. Adeta ağlayacak gibi dudaklarını büzmüştü, ya hamile kalırsam endişesi sarmıştı. Erdal karısını teselli etti ben kollarındayken, “Üzme kendini aşkım. Seviştikten sonra hemen arkasından çırılçıplak denize, tuzlu suya girdin, bir şey olmaz belki…
Şimdi giderken eczaneye de uğrarız, bunun sevişme sonrası hapı falan var, merak etme sen…” Ben de ona katıldım, “Kocan doğru söylüyor hayatım. Bunu kendine dert edip tatilimizi zehir etme… Yaşayacaklarımızı bir düşünsene…
Hem bundan sonra Metin de prezervatif falan alır, korunur, işi garantiye alırız. Her şeyin çaresi var. Hadi somurtmayı bırak da sevgiline yanaş… Baksana bize… Ne kadar mutluyuz…” Metin de Nevin’in elini tutup cesaret verdi, “Gül doğru söylüyor canım…
Prezervatif alırım, korunuruz. Bundan sonraki sevişmelerimizde kafamızda soru işareti olmasın. Daha önümüzde kaç gün var. Üstelik eve dönünce de sürdürürüz bu işi, burada kalacak hali yok ya bunun…” dedi. Otele uğradık, yemek servisi bitmişti. Dışarıya çıkıp hem yemek yiyelim, hem gezelim dedik.
Bu arada eczaneye uğradık. Eczacıya derdimizi anlattık. O da hem ilişki sonrası için bir hap, hem Metin için prezervatif, bir iki koruyucu sprey falan verdi. Yolda yürürken Metin elini Nevin’in omzuna attı, Nevin de kocamın beline sarıldı. Hem yürüyorlar, hem arada bir durup öpüşüyorlardı. Erdal da benim yanımdaydı, onları gösterip, “Şunlara bak, sanki liseli aşıklar gibi…” dedi. O da bana sarıldı, dudaklarımdan öptü. Mutlulukla beline sarıldım. Bir restorana girdik. Geç saat olduğundan kimseler yoktu.
Bir iki garson falan vardı. Yemeklerimizin yanında birer kadeh rakı şarap falan içtik. Rahatsız eden olmadığından, sevişmemiz konusunun etrafında uzun uzadıya konuşup sohbet ettik. Hepimizin de ilkiydi bu… İlk eş değiştirme olayını yaşamıştık ve hepimiz de çok mutluyduk. Açık havada sevişmeye bayılmıştık ama otelde yumuşak geniş yataklarda daha rahat ve güzel olacaktı.
“Keşke daha önce yaşasaydık bu mutluluğu…” dedi Erdal… Ben de ona katıldım, “Evet ya… Sahi neden yapmadık bunu?” “Haklısınız ama hiç ortam olmadı ki…” dedi Nevin. Erdal itiraz etti,
“Aslında, valla ne yalan söyleyeyim, benim Gül’de gözüm vardı hep… Nasıl becerebilirim diye hep hayal kurdum ama cesaret edemedim. Ne zaman evde bir araya gelsek, Gül çay falan verirken gözüm hep memelerine kayardı.
Hele mini etek giydiği zaman, ne yapar eder, mutlaka karşısına otururdum. Hiç fark etmediniz mi?” dedi. “Tamam aşkım, ara sıra bacaklarıma baktığını gördüm” dedim. “Ama tesadüftür falan diye umursamadım. Böyle istediğini bilmiyordum hiç… Keşke bilseydim…” diye kıkırdadım. “Vay kaltak vay…
Niye bana söylemedin Erdal’ın dikizlediğini?” diye kızar gibi yaptı kocam. Yanımda oturuyordu, dönüp dudaklarından öptüm, “Sana güven mi olur kocacım? Adamla kavga falan edersin bakıyor diye… Hem sadece bakıyordu, yemedi ya… Aslında hoşuma da gitmiyor değildi yani…” Kocam güldü, “O zaman yemedi ama, sonunda bugün sikti, becerdi işte…” Nevin atıldı bu defa, “Metin, sen de az dikizlemedin beni…
Nerdeyse bakışlarınla yiyordun beni, fark etmedim zannetme… Hele geçen yaz plajda nasıl bakıyordun, gözlerinle çırılçıplak soydun zannettim.” Kocam masanın üstünden elini uzatıp Nevin’in elini tuttu, dudaklarına götürüp öptü, “Soydum tabi sevgilim. O bikinilerle öyle seksi oluyordun ki…
Altındakileri görmek için, onlara sahip olmak için neler vermezdim. Ama en sonunda ben de muradıma erdim. Ve inan çok nefisti. Hayallerimdekinden daha güzeldi. Sana dokunmak, o güzel memelerini mıncıklamak, içine girmek, orgazm olurken o müthiş titremen…. Benim için ömre bedeldi hepsi…” Nevin kalkıp kocama uzandı, dudaklarından kısa ama şehvetlice öptü.
Erdal söze girdi, gözleri benim üstümdeydi, “Çocuklar, siz öpüşüp koklaştıkça, eskilerden konuşup durdukça, benim canım yine istemeye başladı. Hadi bir an önce gidelim artık otele de odamıza kapanıp tekrar sikişelim…” Elimi uzatıp alttan şortunun önünü yokladım. Doğru söylüyordu. Önündeki canavar uyanmış,baş kaldırmıştı. Parmaklarımla şöyle bir tutup sıktım,
“Mmmm… Gerçekten istiyor bu… Hadi gidelim artık…”
Kalktık, hesabı ödeyip otelin yolunu tuttuk. Yolda bir büfeden bir iki viski, çerez falan da aldık, otele girdik. Erdal’ların odası nispeten daha arkada, rahat edebileceğimiz bir yerdeydi, onların odasına girdik hep birlikte… Odaya girer girmez Erdal’la birbirimize sarıldık. Ayakta öpüşüyorduk. Azmıştım iyice…
Sevgilimin etli dudaklarını daha bir iştahla, ihtirasla öpmeye başladım. O da tüm hünerini gösteriyor, dudaklarımı içiyordu. Ellerimi boynuna doladım. Ayak uçlarımda yükselip göğsümü onun göğsüne yaslarken dilimi ağzının içine soktum.
O da dilimi emmeye başladı. Bir iki dakika sonra onun dili benim ağzımdaydı ve o emiyordu dilimi… Siki kazık gibi olmuş, şortunun önünden kasıklarıma batıyordu. Sertliği hissedince ellerimi boynundan çekip şortuna indirdim. O da benim memelerimi avuçladı giysimin üzerinden ve biraz kuvvetlice sıktı. Ağzının içinde acıyla inleyip biraz kendimi çektim ama öpüşmeyi bırakmadım. Hem canım yanmıştı, hem tahrik olmuştum.
Elimi şortunun içine soktum ve sertliğini kavradım. O da badimi yukarıya sıyırıp memelerimi avuçladı. Can acıtacak kadar değil ama yine de sıkıp sıkıp bırakıyordu. Resmen ayakta kendimizden geçmiştik. Öbür tarafta neler olduğunu görmüyordum, hatta onların varlığını bile unutmuştum.
Müthiş sevişiyordu Erdal… Beni zevkten delirtiyor, inletiyordu… Tam anlamıyla sikici bir erkekti. Aynı anda her yerime dalıyordu ve her yerimden zevk alıyordum. Dudaklarımdan kulak memelerime geçti, oradan boynuma… Boynumu emmeye başladı. Aklıma Nevin’in boynundaki morluk geldi. Beni de morartacaktı bu azgın… Umursamadım.
Boynumla omzumun birleştiği hassas noktayı, atardamarımın üstünü emmeye başladığında ürperdim, kollarının arasında zevkten titredim. “Ohhh… Sevgilim…Çok güzel… Sakın bırakma beni… Harikasın… Sakın bırakma…” Elini eteğimin altına götürdü, çıplak bacaklarımı okşayıp yukarıya çıktı. Amımı avuçladı. Öyle ıslanmıştı ki… Elini çekip parmağındaki ıslak sularımı diliyle yaladı. Sonra parmak tekrar yerine, eteğimin altına döndü.
Kalçalarımı sıktı, tekrar amımı avuçladı. Suları akan amımın içine orta parmağını gömdüğünde irkildim, şehvetle sarsıldım. Başparmağıyla klitorisime baskı yaparken orta parmağı vajinamın içlerini karıştırıyor, zevkten delirtiyordu beni… Kulağına, “Ohhh… Sevgilim… Geliyorum… Sakın bozma… Devam et erkeğim… Ohhhh…” diye fısıldadım şuh bir sesle… Kollarının arasında kasıla kasıla boşalmaya başladım. İnanılmaz bir şeydi bu…
Daha siki içime girmeden, sadece parmağıyla, kapının arkasında ayakta orgazma ulaştırmıştı beni… Bir parmağı kasılan amımın içinde, diğer eli memelerimi sıkarken ben sımsıkı sarılmış vaziyette, düşmemek için çaba harcayarak dakikalarca boşaldım. Durmadan inliyordum, “Ohhh… Harikasın aşkım… İnanamıyorum… Böyle bir şey yaşamadım hiç… Ahhh…”
Sonunda duruldum. Kollarının arasından bırakmadı beni… Birlikte kenardaki koltuğa gittik. Erdal koltuğa otururken beni de kucağına çekti. Boynuna sarıldım. İkimiz de giyiniktik ama benim etek ve badi yukarıya sıvanmıştı. Memelerim ve ıslak amım meydandaydı. Erdalın şortu da inik vaziyetteydi. Üstümüzü topladık.
O zaman etrafımıza bakmak, bizimkileri izlemek aklımıza geldi. Biz ayakta yiyişip kendimizden geçmişken, onların ikisi de çırılçıplak soyumuşlardı. Kocam Nevin’i yatağın hemen ucuna yatırmış, kendisi de önünde diz çökmüş, bacaklarını ayırıp başını kasıklarına gömmüştü. Nevin göründüğü kadarıyla halinden çok memnundu. Metin yaladıkça yalıyor, dilini içerilere sokup karıştırıyor, çıkarıp klitorisini somuruyordu.
Nevin şehvetle kıvranıp başını sağa sola sallıyor ve inliyordu. Eli kocamın saçlarında okşayıp kendine çekiyor, amına bastırıyordu. Erdal altımda kıpırdanmaya başladı ama ben bastırıp izin vermedim, oturmasını işaret ettim. Huşu içinde önümüzdeki güzel manzarayı, karşımızda sevişip duran eşlerimizi izliyorduk.
Ben az önce mükemmel bir orgazm yaşamıştım ama sevgilim henüz boşalmamıştı ve altımda hissettiğim sertlikten onun zor durumda olduğunu anlayabiliyordum. Kucağından kalktım, şortunu çıkarıp attım ve önünde diz çöküp Erdal’ın damar damar kabarmış, sertleşmiş sikini elime alıp yalamaya, emmeye başladım.
Ben Erdal’ın sikine oral seks uygularken hemen bir metre önümüzde kocam da onun karısını yalayıp duruyordu. Erdal zevkten gözleri yarı kapalı oralın keyfini çıkarıyordu. Aynı anda bana saksafon çektirirken, kulaklarında karısının zevk inlemeleri, bacaklarını ikiye ayırmış karısının amının yabancı bir erkek tarafından nasıl yalandığını izliyordu. Koltuk yatağın hemen yanındaydı ve ikimiz de sevişirken, rahat rahat yanımızda sevişen eşlerimizi tüm detaylarıyla görebiliyorduk. Kocamın dili bir yukarıya, bir aşağıya inmeye başlamıştı.
Hem amını, hem alttaki minik deliği yalıyordu. Sonra da bütün enerjisini göt deliğine vermeye başladı. Erdal homurdandı, “Boşuna uğraşma arkadaşım, karım analdan hoşlanmaz asla…” Ben Nevin’in tepki vermesini beklerken o kocasını haksız çıkardı. Ayaklarını yere koyup kalçalarını havaya kaldırdı.
Şimdi arka deliği iyice açılmış, kocamın gözlerine ve diline hazır konuma girmişti. Kocam tüm hünerini gösteriyor, göt deliğinin etrafında dolaşan diliyle Nevin’i kıvrandırıp duruyordu. Erdal karıcığının bu kadar istekli bir şekilde göt deliğini yalatması karşısında şaşırmıştı. Hele Metin parmağını am sularında ıslatıp deliğe dayadığında büsbütün afalladı… “Vay orospu vay…” derken sesinde bir kıskançlık hissettim. “Bana parmaklamak, yalatmak bir yana, dokundurmazdı bile…” Sikini ağzımdan çıkarıp, “Boş ver onları… Eskiyi boş ver… Artık yeni bir hayatımız var, yeni zevklerimiz… Sen kendi zevkine bak aşkım…” dedim.
Tekrar emmeye devam ettim. Dilimle boydan boya yalıyor, taşaklarını, yumurtalarını bile okşayıp emiyordum. Erdal altımda kıvranırken kocama seslendi, “Oğlum soyunsana sen de… Böyle giyinikken nasıl sikeceksin karımı?” Elimdeki aletini sıkıp bıraktım boş ver dercesine… Biz kendi zevkimize bakalım. Gerçi ben de giyiniktim ama… O kadar yalamama rağmen boşalmıyordu yeni erkeğim… Kocam bize bakıp başını salladı hak verircesine…
Kalkıp bir çırpıda soyundu. Nevin’i kucaklayıp tuvalet aynasının üstüne oturttu. Bacaklarını aralayıp arasına girdi. Erdal’a da “Bana akıl verene kadar sen de karımı soy… Baksana hala giyinik duruyor o da…” dedi bir yandan…
Nevin titreyerek kocamı bekliyordu. Bacaklarını ikiye ayıran Metin bir hamlede Nevin’in ağzını açmış bekleyen ıslak kadınlığına daldı. Yarağının tamamını bir defada köküne kadar gömdü.
“Aaahhh…” diye bir çığlık kopardı Nevin… Dudaklarını ısırıyordu. Kocam aldırmadan, acımadan pompalamaya başladı Nevin’i… Tuvalet aynası sarsılıyordu gidip gelişlerinin sertliğinden… İkisi de zevkle inliyorlardı. Bu güzel manzarayı izlerken Erdal’ın avuçlarımın arasındaki sanki sikinin daha da büyüdüğünü hissettim.
Metin bir süre bu şekilde siktikten sonra Nevin’i indirip aynaya doğru domalır pozisyona getirdi. Nevin ellerini dayayıp arkasını kocama döndü. Kocam tekrar pompalamaya başladı. Her ileri vurduğunda kasıkları Nevin’in kalçalarına yapışıyor, başı aynaya çarpıyordu. Nevin durmadan inleyip duruyordu.
Sonunda Erdal da dayanamadı, gözlerini karısından ve onu acımasızca siken kocamdan ayırmadan beni soymaya çalıştı. Beceremiyordu gözleri onlardayken… Ben kalkıp üzerimde ne varsa bir çırpıda fora ettim. Çırılçıplak kaldım. Sonra da arkam Erdal’a dönük bir şekilde o güzel, kalın sikinin üstüne yerleştim. Şimdi ikimiz de gözümüzü eşlerimizden ayırmadan sevişebiliyorduk.
Ben Erdal’ın sikinin üstünde hoplayıp dururken o da alttan kalçalarını indirip kaldırıyor, sikini amımın içinde oynatıyordu. Elleri belimde, göğüslerimde dolaşıyor, memelerimi, ulaşabildiği her yerimi okşuyor, sıkıp sıkıp bırakıyordu.
Ayaklarım yere basıyordu ve inip kalkarken bacaklarım, vajinal kaslarım son derece kasıldığından kalın siki amımın içinde adeta eziliyordu. Bu arada kocam da sikini Nevin’in amından çıkarmıştı. Bacaklarından süzülen zevk sularını alıp parmağıyla arka deliğine sürmeye başladı. Nevin’in arka deliği ıslanmış, parlamaya başlamıştı. Metin önce bir parmağını, sonra ikinciyi kayganlaşan arka deliğine soktu. İki parmak da biraz sonra çok rahat hareket etmeye başlamıştı arkasında…
Kocamın amacını hepimiz anlamış bulunuyorduk artık… Nevin’in kocasına el sürdürmediği arka deliğine girecekti. Nevin ağzı zevkten açılmış, heyecanla, ürpererek minik deliğine girecek aleti bekliyordu. Kocam öyle güzel alıştırmıştı ki Nevin’in arkasını… Sikini dayadığında pek fazla ürkmedi Nevin, kaçınmadı.
Kocam sikinin başını hafifçe ve dikkatlice minik deliğe yerleştirdi, hafif hafif bastırarak zorlamaya başladı. İlk hareketi gerçekten özenli ve can yakmamaya çalışır biçimdeydi. O anda zevk almaktan çok, Nevin’in ürkmemesi, canının yanmaması için özen gösteriyordu. Kocamı takdir ettim. Beğeniyle onun arkadaşının karısına ilk anal seksini yaşatmasını izliyordum.
Erdal da benimle beraber… Hareket etmeyi bırakmıştık. Kalın siki sertliğini kaybetmeden içimde duruyordu, tüm dikkatimizi bizimkilere vermiştik. Kocamın siki Nevin’in arkasını zorlamış, başı yavaşça girmişti.
Aynadan Nevin’in kasılan yüzünü de görebiliyordum. Dudaklarını ısırıyordu. Belli ki canı biraz yanıyor ama dayanmaya çalışıyordu. Bir an aynadan göz göze geldik. Ona cesaret vermek için rahat olmasını, her şeyin yolunda olduğunu, bundan sonrasının sorun olmayacağını anlatır bir işaret yaptım.
Kocamın sikinin başı kaybolmuştu gözden… Nevin’in belinden kavrayıp bir hamle daha yaptı, bir kısmı daha girdi. Son hamlede sikinin tamamı Nevin’in götüne gömüldü. Bir inleme kopardı Nevin… Başımı çevirip merakla Erdal’ın yüzüne baktım. Gözü hipnotize edilmiş gibi karısındaydı. Bugüne kadar anal sekse yanaşmayan, belki de her teklif ettiğinde kavga ettikleri biricik karıcığı, şu anda kocam tarafından götünden sikiliyordu. Hem de gözünün önünde, burnunun dibinde…
Onun vücudunun her noktasını, acıyla, zevkle kasılan kaslarını, bacaklarından akan zevk sularını, karısının arka deliğine bütün haşmetiyle giren kocamın sikini… Her ayrıntıyı görebiliyordu.
Kocam biraz bekledikten sonra hareket etmeye, pompalamaya başladı. Nevin biraz daha eğilip poposunu havaya kaldırdı, belini çukurlaştırdı. Şimdi kocamın sikine alışmıştı, daha rahat girip çıkabiliyordu kocam…
Az sonra zevk sesleri yükseldi, yükseldi ve odaya hakim oldu. Kocam sürekli pompalıyor, parmaklarıyla kavradığı belini sıkısıkı tutuyordu. Kocamın da sesi yükselmeye, inlemeye başladı. İlk defa sikilen göt daracık göt deliğinde müthiş bir zevk duyuyor olmalıydı, tahmin edebiliyordum.
Anlaşılan boşalmak üzerelerdi. Kocam arkasında gidip gelirken Nevin’in üstüne kapandı. Elini ön tarafına atıp amcığını avuçladı, arkasında gidip gelirken amını kurcalamaya başladı. Bu hareket Nevin’i iyice delirtti.Nihayet ikisi de çılgınca sesler çıkararak boşaldılar. Onların boşalırken çıkarttıkları tahrik edici sesler bizi de harekete geçirdi.
Erdal beni tutup üstünden kaldırdı, yatağa eşlerimizin yanına götürdü. Belimden tutup başımı yatağa bastırdı. Arkama girdi.
Kalın sikini sokup çıkarırken başım yatağın benden tarafında uzanan kocamın bacaklarına çarpıyordu. Amımda Erdal’ın sikinin verdiği zevkle inleyip dururken gözüme kocamın bacaklarının arasında yarı kalkık duran siki ilişti. Elimi uzatıp tuttum, dudaklarımın arasına aldım.
İşte şimdi olmuştu. Tam da izlediğimiz porno filmlerdeki sahnelerde gibiydik. Arkadaşı arkamdan amıma sokup çıkarırken ben kocamın sikini yalıyordum.
Nevin de kocamın yanında uzanmış, elini amına atmış parmaklarken, bir yandan da gözünü kırpmadan bizi izliyordu. Birden kalktı yerinden, kocamın üstünden aşıp yatağın kenarına, benim yanıma geldi. Sırtüstü yatıp altıma girdi, belimden tutup aşağı çekti biraz, “Biraz alçalsana Gül…” dedi. Ayaklarımı yere basıp kalçalarımı aşağı indirdim. Erdal arkamdan çıkar gibi oldu ama bırakmadı. Şimdi Erdal arkadan amıma girip çıkarken
Nevin de altımda klitorisimi, amımı yalıyordu. İçime girip çıkan kocasının sikini de yaladığına emindim. Bacaklarım zevkten titremeye başlamıştı, inledim, “Ahh… Ne yapıyorsunuz bana karı koca? Delirteceksiniz beni… Ohhhh… Biri sikiyor, biri yalıyor… Ah kocacım… Harika bir şey bu… Dayanamıyorum… Oohhhh….” Bir yandan inliyor, bir yandan kocamın sikini koparırcasına tutmuş, yalıyordum. Kocam da alttan sallanıp duran memelerimi avuçluyordu. Her yerimden, her noktamdan zevk alıyordum.
Dayanılır şey değildi bu… Ve dayanamadım da… Haykıra haykıra boşalmaya başladım. Nevin altımdan zor kaçtı. Ben kendimi yatağa bırakır gibi oldum, Erdal bırakmadı. Belimden sımsıkı tutmuş kendine çekiyor, arkamdan kasılıp duran amıma sokup çıkarmaya devam ediyordu.
Ben boşalırken o da haykırmaya başladı. Sikini köküne kadar amıma gömdü, spermlerini son damlasına kadar amıma fışkırttı… Başım yatakta onun kasılmalarının bitmesini bekledim. Halsiz, harap, yorgun, koca sikine asılmış bir kukla gibiydim.
Boşalması bittiğinde bıraktı beni ancak… Kendimi yatağa, kocamın kollarının arasına yüzükoyun bırakıverdim, yığılıp kaldım daha doğrusu… Kocam saçlarımı okşayıp sakinleştirmeye çalışırken hala zevk kasılmaları devam ediyordu. Bilinçsizce bacaklarımı kasıp o zevkin devamını sağladım.
Nevin yatağın ayak ucunda yatan kocasının amımdan çıkardığı dölle kaplı sikini yalayıp döllerinin tadına bakarken başını kaldırıp bize baktı, “Bak işte… Yine kendimizi kaybettik Metin, yine unuttuk. İçime boşaldın korunmadan…” Yorgun argın güldüm halsizce,
“İçine boşalmadı kızım… Arkana boşaldı kocam…” dedim.
Tatil bitene kadar hep böyle seviştik. Defalarca… Eşlerimizi değişe değişe… Bazen yalnız… Genelde hep birlikte… Aklımıza geldiği gibi, her pozisyonda, her kompozisyonda… İkili… Üçlü… Dörtlü… Otel odasından bıktığımızda grup olayımızın başladığı o güzel koya gittik bir defasında… Tekrar doğanın koynunda hep birlikte seviştik.
Tatilde başlayan bu güzel ve seks dolu birliktelik, eve dönünce de devam etti. Ama sadece dördümüz olduk. Başkalarını karıştırmadık aramıza… Bir nevi karı koca sadakati gibi birbirimize bağlı kaldık. Çünkü birbirimize yetiyoruz. Kocalarımızdan biri iş için falan şehir dışına çıktığında biz kadınlar asla yalnız ve erkeksiz kalmıyoruz artık… Geride kalan erkek ikimizi de yalnız bırakmıyor, mutlu ediyor, giden kocayı aratmıyor… Biz kızlardan birimizin regl olduğu, kocasıyla sevişemediği günlerde kocası seksten mahrum kalmıyor.
Diğer kadın iki erkeği de cinsel yönden aç bırakmıyor, sonuna kadar doyuruyor. Öyle mutluyuz ki…
Yarrağı Görünce Evli Olduğumu Unuttum
Merhaba ben Serpil. 46 yaşında emekli öğretmenim. Kocamda benim gibi emekli öğretmen ama benim gibi olmayan bir yanı var ki bundan 3 yıl kadar önce artık yatakta beni tatmin etmeyi bıraktı. İlk başlarda sertleşme sorunu çekiyordu, ilişkilerimiz 1 saatten uzun sürüyordu bu yüzden ama kısa sürede artık bir daha işlev göremez hale geldi.
Aslına bakarsanız olayın kötü olan tarafı bu değil, kötü olan şey benim hala cinsel arzularımın diri durması ve bu yüzdende kocamı aldatmak istemediğim için sık sık sex videosu izleyerek kendimi parmaklıyor ve orgazm oluyorum.
Geçen aya kadar bu böyleydi, hemen hemen her akşam porno videosu izleyerek kendimden geçiyordum ve yalan yok sex videosu izlerken gördüğüm o kocaman devasa yarraklara bakıp iç geçiriyordum. Ulaşılabilir olmadıkları için sadece arzu edip mastürbasyon yapıyordum ama işte geçen ay girdiğim bir porno sitesinde benim gibi üye olan birinden mesaj aldım.
Mesajda erotik sohbet için partner aradığını söylüyordu, o ana kadar internet üzerinden erotik sohbetler nasıl yapılır hiç bilmezdim ama o mesajdan sonra bir kaç sohbet sitesine girerek yaşamaya karar verdim. Girdiğim bir sitede profilimi oluşturduktan sonra beklemeye başladım. Gerçi pekte uzun süre beklemedim,
bir dakika bile geçmeden bir kaç kişiden mesaj aldım ve hemen yazışmaya başladım. Amacım tabiki onlarla sex yapmak değildi, amacım sadece belki internet üzerinden canlı canlı bir yarrak görüp onu izleyerek mastürbasyon yaparım diye düşünüyor, bunun yanında da biraz terbiyesiz konuşurum diyordum.
Önce bir kaç kişiyle o sohbet üzerinden sohbet ettim, ardından biri çok samimi geldi ve oldukça da yakışıklıydı, o yüzden ona facebook profilimin adresini verdim.
O gece ve ertesi gece pek fazla erotik konu konuşmadık ama tanıştıktan 3 gün sonra, akşam üzeri tekrar sohbet etmek üzere bilgisayar başına geçtiğimde o gecenin diğer gecelerden farklı olacağı daha başından belliydi. Sözünü ettiğim kişinin ismi Kemal, 38 yaşında, evli ve kendi işinde çalışan biri.
Ben Kiliste oturuyorum, o iste İstanbul’da oturuyormuş. Şahsen benim amacım sadece internet üzerinden yaramazlık yapmaktı ve dedimya kocamı aldatmayı da hiç düşüyordum ama o gece bana bir anda yaptığı iltifatlar ve bir anda erotik konulardan konuşmaya başlaması başımı döndürmüş, tahrik olmama neden olmuştu.
Bir kaç dakika sohbet ettikten sonra kameraları açmaya karar verdik. Önce o açacaktı kamerayı, eğer resimlerde ki kişiyse bende açacaktım, öyle anlaşmıştık.
Kamerasını açtığında gerçekten resimlerde ki kişi olduğunu anladığım anda bende kameramı açtım ve karşılıklı kameralarla edepsiz sohbetimize devam ettik. Bir saat kadar gayet cinsel konular konuştuk, kocamla yaşadığım ilişkiler ile ilgili sorular sordu, anal sex yapıp yapmadığımı, kocamı aldatıp aldatmadığımı sordu.
Bende aynı şekilde aklıma gelen soruları ona sordum. Sohbet ilerledikçe dahada edepsiz bir hal aldığımız an artık Kemal’in kamerasıda yavaş yavaş aşağı doğru kayıyordu. Yarrağını görmek için can atıyordum ama görstermesi için ilk hamleyi ben yapamazdım.
Eğer ben göster demiş olsam gösterdikten sonra oda benden aynı şeyi isteyebilir ve amımı görmeyi ısrar edebilirdi. Bu yüzden ben birşey istemedim ama Kemal çok geçmeden kamerayı yarrağına doğru indirerek yarrağını sergilemeye, okşamaya ve kameraya karşı 31 çekmeye başladı. O kadar güzel, kalın ve uzun bir yarrağı vardı ki görür görmez canım çekmişti.
O istemeden bende hemen kamerayı aşağı indirdim ve amımı göstermeye, amımı parmaklamaya ve okşamaya başladım. Artık karşılıklı olarak birbirimize cinsel organlarımızı gösteriyor, sohbetimize o şekilde devam ediyorduk.
İnanması güç olabilir ama Kemal’in yarrağını gördüğüm an evli olduğumu unuttum, kocamı aldatmak istemiyorum falan demiştim ya, hiç onlar aklıma bile gelmedi. Aklıma gelen tek şey biran evvel Kemal’in o kocaman yarrağını içime almak için ne yapabileceğimi ile ilgiliydi.
Bir kaç dakika Kemal’in kocaman yarrağını izleyerek amımı parmakladım, ardından daha fazla dayanamadım ve Kemal’e Kilis’e gelip beni sikmesi için yalvarmaya başladım. Teklifi yapar yapmaz yol parasını, kalacak yeri falan ben karşılayacağımı söyledim.
Başta teklifimi kabul etmedi, yani geleceğini söyledi ama tek kuruş para almam dedi fakat ben yinede Kilis’e gelip beni sikmesi için hesabına 1000 lira gönderdim.
Hemen hafta sonu acilen gelmesini söyledim. Hafta sonuna kadar kocama bir bahane bulup evden çıkmam ve gün boyu eve gelmemem gerekiyordu. Bu nedenle eski meslektaşlarımdan biriyle görüşeceğimi ve ona kiralık ev bakacağımızı söyledim.
Kocam başta bizimle beraber gelmek istedi ama kadın kadına gezeceğimizi söyleyerek gelmemesini söyledim. Hafta sonu olduğunda doğru Kemal’i havalimanından almak üzere arabaya atlayıp yola koyuldum. 15 dakika kadar sonra havalimanında idim ve ben vardığımda Kemal henüz inmemişti.
Hemen hemen yarım saat kadar daha bekledikten sonra Kemal’in geldiği uçak piste inince anons geçildi. O anonsla beraber öyle heyecanlandım ki kalbim duracak gibiydi. Bir kaç dakika sonra da çıkış kapısında belirdi. Ben uzun uzun bakmama rağmen onu göremedim ama o beni görüp yanıma geldi.
Gelir gelmez internette ki erotik sohbetlerimizden dolayı yeterince sammi olduğumuzdan dolayı sıkıca sarılarak kulağıma “yolculuk boyunca dimdiktim” diye fısıldadı. Zaten son derece azgın bir haldeydim, Kemal öyle deyince hemen arabaya atladığımız gibi en yakın otele gittim.
Zaman zaman aklıma kocam geliyordu, gelmiyor değil ama aklıma o gece kamerada gördüğüm yarrak gelince tekrar evli olduğumu unutuyor, hatta dünya ile ilişiğim kesiliyordu adeta.
Otelden içeri girdiğimiz an hemen bir kaç saatliğine bir oda kirladık. Asansöre biner binmez kendime hakim olamadım ve asansörde Kemal ve benim dışımda kimse olmadığı için elimi aletine atarak dudaklarına yapıştım. Aynı şekilde o da çok azgındı, ben o devasa yarrağını asansörde sıkıca tutup okşarken oda kot pantolonumun üzerinden kalçalarımı okşamaya başladı.
Hem o hemde ben son derece sabırsızlanıyorduk. Biran evvel uzun zamandır atamadığım bu yarrak özlemime bir son vermek istiyordum. Asansörden çıkıp odamıza girdiğimiz an hemen üzerimde ne var ne yoksa hepsini çıkarttım ve ayı şekilde Kemal’e de soyunmsını söyledim. Saniyeler içerisinde ikimizde çırılçıplak kalakalmış, birbirimizi izliyorduk.
Kemal’in önünden sallanan o kocaman yarrak sanki dile gelmiş, onu yalamamı emrediyordu. Dizlerimin üzerine çöktüğüm gibi odanın ortasında yarrağın büyüklüğüne bakmadan ağzımın içine sokuşturmaya başladım.
Çok zor giriyordu ağzıma, hatta başından biraz daha fazlasını ancak alabiliyordum ama yinede boğazıma kadar sokup yutkunarak o kocaman yarrağın hak ettiği hazzı vermeye çalışıyordum. Kemal bu denli azgın olmamdan öyle memnun olmuştu ki bir kaç dakika sonra beni yerden kaldırarak kendi diz çöktü ve amımın dudaklarını ağzına alarak emmeye başladı.
Tarif dahi edemeyeceğim şekilde, aşırı bir biçimde ıslanmıştım. Daha önce zevk sularımın amımından aşağı, bacaklarıma doğru aktığını hiç hatırlamıyorum ama o gün Kemal amımı yalarken inanın bacaklarıma kadar ıslandığımı hissettim. Kemal bir süre amımı yalayıp oral sex ile beni deliye çevirdikten sonra kucağına aldığı gibi yatağa yatırdı ve hemen üzerime çıkıp devasa yarrağını amımın deliğine dayadı.
Sohbetlerimizden dolayı uzun zamandır yarrak yemediğimi biliyordu o yüzden elinden geldiği kadar dikkatli giriyordu içime. Bense biran önce hepsini sokması için fısıltılar şeklinde Kemal’e yalvarıyordum.
Yinede beni dinlemedi ve yavaş yavaş aletinin hepsini amıma yerleştirdi. Neyseki gerçekten yavaş yavaş girmişti çünkü yavaş girerken bile ara ara acıdan parmağımı ısırıyor, bağırmamak için elimi ağzıma kapatıyordum.
İçime girip amımı alıştırması 1-2 dakika sürdü. Sonunda amım Kemal’in kocaman yarrağına alıştığında kendimi tamamiyle ona ve o devasa yarrağa teslim ettim.
Altında inleye inleye sikilmeye başladığımda Kemal’de inleye inleye yarrağını içime sokup çıkartıyordu. İnanın bana içime tamamen giripte rahat rahat sikmeye başladıktan belki 2 veya en fazla 3 dakika sonra ilk orgazmımı yaşadım.
Gözümden yaşlar gelerek boşalıyordum ve sıkı sıkı Kemal’e sarılarak uzaklaşmamasını söylüyordum.
Kemal’de dediğimi yapıyor, sıkı sıkı bana sarılıp yarrağını dibine kadar içime geçirerek yavaş yavaş ileri girip geri çıkıyordu. Abarttığımı düşünebilirsiniz ama zevkten ağlayarak ilk orgazmımı olduğumda henüz orgazm olmam bitmeden sanki Kemal’in yarrağını yememişcesine tekrar azdım ve hiç durmadan sikmeye devam etmesini söyledim.
Kemal neyseki erken boşalan biri değil, beni orgazm ettikten hemen sonra, daha içimden çıkmadan tekrar hızla içime girip çıkmaya devam etti. Yani gerçekten Kemal’in yarrağı insana evli olduğunu unuttuacak cinsttendi abartmıyorum.
O gün hayatımda ilk defa bir gün içerisinde 6 kez orgazm oldum. Tabi bu 4 saat içerisinde oldu ve 6’ıncı orgazmımı yaşarken artık son demlerine doğru kendimden geçiyor, baygınlık geçiriyordum ama tüm bunlara rağmen hala sikilme arzusu ile doluydum ve Kemal’de biraz yorulmuş olmasına rağmen ben dur diyene kadar amımı o kocaman yarrağıyla dövmeye devam etti.
Dinlene dinlene sikişmekten, ara ara dışarı çıkıp yemek falan yemekten dolayı o gün, gün boyu eve gitmedim ve Kemal ile doyasıyla bir sex yaşadım.
Aradan bir ay geçti, bir aydır sadece internette konuşuyoruz ve karşılıklı olarak yaşadıklarımızı düşünerek kameranın önünde orgazm oluyoruz. O kadar mutluyum ki böyle büyük bir yarrağa sahip olan erkek bulduğum için.
Büyük olasılıkla bu hafta sonu tekrar buluşacağız. Kemal bu defa anal sexte istediğini söyledi ama o kadar büyük bir yarrağı götüme alabileceğimi zannetmiyorum....
Küçük Kardeşim Arda
Küçük Kardeşim Arda Artık Çocuk Değildi. Merhaba adım Merve. Bursalıyım, 18 yaşındayım bu sene üniversiteyi kazandım ve artık ailemden uzakta, başka bir şehirde yaşayacağım. Ancak anlatacağım olaylar bundan iki sene önce gerçekleşti.
16 yaşındaydım ve lise 2’ye gidiyordum. Benden 2.5 yaş küçük olan kardeşim Arda da bizim okuldaydı. Kardeşim ve ben çok yakın büyümüştük. Benden küçük olmasına rağmen çocukken mahallede hep beni korurdu.
Daha doğrusu korumaya çalışırdı. Benim yüzümden dayak yemişliği bile vardır.
Ne zaman babam kardeşimi bir yere yollasa “ablam gelmezse gitmem” derdi. Gece korktuğu zamanlar yanıma gelir, anca yanımda yatınca uyurdu. Uzun lafın kısası bana çok düşkündü. Kardeşimde bir şeylerin değişmeye başladığını, okullar açılmadan önceki yaz hissetmeye başlamıştım ama tam da konduramıyordum.
Çünkü benim gözümde hala çocuktu. Bursa’nın yazlık bir beldesi olan Güzelyalı’da yazlığımız var. Yazın okullar kapanır kapanmaz annem, ben ve kardeşim oraya gideriz. Babam ise çalıştığı için hafta sonları gelir. Bizim yazlığın bulunduğu site ayıptır söylemesi havuzlu. siteden kızlarla havuz başına inecektik.
Arda’ya “sen de gelecek misin?” diye sordum.
“Yok abla daha çok beyazım, yanmıyım hemen, akşamüstü girecem ben” dedi.
Arda biraz tombul, gözlüklü, bütün gün bilgisayar başında takılan, biraz asosyal bir çocuktur. O yüzden bir yere gittiğim zamanlar, insan içine karışsın diye genelde onu da çağırırım.
Selin ve Burcu’yla havuz başında buluştuk.
Burcu ile zaten sınıf arkadaşıyız. Selin ise Burcu’nun kuzeni. Burcu’nun göğüsleri çok büyüktür. Okulda da aramızda çok dalga geçeriz. Hatta okulun voleybol takımından bile, göğüslerinin büyüklüğünün verdiği rahatsızlıktan dolayı ayrıldı.
Benimkiler Allahtan normal. Hala voleybol takımındayım.
Zaten benim gibi uzun boylu kızların yeterince problemi oluyor, bir de böyle bir derdim olmadığı için şanslıyım. Burcu yine göğüslerinin kocaman olduğunu unutup, küçücük bir bikini giyip havuza gelmişti. Memelerinin yarısı neredeyse dışarıdaydı.
“Kız bu ne böyle, düzgün bir şey giysene” dedim.
“Aman salla ya” deyip geçiştirdi.
Neyse yağlanıp güneşlenmeye başladık ki birden gözüm bizim bloğa takıldı. Arda’nın odası havuzu görüyordu.
Arda odasından bizi izliyordu. Ama nasıl desem, suratı bir garipti. Benim onu gördüğümü anlayınca, aniden sanki bir kabahat işlemiş gibi içeri doğru kaçtı.
Saat 12’ye kadar havuzda takıldık. Karnım acıkınca, kızlarla yeniden buluşmak üzere anlaştık ve eve gittim.
Anneme “Arda nerde” diye sordum. “Odasında bilgisayar oynuyor” dedi.
Odasına gittim ki, ne göreyim.
Kapıyı aniden açınca, bu birden toparlandı. 31 çekiyordu.
Birden şok oldum. Ne diyeceğimi de bilemedim. Hiçbir şey söylemeden gerisin geriye döndüm.
Çok salak bir durum olmuştu. Neyse, balkona çıktım. Annemin hazırladığı yemeye başladım.
Annem Arda’ya seslenip “öğle yemeğine gel, hadi hazır” diye çağırdı. Arda da balkona geldi. Yüzüme bakamıyordu.
“Ellerini yıkadın mı bakayım” dedim.
“Niye nooldu ki” diye sordu. “Sen bilirsin ne olduğunu” dedim.
Utançtan tek kelime etmiyordu, sadece yemek yiyordu. Halbuki yanımda oldukça rahattır. Bütün gün kıkır kıkır gülüşürüz. Biraz ağzını aramak için “Burcu’nun bikiniyi gördün mü” diye sordum.
“Yoo ne oldu ki” dedi.
“Ayol ne olacağı var mı, kafam kadar memeleri var, insan mayo giyer.
Ben onun gibi olsam hayatta bikini falan giymezdim” dedim.
Güldü. Kaçamak cevaplar vermesin diye biraz daha sıkıştırmaya başladım.
“Nasıl görmezsin ya hayret, kız sırf meme.
Bütün havuz yan yan ona bakıyor zaten” dedim.
“Dikkat etmedim valla” dedi.
“Sen odadan bize bakmıyor muydun, yalancı” diye üstüne gideyim dedim ki,
ne desin. “Size bakıyordum ama Burcu’ya odaklandığımı nerden çıkardın” dedi.
Resmen oha olmuştum.
Selin’e zaten bakmazdı. İyi insandır ama tahta gibi çiroz kızdır. Oradaki diğer kız da bendim.
Kafam karışmıştı. “Tövbe tövbe” diyebildim sadece.
“Sen de gelecek misin havuza” dedim.
“Tamam geleyim” dedi.
Havuza indik. Havlularımızı Burcu’nun yanına serip yayıldık. Selin havuzdaydı. Burcu “ben havuza giriyorum” dedi ve Selin’in yanına gitti.
Arda “abla bahsettiğin memeler bunlar mı, harbi büyükmüş” dedi.
“Sus len ayıp duyacak” dedim.
Güldü. “Hadi biz de havuza girelim” dedim.
“Tamam” dedi. Havuza girdik. Ben aslında yüzmeyi fazla sevmem ama su içinde çoluk çocuk oyunları oynamaya bayılırım.
“Hadi deve güreşi yapalım” dedim. Burcu Selin’i omzuna aldı. Arda beni. Başladık boğuşmaya.
Normalde dizlerime yakın bir yerlerden tutması gerekirken, Arda’nın omuzlarındayken, Arda ellerini neredeyse kasıklarıma koymuştu. Bir iki kere Burcu ve Selin’i düşürdük. En sonuncuda olan oldu.
Burcu’nun koca memesi bikinisinden dışarı fırladı. Arda ve ben kahkaha atarken, biz de düştük.
Başının üzerinden suya doğru beni attı. Ama birden belimden kavradı.
Aslında tam belimden de değil, göğsüme yakın daha üstten bir yerden. Ben voleybolcu olduğum için epey uzun boyluyum. Arda’nın boyu ancak o kadarına yetiyordu sanırım.
Sarıldı ve beni kendine doğru çekti. Sanırım penisiydi. Sert bir şey sırtıma değip duruyordu.
Bir de “abla dur nolur boğulcam” ayakları yapmaz mı.
Çok sinirlenmiştim. “Lan ne boğulması, zaten boyu geçmeyen yerdeyiz” dedim.
Hiç umursamadı bile. Beni iyice kendine doğru çekti ve değdirmeye başladı.
Ara ara göğüslerimi de elleyip, ellerini çekiyordu.
Allah’tan Selin’le Burcu duruma uyanmamıştı. Arda’dan kurtulmak umuduyla, “bak Burcu ablan sana yüzmeyi öğretsin” dedim
ve yanımdan çevirip Arda’yı Burcu’ya doğru ittim.
Burcu “sarıl omzuma” dedi.
Arda’yı omzuna sarılmış şekilde bir iki kulaç yüzdüler ki., Arda bozuk atıp “ben çıkıyorum” dedi ve hızla sudan çıktı.
Sinirli sinirli pılısını pırtısını topladı ve eve gitti.
Ogün öyle geçti gitti.
Sinirlenmeme rağmen, ergenliğe girdi ve kafası karışık herhalde diye düşünüp konuyu ben de fazla uzatmadan kapadım. Rutin hayatımıza dönmüştük. Gündüzleri havuzda takılıyorduk, geceleri ise arkadaşlarla ya sitenin çardağında okey oynuyorduk ya da en fazla hafta sonları Burgaz’da küçük bir discoya gidiyorduk.
Bu arada Arda’nın yan gözlerle beni röntgenlediğine ve beni düşünüp 31 çektiğine artık neredeyse emin olmuştum.
Korktuğu için kapısı ardına kadar açık uyuyan çocuk, ne olduysa sık sık kapısını kitler olmuştu. Hatta bir gün banyonun deliğinden beni izlemeye çalışırken bile yakaladım.
Ama hiçbir şey söylemiyordum. Yazın sonuna doğru yaklaşıyorduk. Günlerden cumartesiydi.
Annem “ben babanın yanına Bursa’ya gidiyorum kardeşine göz kulak olur musun” diye sordu.
İçimden bir ohh çektim. Çünkü annemler yokken 11’de eve dönmek zorunda değildim ve daha geç saatlere kadar takılabilirdim.
“Tabii ki” dedim. “Sen hiç merak etme”
Annem saat 8’e doğru toparlanıp yola çıktı.
Arda “abla gece diskoya gidecek misin” dedi.
“Evet” dedim.
“Beni de götür çok merak ediyorum” dedi.
Peşime takmak istemediğimden “olmaz” dedim.
“Gece geç geleceksin di mi, annemlere söylerim ben de” dedi.
“Tehdit mi ediyorsun beni” diye bağırdım.
“Nasıl alırsan al” dedi.
Resmen rest çekmişti velet, çaresiz kabul etmek zorunda kaldım. Gece için hazırlanmaya başladım.
Kolsuz oldukça kısa mini bir elbisem vardı onu. Onu giydim. Boyum uzun olmasına rağmen annemin topuklu ayakkabılarını da giydim. 1.75 boyum 180’den fazla olmuştu. Makyajımı yaptım. Tam Arda’ya “hadi sen de hazırlan artık” diye bağıracak oldum ki, arkamda zaten hazırlanmış olduğunu gördüm.
Arda “Oha abla sen bu halinle değil 16 yaşında, 20’den fazla gösteriyorsun ama eteğin biraz fazla kısa değil mi sanki” dedi.
“Sen karışma ulen” dedim güldüm.
Burcu ve Selin’le buluştuk. Burcu da gece bizde kalmak için annesinden izin almıştı, o yüzden rahattık. Burcu yine koca memelerinin yarısını dışarıda bırakan dekolte bir bluz giymişti.
“ya bu çocuğu niye taktın peşimize” dedi.
Başka çarem yoktu, hem iyi çocuktur. Sessiz sessiz oturur, bize zararı olmaz” dedim.
Saat 9.30 gibiydi. Discoya girişte Arda’nın yaşı yüzünden biraz problem çıkarmalarına rağmen girdik. Piste yakın bir yere oturup vişne votka söyledik.
Arda “abla ben de içki içmek istiyorum” diyince “olmaz” dedim.
“Amaaaa annemleri unutma” dedi.
“Tamam ulen tamam” dedim, “ona da tamam.” İçkilerimizi içtik,
Burcu “hadi dans edelim” dedi.
Üç kız piste çıktık. Alkol de kanımıza karışmaya başlamıştı sanırım, deli gibi dans ediyorduk.
Piste yakın bir yerde oturan 3 çocuk bizi kesiyordu.
Çocuklardan uzun saçlı olan baya yakışıklıydı. Öyle tozuttuk ki, pistte şu twerk dedikleri şeyi bile yaptık. Çok eğleniyorduk. Bizi kesen çocuklar da dansa kalktılar. Yanımıza yanaştılar ama fazla dedi olduğumuzu görünce yerlerine oturmak zorunda kaldılar.
Saat gece bire geliyordu. Ara sıra yerimize oturup içkileri tazeleyip, yeniden piste kalkıyor ve kan ter içinde dans ediyorduk. Arda’a bakıyordum.
Kös kös oturuyordu hatta bir ara uyuklamıştı bile.
Gece 1’den sonra slow müzik çalmaya başlayınca, “offf” deyip yerimize oturduk.
Kesiştiğimiz çocuklardan uzun saçlı olan Burcu’yu dansa kaldırdı. Kıskandım ama çaktırmadım. Baya yakın dans ediyorlardı. Burcu’nun koca memeleri çocuğun göğsünde yastık olmuştu resmen.
“Dansa kaldıran ilk herifle dans edicem ulen” diye içimden geçiriyordum ama nedense kimse sanki söz birliği etmiş gibi inatla dansa kaldırmıyordu.
Son çare Arda’ya “kalk hadi dans edelim” dedim.
Arda’nın arayıp da bulamadığı fırsattı zaten hemen zıpladı.
Pist tıka basa doluydu. Belime sıkı sıkı sarıldı. Boyu benden kısa olduğu için göğüslerim neredeyse suratına denk geliyordu.
Dans hareketleri yaptıkça sürtünmeden penisinin sertleşmeye başladığını hissedince kendimi geri çekmeye çalıştım ama belimi çok sıkı kavradığından pek de geri gidemedim.
Kazık gibi penisini bacaklarımda artık iyiden iyiye hissediyordum. Ara sıra da yüzünü kaçamak kaçamak göğüslerime sürtüyordu. Yaklaşık 10 dakika dans ettik.
Burcu ile uzun saçlı çocuk öpüşmeye başlamışlardı.
Sinir oldum. Arda’ya “hadi oturalım artık” dedim.
“Olmaz” dedi.
“İçki içtiğini annemlere söylerim” Arda’yı dansa kaldırmakla çok büyük bir hata yapmıştım.
Resmen üzerimde, dans ayağına mastürbasyon yapıyordu. Ellerini kalçama doğru indirince, elini tutup yukarı çektim. Sürekli sürtünüyordu.
Artık boku çıkmıştı 13.5 yaşındaki çocuk ayak üstü götürecekti beni nerdeyse.
Hem de öz kardeşim! 25 dakika kadar penisini bacaklarıma sürttü. Neyse ki slow müzik bitti ve yerimize oturduk.
Saat 2.30 oluyordu. Epey sarhoştuk.
Burcu “ya çocuklar dışarıda içmeye devam edeceklermiş bizi de davet ettiler, gidelim mi” dedi.
Yakışıklı çocuğu Burcu kaptığı için, “yok ya geç oldu eve dönelim evde kız kıza içeriz” dedim.
Burcu “nolur molur” diyince. “İyi hadi tamam” dedim. Çocukların arabası vardı. “Nerde içelim” diye sordular.
Mezarlığın orda sote bir yer vardı. Orayı tarif ettim. Votkalı biraları alıp bizim eve çok yakın olan koruluğa gittik.
Burcu ve uzun saçlı çocuk bir köşe çekilip yiyişmeye başladılar.
Ben, Selin, Arda ve iki çocuk içmeye başladık. Bu arada Arda da votkalı bira içiyordu. Hatta sarhoş olmuştu, konuşması epey kaymıştı. Çocuklardan bir tanesi bana yürümeye başladı.
Pek beğenmemiştim işin doğrusu. Arada şakalar gülüşmeler falan oldukça elini bacağıma atıp geri çekiyordu.
En son elini bacağımın içine koydu ve çekmedi, ileri doğru ilerlemeye başladı. Arda birden çocuğun elini gördü.
“Hop ulan” diyip çocuğu sert bir şekilde itti.
Çocuk baya sinirlendi. “Siktir git lan bebe” diyip Arda’ya esaslı bir tokat attı.
Arda yere düştü. Hepimiz neye uğradığımızı şaşırdık.
Kalktım, hemen Arda’yı toparlayıp “hadi kızlar eve gidiyoruz” diye bağırdım.
Arda’nın burnu kanıyordu. Kızlar da peşimden toparlanıp geldiler. Çocuklar “özür dileriz” falan dediler ama bizi durduramadılar.
Zaten koruluk eve çok yakındı. Sinirli sinirli eve gittik.
Eve gittiğimizde ben hala olayın şokundaydım, Burcu ise yiyişmesi yarım kalmasının derdindeydi.
“Ne var ya bu kadar büyütecek” diyip duruyordu.
Arda ise için için ağlıyordu.
Ev resmen tımarhaneye dönmüştü. Sinirimiz biraz daha geçtikten sonra yarım kaldığımız için içecek bir şeyler aramaya başladık. Buzdolabında babamın vermutunu buldum.
Açtık ve içmeye başladık. Hatta gevşesin diye Arda’ya bile bir bardak koydum. Bir saat kadar içtikten sonra biraz daha rahatlamıştık.
Hepimiz sarhoştuk.
Arda, Burcu’ya “sen o uzun saçlı çocukla napıyodun” dedi.
Arda’ya kızdım “sana ne” dedim.
Burcu’nu zilliliği üzerindeydi. “Yok beh çocuk merak etmiş anlatayım” dedi. Arda’ya “senin hiç kız arkadaşın oldu” mu diye sordu.
Arda “hayır, kızlar beni beğenmiyor ki” diyince içim acıdı.
Sonra, “sen hiç kadın memesi gördün mü” dedi.
Burcu’ya “fazla oluyorsun amaaaaa” diyecek oldum ki,
Arda “evet filmlerde gördüm” diyince hepimiz koptuk.
Kahkahalarla gülüyorduk. Arda bozulmuştu. Daha sonra Burcu “dur kız çocuğa bir kıyak yapayım” dedi.
Arda’nın elini tutup göğsünün üstüne koydu ve “yumuşak yumuşak sık” dedi.
Arda gözlerimin önünde Burcu’nun koca memelerini avuçluyordu. “Görmek ister misin” diye Arda’ya sordu.
Arda utangaç utangaç “hı hı” dedi.
Bluzunu indirip sol göğsünü açtı. Arda’nın kafasından tutup göğsüne doğru götürdü ve “ucunu em” dedi.
Arda emmeye başladı. Aralarına girip ayırdım. “Yeter artık” dedim.
Bu arada Selin de eteğini sıvazlamış, kendi bacaklarını okşuyordu.
Ev, ev değil sanki porno setiydi. “Yeter yatalım artık, yoksa iyice sapıtıcaz” dedim.
Biraz mırın kırın ettiler ama kalan vermutu alıp Burcu ve Selin annemlerin odasına yatmaya gittiler.
Arda’ya “hadi sen de yat” dedim. “Tamam abla” dedi. Saat zaten nerdeyse 5 oluyordu.
Makyajımı bile temizlemeden üzerimdekileri çıkartıp geceliğimi giydim ve yattım. Sarhoşluğun da verdiği etkiyle yatar yatmaz uyudum.
Yarım saat kadar sonra yatakta birinin olduğunu hissedip uyandım.
Arda yanıma gelmişti. “Napıyosun burada” dedim.
“Abla uyuyamıyorum moralim çok kötü” diyince, hem sarhoşluğun tesiriyle, hem Arda’nın yediği tokadı düşünüp, hem de gücüm olmadığından sadece “tamam” diyebildim.
Sırtım Arda’ya dönüktü. Yavaş yavaş bana yaklaştığını hissedebiliyordum. Elini bacağıma koydu ve okşamaya başladı. Yüz göz olmak istemediğim için hiçbir şey demedim.
Eli geceliğin altından küloduma doğru gelmişti. Külodumun üstünden vajinama dokunmaya başladı.
İşin kötü yanı Arda’nın azması değil. Ben de ıslanmıştım. Daha sonra elini yukarılara doğru çıkardı. Sütyensiz uyuduğum için göğüslerim çıplak olarak avuçlarındaydı.
Yavaş yavaş sıkıyordu. Ve uçlarıyla oynuyordu.
İşin aslı, daha benim tek cinsel deneyimim, daha önce bir erkekle öpüşmekti. Göğüslerimi daha önce gören hatta elbisenin üzerinden bile elleyen olmamıştı.
Ama şimdi mıcık mıcık ediliyordu. Hem de 13.5 yaşındaki kardeşim tarafından. Uyuyor gibi yapmaya devam ettim. Geceliğimi yukarı kaldırdı. Sanırım kalçama bakıyordu.
Elini külodumun üzerinden kalçama koydu ve okşamaya başladı. Külodumu aşağı doğru indirdi. Bu işin sonu nereye varacak diye merak ediyordum. Yine hiçbir şey söylemedim.
Uyur gibi yapıp durmasını bekliyordum. Kalçamı yanaklarından tutup ayırmaya başladı. Ve ara sıra kalçamı bırakıp, penisiyle oynuyordu. Penisini dışarı çıkarttığını fark etmiştim. Parmağını tükürükleyip arka deliğimle oynamaya başladı.
Sonra birden penisini kalçama dayadı. Girmesi mümkün değildi ama yine de gidip geliyordu.
Bir elini de göğsüme atmıştı.
Ara sıra penisini geri çekip, tükürüklediği parmağını arkama sokup, yeniden girmek için zorluyordu. Sırıl sıklam ıslanmıştım. Çıplak kalçamın arasında girme işi olmadan sürekli gidip geliyordu.
Biraz daha sürtündükten sonra kalçamın arasına bir şey fışkırdı. Bu benim ıslaklığım olamazdı. Arda boşalmıştı.
Daha sonra külodumu çekti geceliğimi düzeltti ve odadan gitti. Çok yorgundum ve kendimi çok garip hissediyordum. Yanlış olduğunu biliyordum ama hoşuma gitmişti.
Uyudum. Sabah uyandık, annemler gelip bizi alıp Bursa’ya dönecektik. Evi topladık. İçki içildiğine dair her türlü izi temizledik.
Arda annemleri beklerken bana “abla dün güzel uyudun mu” diye sordu.
“Evet nooldu ki” dedim
“Peki güzel rüya gördüm mü bari” dedi.
Hiçbir şey diyemedim. İkimizin de bilmezlikten geldiği sır gibi bir şey olmuştu dün gece olanlar. Annemler geldi bizi aldılar ve pazartesi okullar açılacağı için ailecek Bursa’ya döndük.
Tatil bittiği için üzgün okuldaki arkadaşlarla buluşacağım için mutluydum. Arda ile aramızda geçenleri hiç düşünmemeye çalışıyordum.
Pazartesi sabahı Arda ile beraber servisle okula gittik.
Okul arkadaşlarımızla sohbet hoş beş derken öğle tatiline gelmiştik. Bizim okulun kantininde öğle arası çok kalabalık olur. Uzun boylu olduğum için Allahtan bana fordlamaya cesaret edemiyorlar ama kızlar pek kantindeki sıraya girmeyi sevmez çünkü arkadan erkekler sürekli dayamaya çalışır.
Kantin sırası yine çok kalabalıktı. Burcu’yla bekliyorduk. Arda’yı gördüm.
Biraz daha önlerdeydi. “Abla gelin” diye bizi çağırdı. Gittik. Arda basamakta olduğu için aynı boyda gibi duruyorduk. Burcu ile bir yandan sohbet edip bir yandan sıramızı bekliyorduk.
Ve tabii ki Arda bu fırsatı da kaçırmadı. Penisini kalçama dayadı. Tıklım tıkışıktı.
Penisinin tüm sertliğini kalçamın iki yanağının arasında hissediyordum. Ara ara gidip geliyordu. 10 dakika kadar kalçama sürtündü. Sonra birden belimden tutup beni kendine doğru çekti ve titredi.
Ne olduğunu anlamak için zar zor Arda’ya doğru baktım ve Arda’nın önünün ıslandığını gördüm.
Boşalmıştı. Hiçbir şey söylemeden sıramız gelince ıvır zıvırlarımızı aldık ve Burcu ile bir köşede muhabbete koyulduk.
Burcu bana “sırada beklerken çocuğun biri bana fordladı” diyince, ne diyeceğimi bilemedim.
Anlamamıştım. Zaten o da benim öz kardeşim tarafından fordlandığımı anlamıştı.
Okuldan dönüş vakti gelince müdür sınıflara geldi ve “bugün servislerimizde ilk gün olduğu için sorun çıktı. Diğer arkadaşlarınızı da alacaklar haberiniz olsun” diye bizi bilgilendirdi.
Servise bindik Arda kalabalığı kaçırır mı, tabii ki hemen arkama geçti. Artık kızmıştım. “Arda yeter artık” dedim.
“Ne yeter” dedi.
Ama korkudan da bu sefer bana dayayamadı. Sinirlendiğimi anlamıştı. Hoş ara sıra yine penisini vücuduma değdirip kaçıyordu ama neyse. Eve geldik, annemler evde yoktu.
Okul elbiselerimi bile değiştirmeden bilgisayarın başına geçtim. Bilgisayarda ensest olayları arattım.
Çok enteresan şeyler buldum ama benim başıma geleni kadar ilginci yoktu.
Yaz zamanları geç kalkmaya bünyem alışık olmadığından üzerime bir uyku çöktü. Öylecene yatağa uzandım. Uyuyakalmışım. Uyandığımda Arda’nın okul eteğimi kaldırmış bacaklarımı seyrettiğini fark ettim.
“Hop napıyorsun” dedim.
Arda bu sefer hiç korkmamıştı. “Abla yeniden uyusana sen, güzel bir rüya göstercem sana” dedi.
“Tamam Arda tamam” dedim. “İstediğin gibi olsun, uyuyorum.” Yüzükoyun yattım. Gözlerimi kapadım.
Arda yatağa geldi. Eteğimi kaldırdı ve bacaklarımı aşağılardan başlayarak yukarı doğru öpmeye başladı.
Gözlerimi sımsıkı kapamıştım ama her şeyi hissediyordum. Kalçama doğru geldi. Külodumu kalçamın arasına sıkıştırıp, kalçamın yanaklarına suratını sürtmeye ve popomu öpmeye başladı.
Daha sonra külodumu tutup yavaş yavaş diz hizama kadar indirdi. Hala sözüm ona uyuyordum.
Bu garip oyun benim de hoşuma gidiyordu.
Sırıl sıklam ıslamıştım. Kalçamı tutup elleriyle ayırdı. Arka deliğime bakıyordu.
Utançla zevk arasında garip bir his yaşıyordum. Yaklaştı ve arka deliğime dilini sokmaya başladı.
Resmen içim gıdıklanıyordum. Uzun süre yaladı. Daha sonra zaten tükürük içindeki arka deliğime bir parmağını soktu.
Bir süre kurcaladıktan sonra ikinci parmağını da soktu. Biraz durdu, sanırım penisini dışarı çıkarmakla meşguldü. Sessizce “Arda o olmaz sadece parmak” dedim.
“Hadi uyu uyu sen” dedi sadece.
Penisini arka deliğime dayamaya başlamıştı. Kasılmıştım. Giremiyordu. Üzerime doğru yanaşıp ensemi öptü ve usulca “gevşe abla hiç acımıcak” dedi.
Artık olan oldu zaten diye düşündüm ve kendimi tamamen bıraktım. Penisinin kafası içime doğru kayıyordu.
Boğum boğum her şeyi hissediyordum. Tüylerim diken diken olmuştu. Kafası girdi. Bir süre öyle bekledi.
Canım çok yanıyordu ama dayanmaya çalışıyordum. Daha sonra yavaş yavaş içeri doğru zorlamaya başladı.
Her seferinde biraz daha derine popoma giriyordu. Uğraşa uğraşa köküne kadar soktu.
Ve bir süre daha bekledi. Titriyordum. Arkamda köküne kadar soktuğu penisiyle, gidip gelmeye başladı. Artık acı da kalmamıştı. Önce daha yavaş. Sonra hızlanarak.
Üzerime iyice abanmıştı Bir eliyle de okul gömleğimin içine elini sokmuş, göğsümü sıkıyordu. 10 dakika kadar arkamda gidip geldi. Üzerime yığıldı.
Boşalmıştı. Üzerimden kalktı.
Külodumu çekti, okul eteğimi düzeltti. Ve “tatlı rüyalar abla” diyip başımı öptü, odadan çıktı. Öylece bekledim.
Bu yaşanana bir anlam vermeye çalıştım ama olmadı. Tek bildiğim, küçük kardeşim Arda’nın artık çocuk olmadığıydı....
Yeni Gelin
Selam arkadaşlar, yakın zamanda yaşadığım bir olayı anlatmak istiyorum umarım beğenirsiniz, oturduğum site çok katlı komuşuluk ilişkisi olmayan residence diye tabir edilen kimsenin kimseyi tanımadığı bir yer, bir sabah işe gitmek için evden çıktım,
ciddi kar yağmış yollar bembeyaz dı, arabamda kışlık lastiklerim olduğu için, yolların karlı olmasını çok önemsemedim, asansörün düğmesine basıp beklemeye başladım, asansör geldiğinde içeride türbanlı oldukça hoş görünen bir bayan vardı,
selam verip asansöre bindim, ardından kapalı garajın eksi katına basmak için hamle yaptım,
baktım daha önce basılmış, asansördeki hatunda garaja iniyordu, asansörden inerken hatuna yol verdim arkasından arabama doğru yürüyordum, uzun boylu ince vücutlu bir kadındı, türbanlı ama çok bakımlıydı, asansördeki kokusu başımı döndürmüştü. Diz altı uzun bir etek, ten rengi ince çorap, siyah topuklu ayakkabıları vardı, ceketinin altında, dar bir bluz giymişti, göğüsleri bariz bir şekilde belli oluyordu,
açık pembe türbanı vardı, türbanlı olmasına rağmen çoğu açık giyinen kadın da daha fazla tahrik ediyordu,o kendi arabasına yöneldi, arabası beyaz bir jeep di, ben tam arabama binerken pardon bakar mısınız diye bana seslendi, yanına yürüyerek efendim dedim, arabalardan anlar mısınız dedi,
biraz anlarım dedim, arabamdaki lastikler kışlık mı dedi, eşim kışlık lastiklerini taktırdığını söyledi dışarıda da kar var çıkmak için emin olamadım dedi, eşiniz takdırdım diyorsa taktırmıştır dedim, ben ona pek güvenmiyorum dedi,
eğilip lastiklere baktım kadın haklıydı 4 lastik de yazlıkdı, maalesef lastikler yazlık bu şekilde garajın çıkışında kalırsınız dedim, tüh ya ne yapayım nasıl çıkıcam dedi,
bu lastiklerle zor dedim. Evde zincir olduğunu söyledi, siz takabilirmisiniz dedi, aslında hiç uğraşma niyetinde değildim, fakat hatun çok hoş görünüyordu,
yüzü gözleri vucudu manken gibiydi, birazda safca bir tavrı vardı, olur ama sizin arabanız jeep lastik ebatları evinizdeki zincire uyuyormu bakmak lazım dedim, eğilip lastiğin ebatlarına baktım, bende uzun boylu yakışıklı bir adamım hatun bana yakın davranıyordu, sanırım ilgisini çekmeyi başarmıştım, eve çıksak evdeki zincire bakar mısınız dedim olur dedim,
asansore binip yukarı çıktık 4-5 kat yukarımda oturuyordu, ben kapıda bekleyim dedim,
olur mu oyle sey lütfen içeri geçin zinciri bulmam gerekiyor dedi, eve girdim salonda koltuğa oturdum, her tarafta düğün resimleri vardı sanırım yeni evliydi, fakat kocası bundan yaş olarak epey büyük görünen sıska çirkin bir adamdı belli ki maddi durumu iyiydi, 2-3 dk sonra hatun elinde zincir kutusuyla salona geldi.
Bu arada benim ismim kevser dedi, elimi uzattım memmun oldum dedim, zincirin üzerindeki ebatları okudum,
arabanın lastiği üzerindeki ebatlarla aynıydı, belliki kocası karısının arabası için almıştı, kevser hanım ebatlar tutuyor arabanıza takabilirim dedim, zincir takmak da epey zahmetli bir işti, çok sevindim çok teşekkür ederim, size zahmet olacak dedi,
önemli değil ,hadi inelim dedim, kevser epey yorulacaksınız size öncesinde bir kahve yapıyım dedi olur dedim,
kevser sade 2 türk kahvesi yapıp salona geldi, sohbet etmeye başladık, ceketini çıkardığı için göğüsleri daha da belirgindi, bir an altında sütyen yokmu acaba diye düşündüm ,çünkü göğüs ucları belli oluyordu, yeni evlisiniz galiba dedim, evet 6 ay oldu dedi,
sanırım siz bekarsınız dedi evet ben evlenmedim dedim, aman evlenmeyin zaten iyi bir şey değil dedi.
Bende doğru insan olursa evlilik güzeldir dedim, ben 21 yaşındayım görücü usulü evlendim, kocamı tanımıyorum ailemden istediler onlarda verdi bana soran olmadı dedi, kocam benden 16 yaş büyük dedi, epey yaş farkı varmış dedim,
kocamın maddi durumu iyi tekstil fabrikası var dedi, mutlumusun dedim, aşk sevgi yok ama rahatım yerinde dedi, kahveler bitmişti ama muhabbet derinleşmeye başlamıştı, belli ki dertlenecek birini arıyordu, ortak yönleriniz yok mu nasıl zaman geçiriyorsunuz dedim, akşam kocam geliyor yemek yiyoruz ,biraz dizi izliyoruz sonrada uyuyoruz dedi, samimi tavırlarından cesaret alıp,ee peki sevismiyormusunuz dedim,
sevisiyormuyuz sevismiyormuyuz bende bilmiyorum dedi,
neden dedim, haftada 1-2 sefer öpüşüyoruz sonra kocam, üzerime çıkıyor 5 dk sonra işini bitirip uyuyor dedi, safca halleri hoşuma gitmişti, ee ozaman sen boşalmıyorsun dedim, yok boşalıyorum dedi, 5 dk da nasıl boşalıyorsun dedim, ıslaklık oluyor boşalıyorum dedi,
boşalmıyordu, aslında ıslanmasının boşalmak olduğunu sanıyordu, sen sadece ıslanıyorsun boşalmak farklı bir zevk dedim, zevk alıyorum dedi,
peki dedim inliyor musun çığlık atıyor musun , hayır sadece hoşuma gidiyor ,boşalsan ayakların titrer inlersin dedim, yaa gerçekten mi , evet dedim, istersen sana gösterebilirim ,olmaz sen çok yakışıklı bir adamsın ama yeni evliyim eşimi aldatamam dedi, sen bilirsin ömrün orgazm olmadan geçecek dedim, endişelendi.
Tamam ama fazla ileri gitmeden gösterebilir misin dedi, seks de bir çok ayrıntı var anal, oral, 69 bunlar olmalı dedim, tamam sen bana göster dedi, yanıma oturdu, bir yandan göğüslerini avuçlayıp bir yandan dudaklarını ısırıyordum, sen çok güzel öpüşüyorsun dedi, dur daha ne güzellikler göreceksin dedim,
bluzunu sıyırıp çıkardım, siyah bir sütyeni vardı arkadan kopçasını açtım, mükemmel göğüsleri vardı taş gibiydi, yalayıp uclarını ısırmaya başladım, kısık kısık inleme sesleri çıkarıyordu, kocam bunları yapmıyor diyordu, türbanını çıkarmak istedi kalsın böyle daha seksisin dedim, ayağa kaldırdım eteğinin fermuarını açıp yere indirdim, ten rengi ince kilotlu çorabı vardı,
içinde siyah dantelli bir kilot vardı, o kadar kezban değildi en azından dantelli kilot giyiyordu, vucudu incecik ve bembeyazdı, 1 tane kıl yoktu ,o ayaktaydı diz çöküp kilotlu çorabını sıyırdım, amı kilodunun içinde karşımdaydı, kilodunun üzerinden amını koklamaya başladım, çok ileri gidiyoruz dedi, zevk alıyorsan ayrıntıya takılma siktir et dedim, iyice kıvama gelmişti kilodunu sıyırdım amı karşımdaydı,
o an dikkatimi çekmişti, amının kıllarını üçgen kesmişti, yani şekil vermişti, en sevdiğim amcık modeliydi, tamamen kılları alınmış olan amcıklar güzel durmuyordu. O an kevserin saf ayağına yattığını düşündüm,
bu tecrube gerektiren bir durumdu, yeni gelindi kocası da iyi siken biri değildi, bu yuzden körpe bir amcığı vardı, başladım yalamaya napıyorsun dedi, kocan daha önce yalamadımı dedim, hayır hiç bilmem ben dedi, gavat kocan ağzının tadını bilmiyor bu amcık yalanmaz mı dedim, başladım kevseri dilimle sikmeye, bi yandan yalıyor dilimi sokuyor orta parmağımla da göt deliğine bastırıyordum, kevserin ayakta olması işi zorlaştırıyordu, onu koltuğa oturttum bileklerinde kalan çorabını ve kilodunu çıkarıp kenara attım,
bacaklarını ayırıp amını ısırıp yalamaya devam ettim, kevser kendinden geçmiş aşkım diye inliyordu, hemen aşkın oldum demi amına koduğum dedim, gözleri kapalı zevkten kuduruyordu, ayağa kalkıp soyunmaya başladım önce gömeliğimi sonra pantolonumu ve çoraplarımı çıkardım, siyah boxer ımla karşısındaydım , gözünü kırpmadan yarrağıma bakıyordu,
benim kobrayı kafesinden salıp dışarı çıkarttım, o an kevser one anam balta sapı gibi dedi, ne oldu kız hiçmi yarrak görmedin dedim, bu çok büyük yaa dedi,
kocanınki kaç cm dedim bilmiyorum hiç ölçmedim ama bunun yarısından da küçük dedi, hem seninki çok kalın bilek gibi, kocamınki 2 parmak var yok dedi. Belli ki kocasınınki 14-15 cm anca vardı benimkinden baya küçüktü
yılanı görünce gözleri yerinden çıkacak gibi olmuştu, al bakalım ağzına dedim,
hiç yapmadımki dedi,
ben sana öğretirim minik fahişem benim dedim, ağzına almaya çalıştı ama beceremedi, dondurma yalar gibi yalayacaksın dedim, fakat kevser yarrağımı incelemekden başka bir şeye konsantre olamıyorduki, eliyle bir sağa çevirip bir sola çevirip bakıyordu, bileğiyle ölçmeye çalışıyordu, ne o kız yeni gelinin yarrağa sarıldığı gibi sarıldın dedim, ohaa ya bu çok büyük dedi, hadi o zaman gel sana bi geçiriyim ne kadar büyükmüş daha iyi anlarsın dedim,
amım parçalanır ben bunu alamam dedim, amına koduğum bu aşamada kalınır mı seni sikmeden bırakmam dedim, çaresizce bacaklarını ayırıp havaya kaldırdı.
Sikimin başını hafif tükmükleyip amına dayadım, girmez aşkım ne olur sikme beni dedi, aslında girmesine girerdi de kocası sikerken bunun amının genişlediğini anlarmıydı onu bilmiyordum, o an onu düşünecek durumda değildim, yavaş yavaş sokmaya başladım
kevser çığlığı bastı, daha fazla iteledim, ben sokdukca kevserin gözlerinden yaş geliyordu, sonunda dibine kadar saplamıştım kobrayı kevserin amı kabak gibi açılmış pembe pembe bana bakıyordu,
amını siktiren kevserimin turbanı hala başındaydı, tempoyu yakalamıştım yavaş yavaş gidip geliyordum, kevser amcığıda yarrağın tadına varmış zorlanmıyordu, amcığı çok dardı kızlık bozar gibi zevk alıyordum, kevserin acısı zevke dönüşünce tempoyu arttırdım daşşaklarıma kadar daldırıp çıkarıyordum, daşşak seslerin evin içinde inliyordu, bu arada kevser inleye inleye boşalmaya başladı,
ne oldu amına koduğum dedim, aşkım sanırım ilk kez boşalıyorum dedi,
ibine kocan seni hiç boşaltamamış dedim,
kafasını salladı.
Yarrağımı amından çıkarıp kevseri koltuğun üzerine domalttım,elimle yarrağımı izalayıp tekrar amcığına batırdım, daha sert sikiyordum, kevserin inlemek den sesi kısılmıştı, ortalama 10 dk sonra kevser inleye inleye tekrar boşaldı, ben devam ediyordum, yeni kocam sensin, kocacım içime boşal korunuyorum dedi,
kevserin sözleri beni çıldırtmıştı , daha fazla dayanamayıp amının derinliklerini döllerimle doldurdum, kevser titriyordu,
sen acayip birşeysin ya tüm erkekler böylemi benim kocam mı kötü dedi, bende tüm erkekler böyle değil sen hayatında yiyebileceğin en iyi yarrağı yedin şanslısın dedim,
üzerimi giyip evden çıktım arabasına zinciri amına yarrağı taktım, arabasının anahtarını bıraktım zor yürüyordu evden çıkacak hali yoktu, daha sonra kevserin götünüde sikip parçaladım, yarrağın tadını alan kevser kocası evde olmadığında olur olmaz saatler de kapımı çalıyor, sikip gönderiyorum orospuyu fena alıştı.....

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Doktorun Penis iğnesi
Bundan 3 sene önceydi, Lise biteli 1 sene olmuştu ve artık evde sıkıntıdan patlıyordum. İş arıyordum, ama heryerde çalışamazdım. Hem babamlar izin vermezdi, hemde ben öyle pek zora gelemezdim. Birgün babam geldi ve doktor bir arkadaşının ona bir numara verdiğini, bir başka doktor arkadaşının muayenehanesine tıbbi sekreter gibi birini aradığını söyledi.
Mesai sabah 10’dan akşam 9’a kadarmış, maaşı filan da iyimiş. Üstelik muayenehane çokta da uzak değilmiş. Ertesi gün görüşmeye gittim. Kapıyı, yerine bakacağım kadın açtı, karnı burnunda hamileydi, oyüzden ayrılıyordu.
Oturduk, doktora haber verdi. Doktor biliyormuş benim geleceğimi, babamın arkadaşı haber vermiş önceden. Hastası çıkana kadar ablayla sohbet ettik, 34 yaşında, 4 çocuklu, 5.’ciyi bekliyormuş, eşi de o işhanında bir başka doktorun yanında çalışıyormuş.
Doktor beyden (yani Ali beyden) bahsetti bana, “Kendisi çok sakindir, öyle kızgınlıkları yoktur, çabuk uyum sağlarsın!” falan dedi. Kendisinin de uzaktan akrabası oluyormuş zaten.
Daha sonra Ali bey beni odasına çağırdı. İçeriye girdiğimde adam beni şaşırtmıştı doğrusu. Uzun boylu, iri yapılı, esmer, çok hoş kaşı gözü olan, çekici bir erkekti.
Kısa bir konuşmadan sonra, “Pazartesi gel ve başla. Yapacağın şey telefonlara bakmak, arayanları not etmek, çay makinasında çayımı kahvemi hazır etmek, ve eğer yaparım dersen, öğle yemeklerini pişirebilirsin, beraber yeriz!” dedi. Ben de kabul ettim…
Çalışmaya başladım. Aradan bir iki ay geçti, hiçbir sorun yoktu.
Mesai sırasında kendisine ‘Doktor bey’ yada ‘Hocam’ diyordum, mesai dışında ise ‘Ali abi’. O da beni sevmişti, ara sıra takılıyor, “Naber bizim kız?” falan diyordu, ama mesafemizi her zaman koruyorduk.
Ben işe iyice alışmıştım, her işi becerebiliyordum. Yemekelerimi falan çok beğeniyor, gelen giden olduğunda sürekli beni övüyordu. Haa bu arada kendisi de evli değil, 34 yaşında bekar bir doktor, okul iş derken evliliğe fırsat bulamamış. O yüzden benim tavırlarım, yemeklerim, demlediğim çay bile ona ilaç gibi geliyordu.
Ama ben ona ‘Abi’ diyordum, o da bana kendisinden küçük bir bayana nasıl yaklaşılırsa öyle yaklaşıyordu. Fakat bütün bunlara rağmen ben içten içe kendisini çok beğeniyordum, çok çekici buluyordum.
Bazen masturbasyon yaparken bile üstümde onun olduğunu hayal ederek boşalıyor, sonra da bundan utanıp pişmanlık duyuyordum…
Birgün sol göğsümde aşırı ağrılar hissetmeye başladım, gerçekten beni kıvrandırıyordu bu ağrı. Anneme doktora gideceğimi, meme kanserinden çok korktuğumu söyledim.
Annemin verdiği cevap ise aklıma gelmeyen bir cevaptı, “Kızım sen zaten bu branşla ilgilenen bir doktorun yanında çalışıyorsun, Ali abin bir baksın, ciddi birşey varsa özel hastaneye gideriz!” dedi.
“Yok anne utanırım ben!” falan desem de, “Kızım adam hipokrat yemini etmiş bir doktor, ayrıca çokta efendi, sen bir söyle, olmazsa bir bayan arkadaşına yollasın seni!” dedi…
Ertesi gün işe gittiğimde Ali bey aradı ve biraz geç geleceğini söyledi. Ben de bilgisayarın başında internete takılıyordum ki, birden ağrım gene başladı.
O sırada Ali bey geldi, “Ne oldu, neyin var?” dedi. Utana sıkılasöyledim. “E be güzel kız, daha önce neden söylemedin sen bunu bana? Gel bir bakalım, umarım ciddi birşey değildir!” dediğinde çok utandım, “Yok, gerek yok, geçer…” desemde anlamıştı, “Gel gel, utanma ben doktorum!” deyip güldü.
Geçtik perdenin arkasına oturduk ve “Aç bakalım!” dedi, eline vakum gibi birşey aldı. Ben de, “Neyi açacağım?” dedim. “Göğüsünü tabiki!” dedi.
Utana sıkıla açtım gömleğimin düğmelerini…
Göğüslerim çok güzeldir, bütün sevgililerim göğüslerime hastaydılar, dik, iri, esmer ve açık kahverengi uçludur.
Ben göğsümü açtım. “Südyeni de!” demez mi bana. “Böyle nasıl kontrol edebilirim? Hadi utanma, bak başka hastalar da gelecek!” dedi. Utanarak, yerin dibine geçerek südyenimi de açtım ve uzandım muayene masasına.
Elini mememe götürüp, yoğurup sıkmaya, kist var mı diye aramaya başladı. Utanıyordum, kıpkırmızı olmuştum, ama hoşuma da gidiyordu. Amım ıslanmıştı bile.
Hiç konuşmuyorduk, ben sadece kısık kısk nefes alıp veriyordum, o ise yoklamaya, zevkini çıkarırcasına ellemeye devam ediyordu. Kontrolunu bitirdikten sonra, “Korkulacak birşeye rastlamadım, göğüslerin de büyük olunca, üstüne falan yatıyorsan, hassas bölge, haliyle ağrıyor olabilir!” dedi ve bana bir hap yazdı. Kendisine teşekkür ettim ve utanarak giyinip çıktım. O da terlemişti ve tahrik olmuştu, ama hiç bozuntuya vermedi…
O günden sonra, günde en az 4-5 kere, o anları düşünüp mastürbasyon yaptım. İnanamıyordum, adamı deli gibi arzulamaya başlamıştım. Bu arada daha önce 2 ilişkim oldu.
Bekaretime dokundurmadan, her ikisiyle deherşeyi yaptık. Buna götten sikişmek te dahil. Yani sikilmenin tadını biliyordum ve sikişmeyeli çoook uzun süre olmuştu…
Bakışlarım sürekli doktorun üzerindeydi. Artık daha sexy giyiniyor ve onu tahrik edercesine davranıyordum, fakat hep ilk adımı ondan bekliyordum.
O ise belki de benim yanlış anlayacağımdan çekindiği için uzak duruyordu. Ümidim kesilmişti artık, ben ona nekadar yakın ve ateşli yaklaşsam da, o uzak duruyordu.
Ben de ilgimi çekmiştim üstünden. Artık sabahları geldiğinde ‘Günaydın, Hoşgeldiniz’ falan derken öyle sıcak davranmıyordum, kendisi istemediği sürece kahvesini kendiliğimden yapıp götürmüyordum, akşamları çıkarken de çok resmi veda edip çıkıyordum.
İlgisiziliğimi farketmiş ve bozulmuştu…
Bu onu delirtmiş olacak ki, birgün iş çıkışı hemen arkamdan çıkıp, araba ile arkamdan korna çaldı ve “Bugün ben bırakayım seni, hadi atla!” dedi. “Yok teşekkürler, dolmuşla giderim!” dedim. “Aaa kırma beni, hadi lütfen!” deyince bindim.
İkimiz de hiç konuşmuyorduk. Arabayı çok yavaş sürüyordu.
“Biraz hızlı sürün lütfen, çok acıktım, bir an önce eve gitmek istiyorum!” dedim. “Hadi beraber birşeyler yiyelim!” dedi. Hık mık etsem de, teklifini kabul ettim ve Meram da güzel bir restoranta gittik. Ne yapmaya çalıştığını ve ne olduğunu tam kestiremiyordum.
Evi arayıp, Ali abi ile yemek yediğimizi, sonra kendisinin beni eve bırakacağını söyledim. Annemler kendisine güvendiği için izin verdiler…
Yemeği yedik kalktık. Arabada, “Bir de kahve içelim, iyi gider bunun üstüne!” dedi.
“Buyrun bize gidelim yapayım, annemlerle içersiniz!” dedim. “Yok evim hemen burada biliyorsun, gel ben sana yapacağım!” dedi. “Yok teşekkürler!” falan desem de ısrar etti, “Çok iyi Türk kahvesi yaparım!” dedi. “Peki!” dedim ve geçtik evine.
Gerçekten bugüne kadar, o meme kontrolu hariç, ikimizin de birbirimize ne bir iması, ne bir tacizi, ne de başka birşeyi olmamıştı. Evine girdiğimizde şaşırmıştım, bekar evine göre temiz ve iyiydi. Salona oturttu beni, kendisi de hemen mutfağa geçti ve kahveleri yapmaya başladı. Kahve kaynarken benden üzerini değiştirmekiçin müsade istedi.
Hemen içeri gidip eşofman ve tişört giymişti. 5 dakika sonra kahvelerle geldi, kahvelerin yanına lokum bile koymuştu. Hoşuma gitmişti :))
Kahveleri içerken hiç konuşmuyorduk, sadece bakışıyorduk. Sehpada duran çocukluk resimleri ilişti gözüme ve albümü elime alıp bakmaya başladım.
‘Bu kim? Şu kim?’ diye sorarken, birden onu yanımda buldum. Resimlere bakarken her solukta nefesini dahada yakınımda hissediyordum sanki.
Panik, korku, heyecan ve azmışlık bir aradaydı. Bazen yana doğru bakıyordum, bir gözü albümde, biri bendeydi. Daha sonra, “Saçların çok hoş kokuyor, beni cezbediyorsun!” dediğinde,
artık herşeyi anlamıştım. Çok fena azmış olsam da, birden kalktım ve “Ben artık gideyim Ali abi, annemler merak etmesin!” dedim.
Elimden tutup geri oturttu beni, “Dur korkma hemen, ben bırakacağım seni merak etme, sadece yanıma otur!” dedi.
Titreyerek yanına oturdum. Minik minik boynumdan öpmeye başladı. “Ali abi ben daha önce…” diye başladığım cümleyi tamamlamama fırsat vermeden,
“Biliyorum, bakiresin! Sakin ol, sadece biraz şehveti tadacağız!” diyerek, küçük küçük beni öpmeye devam ediyordu.
Çok tahrik olmuştum. Elimi alıp sikine koydu ve eşofmanın üstünden sikine bastırtmaya başladı bana. Utanıyordum, ama hoşuma da gidiyordu.
Kulağıma, “Sakin ol birtanem, rahat bırak kendini, senin için yanan yarağımı hisset, tek isteğim o taptaze vücudunu tatmak!” falan diyerek beni azdırıyordu. Bir anda kendimi kucağında buldum, hem de külot ve südyenle…
Onu da soyduk, çırılçıplak, kalkık sikiyle karşımdaydı. Kucağında birsüre öpüştükten sonra, aşağılara indi ve memelerimi emmeye, ısırmaya ve yoğurmaya başladı.
Bana, “O gün çok tahrik olmuştum, enfes göğüslerin var, mhhhh mükemmel!” falan diyerek, bir yandan da amımı okşuyordu. Amıma indiğinde ise kokusunu içine çekti ve “Enfes görünüyor, daracık ve sıcacık!” diyerek yumuldu.
Doktor bu işi iyi biliyordu, daha önce iki sevgilim de böylesine yalamamıştı amımı. Somura somura, dilini içine soka soka vakumluyor, beni çıldırtıyordu.
Orgazmın ne olduğu sanki ilk defa tatdım. Sarsıla sarsıla, saçlarını çeke çeke, titreyerek, süzüldü zevk sularım onun ağzına. Tam 2 kere beni yalayarak boşalttı. Bir kadını nasıl tatmin edeceğini çok iyi biliyordu, eee 34 yılın en az 15 yılı karı kız sikmiştir. Böyle bir adamı kim boş bırakır ki?
Daha sonra sikini ağzıma verdi ve ağzımı sikercesine gidip gelmeye başladı. Yalayıp, emiyor, ısırıyordum, inliyordum. Derken 69 olduk, ben sikini emerken, o da götümün yanaklarını sıkıp, okşamaya başladı.
Parmağını götümün deliğine sürttüğünde irkildim. “Korkma, sadece okşuyorum, arkadan denemek istermisin?” dediğinde, “Hayır!” dedim. Daha önce götten siktirdiğimi bilmiyordu tabi ve ısrar ediyordu, “Lütfen, bak çok zevk alacaksın!” diyordu.
Aslında o yarağı biran önce götüme yemek için deliriyordum, biraz daha naz yaptıktan sonra, “Peki!” dedim.
Banyodan hemen vazelin getirdi. Adeta bebek kremler gibi kalçalarımın içini dışını, götümün deliğini vazelinle güzelce yağladı ve 10 aya yakındır sikilmeyen o götümü parmaklamaya başladı.
Sonra beni halıya yan uzattı, kendisi de arkama o şekilde geçti, yavaş yavaş sikini götüme sürtmeye başladığında çıldırmıştım, zevkten delirmiş gibi inliyordum.
Hiç anlamadığım bir anda sikinin başını götüme öyle bir soktu ki, nefesim kesildi resmen, abartısız nefes alamadım. Kalanını yavaş yavaş geçirdiği dakikalarda az kalsın bayılıyordum. Hızlı hızlı gidip geldiğinde ise ikimizde de film kopmuştu.
Rahat bir 15-20 dakika götümü siktikten sonra deli gibi inleyerek götümün içine akıttı döllerini. Amımı okşadığında ben de 3. orgazmımı yaşamıştım. Nefessiz arkamda uzandı kaldı, ben de aynı şekilde. Sonrasında okşayıp öperek kaldırdı beni ve giyindik. Oturduk birer kola içtik, sonra beni eve bıraktı.
O gece MSNde uzun uzun konuştuk. İtiraf etti, beni ilk gördüğü günden beri arzuluyormuş. Şimdi 3 seneye yakındır yanında çalışıyorum, 3 senedir ful sikişiyoruz ve yapmadığımız şey kalmadı. Bu arada nişanlandık. Eee hayat seksten ibaret, insan yanıbaşındakini farkedince gerisi geliyor...
FIKRA İLE BAŞLADI VE SONRA....
Gece yarısını çoktan geçmiş, kaldığımız otelin kapalı havuzunun paydos eden personeli dahil bizden başka hiç kimsenin olmadığı barında yaşlı amca coşmuş anlatıyordu
” Hocafendi almış avratları karşısığa, demiş beyle beyle. Kimi ademinki bir tutam kimininkisi iki tutam. Şimdi diyeceksiniz ki hocafendi seninki niye üç tutam?
İşte o da bana cenab-ı Allah’ın bir hikmet-i hediyesidir!” Yanımda oturan içtiği biralarla kafayı iyice bulmuş durumdaki karım hikayenin sonunda bir kahkaha koyverip
” Vay sinsi hoca efendi vay, bildiğin kadınları tava getirmeye çalışıyor, hem üç tutam şey mi olurmuş aygır mı bu?” dediğinde
gerçekte son derece utangaç olan karımın oldukça belden aşağı içerikli sohbete bu kadar müdahil olmasına çok şaşırdım
ama barda birbirimize içkiler ısmarladığımız altmışlarındaki amca öyle hoş sohbetti ve en açık seçik konuları öylesine doğallıkla ve komik anlatıyordu ki biraz da kafaları bulduğumuzdan ikimiz de durumu yadırgamıyorduk.
Karımın aygır mı bu itirazına o tatlı ege şivesyle ”Nolcek ki benimkisi dört tutam üç tutam neymiş ki” Cevabına ikimiz de herhalde mübalağa ediyor diye geçiştiriyorduk ki ” İnanmıyosan gösteriverem mi?” dediğinde
sarhoşluğunun da etkisiyle kıkır kıkır gülerken bana dönüp ”Açsın mı? diyen karıma
şakayla karışık ” Utanmayacaksan açsın” dedim.
İş iyice matraklaşmıştı ki karımın önüne dikilen amca ”Hadi gali sen çıkar bak bağalım dört tutam oluvereyomuymuş” diye meydan okumasna karım cesaretini toplamak istercesine birasından bir yudum alıp bir an yüzüme baktıktan sonra onaylayan baş işaretimle birlikte önünde dikilen amcanın şortuna uzandı.
İçimden inik hali de dört tutam olacak değil ya! diye düşünürken Aylin aşağı çektiği anda donundan fırlayan allameyle ikimizin de nutku tutuldu.
Bir dakika önce şortunun önünde hiçbir kabarıklık yokken karımın ellerinin temasıyla bir anda sandığım organ altmış küsür yaşında birine değil de onsekizlık bir delikanlıya aitmişcesine havada yaylanıyordu.
Ancak başka bir durum daha sözkonusuydu ki amca bildiğin karıma hallenmişti!
Pişkinlikle ”Şimdi ölç bağalım kaç tutam?” diyen adama
” Ay gerek yok Salih amca inandım, ay bu ne böyle aygır şeyi gibi!” diyen karımın gözlerini alamadığı uzun organını zorlukla şortuna yerleştiren adam ” İşte gali bende yalan yok” diyerek yerine oturduğunda bile
karım erkeğin şortunun önündeki devasa çadıra büyülenmiş gibi bakmaya devam ediyordu.
Bir müddet sonra hep birlikte havuza girmeye karar verdik. Karım gibi Salih amca da fazla yüzme bilmiyordu. İkisi havuzun kenarına tutunarak karşılıklı sohbet ederlerken ben bir kaç tur yüzdükten sonra çıkıp şezlonga uzandım.
İçtiğim içkilerin de etkisiyle birkaç dakika içinde dalıp gitmişim. Aradan ne kadar geçti bilmiyorum ama başımı kaldırdığımda havuzun bana göre karşı tarafında suyun içinde kenara turtunan karımın arkasına yapışmış durumdaki adamı gördüm.
Karım zemine koyduğu kollarına başını dayamış arkasından sarılan erkeğin mütemadiyen suları dalgalandıran ileri geri gareketleriyle öne arkaya sallanıyor, arada başını çevirip süzgün gözlerle aama birşeyler fısıldıyordu.
Adamın ileri geri hareketlerinin anlamı öylesine açıktı ki birkaç saat önce gözlerimle gördüğüm allamenin karımın aşk tüneline girip çıktığına şüphe yoktu. Usulca yerimden kalkıp havuz gözlüğümü yüzüme yerleştikten sonra hiç ses çıkarmadan şehvetten kendilerinden geçmiş durumda çiftleşen ikiliye sualtından yüzerek üç beş kulaçta arkalarına ulaşıp suyun dibinde nefesim kesilene kadar olanları izledim. İkisi de çırılçıplaktı.
Fazla hafife aldığım amca amansız aletiyle genç karımı arkadan düzerken oldukça fit g fiziğiyle bedenen hiç uyumsuz görünmüyordu. Erkeğin eller karımın diri memeleri ve ince beli arasında gidip geliyor, iri aletini önündeki dişinin içine daha iyi döşemek için yuvarlak kalçalarını mütemadiyen aletine doğru çekiyordu.
Doğrusu karımın iri erkeklik organlarından böylesine etkilendiğini bilmiyordum. Aksine ortalama boyutlarda olan benim kamışımdan son derece memnun olduğunu, büyük olsaydı kesin beni boşayacağını söylerdi.
Gerçekten de kadınlığı öylesine dardı ki her sevişmemizde yeniden kızlığını bozuyormuşum gibi hissederdim. Peki böylesine iri bir aleti nasıl içine alabilmişti diye düşünürken cevabın şehvet ve kızışma olduğuna karar verdim.
Kadın vajinasının ne kadar esnek bir yapıda olduğunu tecrübeli bir erkek olarak çok iyi bilirim. Sağlıklı bir vajina tek bir parmağı bile soktuğunuzda sıkıştırmasına rağmen çok iri bir erkeklik organını da kolaylıkla içine alabilecek esnekliğe sahiptir. İçindeki masif organın ileri geri hareketlerine uygun olarak bedeni kıvrım kıvrım kıvranan karım şu anda büyük bir zevk yoğunluğu yaşıyor olmalıydı.
Arkalarında ses çıkarmadan suyun yüzeyine çıkıp derin bir nefes aldıktan sonra tekrar dalarken karımı kendine doğru kendine çeviren Salih amca bacaklarını yanlara kaldırdığı kadınımın aşk tüneline tekrar girmiş kocaman tokmağıyla kadınlığını tempolu bir şekilde pompalıyordu.
Gözlerimin önünde gerçekleşen erotizm dozu oldukça yüksek zinanın yakın şahidi olmak beni öylesine kendimden geçirmişti ki nefes almayı bile unuttum. Aniden nefessiz kaldığımı farkettiğimde biraz da içkili olmanın etkisiyle panikle su yüzüne çıkınca derhal bacaklarının arasındaki erkekten uzaklaşan karım boynuna kadar suyun içine girip çıplaklığını saklamaya çalışırken
Salih amca pişkin pişkin ”Ooo yeğenim uyandın mı gali!” deyince
bozuntuya vermeden öyle bir dalmışım çok içtik zağar.” diye cevap verdim.
Karım ”Ah aşkım biz de Salih amcayla suyun tadını çıkarıyorduk” deyince
içimden ”Neyin tadını çıkarttığınızı çok iyi gördüm aşkım!” diye geçirdim.
Aylin’in çıplaklığından dolayı mahcup olmasını önlemek için uykumun geldiğini odamıza çıkmak istediğimi ama onlar istiyorsa takılmaya devam edebileceklerini söyleyip arkamı dönerken yaşlı adama şehvetli bir bakışla göz attığını kaçırmadığım karım ” Eh o zaman biz de herhalde biraz daha kalıp çıkarız aşkım” derken ben merdivenlere doğru yüzmeye başlamıştım.
Elbette odaya dönmeyip barın içine gizlenerek uygun bir açıdan olacakları merakla izlemeye devam ettim. Bir süre hiçbirşey yapmadan tamamen yanlız olduklarna emin olmak istercesine yanyana duran çift önce el oynaşmaları ardından bedenlerini birbirlerinine yapıştırıp çekerek olaya tekrar ısındıktan sonra havuzun çocuklara ait sığ bölümüne geldikler.
”Ne olur ne olmaz belki birileri gelir” dediğini duyabildiğim karım
üstüne kolsuz süveterini giydikten sonra suyun içine uzanan erkeğin üstüne çıkarak içine soktuğu sihirli sopanın üstünde şehvetle inip kalkarken aldığı yoğun zevkle inliyordu.
Meğer sevgili masum karım kafayı bulduğunda gerçekte ne kadar azgın bir kısrakmış da bugüne kadar olarak bilmemişim. Hayatında ilk defa gördüğü hem de babası yaşında bir adamla sırf devasa erkeklik organı var diye üstelik kocası yakınlarındayken düzüşmekten hiç çekinmemişti. Bir süre suyun içinde devam eden sevişmeleri yerlere atılan dev şilteler üzerinde devam ederken gergin bir ereksiyon halindeki aletimi çıkarıp sıvazlamaya başladım.
Önüne aldığı karımın içine zorlukla soktuğu dev kamışını içeri dışarı hareket ettirmeye başladıktan birkaç dakika sonra karım havuzun duvarlarında yankılanan haykırışıyla orgazma ulaştığını belli ederken Salih amca kendinden geçmişcesine karımın zevkle kasılan zevk deliğini hızla pompalamaya devam ediyordu.
”Helal olsun adama ne bel varmış, aleti hala kalas gibi, bir saattir pistonluyor daha boşalmadı bile dememe kalmadan
önünde domalan dişinin içine son bir kez yüklenen Salih amca azgın boğalar gibi böğüre böğüre döllerini karımın rahmine boşaltmaya başladı.
Bir müddet nefes nefese birbirlerine yapışık halde kalan çift doğrulduklarında kadınımın aşk tünelinde sıkışan iri tokmak dışarı çıkarken içinden akan döller yerde küçük bir göl oluşturuyordu.
Onlar toparlanıp ayrılmak üzereyken ben hemen odaya çıktım. Az sonra yanıma gelen karım bitkin bir şekilde yanıma uzandığında saatlerdir hayalarımı geren ereksiyonumu rahatlatmak üzere bacaklarının arasına girdim.
Aşırı içki ve son derece doyumlu ve yorucu sevişmeden sonra hemen sızıp kalan Aylin içine girdiğimde her zaman alışkın olduğum dar deliğinin gevşemiş olması açıkçası az önce içini dolduruşuna şahit olduğum allameyi gördükten sonra benim için sürpriz olmadı.
Yan çevirip önüme aldığım, top atsalar uyanmayacak durumdaki karımın arka deliğine girip artık zonklamaya başlayan kamışımı dibine kadar bastıra bastıra soktuktan sonra öylesine muazzam bir orgazm yaşadım ki inlemelerime aylin bile uyanır gibi oldu ama o allame-i cihan’ın içinde yarattığı müthiş gerginlik hissinden sonra benim ortalama boydaki aletimin tohumlarımı arka deliğine fışkırtıyor olduğunu farkedecek durumda değildi.
Ertesi sabah çok fazla içtiğinde her zaman olduğu gibi Aylin önceki gece yaşadıklarımızla ilgili hiçbirşey hatırlamıyordu. Fazla içtiğinde içinden gerçek bir kevaşe çıkan karımın bu hali aslında benimde işime gelmiyor değildi ki öyle zamanlarda önden arkadan nerden istersem düzmeme hiç ses çıkarmıyor hatta normalde sözünü bile ettirmediği emerken döllerimi yutmayı itirazsız kabul ediyordu.
Otelin kahvaltı salonuna indiğimizde bizi görür görmez gözleri parlayan Salih amcanın masasına oturup kahvaltımızı ederken dün geceki zina dolu halvetlerinin karım tarafından hatırlanmadığını bilmeyen adam iltifat üstüne iltifat yağdırıp flört ediyor, akşamdan kalma olmanın durgunluğu içindeki Aylin’e komik fıkralar anlatıp güldürüyordu.
O günü Naci amcayla birlikte şehri gezerek geçirdik. Şehrin tarihi ve gidilecek yerler konusundaki bilgilerinin zengin olması sayesinde yaşlı adamın rehberliğiyle harika bir gün geçirdik.
Mola verdiğimiz her mekanda bir bira içen karım akşama doğru hafifçe çakır keyif duruma gelmiş olmanın etkisiyle ortamdan çok zevk alır durumdaydı. Otelde yediğimiz akşam yemeğinden sonra Salih amcanın davetiyle film izlemek üzere kaldığı lüks süite gittik.
Adam bir hayli varlıklı olmalıydı ki gecelik fiyatının bir hayli tuzlu olduğunu bildiğim böyle bir süitte yaşayabiliyordu. Yaşayabiliyordu diyorum çünki sürekli olarak otelde yaşadığını kendisi söylemişti. Zaten otel personelinin saygısı ve izzet ikramı da bunu doğruluyordu. (Daha sonra otel personelinden öğrendiğimize göre Salih amca Aydın’ın en zengin tacirlerinden biriymiş.
Kaldığımız otel dahil en az on onbeş lüks otelin de sahibi olan adam özellikle yaz mevsiminde zamanını otellerinde kendine ayırıp döşettiği özel dairelerde geçirirmiş.)Bir önceki gece fazla kaçırdığı için Aylin o akşam bir daha içmedi.
Ben ise amcanın sürekli tazelediği şarap kadehimi reddetmeden kafaya diktiğim için geceyarısına doğru yayıldığım kanepede uyuklamaya başlamıştım ancak dün gece yaşananların belleğimde bıraktığı erotik anılar dün gecenin kahramanlarının yine yanyana olması nedeniyle içten içe büyüyen ahlaksız beklentimi depreştiriyor, derin bir uykuda gibi görünmeme rağmen bir yanım hazırolda bekliyordu.
Gerçekte bu gece sarhoş olmadığından bir şey olacağı yoktu ama karıma her fısatta dokunmaya çalışan, oturduğu kanepede ikide bir yanıbaşına sokulup devamlı komplimanlar yapan adamın neler yapabileceğinin merakı içindeydim.
Salih amca da Aylin’in dün geceki yaşadıklarına ait hiçbirşey hatırlamadığını kavramış ona göre hareketlerinde ölçülü davranıyor olmalıydı. Yoksa bir önce gece çatır çatır düzdüğü kadına kim mesafeli davranırdı ki? Hem de beraberindeki kocası kütük gibi sarhoş durumda sızıp kaldıktan sonra!
Geceyarısını çoktan geçmişti. Salih amca televizyon kanallarını karıştırırken, duyduğum ah’lı of’lu seslerden bir porno film kanalında durduğunu anladım. Karıma fısıltıyla birşeyler soran adam olumsuz bir cevap almamış olmalı ki o kanal açık kaldı. Sanırım oldukça edilgen yapıdaki karım mahcubiyetinden adama aksi bir cevap vermeye çekinmişti.
Artık kulaklarımı dört açmış konuşmalarını dinliyordum.
Bir ara ”Büyük mü sence” diyen adama
”Çoook!” diye yorum yaptığı şeyin abartılı durumunu ses tonuna yükleyerek cevap veren karıma cevaben adamın ”
O da Bir şey mi, benimkinin yanında çocuk pipisi kadan kalır.” diye cevabıyla birlikte ekranda izledikleri erkeklik organı hakkında yorum yaptıklarını anladım.
Salih amca yine benzer bir taktik kullanarak aletinin devasa olduğunu oraya koymaya çalışıyordu anlaşılan ancak bu defa kolaylıkla etkileyebileceği sarhoş bir kadın yoktu karşısında. Adamın kendiyle ilgili verdiği mahrem bilgiye tepki vermeyen karım suskun kalırken bir süreliğine konuşmaları kesildi.
Neler olduğunun merakıyla gözümü çok hafifçe araladığımda karımın yanına oturmuş olan Naci amcanın elini tutup pantolonunun önündeki kabarıklığa bastırdığını gördüğümde duyduğum heyecandan kalbim hızla çarpmaya başladı
Elini çekmeye cesaret edemeyecek kadar çekingen olduğunu iyi bildiğim zavallı karım yaşlı adamın daha ileri giderek dışarı çıkarttığı devasa organın eline tutuşturmasına da ses çıkaramamış, erkeğin iri organına hayretle, benim yattığım kanepeye de tedirginlikle bakıyordu.
Az ötelerindeki kocasının varlığından tedirgin olduğunu anlayarak yılışık bir sesle ” Kocangile iki şişe şarap içirdim, merahlanma top atsan uyanmaz gali” diyen adam bir süre fısıltıyla birşeyler söyledikten sonra karımın başını havaya dikilen aletinin iri kafasına doğru eğilmeye zorlarken .
”Tamam gülüm bir kere dudağını değdirip öpüver yeter gali” diye sesini yükseltmesiyle başımı koyduğum yastığı siper edip olanları ayan beyan izlemeye başladım.
Salih amcanın zorlamalarına karşı koyamayan karım çekingenlikle uzanıp dudaklarını değdirdiği gergin organ ani bir refleksle yüzüne çarpınca korkup başını geriye kaçırdı.
” Gülüümm ısırmaz seni” derken kamışını dibinden tutan erkek başını yeniden aşağı eğdiği karımın bu defa direnç göstermemesi üzerine aletinin kafasını Aylin’in dolgun dudaklarına bastırdı.
”Aç o güzel ağzını gülüümm bah çok seveceksin tatlıdır benim ballı dalım” dediğinde dediğini yapayım da bu kadarla kurtulayım diye düşündüğünü sandığım Aylin ağzını açıp sokabildiği kadar soktuğu allameyi başını aşağı yukarı hareket ettirerek emmeye başlarken hissettiğim erotik duyguların etkisiyle elim uyanıp dikilmeye başlayan kamışıma gitti.
Gönülsüzce aletini emerken rahat durmayan yaşlı adamın eli eteğinin altından kadınlığına doğru uzandığında aşk kapısına yapılan samimi temaslardan her zaman çok etkilenen Aylin hafifçe bir oh sesi çıkardığında bu gecenin de tehlikeli sulara yaklaştığını anlamaya başlamıştım.
Aşk kapısında bir süre oyalanan elini geri çektiğinde parmaklarının ıslaklığı sırıtarak karıma gösteren adama utanç dolu bir bakışla baktıktan sonra aniden kendini kanepeye atarak yüzünü yastıklara gömen Aylin öylece hareketsiz kaldı.
Önündeki kadına şaşkınlıkla bakakalan adam kulağına duyamadığım birşeyler söylerken bir yandan da karımın eteğinin altından tekrar uzattığı eliyle kadınlığını parmaklamaya devam ediyordu. Eteği yukarı çekilirken yattığı yerde hiç kıpırdamadan durmayı sürdüren Aylin’in tepki vermemesinden cesaret alan Salih amca külodunu bir hamlede indirip çıkardıktan sonra çıplak bacaklarına oturarak havayı tokmaklayan aletinin başını karımın istemsizce ıslanıp vıcık vıcık bir ıslaklıkla parlayan kadınlığının girişine dayadı.
Aylin hala kıpırdamadan duruyor üstündeki erkeğe olumlu ya da olumsuz herhangi bir tepki vermiyordu. İleri geri hareketlerinden devasa organını kadınımın dar deliğine geçirdiğini anladığım yaşlı adam sertçe yüklenirken iri fallus içine her girişinde karım derin bir ”ııhh!” sesi çıkarıyordu.
Aradan onbeş dakika kadar geçmişti ki Aylin’in yıllardır tanıdığım çok tanıdık orgazm inlemesini duymak içimi engel olamadığım kıskançlık duygularıyla doldurdu..
Hemen ardından böğürerek karımın içine fışkırmaya başlayan Salih amca boşalması bittikten sonra içinden çıkmadan üstüne uzanarak ikisinin de soluğu düzelene kadar karımın zarif boynunu öpücüklere boğmaya devam etti....
Yaşlı adam sevişmeyi ve bir kadını azdırıp zirveye çıkarmayı gerçekten çok iyi biliyordu. Güçlü tatmininin ardından erkeğin duyarlı okşamaları ve hassas yerlerinde odaklanan öpücüklerle karım tamamen gevşemiş bir halde Salih amcanın altında yatarken yaşlı erkek aletini yerleştiği delikten çıkarmadan doğrulurken karımın yuvarlak kalçalarını yükselterek önünde domalttı.
Yaklaşık on dakika daha bu pozisyonda aheste aheste kadınımı düzen adam ”Geliyomm gülüümmm aç ağzını!” diyerek karımı sırtüstü yatırdığında ne yapacağını bilmez bir yüz ifadesiyle ağzına uzatılan alete şaşkınlıkla bakan karım istemsiz bir şekilde ağzını açtığı anda erkeğin dölleri ağzının içine fışkırmaya başladı.
Tiksinerek tüküreceğini ya da kusacağını sanmama rağmen son damlaya kadar ağzını kapatmayan karım daha da şaşırtıcı bir şekilde ağzındaki dölleri yutarak beni şoka uğrattı.
Onlar toparlanıp kanepeye tekrar oturduklarında ben de henüz uyanmışçasına kalkıp gerindikten sonra ”Hadi karıcım yarın otelden çıkışımız var gidip uyuyalım artık” dedim.
Birbirimize iyi geceler deyip çıktıktan sonra odamıza vardığımızda ikimiz de artık limitimizi doldurmuş olmalıyız ki yatağa yattığımız gibi uykuya dalmışız. Ertesi gün bavullarımız resepsiyonun önünde beklerken son bir öğle yemeğini birlikte yediğimiz Salih amca veda ederken bizleri çok sevdiğini ve içinden bir hediye almak geldiğini söyleyerek
Aylin’in boynuna ortasında iri bir pembe pırlanta olan kolyeyi takarken karım utangaç bir yüzle teşekkür ediyordu.
Bir an gözüm takılıp kolyenin kutusundaki BULGARİ markasını okuduğumda adamın verdiği mücevherin gerçek olduğunu anlamanın şoku içinde koluma girenl Aylin’le birlikte otelin çıkış kapısına doğru yürürken
içimden ” Ah” diyordum” Ah kadınlar siz nelere kadirsiniz....