: Yılın ilk yarısıyla birlikte yirmili yaşların sonuncusunun da sonlarına yaklaşmışken bu yılın payıma düşen hayat dersini aldım. Samimiyet herkesin kaldırıp muhafaza edebilediği bir duygu değil. Samimiyet kin ve haset doğurabilir. Birinin açık yüreklilikle ortaya koyduğu samimiyet aslında farkında olmadan karşısındakinin eline verdiği kendi duygularının bağlı olduğu ip olabilir. Başka bir çok şey gibi samimiyeti de kendimize saklamalıyız. Ölçülü olmak da bir seçenek elbette ama o kadarını dahi kaldıramayacak nefsler var. Uzun lafın kısası bazı marazlar muhabbetten doğar. Samimiyetten belki daha da önemlisi insanlara biraz üstten bakıp, mesafe koymak gerektiğini öğrenmem oldu. Mesafeli biri olduğunu çokça duydum lakin sevdim gönülden sevdiğim için sonu hüsran oluyor. Hocaysanız karşınızdakine hoca olan benim bunu unutma diye ara ara hatırlatmak gerekiyor misal.
: Samimiyet bahsini hallettim şükür de şu ara ara kim olduğunu hatırlatma bahsinin acemisiyim henüz. Hat hocamdan tutun da tanıştığım herkesten araştırmacı, öğrenmeye açık biri olduğumu, öğrenmeyi sevdiğimi işittim. Hâl böyle olunca muhabbet duyduğum kişiye bildiğim her şeyi karşılıksız şekilde aktarıyorum. Geçen gün arkadaşıma kalem açmayı öğrettim mesela. Hoca bile öyle öğretmemiştir. Bana kim öyle detay detay öğretti diye soracak olursanız el cevap kimse. Hoca bir kere oturttu masa başına bak şöyle böyle dedi ama gerginlikten kıçımdan dahi ter akarken pek bir şey anlamamıştım. Sonrasında kaç kalem ziya ettim, kaç kez parmaklarımı kestim ve kaç kez ellerim su topladı Allah bilir. Ebru kursundakilere birkaç sene evvel ucuza aldığın ebru kitaplarının linkini attım. Bana kim buldu diyecekseniz el cevap yine ben. İnsan bir bakar piyasada ne var ne yok diye. Herkes ben gösterdikten sonra aldı. İnsan hiç mi merak etmez yani? Sinsi bir avuç insana değer miydi o da koca bir soru işareti de neyse. Ne yaparsam ilmimin zekatı diye niyet alıyorum. Ama bundan sonra böyle saflıklar yapmamaya niyet ettim.
: Fazla ve yersiz soru soran insanlardan hoşlanmadığım, aramayanı aramadığım, nazara inandığım, sevdiğim hiçbir şeyi sosyal medyada paylaşmadığım bir noktadayım. Bir arkadaşım geçen gün sosyal medyada yazdığın hat yazılarını paylaşmıyorsun diye sordu. Neden paylaşayım? İnsanlara o kadar güvenmiyorum ki. Yüzümdeki sivilceler için ilaç kullandığım vakit atölyeden bir arkadaş yüzündeki sivilceler geçmiş dedi de bir maşallah demedi diye başa sarmış, ömrü hayatımda ilk kez bana ait bir altın olan ajda bileziği kolumda görünce bizde bekar kızlara altın alınmaz, takılmaz diye mırın kırın eden arkadaşımdan sonra bileziğimi bozdurmak zorunda kalmıştım. Bir de hayatı hakkında ser verip sır vermedikleri halde durmadan karşısındakine soru sorup didikleyenler var ki bunlardan hiç hoşlanmam.
:Biz ailece safsafık aydınlanmasından günlük yaşantımıza dönecek olursak bugün yani on altıncı gün sonhnda ballı lokumumun dikişleri alındı çok şükür. Gereğinden fazla uzun süren ameliyat sonrasında iyi bakılmazsa ölür dedikleri vakitleri atlattığımız için ne kadar şükretsem az. Hala yapmamız gereken bazı bakımlar var ama bugünlere hamd olsun. Kalanı da kolay olur inşaallah.
: Bu yıl bitirebildiğim kitap sayısı ikiymiş. Diğerlerini ya bırakmışım ya tahammül edememişim. Bu sene kitap okuyabilecek kadar sakin bir kafanın ve kitap alabilecek kadar maddi imkanın sınıfsal olduğu gerçeği ile yüzleştim vesaire vesaire. Hayat bir şekilde akıyor işte anlayacağınız.