MUSICAL CATS. Ah, what will you people come up with next? Loving this!
Sweet Seals For You, Always

if i look back, i am lost
$LAYYYTER
Sade Olutola
macklin celebrini has autism
Interview Vampire Daily
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
Not today Justin

@theartofmadeline
The Stonewall Inn
YOU ARE THE REASON

pixel skylines
Claire Keane
Lint Roller? I Barely Know Her

izzy's playlists!
Show & Tell

Andulka
seen from United States

seen from Jordan

seen from Malaysia
seen from United States
seen from Malaysia
seen from Ecuador
seen from United States
seen from United States

seen from Russia

seen from Costa Rica

seen from United States
seen from Uzbekistan

seen from United Arab Emirates
seen from Morocco

seen from Brazil
seen from Bangladesh
seen from United States
seen from Ecuador

seen from Colombia
seen from Brazil
@busraydogan
MUSICAL CATS. Ah, what will you people come up with next? Loving this!

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
'But I was too young to know how to love her.'
.. gitmek, bugünlerde bu kelime yiyip bitiriyor zihnimi, hep kitaplarda okumuş, şiirlerde duymuştuk, ' insan ağaçlar gibi değildir, kökleri yoktur ' eğer doğruysa bu söz, yoksa köklerimiz. peki o halde nedir bu beni ayaklarımdan sımsıkı tutup içine çekmeye çalışan toprak ? nedir attığım her adımda dizlerimin titremesi, bi şarkıda duymuştum ' Yeni bir ülke bulamazsın, başka bir deniz bulamazsın , Bu şehir arkandan gelecektir .. ' diye başlıyordu. Köklerimiz yoksa nedir bu peşimiz sıra gelen ? .. Aklım çok bulanık bu günlerde, bazen her şeyden kaçıp gıtmek, bılmedıgım sokaklarda kaybolmak istiyorum... Sonra bu his yerini korkuya bırakıyor, ya bulamazsam bıraktıklarımı döndüğümde ? annem geliyor aklıma, ablam arkadaşlarım, sevdiklerim. söz gelimi bakkal amca , özler miyim onun her sabah usanmadan ' e bakalım kaçıncı sınıf oldun ? ' dıye sormasını. bir şehri, bir ülkeyi terketmek bütün anılarınızı terkedıp gıtmek gibi.. tam ortasında oluyorsunuz yolun, gideceğiniz için sevıniyor, fakat yanınızda goturemediğiniz butun anılarınız.sevdikleriniz için üzülüyorsunuz. yani neresinden bakarsan bak hep bir eksiklik hissi, neyse ki böyle duygular için her zaman dinleyeceğimiz yastık altı şarkılar mevcut, biraz olsun ismini koyabilyoruz hislerinizin .. https://www.youtube.com/watch?v=92pkp2gX7hc
İnancımı kaybetmiş gibiyim.. Herkese, her şeye, tüm söylenenlere, söylenmeyenlere, eyleme dönüşmüş ya da dönüşmemiş düşüncelere .. Sanki herkes her şey bu ölümü metalaştırıyor gibi, herkes kendine bir pay çıkarıyor, sana üzülerek kendilerinin ne kadar iyi bir dost iyi bir insan iyi bir vatandaş olduğunu kanıtlamaya çalışıyor gibi.. En çok benim arkadaşımdı ! en çok ben sevdim! en çok ben yanındaydım ! en çok ben üzüldüm! tüm bu kavramlar ve cümleler midemi bulandırıyor artık, sen yoksun.. hiç bir zaman geri dönmeyeceksin ve ben bu katlanılmaz dünyada yaşlanacağım.. Bir daha güldüğünü göremeyeceğim, adımı sesince duymayacağım, başarına yada üzüntüne şahit olamayacağım.. sen yoksun.. sadece içinde yaşadığım bu korkunç dünya ve her gün acılar getiren gün doğumu var.. Bir filimde duymuştum ' Belkide tek suçum gün doğumundan fazlasını beklemekti'. Belkide..
“Ama onun sesinden şiir dinlemek en büyük hayalimdi. Sesini her duyduğumda, Turgut Uyar en güzel şiirlerini yeniden yazıyordu. Nazım, Piraye’sine mektuplar yazmaya devam ediyordu. Cemal Süreya’nın ‘y’ harfini hatırlatıyordu. Sanki Leyla ile Mecnun kavuşmuş, Selvi Boylum Al Yazmalım mutlu sonla bitmiş gibiydi. Sesi maviydi. Gözleri, elleri, sesi hep deniz kokardı. Gökyüzünde papatyalar açardı. Eylül’ün papatyalar mevsimi olduğuna inanma sebebimdi.”

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Sana kızgın değilim… Sana kızmayacak kadar seni iyi tanıyorum… Sonra seni seviyorum.. Neden sevdiğim bilmeden seviyorum. Bu sevgiyi her gittiğim yere beraber götüreceğim…
Sabahattin ALİ
- İçimizdeki Şeytan -
(via lovenextt)
Sana bir boyun atkısı gerek. Çünkü kış geldi. Ve sular bir uzun geçmişe hazırlanır. Neredeyse. Bir çocuk ölür. Bir kadın hastalanır. Odalar bulutlanır. Su içmekten. Uzak. Bir köfte kokusundan İnsan uzak bir memleket havasından. Belli belirsiz bir şeylerden utanır. Yapışkan ve dayanaksız bir vidanın eşliğinde Gece. Hatırlarız bir günlerde üşümediklerimizi. Üşümeyeceklerimizi
Kimilerine bir şarkı gibi gelir bütün bunlar. Oysa. Bir kez daha söylüyorum üstümüze yağanları. Uzuneski. Olumsuz. Güneşlere aykırı. Haziran mintanları. Kopkoyu kent garları. Alıp götürenler. Yerlerine konanlar. Anladığımız ve. Şaştığımız kalabalıklar. Bir korku. Aşka benzer yalınlığı. Bir korku. Semercilerin. Bakırcıların. Nalbantların. Arzuhalcilerin. Kantarcıların ve demircilerin ve çilingirlerin. Parmakçıların dinsizlik korkusu. Takunyecilerin. Bir odada kalanların ölüm korkusu. Bileycilerin, bezzazların ve ölü yıkayıcıların. Ve pazarcıların. Gökyüzü korkusu. Bütün garipliğiyle esnaf çarşılarının ve uygunluğuyla ve yenilmişliğiyle bir sancı gibi dolanır içimizi. Yarı aç yarı tok dolaştığımız bir Ankara’da Bir haşhaş gibi sanki. Bir acı su. Bir yağmur cömertliğiyle Anadolu’dan Dolaşır içimizi. Onların akşamları.
… . . yaralı olmak … . . yerinde olmamak … . . uzun gecikmesi son kesinliğin … . . bir sabah biliyoruz elbet neyi bölüştüğümüzü … . . göz göze … . . bakışınca. Biliyoruz. … . . neyi bölüştüğümüzü. … . . Konuşmasak da.
Şimdi tutalım bu diriliği artık. Zamanıdır. Zamanıdır. Neredeyse kar başlar. Küçük kuşlar ölür. Semerciler ve dilsizler ölür. Seninle ben kalırız. Yeni bir yaşamaya. Gökler ve kentler ufalır. Seninle ben kalırız. O şarkı sanılanlar bir kavga halini alır. Nerdeyse kar başlar. Birini düşünür gibi oluruz. Biliyorum Ellerin de üşür. Biliyorum ama Isıtabilirsin onları. O ateşte. Hazırsın da. Biliyorum. Ama sana bir boyun atkısı gerek. Kış geldi.
All these years, all these memories, there was you. You pull me through time.
acıyı görmezden gelmek hafifletir mi sacıları ? deniyorum.. başlarda oldukca iyi kendime söylediğim insanlara söylediğim gayet mantıklı cümleler dönüyor beynımde, üstelik herkes onaylıyor bu cümleleri.. 'çok mantıklı düşünüyorsun büşra' ' gercekten bravo, ben senin yerinde olsam bu kadar sağlıklı düşünemezdim ' ' sendeki de büyük sevgiymiş gercekten çok sevmişsin' kendime sırası ıle bu cumleleri hatırlatıyorum, derin nefes alıyorum, yanlıs yapamam, yanlıs yapmamalıyım, ama uyuyamıyorum.. Sıcak yatagıma uzandığımda aklıma sen geliyorsun, o güzel ellerinin gözlerinin bakmaya kıyamadığım o güzel yüzünün soğuk bir toprak altında olduğu gelıyor, deliriyorum. İnsan nasıl yaşar bu acıyla ? nasıl dayanır ? , nasıl güler ? bir gün 'Korkusuz sayılmazdı büsbütün, korkardı korkulara düşmekten zaman zaman' demiştin gülerek. Korkuyorum.. çok korkuyorum..
AKÇABURGAZLI YEKTA’NIN YALNIZLIĞINA KARA TAŞTAN TAPINAK KURDUĞUNDA SÖYLEDİĞİ MEZMURDUR karşımızda binler mumluk bir lamba yanıyor n'apalım akşamdır. uydurulmuş yıldızların çöreklendiği elini elime alıp davut'la mızıka dinlediğimiz benim kenarından bir ucunu kaldırıp baktığım – sonra ürküp birden indirdiğim biz küçük adamlarız. davut'la ben. şiirler okuruz. aşık olmuşluğumuz vardır. sapıtmışlara peygamber olduğumuz yoklukların sonuna vardığımız kapkara masmavi gözlerle bilmişliğimiz yoktur. bağışlayıp inandılar. hamd ederiz gelip dikilen bu ucuz akşamla yeni bir hüzne başlıyoruz ama davut yok. yalan söyledim. davut ölmüş. kaldırıp gömmüşler mi? bilemiyorum. yakıp savurmuşlar mı? bilemiyorum. o kalabalıkların toptan günahkâr olduğu yahut bağışlandığı akımsı kalın kumaşların kanlanıp kumlara belendiği o kıvırcık sakallar ve kargılar döneminde o bakır döneminde o hep birden sayılmanın erinci döneminde parçalayıp dağıtmışlar mı? bilemiyorum. davut yok. yalan söyledim. onun sürekli ölmesi var yanımda. elimi elime alıp mızıka dinliyorum yeni bir hüzne başlıyorum. bu gidişe ben, tek başıma ayak uyduramadım pencerede bir elleri öbür kulaklarında kıvıl böcek kurtları yavruları karanlık bir yelkenden hızla boşalan kıllı tükenmez rüzgâr şehirler. yolları boyunca dükkânlar açık, mostralar düzdük bilimleri sürdük getirdik çılgın ateş yalnızlığımızdan o bizi dövüp sövemeyen acemi, haydi yufka yürekli tanrılar katına kaldım. durmadan davut'u büyütüp öldürdüm. başka üç kişi daha öldürdüm. sonunda durdum sana başladım. sana başladım. akşam mıydı? gelip gelip gidiyordu havuzların balıklı boşluğu heykellerin ayıpsız çıplaklığı davutsuzduk. umutsuzduk. umutsuz kalmak iyiydi. iyiydi, dinlendiriyordu. dönendiriyordu. kara kara kuyulara kapandık. korktuk. çıkmadık. bu benim gerçeğim. durmayıp şarkı söylemek. durmayıp yalnız kalıyorum. ufacık, yeşilli adalarda. yalnız kalmaya savaşıyorum. kadınlarla. erkeklerle. çocuklarla. tarihlerle, bilimlerle, kalabalıkla savaşıyorum. büyük tapınaklar kuruyorum. kara taştan. kalın arabalar koşuyorum kendim girip tek başıma tapınıyorum. yaralarımı sarıyorum. birden bir yerden o ışık. bir yerden o ses. artık sana attığım temeller tutmuyor. çünkü sen hiç yoksun. hiç olmadın. Turgut Uyar

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
REANİMASYON
Siz hiç canınızdan çok sevdiğiniz bir insanın ölmesi için dua ettiniz mi ? ben ettim.. Hayatıma 3 yeni kelime girdi Sırası ile ' Osteosarkom ' 'Septik Şok ' 'Reanimasyon ' bu 3 zalim kelime sevdiğim insanı kanlı pencesi ile çekip almaya çalısıyor benden, bir kapının ardındayım ses yok,nefes yok,renk yok sadece acı var.. inançları yüksek biri değildim, yada belki bir şeye inanacak kadar gerek duymadım tanrıya , ama bazen öyle bir an geliyor ki elin bağlı, kolun bağlı 'Çaresizlik' ete kemiğe bürünüyor birden dilinde tek bir söz ' Allah'ım n'olur ölmesin ' bizler aslında birer ölü seviciyiz, hasta çeker bütün acıyı, bütün sızıyı, korkuları, yasakları biz sadece 'Ah ,vah, tüh,yazık ' kelimeleri ile kendi vicdani görevimizi yerine getiririz, içten içe o kişinin yerinde olmadığımıza sevinerek, Onu orada sayısız kablo arasında, cılız bedeni ve 30 yasında beyazlamış sacları ile gördüğümde sanki ucunu kızgın ateşte yaktıkları kör bir bıcağı göğsume kanırta kanırta saplıyorlar gıbı hıssettım, gözlerine bakamadım, nefes alıyor olmamdan utandım, sonra herkesin söylediği o sıradan kelimeleri söyledim ' hepimiz buradayız, buradan cıkacaksın, seni çok seviyoruz,' eminin o odaya gıren herkesın söylediği kelimelerdir bunlar,aslında bu kelimeleri kendimiz için söyluyoruz, o kışıyı kaybetmekten korkuyoruz cunku bu yuku kaldıracak gucumuz yok, ama hıc bı zaman dusunmuyoruz, o kişi yaşamayı gerçekten istiyor mu ? daldığı denizlerden çıkacak gücü kaldımı ? kimse istemez sevdiği insanın ölmesini, peki hangimiz sevdiğimiz insanın gözumuzun önunde acı cekerek kablolarla nefes almasını ister ? bu o kadar ınce bır cızgı ki.. artık yaşasın kanseri yensın gıbı imkansız dualar edemıyordum, kanser kemiğe gecmıs.. sağ ayagını ondan aldığı yetmemiş gibi, sol bacagını,sol cigerini,sol cene kemiğini işgal etmişti, üstelik ilaçların yan etkisi olarak sol kulağıda artık duymuyordu.. artık ettiğim tek bir dua vardı ' Allah'ım n'olur burada bu hastanede ölmesın, evinde kendi yatağında ölsun o hastanelerden nefret eder n'olur' diyordum.. ama ne cahil insanlarız bunu derken bile kendimizi düşünüyorduk. ben bunun farkında değildim ta ki hastanede konuştuğum o bilge adam bana '- sen bu kanserın ne kadar ağrılı bir ölümle sonuçlandığını biliyormusun ? evinde yatagında huzur içindemi ölecek sanıyorsun, burada hiç değilse uyutuyoruz, agrı kesıcıler verıyoruz acılarını hıssetmıyor,' demesi ile irkildim, hiç birimiz orada yatan o kişiyi düşünmüyorduk, onun hislerini cektiklerini sancılarını acılarını, nefes alması bızım ıcın yeterlıydı.. peki ya onun için ? ne doğru , ne yanlış, ne iyi, ne kötü hepsi birbirine karıştı. ama artık ettiğim tek bir dua var ' umarım Sonunu merak ettiğin o çöller uçsuz bucaksız denizlere çıkar ve umarım özlem duydugun hayat gittiğin yerde seni bekliyordur ' biz buradayız.. şimdilik...
sana üryanieriği hoşafı yaptım,yanınadomatesli pilav.. yemedin. Ezginin Günlüğü - Dargın Mıyız
"gelsem ki sen evdesin, cümle sıcaklıklarla berabersin. göğsün kapalı, dudakların aralık. ellerimi hohlayıp hohlayıp ısıtsan. halbuki şimdi sen nerelerdesin…” Turgut Uyar
Bitmiyor, sadece bazen -belki güneşli bir günde veya kalabalık bir gecede- geçtiğini sanıyorsun ama geçmiyor esasında. Alışıyorsun zamanla. Asla bitmiyor…
Sabahattin Ali (via tutunamayangiller)
Sen aklıma gelince her şey gülümserdi. Ağaçlar şarkı söyler, rüzgâr tatlı eserdi.
Sabahattin Ali! (via erkeksozu)

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Bazan bütün insanları boyunlarına sarılıp öpecek kadar seviyorum, bazan da hiçbirinin yüzünü görmek istemiyorum. Sabahattin Ali, İçimizdeki Şeytan
Fakat sonra birdenbire etrafımda bana yakın birini arıyorum.
Kış günü sokağa atılmış üç günlük bir kedi yavrusu gibi kendimi zavallı hissediyorum.
Bir tek çehre görsem de yanında yürüsem, hiç ses çıkarmadan yürüsem diyorum.
Bilmem beni anlıyor musunuz?
"Birbirimize her zamandan ziyade uzağız! Çünkü artık bir ümidim yok. Bu sondu."
Sabahattin Ali (via yarinolmasin)