“İnansaydım, Bir ömür beklerdim gelmeni… Ve inan, Saydım, Bir ömür geçti beni sevmeyeli…”
Özdemir Asaf
trying on a metaphor
i don't do bad sauce passes
we're not kids anymore.
dirt enthusiast

Discoholic 🪩
Sweet Seals For You, Always
Claire Keane
DEAR READER

Origami Around



❣ Chile in a Photography ❣

Kaledo Art
tumblr dot com
I'd rather be in outer space 🛸

JVL

Andulka
cherry valley forever
Xuebing Du

seen from T1
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from Türkiye
seen from Poland

seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia

seen from Poland
seen from Brazil

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Canada
seen from United States
seen from Czechia
@bilgesce
“İnansaydım, Bir ömür beklerdim gelmeni… Ve inan, Saydım, Bir ömür geçti beni sevmeyeli…”
Özdemir Asaf

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Kim olursa olsun gözünde büyütme ki gönlüne sığsın dedi kendim bana.
Gönlüme almam için gözümde büyütmem gerektiğini zannedişimin kusur olduğunu böyle anladım.
Duru sevelim.
Eğrisiyle.
Bazı şeyleri güzel yapan, kusurlarıdır...
"Yürümeye ikna edip yol ortasında bıraktığınız herkesin gölgesi, başka yollarda önünüze düşecek. Dünya biraz da bu yüzden yuvarlaktır."
Allah'ım böyle hassas bir meselede dahi nasıl "yarış" içinde olabiliyorlar. Nasıl oluyor da, "Bakınız, ben daha çok üzülüyorum, ben daha çok duyarlıyım çünkü ben daha çok paylaşım yapıyorum; bakınız ben daha düşünceliyim, çünkü herkes konuşurken değil, kimseler konuşmazken de konuşuyorum" şeklinde mukayaselere girebiliyorlar. Ne "acı" paylaşımların miktarınca ölçülebilen bir duygudur ne de duyarlılık. Ne zaten savunmakla mesul olduğumuz bir davayı hep savunuyor olmak "hava atma" meselesidir ne de zulmün arttığı bir vakitte çok tabi bir şekilde daha çok savunmak öncesinde sessiz kalmak demektir

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
DUYAR FAŞİZMİ
Önemli talihsizliklerin ülke gündemini meşgul ettiği anlardan nefret ediyorum. Böyle dönemlerde birbirini yiyen kesimlerin saçmalıklarından bunalıyor ve pasifliğe bürünüyorum.
Pasifliğe bürünmenin duyarsızlık olarak addedildiği bu tip süreçlerde “duyarlılığın” aslında ne olmadığını daha iyi görme fırsatı da yakalıyorum. Örneğin “ormanlar cayır cayır yanarken keyfi story paylaşan kişileri teker teker sileceğim” diyen onnnlarca tanıdığım, on gündür beni benden almakla meşguldüler. Bu dönem boyunca ben de pek paylaşım yapmadım, aman sebebi duyarlılık sanılmasın! Tüm bu saçmalıkları görmemek için az kullandım sosyal medyayı, sebebi alenen budur, duyarlılık falan değil.
Manavgat’taki ilk yangın biz yoldayken, hatta Antalya’ya bir - iki saatimiz kalmışken çıktı. Ne yazık ki tatil amaçlı gittiğimiz yerde ilk iki gün, yok olduğuna üzüldüğünüz her şeyi bizzat soluyarak tecrübe etmek zorunda kaldık.
Dumanların dağıldığı ilk akşam canlı müzik dinlemeye gittim. Düşünsenize, bulduğum ilk fırsatta sahilde bir bara iniyorum ama bunu story olarak paylaşmadığım için “duyarlı” sayılıyorum. O sırada kardeşimle HAYTAP’a bağış falan yapıyoruz, bunu paylaşmadığım için “duyarsız” da sanılabilirim. Hayatımı, sosyal medyadaki paylaşımlarımı, her hareketimi sırf kendisi beni Instagram’dan silmesin diye idame ettirdiğimi sanan egosantrik tanıdıklarım ne idiğimi* asla bilemiyor dolayısıyla. Çünkü bilemezsiniz, bir insanın bir olaya ne kadar üzüldüğünü / sevindiğini / umursadığını, o kişinin sosyal medya paylaşımlarını baz alarak bilemezsiniz. Bilmeniz de gerekmez, size ne ulan?
Nasıl ki “çalkala yavrum çalkala” bir ortamda g*t baş sallarken orman yangını görselli, “içim kavruluyor” notlu bir gönderi paylaşmak üç saniyelik bir işse, sizin kimseyi tehdit etmeden, kafayı bu denli yediğinizi kimseye çaktırmadan rahatsızlık duyduğunuz insanı silmeniz de üç saniyelik bir iş; “duyarlılık” adı altında dayatmada bulunmaya, şov yapmaya hiç lüzum yok, yoktu, inanın. Yine de önemli talihsizlikler söz konusu olduğunda herkesin birbirine hayat ve ahlak dersi verme, başkasını yererek kendisini daha hassas gösterme çabasının kolay yok olabilecek bir dürtü olduğuna inanmıyorum, fuzuli harf harcıyorum şu an.
Çünkü bir eşiğiniz var, herhangi bir insan o konuda sizin eşiğinize yakın tutumlar sergilemediğinde onu suçlu psikolojisine sokabilecek kadar ileri gidiyor, tek doğrunun kendi eşiğiniz olduğunu sanıyor ve kavram kaosu yaratıyorsunuz. Karakterlerin, mizaçların biricikliği umurunuzda bile değil; kişi olumsuzlukları nasıl algılar, nasıl değerlendirir, nasıl tecrübe eder, nasıl tepki gösterir önemsemiyor, her yere soktuğunuz dilinizi hiç düşünmeden bir kere daha, bir kere daha yafta amacıyla kullanıyorsunuz. Kimse neye ne kadar üzüldüğünü, ne için ne kadar çabaladığını sizlere kanıtlamak zorunda değil. Hepiniz şekerle kaplanmış, tatlı küçük faşistlersiniz.
Kendimi yeterince tuttuğumu, bu noktaya kadar muazzam pasifliğim sayesinde beni “silmemiş” olan aşırı duyarlı kimselerin artık gerekeni yapabileceğini düşünüyorum. Çünkü sizin birilerini silmeniz, birilerinin içinden geldiği gibi davranmasına engel olmanız, çemkirmeniz vb. önemli talihsizlikleri bir çırpıda ortadan kaldırabilecek, mükemmel akılcı çözüm yolları sahiden. Dünyayı böyle yöntemlerle kurtaracaksınız, şimdiden tebrikler. <3
*Halk arasında “ne idüğü” olarak bilinen ifademiz, TDK’ye göre “idiği”dir aslında. “Di’li geçmiş zaman”dan gelir, “Selcan da çok duyarsız bir kız idi”deki “idi” o işte.
“Neden aynaya yumruk attın ?”
“Çünkü beni bir bütün olarak gösteriyordu. Oysa ben paramparçaydım.”
Aslında kimse kaybetmez. Giden başka birini, kalan kendini bulur.
“Ben kaybetmiş olabilirim. Ama kimse enkaz altında bıraktığı bir insan için kazanmış sayılmaz. Sen de merhametini kaybettin. Artık eşitiz.”
Parmak uçlarında çiçekler açıyordu... Mavi,mor,turuncu,pembe en çokta eflatun. En çokta gidip gelmeyenlere kalkıyordu kırılmış kadehler. En çok beklenenlere sövülüyordu ve en çok beklenenlere çiçeğe meyilli dallar saklanıyordu.
Şarap kokulu dudaklar sövdükce, paltonun iç cebinde asılı kalıyordu başka bahara adanmış şiirler.
Hem en çok sövülen, hem en çok beklenen nasıl oluyordu? Oluyordu işte...
Sen hiç kendinden başka gidecek bir yeri olmayan, fakat en çokta kendine geç kalan birisini görmedin mi etrafında?
Ben gördüm, bildim de, geç kaldım yetişemedim.
Sen geç kalma olur mu? Sil dudaklarda ki küfrü...
Nisan 2020'

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Hassas ruhlar kırılmaya meyilli olurdu bilirdim. Ruhum, Meyletti, Kırıldım...
—Elfida Eva
🕊
28/mayıs/2020/perşembe/19:27
Perîşan kalbime hayat ,
Karışmış aklıma istikâmet ver…
Kaç hayat yaşayınca yorulur insan? Kaç seneden sonra yaşlı Kaç hezimetten sonra bezgin, Kaç sevda dan sonra kalpsiz, Kaç kelimeden sonra lâl olur kişi.?“
Derin..
Allah'ım! Aklı Olmayanın Fikriyle Sınama Beni…
Bir hayır duası olarak; Allah dermanınıza küstürmesin…

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Size bir tavsiye vermek istiyorum. Birini sizden istediği zaman gidip, istediği zaman dönecek kadar çok sevmeyin. Mahvolursunuz.
“Bazen kahrediyor beni. Genç ölücem belki… Belkide yaşayanlar kendi nefeslerine bile İnanamayacaklar öldüğümde. Elbette her veda gibi hüzünle uğurlanıcam.. Kimileri üzülecek, kimilerinden fazla. Az yaşadı diyecekler benim için az yaşadı.. Ama çok sevmişti…”