KÖTÜLÜĞE TESLİM OLMAMA HALİ - Aygül D. "Denizden görkemli bir manzara vardır, o da gökyüzü; gökyüzünden görkemli bir manzara vardır, o da ruhun içidir. " — Victor Hugo Böyle bir çağda ruhunuza sahip çıkmak için ne yapıyorsunuz ? Böylesi bir toplumda bunun sadece kişisel bir ihtiyaç değil, aynı zamanda ahlaki bir sorumluluk olduğunu varsayıyorum. Çünkü kötülüğün en büyük gücü, insanları kendisine benzetebilmesidir. Sürekli haksızlık gören bir insan zamanla merhametini kaybedebilir; sürekli yalanlarla karşılaşan biri doğruluğun değerini unutabilir; fesadın yaygınlaştığı bir yerde dürüstlük anlamsız görünmeye başlayabilir. İşte ruhu korumak, tam da bu noktada karanlığa teslim olmamaktır. Ruhunu koruyan insan, adaletsizlik karşısında sessiz kalmamaya, kötülüğe kötülükle cevap vermemeye çalışır. Başkalarının vicdanını kaybetmesi, kendi vicdanından vazgeçmesi için bir gerekçe olmaz. Çünkü insanın gerçek karakteri, iyiliğin kolay olduğu zamanlarda değil, kötülüğün sıradanlaştığı zamanlarda ortaya çıkar. Ruhumuzu korumak; merhameti canlı tutmak, doğruluktan ayrılmamak, vicdanın sesini bastırmamak ve umudu kaybetmemektir. Dünya ne kadar karanlık görünürse görünsün, insanın içindeki ışığı söndürmesine izin vermemektir. Zira adaletsizliğin hüküm sürdüğü bir dünyada en büyük direniş, temiz bir kalbi ve sağlam bir vicdanı koruyabilmektir. İnsanın kulpu inandığı doğruların yanlış olduğunu gördüğünde kırılsa da doğru tarafta kalmaya çalışmak en büyük erdemdir. İnsanlık, bu konuda oldukça inatçı bir performans sergilese de inandığımız ve güvendiğimiz insanların ikinci bir yüzü olduğunu görsek de iyiliğe ve doğruya inancımız bitmemeli.. Kendi ruhumuzu koruyabilir, iyiliğin tarafında kalabiliriz. Çünkü bazen bir insanın vicdanını kaybetmemesi, karanlığın ortasında yakılmış küçücük bir mum kadar değerlidir.


















