Gece 12:37. Doğum saatim tam olarak bilinmediğinden gece yarısına sabitlemiş varsayarsak 37 sene 37 dakikadır bu dünyadayım diyebilir miyiz. Bence diyebiliriz. Ne diyeceğimin kimin ne kadar umrunda olduğu da başka bir bilinmez olduğuna göre burada istediğimi varsayıp söyleyebilirim sanırım.
O yüzden yazmak için buraya kaçmış olabilirim bir gecenin vaktinde yine. Evet yine. Çok şey yazmak istiyorum ama zihnimde ordan oraya çılgınca uçuşan kelimeleri birer birer yakalayıp düzenleyip cümle haline getirecek gücüm yok. O yüzden akışına bırakarak, lafın nereye doğru gideceğini, nerde sonlanacağını bilmeden saçacağım kelimelerimi buraya. Ne bu acele, ne bu ısrar, az dinlen toplarlan öyle yazardın zaten diyebilir 5 sene sonraki kız. El cevap: yazmazsam ölecekmiş gibi bir gecenin eşiğindeyim tatlı kız. Yine hırpalama sakın kendini, rahat bırak şu kızı da akıtsın üç beş kelam kendini buraya.
Anksiyeteler diyarında gezip eğlendikten sonra arazisi daha düz, havası daha dingin topraklara ulaştığım bölümlere geçtim gibi hissediyorum. Hayat bu hiç belli olmaz gerçi, iklim krizi vurursa kuraklık da gelebilir, sel de basabilir. Boğulabilirim, belki hayatta da kalabilirim. Bu arazi de öğrendiğim en önemli şey doğal afetleri kabul etmek, gücünün yeteceği kadarına hazırlık yapmak. Kasırgayı durduramam ama evimin pencere, kapılarını sıkıca kapatıp önlem alabilirim lakin bu kasırganın evimi tamamen kurtacağım garantisini vermiyor ama kurtarabilir de. Ne olacağının şüphesiz hatasız bilgisi sadece Allah katında var. Ben ise sadece küçük ihtimallerin bilgisiyle karar alıyorum. Ben de yüzde beş filan var. İşte ben tam bu yaşımda Allahım geri kalan yüzde doksan beşi sen en güzeliyle tamamla diyebilmeyi, ama gerçekten yürekten inanarak diyebildiğimde en güzelinin olacağının idrakine daha iyi vardığım yaşımdayım. Evet kasırgadan, selden, kuraklıktan hala korkuyorum. Ama korkuyla saklanarak değil, bu korkuya rağmen yaşamanın, yaş almanın peşinden koşma gayretindeyim.
Bu halimi, eski hallerimi sevip, kabul edip, bağışladım. Gelecekteki halimi de sevmeye niyet ettim. Gücümün yettiğince ve Rabbimin izin verdiği müddetçe Allahın bana bahşettiği bu 37. yaşımı öncelikle onun rızası istikametinde, hakkını vererek tıpkı kıymetli bir hediyeyi kullanırkenki hassasiyet ve özenle yaşama arzum var. Sızlanabilirim, ara ara sarsılabilirim, yalpalayabilirim. Önemli olan günün sonunda çıktığın şerite sakince geri dönmek .
Şimdi yüzünü güneşe dön ve korkmadan söyle:
İyi ki doğdun!














