Yalpayarak ellerim ceplerimde umutsuzca basimi egip karisiyordum sokaktaki fanilerin arasina…
Siyah saclarimin arasina dusen sararmis ama hala da bir o kadar canli sonbahar yapragiyla gozlerimi carpik adimlarimdan cekip etrafima baktim.
O an anladim ki bu dunya benim dusuncelerim icin fazla dardi.
Gozlerimin istemsizce ugradigi icinde solmus ruhlari saklayan o canli bedenlere bakakaldim uzun sure.
Kimisi bir yere gidiyor kimisi de geri donuyordu.Kimisi de yorgun bakislariyla sadece kosarak kacmak istiyordu.
Tabiki bunlar sadece kafamda kurdugum ufak tiyatrolardi.
Asla bilemezdim o bakislarin arkasinda saklanan belki de hic bir zaman anlasilmayacak hisleri.
Anlayamazdim o dusunceli hallerin arkasindaki belki de gercek olacak belki de olmayacak o fikirler yiginini,duyamazdim sokaktaki binlerce yuregin hangisinin nasil attigini,hissedemezdim ruhlarinin icinde saklanan acilarini,mutluluklarin belki de en buyuk korkularini.
Goremezdim siyah sayfalardan siyrilan iyi ruhlari…
Bilemezdim,hissedemezdim,anlayamazdim saglam bedenlerin arkasindaki gercekleri,tum o ruhlarin aitligini.
Anlamlandirmaya calistigim binlerce parca hayattan bir kaciydi ve benim de ellerimde sadece dusuncelerimin sahnelendigi kucuk bir tiyatro sahnem vardi.