Noah Kahan
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
Interview Vampire Daily
cherry valley forever
macklin celebrini has autism
Cookie Run:Kingdom Official!
Claire Keane

PR's Tumblrdome

tannertan36

roma★
The Stonewall Inn
YOU ARE THE REASON

oozey mess
KIROKAZE

if i look back, i am lost
taylor price

Origami Around
Monterey Bay Aquarium

#extradirty
occasionally subtle
seen from Germany
seen from United States
seen from Brazil

seen from Germany
seen from United States

seen from Germany

seen from Canada
seen from Bangladesh
seen from United Kingdom
seen from United Kingdom

seen from United States
seen from Türkiye
seen from Netherlands
seen from Brazil
seen from Philippines
seen from United States
seen from Brazil
seen from United States

seen from United States

seen from United Kingdom
@aktanhalil

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
İkinci Yeni'de bazı keşifler.
Şimdi size daha önce not olarak paylaştığım ama yazmaya vakit bulamadığım bir konuyu yazacağım. İkinci Yeni şiirlerinde keşfettiğim bazı yeni şeyleri aktarmak istiyorum. Benim çok hoşuma gitmişti, o kelimelerle oynarken ortaya çıkan şeyler.
Ama önce bir konuda anlaşalım. Şu, “zevkler ve renkler” tartışılmaz değildir. Hele edebiyat hiç değildir. Hele hele şiir hiç değildir. Bana ne ben şu şiiri beğendim, diyemesiniz. Nasıl ki, matematiğin belli başlı koşulları varsa, edebiyat da öyledir. Edebiyat da bir bilimdir. Şiirin, romanın inceleme ölçütleri vardır. Bir roman, şiir bunlara uygunsa o zaman edebi bir değer içerir.
Edebi değer ölçütleri.
Mesela, bir romanı incelerken, roman karakterlerini, karakterler arası ilişkileri, olay örgüsünü, fesefi, ekonomik, toplumsal arka planını incelersin. Bunlar arasında uyum varsa, mantık hatası yoksa, dil kurallarına uygunsa başarılı bir edebi eser denilebilir.
Keza şiir de öyledir. Ya bu benim hoşuma gitti demek şiiri iyi yapmaz. Hoşuma gitmedi demek de kötü yapmaz. Şiirin bağdaşıklık, tutarlılık unsurları iyi bir şekilde işlenmişse o şiir başarılıdır.
Estetik atlatması.
Tabi bu dediklerim matematiksel kısımları. Bir de işin içine “estetik” kavramı giriyor ki, bizim ülkece kaçkın olduğumuz bir meseledir. Özellikle son üç yüzyıldır Avrupa bu meseleye çok eğilmiştir. Kant'tan başlayarak Lucakslara kadar büyük bir estetik birikimi vardır. Ama bizim edebiyat fakültelerinde şiir, roman işlenmesine rağmen (bazı diğer sanat dallarını da içerebilir) maalesef estetik diye bir ders işlenmemektedir. En büyük eksiklik budur ve acilen düzeltilmesi gerekmektedir.
İmge yüzyılı.
Estetiği şu yüzden yazdım. Bizim yüzyılımız özellikle şiirde, estetik ve imge yüzyılı. Türk edebiyatının bu konuda geniş birikimi var. Ve bu yüzyılda şairlerimizin işi çok daha zor. Mesela bence Divan edebiyatı daha kolay, divan şairlerini de işi daha basitti. Çünkü kalıplarla dolu bir şiir. Bunun eğitimini alan herkes ortalama bir divan şairi olabilir. Bu eğitimin üzerine biraz şairanelik geldikten sonra ancak iyi bir divan şairi olabiliyorsunuz. Bâkî o yüzden Hayali'den daha iyi bir şairdir. Fuzûli keza Nev'i'den. Nedîm de, Azmizade Haleti'den.
Ama özellikle Cumhuriyet şairinin işi daha zor. Hatta çok çok zor. Çünkü kalıbı yok. Geriye elinde tek bir şeyi kalıyor. Şairaneliği. O yüzden çok kişi heba oluyor. Tabi bir de buna toplumsallık katmalıyız ama o ayrı bir konu. Belki bir gün değiniriz.
Dilde sapmalar.
İmgelerin ve metaforların bir edebi esere en önemli katkısı bence dilde sapmalar oluşturmasıdır. Dilin temel özellikleriyle çatışmalar yaratan bu sapmalar kötü gibi görünse de bence öyle değildir. Sözcük dağarcığını zenginleştirir, yeni anlamlar kazandırır. Tabi grameri ve sentaksı parçalamama koşuluyla. Orada postmdernizm devreye giriyor. Postmodernizmin dil yıkıcılığı ile iyi şairin şiire yeni anlamlar kazandırması arasında bence böyle bir fark var.
Metinde anlam.
Yukarıda bir şey yazdım. Romanda arka planın incelenmesi diye. Bu şiirde de geçerli kanımca. Çünkü her zaman şiir metin içinde anlamıyla kalmaz. O yüzden bazı imgeleri, metaforları dış dünyada aramaz, metni bunla anlamlandırmak gerekiyor. Bu özellikle tarihsel metaforlarda geçerlidir diyebiliriz. İkinci Yeni şairlerinin şiirlerini biraz kazıyınca, “metin-aşkın” yapılarla bol miktarda görebiliyoruz. Mesela Ece Ayhan'ın “Fayton” şiirinde buna rastlıyoruz:
Atatürk'ün aşığı.
“Ben ki son üç gecedir intihar etmedim hiç, bilemem
intihar karası bir faytonun ağışı göğe atlarıyla birlikte
cezayir menekşelerini seçip satın alışından olabilir mi ablamın.”
Şimdi burada tarihsel bir arka plan var desem mi inanır mısınız? Düz okursanız anlaşılmıyor evet. Gelin kelimeleri birleştirelim. Sihirli kelimelerimiz; fayton, intihar, aşık, abla. Bu imgeleri gerçek dünya ile birleştirelim. Size bir şey ifade ediyor mu? Etmiyor mu yine de. O zaman tarih bilimine yaslanacağız, gerçek dünyaya açılacağız.
Buradaki abla, Fikriye Hanım'dır. Fikriye Hanım, Atatürk'e aşıktır. Ankara'da bir dönem Atatürk'e evinde yardım etmiştir. Fakat hastalığı sebebiyle yurtdışına gönderilmiş, tedavisi sonrası Ankara'ya geri döndüğünde Atatürk'ün eşi Latife Hanım tarafından Çankaya köşküne alınmamıştır. Buradan hayal kırıklığı ile dönen Fikriye Hanım, faytonda tabancayla intihar etmiştir. Ancak bu olayı bilirsek ve aklımıza getirirsek işte o zaman ablayı, faytonu ve intihar metaforlarını anlamlandırabiliriz.
Zurnanın ucu.
Metin gördüğünüz gibi bazı işiirlerde özerk bir dünya kuruyor. Ama kendi iç gerçekliği içinde bir tutarlılığa da sahip olması gerekir. Bu tutarlılık önemli çünkü metindeki metaforları ve imgeleri bir bütün olarak düşünemezseniz hataya düşersiniz. Çünkü çoğu zaman ilk imge diğer imgeler için belirleyici bir duruma sahiptir. İlkinin anlamında yapılacak hata diğerlerini de anlamsızlaştırabilir. Özetle, bir metinde çoğu zaman metaforlar zincir gibidir. Halka da yanlışlık diğer halkaları etkiler. Gelin bunun için de Cemal Süreya'nın “Gül” isimli şiirine bakalım:
“Gülün tam ortasında ağlıyorum
Her akşam sokak ortasında öldükçe
Önümü arkamı bilmiyorum
(…)
Gülü alıyorum yüzüme sürüyorum
Her nasılsa sokağa düşmüş
Kolumu kanadımı kırıyorum
Bir kan oluyor bir kıyamet bir çalgı
Ve zurnanın ucunda yepyeni bir çingene.”
Burada ilk imgemiz, gül. Eğer bunu düz anlamıyla çiçek olarak okursanız şiiri anlamlandırmada zorlanırsınız ya da pek yavan bulabilirsiniz. Fakat bu gülün kadınlığı ya da cinselliği çağrıştırdığını tespit ederseniz o zaman bütün imgeler size anlamlı gelecektir. Ve metnin son dizesinde doğru bir noktaya ulaşırsınız. Zurna'ya. Gül kadınlıksa, şeklen aklınıza getiriniz, zurna da erkekliktir. Ve bu iki imge arasındaki diğer metaforlar; kan, kıyamet, çalgı, çingene… Bunları da cinsellik bağlamında okursunuz ve bütün figürler anlamlı bir hale gelir. Şiiri siz anladınız zaten bu haliyle…
Ne boğaz ama.
Şimdi başa dönelim. Bazı şairlerin dilde sapmalar yarattığını ve yeni anlamlar kazandırdığını söylemiştim. Bundan bir tanesi de Turgut Uyar'dır. Uyar, imgeleri birleştirip katmanlaştırarak yeni anlamalr yanında yeni kelimeler yaratıyor. Ve bunları şiir içinde tutartlı bir şekilde başka imgelerle bağdaştırıyor. “Ahd-i Atik” şiirinin “Levililer” kısımına gelin bakalım:
“Bir susuzluktu onun şarkısı belki tuzlu ve hüzünlü
Her gün bir sevinç yabancıydı onun ağzında
Partilerde Meydanlarda, örneğin SÜPanCe boğazında,
çok çok idi, bir gözlük, bir boyun atkısı, bir ölüm!…”
Burada şair bir şifreleme yapıyor şiirde. Anahtar kelimemiz “SÜPanCe.” Anlam verdiniz mi, ben biraz düşündüm ve bir şey buldum. SüPanCe'nin yanındaki kelimeye bakalım: Boğaz. Ece Ayhan'da tarihe yaslanmıştık bu kez de gelin coğrafyaya yaslanalım.
Coğrafyayı böyle güzel öğrenmediniz.
SüPanCe'nin bazı harflerinin büyük olması bize bir ipucu daha veriyor. Anlıyoruz ki, 3 kelime bir araya gelmiş. Bu üç kelimeyi boğazla anlamlandıralım. Süveş boğazı (kanalı), Panama boğazı (kanalı) ve Cebelitarık boğazı (kanalı)‘na ulaşıyoruz burada. Şair üç sembolu yapay bir kelime ile birleştiriyor. Ne akıl ama… Şaşırdınız değil mi? Durun daha şaşkınlığınız bitmeyecek.
Alt dizesinde üç metafor daha var: gözlük, boyun atkısı, ölüm. Bunların biri coğrafik diğeri de tarihsel bir anlamda şiirle, SüPanCe ile birleşiyor. Şimdi ilk Cebelitarık'ı aklınıza getirin. Bir ucu İspanya bir Ucu Fas. Ortasına biz çizgi çekin, alın size bir gözlüğe benzeye coğrafi şekil. Boyun atkısı ise Süveyş'in görsel karşlığı oluyor. Yukarından aşağıya doğru uzanan bir şekil, annemizin örgüsünden çıkmış gibi. Panama'da ise tarihe başvurmamız gerekiyor. Malum, Panama kanalının yapımı yıllarca sürüyor ve inşaat sırasında binlerce işçi ölüyor. Ve böylece Panama ile ölüm örtüşüyor.
Biraz matematik biraz bulmaca.
Bir sonuç yazmak isterdim ama her şey ortada görüldüğü gibi. İkinci Yeni şairleri imgelerle, metaforlarla dans ediyorlar. Kalıplar yok ama şairanelik var. Büyük şairler. Ve bize kelimelerle oynamak için adeta büyük imkanlar veriyorlar. Biliyorum uzun diye bir çoğunu okumadı ama ben bu şiirleri okurken ve yazarken inanılmaz zevk alıyorum. Sizi bilmem ama şiir biraz matematik, biraz bulmaca benim için.
Sen benim gözümde, ‘annemin onlarla oynama’ dediği çocuklardan değilsin.
(via delidivane)

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
kalbim tökezliyor.
Nasıl desem?..
Kaybettiklerim boyuma ekleniyor sanki Git gide büyüyorum.
…
Some cry with tears. Others, words.
six word story // 2slow-2poison (via just-six)
kim elini uzatsa delik deşik

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
“The emotion that can break your heart is sometimes the very one that heals it…”
Nicholas Sparks, At First Sight (via
hplyrikz
)
Clear your mind here
(via hplyrikz)
Her gün ölüyorlar Olric. Görebiliyorum, yaşamıyor hiç biri.. Fakat karşılarına geçip sorsan hani: ölümden korkuyorlar.
…
Dibe vurduğunu sanıp, bir dip daha olduğunu keşfedebiliyordu insan.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Bir taşra çocuğu sıfatıyla özlemeyi bilmiyorsanız denizi; Kaybettiniz (benim gibi).
Oğuz Atay (via oguzataydan)
Tanrının bana baş edemeyeceğim bir şey vermeyeceğini biliyorum. Sadece keşke bana bu kadar güvenmeseydi diyorum.