sokak lambası vuruyor yüzüne,
rüzgâr tenini okşuyor.
üşüyorsun, belli etmiyorsun.
içindeki ateş dindirir mi bu ayazı,
yoksa körükler mi?
etrafında evler var sözde,
dört duvar ayakta ama yuva çoktan yıkılmış.
çatılar göğe uzanıyor belki,
fakat altında kalanlar enkazdan farksız.
sokaklar dolu insanlarla,
yine de sesin yankı bulmuyor.
ailen var deniyor sana,
ama en kalabalık sofrada bile
yapayalnız oturuyorsun.
ve anlıyorsun;
insanı üşüten ayaz değil bazen,
kendine ait hissedemediği bir dünyanın
ortasında kalmakmış.

















