Tencere-Kapak
Tencere ve Kapak.
Yüzyıllardır çok önemli bir şeyi simgeler: UYUM.
Bunun üzerine pek çok atasözü ve özdeyiş türetilmiştir.
Hepsi de iki şeyin birbirine uyumu veya uyumsuzluğu üzerinedir. Çünki tencere ve kapağın uyumu kaçınılmazdır. Evrensel bir yasa gibidir. Tencereyle kapak birbirini tamamlamazsa yemek pişmez, yandan damlatır, aşar, taşar, ortalığı batırır.
Üzücüdür ki bu uyumu artık kimse takmıyor. Başta tencere üreticileri.
Mutfağa adımını atmamış tasarımcılar yeni nesil mutfak eşyaları tasarlıyor ve çorba bile karıştırmamış müdürleri bunları onaylıyor ve yine yumurta bile kırmamış CEO ları bunların üretimine izin veriyor. Hayatı lüküs lokantalarda geçen firma sahibinin umurunda mı "tencereyle kapağın uyuşmaması"?
Oysa kalıba çeliği süren usta dudak arasında cık cıklıyor. Camı kapak yapan Camgeran gözyaşları içinde.
Ele oturmayan kepçe kaşık, tencereye oturmayan kapak, bulaşık makinesine yerleşemeyen tabak ve dahi Myrmecophagidae olsa dudak sürülemez bardaklar meşhuur mutfak eşyası üreticisi firmaların cammekanlarını süslüyor.
Mutfak dolaplarında üst üste durması elzem tencereler bir dansöz ustalığıyla kıvırıyor da kıvırıyor.
Elimize aldığımız kepçe ile çorbayı doldurmaya çalışırken bu sefer biz kıvırıyoruz.
Bunu okuyanlar bıyık altından gülüyor.
Ben bulaşık makinesini doldururken ve dolaplara boşaltırken kıvranıyorum.
Tencereler ve kapaklar hâlâ birbirine uymuyor...












