Bir kuva-i milliye kahramanının öyküsü… Günümüz makam ve mevki sahiplerine örnek olması temennisiyle…
“Uşaklı Hoca İbrahim Efendi kuva-i milliye devrinde köylerden aldığı her torba samanın, her ölçek bulgurun, buğdayın hesaplarını santimine kadar bir takım sarı bakkal defterlerine yazmıştı. Bize bu defterleri sandığından kutsal emanetler gibi çıkarıp gösterdi:
- Vasiyet ettim. Beni bunlarla beraber gömecekler. Eğer milletten aldığımın bir habbesi yerine harcanmamış ve benim kursağımdan geçmişse Allah bana hesabını sorsun diye.
Bunları söylerken kırış kırış gözleri içten gelen damlalarla ışıl ışıldı. Sonra, çocukları adına da bir andı vardı:
- Savaşlar bitince beni mebus seçtiler. Ankara’ya yolladılar. Fakat çocuklarım adına bir ahdım var. Büyüsünler, adam olsunlar, sonra santimine kadar hesabını çıkarıp, şu fakir milletten mebus maaşı diye aldığımız paraları devlet hazinesine geri versinler. Böylece bizim de bir hizmetimiz geçmişse, bari hak yoluna bir hizmet sayılsın… “
(Şevket Süreyya Aydemir - Tek Adam II)