İst’AN’bul
photo @vazgecmelerustasi
Sen İstanbul'suz da güzelsin Ama İstanbul 'seninle' güzel.. !
https://youtu.be/1gpf9e8wSf4 🎶🚬🍷✨
seen from China

seen from Malaysia

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from France
seen from United States

seen from Germany
seen from United States

seen from Malaysia
seen from United States

seen from Colombia

seen from United States
seen from United States
seen from China
seen from Iraq
seen from United States
seen from Poland
seen from United States
İst’AN’bul
photo @vazgecmelerustasi
Sen İstanbul'suz da güzelsin Ama İstanbul 'seninle' güzel.. !
https://youtu.be/1gpf9e8wSf4 🎶🚬🍷✨

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
☃️❄️ Hani bir gülümsemen vardır sanki İstanbul gözlerin gözlerimi bulur bulmaz içimde bütün şehir atlıkarınca gibi döner ha döner ışık renk ve pul… 🍂☕️ ✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨✨ #winter #kızkulesi #oneistanbul #goturkey #istanbul #keşfetteyiz #snow #sea #bosphorus #üsküdar #salacak #sunset #travelturkey #ahmettahabilgin #nostalji (Üsküdar, İstanbul) https://www.instagram.com/p/CbDniPSsicK/?utm_medium=tumblr
Hz. Mevlana dünyaya dalanların durumu için şöyle bir misal veriyor: “Dünyaya gönül verenler tıpkı gölge avlayan avcıya benzerler. Gölge nasıl olur da onların malı olabilir? Nitekim budalanın biri kuşun gölgesini sımsıkı yakalamak istedi. Ama dalın üzerindeki kuş bile buna şaştı kaldı..”
Var bir hayalimiz 😇❤️
Sekizinci Dakikadan Devam
Harfleri yan yana iliştirip anlama kayan kelimeler yapmak ve kelimeleri yan yana iliştirip anlama kayan cümleler inşa etmek ve yetmiş beş derecelik bir yokuş. Ölçtüm çıktım ölçtüm indim. Levhaların altına baktım apartmanların altına. Önce bir otobüs aldı beni sonra bir park bir salıncak bir dünya. Yüzüme dokundum ve boşluğa düştüm bir şarkı çalmaya başladı. Oysa ne güzel ihtimaller vardı geçmiş zaman içinde içimde. İnsan hatırladıkça tütün çiğniyor. İnsan hatırladıkça duraktan düşüyor. İnsan hatırladıkça burnuna yanık kokuları geliyor ve uyandım. Yokuşu çıktım ölçmeden bu kez, indim ölçmeden. Peşimde yirmidokuz harf ile birlikte geziyorum ve kilometre cinsinden uzak yerler düşünüyorum yürürken. Uçabilmeliydik. Korkularımı yenebilirdim o zaman. Herkes gibi insanlarla diyaloğa gönül rahatlığı ile girebilirdim. Adımı bir yerlere malzemesi önemsiz taşlarla yazdırabilirdim. Düşüncem dönüşte yere çakıldı diye oldu tüm bunlar. Uzak yerlere erişemedim. Şarkılardan yardım istedim utanmadan. Beni tutun diye bağırdım. Kendi sesime uyandım. Uyku içinde uyku, rüya içinde rüya, evrendeki enerji dağılımında bir sorun olmalı gezegenler birbirine çarpıyor çok gürültü var. Sese uyandım. Boccherini çalıyordu. Sekizinci dakikadan devam ettim.
Hiçbir şey olmadı

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
1870'lerde Salacak açıklarında Kız Kulesi önünde deniz safası.
“İnsanoğlu dünyayı elde etmek uğruna nice sonsuz devlet ve saadetleri kaçırır.”
Muhammed Hâlîd Ziyâüddîn (Kuddise Sirruhû)
Abbara (2019)
Ahmet Tezcan
Bir umudun masalı
Ne kadar "süfli" olsa da mekanlar ve yaşananlar,her daim bir umut barındırmaya devam edecek gücü bulacağız,bulmak zorundayız.Umut hep bir yerlerde saklanır ama;bazen üfleyince hepsi dağılan bir karahindiba çiçeğinde, bazen zamansız yağan bir yağmurun arkasından gökyüzünde beliren ebemkuşağında,kah bir şehrin karmaşasında,kah doğanın dinginliğinde, kimi zaman gecede, kimi zaman günortasında, kimi kez Mardin'de kimi kez Salacak'ta gözkırpar usulca arayanlara...
Kendinizle göz göze gelmedikçe aynaya bakmış sayılmazsınız. Betty öğretti bunu bana ve ben aslında aynaya, bir bütün olarak kendime, özellikle gözlerime hiç bakmadığımı farkettim. Kaybolsam, elime kalem verip önüme kâğıt koysalar: “ Çiz kendini” deseler, çizemezmişim. 9
O boşluk ise; kaybettiğim öyküydü, hayatımdı ve ben, iki ünlem arası kırk satırlık bir boşluktan ibarettim. 13
Düne kadar hayat; onunla elele yürüdüğümüz, daha iyiye, daha güzele, mutluluk kaynağına uzanan renk renk çiçeklerle bezeli geniş bir yoldu. O yolu benim için bezeyen Betty idi. O yolda geriye dönüp bakmak hem anlamsız, hem imkansızdı. Betty; elimi bıraktı, kör karanlık imkansıza yuvarlandım. Yitirdiğim sadece annem değil, o yolun, hayalin ve hayatın kendisiydi. 22
Yoksul değildim ama kimliğimden ve geçmişimden yoksundum. 23
Yaşam nefes alıp vermekten ibaret değilse şayet, yok olan bendim. Delirtici bir çelişkiydi bu. Delirmemek için büyük, rahat ve lüks yatakta uykuya direniyordum. 24
Bir insanin kimliğini yitirmesi, kimlik kartını yitirmesine benzemez, faturasına katlanamazsınız. 24
Şimdi biri çıkıp deseki bunların hepsi uydurma, sanırım bu itiraza çok az kişi katılır. Çünkü gerçekler ölür, efsaneler yaşar. Hakikat budur. 28
Gerçeğin müşterisi az yani... 28
Dileği olamayanın belleği, belleği olmayanın benliği yoktur. Varlık; göksel bir talepten ibaret. Talebine şükret! 33
İnsan sevdiğine söver, sevmediğini yok sayar!. 34
Hayalin kadar insansın..Müthiş! Hayali bırak, güvercin gibi kanatlanıp uçsun yeryüzü ile gökyüzü arasında. Yokluğu varlığa taşıyan bir posta güvercini gibi.. Evet sevgili kardeşim, Mardin’i okuyarak ya da dinleyerek değil, yaşayarak tanımalısın. Çünkü şehirler de insan gibidir, ona dokunmadan, onunla göz göze gelmeden, sabaha birlikte uyanmadan tanıyamazsın. 38
Yarım gün olmadı bu şehre geleli ama yarım asırdır buradayım işte, zeytin ağacıyım, dallarım cılız, devasa saksıya hapsedilmişim. Köklerim plastik duvar ötesinde ulaşabileceği bir yer yok. Kimbilir hangi kökten filizlenip koparılmış, hangi söğüt özüne yatırılıp hangi saksının biraz toprak, biraz kum, daha çok çakıl karnında yeniden köklenmişim? Neredeyim, neredenim, neyim? Bilmiyorum. 48
Gerçekten tuhaf insanlardı bu Türkler, yeni bir insanla tanışmak kadar, tanıştırmak da heyecanlandırıyordu onları. 58
Ağaç suyu çağırır, su hayattır! 61
Çaysız sohbet, ruhsuz bedene benzer! 75
Kışını görmediğin şehri yaşamış sayılmazsın! 82
Abbara, Arapça abera fiilinden türetilmiş bir kelimeydi. Abera bir şeyi bir yerden başka bir yere geçirmek anlamındaydı. Düşünceyi ve davranışı değiştirmek anlamına gelen ibret sözcüğü de abbara ile aynı kökten geliyordu. 88
Yüzün ve tebessümün kabul edilmiş bir peygamber duası kadar güzeldi!.. 104
Zalimin zulmü, kurbanına yaşattığı acılar değildi, o acılar üzerinden kurbanını kendisine dönüştürmesi idi. Gerçek zulüm, acılar bittiğinde başlıyordu. Çünkü her kurban, acılarından doğması muhtemel bir zalimdi. 108
Tanrı; Suriye ve Arabistan çöllerinden yolladığı, hatta Kuzey Afrika’dan gelen toz fırtınası gibi, sanki bütün ırkların genlerini avucuna almış ve Mezopotamya’ya savuruvermişti. Anlamı her iki dilde iki nehir arası ada anlamına gelen Mezopotamya Tanrı’nın bütün genleri bir genden ürettiği bir dilden bütün dilleri türettiği göksel bir laboratuvar olmalıydı. 110
Ne çok şey susuyoruz... 112
Şehre değil, insanın kendisine uzaklığı imiş ecnebilik! Asıl şehir; insanın kendisiymiş! 112
Mesele; herkesin doğrusunu başkasına dayatmasından ibaretti aslında. Ön ucu ben, son ucu kan idi. Ben; ötekini yok sayıyor, ötesine geçemiyordu. 136
İnsan hem kör, hem de nankördü işte ahuy! Her düşmanı yeniyor, kendi nefsine esir düşüyordu! 137
Abbaralar gibi birbirine bağlıydı her şey. İnsan farkına varırsa bunun, sadece dışarıda şehirde Mardin’de değil kendi içinde de sayısız abbara olduğunu görecek kendinden kendine yol bulacaktı. Aramaktı insana düşen. Bulmak ise yüreğindeki aşka bağlıydı. Aşka; yani teslim oluşa, kendinden geçişe bağlıydı. 158
Her insan kendine gebedir, doğmayı bekler kendinden... 159
Kardeşi olmayan kişi sağı olmayan sol gibidir. 170
Bilmeyişimi özlüyorum! 185
Bilmeyişimle mutlu yaşamıştım kırk yıl. Bunu bile bilmiyordum. Cahiliydim kendimin, her şeyin ve herkesin. Bir şey varsa kesin olan; bundan sonra artık hiçbir şeyden emin olmayacağımdı. 186
Gözlerine baktım, o idi, düşlerimdeki gözleri boncuk çocuk! 209
Sahir hep gökkuşağı olmak isterdi çocukluğunda, Sahra ise yeryüzü.
-Eee, nasıl buluşacağız o zaman, diye kızardı Sahra. Sahir gülerdi.
-Sen çiçek olursun yeryüzünde, ben gökkuşağı olur yapraklarını boyarım, derdi. Sahra’nın hoşuna giderdi o zaman.
-Bak olur işte, adımız 'Gökkuşağı Çiçeği' olur derdi. 224
29.05.2019