Remzi - I can feel your touch

seen from Italy
seen from United Kingdom
seen from Greece

seen from United States
seen from China

seen from Malaysia
seen from Israel

seen from Malaysia

seen from United States
seen from United Kingdom

seen from Malaysia
seen from China

seen from United States
seen from Mexico
seen from United Kingdom
seen from India
seen from Switzerland
seen from Russia
seen from Japan
seen from Germany
Remzi - I can feel your touch

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
REMZI - Аромат дорогой
Трек из сборника «Музыка. Новинки. Май 2026» на zvyk.org Новый хит в мае 2026 Без рекламы и оплаты, прекрасный релиз весеннего месяца! 🎧 Музыка в mp3. ... Читать дальше »
E Nyx continua sendo a mãe mais relapsa que nunca aparece aqui...
As sombras no ambiente de Remzi pareciam se agitar; Nyx estava completamente ofendida. Uma brisa gélida cortou o ar, e a voz da deusa ressoou, mais firme e cortante do que o habitual. — Relapsa, Remzi? Relapsa é a palavra que você escolhe? — O tom dela parecia vibrar com um eco ancestral. — Enquanto seu irmão, Damon, oferece sua devoção, mesmo sem pedir nada em troca, você me acusa de ausência como uma criança mimada que não tem tudo à mão. Talvez você devesse aprender com ele, pois eu estou sempre presente para aqueles que me buscam com respeito e compreensão, não com queixas infantis. — A escuridão pareceu se intensificar por um breve instante, como se a deusa estivesse prestes a falar mais, mas em vez disso, tudo ficou quieto. O ar frio permaneceu, enquanto o olhar duro e zangado da deusa pareciam falar mais alto. Um lembrete silencioso da frustração de Nyx.
Uma linha direta para os deuses ou uma humilhação misteriosa? Todos os semideuses que tentam conversar recebem alguma resposta atravessada. Seria melhor se vocês continuassem calados.
A risada de Zéfiro ecoava pelo ambiente como uma daquelas brisas frescas em uma dia quente, o som trazia paz e tranquilidade. — Depende de qual deus você terá a sorte de pegar, semideus. — o deus se inclinou um pouco na rede que estava deitado para que pudesse chegar mais perto do círculo irregular de bordas coloridas que era a mensagem de Íris. — Por exemplo, eu não me importo de receber chamadas e mensagens. Se você tiver o azar de pegar Dionísio... boa sorte. Zeus, então? Sinto pena. Circe? Se for homem... talvez deva considerar não fazer. Também prefiro quando eles estão calados, meu caro.
Mebusevleri Mahallesinde sevilen bir isim haline gelen kasap çırağı Remzi, semt sakinlerinin siparişlerini gün boyunca adreslerine teslim ed

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Yedinci Gün [Orhan Hançerlioğlu]
Orhan Hançerlioğlu adını görünce Düşünce Tarihi, Felsefe Sözlüğü gibi kitapların yazarı olan Hançerlioğlu ile aynı kişi olabilir mi diye merak ederek kitabı aldım elime. Aynı kişiymiş. Hançerlioğlu’nun araştırma, düşünce kitaplarının yanında romanları da varmış. Felsefe Sözlüğü ve Düşünce Tarihi kitapları babamın ilgi alanına giren kitaplar olduğu için çocukluğumda evimizin kitaplığında vardı, istifade ediyordum zaman zaman. Beni rahatsız eden şeyler olduğunu hatırlıyorum o zamanlardan, muhtemeldir ki kitapların içerdiği telkinlerdendir. Romanı alırken bir felsefe adamının nasıl bir roman ortaya çıkaracağını merak ettim. Yedinci Gün adlı, benim en’ler listemin tepelerinde bir kitap var, İhsan Oktay Anar sağolsun. Bu kitap da aynı adı taşıyor fakat adaşı olan şaheser kadar güzel bir kitap değil. Tevrat’taki yaradılış olayına gönderme yaparak Ömer adlı kahramanın hayatının yedi günde nasıl değiştiğini gün gün işleyerek anlatmış yazar. Sıradan, rutin, sıkıcı bir hayat yaşayan memur Ömer Bey bir gün her şeye tekme atarak hayatını terk ediyor. Yeni bir hayat yaratmaya koyuluyor yedi günlük bir serüvenle. Orhan Hançerlioğlu’nun iyi bir mason olduğunu da belirteyim yeri gelmişken. Her neyse. Yedi gün süren bir serüvenle basmakalıp hayatından ve memuriyetinden kurtuluyor Ömer Bey kardeşimiz. Böyle de manidar bir mesaj vermiş oluyor tüm insanlığa. Ümidini yitirme, sıradanlığının zincirini kır diyerek. Milli Eğitim Bakanlığı da bu kitabı ortaokullar için 100 temel eser arasında sokmuş. Kitabı niye sevmedim. Birincisi edebi olarak çok derin değil. Tevrat’tan parçalar içeriyor, Tevrat’ın Tekvin bölümünün 31. Ayetine kadar yedi günün girişinde bulunuyor. Yazarın mason olduğunu bilmesem belki beni rahatsız etmezdi fakat benim fark edemediğim masonik mesajlar içeriyor olduğu düşüncesi beni rahatsız etti. Son olarak da kitabın sonunda Ömer’in son gününü dinlenmeye ayırması pastanın çileği-kirazı oldu. 111 sayfalık, uzun bir hikâye de diyebileceğimiz romanı 1957 yılında yayınlamış yazar. Elimdeki Remzi Kitabevi’nin 2012’de yaptığı baskı var. Read the full article
Evlenmeden Önce [Doğan Cüceloğlu]
Doğan Cüceloğlu’nun “Evlenmeden Önce” kitabı adından dolayı önyargıya sebep oluyor. Sadece evlilik hazırlığı yapanların okuması gereken bir kitapmış izlenimi veriyor fakat öyle değil. Evliliğin içinde olan insanlar da yaptıkları hataların farkına varabilirler böylesi kitapları okurken. Kitabın güzel bir özelliği, hocanın okur mektuplarından çok fazla faydalanmış olması. Diyebilirim ki her konu hakkında bir tane okur mektubu kullanılmış. Bu durum kitabı gerçek hayatla iç içe yapıyor. Bu tür kitapların hayattan kopuk olması, örneklerinin havada kalması, etkisini azaltacak bir etmenken “Evlenmeden Önce” gerçek hayatla beslenerek ciddi bir zemine oturtuyor argümanları.
Korku Kültürü Evlilikle ilgili problemlerin temelinde iletişim sorunları yatıyor. Evliliklerin bir çok probleminden bahsetmiş Cüceloğlu örnek vakalarla birlikte fakat benim anladığım kadarıyla en temel sorun iletişim. Çiftler, birbirlerine kendi düşünce ve duygularını tam olarak ifade etmiyorlar. Duygular, düşünceler, kaygılar, beklentiler… sözlü olarak ifade edilmedikleri için kırgınlıklara sebep oluyor. Konuşma zemininde paylaşılmayan şeyleri karşı tarafın anlamasını beklemek gerginliklere, küslüklere sebep oluyor. Evliliklerdeki en önemli konu iletişim. Çiftler her konuyu birbirleri ile konuşmalı, herhangi bir alanı “bu kadarını da düşünsün artık” diyerek birbirlerine bırakmamalı. Mutlu bir evlilik için çiftlerin birbirlerine saygı duymaları gerekiyor. Aynı saygıyı birbirlerinin ailelerine de göstermeleri olmazsa olmaz bir şart. Evlilikten önceki tanışma dönemleri çok önemli fakat bundan daha önemlisi insanın kendi kendini tanıması ve beklentilerini bilmesi. İki türlü kültürden gelen insan var diyor yazar, birisi korku kültürü bir diğeri değerler kültürü. İnsanlar ya korku kültüründe yetişmiş oluyor –ki örneklere bakılırsa ülkemizin çoğunluğu bu kültürden geliyor- ya da değerler kültüründen. Korku kültüründen gelmiş biriyseniz ya da karşınızdaki böyle biriyse, ilişkinizde denetlemek-denetlenmek esas teşkil edecektir. Değerler kültürü ise karşılıklı gelişimin esas olduğu bir ilişkinin zeminidir. Mükemmeliyetçi insanlar korku kültürünün ürünüdür. Mutlu olmak için bunlardan mümkün mertebe uzak durmak gerekir. Karşıdakinin değişmesini beklemek, evliliklerin büyük hatalarından biri. Değişim zor bir süreçtir, evlendiği için bir insanın değişmesini beklemek olmaz. Çiftler birbirlerini oldukları gibi kabul etmeliler, sonraki zamanlarda değişmeleri ihtimalinin üzerine evlilik bina etmekten kaçınmalılar. Beğenmiyorsan evlenme kardeşim diyor yazar özetle, sonradan şöyle olur böyle olur diye evliliğe başlamak hüsranın ilk adımı olur ancak. Çiftlerin bir aradayken hissiyatları konfor, keşif ya da panik olarak adlandırılmış. Eşinizle birlikteyken kendinizi konfor alanında mı hissediyorsunuz keşif alanında mı yoksa panik mi? Eğer panikse işiniz zor demektir. Konfor alanı iyidir ama sürdürülemez, en iyisi sürekli keşfetmeye devam etmek, keşfedilmeye değer oluşu sergilemektir. Bir de düğün meselesi var. Kadınların bu kadar üzerinde durdukları düğün Cüceloğlu’na göre bir gecelik bir olaydır ve beraberliği kutlamaktan başka bir amacı yoktur, olmamalıdır. Düğün gününü çok önemsemek evlenme olgunluğuna ulaşmamış olmanın göstergesi diyor yazar. Şu alıntıyı yapmadan edemeyeceğim, Cüceloğlu da Medaim Yanık’tan alıntılamış: “Özetle, mutlu evlilikleri olanlar: 1- Doğru kişi ile evli olduklarını düşünüyorlar ve evliliklerini bakışları olumlu; 2- Birbirlerinin farklı taraflarını kabul ediyor ve bu farklılıkları yönetmeyi biliyorlar; 3- Aralarında nasıl tartışacaklarının biliyorlar, birbirlerini incitmeden tartışabiliyorlar; 4- Aralarında küs kalmıyorlar; 5- Birbirlerini çekici buluyorlar ve cinsel hayatlarını devam ettiriyorlar; 6- Şu altı alanda çıkan sorunlarda aralarında konuşup uzlaşabiliyorlar: - Aileler arası ilişkinin nasıl olacağı, - Cinsel yaşamın sıklığı ve içeriği - Çocukların eğitiminin nasıl yapılacağı - Eve giren paranın nasıl yönetileceği - Ev işlerinin kimler tarafından ve nasıl yapılacağı - Boş zamanların nasıl geçirileceği 7- Arkadaşlıkları iyi. Mutlu çiftler eşleriyle beraber olmaktan kaçmıyorlar; aksine beraber olmaktan hoşlanıyorlar.” Ortak değerler de evliliklerin önemli noktalarından. Çiftlerin aralarında ortak değerlerin varlığı güven duygusunun tesisine sebebiyet veriyor ve bu da çiftin kendisini “BİZ” olarak tarif etmesi sonucunu doğuruyor. Son olarak, bir okur mektubundan çıkardığım bir şey, o okur da Cüceloğlu’nun diğer kitaplarından öğrenmiş: Çiftler tartışırken karşıdakini suçlayarak konuşmamalı. Suçlamak tartışmaları kısırlaştırıcı bir davranış. Suçlamak yerine neler hissettiğini anlatmalıymış insan. Bu değerli eser için saygıdeğer Doğan Cüceloğlu hocamıza ve bana kitabı tavsiye eden sevgili eşime teşekkür ediyorum. Remzi kitabevinden çıkan bu eser 216 sayfa. Read the full article
NctrnmFM(linktr.ee/nctrnm): "Remzi & Fleece - shespotion" by OSSIFY. NEW SINGLE: Nctrnm - "Sole": https://soundcloud.com/nctrnm/sole