Dali İstanbul’da
Salvador Dali, 1928 yılında Orient Exspress ile İstanbul'a gelmiş. Dönemin Fransa Büyükelçisi Charles Pineton de Chambrun Fikret Mualla'nın Narmanlı Han'da bulunan atölyesine götürmüş Dali'yi. İçeri girdiklerinde Mualla resim yapıyormuş, Dali Fikret Mualla'nın çevresinde dönüp dolaşmış, arkasından yanına yaklaşmış ve yaptığı resmin aşağı yukarı bittiğini, imzasını atarsa satın alabileceğini söylemiş. Mualla terslemiş bunu. "Sen kimsin de resmin bittiğini söylüyorsun" demiş. Adam da adının Salvador Dali olduğunu söylemiş. Fikret Mualla inanmamış elbette. Hemen araya Büyükelçi de Chambrun girmiş, tanıştırmış ikiliyi. Ortalık ısınmış. Dali kaldığı Pera Palas oteline akşam yemeğine davet etmiş Mualla'yı, ikisi de yirmili yaşlarının sonunda olan sanatçılar, Mualla’nın ısrarıyla sohbete otelin barında devam edip sonrasında da zil zurna sarhoş olmuşlar ve sabah kahvesinde Dali Mualla’ya bir kara kalem resmini armağan etmiş.















