Nakavt
𝘐̇𝘯𝘴𝘢𝘯 𝘺𝘢𝘴̧𝘢𝘳𝘬𝘦𝘯 𝘰̈𝘭𝘦𝘣𝘪𝘭𝘪𝘳 𝘮𝘪𝘺𝘥𝘪?
Kurşun silaha değil sözlere sürüldüğünde insan yaşatırken de öldürmeyi keşfetti.Namluyu doğrultmak için özellikle bir hedef seçecek kadar katil ruhunu besleyecek avları ise çoktan belliydi. Yürüdüğü yolda bir su birikintisine gökyüzünü sığdıran insanı bir gün dövercesine adımlayarak gökyüzünü mahvedecek hale getirecekti.
𝘎𝘦𝘻, 𝘨𝘰̈𝘻, 𝘢𝘳𝘱𝘢𝘤ı𝘬.
𝘚𝘪𝘭.
𝘖𝘺𝘶𝘯, 𝘰̈𝘭𝘶̈𝘮, 𝘺𝘢𝘴̧𝘢𝘮.
Sinsi bir şeytan olarak ruhuna okşayan gülümsemesiyle oyunun nasıl başlayacağının sinyalini verirdi. İnsan bir tatlı gülümsemeye kanıp uçurumu manzaraya çevirdiğinde ulaşabilmek adına canından vazgeçebilmeyi acı bulmazdı.
Körebe oynardı aciz benliğinle. Gözlerin kapalı çevresinde gezdirirken tek tesellin o gülümsemeyi bir daha görebilmektir.Sözler söylerdi ah o sözler yok muydu insana bir ömür feda ettirecek kadar güzel sonrasında tekrardan bir ömür sunamayacak kadar hayal kırıklıklarıyla dolu. Ellerin savruldu etrafta tutunabilecek bir dal aradı,adımların ürkek halde dikkat ettin bastığın yere.
Önce adım atacak bir yerin kalmadı, çarptın şeytanın senin için özenerek yaptığı mezarlığına. Büyük bir heyecanla fısıldadı : "Buldun, buldun." Ellerini dikenli dallar kanatırken açtı gözünü gerçekliğe.
Bir çiçek bahçesine çevirmesini umarak kalbini ellerinin arasına verdiğin şeytan önce filizlenmeyi bekleyen ruhunda körebe oynatır sana. Bilmeden bastığın her bir adımda ona kavuşabilmek adına her birini solduran sen olurdun.Asıl ölüm bir yabancıya güvenerek kendinden vazgeçtiğinde başlardı.
Taşında adın dahi yazmayan mezarlığın üstüne tek tek ellerini kanatan dalları toplayarak çiçekler dikip kanınla sulayan yine sen olurdun.Yanı başında dikilirdi tüm bunlar yaşanırken sanki her an bir çiçeğe can verebilecekmiş gibi beklerdin.Ruhunu öldürüp bir mezar yaptığı için çiçekleri yaşatacağını düşünmek ise son su birikintisine sığdırılan avuntudur.
𝘐̇𝘯𝘴𝘢𝘯 𝘰̈𝘭𝘶̈𝘯𝘤𝘦 𝘺𝘢𝘴̧𝘢𝘮𝘢𝘺𝘢 𝘥𝘦𝘷𝘢𝘮 𝘦𝘥𝘦𝘣𝘪𝘭𝘪𝘳 𝘮𝘪𝘺𝘥𝘪?
Kurşundan sözler, yaktığında gönlünü açan çiçeklere rağmen barut kokan ruhunla devam ederdin yaşamaya.
𝘉𝘪𝘳 𝘬𝘦𝘮𝘪𝘬 𝘵𝘰𝘳𝘣𝘢𝘴ı𝘯𝘢 𝘬𝘢𝘳𝘴̧ı𝘭ı𝘬 𝘺𝘪𝘵𝘦𝘯 𝘣𝘪𝘳 𝘳𝘶𝘩.
Artık değil su birikintisine bir gökyüzü sığdırmak, gözlerinde dahi görebileceğin bir gökyüzü kalmadığında fakat yine de başını kaldırıp öylesine bakmaya devam ettiğin müddetçe insan ölürken de yaşardı. Bir gün kendi gökyüzünün hayaliyle yaşar 𝘷𝘦 𝘧𝘢𝘬𝘢𝘵 𝘩𝘢𝘺𝘢𝘭𝘭𝘦𝘳𝘪𝘯𝘥𝘦 𝘰 𝘵𝘢𝘵𝘭ı 𝘴𝘰̈𝘻𝘭𝘦𝘳𝘦 𝘺𝘦𝘳 𝘰𝘭𝘶𝘳𝘥𝘶.
Urgan yapıp da çiçeklerle süslediğin ömre, iskemleyi iterek karşılık verirdi şeytan.
𝘝𝘦 𝘯𝘢𝘬𝘢𝘷𝘵.
floramaisi











