GLENN MURCUTT VE SÜRDÜRÜLEBİLİR MİMARLIK: BROKEN HILL MINING AND MINERALS MUSEUM BİNASI
Broken Hill Mining and Minerals Museum, Avusturalya’da New South Wales’in batısında, kentsel doku ve yoğunluğu oluşmuş bir kent olan Broken Hill’de bulunan bir müze yapısıdır.[1] Broken Hill maden kaynakları tükenmeden önce madencilikle geçinmiş, etrafı çöllerle çevrili bir kenttir.[2] Yazın kavurucu sıcaklığı ve kış akşamlarının soğuk çöl rüzgârlarına maruz kalmakta olan kent, boyuna grid sistemine sahiptir.[3] Broken Hill Mining and Minerals Museum, sürdürülebilir mimarlık anlayışı çerçevesinde tasarlanmış yapılardan biridir. Tasarım sürecinde, hem plan kurgusu hem de teknik detayları çalışılırken sürdürülebilirlik yaklaşımlarından çoğu dikkate alınmıştır. Yapının tasarımında başvurulan tasarım ilkeleri, mimarı Glenn Murcutt’ın sürdürülebilir mimarlık felsefesi çerçevesinde gelişmiştir. Bu nedenle, bu ödevde önce Glenn Murcutt’ın mimarlık felsefesinin unsurlarına bakılacak, daha sonra bu unsurların yapının tasarımında nasıl ele alındığı incelenecektir.
Glenn Murcutt’ın Sürdürülebilirlik Felsefesi
Glenn Murcutt’a göre sürdürülebilirlik; devamlılığını sağlamak, kalıcı kılmak, devam etmek demektir.[4] Yaşayan şeyler, diğer organizmalarla beraber denge içinde büyür ve gelişirse sürdürülebilir, devamını sağlayacak kadarından fazla tüketirse kalıcı olamaz.[5] Abotjin halkı 40.000 yıldır bu şekilde; yarışarak değil, doğayla işbirliği yaparak, toprağa karşı değil, toprakla çalışarak süregelmiştir.[6] Bunun için doğayı iyi anlamak, bütün vücudumuzla doğayı deneyimlemek ve gözlemlemek gerekir. Daha sonra vücudumuz mecburen doğaya uygun şekilde kendini ayarlayacaktır. Bu açıdan, Glenn Murcutt hava durumuna internetten bakacağımıza dışarı çıkıp derin bir gözlemle öğrenmeye çalıştığımızda her şeyi sürdürebileceğimizi ve binalarımızı tıpkı bedenlerimiz gibi iklime adapte olacak şekilde tasarladığımızda sürdürülebilirliği başaracağımızı düşünmektedir.[7]
Murcutt sürdürülebilir mimarlığa iki açıdan yaklaşır: bölgenin yerel geleneğine faydacı bir yaklaşımla ve modernizmin karmaşık uluslararası söylemi çerçevesinde.[8] Bölgenin yerel geleneği, bağlamın getirdiği koşullar ve gerektirdiği durumlar faydacı bir yaklaşımla, bölgenin yerel kültürüne uygun olarak en basit şekilde çözülmelidir. Diğer yandan, evrensel minimalist değerler de göz önüne alınmalıdır. Ancak Murcutt, bu ikisi yaklaşım arasında kutuplaşma eğilimi göstermez, mantıksal bir çerçevede yaklaşır.[9] Bu açıdan Murcutt, romantik değil rasyonel; şiirsel değil faydacıdır.[10] Faydacılığının bir sonucu olarak, alanın kaynaklarını en az seviyede kullanmak ve malzemelerin kullanımında maksimum geri dönüşümü sağlamak üzerine yoğunlaşır.[11] Örneğin Murcutt, özellikle kullandığı geri dönüştürülebilir bina parçalarını tekrar ayrılabilecek şekilde birleştirmektedir çünkü binada kullanılan malzemeler bu şekilde sürdürülebilir bir kaynak olmaktadır.[12] Ahşap döşemeleri çivilemek yerine vidalamakta, tuğlayı dönüştürebilmek için tuğlalarda kireç harcı kullanmaktadır.[13] Çatılarını yağmur suyunu toplamak üzere yapmakta, buradan topladığı suyu içmek, ateşi söndürmek için, tuvalet sifonu olarak ya da bahçeyi sulamak için kullanmaktadır.[14]
Murcutt sadece Avustralya’da çalışmaktadır çünkü ona göre bir mimar ancak çalıştığı yeri ve kültürünü çok iyi bilirse, nasıl bina tasarlayacağını bilebilir.[15] Bu nedenle bir bölge seçmeli ve onun üzerine uzmanlaşmalı, o bölgeyi bütün unsurları ile iyice gözlemlemeli ve incelemelidir. Bu düşünce ile yaptığı gözlemlerde, Avustralya’nın toprağı, flora ve faunasını dikkatli inceleyerek çok şey öğrenmiştir.[16] Murcutt’a göre belli bir bölgeye özel yapılan mimarlıkta, bölgenin jeomorfolojisi, su drenajını etkileyen jeoloji, hidroloji ve topografya, güneşin pozisyonunu ve sıcaklığı etkileyen enlem ve boylamlar, nem, sıcaklık, yağmur ve karı etkileyen denize uzaklık, farklı toprak ve iklime göre şekillenen flora, floraya göre şekillenen fauna, su, atıklar, materyaller ve onların çevreye uyumu, üretilme ve birleştirilme süreçleri, mekan ve kalitesi yapı ve uygunluğu, doğal ısıtma, havalandırma, soğutma stratejileri, yerel kültür, kullanıcının ihtiyaçları gibi bir çok parametre bir arada düşünülmelidir.[17] Bir tasarım yapılırken tasarımın yapıldığı yerin yerel kültürüne sadık kalma hedefi ile rasyonellik ve faydacılıktan uzaklaşılmamalı, yerin sahip olduğu koşullara göre bina tasarımı yapılmalıdır.[18] Örneğin, Avustralya mimarlığının simgesi olan veranda, geleneksel bir mekân olarak, içeri ve dışarı, kamusal ve özel, ışık ve karanlık, sıcak ve soğuk arasında bir ilişki kurar.[19] Ancak Murcutt hiç veranda kullanmaz çünkü binaları çevresel ve sosyal olarak bir veranda gibi olduğu için verandaya ihtiyaç duymaz.[20]
Minimalizm, doğayı en az şekilde kullanmaya çalışan Murcutt’ın tasarım prensiplerinin kaçınılmazlarından biridir.[21] Tasarımın ihtiyacı olmayan fazlalıkları, estetik kaygı ya da yerel kültüre uyum gibi nedenlerle kullanmayı tercih etmez. Murcutt binayı bir makine gibi yapıp, en uygun şekilde çalışana kadar fazlalıklardan arındırır, tasarım unsurlarını belirlerken doğal fenomenleri dikkatle gözlemler ve problemi doğrudan çözmeye yönelik çalışır.[22] Binayı yaşayan bir organizma gibi tasarlamak ister, çünkü yaşayan organizmaların doğa içinde nasıl süregeldiklerini gözlemlemiştir. Örneğin, okaliptüslerin suyu içlerinde tutabilmek için nasıl güneşe göre döndüklerini ve güneşle yaprakların en az temasını sağladıklarını inceledikten sonra binaları da buna göre şekillendirir.[23] Dolayısı ile bina içinde ısınma ve sıcaklık artışı istemediğinde, binanın güneşle yüzleşen yüzeyinin az olmasını sağlar. Çatıyı sadece güneş ve yağmurdan korunmak için değil, havalandırma ve soğutma için de kullanır, havalandırmayı çözmek için kuşkanatlarının yapısını anlamaya çalışır, ağaçların toprakla nasıl bütünleştiğine bakar.[24] Çünkü binaları bir makineden çok yaşayan bir organizma olarak görür ve bu nedenle, doğadaki örneklerden esinlenir.[25]
Binalarını günlük ve yıllık döngülerin bir enstrümanı gibi çalışacak, açılıp kapanacak şekilde tasarlamakta ve tasarımını değişen ışık seviyelerini, sıcaklığı, rüzgârı, güneşin pozisyonunu algılayacak şekilde yapmaktadır.[26] Örneğin, kokulu bitkileri binalarının kuzeydoğusuna koymaktadır ki yazın kuzeydoğu rüzgârı kokuları alsın ve binanın içine taşısın.[27] Ya da güneş kırıcıları 3 mm kalınlığında, 25 mm aralıklı şekilde sıralanmış, kışın güneş ışınlarının gelme açısı ile örtüşecek şekilde açılanmış, sabit çıtalardan yapmaktadır ki böylece kışın çok fazla ışık gelmez ancak ılık olur.[28] Bu şekilde sistem, mevsimlere göre ışık ve sıcaklığı değiştirir.[29]
Broken Hill Mining and Minerals Museum
Broken Hill Mining and Minerals Museum, Broken Hill’de yok olan maden kültürünü yeniden yaşatmak amacıyla tasarlanmış bir müzedir.[30] Bina, madencilik eylemini tekrar başlatamasa da madencilik deneyimini yaşatabilmek üzerine tasarlanmıştır.[31] Müzenin tasarımında Murcutt ilk mimari hedefini, yerin ruhunu (genius loci) ifade edebilmek olarak koymuş, bunun ayakları olarak ise, madencilik, çöl arazisi ve uç iklimi belirlemiştir.[32] Bu bağlamda genel olarak, örneğin, çölün tonlarını kırmızı toprak duvarlarda yakalanmaya çalışmış, yaz ikliminin problemlerini, çatı ve malqaf gibi havalandırma sistemleri ile çözmeye çalışmış, malzemelerin gelmesi için gereken enerjiyi göz önüne alıp yerli malzeme kullanımını tercih etmiş ve beton yerine sıkıştırılmış toprak kullanmıştır.[33] Müzenin tasarım süreci aşağıda Glenn Murcutt’ın kendi eskizleri üzerinden detaylı bir şekilde incelenmektedir.
1. “Murcutt önce bir balon diyagram hazırlıyor. 1/200 ölçeğinde, brief’te aldığı elemanları yerleştiriyor. İstenen alanları belirtiyor, kritik ilişkileri not alıyor, halka açık ve açık olmayan alanları ayırıyor. Taranmış olan avluları belirtiyor. Diagram fonksiyonel ilişkileri gösterirken, Murcutt Broken Hill’in sıcak ve kuru iklimine uygun çevresel stratejiler arıyor. Bu aşamada, çözüm olarak avluyu uygun görüyor.[34]”
2. “Burada strüktürü plan için bir temel, dayanak olarak kullandığını görüyoruz. Odaların boyut ve oranlarını önceki diyagramdan alıyoruz.[35]”
3. “Burada servis alan ve servis veren mekânların ayrımını görüyoruz. Servis veren alanlar cadde ile paralel. Kamusal alanlar kentin dik gridine asimetrik yerleştirilmiş durumda.[36] Bunun nedeni arsada bir köşegen oluşturup, köşegenin diğer tarafını kullanmak istememesi.”
4. “İnce, uzun, dar alan için önceki plan Murcutt’a yeterli gelmedi. Galerileri, dik caddeye tekrar dik aldı. Şimdi açık, doğrusal bir yürüme yolu servis alan ve veren mekânları ayırıyor. Bu halde avlular, kamusal mekânların kuzeyinde kalıyor. Kuzeyin burada güneş alan yön olduğunu unutmamak gerek.[37]”
5. “Alandaki kısa köşegen yolun etkisi değerlendiriyor. Uzun, ince, doğrusal plan, batı tarafında kalınlaşıyor ve taralı olan avlular hala kuzey tarafında görünüyor.[38]”
6. “Servis alan mekânlar kuzeyde, servis verenler güneyde kalıyor. İkisi de ayrı çatılar altında toplanıyor.[39]”
7. “Burada çatının yapısı araştırılıyor. Altta kalan binalardan ayrı bir çatı düşünülüyor. Birinde, ana çerçevenin sallandığı, birinde yağmur suyu toplayan ve dönebilen, birinde öğle ve akşam güneşinin incelendiği çizimler var. Çatının son hali yerel çiftlik çatılarını andırıyor. Ama ikonik benzerlikleri için değil, çatının fonksiyonel gerekliliklerini karşılamak için.”[40]
8. “Murcutt burada sıkıştırılmış toprak konstrüksiyon üzerine düşünüyor. Galerinin iç duvarlarına, kalın toprak duvarlar örüyor. Binanın batı ucuna yukarı çıkmak için bir rampa ekliyor. Kuzeye toprak bir basamak öneriyor. Sağdaki ufak eskizde bütün yapı ile güneşlik görevi gören çatı nasıl çalışıyor diye keşfetmeye çalışıyor.”[41]
9. “Müşteriye verilen ilk çizim. Köşegen yolun etkisini görüyoruz. Köşegen özellikle alanın yarısını kullanılamaz yapmak için var. Kabul edilmemiştir.”[42]
10. “Murcutt bu eskizi, demir çerçeveyi müzenin bir ikonu gibi sunarak müşteriye içi hakkında bir fikir vermek için çiziyor.”[43]
11. “Murcutt, bir avlunun etrafında kamusal ve özel alanları ayırmak konusunda ısrarlı görünüyor. Müzenin girişini belli etmek için çelik kullanıyor. Murcutt, avlu tipi çevresel stratejisinden vazgeçmek istemiyor. Ancak bu haliyle plan şişman görünüyor. Ve bu şekilde buharlaşmalı soğumayı sağlayamıyor, hava akışını da kontrol edemiyor.[44]”
12. “Burada Murcutt, doğal havalandırma tekniklerini çalışıyor. Rüzgâr yönüne doğru kanat profilinin üst kısmında yaratılan negatif basınç ile çıkış hızını artırmaktadır. Böylece, çapraz havalandırmaya yardımcı olmaktadır.”[45]
13. “Yukarıda bahsedilen konsepti planda geliştiriyor. Şişman avlu planı yerine tekli ince koridor plana geçiyor. Soğutma için havuz koyuyor. Kuzey duvarında ısı dengesi için sıkıştırılmış toprak kullanıyor.[46]"
14. “İlk çizimde Murcutt, galerideki hava sirkülasyonunu keşfediyor. İkinci çizim, zigzag döşeme ve ona göre şekillenen toprak duvarı keşfetmektedir. Hava, bu meshlerin üzerinden gelmekte ve çöl bitkilerine çarpmaktadır. Zigzag form duvarları daha sağlam kılmaktadır.”[47]
15. “Final tasarımdır. Ana girişteki ana çerçeve burada doğal pozisyonunda durmaktadır. Hem müze amblemi hem de bir maden bacasının metaforu olarak tasarlanmıştır.”[48]
16. “Kuzey-batı yaz rüzgarı hızına göre yerleştirilen havalandırma sistemini göstermektedir. Bunun için laboratuvarda rüzgâr tüneli testleri yapılmıştır. Bina, kentsel ölçekte anıtsal bir yapıdır.”[49]
18. “Havuz ve avluyu gösteren çizim. Su, havalandırma sisteminin buharlaşma kapasitesini artırmak için yerin 2 m altında bulunmaktadır. Havuzdan yansıyan güneş ışığı çatıdan üstteki açık maden makinelerine vurmaktadır.”[50]
19. “Çizim, çatı, havalandırma sistemi, çatı çerçevesi ve giriş arasındaki ilişkiyi gösteriyor. Çatı kışın güneşi alacak ve su toplayacak şekilde tasarlanmıştır.”[51]
20. “Kuzeydeki çatıyı destekleyen kolonların dönmesindeki avantajlar araştırılmaktadır. Bu dönme, hem estetik olarak hem de yaz güneşini engellediği için tercih edilmiştir.”[52]
Broken Hill Mining and Minerals Museum, Glenn Murcutt’ın kent içinde yaptığı büyük ölçekli yapılardan biri olarak sürdürülebilir mimarlık ilkeleri ile tasarlanmış, çevresi ile uyumlu, pasif tasarım ilkelerine sahip, bağlamı içinde ele alınmış, teknoloji ve elektroniğe ihtiyaç duymadan, kaynakları en az şekilde kullanarak tasarlanmış bir müze binasıdır. Yalnızca bu binayı ele alarak Glenn Murcutt’ın sürdürülebilir mimarlık felsefesini anlamak mümkün olmasa da bir başlangıç olması açısından bina detaylı biçimde incelenmiştir.
[1] Glenn Murcutt, Haig Beck, and Jackie Cooper, Glenn Murcutt: a singular architectural practice. Images Publishing, 2002, s. 30.
[4] Cynthia Davidson, "Raised to Observe: Glenn Murcutt." Log 8 (2006): 31.
[7] Cynthia Davidson, "Raised to Observe: Glenn Murcutt.": 31.
[8] Glenn Murcutt, Glenn Murcutt: a singular architectural practice, s. 9.
[12] Cynthia Davidson. "Raised to Observe: Glenn Murcutt.": 37.
[17] Cynthia Davidson, "Raised to Observe: Glenn Murcutt.": 39.
[18] Glenn Murcutt, Glenn Murcutt: a singular architectural practice, s. 9.
[20] Glenn Murcutt, Glenn Murcutt: a singular architectural practice, s. 10.
[26] Cynthia Davidson, "Raised to Observe: Glenn Murcutt.": 32.
[30] Glenn Murcutt, Glenn Murcutt: a singular architectural practice, s. 30.
[35] Glenn Murcutt, Glenn Murcutt: a singular architectural practice, s. 26.
[37] Glenn Murcutt, Glenn Murcutt: a singular architectural practice, s. 26.
[40] Glenn Murcutt, Glenn Murcutt: a singular architectural practice, s. 27.
[42] Glenn Murcutt, Glenn Murcutt: a singular architectural practice, s. 27.
[45] Glenn Murcutt, Glenn Murcutt: a singular architectural practice, s. 28.
[48] Glenn Murcutt, Glenn Murcutt: a singular architectural practice, s. 28.
[50] Glenn Murcutt, Glenn Murcutt: a singular architectural practice, s. 29.
[51] Glenn Murcutt, Glenn Murcutt: a singular architectural practice, s. 29.