Turabdin'li Sleman Hanna Maskobi'nin 1914-1918 Anilari
Turabdin'li Sleman Hanna Maskobi'nin 1914-1918 Anilari Midinli, Turabdin (Türkiye) Sleman Hanna Maskobi'nin 1914-1918 Yillari Arasinda Geçen Olaylar Üzerine Raporu (Anne-babasinin ve akrabalarinin anlattiklarina göre, 1961 yilinda Prof. Helmut Ritter tarafindan Istanbul'da kaydedildi.) Ben Midin köyünden (Turabdin) Sleman Maskobi'yim. 1913 yilinda dogdum. Midin Turabdin köyüdür. Köyün bulundugu yöre genistir; üzüm baglariyla kaplidir. Tarlalardan bugday, arpa, nohut, mercimek, kavun, karpuz gibi ürünler elde edilir. O zamanlar, 1914 yilinda Türkiye Hükümeti asker toplamaya basladi. Köylere gelerek bütün gençleri, bu arada Midinli gençleri de toplayip askere aldilar. Babam da askere gidenlerin arasindaydi. Babami askere aldiklarinda, ben henüz bir yasindaydim. Bütün gençlerin askerlik hizmetine alinmalarindan sonra, 1915 yilinda Malke Hanna'nin Basibrino'da oldugu haberi geldi. Malke Hanna Midyat'taki olaylar üzerine sunlari söylemisti: "Midyat'taki bir protestan aile olan Hirmiz ailesini öldürdüler. Böylece Hiristiyanlarin katliami basladi. Bu Hiristiyanlik ve Islamiyet arasindaki bir olaydir. Dikkatli olun ve yaninizdaki askerleri öldürün. Onlarin silahlarini alin." Malke Hanna Midin'e -Basebrino Midin yakinlarindadir- birisini yolladi ve söyle haber verdi; Olay söyledir. "Yaninizdaki askerleri arayip, bulun ve silahlarini alin." Midin'de otuz Türk askeri vardi. Kaleye yerlesmislerdi. Köy halki bu haberi duyunca, korkuya kapildi, ama kaledeki askerlere baskin yaparak, silahlarini aldilar. Askerler karsi koyamadi. Köylüler daha sonra askerleri serbest biraktilar ve onlara "Gidin, biz sizi öldürmek istemiyoruz" dediler. Askerler köyün disina çikarak, köyü terk ettiler. Köy liderleri ve din adamlari biraraya gelerek, olayi tartistilar. Sonuçta "Askerler artik gittiler. Buradan Midyat'a ve sonra da Diyarbakir'a gidecekler ve orada yaptiklarimizi anlatacaklar. Hükümet gelecek ve hükümete karsi hiçbir sey yapamayiz" denildi. Bunun üzerine askerlerin arkasindan adam yollayarak, onlari yeniden köye getirdiler ve silahlarini geri verdiler. Müslüman Türkler kizmislardi, öfke içindeydiler. Onlar önce silahsizlandirilmis, sonra da silahlari geri verilmisti; bu nedenle yürekleri öfke içindeydi. Askerler, Be Çallo ailesinin evinde misafir edildi. Gece olunca, içlerinden bazilari Kürtlerin yanina geçti. Midin'in çevresinde çok sayida Kürt köyü vardir. Türk askerleri Kürtlere söyle dediler; "Bizimle beraber olun! Hep birlikte Midinlileri (Hiristiyanlar) öldürelim; sizler de sonra köyü yagmalar, istediginiz ne varsa alirsiniz." Kürtler adamlarina haber ulastirdilar ve gece, Be Çallo ailesinin evinde yatan askerleri uyandirdilar. Köy halki sabah olup da, yataklarindan kalktiklari zaman, üzerlerine dört bir yandan mermi yagmaya basladi. Köylüler kalede ve Adday ailesinin evinde, ayrica Mar Yakup Kilisesi'nde kendilerini savunmaya geçtiler. Bu büyük kilise, kale gibiydi. Midin Kalesi ise, bütün bölgenin görülebildigi ve herseyin ayaklar altinda oldugu bir yerde kurulmustu. Bütün çevre köylerdeki Kürtler gelmislerdi. Yakin köylerde yasayan Hiristiyanlar da kaleye sigindilar. Köyün ortasinda bir göl ve Mar Yakup Kilisesi'nin avlusunda bir kuyu vardi; gelenler içme suyu sikintisi çekmediler. Kürtler ve Türk askerleri Midin'i ongün boyunca kusatma altina aldilar, ama ele geçiremediler. Son gece her yandan saldiriya geçtiler; tanrinin yardimiyla bütün liderleri öldürüldü. O gece Kürt agalarindan otuzunun vuruldugu söylenir. Midinliler sabah olunca ortada kimsenin kalmadigini gördüler; ne askerler vardi, ne de Kürtler görünüyordu. Ne yapilmasi gerektigi üzerine görüsme baslatildi. Köy liderleri "Basebrino bu savasta düsmeyecek, ama eger bir katliam olursa Hazah kaybedilir. Bizim için en iyisi Midin'i terk etmemiz ve Basibrino'ya gitmemizdir. Oradaki Hiristiyanlarla birlikte direnebiliriz." dediler. Birisini Malke Hanna'ya gönderdiler ve onun ne düsündügünü ögrendiler. Malke Hanna su yaniti verdi; "Hemen gelin, bu katliamlardan kurtuluncaya kadar, neyimiz varsa sizinle paylasiriz." Gece olunca herkes Midin'den ayrildi; eseklerine tasiyabilecekleri yükü yüklemislerdi; gerisini de sirtlarinda tasiyarak yola koyuldular. Kadinlar ve çocuklar da tasiyabilecekleri yükü sirtlanmislardi ve ayrica hayvan sürülerini de önlerine katmis, yürüyorlardi. Böylece Midin'den yürüyerek dört saat uzakliktaki Basibrino'ya göç ettiler. Gece yürüyorlardi. Kürtlere görünmeden Basebrino'ya vardilar. Midinlilerin kaçtigini anlayan Kürtler yollarini kesmek istediler, ancak üç veya dört yasli adami öldürebildiler. Digerleri sag-salim Basibrino'ya varmislardi. Uzun bir süre herkes bu köyde yasadi. Ama çok geçmeden yiyecek sikintisi bas gösterdi; Çünkü insan çoktu. Birkaç baskin örgütlemek ve Kürtlerin hayvanlarini çalmaktan baska çare kalmamisti. Kürtler de arka cepheden Hiristiyanlari vurmayi denediler. Köyün içinde bulundugu durum üzerine Midyat'a haber erismisti. Hükümet Hanna Haydo'nun oglu Malke Hanna'ya otuz kisilik bir heyet gönderdi. Heyet su mesaji iletti. "Biz, hükümet olarak, sizi bu otuz askerle Kürtlere karsi savunmak istiyoruz." Malke Hanna bu mesaja kandi ve askerleri Mar Dodo Kilisesi'ne yerlestirdi. Hergün kiliseye gidiyor ve subayla kagit oynuyordu. Bu subay bir süre sonra adamlarina su emri verdi; "Eger Malke gelirse, silahlarinizi alin ve vurun." Ama Malke geldiginde, askerler bu emri yerine getirmediler. Böylece haftalar geçti. Malke Hanna, birgün yine subayin yanindayken, subay bir bahane bularak, odadan çikti ve arkasindan kapiyi kilitledi. Oda penceresizdi ve kapidan baska çikisi yoktu. Kapi da çok saglamdi. Subay askerlere, Malke'nin dumandan bogulmasi için, saman getirerek, yakmalari emrini verdi. Askerler subayin emrini yerine getirdiler ve atesledikleri samanlari Malke Hanna'nin kapatildigi odanin kapisinin altindan içeri sürdüler. Malke Hanna öksürmeye baslamisti, ama yapacagi birsey yoktu. Kiliselerde adet oldugu üzere, odanin üst kösesinde bir baca vardir; buradan çatiya geçilebiliyordu. Odada bir karyola da vardi; Malke bu karyolanin üzerine çikarak, bacadan çatiya geçmeyi ve canini kurtarmayi denemek istedi. Ama bacanin kapagini açamadi. Askerler içerde birseyler oldugunu tahmin etmislerdi. Kapiyi açip, içeri girdiler. Kösedeki karyolayi ve tavan arasina açilan bacayi gördüler. Karyolayi disari çikardilar ve odayi samanla doldurup, samanlari ateslediler. Sonra da kapiyi kilitleyip disari çiktilar. Malke Hanna hala bosu bosuna bacanin kapagini açmakla ugrasiyordu. Kapiyi açamayinca asagiya atladi, ama karyolayi askerlerin disari çikardigini bilmiyordu. Toprak tabanin üzerine düstü; tüfegi de bacada takili kalmisti. Bir süre sonra dumandan bogularak can verdi. Türk askerleri, bu arada Kürtlere söyle bir haber salmislardi. "Biz Basebrino'daki Mar Dodo'nun damina çikip, bir el ates edince, dört bir yandan köye saldirin." Basebrino'nun köy lideri Malke Hanna öldükten sonra, kilisenin damina çiktilar ve oradan, söyledikleri gibi sinyal verdiler. Kürtler hemen köyü kusattilar, askerler de kiliseden Hiristiyanlarin üstüne ates açtilar. Daha sonra Müslümanlar köye girdiler ve bütün erkekleri tutukladilar. Ellerini baglayarak büyük bir binaya götürdüler ve orada, kapidan ates ederek her birini teker teker öldürdüler.












