Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
✓ Live Streaming✓ Interactive Chat✓ Private Shows✓ HD Quality✓ Free Actions
Free to watch • No registration required • HD streaming
chatgpt'yi sildik, claude yükledik. anthropic geri adım attı. şimdi muhtemelen claude'u da sileceğim ama gemini neden temizmiş gibi gösteriliyor onu anlamıyorum. bir sürü anlaşmaları var benzer şekilde. zaten google'ın kendi çalışanları bile isyan etti. her yerde chatgpt'yi silin ama şunu şunu yükleyebilirsiniz diyorlar, halbuki hepsi aynı şeyin laciverti. microsoft vs. hepsi verileri paylaşıyor ama parayı kazanan değişiyor. yapay zekanın geçmişi bende bir sene bile değil ama verdiği konfora alışmışım hemen. claude'u da paslanan fransızcamı geri getirmek için kullanıyordum. hiç silesim gelmese de böyle bir şeyde desteğim olsun istemiyorum. bakalım.
***
yeni yıkanmış çamaşır sertliğini seviyorum. yumuşatıcı kullansam daha mı iyi olurdu emin değilim ama o sertlik bana temizlik hissini daha iyi veriyor. evet, her şeyden önce bir ev hanımıyım ben gşhşg.
***
oğlumla ilk kez bebek arabası olmadan ve toplu taşımayla bir yere gittik. minicik insan uzun uzun yollar yürüdü. duygulandım. belki de her şeyden önce anneyimdir.
***
iftar buluşmaları sıklaşıyor ve tabii insanlarla daha çok konuşuyorum. ne kadar çok anlatasım var ve kimsenin beni ne kadar da dinleyesi yok lşfldk. bir youtube kanalı açsam ve sadece konuşsam mı? konseptsiz dümdüz anlatsam. milyonlarca konuşan içinde ben de anlatmışım çok mu? nasılsa kimse fark etmez hahhaa. şaka yaptım.
***
bazı konuşmalara da katlanamıyorum. mesela kızın biri diyor ki "isimlerin insan üzerinde etkisi çok fazla". "misal ben" diyor, "adım falanca ve ben de aynı falan gibi şöyle şöyleyim". kendimi tutamıyorum (bu konuşmanın başında kendimi tuttuğum nice saçmalıklar var) ve nihayet "yahu falanca" diyorum. "sana bu adı koyan ailen, seni zaten böyle böyle ol diye yetiştirmiş, ne güzel de olmuşsun ama bu isimde ve bunun tam zıttı olan onca insanı ne yapacağız?" böyle genellemeler beni fıtık ediyor. sırtıma yüklenip taşıyorum sanki. neyse. sonra diyorum ki kendi kendime, ben neden böyle şeylere balıklama atlıyor ve kendimi ortama cephe almış buluyorum. bırak nasıl istiyorsa öyle inansın ki sen de isimlerin etkisini yüzde yüz yadsıyor değilsin. belki de konuşan kişiyle alakalıdır bu durum. belki yıldızımız barışmıyordur :p
***
ramazan'ın son haftasına geldik. başlarken yaptığım tek plan ya da ona benzer şey, yemek menüsüydü. yüzde yüz uydum mu? hayır ama zaten öyle bir amacım var mıydı? buna da hayır. kafama estikçe ne yazmışım diye baktım ve malzemeler varsa yaptım. artık bir şeyi eksiksiz yapma takıntımı bir yerlerde bıraktığımı anlıyorum ve bundan memnunum. anlıyorum dedim çünkü bilinçli olmadı bu. kendimi bildim bileli sürekli kararlar alırdım. "bundan sonra günde bir saat/10 dakika/iki kere şunu yapacağım" türünden. bu şekilde o kadar çok şeye başlamışımdır ki. nice egzersizler, programlar, yabancı diller, dersler, etkinlikler, işler... hepsinin makus talihi, fire verilen ilk günden itibaren azalarak tükenmek olurdu. bir kez fire verince bir daha asla aynı motivasyonu bulamazdım. şu an kendimden yüksek beklentilerim kalmadığı için herhangi bir +1 bile beni yukarı çekiyor :) ramazan'a başlarken tek beklentim hasta olmadan, bünyem zayıflamadan bu ayı bitirmekti. zorlandım ama birkaç kere misafir bile ağırladım. hiç aklımda yokken mukabeleye başladık (yarısına bile gelmedik ama önemli değil), birçok gece teravih kıldık. yüz kere planlayıp yapamadığım dil pratiğini kendiliğinden yapmaya başladım. vakit gözetmeden, o an beş dakika vakit buluyorsam beş dakika yapıyorum. akşamları yarım saat kitap okuyacağım diye niyetlenip asla okuyamazken, şimdi yine hiçbir düzen kurmadan kitap okuyorum. yapmayı düşünmeden sadece yapıyorum. ve bunun bu kadar kolay olmasına hayret ediyorum. yapmadığımda bir şeyi yapmamış veya ertelemiş de olmuyorum çünkü ne yapacaktım ki? az ama devamlı düsturunu belki de yanlış yorumlamıştım.
***
annem beni sevmiyor galiba ya :D yani bunu ergen evlat pozisyonundan değil artık anne olmuş bu yaşımdan bakarak fark ediyor ve söylüyorum. annem beni belki sırf anne olduğu için, içgüdüsel bir mecburiyetle seviyordur ama beni ben olarak sevmiyor. her hareketim gözüne batıyor. övsem bile sövmüşüm gibi algılıyor. eğer ben bir şeyi savunuyorsam -o şey her ne olursa olsun- kesinlikle yanlıştır ona göre. öte yandan beni sırf kafasına uymuyorum diye sevmiyorsa z.den ve ş.den nefret etmesi gerekirdi ama öyle değil. onları gayet seviyor. ki onlar onu en sallamayan kardeşlerim. bu işin formülü galiba bu: sallamamak. her ilişkide olduğu gibi ana-kız ilişkisinde de fazla hassasiyet kaybettiriyor arkadaşlar.
***
uketsu... fırsatı olan okusun. çerez kitaplar ama baya sarıyor.
***
ilk şehirlerarası sürüşümü yaptım (ist-tekirdağ :p). otoban beni korkutuyordu ama girince alışıyormuşuz. ramazan'ın son çeyreği epey yoğun geçiyor ve hoşuma da gidiyor açıkçası. bu ay da geldi geçti demek...
***
fransız argosuna çalışıyorum. verlan'lar ve biraz da internet diline aslında. güzel gidiyor.
***
bahar geldi resmen.
***
baba tarafım bir bayramda ilk kez bu kadar bir araya toplandı. babannem bana sarılınca ağladı. ne düşündü, ne hissetti acaba? iki halam, kız kardeşim ve ben çok kadınca bir muhabbetin içinde bulduk kendimizi. kardeşimin gözünde o bakışı gördüm: "vay be, büyümüşüm" bakışını :) amcam yine bildiğimiz gibi.
***
bu eve taşınmayı ben istedim. m. hep biraz çekimserdi ve şimdi anlıyorum ki haklıydı. zemini berbat. art arda yağan yağmurlardan sonra zemin kat su almaya başladı. deprem korkusu olan bir insan neden böyle bir binayı tercih eder ki? aslında kendime de kızamıyorum. o esnada maddi olarak en makul plan buydu. Allah'ım hayırlısıyla bir sıkıntı görmeden, sağ salim iyi bir bölgeye taşınalım. tam kendimi sakinleştirdim derken yine bir korku çörekleniyor göğsüme. hatta midemde hissediyorum.
***
bazen "ya hayır konuş ya sus" tavsiyesini aşırı güzel uyguluyorum. saniyelik bir zaman diliminde zihnimden şu geçiyor: "bunu söylemenin kimseye bir faydası var mı? yok. o zaman sus."
***
son yazdığım şeyi bazen başaramıyorum. daha doğrusu konuşurken kırıcı olma veya boş konuşma amacım olmuyor ama konuşma bittikten sonra sözün başka yönlerini de fark ediyorum. karşı taraf için kırıcı olabilecek yönlerini. belki de bu kadar düşünmemek mi lazım.
***
mart bitmiş. uzun zamandan sonra dünya kupası hürmetine bir futbol maçı izledim. neyse ki kazandık da boşa gitmedi :D iyi geldi he.