Kadim bir yaranın içinde yaşıyorum ben. Üzeri yıllar önce kabuk bağlamış gibi görünen, ama her gece yeniden kanayan bir yaranın... "Kadim bir yaranın içinde ve binlerce deve dikeni..." Binlerce deve dikeni büyüttüm içimde. Dokunan herkesin canı acısın diye değil... Kimse bir daha o kadar derine giremesin diye. Bazı insanlar gittikten sonra kalbin bahçe olmaktan vazgeçiyor; diken olmayı seçiyor. Ağzımın içinde susuyorum öylece. Söylesem eksilecek sandığım cümleleri yıllardır dilimin altında saklıyorum. Mevsim hazan... Dallarımda kalan son yapraklar da rüzgâra teslim oldu. İçimde çocukluğumun sesi, annemin duâ'sı, yarım kalmış vedalar ve geri dönmeyecek insanların ayak izleri dolaşıyor. Zaman geçti diyorlar. Geçti... Ama zaman sadece takvimlerden geçti; kalbimin üzerinden hiç geçmedi. Dışım ayaz... İçim çöl yangını... Ve saklımda siyah beyaz hatıralar... Renklerini kaybetmiş fotoğraflar gibi duruyorlar zihnimde. Gülümsediğim anları bile hüzünle hatırlıyorum artık. Şimdi kitaplarımın arasında kurumuş çiçekler var. (☃)














