Sa‘îd b. Müseyyeb naklediyor: “Ömer (r.a.) son haccında Mina’da “Ebtah” denilen oldukça çakıllı bir yerde devesini çöktürdü, çakıllardan bir tümsek yaptı, elbisesinin bir ucunu bu çakıl yığınına serip sırtüstü yattı. Sonra ellerini göğe doğru kaldırdı ve:
“İlâhî! Yaşım ilerledi, gücüm azaldı, tebeam çoğaldı, haksızlığa giriftâr olmadan beni kendine çek (canımı al)!” diye yalvardı.
Medîne’ye gelince halka bir konuşma yaptı ve: “Ey insanlar! Size farzlar bildirildi, sünnetler açıklandı, aydınlık bir yolda bırakıldınız” dedikten sonra sağ elini sol eline vurarak:
“Meğer ki insanın sağa-sola kaydırarak sapıklığa düşüresiniz” buyurup sözlerini şöyle sürdürdü:
Recm âyeti konusunda aman bir tehlikeye düşmeyin. Birisi çıkıp da, “Biz Allâh’ın kitâbında zinâ için iki çeşit cezâ bulamıyoruz, Kur’ân’da tek bir cezâ var, o da zinâ edene yüz değnek vurulmasıdır” demesin. Ben, Resûlullâh (s.a.v.)’in recmi uyguladığını gördüm. Ondan sonra da biz tatbîk ettik. Yemînle söylüyorum, eğer halkın “Ömer, Allâh’ın kitâbına bir şey kattı” demesinden endişe duymasaydım recm âyetini mushafa yazardım. Biz şu âyeti okumuştuk:
“…Yaşlı erkek ile yaşlı kadın zinâ ettiklerinde ikisini de muhakkak taşlayarak öldürün.”
(M. Yûsuf Kandehlevî, Hayâtü’s-Sahâbe, 4.c., 164-165.s.)