O ateştendi, ben buzdan
Haddinden fazla yaklaştım onun alevlerine.
Korlariyla eritti beni, yerde küçük bir su birikintisine çevirdi.
Zaman içinde tekrar katılaştım ama hiçbir zaman aynı buz olmadım.
seen from United Kingdom

seen from Malaysia
seen from Poland

seen from Malaysia

seen from United States
seen from Singapore
seen from United Kingdom
seen from United States

seen from United Kingdom

seen from United States
seen from T1

seen from Singapore
seen from United States
seen from Yemen
seen from China

seen from Malaysia
seen from Singapore
seen from Germany

seen from United States

seen from United Kingdom
O ateştendi, ben buzdan
Haddinden fazla yaklaştım onun alevlerine.
Korlariyla eritti beni, yerde küçük bir su birikintisine çevirdi.
Zaman içinde tekrar katılaştım ama hiçbir zaman aynı buz olmadım.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Dünler evvelki günler geçen aylar ve yıllar ..
Sodyum lambalarının çiğ bir sarıya boyadığı dar ara sokaklar... Uzaklardan uğuldayan o bitmek bilmez şehir gürültüsü ve karanlık apartman boşluklarında yalnızca silüetleri seçilebilen, tekinsiz konuşma sesleri. Taksim, beni yine o tanıdık paniğin içine sürüklüyor. Adımlarımı, damarlarımda gezinen alkolün verdiği o pervasız özgürlüğün ve cesaretin yalınlığıyla yeri dövercesine atıyorum. Kimim ben? Nereden gelip nereye gidiyorum? Zihnim karanlık, hiçbir şey hatırlamıyorum.
Elim gayriihtiyari cebime gidiyor; bir şey arıyorum. Evet, canım sigara istiyor. İçimi ısıtacak, yavaşça düşen kafamı yeniden yukarı çekecek canım sigaram. Epeydir cebimde sürünen o ezik Camel Soft paketi... Bitmiş gibi dursa da, o güven vermeyen yumuşak kılıfın altında her zaman sürpriz bir iki dal sakladığını bilirim. Pakete hafifçe vuruyor, parmaklarımla yokluyor ve sondan ikinci dalı çekip çıkarıyorum. Tam yakacağım sırada, meğer başından beri elimde çevirip durduğum çakmak parmaklarımın arasından fırlayıp gidiyor. Yere düşmeden onu havada yakalamam lazım... Sanırım imkânsız. Çakmağı almak için eğilmemle yere yığılmam bir oluyor.
Ama zemin... Zemin aslında ne kadar da güzel, ne kadar da rahatmış. Sahi, neden hep yerde oturmuyoruz ki biz?
Bu acınası halimi gören köşedeki belalı abilerin dikkatini çekiyorum birden. Kendi aralarında gülüşüyorlar. Evet, birazdan bana laf atacaklar, adım gibi eminim. Peki sence ben şu an bir bela mıyım, yoksa kibar bir sarhoş mu? Aslında ikisi de olabilirim. Yumruklarımı sıkabilirim ama biliyorum ki savurmaya kalksam kendi ivmemle tekrar yere yapışacağım kesin. Canım acımaz belki ama onlarınkini de acıtamam. O yüzden karar veriyorum: Sanırım ben şu anda kibar bir sarhoşum.
— "Hoop bilader!... Bi dal versene ya."
— "Olsa paket senin abim ama valla son dalım."
Sigarayı adeta eritircesine, derin ve keyifli bir nefes daha çekiyorum. Amacım nispet yapmak değildi ama dışarıdan bakıldığında tam olarak öyle göründü, farkındayım. Telafi etmeli.
— "Ama istersen al, buyur dönelim bunu."
— "Valla hayır demem kardeş, biz de tekel bulamadık biliyon mu?"
Sodyum lambalarının ışığı karanlığın içinden sıyrılıp her şeyi kendi rengine boyuyor. Sarı ışık her şeyi daha katlanılabilir kılıyor sanki. Adamın yanındaki birkaç arkadaşı da karanlıktan çıkıp görünür oluyor o an.
— "Al sen de buyur, al bi fırt."
Şarap uzatıyorlar. Sanırım şarap... Evet, hem de Sava Premium. Güzel, köpeköldürenlerin en asili.
Ve film burada yine kopmaya başlıyor.
Her gözümü açıp kendime geldiğimde muhabbet biraz daha ilerlemiş, mekân değişmiş, etrafımdaki insanlar çeşitlenmiş oluyor. Kusuyorum. Bu iğrenç ötesi tuvalet şu an benim en yakın dostum, can yoldaşım. Bana babamdan bile daha sıkı sarılıyor. Fayanslardaki sidik lekeleri ve dışkı parçaları hayatımı benden daha iyi tanıyorlar sanki. Yanağımı o soğuk, pis seramiğe yaslıyorum. Ağzımdan boşalan kusmuğun yarısı deliğe, yarısı kendi üzerime yağıyor.
İçeriden boğuk boğuk gelen o uğultulu müzik, sanırım bir mekânda olduğumu hatırlatıyor bana. Acaba şu an hangi cehennemdeyim? Kusmak güzel şey aslında. Eskiden nefret ederdim. Çocukken mide fesadı geçirir ama yine de kusmaz, her şeyi içimde tutardım. Ve tabii her şey çok daha kötü olurdu. Sonra bırakmayı öğrendim; belli bir miktar sancının, rahatsızlığın ardından o büyük ferahlamanın geldiğini, o kusma tepesini aştıktan sonra düzlüğe çıkılabildiğini keşfettim.
Yeterince kustum. Şu an iyiyim. Ama hâlâ zihnim yerinde değil, çok sarhoşum. Sanırım film yine kopuyor.
Belki biraz daha alkol? Cüzdanım yanımda mı peki? Hâlâ bu bilince sahipsem, cebimi yoklamayı akıl edebiliyorsam içmeye devam edebilirim demektir. Ama ellerim benden çok uzak, hissiz ve kontrolsüz et parçalarından ibaret. Bir anlık sarsak bir hareket... Ve cüzdanım şu an o iğrenç tuvalet deliğinin içinde. Bir gece daha ne kadar dibe vurabilir ki? Sanırım gerçekten çok içmişim. Cüzdanımı çöpten bulduğum buruşuk peçetelerle silip bu bok çukurundan dışarı atıyorum kendimi.
İçerisi karanlık, müzik sağır edici boyutta. Beni tanıdığını düşündüğüm bir sürü insan bana çok yakın duruyor. Sadece fiziksel bir yakınlık bu; yoksa bilişsel olarak, ruhsal olarak hiç kimseye yakın falan değilim ben. Sanırım beni alkole iten şey de tam olarak bu kahrolası uzaklık hissi. Alkol, beynimin içindeki o susmak bilmeyen sesleri kısmamı ve bu devasa et yığınının sıradan bir parçası olmamı sağlıyor. Kendimi marine ediyorum adeta. Bir tutam çocukluk travması, biraz acımasız bir farkındalık ve bolca alkol. Bu sosun içinde bir ruhu on sekiz yıl beklettiğinizde lokum gibi bir et olabiliyor işte. Yemesi kolay ama hazmı çok zor bir gerçeklik.
Film yine kopuyor. Bir bira daha. Gözlerim ve diktiğim bira şişesinin dibi aynı anda tavana bakıyor. Belli bir saatten sonra içilen bira suya dönüşüyor zaten. Zihnimin içindeki film rulosu gittikçe hızlanıyor. Yaşadığım anlar artık dakikalardan saniyelere, hatta anlamsız fotoğraf karelerine dönüştü. Hiçbir şey olduğu gibi değil.
Yaşadığım bu şey ne? Kimdim ulan ben?
_devam edecek_
yüksek dağlara doğru

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
İç eskizlerden bir alıntı
Önümde yarısı içilmiş bir fincan kahve, ağzımda sigara...(içiyor olsaydım tabi) Anlam veremediğim şeyler dönüyor. dışarıda değil, tam bu kafanın içinde. Hisler, hayaller, halüsinasyonlar hepsi birbirine girdi tanrım tam bir karmaşa... Nerden çıkıyor tüm bunlar, ne zırvalıyoum ben tam da içimde? Kitaplığa ait olmayan o garip, pek okunamayan bir kitap gibiyim. Ya da yalnızlık içinde mezarlık mezarlık dolaşan bir karga...
Tüm pencereleri açma vakti, düşler gözlerime akmalı uyuduğumda..