"Berlinliler soğuk, terbiyesiz, kaba ve inatçı; Berlin heryerde inşaatları, insanların durduğu ve yürüdüğü sıkışık sokaklarıyla iğrenç, gürültülü, pis ve gri - ama burada yaşama şansı olmayan herkese acıyorum" demiş Berlin sosyetesinin ünlülerinden Anneliese Bödecker.
Geçtiğimiz gün tipik bir Berlin cafesinin beni kaşındırmaya başlayacak kadar eski ve pis koltuğunda (tipik!) otururken barın arkasında duvarda okudum bu sözleri. Elime kıymığı batan masama mum akmıştı, 1.5 euro verdiğim kahvem acı ve tatsız, ortam çalışmak için fazla loş ama müzik harikaydı. Hava çok soğuk burada, öyle ki çalışmadığım her an kafam güzel geziyorum, ısınmak için. Kaloriferin dibine girdiğim için dirseğimi yaktım şimdi de.
Bu sözlerle birlikte Berlin'i anladım. Bu şehir bazen 'neden bu kadar kuzeye şehir kurarlar ki' dedirtecek kadar soğuk havası, güneşe hasret bırakan gökyüzü, pis sokakları, gri binalarıyla Avrupa'nın Paris, Barselona, Amsterdam gibi mini mini şirin kentlerine, Almanya'nın düzenli, temiz -ve sıkıcı- diğer şehirlerine hiç benzemiyor. Yine de burada insanı kendine çeken bir şey var. Bu şehir gerçek ve yaşıyor. Burada yaşamabilmeyi başardığında ise bir parçası haline getiriyor, büyütüyor, onda ne bulduğunu anlamadığın sevgililerin gibi aşık ediyor kendine. Kusurlarını daha çok seviyorsun üstelik. Gece yarısı işkembe çorbası içip Pazar sabah 10'da klüp önünde kuyruğa girebildiğin bir şehirden bahsediyorum. Herkesin hiç kimse olduğu bir şehirden.
Bu cizenbayan.com'daki 3. Berlin post'um. Bu sefer farklı. Çılgın tesadüfler, radikal kararlar, biraz secret ve bolca şans sonucu 2 aylığına buraya yaşamaya geldim ve şu an 1. ayım bitmiş durumda. 2 ay harika bir süre diyordum Berlin için ama öyle olmadı, yetmedi. 1 ay içinde dönüyorum ama bu Berlin defteri kapanmaz bende. Belki de Şili dönüşü...
Geçtiğimiz senelerde yazdığım Berlin post'larında hala gittiğim yerler olduğu gibi çoktan modası geçmiş mekanlar ve eksikler de var tabii. İçime sinmedi. Tekrar yazmam farz oldu. Daha 'buralı' gözüyle, şehri biraz daha içine çekmiş, ama 'yerli' kategorisine henüz geçememiş bir post bu. Artık 4. mü 5. mi gelişim olduğundan, gece yarısı nöbetçi eczane aradığımdan, en azından ileri seviye bir turistimdir belki de. Zaten pek çok insan gezmeyi bilen turistlerin şehri daha iyi yaşadığı konusunda hem fikir, gocunmuyorum bundan. Berlin'deki arkadaşlarım da sen gezdir bizi diyorlar, profesyonel turistim ne de olsa. Berlin'deki favori mekanlarım için sizi şöyle alalım öyleyse:
http://cizenbayan.com/gezenbayan/almanya/berlin/379-berlin-4













