Kader
Hızlı hızlı yürüyorum, arkama bakamam sevgilim. Mutlu günlerimizi hatırlamak çok güzel, o şefkatli günlere sığınmak çok güvenilir, tarifi imkansız güzel. Ama geride kaldı, dönüp baktığım an kalbim yanıyor. Sanki hiç yaşanmamaış gibi yapmak zorundayım. Çok zor oldu ama anladım sonunda, devam etmenin başka yolu yok. “Ben güzel bir şey yaşadım, izi kaldı” diyemem. Öfkeyle kaçmak zorundayım o en sevdiğim anılardan. İçtimde yanan ateşi görmezden gelmek zorundayım.
Tek bir şeyi bilmeni isterim yine de.
Ne fotoğraflarımızı silip atabildim, ne de tamamen kalbimden söküo çıkarabildim seni. Yedi gün yirmi dört saat seni hiç varolmamışsın sayıp kahkahalar atarken, hayatından memnun, özgür bir kadın gibi yaşarken; yağmura yakalanıyorum. İşte anla beni, her şeyden kaçsam yağmurdan kaçamıyorum ki yağmur bizim sevdamızın imzasıdır benim için... Kış bitiyor, rahat ederim diyorum. Yaz yağmuruna yakalanıyorum gece tek başıma evime yürürken. Unut gitsin işte o yedi gün yirmi dört saati. Ben bu yağmurdan kurtulana kadar vakit bizim vaktimizdir. Benim yas zamanımdır. Seni yitirişimi andığım, en güzel günlerimizin gözyaşlarıma dönüşüp tane tane düştüğü, kalbimi harladığı andır...
Sen bana kızgın ol, küskün ol... Dargın ol... Biliyorum senin de hızlı hızlı yürüyüp devam etmeye ihtiyacın var. Sen de benim gibi, bir an geriye dönsen baksan çukura düşeceksin yine. O yüzden olması gereken buymuş gibi geliyo bana. Zaten bu dargınlığı da yaratan benim; çünkü işte, dedim ya... Sığınacak yerim kalmasın. Baş edemem canım...
Her şeyin en güzelini yaşadım ve bitirdim. Ömür boyu damağımda kalan tadı hatırlayarak yalnız geçecek artık günlerim.
Ama üzüntüye gerek yok, bu yalnızlığı unutmak için çok şey yapıyorum. Bu yaptıklarımla gurur duyardın canım. Duysan çok sevinirdin. Bazen bana inanan kimse kalmadığında bile seni düşünüyorum. Her şeyi yapabileceğime inanan biri vardı diyorum. Yani, hala yaslanıyorum sana... Seni yok saysam da, lafta öfke ve kinle varlığını zedelesem de, aklımın ve ruhumun bir parçası olmanı engelleyemiyorum...
Çaresizce ve mecburen, savrulduk ve bu hayatlara kaldık. Ne denir ki?









