Filtreler güzellik algımızı mı değiştirdi?
Haftalardır aklımda olan fakat bir türlü yazamadığım bir konuya değinmek istiyorum bugün. İnstagram filtreleri ve değişen güzellik algısı. Bir kadın olarak her zaman güzel görünmek isteriz. Giyinir, süslenir, en güzel kokularımızı sıkar, en şık ayakkabımız giyeriz. Karşı cinsle buluşmaya hazırlanırken de bu böyledir, arkadaşlarımızla felekten bir gece çalmaya giderken de. Çoğu insan “kadınlar, erkekler için değil hemcinsleri için süslenir” der. Ben bunun çoğu zaman doğru olduğunu düşünüyorum. Evet, kadınlar kendileri için de süslenirler, kendilerini daha hoş hissetmek için. Fakat bir yandan da her insanda olan o ego, yavaş yavaş kulağına fısıldar insanın: “En güzel ve en iyi ben olmalıyım”
“En güzel ve en iyi olma” fikri, insanın çoğu zaman olduğundan farklı görünmesine neden olabiliyor. Haberlerde görüyoruz; daha dolgun dudaklar, daha büyük göğüsler uğruna bıçak altına yatmış, sonu hüsranla sonuçlanan ameliyatları, operasyonları. Bundan birkaç yıl önce bir kadın bilinmedik ve pek de güvenilir olmayan güzellik merkezine dudaklarını dolgunlaştırmak için gidiyor. Operasyon sırasında mikrop kapıyor ve sonuç hiç de iç açıcı olmuyor: fazlasıyla büyük ve hoş olmayan dudaklar. Bu yaşanılanlar ne ilk ne de son olacak.
İnstagram filtreleri tam olarak ne zaman girdi hayatımıza hatırlamıyorum. Çok da eski değil ama. Önceleri filtreler, renk ve kontrast içerikliydi. Öz çekimleri estetik olarak güzelleştiremiyordunuz yani. Sonra bir anda nasıl oldu bilmiyorum. Aniden estetikli filtreler eklendi hikaye kısmına. İnsanlar attığı her hikaye de başka filtreler deniyor, biz de onları gördükçe kaydediyorduk. Ve şu an eminim ki çoğumuzun hikaye kısmında altta onlarca filtre saklı. Yanakları çilli yapan mı dersiniz, saçlarınızın rengini değiştiren mi dersiniz. Biri sanki dudaklarınıza dolgu yaptırmış etkisi verirken diğeri sizi Coachella festivalinde süslenen kızlara benzetiyor. Sayamadığım kadar çok filtre var. Ve günden güne niceleri ekleniyor. Herkes daha estetik görünmek, daha da beğenilmek için bunları teker teker deneyip, hikayesine koyuyor.
İnsanları eleştirmeden önce kendime bakmam gerektiğini çok önceden öğrendim ben. İnkar etmiyorum. Ben de yapıyorum arada. Kendimi güzel bulmadığım, güzel hissetmediğim zaman hepsini neredeyse teker teker deneyip, hangisinde daha güzelsem onunla çekiyorum. Fakat bir müddet sonra filtresiz çekilirken “Nasıl ya benim dudaklarım bu kadar ince miydi?” diye sordum kendime. Evet bu kadar inceydi. Nasıl bir ara kendimi kaptırmışsam kendi özümü unutmuşum. Üst dudağım ince, burnum sivri, göz kapaklarım hafif düşük. Sağ kaşım beni uyuz edecek kadar düşüyor. Hepsi benim.” Filtreler o kadar içimize işlemiş ki bazen aynaya baktığımda kendim değilmişim gibi hissediyorum” cümlesini duydum ben.
Filtreler, fotoğraf uygulamaları gibi. Bir başladınız mı vazgeçmeniz zaman alıyor. Hayatımda hiç Shop yaptım mı diye soruyorum kendime. Sanırım bir kez kolumu inceltmek için kullanmış olabilirim. O da azıcık. Daha fit görünmek, daha güzel ve daha alımlı görünmek istediğimizde kullanıyoruz. Çünkü sosyal medya bizi buna itiyor. Her zaman fit olan mankenler, oldukça kusursuz görünen sosyal medya güzelleri, insanların, kadınların, bizim aklımızı karıştırıyor. En güzel olmak, en güzel görünmek için savaş veriyoruz adeta. Bu savaşta da kendimizi kaybediyoruz. Tüm benliğimizi, has güzelliğimizi belki de en önemlisi öz güvenimizi.
PS: Bu yazı bir öz eleştiri yazısı niteliğindedir. Ayrıca tüm kadınlar çok güzeldir.