İlle de Mozart Olsun / Röportaj
TEKSED / Dilan Keyvan Röportajı
04.01.2015
Röportaj: Bora ŞAHİNKARA
Prova Fotoğrafları: Ruken BULUT
İzmir'in "Tepecik" semtinde romanların (veya çingenelerin. -'Çingene' gibi güzel, renkli, melodik kelime ne ara 'hakaretamiz' algılanmaya başladı? Ne ara ırkçılık lanetinin kiri bulaştı?-) ağırlıklı olarak yaşadığı ve neredeyse gettolaştığı bir semtte bir okula müzik öğretmeni olarak giden Dilan Keyvan'ın röportajda detaylarını okuyacağınız üretken macerasının 22 Kasım 2014'te 1000'den fazla İzmirli seyircinin gelip izlediği ilk konserini veren Tepecik Filarmoni Orkestrası'na uzanan öyküsünü dinlemek için Ruken'le (Bulut) birlikte, orkestradaki genç Tepecikli enstrümanistlerin, şef Hamdi Akatay'ın, TEKSED Başkanı Dilan Keyvan'ın bulunduğu bir provaya gidip aynı zamanda mini bir konser de dinleme keyfine eriştik.
TEKSED'in (Tepecik Kültür Sanat Eğitim Derneği. Öncülüğünü Dilan Keyvan'ın yapmasıyla kurulan dernek.) öncesinden başlamak isterim ben biraz hikayenin. Normalde Tepecik'te yaşayan biri değildin. Müzik öğretmeni olarak buradaki bir okula geldin. Dernek öncesinde, önce öğrencilerinle gerçekleştirdiğin çalışmalardan bahsetmeni rica edeceğim.
Dilan Keyvan: Tepecik’te çalışmaya geçen yıl başladım. Okulda yetenekli birçok çocuk vardı, tanıdıkça heyecanlanıyordum. Önce kendimi yetersiz hissedip ritim kursu falan almaya başladım. Gerçi hala alıyorum da konuyu dağıtmayayım. Sonra onlara yetişmeye çalışmak yerine onlarla birlikte bir şey yapmanın daha anlamlı olacağını fark ettim ve bir ritim grubu kurdum. Davul, darbuka ve bendirle savaş temalı bir kompozisyon çalacaktı ekip. Birinci dönemin sonunda kötü karneler nedeniyle çocukların bir kısmı okulu bırakınca ikinci dönem yeni bir grup, beden perküsyonu grubu oluşturdum. İlk grupta kız ve erkek öğrenci sayılarının denkliğine özen göstermişken bu kez pozitif ayrımcılık yapıp sadece kızlarla çalıştık. 9 kız öğrenciyle güzel aylar geçirdik doğrusu.
TEKSED'e neden ihtiyaç duyduğunuza, nasıl kurulduğuna, neyden ilham aldığına gelelim oradan istersen?
Dilan Keyvan: Tepecik’te amaçladığımız sosyal bir dönüşüm başlatmak. Bunun kadınlarla, çocuk ve gençlerle, madde bağımlılığıyla, artan suç oranıyla, amaçsızlıkla, hayalsizlikle ilgili boyutları var. Sanatı her alanda desteklemek, aslında insanı ve yaşamı desteklemek, bunu AB projeleri yoluyla beslemek için bir bütün olmaya, aile olmaya ihtiyaç duyduk. Feride’de geçer, ‘herkesin bir kimsesi vardır bilmez miyim / bir de kimsesizliği’. Biz işte birbirimizin kimsesi olmak istedik özetle. Nasıl kuruldu sorusunu da aradan çıkardım bu arada sanırım. Tüm bunlara dertlenen yedi kişi birleşip TEKSED’İ kurduk. Beş kişiden ancak Voltran oluşuyo' çünkü.
İlham aldığımız birçok kişi ve oluşum var aslında. Jonathan Livingstone’dan tut, Martin Eden’a kadar kimler kimler. Şaka bi yana El Sistema bizim en çok hayranlık duyduğumuz oluşumların başında geliyor. Bu nedenle bu yaz Barış İçin Müzik Vakfı’nı ziyaret edip feyz aldım hatta. Tarlabaşı ve Sulukule’deki bazı derneklerle de görüşme şansım oldu. Elbette herkesin yöntemi farklı ama dertlerin birliği hepimizi kardeş yapıyor.
Hamdi Akatay ile nasıl irtibat kurdunuz?
Dilan Keyvan: Hamdi Bey zaten gıyabında tanıdığım, çok da saygı duyduğum bir sanatçıydı. Ama okuldaki çocuklar söyleyene kadar Tepecikli olduğunu bilmiyordum. Bütün çocukları tembihledim, mahalleye gelirse bana haber verin, diye. Derken biri bi' gün sahiden aradı. Ertesi gün Hamdi Bey'i okulda ağırladık ve uzun uzun sohbet ettik. Tepecikli biri olarak onun da bizim kadar dertli olduğunu görmekten mutluluk duymuştuk. Müzik olmasaydı ben de farklı olmayacaktım, dedi o gün. Sanatın dönüştürücü gücünün cisimleşmiş hali gibiydi.
Hamdi Bey, şu an İstanbul'da yaşayıp, provalar için İzmir'e mi geliyor?
Dilan Keyvan: Hamdi Bey tüm bu projeler için İstanbul’daki hayatını feda etti diyebiliriz. Mahallesine karşı duyduğu sorumluluk ağır bastı ve burada yaşama kararı aldı. Bunun bizler için de mahalleli için de anlamı çok büyük. Basit bi Google taramasıyla ne denli önemli bir müzik kariyerinden söz ettiğimiz daha kolay anlaşılabilir. Kendisi, dilerim başka kişilere de örnek olur.
Peki bir filarmoni orkestrası kurma ve Mozart çalma fikri nereden çıktı? Tepecik Filarmoni Orkestrası'nın Mozart bestelerini çalmayı tercih sebebi ve buna Roman müziğini ve yorumunu da entegre etmesi nedendir?
Dilan Keyvan: Bu tamamen Hamdi Bey'in fikri, onun projesi. Romanların müzikal yeteneklerine rağmen konservatuarlara alınmak istenmemesi, hasbelkader alındıktan sonra uğradıkları ötekileştirme, yalnızlaştırma sanıyorum herkesin malumu. Hamdi Bey mahalledeki 6 çocuğun konservatuarın lise bölümünde okuduğunu öğrendikten sonra çocukları dinledi ve yeteneklerinden, hikayelerinden etkilenip Temmuz ayında bu orkestrayı kurdu. Eğer amaç 'Romanlar Mozart da çalar'ı göstermek olsaydı, eserler şimdiye kadar yüzlerce orkestra tarafından nasıl çalındıysa yine öyle çalınırdı. Oysa amaç bundan fazlasıydı; Mozart çalmak ama icracıların kimliğini saklamadan, bilakis ön plana da çıkararak çalmak. Kendi hikayelerini, kendi duyuşlarını, kendi ritimlerini de katarak, çoğaltarak çalmak. Ki başta da değindiğim gibi bu hikayede sürekli göbek atan mutlu Romanlar yok. Uğradıkları ayrımcılığın kanallarından birinin ta kendisiyle verilen güzel bir mesaj var.
Mahalleli çocukların ilgisi nasıl oldu? Orkestradaki enstrümanist arkadaşlar, enstrüman çalmayı bilen arkadaşlar mıydı, yoksa öncesinde enstrüman geliştirme çalışmaları yapıldı mı? Ve hatta sıfırdan başlayan oldu mu?
Dilan Keyvan: Hepsi en az bir enstrümanı iyi derecede çalan çocuklar bunlar. Elbette bunda başka hocalarının da izleri, emekleri var. Prova sürecinin çok yoğun geçmesi onlara kuşkusuz fayda sağladı. Ama tamamen bu orkestra bünyesinde ışıldadılar demek, kanımca haksızlık olur. Bir müzik okulu olma hayalimiz gerçekleştiğinde ilk eğitimini dernek bünyesinde alacak olan çocuklar yetiştireceğiz. Hayalimiz minik başka kemancılar, piyanistler, akordeoncular, klarnetçiler ve daha fazlası.
Provalarınızı şu ana dek hep mahallede, bir kahvede yapmaktasınız sanırım. Hatta Konak Belediyesi, sanırım provalarınız için bir yer sağlamayı önermiş size fakat mahallenizden çıkmamayı tercih etmişsiniz. Tepeciklilerin arasında sizin bilinirliğiniz nasıl, ilgi nasıl?
Dilan Keyvan: İlgi oldukça yoğun ve bu bizi oldukça mutlu ediyor. Elbette şimdi sadece müzik projemizle tanıyorlar bizi. Orkestraya katılmak isteyen çocuklar, torununu tutup getiren dedeler var. Başka şekillerde düşünce gardımız, başka başka şeyler üzünce bizi, hep onlara bakıyoruz ve bu bizi tazeliyor. Umut doluyor içimiz. Tepecik’ten başka bir yerde çalışmayı hiç mi hiç istemiyoruz bu nedenle. Mahallenin o canlı havasından, özünden koparsak, daha az insanla tanışır ve daha azıyla selamlaşırsak, gözümüzden bir tek kişinin derdi kaçarsa, ne anlamı kalır ki adımızın başına Tepecik yazmamızın, Tepecik’le yatıp Tepecik’le kalkmamızın?
Ekibi izleyen arkadaşım Dilşat Ün'ün de dikkatini çeken önemli bir soruyu iletiyorum: Enstrümanistler arasında neden hiç kadın yok? TEKSED öncesinde kurduğunuz kadınlardan oluşan beden perküsyon grubu çalışmanız gibi, kadınları daha çok teşvik etmeye yönelik, bu eril dünyada kadınlara pozitif ayrımcı projeler düşünüyor musunuz?
Dilan Keyvan: Roman toplumunun genel yapısında var aslında bu, çalgıcılar erkeklerden oluşuyor. Bu proje biraz da bunun fotoğrafı. Hali hazırdaki durum bu olduğu için projeye de bu yansıdı. Amaçladığımız müzik eğitimleri gerçekleştiğinde bu konuya nasıl yaklaştığımız daha iyi görülecektir diye düşünüyorum. İçinizi rahatlatacak bir şey söyleyeyim; belki gözünüzden kaçtı ama TEKSED bünyesinde kadınlar erkeklerden çok fazla. Bi düşündüm de şimdi, hakkaten çok fazla. Merak etmeyin yani.
İlk konserinizi, Üçyol (İzmir) Selahattin Akçiçek Kültür Merkezi'nde gerçekleştirdiniz. Ben de izleyenlerden biriydim. Salona sığmayan bir kalabalık söz konusu oldu. Ben biraz erken geldiğimden, oturarak izleme şansına erişmiştim. Kaç kişi izledi o gün? Ve nasıl hissettiniz o ilk konserle ilgili? Öncesinde, sonrasında,.. Hamdi Bey nasıl buldu konseri, enstrümanist arkadaşlar nasıl buldu, sen nasıl hissettin konser sonrasında?
Dilan Keyvan: Tam sayı 1117 imiş. Hala inanamıyorum. Açıkçası ben konseri izleyemeyenlerden biriyim, çünkü o bir buçuk saatin önemli bir kısmında dolaşıp insanlarla konuştum, insanları izledim. İstanbul’dan, Ankara’dan gelenler vardı. Aydın’dan gelen biri Denizlililer'le karşılaştığını söyledi, onun yalancısıyım. Çeşme, Urla, Torbalı.. Ne diyebilirim, herkesin ayaklarına sağlık. Belediye yetkililerinin bunu öngörüp diğer salona barkovizyon koyması çok yerindeydi. Buna rağmen ayakta kalanlar oldu. Ne hissettik, ne hissediyoruz, ne hissediyorum çok zor sorular. İlk on dakika aralıksız ağladım, diyenlerle aynı şeyleri hissediyoruz. Sizinle aynı şeyleri hissediyoruz.
Önümüzdeki zaman diliminde de Tepecik Filarmoni Orkestrası'nın "İlle De Mozart Olsun" konserleri devam edecek mi?
Dilan Keyvan: Etmesini umuyoruz, edecek gibi de görünüyor. Şu an net bir tarih veremiyorum ama derneğimizin web sitesini takip ederseniz ilerleyen günlerde cevaplayabiliriz bu soruyu. Derneğimizin web sitesini normal günlerde de takip edin hem, neden etmeyesiniz. www.teksed.org, Facebook, Twitter, Linked in, Youtube hesaplarımız da var. Bize bu kanalların herhangi birinden ulaşabilir herkes. Hiç olmadı, içlerinden geçirsinler, biz onlara ulaşırız.
Tepecik Kültür Sanat Eğitim Derneği'nin Tepecik Filarmoni Orkestrası dışında planladığı, umduğu, koşullarını oluşturmakta olduğu daha ne gibi projeler var şu an?
Dilan Keyvan: Mahallenin açık hava sanat galerisi olması yolunda bir projemiz var. Derneğimizin sanat danışmanları, ressamları bunun alt yapısını hazırlamakla meşguller. Protokol henüz imzalanmadığı için adını vermem sıkıntı olabilir ama büyük bir boya firmasıyla prensipte anlaştık, boyalar onlardan işçilik bizden, mahallemizi güzelleştireceğiz. Bunun dışında "Bi Çayımı İçer Misin" adlı bir başka projemiz var, mahalleler arası kaynaşmayı, tanışmayı sağlamasını beklediğimiz. Bir diğer proje mahalledeki elinden dikiş gelen kadınlarla moda tasarımcısı arkadaşımızın birlikte yapacağı henüz afili bir isim bulamadığımız kostüm projesi. İlle de Mozart Olsun aynı zamanda bir AB projesi sahi, söylemiş miydim. Güzel ve amaçlarımıza uygun bir dernek binamızın olmasını bekleyen tiyatro ve dans projelerimiz de var. Her türlü proje fikrine açığız, okurlarınızın aklında bulunsun. Ben de varım, istekliyim, gönüllüyüm, doğruyum, çalışkanım diyen herkese kapımız açık.
Soruların dışında eklemek istediğin(iz), iletmek istediklerin var mıdır?
Konserin en büyük getirisi insanlar oldu. Bizim gibi düşünen birçok insanın var olduğunu gördük. Yeni dostluklar kurduk, koşulsuz yardım teklifleri, ortak proje çağrıları aldık. Bunlar bizim için paha biçilemez şeyler. Bi' şey bulaşıyor karşılıklı sanırım; delilik, samimiyet ya da başka bi şey. Bize benzeyenlerle bir araya gelmeye başladık; aynı şeylere dertlenenler, üretelim diyenler, deniz yıldızı hikayesine inananlar, kara balıkları sevenler, ben de, diyenler özetle. Tepecik’ten Salzburg’a taşıyabilirsek bu yolculuğu, Viyana’da Berlin’de konserler verebilirse bu çocuklar, işte bu sinerjinin rüzgarıyla olacak. Henüz kurumsal bir destek alabilmiş değiliz. O başvurduğumuz festivallerden biri bizi kabul ederse uçak bileti alacak paramız bile yok. Ödüm kopuyo bugünlerde, biri Viyana’ya gelin diyecek diye. Orkestranın seveni çok ya şimdi, inşallah sponsoru da çok olur. Amin.
***
SEDAT ATLAN
Merhabalar. Ben Sedat Atlan. 5 yıldır keman çalıyorum.Kemana olan ilgim babamın bana keman alması ile başladı. Başlarda ilgimi çekmemişti ama ilerleyen zamanlarda elimden düşürmediğim bir enstruman haline geldi. İlk derslerimi mahallemizde ki büyüklerimizden aldım ve ilerleyen zamanlarda Sn. İlkin Ünsal tarafından masterclass dersleriyle devam ettim, ilk konserimi Konak Opera binasında verdim. Şu anda Manisa Güzel Sanatlar Lisesi'nde okuyorum. Tepecik Filarmoni Orkestrası'nda 2. Keman Grup Şefi'yim. İlk konserden bahsedecek olursak açıkçası bu kadar ilgi beklemiyordum, hatta beklemiyorduk demek daha doğru olur. Ama güzel bi konser olması için çok emek sarf ettik. Umarız olmuştur. Projenin amacı aslında: "Çek Tulumbayı da çalarız Mozart da" değil; Türk müziği örnekleriyle Batı müziği motiflerini harmanlamaktır.
***
HAMDİ AKATAY
Bora: İstanbul'dan bu proje ile geldiniz, İzmir'e taşındınız, bundan sonra burada, Tepecik'te mi yaşamayı düşünüyorsunuz?
Hamdi Akatay: Evet, elbette. Doğup büyüdüğüm yere, kendi mahalleme, buradaki çocuklara yararlı olacak işler yapmak istiyorum. Bu amaçla geldim ve kalacağım. Eğer müzik okulumuzu kurabilir ve iyi bir müzik eğitimi vermeye başlayabilirsek Tepecik’te neler olacağını hayal ediyorum, İzmir’in, ülkemizin sınırlarını aşmak istiyorum.
Bora: Tepecik Filarmoni Orkestrası'nın "İlle de Mozart Olsun"un ardından başka projeleri de olacak mı?
Hamdi Akatay: Amacımız bu, çalışmalarımız bu yönde. Evrensel ölçekte işler yapmak istiyoruz. Tepecik’te çok ciddi bir müzikal potansiyel var. Bunu yansıtacak işler yapacağız. En azından temenniler bu yönde.