Bileşikler gerçeği aramak konusunun en önemli aşamalarından birini teşkil eder. Bunun nedeni de bileşiklerin ileri bölümlerde ayrıntılarıyla incelemeye çalışacağımız yaşamın maddesel temeli olmasıdır.
İki veya daha fazla sayıda madde bir araya geldiğinde, moleküllerdeki atomların yeniden düzenlenmesine kimyasal tepkime denir.
Bu sırada elektronların paylaşılması da değişir.
Kimyasal tepkimelerin bir özelliği, ilgili atomların çekirdeklerinde bulunan parçacık sayısının tepkime sırasında değişmemesidir.
Bileşik iki ya da daha fazla cinste atomun bir araya gelerek oluşturduğu saf modellere denir.
Bileşiklerin en küçük yapı taşı moleküllerdir.
Bileşiklerin çoğu moleküler yapıdadır. Ama tuz gibileri atomik yapılarda olabilir.
Bileşikler belirli formüllerle ifade edilirler. Fakat bileşiklerle karışımları birbirinden ayırmak gerekir.
Bileşikler karışımlardan şu özellikleri nedeniyle kolaylıkla ayrımsanabilir.
a)-Bileşikler belirli sayıda element atomunun kimyasal bir bağ ile bağlanmasıyla oluşur. Ancak karışımın belirli bir formülü yoktur.
b)-Bileşikleri asitler, bazlar, oksitler, tuzlar olarak sınıflandırılır.
c)-Bileşikler oluştukları element atomlarının özeliğini taşımazlar. Örneğin tuz ikisi de zehirli olan sodyum ve klordan oluşur. Fakat soframıza lezzetli yemek tuzu olarak gelir.
En bilinen bir başka bileşik ise sudur.
Su yakıcı özelliği olan oksijen ile yanıcı olan hidrojenden meydana gelir. Ama kendisi söndürücüdür.
d)-Bileşikler homojendirler.
e)-Bileşiklerin belirli erime ve kaynama noktaları vardır.
Bileşik, birden fazla atomun belirli oranlarda bir araya gelmesiyle oluşan maddelere denir. Yüz dört elementin büyük çoğunluğu birbirleriyle birleşerek sayısız denecek kadar çok bileşikler meydana getirebilirler.
Laboratuarlarda her gün yeni bileşikler oluşturulmaktadır.
Şu an için yaklaşık 2 milyon bileşikten bahsetmek mümkündür.
En basit kimyasal bileşik, hidrojen molekülü kadar ufak olabildiği gibi, milyonlarca atomdan oluşanları da vardır.
Moleküllerin oluşması elektriksel ve kütlesel dengelerin de oluşması anlamına gelir. Bu nedenle molekülleri oluşturan atomlar arasında elektron alışverişi de kesilir.
Bir element acaba en fazla kaç değişik bileşik oluşturabilir?
Bu sorunun cevabı oldukça ilginçtir. Çünkü bir tarafta hiçbir elementle birleşmeyen bazı elementler (soy metaller) vardır.
Diğer tarafta ise 1.700.000 bileşik oluşturabilen karbon atomu vardır.
Toplam bileşik sayısının 2 milyon kadar olduğunu tekrar hatırlarsak, 92 elementin 91!i toplam 300.000 bileşik yapmaktadırlar.
Ancak karbon olağanüstü bir şekilde tek başına 1.700.000 bileşik yapabilmektedir. Bir bakıma karbon var oluşun dolaysıyla canlılığın yapı taşıdır. (Karbon elementi bölümüne bakınız)
Atomları birbirine bağlayan bağlar zayıf ya da güçlü olabilir.
Zayıf bağlı atomlar birbirlerinden kolaylıkla ayrılabilir.
Örneğin suyu elektroliz ederek su molekülünü oluşturan oksijen ve hidrojen atomlarını birbirlerinden kolaylıkla ayırabiliriz.
Bazı bileşiklerde oluşan bağlar ise çok güçlüdür. Bu tür bileşiklerin moleküllerini oluşturan atomları birbirlerinden ayırmak çok zordur ve hatta kimilerinde imkânsızdır.
Maddeleri aynı özellikleri taşıyan birer molekül kümeleri olarak düşünebiliriz.
Fakat maddeleri oluşturmak için sadece moleküllerin oluşması yeterli değildir.
Boşlukta bir yer tutan yani hacmi olan varlığını rahatlıkla algılayabildiğimiz maddenin oluşumu molekülleri bir arada tutan bir güce de ihtiyaç vardır.
Bu da molekülleri bir arada tutan bu güç nedir sorusunu gündeme getirir.
Bu soruyu cevaplamaya çalışan bilim insanları farklı teoriler üretmişlerdir.
Yapılan araştırmalar moleküllerin içlerindeki atomların özelliklerine göre farklı şekillerde birleşebildiklerini ortaya çıkarmıştır.
Bu bağlar canlıların kimyası olarak bilinen organik kimya için çok önemlidir. Çünkü canlılığı meydana getiren proteinler gibi moleküller bu bağ kurma özellikleri sayesinde ortaya çıkabilir. (Geniş bilgi için proteinler bölümüne bakınız)