Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
✓ Live Streaming✓ Interactive Chat✓ Private Shows✓ HD Quality✓ Free Actions
Free to watch • No registration required • HD streaming
Yutkunsam geçer miydi boğazımda takılan bu yumru? Yoksa kaybettiğim parçanın boşluğu muydu bu?
Vücudum titriyordu. Üşümekten mi yoksa yüreğimdeki yangındanmı bilinmez…
Ağlayamıyordum ta ki kapıdan çıkıp içimden ilk hıçkırık kopana kadar.
Belki de kendimi o zamana kadar bir kâbusta zannediyordum ama o kapı eşiğini geçince gerçek
hayata açmıştım gözlerimi, tabii ne kadar hayat denirse...
Tumblr’dan Yüzler’de bu ay misafirimiz, haftalık blog seçkilerimiz kapsamında birçoğumuzun panosuna @demhanem adli blogundaki paylaşımları ile düşmüş, bizler okulda veya ofiste iken paylaşımlarıyla bizi mümkün olan başka dünyalara götüren gezgin Hasan Taşdelen. Hasan ile özgürlükten, varsayılan toplumsal yapıları kırmaktan ve doğadan bahsettik. Yeni yıl kararlarınızı belirlemeye başlamadan bu söyleşiye bir göz atmanızı öneriyoruz.
Ekip olarak hoşgeldin diyoruz öncelikle, Hasan. Aslında birçok kullanıcımız seni biliyor ancak biz seni biraz daha yakından tanıyalım istiyoruz. Nerelisin, neler yapıyorsun?
Merhaba,Teşekkür ederim 😊 İstanbul doğumluyum.Kastamonu’nun dağların içinde kalan sessiz ve huzurlu bi köyündenim. Eğitim hayatımı, ailemle 20 yıldır yaşadığım Karabük'te, bilgisayar programcılığı ön lisansı yaparak tamamladım. Eğitim hayatım bittiğinde, önüme Türkiye haritasını açıp parmağımla rastgele seçtiğim İzmit'e yerleştim. Mesleki açıdan kendimi geliştirdiğim bir firmada yönetici olarak çalışıyorum. Beş yıldır bu şehirde hayatımı sürdürüyorum.
Gezerken çektiğin fotoğraflar ve blogunda paylaştığın GIFlerle birçok kullanıcımızın panosuna düşüyorsun. Peki bize bu tutkundan biraz bahseder misin?Anlatıcak bir hikayen vardır herhalde?
Her şey üniversite hayatımın bitmesiyle başladı aslında. Hayatta kendileri için karar verme döneminde olan arkadaşlarımın hepsi ailesinin, arkadaşlarının kararlarını önemserken, son ders günümde elime Türkiye'ye ait bir fiziki harita denk geldi. Nerede yaşayacağımı gözlerimi kapatıp elimle haritanın üzerinde gezdirerek karar verdim. Yol hikayem İzmit'e düşmüştü. Otobüste Avrupa’yı iyi bilen bir kadınla sohbet ettim. 8 ay birikim sağladıktan sonra sırt çantamı alıp otuz gün içerisinde 16 Avrupa ülkesi gezdim. Seyahat ederken farklı insanlar, kültürler, yemekler, bitmeyen maceralar tattıkça, dünyaya ve kendi hayatıma yeni bir bakış açısı kazandım. Evimden çok uzaktım; her yaz gittiğim o huzurlu köyümden de öyle. Kendime bir bisiklet alıp çevremi tanımaya başladım. Sonra o bisiklete iki heybe takıp Antalya'dan İzmit'e 2500 km’ye yakın pedal çevirdim. Her gün farklı bi koyda doğanın verdiği huzurla uyanıyordum.
Artık kendi içine yolculuk yapabilen, mevsimleri anlayabilen, yağmur düşmüş toprağın kokusunu hissedebilen birine dönüştüm. Bazen bir kelebeğin üstüme konmasını görmek, çam ağaçlarının kokusuyla uyanmak, akşamları ateşin başında, is kokulu kıyafetlerimle, perdenin gerekmediği yerlerde toprağın üstünde uyuyakalmak için, o hissi unutmamak için kilometrelerce yürüdüğüm oluyor. Bir sabaha ağaçların ortasında uyanmayı seviyorum. Benim için tavanın gökyüzü olduğu her yer ferahlatıcı; yaşam, hayatlarımızın ‘monotonluk’ kavramı altında ezildiğini göstermek için çok kısa.
Peki senin için özel yere sahip olan neresi?
Bi kış mevsiminde Düzce'de Torkul yaylasına çıkmıştım. Çadırda kalamayacağım kadar soğuktu, bende kulübeye sığınmıştım. Üç günlük yemeğim vardı. Camdan dışarı baktığım da sisten dolayı sadece bi çam ağacı görebiliyordum. Harika bir kar yağıyordu. Oturduğum yerde saatlerce o çam ağacını ve rüzgara karşı direnişini seyrettim. Ertesi gün uyandığımda kar seviyesi kulübeyi aşmıştı. Ağır çantamla dışarı çıktığımda kara battığım için yürüyemiyordum. Karın dinmesini 2 gün daha bekledim ama durmadı. Yemeğim çok az olduğundan dolayı dışarı çıkıp yıkılmış ağaçları keserek kendime kızak ve ayağıma kar paleti yaptım. O kulübeyi ve ağacı asla unutamam. 3 gün boyunca tek görebildiğim onlardı.
Bütün şartlar uygun olsa, gezmeye gideceğin üç yer nereler oldurdu?
Bisikletime atlayıp İzmit'ten İran, Hindistan,Tayland'ı geçip Kamboçya'ya gitmek isterdim. Bunun için uzun zamandır sponsor arayışı içerisindeyim. Güney Asya benim için kültürel olarak çok zengin. Hayallerime bir adım daha yaklaşabileceğim bir yer.
Severek takip ettiğin bloglar hangileri peki?
@ophelllia, @eylulkalpliadam, @erasenrew1nd gibi sanat ve doğa içerikli blogları seviyorum genelde.
Birçok kişi hayatın döngüsüne hapsoluyor ve istediği kadar gezemiyor ya da doğada istediği kadar zaman geçiremiyor. Peki bunu tecrübe eden kullanıcılarımıza vermek istediğin bir mesaj var mı? Yardımcı ol, yol göster lütfen!
Şöyle bir bakınca pek kimse hayatından memnun gibi görünmüyor. Neden biliyor musunuz? Çünkü hepimiz ikinci bir ev almak için çabalıyoruz. Her yıl araba değiştirmek için, telefon değiştirmek için, yeni ayakkabı, yeni gömlek vs diye geçiyor. Geçici hazların arasında birikimimizi, hayallerimizi mahvediyoruz. Değiştirmek için bağımlısı olduğumuz hayatımızda bir şeyleri hareket ettirmeye korkuyoruz. Doğanın sessizliğinde zihnin daha özgür ve özgün kalıyor. Hayatınız boyunca para biriktirmekten çok kapı biriktirin. Yani dost, arkadaş, yoldaş: adına siz ne derseniz. Biliyorum gezmek için para lazım. Parmağınıza takacak tek taş pırlanta için, lüks telefonlar için de lazımdı. O parayı bulduğunda parmağının değil anılarının parlamasını istersiniz eminim.
Ailenin bu konuda yapısal davranışları önemli, anlıyorum. Alışılagelmiş, korumacı Türk aile tipinde ailem var. Üzerinde oturup eskitemediği koltuklara sahip olmak için yılarca çalıştığı bir işi,y aşamak için emekli olmayı bekleyecek zamanları var. “Uyumaz, hasta olur, huyu değişir, kaybolur” gibi hep felaket senaryoları yazdıkları oldu. Annem ve babam çocukluklarını köyde geçirmişler. Bense hayatımın büyük kısmını sıkıcı şehirlerde. Bu yönden beni anlayabiliyorlar. Çevremdeki çoğu insan için imkansız yolculuklar yaptım. Sonra alıştılar, şaşırdılar ve bana katılmaya başladılar. Artık onlar için torun çok önemli bir şey olmamaya başladı. Sorumluluklarımdan uzaklaşmaya ve kafamda ki hayalleri önemsemeye başladım. Buna saygı duyuyorlar.
Son olarak bir gün kendi ailemi kuracaksam hayallerimin bir meyvesi olmalı. Maalesef, artık çocuklar eskisi kadar şanslı değil ve dört duvar arasında, bir kutu karşında, ellerinde akıllı telefonlar, okul-ev döngüsü içinde büyümek zorunda kalıyorlar. Doğaya saygı duyarak, bilinçli olarak, hissederek büyüyen çok az çocuk olduğunu düşünüyorum. Kendi çocuğumu böyle yetiştiremem. Ayda bir kere doğaya kaçmak yerine, belki ayda bir kere büyük şehre inebildiğim bir yaşam tarzı edinmek istiyorum.
Bu içten şöyleşi için Hasan’a şükranlarımızı sunuyoruz. Yolun açık ve maceralarla dolu olsun Hasan!
Sanat, dışarı taşan bir hâl sanılır hep. Oysa taşmayanlar da vardır. İçinde fırtınalar kopup yüzünde sükûnet duran insanlar… Onları sıradan zannederiz. Çünkü anlatmazlar, göstermeye ihtiyaç duymazlar.
Ama hayallerini, isyanlarını, sevinçlerini kendi içlerinde yaşarlar. Kaynağı derin, suyu sessizdir. Duyguların bir pusulası yoktur; ne aşkı ne yalnızlığı nereye koyacağını bilemez insan. Bu yüzden bazı hisler, yalnızca ruhun en kıymetli köşelerinde saklanır. Gösterilmez, korunur.
Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
✓ Live Streaming✓ Interactive Chat✓ Private Shows✓ HD Quality✓ Free Actions
Free to watch • No registration required • HD streaming
Hayatımızda hepimiz zor seçimler yapıyoruz. Fakat asıl zor olan, onlarla yaşamayı öğrenmek. Yaşamı istediğin yere taşımak, yaşlandıkça daha zor geliyor.
Tutkularımın içinde kaldığımda, geceleri teslim olmamı kolaylaştırıyor. Yoksa neye yarardı sabahları gururlanmak?