Hiç unutmuyorum o anı. İnstagramda eski sevgilimi aramak için girmiştim aslında oraya. Tam arama kısmına basacaktım ki o çıktı karşıma. Masmavi gözleri tam karşımdaydı. Hemen tıkladım resmine. Muhteşem bir güzellik vardı karşımda. Giydiği elbise dahi hatırımda. Gri kareli elbisesi, siyah ince çorapları, kırmızı ruju, kırmızı ojesi ve elbette parıl-parıl parlayan mavi gözleri. O resme baktım saatlerce. Başka hiçbir yere gidemedim. Öyle bir vuruldum ki o an elimde yanmakta olan sigarayı unuttum. Külü düşmüş üzerime farkında bile değilim.
Uyandım bir süre sonra. Dedim ki kendime; yazmalıyım bu kadına. Ama nasıl? Hayatında hiçbir kadına instagramdan yazmamış bir adam nasıl yazacak ki. Yazsa dahi on bin kişi arasından nasıl fark edecek beni. Oldu, olmadı, yapamam, hadi bir cesaret derken, yazdım sonunda. Yaptığı bir paylaşımı storysine atmış. Paylaşım da sevgi ile alakalı. Hemen bir şiirle cevap verdim ona:
Sevgi dediğin nedir ki
Yalnızda olmuyor hani
Bana bir merhaba demen kafi
Belki de oluruz bir ve iki
Saçma da olsa şiir, işe yaradı. Merhaba ile cevap verdi.
-Beğenmene sevindim dedim.
-Daha var mı böyle dedi. Hemen blogumu paylaştım onunla.
-Çok iyi bir yazarsın. Sana başka bir paylaşım versem ona da şiir yazabilir misin? dedi.
Gustav Klimt'in ünlü öpücük tablosunun bir ilüstrasyonunu gönderdi. Belli ki karşımda sanat aşığı bir kadın var dedim ve ekledim :
Paylaşılan bir öpücükten fazlası
Bedenleri bir olmuş karşılıklı
Öpülen de dudak değil hani
Öpersin bir kadını kalbinden yani
-Çok iyisin bu işte dedi.
-Arayı soğutmayalım yaz arada dedi.