AKLIMIN ÇARKLARI
Hayatı uçlarda mı yaşıyoruz ne?
Küçük şeyleri büyütürken,
büyük olanları küçümsüyor muyuz?
Mübalağayı mı fazla kaçırıyoruz,
yoksa sırıtılacak mevzularda
kahkaha mı atıyoruz çatlarcasına?
Çok mu plan yapıyoruz mesela,
yahut gereğinden fazla mı önemsiyoruz;
hayatı, geçmişi, yaşananları, sevgimizi...
Aklımın çarkları fazla ısındı
aşınıp dağılacak dişlileri.
Yürek denen et parçası
delik deşik, harap, bitap, yaralı...
Ruhum vücudumdan daha yaşlı,
tutsak kalmış toy bir esir elinde.
Akışına bırakamamak da hastalık mıdır?
Veya sorgulamak alışkanlıktan mıdır?
Kişilik denen yozlaşmış abartı,
bir gün inceldiği yerden kopacaktır.
İşte böyle anlarda her şey boş gelir insana,
bütün planlardan vazgeçilir.
Uğruna canını vereceğin olaylar
önemsiz gelir aniden gözüne.
İspatı bir kez daha kesinleşir aniden
hala abartıda ısrarın sürdürüldüğünün.
Kişi neden durduramaz;
başına gelen kötülüklere bir son vermeyi?
Gücü mü yetmez gerçekten,
kesinleşmiş kader mi değiştirilemez?
Sorgulama devam edecek belki
ama yanıtlar da hep kaçacak müsterih ol.
Bu kısır döngü böyledir,
yakınlaşan her şey aynı hızda da uzaklaşır.












