meal hatmine başladım. ilk gün tabii, belli olmaz ama kararlıyım.
günüm çoğunlukla mutfakta veya temizlikle geçiyor. geç kalktığım ve annemle takılmayı sevdiğim için kendime çok az vakit ayırabiliyorum. bir kısmında kitap okuyorum ama yeterli değil.
yarın ya da öbür gün kitaplarım gelecek. coğrafyaya başlayıp bir planla ilerlemek istiyorum. madem evdeyiz bir faydası olsun bana diyerek motive ediyorum kendimi ama göreceğiz.
sürekli mutfakta tatli yaparken buluyorum kendimi ve bunun beni mutlu ettiğini görebiliyorum. inşallah ileride kendi mutfağımda çesitli tarifler deneyecek, insanlara ikram edeceğim.
bilgisayarım genelde kardeşimde olduğu için dizi/ film de izlemiyorum. zaten film izlemeyi pek sevmem ancak eritmem gereken bir listem var. ona sadık kalırsam yine 7-8 film izlemiş olurum güzelinden.
bir instagram hesabı açmak ve kendi kendime takılmak istiyorum. telefonumun kamerasına güvenmediğim için bu işten uzak tutuyorum kendimi ama en azından buradan olsun fotoğraf paylaşmak sanki daha iyi hissettirecek.
bir şiir seslendireceğim.
LinkedIn hesabı kuracağım.
yeni şarkılar keşfetmek istiyorum.
mutfak zamanımı çöp saymayacağım. ama podcast falan dinlesem çok daha iyi olur.
yaptıklarınızı görmek beni mutlu ediyor. herkes bir yaşama uğraşında. ben anksiyeteye yatkın biri değilim sanırım, bunu fark ediyorum.
Aklıma gelenler bunlar şimdilik. eminim unuttuğum şeyler vardır. bir şey daha ekleyeceğim: bu yapılan meydan okumalar, etkinlikler hiç rahatsız etmiyor beni. herkes bir şekilde kendini ifade ediyor bu zorlu günlerde, neden illlla bi lafımız olsun ki söyleyecek. bırakınız yapsınlar.
bitirmişken aklıma bir şey daha geldi. Geçen nisanda sunduğumuz bildiri bir kitabın içinde yayımlanmaya hak kazanmıştı. bugün pdf halinde kitabı attılar mailden. gözlerim doldu ekranı aşağı doğru çekerken. çok büyük emekler verdik, uykusuz kaldık, ağladık sızladık ama ne güzel seyler sığdırdık lisans hayatımıza -best'imden bahsediyorumdur, biz derken-. gurur duyuyorum kendimle.














