merhaba tanrım,
birkaç sitem için kapını çalacaktım, zaten bildiğini ve görmezden gelip duymadığını düşünerek -ki bunu da sen düşündürdün- vazgeçtim. yalnızca tek bir şey soracağım;
beni yaratmakla neyi amaçladın?

#extradirty
Jules of Nature

Origami Around

gracie abrams
RMH

Product Placement
h
Claire Keane
macklin celebrini has autism
"I'm Dorothy Gale from Kansas"

Kiana Khansmith
𓃗
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
tumblr dot com

Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
sheepfilms
Monterey Bay Aquarium
Today's Document
TVSTRANGERTHINGS
seen from Malaysia
seen from United States

seen from United Kingdom

seen from United States
seen from Mexico

seen from Indonesia
seen from South Korea
seen from India
seen from Indonesia
seen from Türkiye
seen from Japan
seen from Malaysia
seen from Canada
seen from Vietnam

seen from Japan

seen from Bangladesh
seen from Germany

seen from Bangladesh
seen from United States
seen from United States
@suscizgisi
merhaba tanrım,
birkaç sitem için kapını çalacaktım, zaten bildiğini ve görmezden gelip duymadığını düşünerek -ki bunu da sen düşündürdün- vazgeçtim. yalnızca tek bir şey soracağım;
beni yaratmakla neyi amaçladın?

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
bari toprağın yakınımda olsaydı, neden hep terliklerimle çıkıp gelemeyeceğim kadar uzaklardasın?
en büyük çaresizlik yada en kötü his nedir su
birini özlemişsin, çok özlemişsin. ona gitmek, sarılmak, dokunmak istiyorsun. ama ellerini uzattığında toprak doluyor avucuna. mezarına gülümsüyorsun. başka çaresizlik bilmiyorum.
üç kere hassiktir.
hiçbir şey yolunda gitmiyor ve yoldan çıkmaya meylim var.
aynada yüzüme bakamıyorum, içim kendimi almıyor. yanlış ne, doğrusu nerede bilmiyorum. hiçbir yere sığamıyor ve ellerimi nereye koymam gerektiğini bir türlü bulamıyorum. kendime iyi bakamıyorum, yürüdüğüm yerde ne varsa yıkıyorum, sanki bütün çiçekleri kurutuyorum. varlığımla dünyayı cezalandırıyorum. fazlaca fazlalık ve yük hissediyorum, omurgamı doğrultamıyorum. bir yerlerde birileri birilerini vuruyor, kuzu kurdu yiyor, bebekler ağlıyor, binbir türlü kötü şeyler oluyor, anneler benim yüzümden ölüyor, babalar benim yüzümden devriliyor, çocuklar benim yüzümden çamura batıyor. isa benim yüzümden çarmıha gerildi, yusuf'u kuyuya ben attım, züleyha benim yüzümden kör oldu, muhammed'i benim yüzümden taşladılar, ibrahim'i ateşe atmalarına ben sebep oldum, aişe'ye benim yüzümden iftira attılar. inanır mısın, lût kavmi dahi benim yüzümden helâk oldu. beni evrenin şamaroğlanı olayım diye mi yarattın?
fillerim hiç susmuyor, sürekli ağlayacak bir şeyler buluyorum, hiç iyileşemeyecek gibi hissediyorum. güzelliklere veba bulaştırıyorum. akıp giden günlere yetişemiyorum. bazen sağımı solumu şaşırıyorum. savaşlardan sağ çıkamıyorum, zaferleri geç, mağlup dahi olamıyorum. hâlâ çok zor ve az uyuyorum, hep aynı kabusu görüyorum. muâlla'ya bir türlü ulaşamıyorum, özlemekten güçsüz düşüyorum. portakal mevsimi hafifliğimi çok özlüyorum. hangi yolda nasıl yürümem gerektiğini, bir şeyleri nasıl halledeceğimi hiç bilemiyorum. kendimi bir kaldırıma atıp terk etmek istiyorum. hep hatalar yapıyorum, insan olduğumu sürekli unutuyorum. kendim dahil hiç kimseyi memnun edemiyor ve bundan çok yoruluyorum. yetersizlik ve aidiyetsizlik hissi kemiklerimi kırıyor. her şeyi elime yüzüme bulaştırıyor ve hep bocalıyorum. yaşama işini sanırım beceremiyorum. bilmiyorum.
cümleleri bir araya getiremiyorum, bazı şeyleri seçemiyorum, yapbozun parçaları hep eksik kalıyor. kronolojik sırayı karıştırıyorum, doktorlardan azar işitiyorum, bedenimin dilini anlasam da dikkat etmek içimden gelmiyor. kendi sesime dahi düşman oluyorum. istenmeyişimi bir kalıba sığdıramıyorum. elinden en sevdiği oyuncağı çalınmış çocuk hüznünü göğsüme çiçek diye takıyorum. büyüdükçe küçülüyorum. çürük kokusunu parfümlerle saklamaya çalışıyorum. kaçacak delik arıyorum, hep kendime yakalanıyorum. sevmeyi beceremiyorum. sevilmeye yakıştığıma bazen inanmıyorum. karanlığımla herkesi boğuyorum. gibi. beyaz bayrak çekiyorum, çokça özürler diliyorum.
tepeden tırnağa kusurum, dağılmaya meyilliyim ve çok korkuyorum.
ellerim çok titriyor, epeyce de ağlıyorum.
tanrı'yla bir türlü barışamıyorum.
ne yapacağım?
geceyi gün etmeye çeyrek var, öyleli.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
"günaydın, bugün kendimi beğendim." şeysisi.
kafamı vura vura duvarları parçalamak istiyorum.
çok düşünüyorum, sık sık ağlıyorum, bir şeyleri fark ediyorum, bazı şeyleri kabulleniyorum, bazen kabullenmek istemiyorum, görünmeyen detaylara içerliyorum, haddimi aşıp hakkım olmayan kırgınlıkları kucaklıyorum. -benim de bir yerim olacak mı?- saç diplerimi çok acıtıyorum, kulaklarımı kanatana kadar tırmalamak istiyorum yalvarırım, yalvarırım susun. tuşlayacak tek bir numara bile bulamıyorum, hey, biraz korkuyorum. orada mısın? kaçacak kuytular arıyorum, hiçbir yere sığamıyorum, kapı önlerini memleket belliyorum, balkondan yoruluyorum. soruların sonunu göremiyor ve cevapları bulamıyorum, ayağa kalkamamaktan çok korkuyorum, tünelin sonundaki ışığa gözlerim kapalı koşuyorum.
portakal mevsimini çok özlüyorum.
bardağı avucumda parçaladığım ve dokuzuncu duvara dönüştüğüm eşikteyim,
küllüğü uzatır mısın?
gönlümün heybesinde yer kalmadı kırgınlıkları sığdırmaya, yeri öpeceğim.
geçecek,
mi?
açılmayan kapıları zorlamayı ne zaman bırakacaksın müntehacım, bunu biraz tartışalım öptüm.
kafamın içindeki kadını kusmak istiyorum artık.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
ben üzülünce hep böyle oluyor,
dünya dönüp dönüp canıma batıyor, hep ağlıyorum, birileri hep tavır alıyor, sürekli yanlış anlaşılıyorum, elimi değdirdiğim her şeyi deviriyorum, kendim de dahil, sivri sivri köşelere çarpıyorum, saklanmaya bir yer bulamıyorum.
ben. üzülünce. neden. hep. böyle. oluyor.
hatırlıyor musun mithat abi -hatırlamazsın sen ama- oturmuştuk beraber bi' kaldırıma da sen gitmekten bahsedip ağlatmıştın beni. çok da zaman geçmedi üstünden. evine gelirken de, seni uğurlarken de, eve dönerken de o konuşma döndü durdu zihnimde. hani demiştin;
-biliyor musun fırıldak ben yakında gideceğim. gittiğim yerde issstediğiim kadar kola içeceğim ve senin için de portakal ağaçları büyüteceğim.
eğer yapabilirsen, beş tane portakal ağacı büyüt benim için, ben çok sevdiğin kolaları yatağının altına sakladım.
-ben alırım sana istediğin kadar kola, sus.
-muâlla'yı da bulacağım ve ve ve özlemlerini ileteceğim ona sonra mehmet amcayla kola içerken seni izleyeceğim.
eğer yapabilirsen muâlla'ya ve mehmet amcaya çok selam söyle, unutmayın beni de.
-ağlatma şimdi. koli koli kola alırım ben sana, biraz daha kal.
biraz daha kaldığın için teşekkür ederim mithat abi, yokluğunla kaldım diye üzgünüm biraz ama "ben böyle olmasam, bu dünya beni kahrederdi be fırıldak." dediğin yerden kurtulduğun için mutluyum.
-biraz daha, kalırım ulan fırıldak, eve bıraksana beni şimdi.
son kez bırakmışım meğerse seni eve, veda olduğunu anlayıp da konduramamışım ben. biliyor musun evinin önü de içi de çok kalabalıktı abi, ne çok sevenin varmış sahi. bunu hayattayken de görebildiğin için yaratıcıya minnettarım. gözün arkada kalmasın, sen olmadan nasıl yürüyeceğimi bilmesem de sokakların bana emanet. afiyetle iç kolalarını ve, öyle işte abi sağ kal oralarda.
kaldırım sohbetlerimizi ve en çok seni özleyeceğim.
çok yorgunum ve hiçbir şey bilmiyorum.
ipin ucunu nerede kaçırdım, ne zaman ve nasıl böyle hiçbir şeyi halledemeyen birine dönüştüm, gücümün son kullanma tarihi neydi, ne sebeple bunca dibe battım ve yönümü kaybettim, çıkış neresi yâhut bir çıkış var mı bilmiyorum. bir şeyler yapıyorum, hayata karışıyorum, bir yerlere gidiyorum birileriyle oturup konuşuyorum, çabalıyorum, yollar arıyorum, çözümler üretmeye çalışıyorum, küstüğüm tanrı'ya duâlar ediyorum, tökezliyorum, düşüyorum, kalkıyorum, kendime telkinler veriyorum sonra, sonra bir an geliyor bir arpa boyu bile ilerleyemediğimi fark ediyorum. kılıçtan keskin kayalara çarpıyorum. halledebilecek miyim?
birilerine kırılıyorum, hakkım yok, belki var bilmiyorum. kırıldığım için kendime çok kızıyorum. ben hep kendime kızıyorum, ok başkasına nasıl çevrilir bilmiyorum. çok düşünüyorum, sağlığıma mâl olacak kadar çok düşünüyorum. haddimi aşıyorum. düşünmek haddini çok aşıyor. bazen tekrara düşüyorum. yaranın öznesini unutup aynı yerden acıyorum tekrar tekrar tekrar tekrar ve tekrar. çok yoruluyorum. bir yer edinemiyorum, edindiğimi sanıyorum, edinebildiğimi biliyorum, hayatlarında yerim olduğunu söylüyorlar, şüpheye düşüyorum, kapıyı çalamıyorum. hep kapı önünde duruyorum, bazen oraya itiliyorum. bir bana vakitleri yokmuş gibi hissediyorum. hep ilk unutulan olduğumu düşünüyorum, sebepler veriyorlar. küsüyorum. gitmeye meylediyorum, gideceğim diyorum, gidemiyorum. kalamıyorum da. ben ne yapacağım?
canım acıyor. canım yanıyor. canım dağılıyor. canım ufalanıyor. canım canıma batıyor. bak, işte canımın bu köşesi çok acıyor. biraz üfler misin? diyemiyorum. fazla gelmekten çok çekiniyorum. yük olmaktan korkuyorum. kimsenin kötüsü olmak istemiyorum. özür dilerim, çok özürler dilerim ki paylaşabileceğim güzel bir şeylerim yok mahcubiyetini sırtımda taşıyorum, gülüşemiyorum sizinle özür dilerim. çok ağır geliyor. çok yalnız hissediyorum. kimsesizliğin ağırlığı altında eziliyorum. kaldıramıyorum. iyileşecek miyim?
ağrılarla başladığım sabahları sancılı akşamlar karşılıyor, akabinde nefessiz geceleri selamlıyorum. mecâlim kalmıyor. ilaçlar işe yaramıyor. çok kusuyorum. bazen çok kan geliyor. korkuyorum. tek başıma kalmaktan çok korkuyorum. zihnim benimle oyunlar oynuyor. fillerim canavara dönüşüyor. iki büklüm kalıyorum. anlatamıyorum. anlatmaya çekiniyorum. baş edemiyorum. kendime giden yolu ne zaman kaybettim bilmiyorum, bulamıyorum. yapamıyorum. böyle devam edemiyorum. böyle devam etmek istemiyorum. toparlanabilecek miyim?
bazen konudan çok sapıyorum, tilkilerin kuyrukları birbirine dolanıyor. hep bir savaş içindeyim. siper de benim, tanklar tüfekler de benim, kurşun da benim, düşman da benim, savaşın ta kendisi de benim. kendimi kendimden koruyamıyorum. tanrı'ya çok yalvarıyorum, sesimi duymuyor. küsüyorum, barışmak istiyorum. inatla duymuyor. sanırım üvey çocuğu bile değilim. bilmiyorum. ben kimim, kimdim, kim olacağım, kim olmam gerekiyor çözemiyorum. yazmaktan yoruluyorum. yazmaktan başka bir şey yapamıyorum. sığınabileceğim başka bir yerim yokmuş gibi hissediyorum. bundan çok bunalıyorum. ağrıyorum. lütfen, lütfen biri bana bir şey söylesin, bir yol göstersin, bana bir kapı açsın. büsbütün kayboldum. yaşamak isteyen yerlerim çok acıyor. geçecek mi?
çok yorgunum ama en azından hiçbir şey bilmediğimi biliyorum.
omuzlarıma iki öpücük kondurdum.
sırtımı patpatladım.
şş, geçecek.
öyleli,
mesele dünyayı sevmek değil muhittin abi, ben kendimle aynı yerde yaşamayı beceremedim, öfkesi dünyaya sıçradı. hepsi bu.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
gecenin üçünde seni alıp şehrin her yerini adım adım yürümek istiyorum. acı bitene kadar yürüyelim.
yağmur güncesi sekiz yüz elli altı;
defterimin anahtarını hâlâ bulamadım, kilidini kıramadım. buraya yazacağım, yazmazsam boğulacağım.
eve geldim. hiç istemedim. evde durmak istemiyorum, bazen zorunda kalıyorum. çok boğuluyorum. herkesten kaçmak istiyorum. hiçbir şeyi yoluna koyamıyorum, bütün yolları tek tek yıkıyorum. şu sıralar dağınıklıktan epey hoşlanıyorum. cümlelerin yarım yamalak, absürt dizilişlerini ve kopuk sıralamayı kendime benzetiyorum. bunu bazen seviyorum. çoğunlukla kendimden tiksiniyorum. bazı bazı kendimi sevmeye çok ihtiyaç duyuyorum. okları hep kendime çeviriyorum. hoşuma gitmiyor. çok yoruluyorum.
gecenin sabaha yakın kısmında, onun evde olmayışını fırsat bilip kendimi sokağa attım. -herkesin uyuduğu o saatler, üstelik yağmurlu!- yürüdüm yürüdüm yürüdüm yürüdüm, her sokağı adımlarımla dövdüm. pişman oldum, özürler dileyerek daha yavaş geçtim. ceketimi evde unuttuğum için biraz üzüldüm, çok da dert etmedim. sokaklar bana aitti neticede, özgürdüm! dilediğim gibi ağladım. güldüm. hatta dans bile ettim. biri görseydi, kafayı yediğimi düşünürdü. yine de sorun değildi. saatlerce yürüdüm. bir ara doluya yakalandım, her yerim acıdı, yoldan geçen birkaç araba bırakmayı teklif etti, reddettim. iyilikleri canımı sıktı. her kaldırım başında kendime nefes almam gerektiğini ve geçeceğini hatırlatıp durdum. bunu sık sık unutuyorum. hâlâ titriyorum, haddimden fazla ıslandım. bazen kendime eziyet etmeyi seviyorum. sanırım biraz kafasal sorunlarım var. her neyse. olur öyle.
biraz dinlenmek için oturduğum sırada arkadaşım aradı. ismini görünce kendime çok kızdım, bir aydan fazladır dönüş yapamadığımı, beni ara ara yokladığını ve çok kötü bir arkadaş olduğumu fark ettim, mahcup oldum. alo dememe kalmadan, "sakın kendini suçlama, biliyorum, sorun değil." dedi. buna ihtiyacım varmış, ağladım. çokça da özür diledim. beni sahiden biliyor olduğu için minnetlerimi ilettim. üç saat kadar konuştuk -daha çok o konuştu- hiçbir şey sormadı, sormadan anladı. bazen de çok güldürdü. telefonu kapatırken, "bu dağılmayı kendine çok görme, düşmeyi hak ettin. fırtına dinmese dahi, sen onun içinden geçeceksin ve hep orada olduğunu da biliyorum." dedi, çok ağladım. biraz da iyi geldi, görünür olmak korkutmadı. orada olduğu için teşekkür ettim, buluşmak için sözleştik. eve yürürken daha hafiftim. hep arkadaşım kalmaya devam edecek.
neredeyse bütün arkadaşlıklarımı bitirdim, bana ihtiyaç duyduklarında öğrenirler. önemi yok. bu süre zarfında arkadaş olanın hep ben olduğumu anladım, biraz içerledim sonra sağlık olsun dedim. son zamanlarda yalnızca bir kişiyle konuştuğumu, konuşabildiğimi fark ettim. onun varlığına bir sürü kez teşekkür ettim. haberi olmadığı zamanlarda dahi. geri kalan herkes çok yorucu, bir şeyleri açıklamak çok zahmetli gelmeye başladı. bilmiyorum, korkunç. dünya çok korkunç bir yer. kafamın içi hepsinden de korkunç. hiçbir şeyi halledemiyorum, baş edemiyorum. yoruldum epey. öyle bir şeyler. ayağa kalkacağım, biliyorum. omuza iki öpücük, hak ettim.
ben bazen kaldırım başlarında çok vakit öldürüyorum, kendimi yaşatabilmek için.
kaçtığım yere geri dönmek zorunda kalıyorum, hiç hoşlanmıyorum.
balkona kaçtım, birkaç sigara içmem gerek. nefes al.
hey, geçecek.