güçlüyüm naraları attığın sokaktan tırnakların avucunda, sendeleyerek geçiyorsun. oturup soluklanmayı dilediğin kaldırımda kan izin duruyor hâlâ. acı dolu kadınların ahını yankıladığı dört duvardan ev olmaz. ilk bunu öğretmiştim sana ve ilk bunu unuttun. ayaklarının her seferinde bu yolu tutması kendine küfür, yaranı durdurmak için yaraya sığınmanı ifade edebilecek lisanım yok. tesellini buraya gömdüğün çocuktan mı bekliyorsun yılmadan, inatla? güldürme ne olur.












