bak çiçeğim, bunlar en tehlikeli saatler. karanlık bir odada tek başına oturunca anlıyorsun ne kadar yalnız olduğunu, kimsen olmadığını. bir mesaj bekliyorsun ya da bir telefon. o anın gelmeyeceğini bile bile düşlüyorsun kafanda. cama çıkıyorsun, biraz da olsun nefes alabilmek için. yüzüne değen soğuk rüzgar sana gerçekleri bir bir fısıldıyor. ayakta duracak gücü bulamıyorsun kendinde, dizlerinin bağı çözülüyor kendini yine dipte buluyorsun. hayat da böyle değil midir çiçeğim, tam başardım derken olduğun yerde sayıklarsın. ne acıdır ki elini tutan olmaz, ne acıdır ki sen tek başına bu zorluğu üstlenmek zorundasın. çiçeğim bazı gerçeklerin farkına var. kimse senin için çabalamayacak. sen kendine yetmek zorundasın. kim bilir belki de hep tek başına kalacaksın ama sen kendine arkadaş olacaksın. en başta kendini mutlu edeceksin. elinden gelenin fazlasını yapacaksın. kimse için değil, herhangi biri için değil, yalnızca kendin için. umudum bitti tükendi dersin, yoruldum, nefes alamıyorum dersin. biliyorum çiçeğim, hayatın acı gerçeklerini en derinden biliyorum ama şunu da unutma, ne zaman umudun tükense, doğan güneşe bak, gökyüzüne bak. aydınlık varsa hâlâ bir umut var demektir. kendinle gurur duy çiçeğim. sen çok özelsin, çok değerlisin.














