bazen saçıma elim gidince senin saçımı nasıl okşadığını düşünüyorum. sanki kafamda gezinen senin ellerinmiş gibi hissettiriyor. uyurken de ellerimi senin gibi yüzüme yasladığımı fark ettim. en güzel ellere ikimiz sahiptik, belki ondandır. 31 yılımın 3te 2sini götünün dibinde geçirmeme rağmen hala yapacak çok şeyimiz varmış gibi geliyor. bissürü anı ve isim var, şimdiden birbirine karışmaya başladı zihnimde. ya hepsi zamanla silinirse ve hafızam bana seni olduğun gibi değil de yerine koyduğu şeylerle anımsatmaya başlarsa. gözümün önüne devamlı nefes alıp verişin ya da inside jokelarımızın ardından muzır göz kırpışların geliyor. yas tutmanın constant bir intrusive thought processten ibaret olduğunu bu yaşa kadar anlamam gerekirdi sanırım. umarım son gecende seni beklediğimizi görmüşsündür ve umarım giderken orada olmamamız seni korkutmamıştır. seni çok özlüyorum, anlatacak o kadar çok şey birikti ki. hayattan çok korkuyorum. keşke göğsüne yaslanabilsem. bugün annemle konuşurken yine fark etmediğim bir şeyi fark ettim. hayatta tanıdığım herkesle bir sorun yaşamışım. ufak ya da değil, kızdırmışım, kırılmışım, üzmüşler. sen hariç. hayatta en çok vakit geçirdiğim insan olmana rağmen beni bir kere bile kırmamışsın, bir kere kötü laf söylememişsin, bir kere öf dememişsin. yaptığım bütün terbiyesizliklere, aptallıklara kuzum demişsin sadece. ve ben sadece senin yanında güvende hissediyormuşum. seni çok özlüyorum nana. umarım sonraki buluşmamızda beni karşılamaya da sen gelirsin.








