Bugün Dingonun klinik günüydü. Günlerdir gergindim; mindfulness, access, manifest, dua… her tuşa basıyorum iyi bir şeyler çıksın diye. Güzel güzel giyindim aşırı özgüvenli çıktım.
Ben: “Merhabalar canım hocam, nasılsınız?”
Hoca: “Heyecanlıyım bakalım çocuk nasıl.”
Ben: “Of maşallahımız var, dışardan da haddi bakalım içerisi nasıl”
Pozitif, tatlı bir hava, güzel geçti gibi. “15 gün sonra görüşelim olumsuz bir şey olmazsa” dedik. Rahatladım, iyiyim. Geçtim bankoya. Önceki gelişimde alınan muayene ücretini “bir sonrakinden düşeriz” demişlerdi, notunu alıyoruz demişlerdi, meğer not yokmuş, anlatamadım, anlaşamadık. “Ha tamam ya sorun yok.” dedim, paşa paşa ödedim (muayene ücreti tek başına 5k) ve sakince çıktım. Buraya kadar iyiyiz.
Arkamdan bankodaki çalışan geldi , gayet tatlı bir şekilde:
“Merve hanım yanlış mı yaptık acaba? İçime dert oldu.”
Ben: 🧍🏻♀️ … (dakikalarca ağız felci. İşaret diliyle saçma sapan hareketler. Kemal Sunal’ın Hababam’daki hali gibi ama ağız açılmıyor, yok abi açılmadı ağız).
Hekim: “İsterseniz başka zaman da konuşabiliriz.”
Ben: (el kol, panik, ‘1 dk toplayacağım’ işareti) Gözyaşlarıma sakıın diyorum, ağzıma açıl komutu vermeye çalışıyorum.
Sonra ağız açıldı ve ben hıçkıra hıçkıra:
“Yoo yok.. önemli değil.. ben…para… not alınmıştı… dediniz… düşecektiniz… ama… kısa saçlı… ben… Hande demişti… sorun yok… kusura bakmayın…”
Cümleler yarım yamalak, gözyaşım çağlayan. Kadın hiç beklemiyor böyle bir şey. Ulan ben de beklemiyordum ki.
“Üzülmeyin, ben de öğrenciyken çok zorlanırdım. Kira, fatura ödeyemediğim çok oldu…”
Ben: “Sağolun sağolun, evet evet, haklısınız, çok sağolun…” diye ara ara tek solukta saçmalayıp utançla uzaklaştım.
Ben 30 yaşına giriyorum, öğrenci değilim, 6.5 yaşında kızım var, işim de var aslında… ama neden böyle olduk hiç bilemedim. Diyemedim. Kafamın içinde bir sürü şey dedim kadına diyemedim.
Geçen gün de bir kurye geldi.
Kurye: “Merve hanım? -2. Kat yazıyor ama yanlış yazmışsınız sandım, gerçekten -2. Kattaymışsınız, Allah Allah.”
Ben: “Eheh oluyor öyle şeyler.”
Kurye: “Ama -2. Katta yaşanır mı ya? Hiç beklemiyordum.”
Ben: “Yoo doğru. Baya yerin dibindeyim eheh.”
Kurye: “Biraz öyleymiş ya eheh.”
Ben: “E bakalım ya, belki yakında biz de güneşi görürüz. Yeryüzüyle bağlantımı sizin sayenizde sağlıyorum işte.”
Karşılıklı ehehıdıdıd, iyi günler, kolay gelsin.
Aynı kişi bu iki olayda da ben. Bu aralar böyleyim. Niye ağladım, niye güldüm? Bilmiyorum.