en derin yalnızlık kendi içinizde kaybolduğunuz gün başlar.
her insanın sınavı çalışmadığı yerden yapılır, herkes en beklemediği gün darağacına götürülür, ölüm hep yaşamı en çok sevene gelir, birbirinin sureti hayatları durmaksızın tekrar eden bozuk bir teybe benzer yaşam; bana özel sandığınız bütün acılar, başka insanların arkasında bıraktıklarıdır. aldığınızı düşündüğünüz en mantıklı karar, milyonlarca defa denenmiş olandır. herkes aynı hayatı yaşar, herkes aynı rüyayı görür. bazen bir şey görürsün hayat baştan başlar, bazen bir şeyi göremediğinde biter her şey ve bazen hiçbir şey olmaz.
hiçbir şey olmuyor; kalbimin bomboş sokaklarında kayboldum, zombi istilasına uğramış bir şehirde yaşam mücadelesi vermeyi tercih ederim; ölülerin arasında seni bulma ümidim içimdeki bu derin karanlığa kurban gidiyor. süper kahraman olmak için bir şans ver bana; çok film izledim, bütün taktikleri biliyorum, hile yapmayacağım söz veriyorum.
sözünü tutmadın.
sen iki galaksi uzakta olsan gelir alırdım, telli duvaklı gelin ederdim güneş sistemine. sen içimi bu kadar boş bırakmasan, ben dış dünyaların hepsini seninle doldururdum; yaşam kaynağı olurdum hayatın mümkün olmadığı tüm gezegenlere. sen bana gel deseydin, sen bana en azından gitme deseydin, ben senin yörüngende sonsuz bir ivmesizlikle durabilirdim dört milyon ışık yılı.
evet rakamlarla aram iyi değil, içimdeki boşluğun yarıçapını seninle doldurdum, bir avucumda elini hissettiğim günü hatırlıyorum; şimdiki varsayımlarımdan kaynaklı betimlemelerin hepsini kaldırıp yere vurur ellerin. bütün bu hayal dünyasına yenilmişliğim senin yüzünden, aklımın bir şeyleri otomatik tamamlamaya yarayan kısmı seni bana biraz resmetmese, beyin göçünü çoktan kendi içimdeki karanlığa doğru yapmış olurdum. keserdim bileklerini ruhumun, karanlık bir duvarın dibinde.
şimdi anlıyorum, sen hazırladın beni sensizliğe. yadırgamıyorum, her gidecek olan bir plan yapmak zorundadır; sen beni sensizliğe hazırladın da yalnızlığa bıraktın. o yüzdendir cümlelerimin çoğu sana değil kendime isyan.
ne gül var şimdi içimde ne yapraklar. sokaklar bomboş; rakılar, şaraplar, şangırtılar, ışıklar yok. kimseler kalmadı gülüşen, senden geriye kalan hiçbir şey yok. gülşenim soldu, güzel kokan bahçelerim yok. dertli öten baykuşlarım var, bir anlam bulamayan cümlelerime koydular koca gözlerini.
evet uğramadı kalbim sensizlikten mütevellit bir zombi istilasına, çünkü buna yol açacak bir virüs olmak kalıcı olmayı gerektirir.
evet olamadım ben bir süper kahraman, bir süper kahraman olmak kurtarılması gereken bir güzel gerektirir.
evet kaçamadım içimdeki sonsuz derin karanlıktan, çünkü güçlü olmak bu yalnızlığı da taşıyabilmeyi gerektirir.
evet olmasa da iki galaksi uzak, ayaklarım kanayana kadar yürümüştüm sana.
evet yıldız dökemedim saçlarına, ama vardı ceplerimde bir şeyler; her gün daha iyisi uğrunda ertelenmiş.
evet bendim o.
ve şimdi ben gittim.