
⁂
sheepfilms
$LAYYYTER
occasionally subtle

shark vs the universe
he wasn't even looking at me and he found me

ellievsbear
🪼

if i look back, i am lost
TVSTRANGERTHINGS
🩵 avery cochrane 🩵

PR's Tumblrdome
Jules of Nature

Discoholic 🪩

roma★
Sade Olutola
EXPECTATIONS
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
Show & Tell
will byers stan first human second

seen from Malaysia

seen from Canada

seen from Türkiye
seen from United States
seen from Malaysia

seen from United States
seen from United States

seen from Türkiye

seen from Indonesia
seen from T1
seen from Uzbekistan

seen from Iraq

seen from United States

seen from Malaysia
seen from Canada

seen from Malaysia

seen from United States
seen from Australia
seen from Türkiye
seen from Brazil
@pembis-hayaller

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Hanife (25)
Karım Gül ve Ayşe ile aynı yatakta seviştiğimiz o müthiş zevk kumkuması sona ermiş, yatak odamızın fırtına sonrası sessizliği odadaki ağır şehvet kokusuyla birleşmişti. Üçümüzün düzene giren nefes alışverişleri birbirine karışıyordu.
Ayşe, başını göğsümün sağ tarafına yaslamış, parmaklarıyla hala ıslak olan tenimde hayali daireler çiziyordu. Gül ise sol tarafımda, bacağını üzerime atmış, muzaffer bir komutan edasıyla tavana bakıyordu.
“Yarın akşam,” dedi Gül, sesi hala sevişmenin verdiği o boğuk tondaydı. “Hanifeler geldiğinde... Faruk’un gözlerindeki o seks açlığını şimdiden görebiliyorum Koray. Adam beni sikmeye bayılıyor, fakat asıl sen karısını becerirken sizi izlemek için resmen can atıyor.”
Gülerek saçlarını okşadım. “Sadece izlemekle kalmayacağını biliyorsun hayatım. Faruk sınırları zorlamayı sever. Ama asıl bomba Hanife... Seninle tanışmayı o kadar çok istiyor ki...”
Ayşe sessizce bizi dinliyordu, birden doğruldu. Her gördüğümde avuçlayıp sıkmamak için kendimi zor tuttuğum, çıplak ve dipdiri göğüsleri ay ışığında parlıyordu. Gözlerinde muzip ama bir o kadar da karanlık bir parıltı vardı.
“Anlaşılan şu ki cici babam ve annem, beni unuttunuz. Peki ya ben? Ben de o ziyafet sofrasında olacak mıyım? Annem ve babamın karşısında sizinle sevişmek istiyorum Koray… Senin sikini içime alıp kucağında zıplarken… Karın zevkten inlete inlete amımı yalarken bana nasıl bakacaklar merak ediyorum.”
“Çılgın kız… Baban senin olayını biliyor ve kabullenmiş durumda zaten bebeğim.” dedim saçlarını okşayarak… “Asıl problem annen… Bakalım anneni nasıl ikna edeceğiz?”
Karım Gül, Ayşe’nin çenesini tutup kendine doğru çekti ve dudaklarına kısa, sahiplenici bir öpücük kondurdu.
“Sen bu oyunun en tatlı sürprizisin bebeğim. Annen seni uslu hanım hanımcık bakire kızı zannederken, biz senin aslında ne kadar ‘eğitilmiş’ olduğunu ona göstereceğiz.”
Eğitilmiş lolitamla seksi karım hemen burnumun dibinde büyük bir istekle öpüşmeye koyuldular hemen… Karım körpe dudaklarını yercesine, ısıra ısıra öpüyordu kızı… Harekete geçmeleri için küçücük bir kıvılcım yetiyordu azgın dişilerimin… Ama buna bir son vermemiz gerekiyordu. Aralarına girdim,
“Hadi, bu kadar yeter kızlar… Ne kadar sevişseniz doymayacaksınız. Bebeğim, hadi kalk ve giyin. Seni evinize bırakayım.” diyerek kızın dudaklarına ben asıldım bu kez…
“Yaaa… Gitmek istemiyorum Koray… Hep sizin yanınızda olmak istiyorum ben…” derken küçük sevimli suratındaki şımarık çocuk ifadesi gülümsetti beni…
“Annen seni sorgulamaya başlamadan önce uslu bir kız gibi evine git, annenin dizinin dibine otur. Yarın akşam daha da güzel olacak. Arabayla bırakmamı ister misin seni?” Ayşe yüzü asılmış, kalkıp giyinmeye başlamıştı.
“İstemez, ben kendim giderim. Zaten fazla uzak değil, yürümek istiyorum. Biraz kendime geleyim. İkiniz de çok sarstınız beni… Saatlerdir sevişiyoruz.”
“Evet fıstığım… Bir an önce git buradan, yoksa senin kurabiye amcığına yumulmadan bırakmam seni…” dedi karım da, yatağın içinde kedi gibi yalanarak bakıyordu kıza…
Kapının önünde son bir ateşli öpüşmeyle uğurladım küçük sevgilimi… Bıraktığımda nefes nefeseydi, göğüsleri inip kalkıyordu. Kalkmış sikim bacaklarının arasında yuvasını arıyordu. Elini sikime atıp parmaklarının arasında sıktı,
“İstemediğine emin misin cici babacığım? Üvey kızını sikmek istemiyor musun şimdi? Küçük Koray istiyor ama baksana… Nasıl da taş gibi olmuş…”
“Beni azdırma yine azgın orospum… Kendimize hakim olmalıyız, yoksa yataktan çıkamayız. Uslu kızlar gibi söz dinle ve git… Küçük Koray'ı karım yumuşatır gece, sen onu merak etme…”
Omuzlarından tutup çevirdim, bal dudaklarını sarkıtan kızı çıkartıp kapıyı kapattım. Sonra da sikimi sallaya sallaya tekrar yatakta çırılçıplak beni bekleyen karımın yanına döndüm.
Ertesi akşam hazırlıklar tamamdı. Mükemmel bir sofra kurulmuş, şaraplar soğutulmuştu. Kapı çaldığında hepimiz hazırdık. Gül, vücut hatlarını belli eden dar, siyah bir elbise giymişti. Dekoltesi her eğilişinde insanı nefessiz bırakacak cinstendi.
Kalçalarının hemen beş parmak altında biten minicik eteğinden bacaklarını saran siyah jartiyer çoraplarının dantellerini görebiliyordunuz. Tam olarak bir içim su gibiydi karım… Bu gece yaşanacak her şeye hazırdı.
Faruk ve Hanife yanlarında Ayşe ile içeri girdiklerinde hava bir anda elektriklendi. Faruk’un gözleri anında Gül’ün kalçalarına hapsoldu. Hanife ise yeni imajına uygun ipek turbanıyla, seksi makyajıyla harika görünüyordu.
Faruk karımdan ne kadar etkileniyorsa karısı Hanife de o denli tahrik ediciydi. Dizlerinin biraz altında biten elbisesi kapalı olsa da biçimli vücudunu sarıyor, ince siyah çorapları uzun ve düzgün bacaklarının güzelliğini arttırıyor, mıknatıs gibi bakışlarımı çekiyordu.
Karım ve Hanife yeni tanışan sıcakkanlı iki evli kadının konu sıkıntısı çekmedikleri dişil sohbetlerine daldılar. İkisi de her şeyi biliyorlardı aslında... O güne kadar neler olup bittiğini… Kocalarının diğerinin eşini siktiklerini… Hepimizin yaşanan yasak ilişkilerden çok zevk aldığını…
Hele Hanife ve kocası… Bunca yıldır yaşadıkları kapalı, tutucu aile düzeninden sonra yaşadıkları değişim hayret vericiydi. En az ben ve her şeye açık karım kadar günahkar, şehvet dolu anlar yaşamaya istekliydi ikisi de… Yıllardır sürdürdükleri içine dönük yaşamlarından çıkmaları, bir volkan gibi patlamaları için benim dürtmemi bekliyorlarmış azgın karı koca…
Lakin, olayları akışına bırakmış vaziyetteydiler. Hanife çekingen görünmeye çalışsa da, bana attığı o kaçamak ve ıslak, arzulu bakışlar dün öğleden sonrayı unutmadığını kanıtlıyordu. Karım Gül durmaksızın Hanife'yi süzüp duruyor, kısık gözleri onunla da bir şeyler yaşamak için yandığını belli ediyordu.
Ayşe ise başka bir alemdi. Annesinin yanında "masum genç kız" imajını korumak için daha sade ama kısa bir etek tercih etmişti. Çırılçıplak vaziyette evimizin her köşesinde bizimle inleye inleye, defalarca sevişen fettan kız, şimdi utangaç liseli bir bakire gibi davranıyordu.
Ayşe kısa ve zorunlu bir kaç cümlesinden sonra sessizliğe bürünmüştü. Fakat alev fışkırtan bakışları sürekli benim üstümde dolaşıyordu. Ona her başımı çevirdiğimde baygın baygın bakıyor, dilinin ucuyla dudaklarını yalayıp ıslatıyordu.
Ah, onlarca kez sikimi yalayan o pembecik dilin görüntüsü sikimi kaldırmaya yetiyordu. Bir ara mutfakta karımın Faruk'la ikimiz için rakı kadehlerini, buz kovasını hazırlamasına yardım ederken yanımıza geldi. Arkamdan uzanıp boynuma kaçamak bir öpücük kondurdu, o pembe diliyle kulak mememe dokunup boğuk bir sesle fısıldadı,
“İçimde hiç bir şey yok Koray… Elbisemin içinde çırılçıplağım… Sadece jartiyer çorap var. Yanıyorum… Hadi, sik beni…” Buğulu erotik sesi sikimi bir anda taş gibi yapmaya yetmişti. Tam ona cevap vermek için dönmek isterken Gül eliyle kızın kalçasına bir şaplak attı, gülümseyerek,
“Azgın şıllık seni… Çabuk içeriye dön! Biz ortamı hazırlamadan annene belli edeceksin ateşini…” dedi. Ayşe arkasına baka baka çıktı mutfaktan, salona gitti.
“Bıraksaydın da eteğini kaldırıp sikseydim şuracıkta…” dedim karıma… “Hangi erkek dayanabilir buna, sik beni diye yalvarıyor orospu…” Karım gülümsedi,
“Az kaldı aşkım, biraz sabret…” diyerek elini uzatıp sikimi avuçladı pantolonumun üstünden… “Bu gece kızı da, Hanife'yi de, beni de sikeceksin… Az kaldı…,”
Yemek boyunca konuşmalar hep çift anlamlıydı. Faruk, yanında oturan karımın şarap kadehini doldururken parmaklarını bilerek Gül’ün eline sürttü.
“Koray çok şanslı bir adam Gül…” dedi Faruk, sesi titreyerek. “Komşumun böylesine asil ve güzel bir eşi olduğunu bilseydim, bu ailecek tanışma işini çok daha önce yapardık. Daha çok ziyaret ederdik sizi...” dedi karımın gözlerinden gözlerini ayırmadan…
Gül, kadehini kaldırıp Faruk’un gözlerinin içine bakarak gülümsedi. “Ziyaretler için asla geç değildir Faruk… Biz karı koca olarak, elimizdekileri dostlarımızla paylaşmayı seven bir aileyiz, öyle değil mi Koray?”
“Evet canım… Kesinlikle öyle… Paylaşmayı çok seviyoruz, böyle daha mutlu oluyoruz.” dedim rakı kadehimi Faruk'un kadehine tokuşturarak… İki erkek birbirimize gülümseyerek rakımızı yudumladık. Faruk'un gözlerinde, ikimiz beraber karımı siktiğimiz grup seks maceramızı hatırlatan muzip bir gülümseme vardı.
Rakı kadehimden bir yudum aldıktan sonra Hanife'nin, içmesi için zorla ikna edebildiğimiz yumuşak içimli meyve kokteyli kadehine dokundum.
“Ya sen Hanife? Sağlığımıza içelim mi?” O da kadehini kaldırıp,
“Sağlığımıza ve yeni arkadaşlıklara diyelim öyleyse…” diyerek koca bir yudum aldı. Karıma döndü, “Aslında Faruk ikinizin her şeyi paylaşmayı sevdiğinizi anlattı bana… Duyunca çok sevindim.” Karım gülümsedi,
“Koray da bana sizi anlattı…” diyerek Hanife'nin eline uzanıp sıktı. “Her zaman söylerim, paylaşmak güzeldir.”
Yemekten sonra salona geçildiğinde içkilerin de etkisiyle perdeler biraz daha kalkmıştı. Hanife, yanıma oturmuş, dizini bilerek bacağıma yaslamıştı. Birbiri ardına yudumladığı yumuşak içimli kokteyl kadehleri artık etkisini göstermeye başlamış, kelimeler o etli dudaklarından çıkarken yuvarlanıyordu.
Faruk ise Gül ile koltukta yan yana oturmuş, karımın anlattığı saçma bir hikayeye gülerken elini çoktan Gül’ün dizine koymuştu bile… Onlar da bizim gibi hallerinden pek memnun görünüyorlardı.
Bacak bacak üstüne atan Gül, oturduğunda iyice sıyrılan mini eteğiyle bir manken gibiydi. Jartiyer çorabının dantellerinin görünmesine aldırmıyordu hiç… Faruk'la hararetli sohbete dalmış, ara sıra konuşurken elini yanındaki erkeğin bacağına, koluna koyuyor, el temaslarını sürdürüyordu.
Biz karı koca iki çift, mutlu ve mesut, muhabbet kuşları gibi şakıyorduk ama arada bir gözüm tek kalan ve bize katılmadan köşede televizyon izliyor görünen Ayşe'ye takılıyordu sık sık… Ona da annesine yalvarmasıyla hafif bir meyve likörü vermiştik, yudumluyordu.
Ayşe, anne ve babasının biz ev sahipleriyle kaynaşıveren hallerini, ortamın gitgide biraz daha ısınmasını izlerken yerinde duramıyordu. Ona baktığımı görünce ailesine çaktırmadan elinin tersiyle boğazını keser gibi işaret yaparak gözlerini devirdi. Sonra da elindeki kadehi bir yudumda bitirip ayağa kalktı.
“Ne oldu kızım, niye ayaklandın?” dedi annesi, keyfi kaçmış gibiydi. Kızın varlığı bir şeylerin başlamasına engel oluyordu ve bu durum Hanife'nin canını sıkıyordu anlaşılan… Ayşe hepimizi şöyle bir süzdü,
“Ben biraz sıkıldım, dışarıya çıksam iyi olur, hava almam lazım...” dedi ve bana dönüp göz kırptı. Kalkıp yanına gittim,
“Gerçekten bizim yanımızda sıkıldın sen Ayşe'cim… İstersen apartmanın arka bahçesi çok güzel, yeşillikler ve şirin bir kameriye var, orada oturup hava alabilirsin.”
“Yo, hayır, ben eve gitmek istiyorum.” Annesine döndü, “Evde yapılacak işlerim var, izin verirseniz ben gideyim.”
“Tamam kızım… Nasıl istersen…” dedi Hanife, kızın gidecek olmasına çok sevindiği belli oluyordu mimiklerinden… Kapıya kadar geçirdim misafirimizi,
“Neden gidiyorsun şimdi? Hani kucağıma oturacaktın, sevişecektik?” diye çıkıştım kapıyı açmadan önce... Uzanıp dudağımdan öptü,
“Bir yere gittiğim yok şapşik…” dedi yüzünde şeytanca bir gülümsemeyle… “Kapıyı kapatıp beni uğurlar gibi yap… Ben yatak odasında saklanıp sizin harekete geçmenizi beklemek istiyorum. Arada çıkıp gizlice sizi izlerim. Zamanı gelince de yanınıza gelirim.”
“Ah, sen ne şeytansın sen…” diyerek sarıldım. Dediği gibi kapıyı açıp kapattım. Ayşe sessizce, sinsi sinsi yatak odamıza girerken ben de salona döndüm.
Kızın ayrılmasıyla salondaki atmosfer tamamen değişti. Annesine çaktırmamak için kendimizi tutmamıza gerek kalmamıştı artık… Elimdeki rakı kadehini havaya kaldırıp,
“Ne dersiniz? Ayşe gittiğine göre, biraz daha kaynaşalım mı?” diyerek dibinde kalmış bir parmak rakıyı fondipledim. Diğerleri de gülerek aynı şeyi yaptılar, boşalan kadehleri bıraktık elimizden… Hanife,
“Rahat edemeyiz diye gelmesini istemedim ama… Kız nedense ille de tutturdu gelmek için… Ben de bir şey diyemedim.” Karşı koltukta oturan Faruk karımın boyunlarını öpmeye başlamıştı bile… Kocasına bakarak bana, “Ne yapalım? Biz de yatak odasına mı gitsek acaba?” diye sordu.
“Yo, gerek yok. Hepimiz bir arada daha güzel olmaz mı?” dedim. Yanındaki erkeğin saldırılarına cevap vermeye başlamış olan karım,
“Evet canım, hadi, siz de başlayın artık, bir an önce kaynaşalım…” diyerek güldü.
Hemen Hanife'nin yanındaki yerimi aldım. Faruk da artık saklanmıyordu. Eli Gül’ün çoraplı bacaklarını okşayarak elbisesinin eteğinden küloduna, kasıklarına doğru tırmanmaya başlamıştı.
Karım arkasına yaslanmış, yanındaki erkeğin okşamalarıyla kedi gibi mırıldanıyordu neredeyse… Gülümseyerek onları izleyen Hanife'nin beline sarıldım,
“Hey, çifte kumrular… Bakıyorum pek hızlısınız…” diyerek kahkaha attım.
Karım kısık gözlerle bana baktı ama cevap veremedi. Dudakları aralık vaziyette gözleri yarı kapanmış, benim Hanife ile onları izlememizden tahrik olduğu belli, derin soluklar alıp veriyordu.
Hanife parlayan gözlerle kocasının karımı okşamalarını izliyordu. Gül boynunu öpmeye çalışan Faruk'un ıslak dudaklarından huylanarak kikirdedi, başını yana kaçırdı,
“Hanife'cim, çok yaramaz bir kocan var tatlım…”
“Senin kocanın tam aksine desene…” dedi Hanife, arzudan titreyen dudaklarıyla kulağıma eğilip öptü.
“Kocam karını soyarken sen neden bekliyorsun Koray? Oturup onları mı izleyeceğiz sadece? Dün sulayıp bıraktığın yerler çok çabuk kurudu…”
Hanife’nin elini tutup avucumun içine aldım ve karımın her yerini mıncıklayıp zevk verirken gözlerimin içine bakan Faruk’a döndüm.
“Görüyorsun komşum, Hanife sabırsızlanıyor. Karını burada, senin önünde tekrar becereyim mi? Karını sikmemi ister misin? İzin verir misin bana?” Faruk, Gül’ün göğüslerini elbisenin üzerinden avuçlarken hırıldadı.
“Sadece istemem Koray... Bunu yapmana bayılırım! Hadi siz de başlayın artık… Karımı mahvetmeni, onu inletmeni istiyorum. Ben de senin muhteşem karını kucağıma alıp, sizi izlerken Gül'ü sikmek istiyorum.”
Gül, doğrulup mini elbisesinin eteğini biraz daha yukarı sıyırdı. Faruk’un kucağına yerleşirken bana bakıp gülümsedi. Artık geri dönüş yoktu. Salonun ortasında, iki ailenin birbirine karıştığı büyük kaos başlamak üzereydi.
Salondaki ışıklar, içilen içkilerin ve yükselen arzunun etkisiyle sanki daha da loşlaşmış, ortam sadece nefes seslerinin ve kumaş hışırtılarının duyulduğu bir sahneye dönüşmüştü.
Faruk, karım Gül’ün siyah elbisesinin fermuarını tek bir hamlede aşağı indirdi. Gül, sütyen kullanmadığı için dolgun memeleri bir anda Faruk’un avuçlarına döküldü.
Faruk, sanki bir hazine bulmuş gibi titreyen elleriyle onları kavradı, uçlarını sertçe parmaklarının arasında ezmeye başladı. Gül, başını arkaya atıp Faruk’un omzuna yaslanırken, gözlerini benden ayırmıyordu.
“Bak Koray...” dedi Gül, sesi şehvetten çatallanmıştı. “Faruk çok heyecanlı... Elleri ateş gibi, parmakları tenimi yakıyor.”
Ben de boş durmuyor, hemen yanımda oturan Hanife’nin bluzunun düğmelerini açmış, omuzlarından aşağı sıyırıyordum. Hanife, dün yaşadıklarımızın verdiği cesaretle bacaklarını iyice araladı ve elini kasıklarıma atıp pantolonumun üzerinden sertleşmiş olan organımı kavradı.
“Dün doyamadım sana Koray…” diye fısıldadı Hanife, dudaklarını boynuma gömerken. “Kocamın gözü önünde senin karınla yarışmak istiyorum. Hangimiz daha çok inletecek erkeğini, görelim. Faruk da karısının nasıl seks yapabildiğini görsün!”
Faruk, Gül’ün memelerinden birini ağzına alıp iştahla sömürmeye başlarken, diğer eliyle karımın bacak arasını ıslatan o tanga külodu kenara çekiştirdi. Gül, Faruk’un kucağında yaylanarak kalçalarını ona doğru itiyor, Faruk ise gördüğü manzara karşısında adeta kendinden geçiyordu.
Ben çırılçıplak soyundum. Alet taş gibi olmuştu, damarlarının zonkladığını hissediyordum. Aç gözlerle yarağımı izleyen Hanife’yi koltuğun üzerine yatırdım, eteğini beline kadar sıyırdım. Sonra da ince siyah külotlu çorabını indirip çıkardım.
Hanife'nin altında hiçbir şey yoktu. Dudakları kabarmış, klitorisi şişmiş amcığı nefis görünüyordu. Dün akşamdan kalma bir istek duyuyormuş gibi ıslak ve hazırdı.
“Ohh… Külot giymedin mi altına azgın sevgilim?” diye inledim. Hanife şehvetle kıvranarak sikimi okşadı.
“Giymedim. Bir an önce içime girmeni istiyorum çünkü… Her şeyimle sana hazırlandım.”
Karısının şehvet dolu konuşmasını duyan Faruk, bir yandan Gül’ü sikerken, diğer yandan gözlerini bizden ayıramıyordu. Kendi karısının benim altımda kıvranışını izlemek onu daha da azdırıyordu.
“Sik onu Koray!” diye bağırdı Faruk, sesi odada yankılandı. “Karımın o doymak bilmez amcığını parçala! Ben de senin kadınına aynı şeyi yapacağım!”
“Kocan seni sikmemi istiyor Hanife…” dedim gözlerinin içine bakarak… “Sikeyim mi seni? Kocan karşıda senin sikilişini izlerken ıslak amcığına gömeyim mi yarrağımı?”
“Sik beni aşkım…” diye hırladı Hanife… “Beni nasıl siktiğini kocama göstermek azdırıyor seni biliyorum. Beni de… Ama… Yeter artık… Sok şunu içime…”
Bacaklarını aralayıp elimi amına götürdüm. Parmaklarımla zevk suyunu alıp dış dudaklarını, klitorisini ıslak ıslak okşadım. Zevkle kıvrandı yattığı yerde… Sonra da o çamurlu pembeliğin içindeki deliğe bir hamlede soktum sikimi…
“Ahhh…” diye inleyerek tırnaklarını belime batırdı. Zevkten gözleri kaymıştı. Yavaşça gömüldüm amcığına, sikim can yakacak bir sertlikle vajinasının derinliklerinde kayboldu. Ateş gibi yanıyor, daracık tünelin eti erkekliğimi sımsıkı sarıyordu.
O sırada yan taraftan gelen inlemeyle başımı çevirdim. Üstünde oturup kalkan karımı sikmekte olan Faruk da kendinden geçmiş durumdaydı. Karımın gözleri ise bizim üstümüzdeydi. Baktığımı görünce bana gülümsedi. Beğeni doluydu gözleri…
Birbirimize baka baka partnerlerimizle sikişmemizi hızlandırdık. Şehvetle kendimizden geçiyorduk. Gerçekten inanılmaz bir olaydı. Karı koca, iki yabancı ile sevişirken göz göze bakışıyor, böylece o yabancılardan aldığımız zevki daha da arttırıyorduk.
Karım Faruk'un bana göre ufarak sikinden Hanife'nin aldığı kadar zevk duymuyor olabilirdi. Ama benim yanımda başka bir erkekle sikişiyor olmanın verdiği haz duygusu ortadaydı, yükselmeye başlamıştı Gül…
Faruk sanırım bizden kıskandı, oturduğu yerden kalkıp karımı koltuğa uzattı. Bacaklarını aralayıp amını okşamaya başladı. Islak amında parmaklarının temasını hisseden Gül inleyerek kıvranıyordu. Hele erkeği amını avuçlayıp klitorisini parmak uçlarında ezerken minik feryatlar kopardı zevkten…
“Off… Sik beni Faruk… Oyalanma artık, dayanamıyorum… Sikini sok amcığıma… Yeter oynadığın… Sik beni…”
“Merak etme Gül'üm… Sikicem seni… Kocanın gözlerinin önünde sikicem seni… Ohh… Amcığın su içinde kalmış…”
Karımın sabrı kalmamıştı artık… Koltuktan kalkıp sabırsız ve sert bir hareketle Faruk'u oturttu. Kendisi de kucağına tırmandı. Sikini ıslak amına nişanlayıp kendini bıraktı. Oturup kalkmaya başladı. Sürekli inliyor, elleri Faruk'un omuzlarında gidip geliyordu.
“Ohh… Aşkım, bak, Faruk sikiyor beni… Hanife sen de bak… Kocanın sikini yiyorum canım… Kocanın siki içimde şu anda… Ohhh… Çok güzel… Harika…”
Tam bu sırada, her şeyin doruk noktasına ulaştığı o anda, salonun kapısından içeriye yavaş adımlarla salınarak çıplak bir peri kızı girdi.
Ayşe… Artık bizim kapıldığımız şehvet fırtınasında kendimizi kaybettiğimizi görünce zamanının geldiğini düşünmüştü anlaşılan… O anda kendisine karşı çıkabilecek, onu engelleyebilecek tek insan annesiydi ve o da altımda bacaklarını ayırmış, benim kalın yarrağımı yemekle meşguldü.
Üzerindeki sade kıyafetlerini çıkarıp atmış vaziyetteydi, yavaş adımlarla içeri girdi. Elinde bizim seks oyuncaklarımızı sakladığımız yatak odasındaki çekmeceden aldığı fantazi siyah deri kırbaç, üzerinde giysi olarak biçimli bacaklarında karımın ince siyah jartiyer çorabı vardı sadece...
Çırılçıplak bedeni, salondaki loş ışıkta bir heykel gibi parlıyordu. Ayva gibi sert dolgun memeleri, pembecik meme uçları, dümdüz karnı, pırıl pırıl görünen üçgeni, annesi gibi uzun bacaklarıyla bir Venüs gibiydi küçük kız…
Annesi Hanife ve babası Faruk, kızlarını bu halde karşılarında görünce bir anlık şokla duraksadılar. Parlayan gözlerle bir benim altımdaki çıplak annesine, bir karımın bacak arasındaki babasına bakıyordu Ayşe ve bakışlarında en ufak bir utanç yoktu. Aksine, avcı bir kuş gibi pervasızca ailesine bakıyordu.
Kızın çekinecek bir durumu yoktu ki… Sevgili annesi de çırılçıplak, bacaklarını aralamış, içine girip çıkan kalın yarağımın tadını çıkartırken yakalanmıştı kızına… Bir başka erkeğe inleye inleye siktiriyordu kendini…
Babası da aynı vaziyette, ondan farklı değildi. Karımı büyük bir iştahla sikiyordu kızı içeriye girdiğinde… Ne kızlarından saklanacak bir durumları vardı, ne de bir bahaneleri…
“Bensiz mi başladınız?” dedi Ayşe, sesi buz gibi ama davetkardı. Siyah deri kırbacın sapını yumruk gibi kabarmış amcığının dudakları arasına sürttürdü rahatlatmak istercesine…
Ardından yavaş adımlarla babası Faruk’un yanına yürüdü. Faruk, kucağındaki Gül’ü bırakmadan şaşkınlıkla kızına bakarken, Ayşe elindeki kırbaçla babasının çıplak omzuna hafifçe vurdu.
“Babacığım...” dedi Ayşe, babasının kulağına eğilerek. “Annemi Koray abinin altında böyle çaresiz görmek seni çok mu azdırdı? Annemin başka bir erkeğe sikilmesi seni tahrik mi ediyor?” Eğildi, ne diyeceğini bilemeyip susan babasının kucağında minik minik oturup kalkan karımın dudaklarını öptü…
“Mmmm… Çok şanslısın baba… Gül gibi seksi bir kadınla sevişiyorsun. Bak, yarağın iyice sertleşmiş, taş gibi... Ama böyle şaşkın bakıp durma bana… Senin küçük kızın bu evde çok şey öğrendi. Eski küçük Ayşe değilim ben…”
Hanife, altımda yatarken çırılçıplak kızına bakıp,
“Ayşe... Sen... Neler diyorsun sen? Bu vaziyette ne yapıyorsun burada?” diye inledi. Ayşe yaşadığımız absürd olaya rağmen sertliğinden bir milim kaybetmemiş sikimi hala vajinasında tutan annesine bakıp sırıttı.
“Ah benim azgın, orospu annem ah… Sen kendi vaziyetini sorgula önce… Babam karşı koltukta, sen bakarken başka bir kadınla sikişiyor. Sen yabancı bir erkeğin altına yatmışsın, kol gibi yarağını yiyorsun.” Sonra bana döndü:
“Koray, annemi siktin, beni siktin... Şimdi sikme sırası babamda... Babam senin karını becerirken ben de ona yardım edeceğim. Annemi de sen hallet, dün teyzemin evinde yarım kalan ne varsa tamamla, annemi bitir!”
Ayşe, babasının kucağındaki karımın arkasına geçti ve ellerini omuzlarına koyarak onu babasına doğru daha sert itti. Faruk, kızının bu sapkın teşvikiyle adeta bir hayvana dönüştü.
Gül’ü sikmeyi bırakıp kalktı, karımı koltuğun kolçağına yaslayıp arkasına geçti. Ayşe ise bir yandan babasının sırtını okşuyor, bir yandan da Gül’ün saçlarından tutup başını geriye çekerek babasının işini kolaylaştırıyordu.
“Nasıl?” dedi Hanife şaşkın şaşkın… “Sen… Kızımı da siktin mi Koray? Kızımın bekaretini mi bozdun sen?” Eğilip dudaklarını öptüm, alt dudağını ısırdım, inledi.
“Evet canım… Kızlığını bozmadan seviştik Ayşe ile, sadece anal seks yapıyorduk ama, bir kazadır oldu. Özür dilerim. Ama Ayşe de en az benim kadar suçlu… Kızın da aynı senin gibi Hanife… Senin kadar ateşli, şehvetli, sekse düşkün…”
“Evet canım…” diye laf yetiştirdi karım da… “Merak etme, hiç incinmedi kızın… Koray çok güzel becerdi. Azgın kızın yabancı birine bozduracağına kocam öpe okşaya bozdu. Her şeyi, seks yapmayı, zevk almayı öğrettik kızına, hayatından memnun… Hadi Faruk, kızının dediğini yap, beni sikmeye devam et…”
Faruk karımı sikmeye tekrar başlarken ben de Hanife'nin amında gidip gelmeye başladım. Tam itiraz edecekti ki, eğilip dudaklarına kapanırken sikimin bütün kalınlığını amına saplayıp kasıklarımı onun kasıklarına bastırdım.
Klitorisini ezerek kalçamı oynatışım, dudaklarını kemirişim son itiraz kalıntılarını da yok etti. Bir şey söylemeye hali kalmamış, sadece inliyordu.
Salonda artık tam bir cinnet hali hakimdi. Ben Hanife’nin içinde hızla gidip gelirken, karşımda Faruk karımı inletiyor, Ayşe ise bu vahşi tablonun yönetmeni gibi bir o tarafa bir bu tarafa dokunarak ateşi körüklüyordu.
Salondaki atmosfer artık sadece bir grup seks değil, sınırların tamamen yok olduğu vahşi bir ritüele dönüşmüştü. Odanın her köşesinden farklı bir inleme yükseliyor, tenlerin birbirine çarpma sesi şarap kadehlerinin tınısına karışıyordu.
Ayşe, babası Faruk’un arkasında adeta bir orkestra şefi gibi duruyordu. Faruk, karım Gül’ün kalçalarını pençe gibi kavramış, hayvani bir hırsla karımı sarsıyordu. Ayşe, babasının kulağına eğilip,
“Daha sert baba... Koray’ın karısını sik… Ona daha iyi sikici olduğunu göster!” diye fısıldadıkça Faruk’un hızı daha da artıyordu.
Ayşe bu kez diğer tarafa geçmiş karımı azdırmaya çalışıyordu. Gül, başını geriye, Ayşe’nin çıplak göğüslerine yaslamış, bir yandan Faruk’un darbeleriyle sarsılıyor, bir yandan da Ayşe’nin parmaklarının dudaklarında gezinmesine izin veriyordu.
“Ahhh... Faruk... Çok büyüksün...” diye haykırdı Gül. Karımın bu nidası Faruk’u iyice çileden çıkardı. Sürekli karımın amını pompalıyor, o kılsız tüysüz beyaz kalçaları karımın kalçasında ileri geri gidip geliyordu.
Tam bir fahişe gibi davranıyordu karım… Faruk'un orta boy siki onun haykırmasına yetmezdi hiç bir zaman… Fakat ortam öyle erotik bir hal almıştı ki, arkasından amına girip çıkan sikin varlığı bile zevk alması için yetiyordu. Elini kendi amcığına atıp klitorisini okşaması da buna yardımcı oluyordu tabii…
Ben ise o sırada üçlü koltuktan yuvarlanmış, Hanife’yi halının üzerine yatırmıştım. Hanife, hemen karşısında kocasının ve öz kızının başka bir kadını, benim karımı nasıl iştahla paylaştıklarını izlerken zevkten titriyordu. Ayaklarını omuzlarıma dayadı, elleriyle kendi memelerini sıkarken bana yalvarıyordu:
“Bak şunlara Koray... Bak, kızım babasına nasıl yardım ediyor! Beni de öyle sik... Parçala beni… Offf… Bizim de onlardan geri kalmadığımızı göster onlara!”
Hanife’nin içine her vuruşumda gözlerim hemen yanımızdaki üçlüye kayıyordu. Ayşe bir ara babasından ayrılıp yanımıza geldi. Dizlerinin üzerine çöktü, ben Hanife’nin içinde gidip gelirken, kızı eğilip beni tutkuyla öpmeye başladı. Dillerimiz birbirine dolanırken, ben Hanife’nin derinliklerine daha sert darbeler indiriyordum.
Gecenin en sapkın anı, Faruk’un artık dayanacak gücünün kalmadığı andı. Gül’ün içine boşalmak üzereyken Ayşe araya girdi.
“Dur baba!” dedi Ayşe. Faruk’u karımdan geri çekti. Faruk, zonklayan yarağıyla nefes nefese kalmışken, Ayşe annesinin bacaklarının arasından beni de çekip çıkardı.
“Şimdi...” dedi Ayşe, sesi odaya hükmediyordu. “Herkes yer değiştirsin. Anne, sen babamın üstüne çık. Koray... Gül abla zaten senin, ama ben bugün ikinizi aynı anda istiyorum.”
Ayşe’nin komutuyla salon tam bir kördüğüme döndü. Faruk sırt üstü uzandı, karısı Hanife yılların verdiği alışkanlık ve yeni kazandığı bu sapkın heyecanla kocasının üstüne çöktü. Kendi kocasını sikişini izlemem için bana bakıyordu.
Ben ise Gül ve Ayşe’yi önüme aldım. Gül önümde, dizlerinin üzerine çökmüş, Ayşe ise onun yanında bana doğru kalçalarını devirmişti. Bir elimle karım Gül’ün saçlarını tutup yüzünü kasıklarıma çekerken, diğer elimle Ayşe’nin daracık amcığını arkadan parmaklıyordum.
“Görüyorsun değil mi Faruk?” diye bağırdım. “Sen karını becerirken ben hem karımı hem kızınızı aynı anda doyuruyorum!”
Faruk, Hanife’nin altında inlerken, “Doyur Koray! Hepsini doyur! Bu gece sevişmeye doymadan kimse çıkmasın bu odadan!” diye kükredi.
Ayşe, bir yandan Gül ile öpüşüyor, bir yandan da benim parmaklarımın arasında zevkle kıvranıyordu. Sonunda dayanamadı, Gül’ü yana itip kendi amcığını yarağıma hedefledi. Onu sertçe kucağıma aldığımda, Hanife ve Faruk’un karşısında, onların gözlerinin içine baka baka kızlarını inletmeye başladım.
Hanife, kocasının üzerinde zıplarken kızının benim altımdaki çığlıklarını duydukça daha da azıyor, büzüğü kasılıp gevşiyordu. Gül ise yerde, hepimizin arasında çıplak bir kedi gibi dolanıyor, kah Faruk’un taşaklarını okşuyor, kah benim Ayşe’ye girişimi izleyerek kendini parmaklıyordu.
Beş beden, tek bir et yığınına dönüşmüştü. Ter kokusu, döl kokusu ve kadınların zevk suları koltuklara, halılara siniyordu. Hepimiz aynı anda o büyük finale yaklaşıyorduk.
Gecenin sonunda, salondaki ağır ve şehvetli sessizliği Faruk’un derin bir iç çekişi bozdu. Herkes bir yerlere devrilmiş, bedenlerindeki terin soğumasını beklerken gözlerdeki o vahşi pırıltı yerini sinsi bir memnuniyete bırakmıştı.
Faruk, hala üzerinde yatan karısı Hanife’nin saçlarını okşarken bana baktı. Bakışları artık bir komşuya değil, bir suç ortağına bakıyor gibiydi.
“Koray...” dedi sesi kısık bir şekilde. “Biz yıllardır aynı muhitte birbirimize yabancı gibi yaşamışız. Bu gece... Bu gece her şey değişti. Tam bir geniş aile olduk.”
Karım Gül, yerden kalkıp yanıma oturdu, başını omzuma yasladı. Ayşe ise hala kasıklarımın arasında, mahmur gözlerle ailesini izliyordu. Gül söze girdi:
“Bu sadece bir geceyle sınırlı kalmamalı Faruk... Birbirimizin gözlerinin içine baktığımızda artık sadece ‘komşu’ göremeyiz. Biz artık birbirimizin en mahrem sırlarıyız.”
Devam Edecek ...

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming