Monterey Bay Aquarium

#extradirty

izzy's playlists!
cherry valley forever
Sade Olutola
KIROKAZE
DEAR READER

Kaledo Art
hello vonnie
TVSTRANGERTHINGS
Today's Document
Three Goblin Art
Game of Thrones Daily

almost home

PR's Tumblrdome

Product Placement

JVL
he wasn't even looking at me and he found me
seen from Germany

seen from Pakistan

seen from United States
seen from Pakistan
seen from Chile
seen from United Kingdom
seen from United States

seen from Malaysia

seen from Mexico
seen from United States

seen from Germany
seen from India

seen from Malaysia
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia

seen from France
seen from United States
@olgunsal

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Benim karıya baksalar hoşuma gidiyor
Bende bayılıyorum.
Sağdaki hatun benim karım ve ben bundan gurur duyuyorum.
KADINDAN KOCASINA JEST
Ben murat 45 karım seda 40 yaşında her konuda çok iyi anlaşan doyumsuz seks yaşayan seksin her türlüsünü deneyen açık fikirli kültürlü maddi anlamda da rahat yani her türlü zevklere açık insanlarız.
ben evlendikten sonra karım dışında karım ise hayatı boyunca benim dışımda başka biri ile seks yapmış değiliz
ama tüm fantezilerimizde de bu vardı
karım bir gün yatak sohbetinde artık bu işi gerçekleştirelim mi diye sordu neden olmasın ama nasıl olucak dediğimde karım sen bana bırak ben internetten bulur araştırır emin olunca sana söylerim dedi .
karım o akşam aranan kişiyi bulduğunu 2 aydır konuştuğunu ismini işini adresini her şeyi aldığını kontrol ettiğini bize zarar gelmez ancak zevk verir bu kişi diyerek internete bu akşam sizi tanıştırıcam dedi
ve de tanıştırdı.
oldukça yakışıklı üniversite mezunu 28 yaşlarında harika biriydi bende kendime göre soru cevap şeklinde bir müddet konuştuktan sonra olmasına karar verdik ve müsait olacağımız günü kararlaştırdık. işte o andan itibaren bizde inanılmaz heyecanlar olmaya başladı
seksimizin boyutu daha da değişti özellikle ben karışık duygular ve de zevklere girmiştim gelecegi günü dört gözle bekledik ve o gün geldi [bu arada eşimle devamlı çetleşiyorlar mış verdiğimiz adrese gittim aldım ve eve geldik karım gerçekten çok güzeldir vede çekicidir çok şuh giyinmiş kapıyı gülerek vede eski bir dostu imiş gibi karşıladı
kapı kapandığı anda da bu anı bekliyor dum dedi ve boynuna atlatıp deliler gibi öpmeye ve öpülmeye başlandı aceleniz ne dedim ama duyan bile olmadı.
ben hemen banyoya gidip bir duş aldım kokular sürdüm çıktım ki yatak odasına geçmişler ikiside çırılçıplak yakışıklı karımın amını yalıyor adeta emiyordu ben zevkten ölücem galiba dedim kendi kendime ve karın gözünün önünde sikiliyor sen zevk alıyorsun bu nasıl oluyor diye kendimi sorgulamadan edemiyordum ancak sikim patlayacak gibi idi ve manzara hoşuma gidiyor resmen keyif alıyordum
odamızdaki koltuğa oturup onların sevişmesini izlemeye başladım tabiki istem dışı elim sikimi okşuyordu birbirlerinin yalamadık öpmedik bir yerini bırakmadılar karımın yarağı öyle bir emişi vardı ki unutamam sonunda karım adeta yalvarıyordu sik artık beni dayanamıyorum diyerek çok düzgün dibi kalın harika bir yarağı vardı
adeta çenesine bakacak şekilde ve ihtişamlı idi ben bile bakmaktan kendimi alamadım karımın amına öyle bir girdi ki
karşılıklı tempoda tutturdular çığlıklar içinde sikişiyor azgın karım hepsini hepsini sok koçum diyor yakışıklımızda dibine kadar geçiriyordu altta üste yanda domalarak her pozisyonda karım sikiliyordu
yine birlikte ahlar oflar arasında sarsılarak boşaldılar. karım hemen banyoya gitti bende salona geçtim aslında çok zevk almıştım ama yalnız kaldığımı dışlandığımı hissettim bir sigara yakıp tv seyretmeye başladım.
takriben yarım saat sonra yanıma birlikte geldiler
karım bana bir öpücük kondurup tşk edip kahve yapmaya çıktı
bu arada karımın yeni sikicisi karımı meth ediyor güzelliğinde amının dar oluşundan memelerinin harikalığından bahsedip müsaade edersem bir kaç defa daha sikmek istedigini söylüyordu
bende bu ifadeler ayrı bir zevk dalgası oluşturdu eşim kahveleri ikram etti ve dedi ki aşkım biz sobayı ateşledik kestaneleri birlikte yiycez sen mahzun olma ve de acele etme dedi kıs kıs güldü oysa içerde yeni sikicimiz ile yeni fanteziler geliştirmişler benim haberim yoktu. tekrara yatak odasına gittik bu defa üçlü sevişiyorduk
karımın harika vucudun da amında memelerinde devamlı iki dudak vardı çıldırıyordu bu gece bitmesin diye inliyordu bir ara sikicimiz yön değiştirerek ani bir hareketle sikimi ağzına aldı harika emiyordu zevk bu işte galiba dedim inanılmaz güzel bişey di benim için. içimden utanmasam bende emsem şu güzel siki diye düşünür iken karım bugün ikiniz benim esirimsiniz ne dersem yapacak asla itiraz etmeyeceksiniz ikiniz de söz verin dedi
bide söz dedik
o zaman sende erhan ın sikini em karşılık lı birbirinizi emin ben sizi seyredicem dedi
artık köle olmuştuk aslında işime de gelmişti hemen dediğini yaparak karşılıklı emişmeye başladık o ne zevkti öyle bu gece her şeyin ilkini yaşıyor giderek doyumsuz güzellikler oluyordu
karım bana sik beni artık deyince güzelim yaraktan ağzımı çekip hırsla karımı sikmeye başladım
işte yeni bir ilk daha başlıyordu götümde bir dil hissettim oda neydi öyle, olamazdı böyle bir şey uçuyorum zannettim bir tarfatan sikiyor bir taraftan götüm emiliyor dilleniyordu
ara sırada parmak içime giriyordu
karım böylece kal dedi
bende durdum
erhan a seslendi kocamın arkasına gir dedi
erhan da hazırdı götümün tıpkı kadınlarda oldugu gibi sulandığını hissettim
evet o harika yarağı az önce karımı siken mutlu eden o yarağı içime almayı bende istiyordum iyiki de karım böyle bir plan yapmış
erhan usul usul girdi içime sonra hızlandı ve dibine kadar geçirdi olamaz alamaz olmaz böyle zevk
en şanslı içimizde ben olmuştum bir anda sikim harika amın içinde bir başka harika sikte benim içimde ikisi sabit duruyor ben ileri geri yapıyordum dayanamayıp boşaldım
aynı anda benim sikilmemin karıma verdigi zevkle oda başaldı erhan beni sikmeye devam ediyor
bende gelmesini istemiyor
sabaha kadar içimden hiç çıkmadan beni sikmesini istiyordum
ama oda boşaldı
üçümüzde yatağa uzandık hemen eşimi öptüm tşk ettim
bunu çok istediğini sikmenin zevkini biliyorsun ama sikilmenin zevkini bilmiyordun onu bilmeni istedim nasılmış sikilmek dedi
harikaaaaaa dedim öptüm öptüm öptüm çok çok bir daha tşk ettim sabaha kadar erhan karımı ve beni defalarca SİKTİ DURDU
o yorulunca karımı ben sikiyordum işte zevk varsa oda buydu ertesi günü öğleye kadar uyuyakalmışız
erhan la vedalaşıp tşk ettik ve ayrıldık
o günden sonra daha sık yapmaya karar verdik hiç olmazsa ayda bir tekrarlıyoruz
karım gözümün önünde defalarca sikiliyor
bende karımın önünde defalarca sikiliyorum
buda karıma ve bana adeta aşı oluyor daha da gençleştiğimizi hissediyoruz mutluluğumuz da kat be kat artıyor....

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Kadının Kimyası
Element : Kadin
Sembolü : WO
Atom agirligi :
53,6 kg olarak kabul edilmis olup, 40 kg' dan 200 kg'a kadar degisik cesitleri de bulunmaktadir.
Bulundugu yerler :
Dunya gezegenindeki tum kent ve kirsal alanlarda.
Fiziksel Ozellikleri :
1. Yuzeyi renkli film tabakasiyla kaplidir.
Degisik sicakliklarda kaynar.
Bilinen bir sebep olmaksizin donar.
Ozel ilgi gordugunde erir.
Dogru olmayan kullanimlarda isirir.
Islenmemis metalden siradan maden filizine kadar pek cok halde bulunur.
Dogru noktalara basinc uygulandiginda urun verir.
Kimyasal Ozellikleri :
Altin, gumus, platin ve kiymetli diger taslarla buyuk akrabaligi vardir.
Buyuk miktarlarda pahali maddeleri absorblayabilir.
Bir belirti gostermeksizin kendiliginden patlayabilir.
Sebepsiz yere cikip gidebilir.
Likitlerde cozunmez, fakat alkolle doyuruldugunda aktivitesi buyuk oranda artar.
Bilinen en guclu servet indirgeyici ajandir.
Genel Kullanim Alanlari 1. Genelde süs olarak.
Rahatlatmada buyuk yardimi olabilir.
Cok etkili bir temizleme ajani olarak.
Testler :
Saf numunesi dogal halde bulundugunda rengi parlak pembeye doner
Daha iyi bir numunesi ile kiyaslandiginda rengi yesile doner.
Potansiyel Tehlikeleri :
Tecrubesiz ellerde cok tehlikelidir...
Benim Hikayem
Benim hikayem ablamın külotlarının varlığını ve güzelliğini keşfetmemle başladı.
Daha küçüktüm, ondördümde filan... Yeni yeni kamışa su yürümeye başladığı, cinsellik konularında her şeye büyük bir ilgi ve merakla baktığım dönemler…
Vücudum gelişiyor, en ufak bir uyaranda pipim sertleşiyor, okşadıkça tuhaf zevkler duyuyorum. Ucunda minik sıvı damlaları beliriyor. Sabahları ereksiyon halinde uyanıyorum.
Biraz kapalı bir çevredeyim, etrafımda neler olduğunu soracak kadar samimi olduğum birilerini arıyorum. Türbanlı kapalı ablam var en yakınımda, ona da soracak halim yok.
Etrafım kadınlarla çevrili, ablam, annem, kuzenler… Kümesin horozu gibiyim. Tavuklarla, piliçlerle çevrilmişim ama neyi, nasıl yapacağımı bilmiyorum.
Ablamın benden tin tin sakladığı, odasına girmeme, karıştırmama izin vermediği çamaşır çekmeceleri dikkatimi çekmeye başladı. Tabi yasak olunca daha da ilgimi uyandırdı o gizem…
Ev halkının dışarıda olduğu bir gün ben evde yalnız başıma kalmıştım. Merakıma yenik düşüp daldım ablamın odasına, iz bırakmamaya çalışarak her şeyini karıştırdım.
Dışarıya çıkarken türban pardesü ile sımsıkı kapanan ablamın çekmecelerinde külotlar, sütyenler, bir sürü dantel gecelikler, ismini bile bilmediğim çamaşırlar yığılıydı. Renk renk, çeşit çeşit, model model…
Gazetelerde, internette gördüğüm seksi kadınların bedenini süsleyen, her gördüğümde tahrik olmama neden olan bu seksi çamaşırları benim örtülü kapalı ablam mı giyiyordu yani?
Gidip önce dış kapıyı, sonra ablamın oda kapısını kapattım, anahtarı çevirdim. Çekmecelerde sıra sıra katlanmış çamaşırlardan bir iki tanesini çıkardım düzeni bozmadan, dikkatle… Üstümdeki şort ve tişörtü çıkarıp ablamın incecik dantel kırmızı tanga külodunu çıplak bedenime geçirdim.
Dolabın aynasında görüntüme baktım gözlerimi kısıp… Evet, internette gördüğüm çıplak genç kızlara benziyordum. Bembeyaz tenim, yuvarlak kalçalarımla güzel parçaydım doğrusu, tüysüz kılsız bedenimde minik külot çok seksi görünüyordu.
Bir iki tane daha külot denedim. Ardından dantel bir sütyen geçirdim göğüslerime… Beden ölçülerimiz aynıydı neredeyse ablamla, bana tam geldi. Buruşuk duran sütyenin içine bir iki çorap tıktım. İşte, şimdi tam bir kadın görüntüsüne kavuşmuştum.
Sağıma soluma dönerek aynada kendimi izliyordum. Elimi önüme götürdüm. Önce tanga külodun üzerinden kasıklarımı okşadım. Sonra parmaklarımı içine soktum, hafif sertleşen pipimi okşadım. Oh, güzel… İki elimle göğüslerimi, karnımı, kasıklarımı, her yerimi okşamaya başladım.
Dizlerim titriyordu. Heyecan… Zevk… Kendimi ablamın yatağına attım. Sırt üstü yatarak kendimi okşamaya devam ettim.
Parmaklarımın arasındaki pipimin ucundan sıvı gelmeye başlamış, ıslanmıştı parmaklarım… Kaygan kaygan başını okşadım. Zevk sıvısının yetmediği, kuruduğu anda parmaklarımı ağzımda ıslatıp devam ettim şehvetli yolculuğuma…
Nefes alış verişim hızlandı. Yanaklarım kıpkırmızı oldu. Nefis bir duyguydu. Minik inlemeler eşliğinde kendimi iyice kaptırdım ilk otuzbirime devam ettim. Bir elim pipimi sıvazlarken, diğer elimi sütyenin içine atmış, göğüslerimi okşuyordum.
Sonunda gözlerim karardı, kasıldım, dudaklarımı ısırarak sarsılmaya başladım. Avucumun içindeki pipimden bir kaç damla halinde beyaz sıvılar püskürdü ablamın küloduna… Öylece yatıp kaldım.
Evet, mastürbasyonla ilk tanıştığım gündü o gün… Üzerimde kapalı ablamın seksi sütyeni ve tanga küloduyla zevkini tattığım ilk otuzbirim…
O günden sonra bende takıntı halini aldı ablamın çamaşırları… Annem de vardı evde ama, o hem annemdi, hem de pek sıradan ve düz iç çamaşırları ilgimi çekmiyordu. Varsa yoksa ablamın seksi hazine sandıkları, çekmeceleri…
Bulduğum her fırsatta, evde her yalnız kaldığımda odasına girmekten kendimi alıkoyamıyordum. Her defasında başka bir çamaşır, başka bir çorap, gecelik… Külotlu çoraplar, jartiyerler, sütyenler, mini etekler…
Kapalı ablamın bu mini etekleri, minicik seksi tangaları, ortası arkası açık külotları nerede, kimin için giyiyor olabileceğini sorgulamıyordum hiç... Ayakkabı numaramız bile aynıydı ablamla, yüksek topuklu lame iskarpinlerini de geçiriyor, döne döne aynada kendime bakıyordum.
Ablamın yasaklı dönemde üniversiteye girebilmek için aldığı uzun saçlı peruğunu da kafama geçirdiğimde tam erkeklerin bayıldığı tipte, fıstık gibi, seksi bir lolita olup çıkıyordum.
Resmen iç çamaşırı çorap fetişi olmuştum zamanla… Dışarıya çıkarken, okula, gezmeye bile içime giydiğim ablamın minik tanga külotlarıyla, külotlu çoraplarıyla gitmeye başlamıştım. Erkek giysilerimin altında tamamen genç bir kız gibiydim.
Etrafımda bir sürü arkadaş, okulda öğrencilerin, sokakta, çarşıda kalabalığın içinde… Üzerimdeki erkek giysilerimle vakit geçirirken, içime giydiğim ince jartiyer ya da külotlu çorabın bacaklarımı okşama hissi, kalçalarımın arasına giren tanga külodun ağının minik deliğimi okşarcasına teması beni kendimden geçiriyordu.
Evde bütün dikkatim ablamın üzerindeydi. Duygularımdan habersiz ablamın sere serpe oturup kalkarken giydiği ince çoraplı bacaklarını kesiyordum. Hele bir de banyoya girdiği anlar...
Anneme göstermeden banyo kapısının önünde alıyordum soluğu… Evde annem yoksa düğün bayram bana, rahat rahat gözetleyebiliyordum içeriyi…
Ablam o dönemde bekardı. Kız benim gibi azmış vaziyetteydi, hormonlarının esiri olmuştu. Soyunurken, altındaki minik tangayla aynada bakarak kendini okşarken ben de anahtar deliğinden bakar, kendimi okşardım. Güzel, seksi vücudunu ezberlemiştim adeta…
Sadece banyo değil tabi, odası da ilgi alanımdaydı. Geceleri el ayak çekildikten sonra kapısının önünde tünerdim. İçimde ondan aşırdığım dantel külot, yatağında mastürbasyon yapan ablamın kısmaya çalıştığı minik inlemeler eşliğinde kendimi okşardım. Kilidini bozduğum ve bir türlü kapanmayan ;) oda kapısını hafif aralayıp gece lambasının ışığında onun körpe çıplak bedenini görmeye çalışırdım.
Bir zaman seks yaşantım böyle geçti. İçimde ablamın çamaşırları, etrafımdaki yakışıklı erkekleri keserek… Gece o erkeklerle ilgili açık saçık hayaller kurarak…
Pikenin, yorganın altında, üstümdeki tanga külot ve jartiyer çoraplar haricinde çıplak vaziyette kendimi okşayarak, mastürbasyonlar yaparak… Bir kadın gibi şehvetle yatakta kıvranarak… Ablamı röntgenleyerek…
Elbette içimde jartiyer çoraplar, minicik dantel tanga külotlar varken, kendimi seksi bir genç kız gibi hissederken, tüm dikkatim çevremdeki yakışıklılarda oluyordu ister istemez…
Lisede en sevdiğim ders beden eğitimiydi. Sınıfın en sıkı, kaslı, bitirim oğlanlarını spor yaparken, barfiks çekerken, güreşirlerken izlemeye bayılıyordum.
O terli, iri ergen vücutların atletizm yaparken kasılmalarını, birbirine dolanmalarını, kızlara hava atmak, tavlamak için gelişmiş kaslarını sergilemelerini izlerken kendimden geçiyordum adeta…
Fakat bir türlü içlerinden birine olsun açılamadım, derdimi söyleyemedim. Çok düşündüm ama gizli gizli buluşup bir defacık da olsa bir kadın gibi sevişebilmek için bir talepte bulunamadım. O cesaret yoktu bende…
Tepki görmekten, beni yaftalamalarından, hep yaptıkları gibi kaba ve nobran, alaycı sözlerle, benimle ve duygularımla ibne diye dalga geçmelerinden, duygularımı örselemelerinden ölesiye korkuyordum.
Bana asılan kızlar da vardı elbette… Parlak, erkek güzeli denebilecek kadar yakışıklı, düzgün vücutlu bir erkektim sonuçta… Gün geçtikçe kaslarım, bedenim gibi pipim de büyümüş, uzayıp kalınlaşmıştı. Sevişme aşamasına geldiğim kızların dibi düşüyordu sikimin büyüklüğünü gördüklerinde…
Değişmeyen tek şey içimdeki gizli duygularım, arzularımdı. Arada bir, adım iyice yumuşağa çıkmasın adına bir iki kızla çıktığım oluyordu. Kızla sinemada, parkta saklı gizli öpüşüp yiyişiyor, olabildiğince seks yapmaya çalışıyorduk. Ertesi gün diğer çocuklara, onların yaptığı gibi bire bin katarak, okulun en seksi kızıyla yaptıklarımı anlatıyordum ballandıra ballandıra…
Ama ciddi bir ilişki kuramıyordum kızlarla… Gece rüyalarımda, ders çalışıyoruz ayağına evine çağıran, odasında oral seks yapıp seviştiğim kızı görmüyordum. Tam tersine… Okulun neredeyse bütün kızlarını elden geçiren okul takımının çapkın ve yakışıklı kaptanını görüyor, onunla öpüşüp sevişiyordum.
Evet, kızlarla aram iyiydi, onlarla seks yapmaktan fena halde zevk alıyordum, her şey mükemmeldi. Ama ne diyebilirim ki… Üzerime kadın çamaşırları giyerek bir erkekle sevişme arzusu takıntı halini almıştı bende…
Sonunda rüyalarım gerçek oldu. Bir erkekle seviştim, hemcinsimle seks yapmanın zevkini tattım. Ama okul takımının yakışıklı kaptanıyla değil…
Mahallenin bakkalıyla…
Benim kimselere açamadığım sırrımı, ruhumun derinliklerinde yatan kadını, içime giydiğim ablamın kırmızı dantel tangası açığa çıkardı. O görüntü sayesinde yepyeni bir yaşama adım attım.
Onsekizinci doğum günümü kutlayalı bir iki ay olmuştu. Reşit biriydim artık… Kendimi karşıma çıkabilecek her şeye hazır olgun hissediyordum. O gün okuldan çıkmış dalgın dalgın yürüyordum yolda…
Aniden bastıran ve o ana kadar hafif çiseleyen yaz yağmuru hızını arttırmaya başlayınca telaşlandım, okul çantamı başıma geçirip hızlandım. Evdekilere söylemiştim, yeni vizyona giren bir filmi izlemeye gidecektim.
Üzerimde incecik bir tişört, altımda bir kot vardı sadece… İyice ıslanmıştım. Giysilerim tenime yapışmış vaziyette sığınacak bir saçak altı bakınıyordum ki birinin,
“Can…” diye seslenişiyle dönüp baktım. Bizim oturduğumuz mahallenin bakkalıydı seslenen… Yakışıklı, maço tavırlı Metin abi… Evin ihtiyaçlarını ondan alırdık, babasıyla beraber bakkal dükkanı işletirdi.
Her dükkana gittiğimde onu süzerdim hayran hayran… Tam beğendiğim tipti. Benim hakkımda ne düşündüğünü bilmiyordum ama, o da geceleri rüyalarıma giren erkeklerdendi. Yeni aldığı arabasıyla yolun kenarına park edip uzandı, yolcu tarafının kapısını açtı.
“Gel hadi, sucuk gibi olmuşsun. Ben götüreyim seni gideceğin yere…”
Hemen kapıyı açıp atladım içeriye… Üstümden sular süzülüyordu, ıslanmış sıçan gibi olmuştum. Kucağımda yine ıslak çantamla dudaklarım titreyerek oturdum.
“Teşekkür ederim Metin abi, donuma kadar ıslandım beş dakikada… Hayırlı olsun, güzel arabaymış.” dedim minnetle…
“Çantanı arkaya koy istersen Can, yeterince ıslaksın zaten…” dedi hareket ederken…
Oturduğum yerde yarı kalkarak arkaya uzandım, çantamı arka koltuğa koydum. Tekrar yerime oturup kemeri bağladım. İki elimi yukarı kaldırıp hiç kesmediğim, uzun bıraktığım saçlarımı ellerimin arasında sıktım, yağmur suları göğsümden süzüldü.
“Nereye gidiyorsun böyle? Eve mi?” dedi.
“Yok, sinemaya gidiyordum, arkadaşlarla buluşacaktık.”
“Ben bırakırım seni, merak etme…” diyerek gaza bastı. Biraz yeni arabasının özelliklerini anlattı, biraz sinema ve izlemeyi istediğim oynayan film hakkında sohbet ettik. Sonra bir sessizlik oldu. Etrafımızdaki trafiğin sesi, sileceklerin zor yetiştiği yağmurun sesi vardı sadece… Sonunda o konuştu,
“Donuma kadar ıslandım diyordun, gerçekten öyleymiş Can…” dedi. Başımı çevirip merakla baktım. Yakışıklı yüzünde garip bir tebessüm vardı. O da bir an bana baktı, sonra yola çevirdi bakışlarını…
Otuzlu yaşlarında, bitirim bir tipti aslında, kirli sakallı, bıyıklı… Kaslı kollarındaki siyah kıllar kalın bilekli ellerine kadar iniyor, gömleğinin üstten iki düğmesi açılmış, simsiyah göğüs kılları görünüyordu.
“Nasıl yani, anlamadım abi?” dedim.
Elini uzattı bana doğru, belime… O anda dehşetle farkına vardım. Arkaya doğru uzanınca altımdaki ablamın kırmızı tanga külodunun bel kısmı yanlardan dışarıya fırlamıştı. Kırmızı külodun incecik bel kısmı kot pantolonun belinden yukarıda, dışarda kalmış vaziyetteydi.
Sanki özellikle yapmışım gibi, içimdeki seksi külodun görünmesini istermişim gibi bir durum…
Daha ben olayın ne olduğunu anlamaya çalışırken parmaklarıyla külodumun bel lastiğini tutup çekiştirdi. Gülümseyerek,
“İçine giydiğin kırmızı külot ıslanmış diyorum. Gerçekten donuna kadar ıslanmışsın Can… Ne bu? Sanırım minik bir tanga külot…”
Utanç içindeydim, ne diyeceğimi bilemedim o anda… Yanaklarım en az içimdeki tanga külot kadar kıpkırmızı kesilmiş olmalıydı, alev alev yanıyordu. Yer yarılsa içine girsem diye düşünüyordum. Utanç içinde,
“Şeyy… Ben…” diye kekeledim. “Ben şurada ineyim abi, vaz geçtim sinemadan…”
“Nereye gideceksin bu yağmurda Can?” diyerek başını çevirip bana baktı.“Utandın mı yoksa?”
Sesimi çıkaramadım. Verecek cevabım yoktu ki… Zaten göreceğini görmüştü adam… Benim ne mal olduğumu, herkesten sakladığım büyük sırrımı öğrenmişti. Anlayışlı, babacan bir tavırla elini uzatıp bacağımın üstüne koydu, okşadı.
“Utanmana gerek yok canım. Senin cinsel tercihlerini yargılayamam, özgür bir bireysin sonuçta... Sana çok yakışmış ayrıca…”
“Şey… Teşekkürler abi…”
“Gerçekten… Çok seksi görünüyorsun bu halinle… Çok tatlı olmuşsun. Kızlarda böyle düşük bel pantolonun, şortun belinden külot görünce aşırı tahrik olurum. Ama seninki… Senin gibi bir erkek güzelinde görmek daha da tahrik edici, inan bana… Bir de kırmızı renk seçimin… Çok etkilendim, kendimi boğa gibi hissettim.”
Eli hala bacağımdaydı. Hafif hafif okşuyordu bacağımı… Parmakları bacaklarımın iç kısımlarını okşamaya başlayınca içim bir hoş oldu, oturduğum yerde kıpırdandım.
“Metin abi…” diye fısıldadım. “Şey… Lütfen…” Parmaklarıyla bacağımın içini kavrayıp hafif sıktı.
“Lütfen ne? Ne yapmamı istersin? Bırakayım mı? Yoksa okşamaya devam mı edeyim? Ama eminim bırakmamı istemiyorsun. Bence çok hoşuna gitti seni okşamam...”
Doğru söylüyordu, evet, hoşuma gidiyordu elinin teması… Kalbim yerinden çıkacaktı sanki… İçimdeki kırmızı külodu gördüğü yetmiyormuş gibi bacağımı okşayıp duruyordu yakışıklı adam… Tam hayallerimdeki gibi…
Dudaklarım kurumuştu heyecandan, dilimin ucuyla dudaklarımı yalayıp ıslattım. Bu hareketim adamı iyice tahrik etmiş olmalıydı ki derin bir nefesle inledi,
“Ohh… Can… Can… Çok tatlısın, biliyor musun? O köfte gibi etli dudakların bitiriyor beni… Bal dudaklarını senin yerine ben dilimle ıslatmak isterdim. Şu anda fena halde seninle öpüşüp sevişmek istiyorum. Peki sen? Sen benimle sevişmek ister misin?”
Cevap veremiyordum adama… Ne diyeceğimi bilemiyordum ki… Sessizliğimi evet olarak yorumlamış olmalıydı,
“Evet, istiyorsun.” dedi. “İçine kırmızı dantel külot giydiğine göre… Kendini kadın gibi hissediyor olmalısın. Başka ne var içinde? Sütyen? Çorap? Hımm… Tişörtün hala ıslak… Meme uçların kabarmış, dışarıdan görünüyor. Demek ki sütyen yok içinde… Öyle mi? Dur bir bakalım…”
Elini göğsüme attı, tişörtün yakasından içeri sokup sert bir hareketle göğsümü avuçladı. Daha ben ne yaptığını anlayana kadar parmaklarıyla meme ucumu sıkıştırmaya başlamıştı. Elimi onun elinin üstüne koyup durdurmaya çalıştım,
“Metin abi… Yapmaa…” diyebildim kısık bir sesle…
“Mmm… Sütyen yokmuş, evet… Altında ne var peki? Külotlu çorap mı?”
“Şeyy… Değil…”
“Ne? Jartiyer çorabı mı var?” Yine sustum. Onikiden vurmuştu, tam tahmin ettiği gibiydi. Ablamın ince siyah jartiyer çorabı sarıyordu bacaklarımı… Çoğu çocuk okula şortla gelirken ben kot pantolonumu giyiyordum içime giydiğim çorap görünmesin diye…
“Ohh… Can, harikasın… Demek jartiyer çorabı var içinde ha?” Yanaklarım kıpkırmızı,
“Şeyy… Evet abi…” diyebildim. Trafik ışıklarında durmuştuk. Şemsiyeli insanlar önümüzden geçiyor, kimse bize bakmıyordu. Elini çekti üstümden, bana baktı.
“Ne diyorsun Can? Sevişelim mi seninle? İster misin?” Başımı çevirip baktım. Gözleri istekle parlıyor, parlak siyah bıyıkları, etli erkek dudakları, kirli sakalıyla çok yakışıklı görünüyordu.
“Ben… Ben hiç yapmadım.” diyebildim. “Küçüğüm daha…”
“Ooo… Senin ilkin olacağım öyle mi? Bakire misin gerçekten? Kimse sikmedi mi seni?”
“Şeyy… Evet… Yani hayır… Hiç kimse…”
“Küçüğüm diyorsun ama geçen ay doğum gününü kutlamadın mı, resimlerini paylaştın o gün…” Demek beni takip ediyormuş, hoşuma gitmişti bu…
“Sen küçük filan değilsin, tanga külotla, jartiyer çorapla dolaşacak kadar azgınsın yavrum. Küçüğüm diyorsun, ama çok seksisin ve gösterişli bir vücudun var. Bence senin canın fena halde seks yapmak istiyor. Sevişmek istiyorsun sen de… Öyle mi?”
Yine cevap yok. Her söylediği doğruydu adamın… Evet, sevişmek istiyordum onunla… Ders çalışma bahanesiyle evine gittiğim civelek komşu kızının odasında bile bu kadar heyecan duymamıştım.
“Senin aradığın şey bende canım… Şu anda sikim taş gibi biliyor musun Can? Zonklamaya başladı.”
Off allahım… Siki kalkmış, zonkluyormuş. Okşamaları mı daha çok tahrik ediyordu beni? İçime işleyen bariton erkek sesi mi? Yakışıklı bir erkek olması mı? Açık saçık, müstehcen konuşmaları mı?
Işık yeşile dönmüş, arkadaki arabalar korna çalıp duruyordu. Sorguyu bırakıp gaza bastı, az sonra çevre yoluna çıkmıştı. Ne mahalleye gidiyorduk, ne sinemaya… Trafik yok denecek kadar azalmıştı. Artık neler olacağını ikimiz de biliyorduk ve ben en az onun kadar, hatta daha çok istiyordum sevişmeyi…
Metin abi bir eli direksiyonda iken diğer elini önüne götürdü. Fermuarını indirdi, kalçasını kaldırıp oynatarak içindeki şeyi dışarıya çıkardı. Yan gözle bakmaya çalışmıyordum artık. Çekingenliği bir kenara bıraktım sonunda, ona doğru döndüm. Parmaklarının arasında beliren kalkmış sikini ilgiyle, merakla izliyordum.
Gerçekten dediği gibi çok fena sertleşmişti erkekliği… Mor şapkasıyla, pembe teni, gövdeyi saran kabarmış kan damarlarıyla çok güzel göründü gözüme…
“Hadi bırak öyle iştahla sikime bakmayı... Uzan canım, tut onu, okşa biraz…” dedi.
Tedirgin, ürkek, korkulu, fakat bir o kadar da merak içindeydim. İçimdeki ona dokunma, ellerimin arasına alma arzusunu bastıramıyordum bir türlü… Sonunda dediğini yaptım. Elimi uzatıp kucağında dimdik yükselen penisini tuttum hafifçe… Teni sımsıcaktı.
“Ohhh… Okşa dedim Can… Hadi bebeğim… Okşa sikimi…”
Araba hafifleyen yağmurun altında yolun sağından yavaş yavaş ilerliyordu. Etrafıma bakındım, pek gelen giden yoktu yolda…
Parmaklarımın arasındaki kocaman ve sert şeyi okşadım. Tutup aşağı yukarı yaptım, bir müddet huşu içinde sikini sıvazladım.
“Ohh… Güzell… Ama böyle olmaz Can… Hadi gel kucağıma koy başını, sikimi öp canım…”
Yine bir kararsızlık geçirdim. Daha onsekiz yaşındaydım, tazecik, körpecik, tecrübesiz… Adamsa benim iki katım, otuzlu yaşlarda, feleğin çemberinden geçmiş, zamparanın teki gibiydi.
“Metin abi… Korkuyorum…” diye fısıldadım.
“Neden? Neden korkuyorsun?”
“Bunu yaparsam… Duyulursa… Etraf, ailem, çevrem…”
“Merak etme canım… Benden sır çıkmaz. Korkmana hiç gerek yok. Zaten seviştiğimizi kimseye söyleyemem ki… Yaşın küçük senin taze pilicim… Eğer bir duyulursa var ya, ailen, çevremiz, anamı sikerler benim… Onun için merak etme… Ne yaşanacaksa aramızda bir sır olarak kalacak. Hadi öp yarrağımı, bekletme beni…”
Onun mırıl mırıl, ikna edici konuşmaları taze pilicinin endişelerini yatıştırmaya yetmişti. Zaten ikna etmek için çalışmasına pek gerek yoktu ki… İçimdeki azgın orospu ruhu adamın sikini ağzına almam için kıvranıyordu.
“Off… Hadi bebeğim... Nazlanma artık… Bekletme beni…”
Bana sürekli bebeğim diye hitap etmesi de ayrı bir tahrik konusuydu. İçinde bulunduğumuz erotik ortam bir kenara, sadece arzudan boğuklaşmış sesiyle bana bebeğim demesi bile kendimi seksi bir genç kız gibi hissetmemi sağlıyordu.
Sonunda direncim kırıldı. Tekrar yola, öne arkaya bakındım. Kimsenin olmadığını görünce heyecandan titreyen ellerimle emniyet kemerimi açtım. Ona doğru eğildim. Başımı kucağına yaklaştırdım. Dilimin ucuyla sikinin başına dokundum.
“Ohhh… Devam et Can… Harikasın…” diye inledi. Biraz yaladım, dilimle sikinin şapkasının kenarlarında gezindim. Sonra aşağıya indim, dilimin ucuyla parmak gibi kabarmış kan damarlarını okşadım.
“Ağzına al bebeğim… Yarrağımı ağzına al…”
Off... Yarak diyordu adam… Penis değil, sik değil, alet filan değil… Düpedüz yarak diyordu, yarağımı ağzına al diyordu. Dediğini yaptım. Dudaklarımı olabildiğince açıp sikinin başını ağzımın içine aldım.
“Ohh… Em canım… Sikimi em hadi…” Sol eli direksiyonu tutmuş, sağ eliyle benim uzun saçlarımı karıştırıyor, başımı kucağına çekiyordu.
“Dişlerine dikkat et, dilinle yala sadece, damağınla ez yarrağı bebeğim… Ohhh…”
Saçlarımı sertçe tutup bastırıyor, sikini neredeyse köküne kadar sokuyordu ağzıma… Nefes alamaz hale gelip çırpınmaya başlayınca bırakıyor, soluk almama izin veriyordu.
Saçlarımı tutan eli omuzlarımı okşadı, sırtımı, belimi… Pantolonun belinden arkama soktu sonunda… Parmaklarıyla tanga külodun üstünden götümü okşadı. Öyle hoşuma gitti ki…
Sikini ağzımdan çıkarmadan elimi pantolonuma götürüp düğmesini, fermuarını açtım, kalçamı kaldırıp aşağıya sıyırdım.
Kot pantolonum ayak bileklerime kadar indi. Kırmızı tanga külotlu beyaz tenli kıçımı, siyah jartiyer çoraplı bacaklarımı onun bakışlarına sundum. Ve beklediğim tepkiyi aldım erkekten,
“Off…” diye inledi. “Şu manzaraya bak… Jartiyer çoraplarını yerim senin yavrum… Götünü ıssırırım senin, ısıra ısıra yerim seni… Sen nasıl bir şeysin böyle Can? Ben istemeden vereceksin götünü öyle mi? Ohh… Küçük azgın orospum benim… Harikasın…” diyerek götümü avuçladı, parmaklarının arasında etimi sıkmaya çalıştı.
“Mmm…” diye boğuk boğuk inledim. Siki ağzımı tamamen doldurmuştu, konuşamıyordum. Kıçımı okşayan el çekildi, ardından tekrar okşamaya başladı. Bu kez parmağını ıslatmış olmalıydı, külodun ağını kenara çekip deliğime bastırdı parmağını…
Islak orta parmağının teması, deliğime yaptığı baskı içimde fırtınalar koparmaya yetmişti. Sürekli inliyor, onun yönlendirmesine kalmadan kendim başımı indirip kaldırıyor, ağzımı sikmesini sağlıyordum.
Evet küçüktüm, acemiydim… Evet bir erkekle ilk kez sevişiyordum ama içimdeki azgın fahişe ruhu, seks içgüdüm beni yönlendiriyordu. Kızlar bana oral yaparken ne numaralar gördüysem hepsini uyguluyor, erkeğime daha çok zevk vermek için çalışıyordum.
Bu durum ne kadar sürdü, ıssız yolda nerelerden geçtik hiç bilmiyorum. Araba yavaşladı. Tekerlek seslerinden, aracın sarsılmasından toprak bir yolda gittiğimizi anladım. Sonunda durduk.
Başımı kaldırıp nerede olduğumuza bakmak istedim ama izin vermedi. Göt deliğimi okşayan elini hırsla saçlarıma götürüp bastırdı. Sikini gırtlağıma kadar gömdü. Elimle taşaklarını sıkarak okşarken tüm vücudunun kasıldığını hissettim.
“Ahhhh… Geliyorumm… Al döllerimi… Minik fahişem benim… Hepsini yut… Ohhh…”
Az sonra ağzımın içinde sıvılar fışkırmaya başladı. Spermlerinin kekremsi tadını dilimde hissettim. Lezzeti pek hoşuma gitti diyemem ama yapacak bir şeyim yoktu. Umduğumu değil, bulduğumu yiyecektim. Yutkunarak bardak dolusu döllerini boğazımdan aşağıya, mideme göndermek zorunda kaldım.
Soluksuz kalmış vaziyette, burnumdan nefes alıp vermeye çalışıyordum erkeğim ağzımın içine boşalırken… Dakikalar boyu sürdü sanki… Sonunda bıraktı beni, doğrulup koltuğa yaslandım. İkimiz de bir kaç dakika boyunca sakinleşmeye çalıştık.
“Bitirdin beni Can…” dedi neden sonra… Başımı çevirdim, bana bakıyordu, bakıştık.
“Nasıldı? İstediğin gibi yapabildim mi? Sana zevk verebildim mi?” diye sordum tatlı bir yorgunluk içinde…
“Hem de nasıl zevk aldım… Harikaydın… İşini çok iyi biliyorsun sen…”
“Mmm… Kızlar bana çok yaptı oral seks, onlardan öğrendim. Ama dedim ya, bir erkekle ilk kez yapıyorum. Beğenmene sevindim. Senin de şeyin harika… Sikin…”
Elim külodumun içindeydi. Jartiyer çoraplı bacaklarımı birbirine sürterek, oturduğum yerde hafif kıvranarak sertleşen sikimi bastırmaya çalışıyordum. Neredeyse boşalacak hale gelmiştim ben de… Yarağı gırtlağıma dayanmışken götümü, deliğimi okşaması, parmaklarının baskısı çok hoşuma gitmişti.
“Çok güzel görünüyorsun şu anda biliyor musun?” dedi gülümseyerek…
Elini bana uzatıp dudaklarımda kalmış sperm kalıntılarını parmağının ucuyla aldı, tekrar ağzıma soktu. Ben de elini tuttum, sperm bulaşığı işaret parmağını yaladım, ağzıma sokup emdim. Az önce ağzıma aldığım sikini emer gibi parmağını emerken, bir yandan da sikimi okşuyordum.
“Oh küçük fahişem benim… Saçların dağılmış, dudakların kıpkırmızı olmuş… Çok seksi görünüyorsun bebeğim.”
“Şeyy… Teşekkür ederim.” diyebildim. Etrafıma bakındım, yoldan biraz içeriye girmiş, ağaçlıklı toprak bir yolun kenarında park etmişti arabayı…
Omuzlarına kolunu atıp yavaşça kendine çekti beni… Yüz yüze, göz göze geldik. Gözlerindeki derin arzuyu okuyabiliyordum. Yaklaştı. Biraz daha… Dudaklarıyla dudaklarıma dokundu. Nefesim kesildi. Dudaklarım istekle aralandı.
“Ohh… Abi… “ diye inledim.
“Şşşt… Abi deme, lazım olur.” dedi boğuk bir sesle…
“Ne diyeyim? Sevgilim mi?”
“Sevgilim de… Aşkım de… Erkeğim de... Yarrağımı ağzına aldın, döllerimi yuttun. Hala abi mi diyorsun bana?”
Dayanamadım, boynuna sarılıp dudaklarına yumuldum. Ateşli bir fransız öpücüğüyle beni mest etmeye başladı. Bıyıklarını sürterek, sert erkek dudaklarıyla benim körpe dudaklarımı ezerek, dilini ağzıma sokmuş, dilimi okşayarak kendimden geçiriyordu beni…
“Ohhh…” diye ağzının içinde inledim. Elini kasıklarıma uzatmış, tanga külodumun üstünden arzuyla sertleşen sikimi, jartiyer çoraplı bacaklarımı okşuyordu.
Ardından parmakları külodumun içine daldı, sikimi avuçlayıp sıktı. Öyle korkunç bir zevk duyuyordum ki, tarifi mümkün değil. Benimle bir kadınla sevişircesine ateşli ateşli öpüşürken aynı anda sikimi okşaması harikaydı.
Neredeyse boşalmak üzereydim ki birden bıraktı her şeyi... Öpmeyi, okşamayı... Çekilip arkasına yaslandı. Şaşırdım, öylece kalakaldım. Sertçe öpülmekten örselenmiş, alev alev yanan dudaklarımın alevini parmaklarımı bastırarak yatıştırmaya çalıştım.
“Ne...? Ne oldu? Neden bıraktın?” diyebildim. Tam boşalmanın eşiğinde, zevkimin yarım kalmasıyla büyük bir hayal kırıklığı yaşıyordum.
“Bak Can, ben doyamadım sana daha… Hem ben boşaldım ama sen pek zevk almadın. Burası yoldan görünüyor, kendimizi kaptırırız, biri görür, tehlikeli olabilir. Ne dersin aşkım? Daha rahat bir yere gidip sevişelim mi seninle? İlk erkeğin olayım mı senin?”
Ne diyebilirdim ki başka… Deli gibi sevişmek istiyordum adamla… Zevk almak istiyordum.
Elimi uzatıp vites topuzunun üstündeki elinin üstüne koydum. İnce uzun kız gibi narin parmaklarımla onun kıllı boğumlu pençesini okşarken,
“Hadi… Gidelim. Aşkım…” dedim.
Toparlandık istemeye istemeye, tekrar yola çıktık. Akşam olmuş farkında değilim. Biz gidene kadar karanlık çöktü. Vites topuzundaki elini okşadım, o elimi dudaklarına götürüp öptü. Kaçamak yapan iki sevgili gibiydik. Mutluydum.
“Nereye gidiyoruz?” dedim ama pek de umurumda değildi aslında… Neresi olursa olsun, bir an önce sevişmek istiyordum onunla…
“Bu saatte otelle, günlük evle uğraşamayız. Başbaşa kalacağımız bir yere gidiyoruz. Senin için lüks önemli değildir umarım.” Elimi uzatıp pantolonunun önündeki kabarık tümseği avuçladım, sıktım.
“Hayır, hiç önemli değil. Bir an önce gidelim.”
Mahalleye geldik. Yağmur çiseliyordu hala ve sokaklar bomboştu. Işıkları yanan ve içeride babasının beklediği bakkalın önünden geçtik, arka sokağına girdik. Tam dükkanın arka tarafına düşen demir kapının önünde park etti.
Merakla bakınıyordum. Daha önce hep bakkaldan alışveriş yapardım ama burayı bilmiyordum. Dükkanın deposuymuş, arka tarafa açılan kapısından içeriye girdik hızlıca…
Ben girdikten sonra etrafına bakındı, gören var mı gibisinden, sonra kapıyı kapatıp kilitledi, ışığın düğmesini açtı. Tavandaki floransan lambanın çiğ beyaz ışığı aydınlattı ortalığı…
Çekingen ve meraklı bakışlarla etrafı süzdüm. Deponun büyük kısmını düzenli yığınlar halinde koliler, bakkalda satılan malzemeler, çuvallar kaplamıştı. Köşede bir masa, sandalye, portatif bir karyola…
“Pek beğenmedin galiba… Sana lüks bir yer olmadığını söylemiştim.” dedi.
“Önemli değil abi…” dedim ben de, yanıma yaklaşıp ellerimi tuttu.
“Bir de bana abi deme demiştim ama unuttun yine…” dedi gülümseyerek… Birbirimize sarıldık, kalçalarımı okşarken boynuma yüzünü gömdü. Koklayarak öpücükler kondurmaya başladı.
“Ohh…” diye derin bir iç çekerek beline sarıldım ben de… Boyu benden epey uzundu, kollarının arasında küçük bir kız çocuğu gibi kalıyordum.
Boynumdan kulak memelerime geçti. Hem dudakları okşuyordu tenimi, hem de siyah gür bıyıkları… Huylanıp kaçınmaya çalıştım ama bırakmadı. Yüzümü ellerinin arasında sımsıkı tutup dudaklarımı öptü yavaşça…
Ayak parmaklarımın üzerinde kalkarak boynuna sarıldım, öpüşüne karşılık vermeye çalıştım. Yine dudaklarımı ezerek, bastırarak, diliyle okşayarak öpüyordu. Önündeki kabarıklığın karnıma battığını hissettim. Siki sertleşmişti öpüşürken…
Bir süre sonra öpmeyi bırakıp üstümdeki artık kurumuş tişörtümün eteklerinden tutup çekti, çıkardı. Biraz uzaklaşıp gözleriyle yiyecek gibi baktı çıplak üstüme… Elini uzatıp meme uçlarımı sıkıştırdı.
“Ahh… Yapmaa…” dedim cilveli cilveli… “Canımı yakma lütfen…”
Güldü. Pantolonumun düğmesini fermuarını açtı, yavaşça aşağıya indirdi. Dar pantolonu çekiştirerek ayak bileklerime inmesini sağladı.
Önümde diz çökmüştü. Hayran hayran jartiyer çoraplı bacaklarımı okşadı, yüzünü kasıklarıma, ablamın tanga küloduna gömüp derin bir nefesle kokladı.
“Çok güzel kokuyorsun aşkım… Mis gibi…” dedi.
Külodumun içinde biraz sertleşen erkekliğimi hafif ısırır gibi yapıp inletti beni… Dudaklarıyla öpe öpe yükseldi sonra, karnımdan göğüslerime, oradan tekrar dudaklarıma çıktı. Öpüşmeye devam ettik.
Kollarının arasında mest olmuş vaziyetteydim. Ayakta döne döne, öpe öpe kenara sürükledi beni, kenardaki istiflenmiş irice çuvalların yanında bıraktı.
Omuzlarımdan bastırıp önünde diz çöktürdü. Doğal olarak yapmamı beklediği şeyi yaptım hevesle… Pantolonun fermuarını açıp elimi içeri daldırdım. Sertleşmiş erkekliğini zorlukla dışarı çıkardım. Parmaklarımın arasında okşayarak hayranlıkla inceledim erkeğin sikini…
“Uhhh... Yala hadi…” diye sabırsızca ve boğuklaşmış bir sesle homurdandı.
Önünde diz çökmüş vaziyette, gözlerimi onun kararmış gözlerine dikerek sikini ağzıma aldım. Dilimle, dudaklarımla hararetli bir saksoya giriştim. Dakikalarca, ıslak ıslak yaladım, emdim, okşadım sıvazladım.
“Yeter bu kadar, bitireceksin beni yine…” dedi sonunda… Sikini ellerimden, ağzımdan kurtardı, ayağa kaldırdı.
“Yatakla filan uğraşamıcam, domal bakayım şuraya…” diyerek çevirdi beni, yanımızdaki beyaz çuval yığınının üstüne eğilmemi sağladı.
Bel hizamdaki çuvallara ellerimi koyup eğildim. İki eliyle belimden tutup istediği açıyı verdirdi bana… Parmakları kalçalarımda dolaştı uzun uzun, sonra da külodumun içine dalıp deliğimi yokladı. Parmaklarının zevk noktamdaki teması ve okşama hissi bitirdi beni…
“Ohhh... Çok güzel…” diye zevkle inledim.
“Sen daha güzelsin bebeğim…” diye boğuk bir sesle fısıldadı. “Kırmızı tanganın içinde kıçın harika görünüyor.” Hoşnutlukla iki yana salladım kalçamı,
“Mmm… Beğendin demek…”
“Oh benim seksi pilicim... Azgın küçük fahişem… Beğenmek az kalır, nefis bir parçasın sen...”
Bu kez erkeğim arkamda diz çöktü. Tangamın ağını kenara çekti. Dilinin olanca ıslaklığını sıcaklığını götümün deliğinde hissettim bir anda… Zevkten dizlerim titredi, boğuk boğuk inledim.
“Ohhh… Harikaa…”
Dili deliğinin etrafında dolanıyor, ucunu içeri sokmaya çalışıyordu. Elleri de jartiyer çorabının üstünden iki bacağımı okşuyordu sürekli… Bense aldığım zevkten inlemelerimi kısmakta zorlanıyordum. İşaret parmağımı ısırıyor, çuvalın üstünde kıvranıp duruyordum.
“Sikmeyi bırak, sanki hiç kimse yalamamış deliğini bebeğim… Ne kadar hassassın böyle… Çok güzel tepkiler veriyorsun, kışkırtıcı…” dedi bir ara…
“Ohh… Hayır… Hiç… Hiç kimse dokunmadı… Bir iki kıza söyledim ama sapık dediler bana…”
“Canım benim, merak etme, ben senin her yerini yalarım. Minik göt deliğini de, sikini de… Her yerini yalarım senin… Oh, abin kurban olsun sana küçük fahişem…”
Doğruldu neden sonra yalamayı bırakıp… Heyecandan titriyordum. Beklediğim an gelmiş çatmıştı. Arkamda soyunduğunu duydum. Başımı çevirip baktım. Üstünde ne varsa çıkarıp atmış çırılçıplak kalmıştı. Bir eli harika sikini sıvazlayarak, diğeriyle kalçalarımı okşayarak hayranlıkla bakıyordu.
“Canımı yakmayacaksın değil mi aşkım?” dedim merak ve endişeyle…
“Kendini kasmazsan acımaz canım… İlk kez sikiliyorsan gerçekten…”
“Dedim sana, ilk erkeğim olacaksın.”
“Off bebeğim benim… Belli oluyor zaten, götünün deliği hiç ellenmemiş, sikilmemiş, pembe bir mühür gibi… Merak etme, kendini bana bırak… O mühürü bozucam şimdi… Zaten sırılsıklam şu anda… Hadi biraz sikimi yalayıp ıslat, güzel kaysın deliğinde…”
Tekrar dönüp ağzıma aldım, iyice ıslattım dediği gibi, sonra dönüp vaziyet aldım. Dizlerim titreyerek erkeği bekledim. O da hemen yanaştı, sikinin ıslak başını deliğimde hissettim. Bastırdı. İlk anda tükürükle kayganlaşmış başı girdi biraz, sonra zorlanınca kendimi ileri atmak istedim. İki eliyle belimi sımsıkı tutup bırakmadı.
“Şştt… Sakin ol bebeğim… Kendini rahat bırak… Ohh, güzel götlüm benim… Evet, böyle… Rahatla… Sakin…”
Üstüme eğildi, sırtlarımı, omuzlarımı öpüp bıyıklarıyla okşarken siki yavaş yavaş götümün deliğine gömülüyordu. Bir elini alttan daldırıp sertleşen sikimi okşayınca aldığım zevkle rahatlayıp kendimi saldım. Bir iki santim daha soktu sikini…
“Yarısını aldın bebeğim… Hadi… Gevşe… Zevk alacaksın inan bana… Çok zevk alacaksın… Ben fena halde zevk alıyorum şu anda… Off… Çok darsın aşkım… Yarrağı sımsıkı sardı götünün deliği… Ohhh…”
“Ama çok acıyo Metin abii…” diye sızlandım. “Ne olur, bırak beni… İstemiyorum. Yeter bu kadar…”
“Tamam bebeğim… Bu kadar giriyorum, bastırmıcam, söz sana…” diyerek hareketsiz kaldı biraz… Sonra da çuvalın yanındaki kolileri gösterdi bana,
“Şu koliyi açsana bakayım…” dedi. Yerimden kıpırdamadan elimi uzattım, yan taraftaki kolinin kapağını açtım. İçinde margarin kutuları duruyordu. Zeytinyağlı meşhur bir marka…
“Çıkar birini, bana ver…” dedi. Uzattım paketi verdim. Kapağını açtı, parmağını daldırıp bir tutam yağ aldı.
Başını sokabildiği sikini çıkardı götümden… Öylece domalmış duruyordum önünde, başımı çevirip ne yaptığına bakıyordum. Margarini sikine sürdü iyice yedire yedire… Sonra bir tutam yağ daha aldı paketten, götümün deliğini krem sürer gibi yağladı iyice…
Ardından margarin paketini yere bırakıp yarağını tekrar götümün deliğine dayadı. Yine baskı yapıyordu alet ama az önceki gibi zorlanmıyordum. Yağ gibi kaydı sikinin başı, deliğimi genişleterek, açarak içime girdi. Dişlerimi sıktım, dayanmaya çalıştım.
Saçlarımdan tutup asıldı, başımı yana çevirdi, uzanıp dudağımdan öptü beni... Ona karşılık vermeye çalışırken bir anda deliğime gömdü aletini… Şimşek çaktı sanki birden, gözlerim karardı. Altında çırpınıyor, kurtulmaya çalışıyor, sürekli inliyordum.
“Ahhh… Canım yandı… Bırak beni ne olur… Çıkar abi… Ne olur çıkar… Offf… Yandım anam…”
Bırakmadı… Köküne kadar sokmuştu sikini, kasıklarını kalçalarımda hissediyordum. Üstüme abanmış vaziyette, içime erkekliğini çivilemiş, tüm ağırlığını vererek olduğum yere sabitlemişti beni…
“Şimdi bırakırsam sonra canın daha çok yanar bebeğim… Dayan biraz… Hadi aşkım…”
Ben sakinleyince yavaş yavaş çıkardı sikini, yarıya kadar… Yukarıdan bıraktığı tükürük tam birleşim noktamızda ıslattı zaten yağlı olan sikini, parmaklarıyla yayıp tekrar yüklendi yavaşça…
Makatımda kalın bir odun parçası vardı sanki… Bacaklarımı ayırıp biraz baskıyı rahatlatmaya çalıştım. Dayanılacak gibi değildi çünkü… İzbe deponun içinde inlemelerim yankılanıyordu.
“Off… Ahhh… Çok büyük… Dayanamıyorum… Çok kalınsın… İkiye ayrılıyorum sanki… Ahhh…”
“Şşttt… Sakin ol bebeğim… Şimdi geçecek… Merak etme… Uhhh…” diye diye arkamda milim milim hareket ediyor, ileri geri yapıyordu. “Kızları götünden sikerken iyiydi değil mi? Sakın hiç sikmedim deme, inanmam… O minik liseliler önden vermezler zarları bozulmasın diye ama götlerini siktirirler mutlaka…”
“Ahh… Yaptım evet… Onlar da çok bağırdı göt sikerken… Ama şimdi ben sikiliyorum abi… İçime giren senin sikin, benimki gibi ince değil ki, bilek gibi… Zormuş gerçekten… Kızlar bağırmakta haklıymış…”
“Vaktimiz olsaydı önceden alıştırırdık deliğini… Tıkaç alırdık, götünde tıkaçla dolaşırdın, yarak yemeye alışırdı götün… Böyle birden dalınca zor tabi… Ama merak etme bebeğim… Bak, yarrağımı alabildin köküne kadar… Şimdi zevk başlayacak… Ohhh… Götünü yediğim… Daracık deliğin aşkımm…”
Uzun uzun gidip geldi arkamda… Kısacık yaşantımın ilk sikilişini, ilk pasif devrimini yaşadım o izbe depoda, çuvalların üzerinde… İlk başta zorlanıyordum evet, yağlanmasına rağmen fena halde canım yanıyordu. Ama alıştım.
Sikini götümden çıkarıp tükürükleyip ıslatıyor, margarin sürüyor, ardından tekrar sokup sikmeye devam ediyordu. Arada üstüme eğilip boyunlarımı kulak memelerimi öpüp yalarken alttan elini atıp margarinde yağladığı parmaklarla sikimi okşuyor, aldığım zevki katlıyordu her hareketiyle…
“Ohh… Geliyorumm…” diye inledim. Parmaklarının verdiği zevke, arkamda gidip gelen sikinin göt deliğimdeki dolgunluk hissine, büzüğümü okşayarak giriş çıkışına dayanamadım daha fazla… Sikimi okşayan elinin içine boşalmaya başladım.
Gözlerim karardı gerçekten… Çok harika, dayanılmaz bir zevkti hissettiğim… Hem önden hem arkamdan zevk almak nefis bir duyguydu. Anlatılmaz, yaşamak gerek bunu…
“Off… Yarrağımı kıracaksın neredeyse Can…” diye homurdandı ensemde… “Ne güzel sağdın beni kendin boşalırken…”
Doğrulup belimden kavradı, iki eliyle tutup acımasızca pompalamaya başladı. O da son aşamaya yaklaşmış, boğuk homurtularla sikip duruyordu beni…
“Küçük kahpem benim… Azgın fıstığım… Jartiyer çoraplı orospum benim… Ohhh… Götünü siktiğim… Güzel götüne koyuyorum senin… Daracık götünü yarıyorum… Ohhh… Al yarrağı… Alll… Ooohhhh…”
Kasıkları kalçalarımı dövüyor, şaklata şaklata arkamda gidip geliyordu. Canım yanmaya başlamıştı ki döllerini attırmaya başladı. Biraz daha kayganlaştı götümün deliği, içime dolan spermlerinin etkisiyle yağlı kızak görevi görüyordu kalın yarağına…
“Hınhh…” diyerek son bir kez kökledi yarağını… Öylece kaldı üstüme yığılarak… Hızlı nefes alışverişleri boynumu yakıyordu.
Neden sonra kalktı üstümden… Kenardaki plastik beyaz sandalyenin üstüne attı kendini, öylece kaldı. Çırılçıplaktı, sertliğini kaybetmeye başlayan erkekliği kaslı bacaklarının arasında kalın bir hortum gibi aşağıya doğru sarkmıştı.
Ben de ondan farksızdım. Üzerinde sikildiğim çuvalın üzerine yayılıp kalmıştım. Ablamın tanga külodu dizlerimin hizasındaydı. İnce siyah jartiyer çorabının dantelleri hafifçe sarkmış, dizimin üzerinde toplanmıştı.
Ucuz bir fahişe gibiydim. Acımasızca sikilmiş, zevk yorgunu… Götümün deliğinin sızladığını duyumsuyordum. Şehvet fırtınası sakinleşip yerini durgunluğa bırakınca götümün acısını hissetmeye başlamıştım.
Yerdeki pantolonun cebinden sigarasını çıkarıp orgazm sigarası yaktı, dumanlarını savurarak içiyordu. Benim onu izlediğimi fark edince kalktı, yanıma geldi. Çuvalın üstünden kaldırıp kendisi oturdu, beni de kucağına oturttu.
Beline sarılmıştım kucağında otururken, çıplak kıçımda kasık kıllarının okşayan teması, sikinin kabarıklığı hoşuma gitti. Beni sikebilmek için deliğime sürdüğü margarin bütün sikiş boyunca kalçalarıma yayılmıştı. Yağlı götümde sikinin kıllarını hissetmek harikaydı. Başımı omuzuna yaslayıp dalgın dalgın göğsündeki siyah kılları okşadım. İki sevgili gibiydik.
“Nasıl? Güzel miydi?” diye sordu. Gülümseyip sıkıca sarıldım çıplak bedenine…
“Harikaydı. Bunu hayal etmiştim hep... Kızlarla sevişmek de güzel ama… Beklediğimden de nefis bir şeymiş sikilmek… Umduğumdan daha güzelmiş. Pasif olmak da hoşuma gitti. Sanırım bağımlısı olacağım bunun…”
Çenemi tutup başımı kaldırdı, yüz yüze bakıştık. Dudaklarımı araladı parmakları, öperken içtiği sigaranın dumanını ağzımın içine verdi. İlk kez olduğundan öksürdüm biraz ama sonra alıştım. Hem öpüşüyor, hem de beni ilk siken erkeğin ağzından, ilk sigaramın dumanını ciğerlerime çekiyordum.
Sigarası bitince plastik sandalyeye oturdu. Sikini yalatarak iyice sertleşmesini sağladı. Sonra beni de kucağına, ağzımda yalayıp yutarak kaldırdığım sikinin üstüne oturttu. Kucağında oturup kalkarken boynuna sarılmış, hareketli öpüşmesine karşılık vermeye çalışıyordum. Bir posta da o sandalyenin üstünde sikti beni…
O günden sonra neredeyse her hafta, bazen haftanın iki günü o depoda buluştuk. Seviştik. Arabasıyla gezmelere gittik, dağda bayırda ıssız yerlerde seks yaptık. Hepsi de bir harikaydı.
Bir ara o depodan ablamı çıkarken gördüm bir gün… Saklanıp ablamın yorgun adımlarla arkasına baka baka uzaklaşmasını izledim.
Metin abinin güzel sikinin tadına yalnız ben bakmıyormuşum meğer… Külotlarını, çoraplarını giydiğim kapalı türbanlı ablam da aynı erkekten nasibini alıyormuş demek ki… Kıskanmadım ablamı, tam tersine hoşuma gitti. Gülümsedim. O yorgunluğun, dermansız dizlerin titremesinin neden kaynaklandığını çok iyi biliyordum.
Üniversiteyi kazanıp o çevreden uzaklaşana kadar iki gizli sevgili gibiydik. O mahallenin kadınlarını, kızlarını, ablamı sikiyordu. Ben de okulda takıldığım kızlara ondan öğrendiklerimi uyguluyordum. İkimiz de hayatımızı yaşıyorduk.
Bugün iş güç sahibi, koca adam oldum. Yine kadın külotları, çamaşırları giymeye devam ediyorum. İnternet sitelerinde güzel kalçalarımı sergilemeye, ablamın evinden aşırdığım külotlarla fotoğraf çekip paylaşmaya bayılıyorum.
Kadınlarla, hoşuma giden yakışıklı ve büyük yaraklı erkeklerle, çiftlerle beraber oluyorum. Eşlerle aynı yatakta sevişiyoruz. Erkeğin pasif duyguları varsa kadının yanında kocasını sikiyorum. Kocası karısını sikerken ben de arkasından girip üçlü yapıyoruz.
Yok ben kendimi siktirmem diyen erkek olursa da sıkıntı yok, adam hem karısını hem beni sikiyor. Geçinip gidiyoruz.
Nişanlıyım bu arada… Seks konusunda çok iyi anlaştığım, çok seksi ve güzel bir kız nişanlım… Bir gün ona duygularımı açmayı, onun külotlarını, çoraplarını giyerek yatakta sevişmeyi, yanımıza Metin abi gibi kalın yaraklı bir erkek alıp üçlü grup seks yapmayı planlıyorum, en büyük hayalim bu...
Hayat çok kısa… Her zevki tatmak, yaşamak lazım…
Yakışıklı Tamirci
Ben Alper. Onsekiz yaşında, orta boylu, tüysüz ve hatta parlak sayılabilecek, sarışın, balık etli ve pasif bir gencim. Üniversitede okuyorum.
Erkeklere olan ilgim lise döneminde başladı. Kendimi ruhen de, fiziken de bir kız gibi görmek ve bir erkek tarafından sikildiğimi hayal etmek çok hoşuma gidiyordu. Lisede bu fırsatı okuldan bir arkadaşımla yaşama şansım olmuştu. Ama bu ilişkimden, ilk ve son sikilişimden pek bir şey anlamamıştım.
Üniversiteye başladığımda sikilme isteğim yeniden canlandı. Ama kimseye güvenim yoktu. Birisi görür, duyulur diye hep tedirgin oluyordum. Yine de sabrım kalmamıştı, o anı yeniden tatmak ve yaşamak istiyordum.
Annemin çekmecesinden aşırdığım iç çamaşırları, çoraplarının yanında kendim de zevkime göre seksi şeyler alıp tin tin saklar, evde yalnız kaldığımda giyerdim. Gardrop aynasındaki jartiyerli, tangalı Alper'e baktıkça kendi görüntümle tahrik olur, yatağa uzanıp kendimi okşaya okşaya salatalık, fırça sapı ne bulursam tatmin olmaya çalışırdım.
Bu sene yaşımı doldurur doldurmaz sürücü belgemi alınca babam arabasını kullanmama izin vermeye başlamıştı. Bir gün arabayla gezerken göstergelerde arıza ışığı yanınca panik yaptım.
Babamın kızacağını düşünüp, haberi olmadan gidip sanayide bir ustaya göstereyim dedim. Sanayinin girişinde bir tamirciye sordum, o da,
"Bu tip arızaları Ali usta çözer, onda bilgisayarlı sistem var!" deyip Ali ustanın dükkanını tarif etti.
Dükkanı buldum. Ali ustayla selamlaştık, tokalaştık. Adamın yakışıklılığına ve karizmasına bayılmıştım, içim içimi yiyordu, elini bırakmak istemedim resmen... Ali usta 1.80 boylarında, kalıplı, konuşmasını bilen, nazik birisiydi. Sanayide bu kibarlığı bulmak imkansızdı.
Önce bana yazıhanesinde çay ikram etti. Çay içerken tanıştık ettik, konu arızaya geldi. Çıraklardan birini çağırıp arabayı bilgisayara bağlamasını söyledi. Bu arada da sohbetten geri kalmıyordu.
"Alperciğim, ne iş yapıyorsun, ne ile meşgulsün?" dedi. Ben de,
"Öğrenciyim abi!" dedim.
"Hmmm, öğrencisin demek, yaş kaç?"
"Onsekiz yaşındayım abi, sizin yaş kaç?"
"Kaç gösteriyorum sence?"
"Abi 35 var gibisin!" dedim. Ali usta gülerek,
"Sağol teşekkür ederim, o kadar genç gösteriyorum demek ki!" dedi.
"Abi yaş kaç ki, yanlış anlamayın merakımdan soruyorum!" diyebildim.
"Merak güzel şeydir. Yaşım 44, ama ruhum genç. Evlenmeyince böyle oluyor, dert yok, tasa yok, karı dırdırı yok!" dedi. Ben hem şaşırdım, hem de kendi kendime (İşte fırsat, böyle dediğine göre bir iş var bu adamda!) diye düşündüm.
"Valla doğru diyorsun Ali usta, haklısın, karı kız dırdırıyla uğraşmak zor, ben bile uğraşmıyorum kızlarla!"
"Daha yaşın çok genç, hayrola sen neden soğudun karı kız işlerinden?" dedi. Adama içimdeki pasif duygularla yanıyorum abi, ben sikmek değil, sikilmek istiyorum diyecek halim yok ya,
"Ne bileyim ustam, kızlar pek ilgimi çekmiyor!" dedim. Arabanın arızasını filan unutup gitmiştim. Ali usta yeniden gülümseyerek,
"Değişikmiş senin durum Alper… Ben senin yaşındayken afedersin de, sikim amdan götten ayrılmıyordu. Yanlış anlama, erkek erkeğeyiz diye konuşuyorum!" dedi. Utancımdan kıpkırmızı olmuştum,
"Neyse ustam, arabanın sorunu nedir?" diyerek konuyu kapattım. Arabanın yanına gittik. Arabaya bağlı laptopa baktı ve,
"Ya önemli birşey değilmiş, (bir takım değerler söyledi, birkaç tuşa bastı), sıfırladım değerleri, hepsi bu kadar!" dedi.
"Çok teşekkürler ustam, nedir borcumuz?"
"Gerek yok Alper'ciğim, bizden olsun, ayağın alışsın. Ha, acil değil ama başka parçada da hata veriyor sistem… Siparişini geçeyim parça geldiğinde ben seni ararım, olur mu?"
"Olur ustam!" diyerek numaramı verdim. Ali usta,
"Çaldırayım da kaydet, haber vereceğim ben sana!" diyerek çağrıyı attı. Sonra da, "Gelecek parçanın parasını düşünme, maliyetli bir şey değil, hallederiz bir şekilde!" dedi göz kırparak… O göz kırpışın ne anlama geldiğini çözemedim,
"Peki ustam, usta sensin!" Başka bir şey diyemedim. Bir şekilde hallederiz derken bir şeyler mi ima ediyordu? Yoksa dostça bir göz kırpma mıydı?
"Tamam, en kısa zamanda arıyorum o halde seni!" dedi.
Ben adama karşı içimde kıpır kıpır bir şeyler hissediyordum, ama Ali ustadan emin değildim. Benim pasif duygularımı, ona olan ilgimi anlamış mıydı, yoksa anlamazlıktan mı geliyordu, çözemiyordum.
"Tamam abi!" diyerek dükkandan ayrıldım. Dört gün sonra aradı,
"Alper'ciğim, nasılsın, napıyorsun? Hadi gene, şanslısın… Senin parça erkenden geldi, istediğin zaman arabayı getir parçayı değiştirelim!" dedi.
İçimden hay şansıma dedim. Babamlar arabayla başka bir şehre gitmişti ve bu hafta gelmeyeceklerdi. Bunu söyledim ona… Ali usta,
"Hadi ya…" dediğinde sesinde bir hayal kırıklığı hissettim. Para ya da müşteri kaybı için üzülüyor olamazdı, çok ucuz bir şeydi değiştireceği parça… Yoksa…? İçim kıpır kıpır etti birden, karnımda kelebekler uçuştu.
"Neyse bir şey olmaz, çok önemli bir parça değil zaten, yolda bırakmaz. Eee, sen ne yapıyorsun? Evde tek başına… Yalnız mı kaldın?" deyince anladım. Ali usta yavaştan bana yürüyordu. Ben de rahat yürümesi için yolları ardına kadar açmalıydım. Otoban rahatlığında gelmeliydi bana…
"Evet ustam, yalnız kaldım, okul dolayısıyla ben pek bir yerlere gidemiyorum!" dedim.
Yalnızım işte… Müsaitim… Gel sen bir yerlere götür beni, ne istersen yap yakışıklı adam… Seninle sevişmek için ölüyorum ben, yanıyorum uleyn...
"Yanlış anlamazsan gel istersen akşam dükkana… Abi kardeş oturalım biraz… Ben senin sohbetini çok sevdim. İçki seviyorsan da bir iki duble bir şeyler içeriz!" dedi Ali abi...
Abi kardeş mi? Hassiktir ordan… Ben onunla sevgili olmak isiyorum, o abi kardeşten bahsediyor. Yine de içimden işte bu, fırsat geldi ayağıma dedim. Bu fırsatı geri tepemez, davetini geriye çeviremezdim. Ama biraz kendimi ağırdan satmam gerekiyordu,
"Valla bilmem ki abi ya!" dedim.
"Yanlış anlama sakın… Kötü bir niyetim yok, sadece sohbet muhabbet ederiz. Hem sen yalnız kalmazsın, hem ben de yalnızım. Onun için söyledim!" deyince,
"Yanlış anlayacak bir şey yok ki abi… Peki olur ustam, değişiklik olur benim için de!" dedim.
"Tamam o zaman akşam saat 7 gibi dükkanı kapatıyorum. Ben seni arabamla almaya gelirim, gideriz bir yerlere, takılırız!"
"Yok yok abi ben dükkana gelirim. Şimdi bizim mahalle biraz dedikoducu, bu kim seninle ne işi var diye hemen babama telefon gider. Ben dükkana gelirim!" dedim ve konuşmayı sonlandırdık.
Tam olarak mahallede adının orospuya çıkmasından korkan genç bir kız gibi davranmıştım. Belki de içimdeki kadınsı duygularla istemsiz olarak aynı bir kadın gibi hissediyor, hareket ediyordum. Kendi kendime güldüm.
İçim kıpır kıpır olmuştu, hissediyordum bu akşam bir şey yaşanacaktı, evdekilerin yokluğu da bir fırsattı. Hemen banyoya girdim, duşumu aldım.
Kokulu köpükler içinde kendimi, bedenimi geceki randevuya hazırlarken içimden kurup duruyordum sürekli… Acaba işler yolunda giderse sevişir miydik bu gece? Neden olmasın? Benim ilgimi anlamış gibiydi adam, düpedüz yürümüştü bana…
İşi şansa bırakmamalıydım. Vücudumdaki bir iki gereksiz kıl tüy fazlalığından kurtuldum. İçime girmek isteyebilir diye gerekli temizliği yaptım. Saatler geçmek bilmiyor, vakit ilerlemiyordu sanki…
Akşam saat 6 civarı başladım hazırlanmaya. Annemin sakladığı gizli çekmecesinden siyah dantel tanga külodu alıp giydim içime… Annemin çekmecedeki diğer seksi sütyenleri, jartiyer takımları, incesi, filesi, külotlusu, dantelli jartiyer çorapları içimi gıcıkladı doğrusu… Babamla seks yaparken giyiyor olmalıydı bunları orospu annem…
Ama ilk kez buluşacakım adamla, bu derece ileri gitmemeliydim. Kalın eşofmanlarımı giydim. Montumu da alıp çıktım, sanayinin yoluna koyuldum. Kış aylarındaydık, ne olur ne olmaz diye kalın giyinmiştim. Saat 7 gibi dükkanın önüne gelmiştim ki, yan dükkandan biri,
"Ali usta hayırdır bugün erkencisin? Bu saatte dükkan kapatmazdın sen, önemli bir şey mi oldu?" diye sesledi. Ali abi de,
"Yok be, kafamı dinleyeceğim bu akşam… Müşteri geldiği yok, zaten acil bir iş de yok. Hadi size hayırlı işler, hayırlı akşamlar!" dedi.
O zaman net olarak anladım bu akşam aramızda bir şeyler yaşanacağını… O saatte dükkan kapatmayan adam benim için dükkan kapatıyordu. Ali usta beni görünce,
"Hoşgeldin Alper'ciğim!" diyerek tokalaşmak için elini uzattı.
Ama bu sefer farklıydı, selamlaşmayı birazcık da olsa ileriye götürmüştü. Tokalaşırken beni kendine çekip iki yanağımdan öperek selamlaştı. İçim tuhaf olmuştu sıcacık dudaklarının bir iki saniye uzun temasını yanaklarımda hissedince… Değişik bir duyguydu, kıpkırmızı olmuştum bile, sesim çıkmıyordu.
"Hadi geç sen arabaya!" diyerek arabanın anahtarını bana verdi. Lüks bir 4x4 arazi aracıydı arabası, demek ki iyi para kazanıyordu. Kendisi de dükkanın kapısını kilitleyip geldi arabaya,
"Eee direksiyona geçmemişsin?" dedi.
"Yok ustam ben sağ koltuğu daha çok seviyorum!" dedim. Hoşuna gitmiş olacak ki,
"Hmm, peki o zaman!" deyip çalıştırdı arabayı. Sanayiden çıktığımızda, "Nereye gidelim Alper? İstersen hemen şuradan içecek bir şeyler alıp benim eve geçebiliriz?" dedi. Adam beni direkt eve atmak istiyordu, tereddütte kalmıştım,
"Ya abi, dışarıda bir yerde otursak?" diyebildim.
"Korkma ya… Rahat ol canım… Ben öyle düşündüğün gibi birisi değilim. Anlayabiliyorum seni, tedirginsin biraz sanki… Beni tanımadığın için böyle… Neyse ya önce içeceğimizi alalım da konuşuruz!" dedi. Tekel bayinin önünde durdu,
"Ne içersin, ne alayım?" diye sordu.
"Ben sana uyarım, sorun yok abi!" dedim.
"Peki o zaman!" deyip indi arabadan. Az sonra geldi, "Viski aldım, hava soğuk içimiz ısınsın biraz, iyi gelir!" diyerek gülümsedi.
"Abi aslında içkiyle aram pek yok, iki kadeh içsem kafayı bulurum!"
"Anladım, o da yeter zaten vücuda, fazlasını içip dağıtmaya gerek yok. O zaman ben seni temiz havaya çıkartayım, şöyle tepeye zirveye doğru çıkalım, buna da hayır demezsin artık, değil mi?" dedi.
"Olur çıkalım!" dedim, ama gel bir de bana sor… Deli gibi istiyordum onunla yalnız kalmayı, ama korkuyordum da…
Huyunu karakterini bilmediğim bir adamla şehir dışına çıkmıştık, ormanlık bir yere doğru yol alıyorduk. Üstelik yol gittikçe karanlıklaşıyor, ıssız bir tepeye doğru çıkıyorduk. Arabayı sürmeye devam ederken,
"Torpidoyu açar mısın?" deyince açtım. En üstte koca bir ıslak mendil kutusu vardı.
"Orada plastik bardaklar olacak, iki tane çıkar da viski doldur, ufaktan yudumlamaya başlayalım!" dedi. Islak mendil kutusunu kaldırdım ki, altında büyük bir bir paket XXL prezervatif, bir şişe bebe yağı, plastik bardaklar ve korkudan donup kalmama sebep olan birde tabanca vardı. Ali abi ürktüğümü anlamıştı, bir kahkaha attı. Gülerek,
"Ben böyle yerlere çok karı kız getirip siktiğim için onlar benim standart ekipmanım. Emanetten de korkmana gerek yok. Gittiğim ıssız yerlerde olur da, rahatsız eden birileri olursa diye arabada her zaman bulundurum!" dedi.
Korka korka iki tane plastik bardak çıkardım. Araba yola devam ederken bardaklara viski doldurdum ve yudumlamaya başladık. Ali abi,
"Korkmuyorsun değil mi?" deyince,
"Yok abi problem yok!" dedim. Korkuyordum tabii ki de, ama tedirginliğimi belli etmemeye uğraşıyordum. Çok geçmeden ıssız, kimsenin olmadığı bir tepeye tırmanıp durduk. Etrafımızda ağaçlar, aşağılarda şehrin ışıkları… Güzel manzaraydı, romantik bir ilişki için ideal…
"Burası güzel değil mi? Mis gibi temiz hava, gel hava alalım!" deyip park etti ve araçtan indik. Boşalan bardaklarımıza yeniden viski doldurduk. Açık havada sohbet muhabbet derken ikinci bardaklarımız da boşalmıştı. Ali abi üçüncüleri koymaya başlamıştı ki,
"Abi bana doldurma, benim için yeter!" dedim.
"Olmaz öyle şey, bu akşam buraya benimle geldiysen benim için içeceksin!" dedi. Kıramadım, üçüncüyü de içmeye başladık... Viskinin içimde yaktığı ateşe rağmen üşümeye başlamıştım ormanın serinliğinde…
"Abi biraz serin oldu sanki, arabaya mı geçsek?" dedim. Ali abi de,
"Olur tatlım, geçelim tabii ki!" dedi. İlk defa bana 'Tatlım' demişti, içim gıcıklandı. Sesimi çıkarmadım, arabaya geçtik. Ben yine sağ ön koltuğa oturdum, o da şöför koltuğuna geçti.
"Az önce sana tatlım dedim, yanlış anlamadın değil mi? Ne bileyim, herif içti, kafayı buldu, manyak manyak konuşuyor deme sakın… Aklıma takıldı!" dedi.
"Yok abi, sorun değil! Ben sana manyak der miyim hiç?" dedim. Viskilerimizi yudumlamaya devam ettik.
Bu iş uzadıkça uzayacaktı, hem sarhoş olmak istemiyordum, hem sabırsızlanmaya başlamıştım. Acaba ilk herketi benden mi bekliyordu? Kendi kendime, artık yeter ya, ne olacaksa olsun dedim.
Dayak yiyeceksem dayak yerim. En fazla iki tokat atar, sen ne yapıyorsun lan der. En azından olumlu veya olumsuz bir tepki verir. Artık net bir şekilde anlamam lazımdı ne istediğini…
Konuşmadan ön camdan görünen manzaraya bakıyor, içkimizi içiyorduk. Kocaman bir yudum daha çektim viskiden, cesaretimi toplamaya çalıştım. Sonra da titreyen sol elimi erkeğin önüne doğru uzattım. Hiç ona bakmadan parmaklarımla yoklaya yoklaya kucağını buldum, kalkmış sikini pantolon üstünden avuçladım.
Ama utancımdan adamın yüzüne bakamıyordum. Korkuyla acaba ne tepki verecek diye düşünüyordum kara kara… İlk kez birine kendi isteğimle yürümeyi bıraktım, çılgın gibi koşuyordum. Ali abi kahkaha atıp,
"Çok tatlısın yaa... Yüzüme bak, utanma, ben de senden bu anı bekliyordum. Seni buraya kadar boşuna getirmedim. Ama benim için önemli olan senin istemen... Ben her türlü sikerim, problem yok, ama karşımdaki insan da isteyecek bunu!" diyerek elindeki viski bardağını fondip yaptı.
Ben de kendi bardağımı fondip yapıp yüzüne baktım. Sol elim sikinin üstünde kalmıştı. Ali abi,
"Hani? Elini yarrağıma attın devamını getirmedin. Hadi bakalım, başlattığın işe devam et. Dükkana geldiğin dakika anladım senin yarrak aradığını… Merak etme, bu akşam aradığını vereceğim sana tatlım!" dedi.
Heyecandan kalbim küt küt atıyordu. Bu arada Ali abi bana iyice sokulmuştu, pantolonun üstünde olan elimi tutup,
"Evet okşa hadi, böyle devam et, bırakma!" diyerek dudaklarıma yumuldu. İlk kez biriyle, hem de bir erkekle dudak dudağa öpüşüyordum. Muhteşem bir duyguydu. Dudaklarımı yalıyor, emiyor, onun dudaklarındaki viski tadını kokusunu alıyordum.
Biraz dudağımda devam ettikten sonra boynuma doğru eğilerek boynumu öpmeye koklamaya, nefesini boynuma vermeye başladı. Heyecandan titriyordum resmen… Hem huylanıyordum, hem muhteşem haz alıyordum. Kulak mememi dilinin ucuyla yalarken,
"Anlıyorum seni, bugüne kadar gerçek bir erkekle sevişmemişsin. Şimdi senden sadece sakin olmanı, kendini tamamen bana bırakmanı ve dediklerimi harfiyen yapmanı istiyorum. Anlaştık mı?" dedi. Kendimi olayın akışına bırakmıştım zaten,
"Hı hı!" diyerek kafamı salladım.
"Aferin, böyle sözümü dinlersen bu gece sen de buradan mutlu ayrılırsın, ben de… Ve seni hep mutlu ederim. Sen beni istediğin sürece tabii ki!" diyerek yeniden boynuma daldı. Boynumu biraz öpüp yaladıktan sonra,
"Şimdi şu üstündekilerden kurtul bakayım… Ne var ne yok hepsini çıkar. Gözümün önünde sadece vücut hatların kalsın, gördüğüm tek şey senin tenin olsun, tamam mı?" dedi ve kulak mememi emmeye başladı.
Resmen içim titriyordu, bu yaşadığım çok tuhaftı evet, ama muhteşem bir şekilde istiyordum. Sağa sola bakındığımı görünce,
"Korkma, buraya bizden başkası gelemez. Hem boşuna mı bu araçla çıktık, camlar en koyu film ile kaplı… Gelen olmaz, ama olursa da göremez kimse seni... Kalorifer de çalışıyor tatlım, üşümezsin. Hadi çabuk ol, dayanamıyorum!" diyerek boynumdan ayrıldı.
Ben de uysal bir şekilde dediğini yaptım ve çırılçıplak soyundum. O sırada Ali abi de pantolonunu ve boxerini çıkarırken,
"Aferin benim tatlıma, evet işte böyle sözümü dinle, seni çok mutlu edeceğim!" diyordu. Sikini görünce gözlerim faltaşı gibi açıldı.
Az önce pantolon üstünden okşadığım siki çıplak olarak karşımdaydı ve çok büyüktü. Lisede beni siken arkadaşımın siki bunun yanında çük kalırdı. İçimi yine korku sarmaya başlamıştı.
Korkudan kendi küçük sikim sanki daha da küçülüp iyice içine çekilmişti. Nasıl olacak, nasıl sikecek beni diye düşünürken koltuğunu iyice arkaya doğru çekerek arkasına doğru yaslandı ve
"Hadi canım! Ben viskimi yudumlarken sen de ufaklıkla ilgilen bakayım. Biraz öp onu, kokla, yala…" dedi.
Korka çekine kucağına eğildim, küçük narin parmaklarımla tuttuğum sikinin mor başına dilimin ucuyla dokundum. Biraz şapkasının kenarlarında gezindim.
"Yeni gelinin yarak tuttuğu gibi tutma şunu!" diye azarladı beni… "Çıkar dilini kocaman! Şapır şupur yala sikimi… Ohhh… Evet… Böyle… Şimdi ağzını aç, sok ağzına şunu…"
Ağzımı dediği gibi kocaman açsam da ancak sikinin başını sokabildim, orada kaldım. Ağzımın içinde emerken, dilimle başını yalıyordum. Birden uzun saçlarımdan tutup başımı kasıklarına bastırdı. O kalın yarak boğazıma kadar gömülüverdi.
Neye uğradığımı şaşırdım. Kurtulmak için çırpınıp duruyor, öğürerek bademciklerime dayanan koca sikinin verdiği bulantı hissiyle baş etmeye çalışıyordum. Baskı yapmayı bıraktı çırpınmalarım karşısında… Başımı kaldırıp nefes almaya çalışırken salyalarım ağzımdan çeneme aşağılara iplikler halinde akıyordu.
Saçlarımdan hoyratça tutup kendine yaklaştırdı yüzümü… Dudağımdan öptü,
"İşte böyle ulan kız kılıklı! Kibar kibar değil, gırtlağına kadar alacaksın yarrağımı…" diye hırladı. Sonra tekrar başımı kucağına bastırdı. Çaresizce onun dediklerini yapmaya çalıştım uzun süre…
Ben sikine yıkama yağlama yaparken o da viskisini içiyordu keyifle, zevkle… Hatta bir ara sikini viski bardağına batırıp öyle yalattı bana… Neden sonra yine saçımdan tuttu, sikini ağzımdan çıkardı,
"Torpidodan bebe yağını ver bakalım!" dedi. Ben prezervatif istemeyişine şaşırsam da bebe yağını verdim.
"Prezervatif takmayacak mısın abi?" dedim çekine çekine…
"Ne o, hamile kalmaktan mı korkuyorsun yoksa?" diyerek gevrek gevrek güldü. "Senin hamile kalma riskin yok nasıl olsa… Et ete değecek sikişirken oğlum…" diyerek bebe yağıyla ağzımdan çıkmış koca sikini yağladı ve
"Hadi oyalanma… Gel artık kucağıma… Seni kucağımda sikmek istiyorum! O biçimli götünü getir bana… İlk gördüğümden beri hastayım senin götüne…" dedi.
Artık dönüşü yoktu bu işin. Yönlendirmesiyle direksiyondan tutunup götüm ona gelecek şekilde bacaklarının arasına geçtim. Yine yönlendirmesiyle ön cama doğru eğilip oturur gibi yavaşça götümü kucağına indirdiğimde eliyle dik tuttuğu siki götümün yanakları arasına denk geldi.
Belimden iki eliyle tutup beni indirip yükselterek sikini götümün yanakları arasında aşağı yukarı sürtmeye başladı. Sıcacıktı taş gibi siki… Bebe yağının verdiği kayganlıkla sikinin başının büzüğümü okşamasından inanılmaz zevk alıyordum. Götüm Ali abinin çok hoşuna gitmiş,
"Offf… Çok tatlısın… Muhteşem bir götün var… Offf, hasta oldum senin bu götüne kızım… İyi ki benim kucağımdasın şu an tatlımmm… Nereden çıktın ulan sen benim karşıma, piyango gibisin namussuzum…. Oofff!" diyerek zevk aldığını belli ediyordu.
Her şey buraya kadar çok normal ve sakin gelmişti, müthiş de zevk alıyordum ki,
"Dur kımıldama!" deyip sikinin başını göt deliğime dayadı.
"Hazır ol, sakın kasma kendini… Kolay olacak, canını hiç acıtmayacağım. Ama kendini lütfen serbest bırak, beni gerçekten iste!" dedi, belimden tutarak götümü sikine doğru çekti.
Kendimi kastığım için giremedi. Beni sakinleştirmeye çalışıyordu, ama istesem de rahat olamıyordum. Korkuyordum, çok büyük siki vardı ve uzun zaman sonra ilk kez yiyecektim. Zaten yediğim sik de bunun yanında hiç bir şey sayılırdı. Gerçek anlamda ilk kez yarak yiyecek, kadın olacaktım.
Biraz daha yağlayıp sikinin başını yeniden deliğime dayadı. Belimden beni iyice kavramış, sırtımı öpüyor, kokluyor, nefesini sırtımda hissettiriyordu. İçim ürperiyordu, müthiş hoşuma gidiyordu ki, birden götümün acısıyla, içime giren koca yarağın verdiği ikiye ayrılma duygusuyla irkildim.
Artık sabrı kalmayan adam beni kucağına bastırmış ve sikinin kafasını sokmuştu. Ben acıyla inleyerek kalkmaya çalışsam da kalkamadım, iki eliyle belimden sımsıkı tutuyordu.
"Aahhh! Yapmaaa…" diyerek incecik bir çığlık attım.
Ben kurtulmaya çalışınca Ali abi öfkeden çıldırmıştı. O efendi, kibar, konuşmasını bilen adam gitmiş, yerine sanki başka birisi, bir yaratık gelmişti. Küfürler eşliğinde götümün yanaklarına tokatlar atıp,
"Rahat dur lan amına koyduğumun ibnesi… Debelenip durma, yarrağımı kıracaksın şimdi… Eğer içinden yanlışlıkla çıkarsa seni sabaha kadar döve döve sikerim. O yüzden rahat dur debelenme, birazdan herşey normale dönecek. Kasma, serbest bırak kendini götveren!" diyerek daha da bastırmaya çalışıyordu.
Götümün acımasızca aralanan deliğinin biteviye zonklamasının yanı sıra kalçalarım da attığı şaplaklarla adeta yanıyordu. Erkeği deli gibi tahrik eden, çıldırtan tüysüz, bembeyaz tenimin kıpkırmızı kesildiğinden emindim. Ben acıyla,
"Yalvarırım abi dur, ne olursun çok acıyor, bırakamıyorum kendimi!" desem de dinlemiyordu. Götümün yanaklarına attığı tokatlar eşliğinde,
"Bırakacaksın lan ibne… İster kendi isteğinle, ister zorla… Bu gece bu yarrağı köküne kadar alacaksın. Amına koyduğumun ibnesi!" diye böğürüyor, tecavüz edercesine götümü zorluyordu.
Duyduğum acıdan dolayı gözümden yaş gelmişti, ama ben kendim kaşınmıştım. Sikinin sadece içimde olan kafasıyla git gel yapmaya zorlarken belimden sıkıca beni kavramış,
"Bırak kendini bana lan ibne… Yeter artık!" diyerek birden belimden asıldı. Götüm adeta yırtılarak kasıklarına yapıştı.
"Ahhhh, çok acıyor, yalvarırım dur abi!" desem de artık çok geçti, siki köküne kadar girmişti. Tarif edilemez değişik bir acıydı. Beni dinlemiyordu zaten, artık zevk böğürtüleri eşliğinde beni sikinde hoplatıyordu.
Durmaksızın götümü hızlıca yükseltip hızlıca indiriyor ve sikini götümün derinliklerine kadar geçiriyor, kucağında şap şap sesler eşliğinde zevkinin tadını çıkarıyordu. Benim yalvarmam, ağlamam onun hiç umrunda olmadığı gibi, tam aksine, sanırım bu durum onun zevkini daha da arttırıyordu.
Uzunca bir süre hızlı hızlı sikti beni. Biraz yavaşlıyor, sonra tekrar hızlanıyordu. Hızlandıkça da götüm yanıyordu. Ağlayıp bağırırken, içimden de acaba boşalsa, spermleri kaygan kaygan işini kolaylaştırır mıydı diye düşünüyordum bir yandan…
"Abi artık ne olursun çık içimden… Aldın işte alacağını, artık seninim!" desem de duymazdan geliyordu. Sikerken,
"Ohhh, ımmmm, ohhh, ibnem benimmm!" diye inliyor, "Seni dölleyip karım yapacağım, karımmm!" diyor, saçımdan asılıyordu.
Lisedeyken arkadaşımın beni siktiğinde bir kaç dakikada boşaldığını hatırlıyorum. Ama Ali abi abartısız yarım saattir sikiyor ve boşalmıyordu, mutlaka mavi haplardan almıştı. Hayvan gibi siktikçe, ben,
"Yalvarırım abi bitir artık… Bir an önce boşal, ne olursun!" diye acılar içinde inliyordum.
Baktım olacak gibi değil, bir an önce boşalsın diye artık onu azdırmaya karar verdim ve zevk feryatları eşliğinde inlemeye, onu tahrik edecek sözler söylemeye başladım.
"Ohhh, evet erkeğimmm… Evet sikicimmm… Evet kocacığım… Bitirdin beni… Dağıttın götümü… Oofff, muhteşem sikiyorsun karını… Ohhhh… Dölle beni aşkım… Doldur içimi döllerinle… Akıt içime, ımmmm!" diye diye kalçalarımı kıvırıyordum kucağında… Götüme gelen sert şaplaklar sonrasında,
"Sen var ya… Sen tam bir ibnesin oğlummm… Kudurttun beni… Aferin sana… Aferin benim ibneme… Şimdi içinden çıkmadan hızlıca dönüyoruz!" dedi.
Koltuğun sırt kısmını iyice aşağıya yatırıp, ben ne olduğunu anlamadan beni altına alıverdi. Siki götümdeyken koltuğa yüz üstü yapışmıştım, Ali abi de üstümde kalmıştı. Öyle bir hızlı sikmeye başladı ki,
"Geliyorummm… Şimdi götünün taa içine boşalacağım senin… Erkeklik nasıl oluyormuş bak gör… Seni tatlı ibnecik seni!" diyerek birden böğüre böğüre dibine kadar geçirdi ve öylece kaldı.
Ne kadar sürdü boşalması bilmiyorum, ama bütün döllerini son damlasına kadar içime boşalttı...
Off bu neydi böyle… Boşalma anı herşeye bedeldi. Acımı unutmuştum ve götümün içine akan o döllerin sıcaklığını hissediyordum. Ve kanalım kayganlaşmıştı artık spermlerinin sayesinde…
Bir kaç kez sikini deliğimde oynattı, gidip geldi o kayganlıkla… Hoş… Altında zevkten bayılmış gibiydim, ama az önce acıdan ölmüştüm de...
Bir süre sikini götümden çıkarmadan üstümde kalarak ensemi boynumu öptü. Artık döllerin fazlalığı götümden taşmaya başlamıştı. Beyaz damlaların taşaklarıma doğru süzülüp aktığını hassas tenimde hissediyordum.
Sonunda sikini yavaşça götümden çıkardı. Offf, sanki içim çekiliyor gibi oldu. İçime alırken çektiğim onca acıya karşın, tatlı bir zevkle karışık, değişik bir histi. Üstümden kalkıp,
"Kımıldama lan ibne… Dur öyle, sakın bozma… Dışarıya taşmış hep… Arabayı batıracaksın, her yer döl olacak, bekle!" diyerek götüme tokat yapıştırdı. Torpidodan ıslak mendil alıp,
"Al koy şunu götüne de, döller arabaya akmasın!" diyerek elime tutuşturdu.
Benimle işi bittikten sonra bu tavrı bile yaşadığım herşeyi kafamda bitirmeye yetiyordu. Benim ağlamalarıma yalvarmalarıma kayıtsızdı ama arabasının döşemesi döl lekesi olacağı için deli gibi korkuyordu. Dayanamadım,
"Az önce canım cicim tatlım diyordun, şimdi bu nasıl bir uslup yaa? Bu ilk ve sondu… Çok pişmanım, keşke yaşanmasaydı bunlar!" dedim. Ali abi gülerek,
"Ama yaşandı değil mi? Artık çok geç, son pişmanlık fayda etmez. Bundan sonra benimsin, tamam mı? Bu gece seni karım yaptım. Ben ne zaman istersem gelip kuzu kuzu altıma yatacaksın. Hadi kalk, geç sağ koltuğa giyin. Çok fazla konuşma amına koduğumun ibnesi!" dedi.
Bu sözleriyle sanki beynim buz kesmişti. Hiç sesimi çıkarmadan hızlıca giyindim. Elimde olsa o anda araçtan inip giderdim, ama bu dağ başı gibi yerden yürüyerek gitmem imkansızdı.
Hiç konuşmadan şehre döndük. Evime kadar bırakmakta ısrar etti. Evin yerini öğrenmesin diye başka bir mahallede, rastgele bir apartmanın önünde,
"Geldik, burası!" dedim. Ben araçtan inerken,
"Benden telefon bekle. Ben ne zaman istersem o zaman bana karılık yapacaksın. Tamam mı lan götveren?" deyince,
"Tamam abi!" diyebildim ve sessizce araçtan indim.
Götüm dağılmış, deliğim acıyla sızlar bir halde apışa apışa yürüyerek beni bıraktığı yerden evin yolunu tuttum. Evde aceleyle bir duş alıp kendimi yatağa attım. Uyuyamadım ama, sabaha kadar düşündüm, niye böyle oldu, yanlış bir şey mi yaptım diye…
Bu olaydan sonra Ali abi beni defalarca, günlerce aradı, ama telefonlarını açmadım, engelledim. Bende kayıtlı olmayan telefonlardan gelen aramalara da cevap vermedim.
Ama bizim arabanın plakasından evimin adresini bir şekilde rahatça bulabileceğini düşünemedim tabii… Bir kaç gün sonra okula gitmek için dışarıya çıktığımda o da kaldırımın kenarına park ettiği arabasından çıktı. Kaçacak yerim yoktu, burun buruna gelmiştik.
"Ne oldu? Selam vermeyecek misin yoksa?" dedi.
"Ne olur, bırak gideyim abi! Bir gören olacak şimdi… Okula gitmem gerekiyor hem…" dedim korkuyla etrafıma bakınarak…
"İki erkek konuşuyoruz oğlum!" dedi. "Tamam, kız gibisin ama, bu kadar da korkma benden ürkek ceylanım… Siktir et, sınavın filan yoksa bugün okulu as, önemli bir konu bu…"
Kimse görmesin diye arabasına binmek zorunda kaldım. Hareket ettik, hiç konuşmadan sürüyordu. Neden sonra sakin bir yerde park etti arabayı…
"Neden beni engelledin? O kadar aradım seni…" dedi bana dönerek…
"Senden korkuyorum! Bana yaptıklarından… Acımasız şiddetinden…" diyebildim. Elini koluma götürüp okşadı sakince…
"Tamam sevgilim! O gece hata yaptım, eşeklik ettim. Tam sanayi adamıyız, ayıyız işte… Senin narinliğine, zayıflığına bakmadan hayvanca davrandım sana… Ama bundan sonra öyle olmayacak, söz veriyorum. Benimle gel, sevgili tadında güzel zamanlar geçirelim seninle…"
Bir kolumu okşayan kürek gibi ellerine baktım, bir yakışıklı yüzüne, bana bakan maviş gözlerine… İçten ve samimi görünüyordu. Ona duyduğum nefret, korku hisleri dağılmaya başladı. Ona güvenmek istiyordum için için… İçimdekileri bir bir döktüm, karşılık vermeden sabırla beni dinledi.
"Doğru mu söylüyorsun abi? Söz veriyor musun bana? O gece sarf ettiğin itici kelimeleri, küfürleri kullanmayacaksın bana karşı, nazik davranacaksın. Her şeyden önce, bana ibne demeyi bırakacaksın. Ben ibne değilim abi... Sadece sana hayranlık duyan biriyim. Seninle sen olduğun için, içimdeki kadınsı duygularımla sevişmek istedim sadece... Ama sen bana olmadık hakaretler ettin. İbne dedin bana yaa…"
"Canım… Bebeğim… Özür diledim senden… Söz diyorum sana…" diyerek yaklaştı, kolunu omuzuma atıp kendine çekti, dudaklarıma sabırsız öpücükler konduruyordu. Önce yanıt vermeden öylece durdum. Ama yine kulak memelerimi, boyunlarımı öperken huylandım, içim gıcıklandı.
"Tamam abi! Madem söz veriyorsun…" diyerek dudaklarının ısrarcı arayışlarına karşılık verdim. Dudaklarımı aralayarak ağzımın içine giren dilinin dilimi okşamasına izin veriyor, emdiriyordum. Uzaktan yaklaşan birilerini gördüm gözümün ucuyla,
"Burası rahat değil abi!" diyebildim nefes nefese kendimi çekerek… Soluk almakta zorlanıyordum. Elimi yine o günkü gibi kucağına götürdüm, taş gibi olmuş yarağını avuçladım.
"Hadi, gidelim buradan!" dedim gözlerimi süzerek baktım erkeğime… "Beni yine oraya, bizim yerimize götür. Senin olmak istiyorum. Bana zevk vermeni istiyorum."...
Nasıl Biseks Oldum ( ÇOK UZUN )
kendi içimde gizli gizli yaşadığım, dışa vurmaya, başkalarına anlatmaya korktuğum ve utandığım bir olayı, zamanla eşimin sayesinde normal karşılamaya ve zevkini çıkarmaya başladığım biseks bir erkek olmamın hikayesini, bununla ilgili anılarımı yazmak istedim.
Adım Burak… Küçük yaşımda babamı kaybettikten sonra iki ablam ve annemle ortada kalmıştık. Annem bir iş bulup çalışmaya başladı. Ben 14, ablam Selin 15, diğer ablam Melike 17 yaşındaydı.
Ablamlarla beraber büyüdüm. Melike ablam beni çok severdi, çok ilgilenirdi benimle… Ya da ben öyle düşünüyordum.
Her yalnız kaldığımızda, her fırsatta bana sevgisini gösterirdi. Bana sarılıp öper, oramı buramı mıncıklar, bazen de dudaklarımdan öperdi. İlk zamanlar ben küçük okul bebesiyken pek masumdu bu öpücükler… Yaşım büyüdükçe ve bedenim geliştikçe, zamanla öpücükler daha ileriye gitmeye ve süresi daha uzun olmaya başladı.
Okuldan eve geldiğim zamanlarda Melike ablam okumadığı için genelde evde olurdu. Selin ve annem akşam geç saatlerde gelirdi. Ev halkı gelene kadar Melike ablamla iki üç saat evde yalnız kalırdık.
Bu süre içinde Melike ablam beni odasına alır, soyunup bana masaj yaptırırdı. Omuzlarını belini kalçalarını bacaklarını ovalamamı isterdi. Genelde yüzükoyun yatıp kalçalarında, sırt üstü yatıp karın bölgesinde çok zaman geçirmemi isterdi.
-“Burak, kalçalarım çok ağrıyor canım… Biraz daha sert sık, ohh çok iyi geliyor.” diye inlerdi ben kalçalarını ovarken…
-“Abla bu kadar yapabiliyorum, gücüm bu kadar…”
-“Tamam ablacım sürekli oraya yap… Ohh… Çok iyi… Ellerin harika…”
Bu masajlarımız zamanla daha da ileriye gitmeye başladı. Bir gün okuldan geldiğimde karnımı doyuran ablam hızlıca kolumdan tutup odasına götürdü beni…
-“Burakcım, bugün bana kremle masaj yapacaksın. Ama söz ver bana… Bunu kimseye söylemeyeceksin, tamam mı?”
-“Tamam abla da, niye söyleyeyim ki?”
-“Ben peşin peşin söyleyeyim de… Başka birine söylersen bundan sonra konuşmam seninle… Hadi bakalım, masaja başlayalım.”
Ben olayları anlamaya çalışırken ablam üzerindeki her şeyi bir çırpıda çıkartıp sutyen ve külotla kaldı karşımda... Yatağına yatıp elime kremi tutuşturan ablam yattığı yerde sütyeninden de kurtuldu.
-“Hadi Burak, sür kremi sırtıma vücuduma… Güzel bir masaj yap bakalım. Beğenirsem hep böyle yaptırırım.”
Ben kremi sırtına sürüp masaj yaparken Melike ablamın vücut ısısından ellerim yanıyordu sanki... Masaj ilerleyip kalçalarına indiğimde ablamdan farklı sesler geliyordu. Elimden tutup parmaklarımı külodunun altına kadar sokturuyor, sözde bana masaj yaptırıyordu.
Bir süre sonra da ablam hastaymış gibi, ağrısı sancısı varmış gibi inleme sesleri çıkartıp değişik hareketler yapmaya başlamıştı. Çok korkmuştum o gün... Bütün vücudu kasılıyordu yattığı yerde, cenin gibi kıvrılıp bükülüyor, canı yanıyordu sanki inlemeler eşliğinde…
Bir süre sonra ablam normale dönünce kalktı. Altındaki kalçalarını örtmeyen külodun ağı su gibi ıslanmıştı. Islak külodunu sıyırdı bacaklarından… Hiç bir şey demeden çırılçıplak, sallana sallana gidip banyoya girdi.
Bu masaj olayları bir süre böyle devam etti. Daha sonrasında artık ablamın istemesine gerek kalmadı. Ablam daha söylemeden ben masaj yapmak istiyordum. Okşarcasına yaptığım masajın etkisiyle farklı sesler çıkartıp çığlık atmaları, zevk aldıkça yatakta solucan gibi kıvranma hareketleri artık benim de hoşuma gitmeye başlamıştı.
Her gün daha çok bağırması, daha çok inlemesi için çalışıyor, hareketlerimi geliştiriyordum. Nerelerini okşayınca daha çok inlediğini keşfetmeye çalışıyor, onun daha çok rahatlamasını, mutlu olmasını sağlamak istiyordum.
Bir kızın vücut anatomisini ezberlemiştim iyice… Memeler, meme uçları, iki yarım küre gibi yuvarlak kalçaları, parmağımla okşadıkça açılıp kapanan anüsü… Am dudakları, üstteki dudakların birleştiği yerdeki zevk aldıkça sertleşen klitorisi… Sürekli orasını okşatıyordu bana…
-”Ohhh… Okşa Burak… Orasını okşa canım… Harikaa… Çok güzel…” diyordu isminin klitoris olduğunu öğrendiğim yerini ıslak parmağımla okşarken…
-”Arkamı okşa…” diyordu. “Dikkat et, parmakların öndeki deliğe girmesin. Kızlığımı bozarsın. Arkama sok… Ohhh… Evet… Sokup çıkar parmağını… Ohhh…”
Artık küloda gerek yoktu, aramızda saklı gizli kalmamıştı. Onun yuvarlak hatlı çıplak bedenini görmekten, inlemelerini duymaktan ben de zevk alıyordum. Benim vücudumda da bir şeyler değişiyordu.
Günden güne o inlemeler sırasında benim de pipim sertleşmeye başlamıştı. Ablam yatakta sarsılarak boşalırken ben de elimi küloduma sokup sertleşen pipimi okşuyordum kenarda…
Bir gün yine evde kimse yokken yemeğimi yedim alelacele, ablamla beraber onun odasına geçtik. İkimiz de sabırsızdık. Ablam aceleyle soyundu. Ben masaj yapmak için beklerken bana döndü ve hiç bir şey söylemeden üzerimdekileri çıkartmaya başladı.
-“Abla? Dur, ne yapıyorsun?”
-“Sus canım, seni soyuyorum sadece... Seninle bugün başka türlü masaj yapacağız.”
-“Nasıl masaj abla?”
-“Soru sorma canım. Sana ne söylüyorsam sen onu yap. Ben de sana masaj yapıcam bugün... Bu yüzden senin de soyunman gerekiyor.”
Ben neler olacağını merak eder halde ablamı izlerken, ablam beni soymuştu bile, üzerimde sadece külodumla kaldım.
Beni yatağa sokup yanıma yattı ve üzerimizi örtüp sutyenini çıkarttı. Sonra da benim külodumu sıyırdı aşağıya… Yanıma uzandı. Ablamın göğüslerinin sıcaklığını hissediyordum çıplak tenimde, ne olacağını merak eder halde bekliyordum.
-“Ablacım bugünkü masajı dudaklarınla yapacaksın.”
-“Nasıl olacak abla o ?
-“Vücudumun her yeri ağrıyor Burak… Bütün her yerim, boynum, göğüslerim, kasıklarım, bacaklarım… Sen buraları elinle değil de, öperek masaj yapacaksın. Tamam mı? Ama kimseye söylemek yok bak… İşin bittikten sonra ben de sana yapıcam.”
Ben sadece kafamı sallamamla birlikte ablam dudaklarımı öpmeye başlamıştı bile…
-“Hadi öp ablanın dudaklarını canım… Mmm… Evet böyle… Dilini de ver bana bakiim… Off… Burak… İnan çok ağrıyor her yerim…”
Ablamın dediklerini harfiyen yapmaya başlamıştım. Dudaklarını öptürüyor, boynunu öptürüyor… Dudaklardan memelerine indirdi beni… Sanki şişmişti memeleri, uçları parmak gibi kabarmıştı.
Bana uçlarını emdiriyor öptürüyor… Sürekli elleri saçlarımda… Beni yönlendiriyor neler yapmam gerektiğini söylüyordu bana… O gün her zamankinden daha farklı ve yüksek sesler çıkartıyor, benim başımı daha aşağılara bastırıyordu.
Külodunun üzerinden ön tarafını gösterip,
-“Bak burası çok ağrıyor canım… Burayı çok öp bebeğim… Tamam mı?”
-“Tamam ama… Çiş yapıyorsun, burası pis değil mi abla?”
-“Pis değil bebeğim… Kokla bak, mis gibi kokuyor. Senin için pırıl pırıl temizledim bugün…” diyerek külodunu kenara çekip kaymak gibi bembeyaz amcığını gösterdi bana…
Cildi kaymak gibiydi, içi pespembe, ıslaktı, parlıyordu. İyice bakmama izin verdikten sonra başımı gömdü kasıklarına, iyice bastırıyordu. İnlemeleri arttıkça elinin baskısını o kadar arttırıyordu ki, ağzım burnum amcığına gömülüyor, nefes almakta güçlük çekiyordum.
-“Abla burası çok ıslandı.”
-“Mmmm… Çok güzel masaj yaptığın için ıslanıyor canım… Güzel yapmasan ıslanmaz. Bak nasıl suları akıyor… Hadi devam et sen… Şimdi dilinle de masaj yap, yala hadi…”
-“Abla bunun tadı çok kötü yaa…” Başımı kaldırıp dilimin ucuna gelen sıvıların tadını anlamaya çalışıyordum.
-“Alışırsın merak etme… Alıştıkça tadı sana güzel gelmeye başlar. Gerçek masajcılar bunun tadını çok sever canım, hep bu suyu içmek isterler. Hadi, çok konuşma, yalamaya devam et… Biraz yala, biraz em… Ohhh…”
Ablam konuşmama izin vermiyor, sürekli kafamı bastırıyordu.
Bir süre sonra büyük bir çığlıkla beni daha çok kasıklarına bastıran ablam titremeye başladı. Korkmaya başlamıştım. Gözlerinin bebekleri kaymış, dudaklarını ısırıyor, bütün vücudu kasılıp kasılıp gevşiyordu. Bir süre devam etti bu durumu…
-“Abla… Korkuyorum… İyi misin? Ne oluyor sana böyle?”
Elimi tuttu kasılan eliyle… Nefes nefeseydi. Az önce öpüp dilimle masaj yaptığım memeleri inip kalkıyordu sürekli… İri birer portakal büyüklüğündeki memeleri daha çok şişmişti sanki, uçları parmağımın boğumu kadar olmuş, etrafı kabarık noktalarla çevrilmişti.
Yüzü, boyunları, gerdanı kıpkırmızı olmuş, bacaklarını sımsıkı kapatmıştı. Yattığı yerde kıvranıp duruyor, kapalı bacaklarını arada açıp kapatıyordu. Korkulmayacak gibi değildi halleri doğrusu…
Biraz sonra sakinleşti, nefes alış verişleri düzeldi, kızarıklıklar geçti. Biraz bekledikten sonra beni yukarı çekti ve sırt üstü yatırıp,
-“Aferin sana canım. Ablana çok güzel masaj yaptın. Ee, şimdi ben sana sana masaj yapıcam. Yat ve kıpırdama sakın…”
Ben ablamın ne yapacağını merak eden gözlerle ona bakarken örtünün altına giren ablam pipimi tuttu.
Büyük bir irkilmeyle kendimi çok tuhaf hissettim ilk anda… Pipimi tutan parmakları sıcacıktı, hoş duygular uyandırdı içimde… Biraz sonra pipimin üstünde ıslak ve sıcak bir şeyler hissettim.
Merakla örtüyü kaldırıp baktım. Ablam pipimi ağzına sokmuş, benim onun amcığına dilimle yaptığım gibi o da bana ağzının içinde masaj yapıyor.
-“Abla dur… Sen ne yapıyorsun? Pis orası… Pipimi yıkamadan masaj yapmasaydın bari…”
-“Önemli değil bebeğim… Şimdi ben ağzımla, dilimle temizlerim orayı… Nasıl, güzel mi canım? Masaj senin de hoşuna gidiyor mu?”
-“Bilmem ki abla… Hoşuma gidiyor tabi, ama içim bi tuhaf oluyor.”
Bir süre daha ağzıyla masaj yapan ablam, üzerime çıkıp penisim bacaklarının arasına gelecek şekilde üstüme oturdu. Amının ıslak dudaklarını açtı iki eliyle… Kalçaları aşağı yukarı hareket ediyordu. Uzayan ve irileşen pipimin üzerinde ıslak kukusunun sürtünüp durması… Bu durum benim de, ablamın da çok hoşuna gidiyordu.
Bir süre daha bu harekete devam eden ablamın hareketleri hızlandı. İki elimi tutup beline koydurdu. Onun elleri de göğsümdeydi, benden destek alıyordu. Dudakları aralanmıştı yine, arada pembe dilini çıkarıp kuruyan dudaklarını yalıyor, inci gibi dişleriyle alt dudağını ısırıyordu.
Gözleri kapalıydı, başını arkaya atmış, uzun sarı saçları, portakal gibi göğüsleri sürekli oynuyordu. Düğünlerde erkekleri hayran hayran kendine baktırarak oryantal oynarken yaptığı gibi sürekli hareket halindeydi kalçaları…
Belinde duran ellerimi biraz aşağıya indirmiş, kalçalarını avuçlamıştım. Ellerimin altında sürekli titreşim halindeydi kaba etleri… Resmen titriyordu kalçaları, evet…
Sonunda iyice hızlanan ve adeta kendinden geçen ablam, bir çığlık attı. Göğsüme kapanmış, saçları yayılmıştı, nefes nefese ve ter içindeydi, minik minik titreyip duruyordu. Sonunda sakinleşince üzerimden kalkıp koşar adımlarla banyoya gitti.
Yaşadığım şeyler çok güzeldi adını koyamasam da… Ablamın bana masaj olarak öğrettiği, ona ellerimle yapabildiğim şeyler, ablamın okşamalarımla kendinden geçtiği transa girdiği halleri çok hoşuma gidiyordu. Onu bu hale ben getiriyordum, parmaklarımın becerisiyle ablamı kendinden geçirebiliyordum.
Bir süre ablamla bu masaj oyununu devam ettirdik.
Ara ara evde kimsenin olmadığı zamanlarda ablamın kirli külotlarını alıp burnuma götürür, koklarken yaptığımız masajı hayal ederdim. Bazen de dayanamaz, çırılçıplak soyunur, ablamın külotlarını kıçıma geçirir, aynada kendime bakardım.
Aynadaki henüz gelişmesini tamamlamamış ergen ve seksi lolita kız görüntüsü tahrik ederdi beni… Gözlerim yarı kapalı, aynadaki görüntüme bakarak kendimi okşar, birinin beni okşadığını hayal ederek mastürbasyon yapardım.
İlk ne zaman boşaldığımı hatırlamıyorum. Sikimi okşadıkça akan zevk suyu zamanla koyulaştı, beyazlaştı, daha sarsıcı olmaya başladı.
Her boşalmamda adeta patlama gibi anlar yaşıyordum. Melike ablam gibi sarsılarak boşalıyordum ben de…
Harika bir duyguydu. O patlama anı…
Elimden parmaklarımdan spermlerim akarken duyduğum büyük rahatlama hissi… Doygunluk hali…
Bir süre sonra Melike ablam 18 yaşını doldurduğunda duramadı daha fazla… Azgın orospu, beni yapayalnız bıraktı, şimdiki enişteme kaçtı ve evlendiler.
Ben evde yalnız kaldım. Ablamla oynadığımız masaj oyunları, sevişmelerimiz, benim oral seks ve orgazm arkadaşım yoktu artık… Eski bir hayal, eski anılardan ibaretti.
Çoğu zaman Melike ablamın yaptıkları aklıma gelir, o anları sahne sahne hatırlar, hayal ederdim. Bunu yaparken de genelde evde tek dişi olarak kalan ablam Selin’in külotlarını kullanırdım. Selin’in külotları Melike ablamdan daha farklıydı. Tangalar, tül ve dantel külotlar, gstringler…
Melike ablamın yaptığı masajları, sikimi yalamalarını, bütün bedenimi okşamalarını hayal ederek mastürbasyon yapıyordum. Artık bir şeylerin iyice farkına varmıştım. Ergenliğin hormon değişikliklerini yaşıyordum.
Kurduğum hayalleri gerçeğe daha yakın yaşamak için Selin'in külotlarını sırayla alıp giyiyordum. Aynadan yansıyan tanga külotlu, genç bir kızınkinden farksız, biçimli, pürüzsüz bedenime bakıp Melike ablamı hayal ediyor, onu canlandırmaya çalışıyordum. Ablamla yaşadıklarımız aklıma geldikçe sikim kalkıyor, sertleşiyordum. Hayalimde ablam eskisi gibi orgazm olurken ben de boşalmanın zevkini alıyordum.
Ama doğruya doğru, Selin ablam, Melike ablamdan daha güzel ve daha cüretkar giyinirdi. Gün geçtikçe, zamanla Melike ablamı unuttum. Evin içinde genç, diri, tay gibi Selin ablam vardı, onun seksi iç çamaşırları, mini etekleri… Selin’le ilgili hayaller kurmaya başladım mastürbasyon yaparken…
Bulduğum her fırsatta çırılçıplak soyunur, kendimi okşar, mastürbasyon yapardım. Çoğu zaman Selin'in beni benden alan, kışkırtıcı külotlarını giyerdim. Külotlarıyla kalmadım tabi…
Uzun ve bir kadın gibi biçimli bacaklarımı sarması zevk veren külotlu çorapları da ilgi alanımdaydı. Kırmızı gece lambasının ışığında beni pek de seksi gösteren transparan dantel gecelikleri de… Minik dantel sütyenleri de…
Bir elim tanga külodun içinde, sertleşmiş sikimi sıvazlarken, diğer elim bütün bedenimde, ince çoraplı bacaklarımda, sütyenli göğüslerimde dolaşır, geceliğin üstünden karnımı kasıklarımı okşardım.
Kendi bedenimi tanımaya başladım. Yalnız sikimden değil, arkamdan da zevk alınabileceğini öğretmişti Melike ablam... Parmaklarımı onun gibi kullanmayı, sikimi okşarken arkamı kremleyip deliğime parmaklarımı, penise benzer bir şeyler sokmayı, böylece aldığım zevki arttırmayı denedim, öğrendim.
O dönemde hayatımızda başka biri daha vardı. Salim amca…
Salim amca ev sahibimizdi bizim… Orta yaşlı ama dinç, genç görünen, çocukları olmayan, eşini trafik kazasında kaybetmiş, yapayalnız, kendi halinde bir adamdı.
Mülk zenginiydi, onlarca kiralık dairesi vardı. Çalışmadan kiralarla geçinirdi. Çok iyi biriydi, adeta melek gibi, merhametli bir adamdı. Başımızda babamız olmadığı için Selin’i okutmak istiyordu. Selin’in bütün okul masraflarını karşılıyor, cebine harçlık koyuyor, ona çok iyi davranıyordu.
Selin de yaptığı iyilikler karşısında ev sahibimiz Salim amcayı çok severdi. Okuldan sonra eve gelmez, okul formasını bile çıkarmadan akşam geç saatlere kadar onun evinde kalırdı.
Okul formasını çıkarmadan, beyaz gömlek ve soket çoraplarla, minicik ekose okul eteğiyle evine gelmesini Salim amcanın istediğini çok sonradan öğrendim bu arada… Orta yaş erkeklerinin, körpecik kızları cicili bicili liseli okul kıyafetleriyle görünce pek bir seksi bulduklarını, üzerlerinde afrodizyak etkisi yarattığını, boğa gibi azdıklarını öğrendim.
Neyse, dediğim gibi, Selin adamın ev işlerini yapar, hatta ders çalışırdı Salim amcanın evinde…
Bazen Selin okuldan geldiği zaman üzerini değiştirir, kitaplarını alıp Salim amcaya çıkardı. Gece yarısına yakın saatlerde eve gelir, yatıp uyurdu. Hafta sonları tüm gününü onun evinde geçirir bazen de Salim amcada kalır uyurdu.
Bu durum bana acayip gelse de, annem Selin’in sürekli adamın yanına gitmelerine, hatta gece yatılarına kalmasına pek bir şey söylemezdi. Çünkü adam bazen bizden kira bile almaz, bazen de bizim evin ihtiyaçları için alış veriş yaptığı bile olurdu.
Bu yüzden belki de, annem olan bitene sesini çıkartmazdı hiç… Selin’e nerede kaldın diye tek kelime bile etmez, her şeyi görmezden gelirdi.
“Normal mi bu anne? Ablam gece gündüz adamın evinden çıkmıyor. Gencecik kızın bekar yaşayan adamın evinde ne işi var ki?” diyecek oldum bir gün… Annem lafı ağzıma tıktı,
“Sen karışma oğlum… Benim üç kuruş maaşımla dul başıma sizi nasıl okutuyorum, sizi nasıl doyuruyorum, giydiriyorum sanıyorsun? O hayırsever adam sayesinde yaşıyoruz biz… Sakın… Ne ablana, ne o iyi adama… Bu konuda bir şey söylemeyeceksin, sormayacaksın.”
O günden sonra ben de annem gibi soru sormamayı, her şeyi olduğu gibi kabullenmeyi öğrendim. Bu durum içime hiç sinmese de…
Selin Melike ablam gibi değildi. Gayet lüks yaşayan, her istediğini alan, canının istediği, kendine yakıştırdığı dekolte, mini etekli giysiler giyen, çok rahat davranan bir kızdı.
Bir gün Salim amca beni evine çağırdı. Evde koltukların yerini değiştirmek istediğini, kendisine yardımcı olmamı istedi. Üst kata çıktım ve Salim amcayla koltukların yerlerini değiştirmesine yardım etmeye başladım. Koltukları çekerken iki koltuğun arasında siyah bir şey dikkatimi çekti.
Salim amca çay koymak için mutfağa geçtiğinde koltuğun arasındaki şeyi aldım elime, baktım. Gözlerime inanamadım.
Bu Selin’in siyah, şeffaf tülden yapılmış, ipli tanga küloduydu. Hemen tanımıştım, çünkü bir kaç defa benim de giymişliğim vardı bunu… Siyah külottaki beyaz etiketi görünmesin diye ben kesmiştim hatta… Minik külodun ağındaki ufak delik bile aynıydı.
Bu yüzden hemen tanıdım. Salim amca aniden içeri gelince hemen külodu cebime soktum telaşla ve çaktırmamaya çalıştım. Ama yüzüm de kıpkırmızı olmuştu. Salim amca benim yüzümün kızardığını görünce,
“Ne oldu Burak? Hasta mısın oğlum, kıpkırmızı olmuşsun.” diye sordu.
“Yok Salim amca, yoruldum biraz, ondandır… Hadi ben gideyim artık…”
“Dur yaa, nereye? Daha yeni çay koydum. Beraber içelim öyle gidersin.”
Birlikte mutfağa geçtik yan yana oturduk ve çay içip sohbet etmeye başladık.
“Eee Burak? Hadi anlat bakalım delikanlı, kızlarla aran nasıl?”
“Yok Salim amca, ne kızı?”
“Neden oğlum? Genç delikanlı çocuksun, yakışıklısın, kız gibi parlaksın da… Hiç kız arkadaşın yok mu? Kızlar arkandan koşturuyordur senin…”
Adamın kız gibi parlaksın lafından huylandım biraz ama terslemek de işime gelmedi doğrusu, ya da adama bir kötülük konduramadım.
“Nerde Salim amca yaa… Kızlar masraflı… Bir kafeye bile götürsen bir sürü para… E, o da bende yok. Kızlar genelde parası olan çocuklarla birlikte, onlarla gezip tozuyorlar, arkadaş oluyorlar.”
“Haklısın galiba oğlum… Selin de parayı çok sever. Hep zengin birisiyle evlenmek istediğini söylüyor.”
“Öyledir Salim amca, bildiğimiz Selin işte… Eee Salim amca? Sen hep bekar mı kalıyorsun böyle? Sen de yalnız yaşayıp duruyorsun. Yok mu birisi hayatında?”
“Yok canım, nerde? Bir iki niyetlendim, baktım gözleri benim paramda, sepetledim gittiler. Aslında ben de senden farksızım. Buldum mu affetmem, anında sikerim. Bulamadığım zaman da kendi işimi kendim görüyorum. Elimle sıvaz işte, kendi kendimi tatmin ediyorum senin gibi...”
Biz böyle konuşurken Salim amca bana ufak ufak dokunuyor, elini omzuma atıyor, bacağıma koyuyor, sürekli gözümün içine bakıyordu.
Değişen bakışlarından, sürekli bana dokunmaya çalışan, oramı buramı elleyen ellerinden iyice tedirgin olmaya başladım ilk başta... Normalde siktiri çekip adamı tokatlamam, ya da en azından kalkıp çekip gitmem gerekiyordu ama… Yapamadım bir türlü…
Hatta tam tersi oldu. Sohbetimiz ilerledikçe, adamın dokunmaları, ellerinin teması o kadar itici gelmemeye başladı bir süre sonra… Şefkatle dokunuyordu bana, derdimi, sorunlarımı dikkatle dinliyordu, benimle ilgileniyordu.
Çok babacan bir adamdı Salim amca, çok... Kötü bir şey yoktu ki bunda, iki erkek oturmuş konuşuyorduk. Kötü olan bendim herhalde, içim kötüydü benim… Konuşurken elimi bacağıma koyup orada tutmasıyla içimin bir garip olması… Çıplak kolumda dolaşan sıcak parmaklarının temasıyla tüylerimin ürpermesi… Omuzumu tutup sıkınca ensemden kuyruk sokumuma kadar elektriklenmem…
Uzun bir süre boyunca bu şekilde konuştuk, sohbet ettik. Sohbetin konusu ağırlıklı olarak kızlar, seks, Salim amcanın kadınsız ne kadar zor bir hayat yaşadığı gibi konulardı. Tabi, yaşı büyük ve deneyimli olduğu için daha çok o konuşuyordu. Yaşadıklarını anlatıyor, seks yapma, kadınlarla sevişme konusunda bilgi veriyor, ben de merakla dinliyordum.
“Bak, aklına bir şey gelmesin. Ben açık açık anlatıyorum, sen de dinle, bir şeyler öğren. Erkek adamsın, artık çocuk değilsin. İlerde eline fırsat geçti mi, sen de yapacaksın bunları… Akranlarının yanında olaya fransız kalma, böyle şeyleri bilmen lazım oğlum…” dedi bir ara… Sonra da kadınlarla neler neler yaptığını açık saçık kelimelerle bana anlatmaya başladı.
Şöyle soktum, böyle siktim, amına koydum, kasnakladım, götten sikmeye alıştırdım, yatırdım üç posta attım, domalttım beş posta siktim, zevkten bayılttım, yarrağı ağzına verdim, götüne soktum, bağırta bağırta geçirdim diye en ince ayrıntılarına kadar anlatıyordu.
Salim amca seks filmi tadında, kadınları, hatta bir iki transeksüeli nasıl siktiğini detaylarıyla anlattıkça benim aklıma Melike ablamla yaşadıklarımız geliyordu. Meğer onunla yaşadıklarımız pek gerçek seks değilmiş.
Salim amcanın kadınlara yaptığı gibi, yatağa yatırıp sikmemişim ben ablamı… Domaltıp amına koymamışım. Kasnaklaya kasnaklaya sikmemişim. Meğer daha çok ablam sikmiş beni, kendini benimle tatmin etmiş orospu…
Salim amca anlatıp duruyor, bense anlattıklarından gitgide tahrik oluyordum. Selin'in külodunu nasıl burada bıraktığını anlamaya çalışıyordum bir yandan da… Elimi cebime atmıştım, Selin'in siyah külodu geliyordu elime… Adamın anlattığı şeylerle sertleşen sikimi cebimin içinden bastırmaya çalışıyordum ona çaktırmadan…
Sonunda duramadım daha fazla,
-“Kalkayım artık ben Salim amca… Yapılacak ödevlerim var.” diyerek izin istedim, kalktım.
Salona kadar birlikte geldik. Cebinden bir miktar para çıkartan Salim amca bana uzattı.
-“Yok Salim amca, olmaz öyle şey… Karşılık için yapmadım, sana yardımım dokunsun diye yaptım.”
-“Al oğlum al… Sana lazım olur. Bir şey değil bu, emeğinin karşılığı… Al sen, koy cebine, kızlarla yersin.”
Elimden tuttu ve parayı avucuma sıkıştırıp uzandı, yanağımdan öptü ama, biraz başımı çevirip çekinmesem neredeyse dudağıma gelecekti dudakları… Elimi iki eliyle tutmuştu. Elimi bırakmadan,
-“Burak’cım… Ne zaman paraya ihtiyacın olursa gel bana…” diyordu. “Ben sana seve seve yardımcı olurum. Selin’e olduğum gibi… Sakın çekinme, kimsenin haberi olmaz, aramızda kalır. Merak etme…”
Salim amcanın bir baba gibi yakın ilgisi karşısında duygulandım. Ne bileyim, baba gibi de diyemem aslında... Elimi tutan pençe gibi eli sımsıcaktı. Yanağıma, neredeyse dudaklarıma dokunan sıcak dudaklarının teması da içimi bir garip yapmıştı.
Bir şey diyemedim, yutkundum, sadece başımı salladım minnetle, arkamı dönüp eve indim. Eve indiğimde karışık duygular içindeydim. Hemen kendimi odama attım. Yatağa uzandım ve cebimdeki Selin’in tanga külodunu çıkartıp incelemeye başladım.
Minik külodun minicik ağ kısmı katılaşmış beyazlıkla doluydu. Burnuma götürüp kokladığımda keskin döl kokusu burnuma geldi. Ağzıma alıp emdiğimde döl tadını aldım. Tuhaf bir duygu kapladı içimi…
Selin’in minicik tanga külodu Salim amcanın evinde, iki koltuğun arasında… Külodun ağı spermle kaplanmış. Bu durumda düşünebileceğim tek bir çıkarım vardı. Demek Salim amcayla Selin sevişiyordu. Bana ballandırarak nasıl siktiğini anlattığı isimsiz kadınların, kızların arasında benim ablam da vardı demek ki…
Orta yaşlı çapkın Salim amca ve benim körpecik, lolita ablam Selin birlikte… Ne kadar tahrik edici, ne kadar baştan çıkartıcı bir görüntü… Bunu hayal ederek aceleyle üstümdekileri çıkartıp çırılçıplak soyundum. Sertleşen sikimle oynamaya başladım. Diğer elimle de kalçalarımı okşuyordum.
Nedense, Selin’in Salim amcanın kollarında sevişme sahnelerini hayalimde canlandırırken, kendimi Salim amcanın yerine değil de Selin’in yerine koyduğumu fark ettim. Bilinçli yapmıyordum bunu… Kendiliğinden oluyordu, içimden geliyordu.
Benim seksi, yuvarlacık memeleriyle, taş gibi kalçalarıyla, uzun bacakları, incecik beli, etli dudaklarıyla lolita gibi Selin'im değil de, iri yarı, kıllı döşlü Salim amca geliyordu gözümün önüne… Kızlara yaptığı şeyleri hatırlıyordum, o şeyleri bana da uyguluyordu adam, onunla sevişiyordum hayallerimde…
Beni delici gözlerle süzen bakışları… Konuşurken her yerimde dolaşan gözleri… Elime, koluma, dizlerime, bacaklarıma dokunan elleri… Tenimde gezinen ateş gibi sıcak parmakları… Beni öpmek üzereyken başımı hafif çevirince dudaklarımın kenarından öptüğü anda içimde uyanan kıpırtı…
Evde kimse yoktu her zamanki gibi… Annem işte, Selin okulda…
Üstüme bir şey almadan çırılçıplak Selin’in odasına gidip onun yuvarlak saplı saç fırçasını ve kremini alıp tekrar odama geçtim. Elimdeki kremle Melike ablama yaptığım gibi götümün deliğini, çevresini kremledim. Aynı şekilde saç fırçasının sapını da… İçimde büyük bir heyecanla fırçanın sapını içime sokmaya başladım.
Fırçanın sapı o kadar kalın değildi ama canımı yakmıştı. Biraz daha kremledim, biraz daha uğraş sonunda sapı içime tamamen soktum. Biraz dinlenip deliğimdeki kalınlığı özümsedim. Böyle mi oluyordu? Götünden sikilen kızlar bu kalınlıktan, doygunluk hissinden böylesine zevk mi alıyorlardı acaba?
Biraz kendime gelip fırçanın varlığına, kalınlığına, içimi doldurmasına alışınca, fırçayı diğer tarafından tutup içimde hareket ettirmeye, sokup çıkarmaya başladım. Fırçayla götümün içinde oynarken bir taraftan da Selin’in külodunu koklayarak ağını yalıyordum. Salim amcanın ablamı sikerken akıttığı spermlerini yalıyordum ablamın külodundan…
Çok ama çok zevk alıyordum. Yuvarlacık ve inceli kalınlı biçime sahip kremli kaygan fırça sapı, her hareketimde, her sokup çıkarışımda inanılmaz zevk veriyordu bana… Götümün deliğine, büzüğüme sürtünerek temas eden fırçanın verdiği zevkle pipim sertleşmişti. İçimde bir yerlere masaj yapıyordu kalın fırça ve beni zevkten titrettiriyordu.
Pipimin ucundaki delikten bir iki damla zevk suyu süzüldü. Çok geçmeden, sikime dokunmaya bile gerek kalmadan kasılarak boşaldım. Dokunamadım, çünkü bir elimde Selin’in külodu vardı, kokluyordum, diğer elimle de saç fırçasını arkama sokup çıkarıyordum. Ama öyle bir boşalmayı, öyle bir sarsılmayı daha önce hiç yaşamamıştım.
Artık o günden sonra mastürbasyon yaparken hep bunu yaptım. Bağımlısı oldum diyebilirim. Elime geçirdiğim penise benzer, canımı yakmayacak ne varsa, fırça sapı, salatalık, ne bulduysam onu sokuyordum içime…
Eline kadın kız geçtiği zaman affetmeden siken Salim amcanın beni de siktiğini, sikinin içimde gidip geldiğini hayal ediyordum hep...
Bu dönemde tanıştığım bir kız arkadaşımla ilişkiyi koyulaştırdım. Fakat Salim amcaya dediğim gibi, kız arkadaşımla gezmeler tozmalar, yemeler içmeler derken para yetiştiremez olmuştum.
Kızla öpüşüp koklaşmak için mutlaka çıkmak lazımdı. Ve benim kız kendini siktirmediği halde, birkaç öpüp ellemenin bedeli olarak görüyordu onun için para harcamamı… Her çıktığımızda her şeyi ben ödüyordum. Anamın verdiği üç kuruş harçlıkla kızı gezdirmeye çalışıyordum.
Meteliğe kurşun atmaya başlayınca Salim amcadan destek almam şart olmuştu. Bir gün cesaretimi topladım, gidip kapısını çaldım. Nerdeyse beş dakika bekledim kapının önünde… İçeride olmalıydı, arabası evinin, ayakkabıları kapının önündeydi.
Birkaç dakika bekledikten sonra açılan kapıda Salim amca belirdi. Altındaki baksır külotla yarı çıplak duruyordu. Kıvırcık kıllarla kaplı yayla gibi geniş göğsüne, kaslı kıllı karnına, kapıyı tutan kolunun güçlü pazularına bakıp afalladım bir an… Onu ilk kez böyle yarı çıplak görüyordum. Yutkundum. Kendimi zor topladım,
-“Salim amca kusura bakma. Bir şey görüşecektim de…” Kapıyı yarım aralamış, sanki içeriyi görmemi istemiyor gibi çıplak vücuduyla perdelemişti adam… İçeriye bir bakış attı, sonra bana döndü. Kalın, tok erkek sesiyle,
-“Mesele nedir Burak?” dedi. Hemen içeri almamasına da şaşırmış, biraz da bozulmuştum doğrusu…
-“Kız meselesi Salim amca… Hani demiştin ya… Sıkıntın olursa bana gelebilirsin diye, ondan geldim.”
-“Ooo senin iş uzunmuş Burak… Bak canım, şimdi müsait değilim. Yarım saate kadar işim biter, o zaman görüşelim olur mu?” Elini uzatıp yanağımı okşadı bunu söylerken… Bozulduğumu anlamış mıydı ne…
-“Tamam Salim amca… Ben de yarım saat sonra geleyim öyleyse…”
Eve döndüm, beklemeye başladım. Merak da etmiyor değildim aslında… Salim amca eve kadın atmış belli ama kimdi acaba? Mahalleden biri mi? Dışarıdan escort bulup getirdi, onu mu sikiyor? Merak ediyordum ama gidip bakamıyordum da..
Yarım saat bir zaman geçtikten sonra gitsem mi acaba, işi bitmiş midir diye düşünürken kapı açıldı. Selin'in sesini duydum. Erkenden eve gelmişti. Salonda karşılaştık.
Üzerinde okul üniforması, ekose mini eteği iyice yukarı çekilmiş, süper mini etek olmuş. Beyaz gömleği hafif buruşmuş, üstten iki üç düğme açık, dantel sütyeni ve portakal biçimli memelerinin üst kısmı görünüyor.
Gömleğin eteklerinin yarısı okul eteğinin içinde, yarısı dışında, saç baş dağılmış. Beyaz soket çorabın biri dizinde, biri ayak bileklerine inmiş. Eliyle kapatmaya çalışıyor ama, beyaz tenli boynunda bir takım morluklar…
-“Hayırdır abla? Bu saatte gelmezdin sen eve… Bugün erkencisin. Beden eğitimi vardı galiba, üstün başın dağılmış.”
-“Yok ya… Dersler boştu. Ben de gelip dinlenmek istedim. Duş alıp yatacağım.”
-“Salim amcaya çıkmayacak mısın bugün?”
-“Aman ne çok soru sordun Burak? Biraz dinleneyim uyuyayım, sonra çıkarım” diyen Selin odasına geçti.
Anlaşılmıştı olay… Demek Salim amcanın evindeki kadın yabancı değil, bizim Selin’di. O bana kapıyı açan yarı çıplak kıllı ayı gibi erkek vücudunun altında ablamın minnak, bembeyaz, çırılçıplak bedeninin zevkten kıvrım kıvrım kıvranması geldi bir an gözümün önüne… Off…
Selin duşa girdi. Önce gidip anahtar deliğinden gözetlesem mi diye geçti içimden…Daha önce yapmışlığım vardı bunu çünkü… Duşun altında dönüp duran, köpüklü çırılçıplak bedenini izlerken otuzbir çekmek harika oluyordu.
Ama yapamadım, işim vardı, adam beni bekliyordu. Ben de çaresiz, güzelim duş röntgenini evde bırakıp Salim amcaya çıktım. Kapıyı çaldığımda beni bornozla karşılayan Salim amca içeriye davet etti. O da duşa girmişti anlaşılan… Saçları ıslaktı, geniş göğsünün, kaslı bacaklarının kıllarında su damlaları parlıyordu.
İçeriye girdiğimde salondaki koltuğun örtüsünün dağılmış, yer yer buruşmuş olduğunu gördüm. Oturulmamıştı o koltukta, adeta güreş yapılmıştı. Yerde birkaç peçete ve kullanılmış prezervatif dikkatimi çekti. Adama dönüp koltuğu ve yerdeki malzemeleri göstererek,
-“Kusura bakma Salim amca yaa… Anlaşılan uygun bir vakitte gelmedim.”
-“Hiç önemli değil Burak. Biliyorsun bekar adamım, arada böyle kaçamaklar oluyor işte… Ama sen kendini üzme, ben her zaman sikerim o kancığı... Rahat ol…”
-“Tabi canım, haklısın Salim amca, erkek adamsın sonuçta…”
-“Sen rahatına bak canım, ben üzerimi giyinip geliyorum.” diyen Salim amca odadan çıkıp yatak odasına geçti.
Kapıdan bakıp odada olduğuna kanaat getirdikten sonra büyük bir heyecanla sağı solu karıştırmaya başladım. Ne bulacağımı ben de bilmiyordum. Sadece öylesine, merakla ve dikkatle ortalığa bakıyordum. Sonunda aradığım şeyi koltuğun köşesindeki kırlentin altında buldum.
Yine başka bir dantel tanga pembe külot… Kesinlikle bu külot da Selin’indi. Selin’in bütün iç çamaşırlarını giydiğim için hepsini ezbere biliyordum. Benim azgın orospu ablam, telaştan külodunu bile giyememişti anlaşılan… Ya da her sikiştiğinde adama kirli külodunu mu bırakıyordu bu kız, anlayamadım ki…
Ben tanga külodu incelerken Salim amca girdi içeriye, elimde gördüğü külodu kaptı elimden, sırıtarak
-“Vay anasını sikeyim. Gelen hatun külodunu almayı unutmuş.” diyerek çekmeceye koydu ve karşıma geçip oturdu. Ne kadar rahat adamdı doğrusu, takdir ettim. Az önce şu koltuğun üstünde ablamı sikmişti çatır çatır, şimdi de siktiği kızın kardeşini, beni ağırlıyordu umarsızca...
-“Gelen hatun genç kız galiba Salim amca… Külodu pembecik, tüllü müllü, cicili bicili bir şeymiş.” dedim bilgiç bilgiç… Ağzından laf almayı umuyordum. Sanki hayatımda eve çok kız atıp sikmişim gibi… Güldü bana,
-“Evet öyle, tam üstüne bastın. Fıstık gibi gencecik, çıtı pıtı bir piliç… Tam sikilecek çağda, liseli, yarak delisi, azgın bir lolita…” Selin'in özelliklerini sayıyordu bana, önünü okşaya okşaya… Yutkundum.
-“Okul formasıyla geldi. Bir görsen… Dibim düştü kaltağı formayla görünce… Tutturdu ille beni sik diye, yarak diye kıvrandı. Ben de verdim istediğini, koydum yarrağı, amını götünü haşat ettim.”
-“Oh, ne güzel Salim amca… Helal sana valla, buldun mu sikiyorsun, affetmiyorsun.” dedim yutkunarak…
-“Eee, sen beni boş ver de, anlat bakalım Burak… Söyle neymiş senin derdin…”
-“Ya Salim amca bi kız arkadaşım var da…”
-“Oooo ne güzel işte… Anlatsana, sevişiyor musun onunla? Sikiyor musun kızı?” Yüzüm kızardı açık saçık konuşunca, ama yine de cevap verdim,
-“Yok, daha o aşamalara gelemedik. Cafede falan buluşuyoruz daha…”
-“Ee? Benim yapabileceğim ne var peki?”
Ben utana sıkıla adamın karşısında bir şeyler söylemeye çalışırken,
-“Haa, anladım koçum… Paraya ihtiyacın var senin, dert etme, hallederiz.” diyerek çekmeceden cüzdanını alıp bir yüzlük çıkardı, elime tutuşturdu. Ben utana sıkıla parayı alırken yanağımı okşadı,
-“Yavrum, böyle utanmana gerek yok. Bu işini görmezse daha vereyim.”
-“Yok Salim amca, bu bile çok zaten, geri ödeyemem ben…”
-“Korkma, ödersin koçum ödersin. Ödeyemezsen de önemli değil, aramızda hallederiz. Merak etme sen…”
Parayı alıp Salim amcayla biraz sohbet ettikten sonra eve indim ama hala aklımda Selin ve Salim amca vardı.
Baktım, Selin derin derin uyuyor, hemen banyoya girdim ve kirli sepetini karıştırdım. Selin’e ait bütün kıyafetler vardı ama sadece iç çamaşırı yoktu. Evet, doğru düşünmüştüm. Salim amca benim yarak delisi ablamı, Selin’i becermişti. Lise forması üstündeyken çatır çatır sikmişti kızı…
Bu süreç bir süre böyle devam etti. Salim amcanın evine sürekli girip çıkan Selin’den sonra ben de abone olmuştum. Her paraya sıkıştığımda, her para lazım olduğunda istediğim kadar veriyordu hiç sorgulamadan...
Ben de yabaniliği bırakmıştım artık… Yaptığı iyiliklerin karşılığında konuşurken bana dokunmasına, öylesine bir şeymiş gibi dizimi bacaklarımı okşamasına, evine girerken vedalaşırken samimiyetle sarılıp öpmesine, otururken elini omuzuma, belime koymasına izin verir olmuştum.
Bir gün yine Salim amcanın evine gittiğimde Selin de oradaydı. Üçümüz oturup konuşuyoruz. Salim amca rakı içiyor, ben ve Selin de kola içiyorduk. Selin sanki ev sahibesiymiş gibi, Salim amcanın karısıymış gibi bize hizmet ediyordu.
Selin ben gelmeden önce görevini yapmış olmalıydı herhalde… Çok yorgun olduğunu ve uyumak isteğini söyleyip aşağıya bizim eve indi. Salim amcayla ikimiz yalnız kaldık. Biraz sohbetten sonra,
-“Eee Burak? Oğlum anlat bakalım. Kız arkadaşınla aran nasıl? Bu kadar para harcıyorsun, kız artık vermeye başladı mı sana? Sevişiyor musunuz?”
-“Nerde Salim amca… Gidecek yerimiz yok ki… Kafede parkta ayak üstü öpüşmeden öteye geçemedik.”
-“Kusura bakma ama çok beceriksizsin Burak. Şimdiye kadar sikmen lazımdı kızı, o kadar para yedirdin. Bu arada, para demişken… Paraya ihtiyacın var mı?”
Biraz -“var Salim amca sağol…”
-“Eğer istersen biraz fazla vereyim para, kız arkadaşını güzel bir yere götürüp sikersin ha? Yer bulamazsan getir buraya, benim evde sik kızı… Koca ev, kocaman yatak… Artık milli olman lazım oğlum, yarağı kızın eline, ağzına vermeden, amına olmasa da götüne koymadan olur mu?”
-“Sen nasıl uygun görürsen Salim amca… Sen tecrübelisin bu işte…” dedim utana sıkıla… Bunları söylerken utanıyordum ama bir yandan da her zamanki açık saçık, argo konuşmalarımız beni yine tahrik etmişti. Oturduğum yerde kıpırdanıp duruyor, sertleşen sikimi bastırmaya çalışıyordum.
-“Bak Burak'cım, parayı veririm, mesele değil. Senden hiç sakınmadım biliyorsun. Ama karşılığında bir şey istiyorum senden…”
-“Neymiş Salim amca? Yapılacak bir iş varsa yaparım, parasız da yaparım, merak etme sen…” diyerek adamın yüzüne merakla baktım.
Bir şey demeden kalktı, çekmeceden cüzdanını çıkartıp beş tane yüz lira para çıkarttı. Yanıma gelip oturan Salim amca parayı masaya koydu.
Gözlerim faltaşı gibi açılmıştı paraları görünce… Off, neler yapılır bu parayla neler… Çok büyük para gibi geliyordu bana o meteliksiz ergen günlerimde…
-“Bak oğlum, bu para senin… Alır, ihtiyacını görürsün, ne istersen yaparsın. Ama bu parayı kazanmak istiyorsan sen de Salim amcanı bir iyilik yapmalısın.”
-“Şey, bilmem ki Salim amca… Çok para bu… Ne yapmam gerekiyor ki karşılığında? Hayatta ben bu parayı geri ödeyemem.”
-“Ödersin merak etme, çok kolay… Hem de hemen şimdi, burada ödeyebilirsin. Sadece ben ne dersem onu yapacaksın. Ben de paranın karşılığını almayacağım senden…”
-“Tamam ama ne yapacağım ki?” Hala uyanamamıştım. Salak salak bir masadaki paralara bakıyordum gözlerim parlayarak, bir adamın yüzüne…
-“Sen merak etme canım… Öyle eşya taşıma filan ağır iş değil, ufak, basit şeyler…” diyen Salim amca bir elini omzuma koydu. Diğer elini de kucağıma, sikimin üzerine koyarak şortun üstünden hafif sıkıverdi. İrkildim bir anda…
-“Oooo Burak…? Kızı sikmekten filan konuşunca senin alet kalkmış bakıyorum?”
-“Dur Salim amca… Ne yapıyorsun?” diyerek şaşkınlıkla elimi Salim amcanın elinin üstüne koydum, şaşkınlıkla yüzüne bakarken…
-“Korkmana gerek yok Burak'cım… Sen acemisin, daha milli olmamışsın. Ben sana erkek olmayı öğreticem. Bir erkek gibi, kızı nasıl sikeceksin, ağzına nasıl vereceksin… Al bak, sen de dokun benimkine…” diyerek elimden tutup kendi önüne götürdü, sertleşmiş sikinin üzerine koydu elimi…
Elimin altında epey kalın sikinin sertliğini ve sıcaklığını hissedebiliyordum. Avucumun içi yanıyordu. İçimi garip bir heyecan bastı bir anda, elimi hareket ettiremedim.
Bir yandan da düşünüyordum. Bugüne kadar mastürbasyon yaparken hayalini kurduğum şeyler gerçek oluyordu işte… Salim amcanın kollarının arasındaydım. Bana anlatıp durduğu ayıp şeyleri yapacaktı. Zevk alacaktım. Buna emindim.
Elimin altında tıp tıp atarak sertleşmeye devam eden siki büyük zevkler vaat ediyordu bana… Ama yine de bunu ne kadar hayal ettiğimi, ne kadar çok istediğimi belli edemezdim ona… Kız gibi naz yapmalı, istemiyor gibi davranmalıydım.
-“Hadi Burak… Bu kadar korkma evlat… Hadi sev onu… Bak ben de seninkini seviyorum. Sen beni rahatlat, ben de seni rahatlatayım. Böylece parayı kazanmış olursun. Bütün yapman gereken bu… Dediğim gibi hem çok kolay, hem çok zevkli…”
Korku, heyecan, zevk, merak, her şey, bütün duygular vardı o an içimde… Sonuçta zevkin yanı sıra, adamın dediğini yapıp parayı almak, kız arkadaşımla çatır çatır yemek vardı işin ucunda…
Onca korkuma ve ürkekliğime rağmen, tedirgin hareketlerle karşılık verip ben de adamın sikini okşamaya başladım. Ama hiç yüzüne bakamıyordum.
-“Ohh… Parmakların yumuşacık, hem de sıcacık Burak…” diye inleyen Salim amca omzumdan beni kendine doğru çekti. Eliyle çenemden tutup kendine çevirdi ve dudaklarıma birkaç öpücük kondurdu.
-”Salim amcaa…” diyebildim şaşkınlıkla… Melike ablamdan öpüşmenin inceliklerini öğrenmiştim zamanında, ama bir erkekle öpüşmek…
-”Şşşttt…” dedi boğuk, kalın bir sesle… “Sakin ol yavru ceylan… Ürkme bu kadar… Sadece seviyorum seni… Kötülük yok bunda…”
Heyecandan ateş basmıştı beni… Hemen şortunu çıkartıp sikini özgürlüğüne kavuşturdu Salim amca, elimden tekrar tutup sikini avuçlattı bana… O anda heyecandan öleceğimi sandım
Elimin üzerindeki eli beni yönlendiriyordu. Kısa ama kalın, kapkara, bütün damarları kabarmış sikinin üzerinde aşağı yukarı yaptırıyordu elimi… Elimin teması hoşuna gitmişti adamın, gözleri yarı kapalıydı, zevk alıyordu okşamalarımdan…
-“Oohh Burak… Yavrum benim, pamuk gibi sıcak ellerin var. Hadi otuzbir çektir Salim amcana, boşalt beni bebeğim…”
Ben dediğini yapmaya çalışırken tekrar ensemden tutup dudaklarıma yapışan Salim amca dudaklarımı yiyecekmiş gibi emiyor, dilini ağzımın içine sokuyordu. Benim de hoşuma giden öpücükleri karşısında ben de Salim amcaya karşılık vermeye başlamıştım.
-“Ohh… Evet… Böyle işte… Öp beni… Sen de beni öp… Sikimi okşamayı bırakma… Yarrağımı okşa…”
O inledikçe, koskoca adamı zevkten inletmek hoşuma gitmeye başladı. Şimdi sikini daha hızlı sıvazlıyor, düpedüz otuzbir çektiriyordum. Salim amcanın bana yaptıklarını aynı şekilde ben de ona yapıyordum.
Dilimi ağzına sokuyorum, dilimle dilini okşuyorum, dudaklarını öpüyorum, pipimi tutan elinin okşamalarıyla kendimden geçiyorum. İzlediğim erotik filmlerde erkeğiyle sevişen kadın oyuncular gibiyim aynı…
Uzun saçlarımdan tutan Salim amca aşağıya bastırmaya başladı kafamı,
-“Hadi Burak… Biraz da sikimi öp yavrum… Sikimin de sevgiye ihtiyacı var.”
-“Salim amca… Bu kadarı fazla değil mi?” diyebildim. Aslında o kadar öpüşmeden, bir kadın gibi erkeğe zevk verdikten sonra geriye ne kalmıştı ki…
-”Hiç de fazla değil. Bak böyle yapacaksın.” Dudaklarımı emmeyi öpmeyi bıraktı, oturduğu yerden kayarcasına önüme çöktü. “Üstündekileri çıkar hadi...” diye emrederken altımdaki şortu külodumla beraber aşağıya sıyırdı, bacaklarımı araladı.
Onun küt, kalın, kara yılan gibi yarağının yanında benim pembeli beyazlı sikim pek ufarak kalıyordu. Ama yine de ortamın erotizmi sikimin sertleşmesine yetmişti.
Elini atıp sikimi okşadı biraz, taşaklarımı da… Sonra birden eğildi, ağzının içine aldı sikimi… Vakumlayarak, emerek, çekiştire çekiştire emiyordu aletimi…
-”Ohhh…” diye inleyerek kıvrandım. Şimşek gibi bir zevk dalgası tüm bedenimi sarsmıştı.
Adamın ağzının içinde emdiği sikimi dilinin okşamalarıyla kendimden geçer gibi oldum. Sadece sikimi emmekle kalmıyor, parmakları taşaklarımda, arka deliğimde dolaşıyor, beni zevkten kıvrandırıyordu.
-”Yala şunu bebeğim, ıslat biraz…” diye boğuk erkek sesiyle fısıldadı kulağıma… Orta parmağını dudaklarıma dayamış, ağzımın içine sokuyordu. Dediğini yaptım, parmağını yaladım, emdim, ıslattım. Sonra çekti parmağını, elini aşağıya indirdi.
-”Ahhh..” diyebildim. Islak ve kaygan orta parmağı küçük bir zorlamayla bir anda götümün deliğine girivermişti.
İnanılmaz bir zevk tüm benliğimi kaplayıverdi. Fırça sapına benzemiyordu kalın küt parmağının verdiği zevk… Canlı bir et parçasıydı. İçimde evirip çeviriyor, sokup çıkarıyordu parmağını… Aynı anda sikimin emilmesi de, taşaklarımın okşanması da ayrı bir zevk kaynağıydı…
-”Nasıl? Güzel mi?” diye sordu biraz sonra… Sikimi ağzından çıkarmış, başını kaldırmış, gözlerimin içine bakıyordu.
-”Ohhh… Evet… Çok güzel…” diyebildim nefes nefese… ”Hadi, devam et… Çok zevk alıyorum. Harika…”
Orta parmağı hala götümün içindeydi. Zevkle kaslarımı sıktım, parmağının kalınlığını daha da hissettim. Deliğimdeki hareketi hissetti kurt herif, ikinci parmağını da sokmaya başladı. Şehvetle inleyerek kıvrandım.
İçimdeki kalınlık artınca duyduğum zevk de daha çok artmıştı. Elini oynattıkça iki parmak birden girip çıkıyordu götüme…
-”Gördün mü canım? Nasıl da zevk alıyorsun. Götünün deliğini okşadıkça nasıl da kıvranıyorsun, kendinden geçiyorsun. Sikini yalamam da zevk veriyor sana değil mi? Demek ki, korkacak bir şey yokmuş. Sadece senin sikine yaptığım şeyleri sen benim yarrağa yapacaksın. Hadi gel şimdi…” diyerek kalktı, yanıma koltuğa oturdu tekrar…
Salim amcanın zevkimi yarım bırakması pek hoşuma gitmedi o anda… Hep devam etmesini, bana yaşattığı zevklerin sonsuza kadar sürmesini istedim. Ama yapamadım. Bana emrettiği gibi eğildim kucağına, belinden tuttuğum sikinin kafasına birkaç öpücük kondurdum.
-“Hadi Burak al ağzına onu… Yarrağımı em… Dondurma yalar gibi yala onu…” diye söyleniyordu Salim amca…
Bir anda Melike ablamın sikime yaptığı, bana uygulamalı gösterdiği şeyler geldi aklıma… Hemen ben de Salim amcaya yapmaya başladım. Salim amca hırlıyor, kafamı daha derinlere bastırıyordu. Ben de 17 yaşındaki çocuğun yapabileceği kadar elimden geldiğince sakso çekmeye çalışıyordum.
Eğer dediklerini çok iyi yaparsam, Salim amcayı memnun edersem masanın üstündeki parayı kazanabilecektim. Hem de geri ödeme yapmadan, borç değil, karşılıksız…
O gün bilmiyordum elbette, verdiği para karşılıksız değildi. Bedenimi satmıştım adama… O beş tane yüzlük karşılığında namusumu, iffetimi, vücudumu satmıştım. Zevk vermiştim azgın herife… Gerçi işin doğrusu, ben de en az onun kadar zevk almıştım ama…
-”Biraz taşaklarımı yala canım… Ohhh… Dilin çok sıcak… Sikimi de sıvazla… Harikasın… Ağzına al şimdi yarrağı… Ohhh… Hadi bebeğim… Em beni… Yarrağımı em… Ohhh…”
Bir süre daha sakso yapıp erkeğimi zevkten kıvrandırdım. Sonunda Salim amca kafamı tamamen bastırarak değişik sesler çıkartmaya başladı. Boğazıma kadar soktuğu siki gittikçe kalınlaşıyor, koca başı taa bademciklerime, boğazıma baskı yapıyordu, nefes alamıyordum.
Birden böğürerek kasılmaya, dölleriyle ağzımı doldurmaya başladı. Selin'in küodundaki kalıntıların tadına benzemiyordu, daha keskin, daha tuzluydu. Tanga külottan sperm yalamaya benzemiyordu bu, direkt ağzıma püskürtüyordu ne varsa…
Melike ablam gibi nazikçe zevk sularını bırakmıyordu ki ağzıma… Bardak dolusu boşalıyordu aygır herif… Çırpınarak ağzımdan çıkartmaya çalışıyordum sikini ama izin vermiyordu Salim amca,
-“Ohhh… Hadi yut onları bebeğim… Küçük orospum benim… Aferin sana… Hadi iç hepsini…” diye hırlıyor, başımı bastırmaya devam ediyordu.
Elleri parmakları kasılıyordu. Pençe gibi eliyle benim çıplak kalçalarımı kavramış, boşalmanın zevkiyle canımı yakacak kadar sıkıyor, etimi buruyordu.
Mecburen ağzıma boşalttığı spermlerinin hepsini yutmak zorunda kaldım. Daha sonra Salim amca beni kollarımdan tutup kucağına oturttu. Islak siki benim çıplak kalçalarıma değiyordu yarı sert vaziyette… Beni dudaklarımdan öpüyor, her yerimi sıkıp okşuyordu.
-“Aferin sana Burak… Sen de Selin gibisin bebeğim… Sen de onun gibi isteklisin, heveslisin. Sana da öğreticem her şeyi… Gördün mü, korkacak hiç bir şey yok. Sen benim yarrağı ağzına aldın, ben senin kurabiye gibi sikini yaladım. Erkekliğimizden bir şey eksilmedi değil mi? Sen de zevk aldın, ben de...”
-“Selin sana sakso mu çekiyor Salim amca?”
-“Ha ha ha… Sadece sakso çekmiyor. Senin ablan benim karım oldu artık benim… Selin gibi sen de istediklerimi yap, sen de paranı al benden tamam mı yavrum?”
Sadece kafamı sallayabildim. Selin ablam karısı olmuş. Ya ben? Ya ben neyi oldum diye düşündüm. Sikini ağzıma almıştım, ona zevk vermiş, oluk oluk boşalmasını sağlamıştım. Ağzımın içinde, dişlerimin aralarında hala spermlerinin tadı ve kalıntıları vardı, yutkunarak onları mideme göndermeye çalışıyordum.
-“Ben duşa giriyorum canım… O para senin artık, alabilirsin. İstediğin gibi harca…” diyen Salim amca dudaklarımı uzun uzun öptü. Sonra da kucağından indirdi beni, kalktı banyoya gitti.
Vakit kaybetmeden üzerimi giyinip kendime çeki düzen verdim. Masanın üstündeki parayı aldım. Kendimi para karşılığında erkeklerle sikişen fahişeler gibi hissettim o anda… İşimi yapmıştım ve paramı kazanmıştım.
-”Amaann… Ne var bunda kendimi üzecek? Sonuçta ben de zevk aldım.” diye düşünüp aklımdaki kötü düşünceleri kovdum. Alt kata bizim eve indim, ben de duşa girdim. Yıkandım uzun uzun… Salim amcanın öperek morarttığı beyaz tenime baktım aynada, bedenimdeki morluklarıma…
Ablam Selin gibi benim de boyunlarımı emmişti herif, kadın gibi her yerimi morartmıştı. Kalçalarımda beş parmağının izi vardı, şehvetle boşalırken kendinden geçmiş, pençe gibi parmaklarıyla sıkmıştı kaba etlerimi, zevkten kendini kaybetmişti.
Duştan sonra odama geçtim. Banyo havlusunu iki elimle açıp bedenimi inceliyordum. Sağıma soluma dönüyor, başka yerlerimde morluk var mı diye bakıyordum. O arada dış kapı açıldı, Selin geldi yanıma…
Ben banyo yaparken çıkmış olmalıydı… Üst kata, sevgilisinin yanına gitmişti mutlaka… Meraklı gözlerle yüzüme bakıyordu. Morluklarımı görmesin diye iyice sarındım havluya…
-“Ne oldu Selin? Ne var, müsait değilim, çıkar mısın? Giyinicem.”
-“Seninle konuşmak için geldim Burak. Giyindikten sonra bana haber verir misin, konuşmamız gerek çünkü…” diyen Selin kapıyı kapatıp odada yalnız bıraktı beni… Üzerimi değiştirip Selin’in odasına geçtim.
-“Söyle Selin, ne konuşmak istiyorsun?”
-“Gel otur şöyle bakayım. Salim sana bir şeyler anlattı mı?”
-“Ne anlatacaktı? Seni nasıl becerdiğiyle ilgili mi?”
-“Bak Burak, ikimiz de ne yaptığımızı biliyoruz. Birbirimizden gerçekleri saklamanın anlamı yok şu an… Salim’in yukarıda sana neler yaptığını da çok iyi biliyorum. Ballandıra ballandıra anlattı bana az önce… Sen de benimle ilgili olan şeyleri öğrenmişsin.”
-“Bak canım… Bir, fazla bir şey yapmadık yukarıda… Sadece oral seks… Senin yaptıklarının yanında hiç bir şey… İkincisi, senin olayını yeni öğrenmedim ki canım… Daha önceden de biliyordum. Salim’in evinde kaç kez senin külotlarını buldum. Hatta geçen gün geldiğimde Salim beni kapıdan çevirmişti. Biliyorum, o gün içeride seni sikiyordu.”
-“Neyse ne… Karıştırma fazla… Hem bulduklarının benim külodum olduğunu nerden biliyorsun ki?”
-“Hepsini ezbere biliyorum. Senin külodundu o dantelli pembe tanga…” diyerek ağzımdan kaçırdım.
-“Vayy… Demek sen benim külotlarımı karıştırıyorsun ha? Ne yapıyorsun? Külotlarıma bakarak otuzbir mi çekiyorsun?” dedi sinirlenerek…
Çok kızan Selin’e kendimi açıklama gereği duydum ama, öyle kızdırmıştı ki beni, söylemem gerekenden daha fazla şey çıktı ağzımdan,
-“Hayır sadece otuzbir değil. Evde yalnızken ben de giyiyorum onları… Aynanın karşısına geçip kendime bakıyordum nasıl olmuş diye… Senden daha seksi oluyorum kızım…”
-“Sapığın tekisin sen Burak… Neyse ne… Bu arada Salim konusunda konuşalım. Bak canım, ben Salim’i seviyorum. O benim kocam gibi… Her isteğimi alıyor, yapıyor, ben de onun istediği her şeyi yaparım. Bak, bu olanlar ikimizin arasında kalsın. Sen de kocam böyle istiyorsa onu mutlu et, karşılığını al… Başka da bir şeye karışma…”
-“Tamam canım, sen varken senin kocanı elinden alacak değilim ya… Ama sen de benim yaptıklarımı kimseye anlatma…” diyerek Selin’le anlaştım ve odama geçtim, yatağa uzandım.
Kafamda sürekli yaptıklarımı sorguluyorum. Gözlerimi kapattığım anda Salim amcanın bana yaptıkları geliyordu gözlerimin önüne, alabildiğine tahrik oluyordum.
Kalkıp Selin habersiz içeri dalmasın diye kapıyı kilitledim. Çekmeceden kendime özel seçerek satın aldığım saç fırçasını çıkardım yine, sapını güzelce kremledim. Bir elimle sikimi sıvazlarken, diğer elimle fırçayı götüme sokup çıkarıyordum.
Daha bir saat önce, yukarıda ağzıma aldığım, dilimle ıslak ıslak her damarını, şapkasını, koca kafasını okşadığım Salim amcanın yarağı giriyordu sanki içime…Götümün içinde gidip gelen şey onun yarağıydı.
O kadar dolmuşum ki… Kısa sürede boşaldım. Adeta patladım. Kendi spermlerim parmaklarımdan akarken yatağa bıraktım kendimi…
Mutluydum. Doymuştum. Huzurluydum.
Bir kaç gün böyle bir şey hiç olmamış gibi hayatıma devam etmeye çalıştım. Fakat sürekli Salim amcayla yaşadıklarımız vardı aklımda... Üç gün geçti, odamda oturup telefonla uğraşırken kapım açıldı. Gelen Selin’di
-“Ne yapıyorsun Burak, işin var mı?”
-“Hayır işim yok. Ne oldu, hayırdır?”
-“Salim seni bekliyor. Sana para verecekmiş. Gel hadi yukarı çıkalım.”
-“İstemem, param var benim…”
-“Bak canım, itiraz etme şansın yok. Adam gel diyor, sen de tıpış tıpış gel benimle…” diyen Selin emir verir gibi davranıyordu bana…
Bu da aslında benim hoşuma gitmişti. Biraz da Salim’le görüşecek olmanın heyecanı vardı üzerimde…
Sessiz bir şekilde Selin önde, ben arkada, Selin’in mini eteğinin altından bacaklarını, üzerinde iki yana değirmen gibi sallanan kalçalarını izleyerek yukarı çıktık. Gerçekten çok seksi kızdı benim ablam… Salim amca çok şanslı bir erkekti, benim piliç gibi gencecik, seksi ablamı siktiği için…
Kapıda bizi üzerinde sadece şortuyla Salim amca karşıladı içeri geçtik. Biraz oturduktan sonra sessizliği Salim amca bozdu.
-“Selin hadi siz içeri geçin hazırlanın yavrum.”
-“Tamam Salim, ama ben de burada olucam. Peşin söyleyeyim, gitmem bak.” diyen
Selin beni kolumdan tutup sürükleyerek, ne hazırlanması, neyin hazırlığı sorularıma cevap bile vermeden yatak odasına götürdü.
Yatağın üzerinde bir çift file çorap, siyah ipli tanga ve tülden yapılma gecelik tarzı bir şey vardı. Ben onlara bakarken Selin seslendi,
-“Bunlar senin kıyafetlerin canım. Hadi giy bunları…”
-“Saçmalama abla, bunlar ne?”
-“Salim senin için özel almış. Giy bunları, bugün evde bu şekilde dolaşacaksın.”
-“Ben bunları giymem abla, gay değilim ben, yapamam.”
-“Neden giyemezsin? Benim tangalarımı, çamaşırlarımı evde gizli gizli giyiyormuşsun ama… Bunlar mı zor geldi? Hadi giy dedim sana, acele et. Keşke Salim’e söylemeseydim senin benim iç çamaşırlarımı giydiğini… Adamı ben kendim azdırdım kafama sıçayım. İlle de tutturdu, seni kadın giysileriyle görmek istiyormuş.”
-“Yaa… Tamam, lanet olsun. Eğer çok istiyorsa giyeyim ama… Sen çık o zaman dışarıya, sen varken soyunmaya, bunları giymeye utanırım…”
-“Saklayacak bir şeyin kaldı mı? Biraz sonra Salim’in koynuna girdiğinde her şeyi görücem zaten… Giyin hadi… Ben de yardım ederim sana…” diyen ablam üzerimdekileri çıkartmak için bana yardımcı oldu.
Üzerimden çıkan her parça kıyafette ablamdan utanıyor, genç kız edalarıyla oramı buramı ellerimle kapatmaya çalışıyordum. Bir taraftan da Selin beni kendi elleriyle soyduğu için de aşırı tahrik oluyordum. Sikimi ondan saklamaya çalışırken aksi gibi sikim kalkıyordu.
Tamamen çıplak kaldığımda Selin’in alaycı bakışlarıyla beni süzdüğünü gördüm.
-“Kız bakıp durma utanıyorum zaten…”
-“Utanılacak bir şey yok canım. Güzel vücudun var aslında, utanmana gerek yok. Çoğu kadına taş çıkartırsın bu vücutla… Bana bak, yanına gittiğimizde Salim ne isterse yap. Utanıyorum filan diyerek itiraz etme…”
-“Ne olacak şimdi ne yapacağız?”
-“Geçen gün sikini yalayıp boşaltmışsın, bu defa Salim senin erkekliğini alacak.” Bir kahkaha patlattı.
-“Seni kadın yapacak. Zevk verecek. Sen de bir kadın edasıyla adama cilvelen, her istediğini yerine getir. Sözünü dinle, adamı mutlu et. Sonra da paranı al…”
-“Senin ne zorun var peki? Ne çıkarın var ki bunu yapmaya zorluyorsun beni? Erkek kardeşinle sevişmek istiyor adam, zoruna gitmiyor mu senin?”
-“Kocam böyle istiyor işte… O ne derse o olur. Yoksa istediğim gibi para harcayamam, adam musluğu keser. Beş kuruşsuz yaşamaya çok mu meraklısın? Hem çok ilginç bir şey yaşayacağız bence… Değişik zevkler tadacaksın. Sen de seveceksin, eminim.”
Kafamı sallayarak yatakta duran kıyafetleri giymeye başladım. Sanki ablam gerdeğe girecek yeni gelinmişim gibi beni erkeğime hazırlıyordu.
Onun yardımıyla file çorapları, transparan siyah tül geceliği, ipli tanga külodu giydim. Kıyafetleri giydikten sonra çantasından makyaj malzemelerini çıkardı.
-“Yok artık abla… Makyaj da ne ya?” dedim elini tutarak, ruju sürmesine engel oldum. “Çamaşırları giy dedin giydim, artık abartma istersen.”
-“Bırak şu elimi… Olmuşken tam olsun bari… Zaten kız gibisin. Seksi bir kadına çevireyim seni… Kocamı iyice azdır, ortalık şenlensin.” Elini bıraktım, istediği gibi yüzüme makyaj yaptı Selin… Bitirdikten sonra çenemi tutup sağa sola çevirip baktı bana…
-“Evet, hazırsın artık... Saçların da olsa tam kız gibi olacaksın. Söyleyeyim de sana bir de peruk alsın bari… Ama böyle de taş gibi oldun. Gözümü dört açmam lazım, kocamı sana kaptırmamak için… Neyse… Hadi gel bakalım.” diyerek elimden tuttu diğer odaya geçtik.
Kapıda bizi gören Salim’in ağzı açık kalmış, bizi süzüyordu
-“Vay anasını… Ne olmuşsun sen kız? Offf… Tam bir lolita olmuşsun. Tam bir fıstık olmuşsun yavru kuşum… Gel bakalım yanıma şöyle…” diyen Salim’in yanına geçip oturdum. Karşıma da Selin oturdu.
Salim kolunu omzuma attı, elini bacağıma koydu. Burnunu saçlarıma, boynuma gömüp süründüğüm egzotik kadın parfümünün kokusunu içine çekerken, ben de seksi bir kız edasıyla cilvelenip kız gibi hareket etmeye çalışıyordum.
Çenemden tutarak çevirdi beni kendine, rujlu dudaklarıma kocaman bir öpücük kondurdu. Öperken de siyah file çoraplı bacaklarımı okşamaya başladı.
Ben de elimden geldiğince erkeğime karşılık vermeye çalışıyordum. Selin izliyor diye biraz utandım önce… Ama sonra olayın şehvetine kaptırdım kendimi, Selin’i unuttum bir anda… Şortun üzerinden erkeğin sikini okşayıp aynı zamanda dudaklarını öpmeye çalışıyordum.
Karşımızdaki seyircimiz de sessizce bizi izliyordu. Seyircimizin olması beni hem heyecanlandırıyor hem de biraz tedirgin ediyordu. Sonuçta ablamın karşısında yaşıyordum her şeyi...
Dudaklarımdan boynuma, oradan da kulak memelerime öperek geçen Salim amca,
-“Sikim fena halde sertleşti canım. Hadi onu serbest bırak bebeğim.” dedi.
Talimatını yerine getirdim, üzerindeki tek parça kıyafet olan şortu sıyırdım ve kalın kara damarlı sikini serbest bıraktım. Beni ayağa kaldıran Salim Selin’e doğru çevirdi. Arkama geçerek kalçalarımı avuçladı. Kollarımın altından ellerini sokarak arkama yaslandı.
Kürek gibi elleri hiç olmamış göğüslerimi sıkıyordu. Diğer elini de tül geceliğin altından sokmuş, tanga külodun üstünden sikimi okşuyordu. Sikimi okşadıkça duyduğum zevkle kalçalarımı daha çok geriye çıkarıyor, arkamdaki kalın sertliği daha çok hissediyordum.
Gözlerimi bizi merakla izleyen Selin’e dikmiş bakarken bu zevke dayanamadım daha fazla, ağzımdan derin bir
-“Oohhh…” diye inleme sesi çıktı. Selin gözlerimin içine bakıp gülümsedi yerinde duramıyordu.
-”Söylemiştim sana… Çok güzel şeyler yaşayacaksın canım…” dedi.
Salim amca tekrar kendine çevirdi beni… Haşin hareketlerle dudaklarıma yapışmış, yercesine öpüyordu. Ruj filan bırakmamıştı dudaklarımda…
Sert hareketlerle üzerimdeki şeffaf geceliği yırtıp çıkarttı. Zaten incecik tül gecelik paramparça olup yerlere savruldu. Üzerimde varla yok arası tanga külotla siyah file jartiyer çoraplardan başka bir şey kalmamıştı.
Neye uğradığımı şaşırmış bakarken göğüs uçlarımı göbeğimi öpüp yalamaya başladı bayılacağımı sandım o anda, dizlerim titriyordu.
-“Oohh kız gibisin namussuzum… Ulan hiç kıl yok vücudunda… Taş gibisin bebeğim… İnan seksi ablan kadar seksisin.” dediğinde aklıma ablam geldi. Başımı çevirip baktığımda eteğinin altından elini apış arasına sokmuş, kendiyle oynuyordu Selin…
Önümde dikilen Salim amcanın sesiyle kendime geldim.
-“Hadi güzelim diz çök önümde bakalım, göster bana marifetlerini…” diyerek omuzlarımdan aşağı bastırdı.
Önünde diz çöktüm ve sanki kırk yıllık orospu gibi sikini elime alıp önce boydan boya yaladım. Sonra da ağzıma soktum sakso çekmeye başladım erkeğime... Başına dil darbeleri atıyorum, damarlı gövdesini yalıyorum. Bir yandan da toplarını avuçlayıp emiyordum.
-“Oohh güzelim ablan gibi sen de harikasın. Ablan mı öğretti sana sakso çekmeyi?” diye hırıldayan Salim amcaya,
-“Ablam öğretti. Ama Selin değil, Melike ablam…” dedim işime devam ederken.
-“Nee?” diye bir çığlık koparan Selin hayretler içinde kalmış, ağzı açık bana bakıyordu. “Sen Melike ablamla seviştin mi yani? Oral mı yaptınız ikiniz?”
-“Evet, bana oral yapmayı ablam öğretti. Kaç sene beraber neler yaptık biz onunla…” diye şişindim Selin’e…
-“Yarak yalamayı bir tek kendin mi biliyorsun zannettin küçük hanım? Ablam bana yarak yalamayı da öğretti, am yalamayı da… Aç bacaklarını da, amını yalaya yalaya feleğini şaşırtayım senin, oralın kralı bende kızım…”
-“Ulan, ailecek azgın orospusunuz siz…” diye bir kahkaha attı Salim amca… “Ölmeden cennete geldim, hurilerin arasında yaşıyorum.” Beni kollarımdan tutup kaldırdı ve orta sehpaya ellerim gelecek şekilde domalttı beni…
Şimdi Selin tam karşımdaydı, Kalçalarımı avuçlayan erkeğim altımdaki tanga külodu kenara çekerek dilini göt deliğime değdirmesiyle irkildim birden, kendimi kastım. Bir anda boşalacağım sandım.
Arkamda Salim amca kalçalarımı avuçlayıp tokatlıyor, göt deliğimi yalıyordu. Hemen önümde de Selin bacaklarını ikiye ayırmış, külodunu kenara çekmiş, bize baka baka amcığıyla oynuyordu.
O kadar güzeldi ki önümdeki manzara… Öyle garip duygular içindeydim ki… O anda uzanıp Selin’in amcığını yalamak geldi içimden... Yalanarak baktım güzel amcığına…
-“Ne yapacaksın?” diye hırladı Selin… Niyetimi anlamıştı hemen… “Amımı yalayacak mısın yoksa? Melike ablama yaptığın gibi amımı yalayacak mısın?”
-“Bırak yalasın.” Dedi Salim amca arkamdan… “Bakalım ne kadar beceriyor, görelim. Hadi Burak, ablanın amcığını yala oğlum.”
Selin biraz daha yaklaştı bana, bacaklarını iyice açtı. Başımı bacak arasına soktum. Dilimle boydan boya yaladım ıslak amcığını… Zevk suları ile çamur gibi olmuştu amcığı, sırılsıklam parlıyordu.
-“Ohhh… Burakk…” diye inledi ablam, saçlarımı tutup kasıklarına çekti iyice… Köpek gibi yalıyordum amını, zevkten kıvranıyordu.
Ben onun amını yalarken Salim amca da arkamda götümün deliğini yalıyor, altımdan elini uzatıp sikimi okşuyordu. Üçlü oral seks yapıyorduk birbirimize…
Biraz sonra yalamayı bıraktı Salim amca, yanımıza geçti, eli sikinde, sıvazlayarak bizi, ablamın amcığını nasıl yaladığıma, onu nasıl kıvrandırdığıma bakıyordu gülümseyerek…
-“Baya beceriklisin Burak…” dedi sonunda… “Ne dersin? Sikin sertleşti iyice… Selin’i sikmek ister misin?”
-“Ne? Hayır, istemiyorum.” diye itiraz geldi Selin’den… “Kardeşim o benim… Beni sikmesini istemiyorum. Hayır… Hayır…”
-“Aptal kız, bırak itiraz etmeyi… Sen benim seks kölemsin. Ne istersem onu yapacaksın. Şimdi de kardeşinin seni sikmesini istiyorum. Amcığını yalattırıyorsun bir güzel, çocuğun sikini mi yemeyeceksin? Aç bacaklarını hadi… Kardeşini milli yapalım bugün…”
-“Hani ben senin karındım Salim? Beni başkasına mı siktireceksin yani?” diye sızlandı son bir ümitle Selin…
-“Başkası değil o, senin kardeşin… Yabancı değil bebeğim. Bırak siksin seni, am sikmenin tadına varsın oğlan… Yoksa homo olur çıkar başımıza…”
Selin bacaklarını araladı. Ben de hevesle yaklaştım. Sikim taş gibiydi. Az önce Salim amca götümü dillerken sikimi de okşamış, sertleşmesini sağlamıştı. Şimdi de Selin önümde, içi ıpıslak am dudaklarını iki elinin parmaklarıyla aralamış, beni bekliyordu.
Sikimin başını ıslak am dudaklarına sürttüm önce… Sonra da Salim amcanın belimden itmesiyle yavaş yavaş amcığına soktum. Alnım terlemişti. Heyecan, zevk, telaş…
-“Tamam kızım…” diye cesaret verdi bana… “Bravo sana… Bak sikin ne güzel girdi ablanın amcığına… Hadi köküne kadar sok şimdi… Offf… Selin, amcığın kurabiye gibi kızım… Nasıl da şişti, şuna bak, yastık gibi namussuzum… Nasıl, güzel mi kardeşinin siki? Zevk veriyor mu?”
-“Seninki kadar büyük değil…” diye sızlandı Selin… Moralim bozuldu biraz…
-“Merak etme canım, benimkini de yiyeceksin. Sen kardeşine zevk ver şimdi… Amcığında gidip gelsin, am tadını alsın. Hadi oğlum, bas yarağı ablana… Git gel… Ohh… Böyle… Aferin… Devam et… Selin de zevk alsın. Köküne kadar göm sikini… Kasıklarını bastır amcığa… Klitorisi ezilsin. İleri geri yap bastır. Sağ sol yap kökle. İşte böyle… Ohhh… Aferin..”
“Ohhh…” diye inledi Selin… Şimdi zevk almaya başlamıştı. O da benim gibi sikişmenin zevkine varmıştı.
İlk defa am sikiyordum. Sikime sürtünerek kendini tatmin eden Melike ablamdan sonra, Selin ablam benim milli olmamı sağlamıştı. Zevkten başım dönüyordu.
Ben Selin’i sikerken Salim amca arkama geçmiş, belimden tutmuştu. Beni itip çekiyor, hareketlerimi kontrol ederek nasıl pompalayacağımı, nasıl gidip geleceğimi gösteriyordu bana…
Selin’in bacaklarının arasında, ablamı sikerken domalmış vaziyetteydim. Arkamda Salim amca… Bir anda götümde soğuk bir şeyler hissettim. Sonrasında da Salim amcanın parmağını… Beni arkadan parmaklarıyla sikiyordu adam… Önümde Selin’in vermiş olduğu ziyafet…
Tanrım, zevkten ölmek üzereydim. Belimi öne itiyordum, sikim Selin’in amcığına gömülüyordu. Geri çekilirken götümün deliğinde Salim amcanın kaygan parmaklarının ürperten temasını, büzüğümde kayışını hissediyordum. Zevk… Zevk…
Tam iyice yükselmiş, şehvet bulutlarında uçuyor, gelmek üzereydim ki…
Göt deliğimdeki parmaklar çıktı aniden… Deliğimde önce bir baskı, sonra da yanma hissettim. Gözlerim kaydı. Bir anda kastım kendimi… Sanki o anda ölecekmişim gibi hissettim. Salim amca yarağını arkama dayamıştı parmaklarını çıkarıp… Yüklendikce yükleniyor, ben bağırıyorum, çok fena canım acıyor.
-”Kasma kendini Burak… Rahat bırak bebeğim… Kaslarını gevşet… Ohhh… Başı girdi bile…”
İmdadıma Selin yetişti. Saçımdan tutup kendine yaklaştırdı. Yüzümü öpüyor, dudaklarıyla okşuyor beni sakinleştirmeye çalışıyordu.
-“Tamam ablam… Hey, sakin ol… Her kız gibi bekaretini kaybettin. Artık bitti bak… İnan bana, ilk önce çok acır ama alışınca çok zevk alırsın.”
-“Selin abla… Nolur yardım et bana… Söyle çıkartsın yarağını… Götüm çok acıyor…” diye konuşuyoruz durmadan… Onun sayesinde cesaret toplamaya çalışıyorum.
Ama Salim’in umurunda bile değil çektiğim acı… Tek derdi küçücük, ellenmemiş deliğimi yırtmak pahasına içime girmek, bana sahip olmaktı.
Ben de Salim amcaya inat karım dediği ablama sarıldım. Yüzümü gömleğinden dışarı taşan göğüslerinin arasına soktum, yalıyordum. Ellerimle de beline dolandım kalçalarını avuçluyordum ki kısa süre sonra Salim’in,
-“Bırak sen Selin… Çekil oradan… Geç otur yerine…” demesiyle ablam beni bıraktı karşıya oturdu. Bir an olsun ablamın göğüslerinde acımı unutmuştum ama yeniden aynı acıyı yaşamaya başladım.
Salim arkamda gidip geliyor hayvan gibi sikiyordu beni… Arada bir kalçalarıma şaplaklar atıyor, bir yandan da homurdanıyordu.
-“Off daracık götün var bebeğim… Deliğin pespembe… Bakire kız amcığı gibi…Unutma, ben bozdum götünü… Bundan sonra bu kılsız kaymak götünü ne zaman istersem sikeceğim…” diyor, arkamda sürekli gidip geliyordu.
Kalın yarağı rahat rahat girip çıksın, beni zorlamasın diye belimi çukurlaştırmış, kalçalarımı yükseltmiş, başımı da yastığa koymuştum iyice… Götüm yukarıda olunca girip çıkması daha rahat oluyor, acım biraz hafifliyordu.
Aşağıdan arkama baktığımda, Salim deliğimi yalarken iki parmak tangadan fırlayan, az önce Selin’in amcığına girip onu neredeyse boşaltmak üzere olan sikim çekilmiş, tekrar solucan gibi tanganın altına girmişti. Salim’in spermle dolu taşakları gidip geldikçe benim taşaklarıma çarpıyor çıkan sesler odada yankılanıyordu.
Boşalacağına yakın daha da hızlanan Salim resmen artık götümü yırtarak sikiyordu. Beni acıdan acıya atlatıyordu. İçimde sıcak bir şeyler hissettim önce, daha sonra da Salim amcanın böğürme sesiyle kendime geldim. Biraz bekledikten sonra içimden çıkan Salim amca kendini koltuğa bıraktı.
Dizlerim titriyordu. Götümde soğuk havanın dolaştığını ve deliğimin kapanmadığını hissediyordum. Salim’in oluk gibi içime boşalttığı spermleri götümün deliğinden çıkıyor, yer çekimiyle yol yol uyluklarımdan aşağılara süzülüyordu.
Sonra kendime geldim. Hemen banyoya attım kendimi... Soğuk suyun altında duş aldıktan sonra her yerimi temizleyip çıktım. Yatak odasına geçtim. Yürümekte zorlanıyordum. Her attığım adımda götüm acıyordu. Ameliyattan yeni çıkmış, yürümeye çalışan hastalar gibiydim.
Daha sonra yanıma Selin geldi. Hiç bir şey demeden yüzümde kalan makyajı temizledi. Giyinmeme yardımcı oldu. Birlikte yatak odasından çıkarken ablama,
-“Abla… Sadece eve gidip yatmak istiyorum…” diye fısıldadım. Koluma giren Selin ile koridorda ilerlerken Salim le karşılaştık. Önünde kapkara sikiyle çırılçıplak karşımızda belirdi.
-“Aşkım iznin olursa ben Burak’ı aşağı indirip yatırayım. Alışkın değil ya çocuk, hırpalandı iyice…”
-“Tamam bebeğim… Merak etme, alışır. Sen nasıl alıştıysan bu yarağı yemeye, kardeşin de alışır. Al bu parası… Bir dahaki sefere hazır olsun.”
-“Tamam, sen ne zaman istersen… İkimiz de hazır oluruz.” diyen Selin parayı aldı. Koluma girerek eve getirdi. Anneme görünmeden odama soktu beni, yatağıma yatırdı. Saçlarımı okşayıp parayı yanıma koydu,
-“Al paranı… Doğrusu güzel iş çıkardın. Hiçbir tatsızlık yaşanmadı. Sanırım sen de istiyordun bunu… İstekli olmasan, zevk almasan daha kötü olurdu. Hadi şimdi dinlen, kendine gel. Salim'i duydun, bundan sonra daha çok zevk alacaksın. Salim seni daha çok mutlu edecek.” diyen Selin’e hiç ses çıkartmadan yüzüne baktım.
Uzanıp dudaklarıma bir öpücük kondurdu önce, sonra da üzerimi örtüp odasına geçti.
Para geldi gözümün önüne, götümün deliğinin şikayet edercesine acı acı sızlamasıyla irkildim. Ardından ben ne yaptım diye düşünüp ağlamaya başladım.
Uykuya dalana kadar düşüncelerim bir uçtan diğerine savruldu durmadan... Aldığım zevkler, sikilirken duyduğum acı… Ablamı sikerken hissettiğim korkunç zevkle, Salim'e sikilirken aldığım zevki ve çektiğim acıyı karşılaştırdım durdum sürekli…
Selin'in vajinasının içinde gidip gelen sikimden aldığım zevki arttıran, götümün deliğindeki kaygan erkek parmaklarının verdiği korkunç zevk bambaşkaydı doğrusu…
Belki bekaretini kaybeden genç kızlar gibi, ilk kez bir erkek tarafından sikilirken duyduğum acı da geçecekti. Selin'in dediği gibi sikilmeye alışacaktım.
Bundan sonra sikilirken ben de kadınlar gibi, ablam gibi içime yarak girmesinden zevk alacaktım, kim bilir…
Ne zaman sızıp kendimden geçtiğimi, uyuduğumu hatırlamıyorum
Bu durum uzun süre böyle devam etti. Salim her çağırdığında Selin beni götürür, hazırlar, Salim’in koynuna sokardı beni… Salim de hayvan gibi siker, sonra da elime biraz para tutuşturup gönderirdi.
İki kardeş adamın kapatması gibiydik. Canı istediğinde Selin’i benim yanımda sikerdi. Beni istediğinde ablamın yanında beni becerirdi. Fakat genelde üçlü yapardık.
Selin seksi körpe genç kız bedeni ile, ben ise kız gibi düzgün, parlak, tüysüz vücudumla Salim amcanın kıllı kaslarının, güçlü kollarının arasında, bereket tanrısı gibi bitip tükenmek bilmeyen yarağının altında zevkten zevke sürüklenirdik.
Yorulmak bilmeden ikimizi birden sikerdi koca aygır… Bazen de iyice yorulup güç toplamak istediği anlarda benim Selin’i sikmeme izin verirdi. Ablamı onun talimatlarıyla, onun istediği şekilde sikerdim. Selin altımda zevkten ciyak ciyak bağırırken kenarda uzanır, keyifle gülerek sikini sıvazlardı.
Onun yanında istediğimiz gibi yaşayabiliyorduk cinselliğimizi… Bütün zevkleri yasak demeden, tabu demeden, ensest demeden tadabiliyorduk. Tabi erkeğimizin, kocamızın izin verdiği ölçülerde… Bizim tek kısıtlamamız Salim’di, onun zevkleriydi.
Para yönünden hiç sıkıntımız kalmamıştı. Selin de, ben de kocamızı memnun ettiğimiz her seferinde istediğimiz kadar para veriyordu bize… Fakat bir yerden sonra bu para alışverişi yüzünden kendimi artık orospu gibi hissetmeye başlamıştım. Tek erkeğin orospusu… Kapatması…
Bu süre içinde sevgilimle ayrılmıştım. Salim bana yaşanacak bütün zevkleri tattırırken sevgilimin bakire genç kız çekinceleri, beni gezip eğlenmek için kullanmaya çalışması yavan gelmeye, sıkmaya başlamıştı çünkü… Ondan sonra hayatımda başka da kız olmadı. Salim’in verdiği paraları biriktiriyordum, harcayacak yerim kalmamıştı çünkü… Kocamız bana bakıyordu, her ihtiyacımı görüyordu.
Bazen Salim beni bağırta bağırta siktikten sonra biraz dinlenir, ardından Selin’le de sevişip gözümün önünde bir posta da ona atardı. Dikkat ettiğim bir şey oldu zamanla… Salim Selin’i karşımda çatır çatır sikerken hiç zevk almaz olmuştum.
Önceden Selin’in kirli tangasını bile görsem sikim kazık gibi olurdu, otuzbir çekme ihtiyacı hisseder ve mutlaka çeker, boşalırdım. Fakat artık karşımda çırılçıplak duran Selin içimde hiçbir duygu uyandırmıyor, artık hiç zevk vermiyordu.
Bir süre sonra üniversite sınavını kazanarak evden kaçar gibi gittim. Bir yerde benim o evden, yedi yirmidört seks yapılan, seks düşünülen cinsel ilişki mabedinden kurtuluşum olmuştu ayrılışım… Bir daha uzun yıllar gelmemek üzere…
Üniversite zamanında Salim amcanın bana yaptıklarını, alıştırdığı ve bağımlısı olduğum zevkleri unutmaya, bu travmadan çıkmaya çalıştım. Bu süre içinde birkaç kız arkadaşım oldu, ama hiçbirinden de sevişirken zevk almaz oldum. Erkeklerden de özellikle uzak duruyordum tekrar eski alışkanlıklarıma dönmemek için…
Yine de geceleri yalnız başıma kaldığımda, yatağıma uzandığımda, banyoda küvette, duşun altında, Salim amcanın ve harika erkeklik organının mastürbasyon hayallerime girmesine engel olamıyordum. Lanet olsun. Arkama bir şeyler sokmadan duramıyordum, zevk alamıyor, boşalamıyordum.
En sonunda şimdiki Karım Buket ile tanışana kadar böyle devam etti yaşantım… Buket hayatıma girdiğinde ben bu sorunla, travmayla uğraşıyordum.
Buket diğerlerinden çok farklıydı. Hiç bir zaman beni yargılamazdı. Sadece anı yaşamak isteyen bir kızdı. Seks konusunda en uç noktalarda yaşayan, sınırları olmayan, çok rahat davranan azgın bir piliçti. Genç, tay gibi, seksi, güzel bir kızdı.
Giyimiyle, dekolte elbiseleri, mini etekleri, genelde yarısı meydanda olan iri göğüsleriyle erkekleri kendine baktırırdı hep… Eh, ben de yakışıklıydım, spor yapıyordum, vücudum gelişmiş, kas yapmıştım, kızlar etrafımda dönerdi.
Kısa sürede Buket’e alıştım. İlişkimiz ilerledi, sevgili olduk. Ona her konuda ayak uydurmaya çalıştım. Sonunda onu üzmemek için başımdan geçen olayları onu kaybetme pahasına da olsa anlattım. İlk başlarda çok şaşıran bazen de ben anlattıkça zevk alan Buket korktuğum gibi çıkmadı. Güzel güzel dinleyip anlayışla karşıladı beni...
Tekrar kadınlardan hoşlanmamı da Buket sağladı. İlişkimiz çok güzel gidiyor Buket’e ayak uydurmaya çalışıyordum. Çok güzel olduğu için, çok rahat kıyafetler ve dekolteli elbiseler giydiği için girdiği ortamlarda bütün ilgiyi üzerine çekerdi. Bu durum da benim çok hoşuma giderdi.
Aslında Buket’e beni bağlayan şey tam da buydu. Güzelliği Melike ablama, seksiliği ve dişiliği ise Selin’e benzerdi. Sevgilimde ikisinin karışım halini görürdüm hep…
Okul süresince birlikte aynıi evde yaşadık Buket’le… Böylece birbirimizi daha iyi tanıma fırsatı bulduk. Yatakta tam bir dişi olan Buket, beni kölesi gibi kullanırdı. Her dediğini eksiksiz yapardım ama tek sorunumuz benim erken boşalmamdı. Bunu hiç sorun etmedi Buket…
-“Orgazm olmanın bin türlü yolu var aşkım…” diyerek benimle sevişmeye devam eder, boşalmadan yataktan çıkmazdı.
Ama yine de Salim amcanın performansını hatırlardım böyle anlarda… Sevgilimi onun gibi doyuramadığımın, onun gibi sikemediğimin farkındaydım. Gerçi böyle ateşli bir pilici de her erkek doyuramazdı zaten... Neredeyse nemfomanyak düzeyine yaklaşırdı Buket libido olarak…
Cinsel yaşantımızdaki bu aksaklık denebilecek olgulara rağmen birbirimizi seviyorduk. Okul bittikten sonra evlilik kararı aldık, evlendik…
Benim erken boşalmam dışında her şey mükemmel gidiyordu. Buket’i doyuramadığımı biliyordum. Ve bu kusurum ilerleyen zamanlarda çok büyük problem olarak karşımıza çıkacaktı.
Bir yaz tatili sırasında gittiğimiz otelde, şimdilerde çok iyi dost olduğumuz Selim ve Melisa ile tanıştıktan sonra bu sorunumuz da ortadan kalktı. Bayram yapıyordum. Sorunsuz bir cinsel yaşam sürmek, hem Buket için, hem de benim için mükemmel bir şey olmuştu.
Selim ile Melisa ile olan anımızı daha önce arkadaşlarımız anlatmıştı. Bu yüzden buraları pas geçiyorum. O akşam alkolün dozunu fazla kaçırıp odada şişe çevirmece oynarken yaşadıklarımız tekrar canlandı gözümde…
Bastırdığım o eski duygular tekrar yükselmeye başlamıştı bende... Oyun esnasında Selim’e verilen çırılçıplak soyunma cezasında hiç bizden, karısından çekinmeden bir anda üstündekileri sıyırıp odanın ortasında çırılçıplak kalması şaşırtmıştı beni…
Gördüğüm manzara karşısında şaşkınlığımı gizleyememiştim. Salim amcanın her milimini ezberlediğim, her deliğime aldığım kısa ve kalın sikinin yanında Selim’in aletine ancak yarak diyebilirdim.
Kasıklarının ortasında bir abide gibi yükseliyordu. Pembe beyaz teni, kocaman morumtrak şapkası, altında sarkan yumurtaları… Yunan heykellerindeki mükemmel erkeklik organlarından farkı yoktu. Selim’in sikinin büyüklüğüne olan hayranlığımı bir anda, istemsizce dile getirivermiştim.
Buket bunu anlamış olacak ki bu durumun daha da üzerine gitmeye başlamıştı. Eşimin aklından geçenleri okuyabiliyordum. Benim bildiğim Buket’im, benim seks doyumsuzu sevgili karım, mutlaka bu devasa büyüklükteki yarağı yemek isteyecekti. Ben bir erkek olarak bu kadar etkilendiysem, karımın içinin gitmemesi mümkün değildi.
Bunu gerçekleştirmek için de benim bunun alt yapısını yapmam gerekiyordu. Öyle de oldu sonunda… Uyku numarasıyla Buket’i Selim’in kollarına bile isteye bıraktım.
Benim güzeller güzeli sevgili karım otel odasının balkonunda, devasa büyüklükteki yarağın tadına bakıyordu. Evlendiğimizden beri içine sikini aldığı erkekle aynı anda boşalmaya hasretti karım…
Karım o yarağın altında bilmem kaçıncı boşalmasında ben de gizlice onları içeriden izliyordum. Üstelik Selim’in karısı da çırılçıplak yanımda yatarken…
Buket ve Selim’in seks feryatları bitip ikisi de rahatladıktan sonra içeri girip koltukta yattılar. Seks yorgunu Selim’in uykuya dalması pek uzun sürmemişti. O uyuduktan sonra eşim beni uyandırdı.
-“Burak… Hadi kalk, konuşmamız lazım aşkım…”
-”Ne oldu bi tanem? Sabah konuşuruz hayatım. Sen yat şimdi…”
-”Burak kalk diyorum. Seninle bir şey konuşmamız gerek…” diyen karım beni kolumdan tutup sürükleyerek balkona çıkardı.
-”Ne oldu Buket bu saatte?”
-”Ben Selim'le yattım. Seviştim onunla kocacım…”
-”Biliyorum bebeğim.”
-”Nasıl biliyorsun?”
-”Aşkım… Siz burada sevişirken izledim. Selim’in o muhteşem yarağını gördükten sonra yemek için ağzın sulandı, biliyorum. Ben de uyku numarasıyla sana yol açtım. Sana yardımcı oldum. Ama bir şey söyleyeyim mi aşkım? İnan o yarağı görünce benim bile ağzım sulandı.”
-”Salak şey…! Ben de sen kızarsın diye çok korktum. Eğer ağzın sulandıysa içimde hala o yarağın kalıntıları var. Aygır herif, oluk oluk boşaldı amcığıma… İstersen gel yala…”
-”Harbi mi kız? İzin verir misin? Cidden amcığını yalayayım mı?”
-”İzin ne demek kocacım… İstiyorsan yala tabi…” diyen karım hemen oracıkta, balkondaki şezlonga uzandı, bacaklarını açtı.
Karımın dediği kadar vardı. Amcığı sırılsıklamdı, sikilmekten hırpalanmış, kızarmıştı. Burnuma o bildik döl kokuları geliyordu hala… Susuz kalmış köpek gibi karımın taze sikilmiş amcığına ağzımı dayadım. Yeni erkek arkadaşımızın spermlerini bir yudum kalmadan temizledim.
Karımın amını somura somura yalayıp sikicisinin döllerini iyice temizledikten sonra sonra da plan yapıp uyuduk. Sonra da bildiğiniz gibi Selim ve Melisa’yla sevişmelerimiz devam etti.
Ama benim aklım hala Selim’in devasa büyüklükteki yarağındaydı. Ne zaman karım Selim’le sevişse, sonrasında kimse bilmeden gelip amcığından akan dölleri bana yalatıyordu.
Bir kaç defa Selim’in yarağını bana yalatmak için benimle 69 pozisyonuna girdi. Selim’i de arkasına çağırıp siktirdi kendini… Selim karımı acımasızca sikerken ben de alttan karımın amcığını yalıyordum.
Burnumun dibinde kalın yarak karımın amına girip çıkıyor, ben de alttan klitorisine çalışıyordum karımın… Buket feryat figan zevkten deli oluyordu. Aynı anda içine kalın yarak girerken, üstüne klitorisi de yalanıp emiliyordu.
Fırsat bu fırsat, karımın klitorisini yalarken, arada yanlışlık olmuş gibi dilimi uzatıp Selim’in yarağının gövdesini yaladım. Selim de zamanla alışmıştı artık… Benim sikini yalamama aldırmıyor, tam tersine hoşuna gidiyordu. Sık sık bu pozisyonu tekrarlamaya başladık.
Evimize döndüğümüzde ise başka bir alem yaşanırdı yatak odamızda… Yatakta uzanmış yatarken yaşadığımız grup seksin kritiğini yapar, birbirimize ne kadar zevk aldığımızı, partnerlerimizle nasıl seviştiğimizi ayrıntılarıyla anlatırdık.
Tabi bu durumda tekrar azar, bu kez karı koca ikili sevişmeye başlardık. Buket belden bağlamalı oyuncağını önüne takar, sanki Selim sikiyormuş gibi domaltıp sikerdi beni… Bu da beni deli ederdi. Realistik vibratörün başı götümün deliğinde titreşirken zevkten zevke sürüklenirdim.
Bir gün yine dörtlü yaptığımız bir sevişme seansında, aynı 69 pozisyonunda ben üstümdeki Buket’in amcığını yalarken Selim yaklaştı , o koca yarağıyla Buket’e girdi. Galiba bilerek oldu ama, birkaç gidip gelmeden sonra sanki yanlışlık olmuş gibi Buket’in amından çıkan yarağı benim dudaklarıma ve yüzüme sürdü.
Bu hareketi doğal olarak beni çok heyecanlandırdı. Ben de hemen bu fırsatı değerlendirdim. Selim’in yarağını heyecandan titreyen elimle tutup ağzıma aldım. Selim de hiç tepki vermedi. Sikini gırtlağıma kadar sokup emmem hoşuna gitmişti köftehorun…
-”Off… Güzel yalıyorsun Burak…” diye inledi. ”En az karının amcığından aldığım kadar zevk alıyorum şu anda…”
Biraz daha yalayıp sikinin tadına baktıktan sonra gövdesini elimle tutarak tek hamlede geriye, karımın amına soktum.
-”Ahhh… Çok güzell…” diye inledi Buket… Ağzımda iyice yalayıp ıslattığım erkeğin kalın siki yağ gibi kaymıştı amcığına, bir anda dibine kadar gömülmüştü.
Bu hareketim beni olduğu kadar Selim’i de çok heyecanlandırmış olmalıydı. Uzun süre karımı sikmesine rağmen henüz boşalmayan herif, böğürerek karımın amcığına boşaldı.
Sevişmeye başladığından beri kaç kez orgazm olduğunu bilemediğim sevgili karım da dayanamadı, onunla beraber boşaldı kasıla kasıla…
Aygırın boşalması bitmiş, kenara devrilmiş, sırt üstü yatıyordu. Ben de hemen fırsat bu fırsat, ağzımı karımın amcığına yapıştırdım. Karımın amından süzülerek bembeyaz köpükler halinde akan erkeğin döllerini yalayıp yuttum.
Sonra da fazla oyalanmadım karımın amcığında… Yanı başımızda yatan Selim’e döndüm. Karımın içinden yeni çıkmış yarı sert yarağı harika görünüyordu. Nefis bir parçaydı. Çiğ çiğ yalayıp yutasım vardı o yarağı…
Elimi uzatıp sikinin gövdesinden tuttum. Dilimle her yerini uzun uzun, özenle yalayarak tertemiz yaptım.
İşim bittiğinde pembe tenli koca yarağın üstünde ne bir damla karımın am suyu vardı, ne de erkeğin bir damla spermi… Hiç bir kalıntı bırakmadım. Taşaklarına varıncaya kadar yaladım her yerini…
Kim ne derse desin… Erkek erkeğe sevişmenin de tadı bir başka canım…
İlerleyen zamanlarda bunu daha sık yapar olmuştuk artık… Bir gün yine hep beraber toplanıp partilediğimiz, su gibi içtiğimiz bir geceydi. Eş değiştirmeye karar vermiştik o gece… Karım Buket Selim'i, ben de doğal olarak Selim'in eşi Melisa'yı kapmıştım.
Buket pufun üstüne oturan Selim'in kucağında, öpüşüp koklaşıyorlar, bir yandan da bizi izliyorlardı içkilerini yudumlarken… Karımın ve altıma alıp siktiğim güzel kadının kocasının gözleri önünde, yatakta güzel bir sevişme yaşamıştık.
Orgazm olan Melisa yatakta uzandı yorgun argın… Ben de uzanmıştım. Ellerimi onun çıplak ve yorgun bedeninde dolaştırıyor, tüy gibi hafif, tenini ürperterek okşuyordum. Selim ile Buket bizden sonra gaza gelmişler, koltukta sevişmeye başlamışlardı. Bu kez biz onları izliyorduk.
Ben hayran hayran karımın ellerinin, dudaklarının arasında bir kaybolup bir görünen Selim'in harika penisini görmeye çalışıyordum. Ah, içim gidiyordu. O güzel, seks için yaratılmış yarağı ben de elime almalı, sevip okşamalıydım.
Sevişmenin ortasında Buket bana seslendi. Selim’in yarağının gövdesinden tutmuş bana doğru sallayarak,
-”Aşkım gel şunu ıslat biraz… Üstüne oturmak istiyorum. Selim sen de izin verirsen tabi… Sana sormadan çağırdım kocamı ama…”
-”Benim için sıkıntı yok canım. Ne isterseniz yapabilirsiniz. Burak eğer isterse tabi ki sikimi yalayabilir.”
Hemen fırladım yerimden, gidip önüne diz çöktüm. Selim’in bacaklarının arasından yükselen devasa yarağı gövdesinden tuttum. İlk erkeğim olan Salim amcanın ve karım Buket’in bana öğrettiği dişilik duygularımı kullanarak, tadını çıkarta çıkarta yalamaya, emmeye başladım.
Ben Selim’e sakso çektikçe karım başımı bastırıp daha derinlere almamı istiyordu. Bir ara eğilip ikimiz iki yandan yaladık. Biz karı koca Selim'in sikini yalarken o da arkasına yaslanmış, keyifle bizi izliyordu. Karısı da öyle… Melisa da elini amcığına götürmüş, hem bizi izliyor, hem tatlı tatlı kendini okşuyordu yattığı yerde…
-”Aah benim pezevenk kocam…” dedi karım gülümseyerek… “Deminden beri ben ortağınla sevişirken karşıdan kasabın kedisi gibi bu güzel şeye bakıyordun değil mi? Hadi bu geceki erkeğimin sikini yala kocacım… Güzel yala, karına hazırla bu koca yarağı… Öyle çok ıslat ki rahat alayım içime… Dayanamıyorum artık…” diyordu.
Karımın bu konuşmaları hem beni hem de Selim’i çok tahrik ediyordu. Selim’in yarağını yaladıkça ağzımda daha da büyüyordu. Neredeyse koca alet ağzıma sığmaz hale gelmişti. Bir süre yaladım, okşadım, sıvazladım durdum.
Bir ara oral seksi bıraktı eşim, yanımızdan kayboldu. Selim'in yarağı tamamen bana kalmıştı. Yalayıp duruyordum. Birden bir elin arkama geçip göt deliğime krem sürdüğünü fark ettim.
Buket’ti arkamdaki… Karımın kremli parmaklarının deliğimi okşaması beni daha çok heyecanlandırmış, daha çok azdırmıştı. Çünkü karım bu kremi, beni belden bağlamalı vibratör oyuncağıyla götümden sikerken sürerdi. Bu seronomiye şartlanmıştım psikolojik olarak…
Biliyordum ki, dakikalar süren parmak masajından sonra hiç şaşmaz, kalın ve iyice kremlenmiş realistik vibratör girerdi götüme… Heyecandan titreyerek, dudaklarımı ısırarak beklerdim vibratörün içime girişini…
Buket, deri kayışlarla önünde sabitlediği vibratörün başı girdikten sonra fazla bekletmez, alttaki taşak şeklinde yapılmış çıkıntıya kadar köklerdi götüme… İçimde yağ gibi kayan aletle sürekli arkamda gider, gelirdi. İçime giren vibratörün oynar başı prostat bezimin üzerinde titreşir, beni zevke boğan bir erotik masaj yapardı derinlerimde…
Karıcığım, bir yandan beni vibratörle sikerken, bir yandan da üstüme eğilir, vıcık vıcık kremli elleriyle altta o vurdukça sallanıp duran sikimi okşar, yumurtalarımı sıkardı. Acıdan, zevkten bağırta bağırta düzerdi beni…
Neyse… Ağzımda Selim'in yarağı, arkamda karımın parmakları, zevk denizinde yüzüyordum o anda… Buket kremli parmağıyla deliğimin içine, dışına, her yerine kremleri yedirdikten sonra,
-” Hadi bakalım aşkım. Kalk da Selim’in çok beğendiğin, sikilmeyi çok istediğin yarağının üstüne otur bakalım…” demez mi?
Neredeyse mutluluktan gözlerim yaşaracaktı. Ah benim anlayışlı güzelim… Benim fedakar karım… Elimdeki aleti ne kadar çok istediğimi biliyordu. Kendisi için hazırlamamı, yalayıp ıslatmamı istemişti ama sırasını bana veriyordu. Selimle göz göze geldik.
-“İzin verir misin dostum?” dedim heyecanla… “Karımın da dediği gibi… Çok beğeniyorum sikini… Senin güzel yarağını sadece kızların yemesi haksızlık gibi geliyor bana… Ne dersin?”
Selim gülümseyerek eğildi bana doğru, çenemden tutup dudaklarımdan öptü.
-“Madem bu kadar çok istiyorsun… Ne istersen yapabilirsin ortak… Güzel karını sikmeme izin verdin sen… Benim sikimi istemişsin, çok mu?”
Selim’in de onayıyla kalktım. Sırtım Selim’e dönük şekilde dimdik havaya dikilmiş penisinin üzerine oturmaya çalıştım. Fakat ne mümkün… Ne kadar uğraşsam da kol gibi yarağının başını içime alamadım.
Selim’in beni kaldırıp yatağa götürmesi, dizlerimin üstünde domaltıp kontrolü ele almasıyla, kalın yarak büzüğümü yararak girdi götüme… Çok geriliyordu deliğim, fena halde sancıyordu.
Selim benim acı acı inlemelerim artınca duruyor, bekliyordu biraz… Ardından tekrar götümün deliğini kale kapısındaki koç başı gibi zorluyordu yarağıyla…
Epey uğraşlarından sonra yarısına kadar anca alabildim. Çok eskide kalan ve unuttuğum zevkleri tekrar yaşamaya başlamıştım.
Selim arkamda kalçalarıma şaplaklar atıyordu. İki eliyle belimden tutup bazen hızlanıyor, bazen de yavaş yavaş, santim santim, milim milim giriyordu içime... Sikmesini biliyordu bu adam… Güzel sikiyordu. Beni zevkten zevke uçuruyordu
Ben gözlerimi kapatmış sikilmenin tadını çıkartırken iki el saçlarımdan tutup kendine çekti başımı… Hemen gözlerimi açtım. Buket önüme geçmiş, bacaklarını ayırmıştı biraz çökerek… Amını yalamam için ağzıma dayamaya çalışıyordu.
Arkamda Selim, önümde Buket, zevkten öleceğimi sandım. Derken üç kişilik seks pozisyonumuza kenarda durup amcığını okşaya okşaya bizi izleyen Melisa da katıldı. Altıma girerek sikimi ağzına aldı. Daha fazla dayanamadım artık...
Ağzımda karımın ıslak amcığı vardı, buram buram dişilik kokuyordu. Ben amının dudaklarını, klitorisini yaladıkça deliriyor, zevk suları içinden köpürerek akıyordu adeta… Saçlarımdan tutmuş, başımı kasıklarına gömüyordu, zevkten kendini kaybetmişti.
Belime bastırarak çukurlaştıran ve götümü havaya kaldıran Selim kalın yarağıyla acımasızca gidip geliyordu arkamda… Köküne kadar vurduruyordu götüme yarağını, neredeyse bağırarak inliyordum kalın siki gömülünce…
Ardından yavaş yavaş çekiyordu aletini… Kalın şey büzüğümü okşaya okşaya dışarıya çıkıyor, yumruk gibi yarak başı, vantuz gibi kanalımdaki havayı da çekerek dışarı çıkıyordu. Ardından göt deliğimin kapanmasına fırsat vermeden, tekrar, bir anda içime gömüyordu.
Siki götüme girip çıkarken hava giriş çıkışlarıyla oluşan pırtlama seslerine, osurur gibi sesler çıkmasına alışmıştım artık, aldırmıyordum. Kimse de aldırmıyordu zaten… Herkes zevk almaya bakıyordu. Benim gibi…
Tüm bu zevk fırtınasının içinde Selim’in karısı da altıma girip sikimi emmeye başlayınca dayanamadım elbette… Buket zevk sularını akıta akıta bana amcığını yalatırken, yaşadığımız dörtlü grup seksin yarattığı uyarımlarla orgazmın zirvelerine ulaşmıştı çoktan… Önümden çekilip kendini yatağa atmış, kıvranarak boşalıyordu.
-“Ohhh… Harika… Müthişş… Off… Kocamm… Çok güzel…” diye inleye inleye boşaldı.
-“Geliyorum…” diye haykırdım ben de… “Sik beni Selim… Ahhh… Geçir yarağını... İçime göm… Köklee… Offf… Çok iyisin… Harika sikiyorsun… Keşke ilk gün siktirseydim sana… Ooohhh… Geliyorum… Boşalıyorum… Yut Melisa… Döllerimi yut bebeğim… Ohhh… Kocan beni sikiyor, ben de senin ağzını sikiyorum… Ohhh….”
Bağıra bağıra spermlerimi karısının ağzına boşaltırken Selim arkamda yavaşlamış, sürekli kasılıp duran kaslarımın gevşemesini bekliyordu. Her zamanki gibi boşalmam sırasında götümün deliğinde kalın bir aletin olması zevkimi ikiye katlıyordu, anüs kaslarımın arasında eziliyor, sağılıyordu adamın siki… Ölüyordum zevkten…
Sonunda kızlar çekilmiş, kendilerini yorgun argın iki kenara atmışlar, sırt üstü yatıyorlardı. Bense koca yaraklı seks tanrısının önünde başımı yatağa koymuş, kaslarım çekilerek içimdeki yarağın tadını çıkartıyordum.
Fark ettim ki, benim seks tanrısı boşalmamıştı henüz… Kol gibi yarak içimde balta sapı gibi duruyordu. “Ben buradayım, beni de doyurun” diyordu. Boşalmamış, doymamıştı azgın herif...
Ben durulunca tekrar harekete geçti. Zayıf bir erkek olduğum için Selim beni rahatlıkla kucağına alıyor, istediği her şekilde sikiyordu. Yataktan kalkıyor, odanın içinde gezdire gezdire kucağında hoplatarak sikiyor, yorulunca yatağa gömüp öyle sikiyordu.
Bazen domaltıyordu yatakta, arkamda gidip geliyordu. Bazen sırt üstü yatırıp bacaklarımı omuzlarına koyuyor, sikini bana yalatıp göt deliğime giriyordu. Vurdukça bacaklarım omuzlarında sallanıyordu kukla gibi…
Arada duruyor, hareketsiz beklerken yukarıdan bıraktığı tükürükle sikimi ıslatıp bir yandan beni sikmeye devam ediyor, bir yandan sikimi kaygan parmaklarının arasında sıvazlayıp zevkime zevk katıyordu.
Biraz yorulunca yatıp sikini havaya dikiyor, bu kez ben üstüne çömelip yarağını içime alıyor, üstünde zıplayıp duruyordum. En son yarağını çıkardı içimden, Buket'e seslendi,
-“Yala kocanın göt deliğini bebeğim…” dedi karıma… Buket ıslak diliyle götümü yalamaya, dilinin ucuyla deliğimin içlerini ıslatmaya başladı.
Ardından götümden çıkardığı yarağı da kendi karısının ağzına verdi.
-“Yala canım… Güzel yala… İyice ıslat… Artık gelmek üzereyim. Şu kaymak götü sikip içine boşalmak istiyorum.”
Melisa kocasının yarağını zorlanarak ağzına alıyor, bol tükürükle yağlamaya çalışıyordu. Canavar aletin bütün damarları parmak gibi kabarmıştı. Karısının ağzından çıktıkça tükürükten beyaz iplikler sarkıyordu ucundan, taşaklarından… Taşaklarını bile ıslatmıştı becerikli orospu…
-“Bırakın kızlar… Artık göt sikmeye hazır benim yarak… Gel Burak… Domal kızım… Sana yarak yemenin zevkini tattırayım. Azgın fahişem benim… Sana spermlerimin tadına baktırayım. Gel bebeğim…” diyerek belimden tuttu yine…
Islak koca yarak, benim ıslak deliğime dayandı. Bir anda başı içine kayıverdi, ardından yağ gibi kalın gövde zorlayarak da olsa göt deliğimde kaymaya başladı.
-“Ohhh… Çok güzel…” diye zevkle inledim. “Harikasın Selim… Sik beni canım… Ohhh… Çok zevk alıyorum… Yarrağın çok zevk veriyor. Ohhh… Sikkk… Kökle…”
Bütün zincirlerimden kurtulmuştum artık… Ne karımdan utanıyordum önünde sikildiğim için, ne de Selim'in karısından… Şehvet bütün benliğimi kaplamış, bütün duygularımı, değerlerimi ele geçirmişti. Canımın istediği gibi kadınsı davranıyor, içimden geldiği gibi zevk feryatları koparıyordum.
Benim inlemelerimle, feryatlarımla coşan Burak da hızla gidip gelmeye başladı götümde… Belimden pençeleriyle tutmuş, kasıklarına vurdura vurdura sikiyordu beni…
Tam istediğim gibi… Çok, ama çok özlediğim gibi… Hatta daha da fazlasıydı.
Artık götüm yanmaya başlamıştı ki Selim’in yarağını köküne kadar sokup böğürmesiyle ben de çığlık attım.
Erkeğin kıvırcık kasık kıllarını göt yanaklarımda hissediyordum. Yavaş yavaş, milim milim deliğimi kasnaklayarak arkamda hareket ettikçe tenimi okşuyordu o kıllar… Taşakları arkamdan benimkilere dayanmıştı. Hele içimdeki kalınlık hissi…
Sonunda boşalıyordu. Üstüme eğilmiş, boynumu, omuzlarımı dişliyordu hayvan… Minik deliğimde, taa içlerimde sıcak bir volkanın hareket ettiğini, lavlarının aktığını hissedebiliyordum.
Bunu duyumsayınca ben de tekrar kendimden geçtim, ben de boşalmaya başladım. Hayatımda hiç başıma gelmeyen bir olaydı. Kısa süre önce boşalmama rağmen tekrar zirveye ulaşmanın zevkini yaşıyordum götümün deliğine saplanan kalın yarak ve içime akan sımsıcak spermler sayesinde…
Spazmlar eşliğinde kendimi karımın kucağına attım. Hala kasılıyordum. Buket alnımdaki teri siliyor, saçlarımı okşuyordu sakinleştirmek istercesine… Dudakları kulak memelerimi okşarken sevgiyle,
-“Aşkım… Harikaydınız. Çok güzeldiniz.” diye fısıldıyordu kulağıma…
Uzun yıllar sonra, içimde baskıladığım, kimselere anlatamadığım duyguları Selim sayesinde çekinmeden, utanmadan yaşadım ve çok mutlu oldum.
Karım ve diğerleri için belki sıradan bir grup seks olayıydı yaşadıklarımız…
Ama benim için dünyalara bedeldi.
Herkese tavsiye ederim bunu…
Kendinize uygun, sadece seks değil, her konuda anlaşabileceğiniz, güvenilir, sınır tanımayan bir çift bulun.
Dörtlü grup seksin, eş değiştirmenin, kadın erkek birlikte sevişmenin katlanarak artan zevkini yaşayın siz de…

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Trans aşkı

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Models in Motion
Yes yes yes 👅👅👅