Sabah uyanıyoruz
Bir anne, kızının en mahrem meselesini anlatıyor
İki kişinin bile kendi arasında konuşamayacağı meseleyi 80 milyon canlı izliyor
Öğlene doğru ekran değişiyor. Bu kez bir cinayeti izliyoruz
Belki katilin bile görmek istemeyeceği bir anı, bir gerilim müziği eşliğinde 40 kez izliyoruz
Katilin bir kere gördüğünü, biz 40 defa görüyoruz. İzledikçe alışıyoruz. Alıştıkça hissizleşiyoruz.
Akşam oluyor. Bu kez 3 saatlik şiddet dolu bir dizi izliyoruz. Suç, şiddet, sapkınlık...
Güçlü olanın haklı olduğu bir dünya zihnimize yerleşiyor
Toplumun bir şey izlediğini sanıyoruz oysa toplum bir şeye dönüşüyor
Sabah programıyla mahremiyet duyguları yok olan sapıklara,
Cinayet haberleriyle bıçak saplayacak yer arayan katillere,
Dizilerle eli silahlı ergenlere dönüşüyor.
Hepsinden kötüsü birbirinden korkan, kimseye güvenmeyen bir topluluğa dönüşüyor
Biz izlemiyoruz diyebilirsiniz ama izleyenkere maruz kalıyorsunuz
Özetle Türkiye'nin günlük hikayesi;
Mahremiyetin olmadiği sabah programlariyla başlayip öğlen suç haberleriyle devam eden akşam 3 saatlik şiddet dizileriyle sona eren bir timarhanenin hikayesine dönüştü.
Ve bu tımarhane her geçen gün daha fazla masum insanın canını yakıyor.
















