macklin celebrini has autism
Monterey Bay Aquarium
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year

Cosmic Funnies

Discoholic 🪩

pixel skylines

★
One Nice Bug Per Day

Origami Around
occasionally subtle
Cosimo Galluzzi
Peter Solarz
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open

JVL

izzy's playlists!
Misplaced Lens Cap
🪼
Mike Driver

seen from Türkiye

seen from Tunisia

seen from Germany
seen from Russia

seen from Russia

seen from United States
seen from United Arab Emirates
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from Türkiye
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from Malaysia
@mutlusayfa

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Sapık Komşum Beni götümden sikti
Merhaba benim adım Arife. 55 yaşında, hafif kilolu, fazlada güzel olmayan, kendi halinde, evli bir kadınım. Ama çok da temizim kişisel temizliğime çok özen gösteririm o yüzden bana süslü Arife derlerdi.
Yıllardır kocamla sevişiriz, 4 çocuğum ve bir torunum vardı, şimdide 2. torunum oldu. Beni siken komşum Mert ise 29 yaşında. O da evli. Onunda karısı fazla güzel değil ve 2 çocuğu var.
Mert yıllardır beni arzular dururmuş, bense onu oğlum gibi severdim. Nereden bileyim, azgın köpeğin beni sikmek istediğini Evet, bunlara rağmen kocamı aldatıyorum. Bunları yaşarken onlardan utanıyorum, ama zevk bu, bırakamıyorum.
Mert'in karısı bir iki haftalığına köylerine gitmiş, bu da evde yalınız kalmış. Ben karısının köye gittiğini bilmiyordum, pazar günü öğleye doğru kapılarını çaldım.
Biraz bekledikten sonra kapıyı Mert açtı, üzerinde sadece kilotu vardı. Şaşırmıştım, onu ilk kez bu şekilde görüyordum. "Buyur Arife ablam…" dedi.
"Bizimkiler denize gittiler, benim de evde canım sıkıldı, karınla oturmaya geldim." dedim. "Tabi buyur geç içeri, karım banyoda, ben de üstümü giyeyim geliyorum, sen geç içeri…" dedi ve yatak odasına gitti.
Oturma odasına geçtim ki, ne göreyim? Salonda Video açık, müthiş bir Sikiş filmi oynuyordu.
Şok olmuştum. Öylece kala kaldım, ses de çıkaramamıştım. Koltuğa oturup filime dalmışım.
Başımı çevirdiğimde Mert'in geldiğini gördüm. Üstünü giyip gelecekken, kilodunuda çıkarmış sapık herif, çırıl çıplak karşımda duruyor! Bana bakarak kalkmış sikini sıvazlıyordu. "Ne yapıyorsun? Karın gelir şimdi!" dedim.
"Merak etme Arife ablam, karım köye gitti, ben sana yalan söyledim, evde sadece ikimiz varız!" dedi.
Ben yarağından gözümü alamıyordum, kol gibi kalın ve rahat bir karış vardı. Yarağını sıvazlayarak, "Arife ablam ben seni çok beğeniyorum, seni istiyorum, senin kölen olmak istiyorum, bana hayır deme ne olur, seviş benimle!" diye yalvarmaya başladı.
"Azdınmı oğlum sen Amsızlık başına vurdu herhalde Benim neremi beğeniyorsun Anan yaşındayım!" dedim.
O da, "Ben senin götüne hastayım Arife ablam, götünü saatlerce yalamak, sikmek istiyorum!" dedi.
Bu arada gözüm oynayan filime kaydı, baktım erkek kadını domaltmış götten sikiyoru, iyice yumuşamıştım, benimde canım yarak ister duruma gelmişti. 55 yaşında pek de güzel olmayan bir kadın olarak, genç biri tarafından arzulanmak hoşuma gitmişti.
Yarağına baktım, halen dimdik duruyordu, ama ben ne yapacağımı bilmiyordum, hayatım boyunca götten sikilmedim. Sadece alta yatardım, kocam üstüme çıkar, amımdan iki dakika siker, sonrada boşalırdı.
Ben sikişmeyi sadece böyle yaşamış biriyidim. Mert yavaşca yanıma geldi, ellerini memelerime attı ve sıkmaya başladı. (Ben yazın südyen takmam). Üzerimdekileri çıkartıp beni ayağa kaldırdı, yumuldu memelerime ve başladı yalamaya…
Sonra kilotumu çıkarıp beni kanepeye domalttı. Kalçalarımı iki yana açıp, göt deliğime dilini değdirdi ve "Ohhh, götünün deliği harika Arife ablam!" diyerek yalamaya başladı. ve tahmin ettmiştim temiz olduğunu o yüzden hep hayallerimdesin beyaz tenin ve pembe göt deliğin harika Arife ablam diyerek göt deliğimi yalıyordu.
Ben böyle şeyleri hiç yaşamamıştım, çok zevkliyidi, kendimden geçmiştim.
Sonra beni doğrultup, "Bak Arife ablam, ben sikişirken küfürlü konuşmayı severim, sakın üzerine alınma, sende bana istediğin şekilde küfür edebilirsin, insana çok zevk verir!" dedi ve beni yatak odalarına adeta sürükleyerek götürdü.
İçeri girerken, "Geç bakalım oruspu, senin o koca götünü sikeyim de kendine gel, aşağılık kaltak!" dedi.
Ben iyice utanmıştım ve ne diyeceğimi şaşırmıştım, hatta korkmaya bile başlamıştım, bu çocuk beni burada öldürürdü.
"Önümde diz çök orospu ve yala yarağımı!" dedi.
"Hiç yalamadım, bilmem ki…" dedim.
"Kes lan kaltak! Sen tam bir kancıksın, seni geneleve götürüp erkeklere satmalı, iyi fahişe olursun, amına koduğumun zillisi, hadi yala yarağımı orospu!" dedi.
Acemi acemi yalamaya başlamıştım, tuhaf bir tadı vardı, ama zevk de alıyordum.
Hele mert nasıl inliyordu, bu yaşımda genç bir erkeği böyle inletmek çok hoşuma gitmişti…
Beni koltuk altımdan tutarak kaldırdı ve dudaklarıma yapıştı. "Neden sessizsin Arife ablam, konuşsana! Bana küfür et, ben bundan hoşlanıyorum!" dedi ve beni yatağa sırtüstü itti.
Sonra üzerime çıkıp dudaklarımdan öpmeye başladı.
Kulak mememi, boynumu boğazımı öperken, kolumu kaldırdı ve koltuk altımı yalamaya başladı. İşte o anda bastım çığlığı, çok zevk alıyordum, müthiş bir şeydi, ölecektim zevkten.
"Yeter lan şerefsiz piç, öldürdün beni! Sikeceksen sik artık!" dedim.
"Hah işte böyle!" diyerek öbür koltuk altımı yalamaya başladı. O anda boşalmıştım, amımdan suların aktığını hissetmiştim, müthiş bir duyguyudu.
"Yeter artık oruspu çocuğu, dayanamıyorum artık sik beni!" dedim.
Göbek deliğimi yalayarak amıma inmişti. Vıcık vıcık olmuş amımı hiç çekinmeden yalamaya başladı, çok güzeldi. Sonra beni ters çevirdi, kalçalarımı iki yana ayırıp ortaya çıkan göt deliğime üfürmeye başladı. Götüme dilini sokup yalamaya başladığında ben ikinci boşalmayı yaşıyordum. Yatak ıslanmıştı benim am suyumla.
"Senin bu koca götünü sikeceğim şimdi orospu Arife!" dedi.
Ben de, "Hiç siktirmedim götümü, yapamam acır, hele senin yarağın çok büyük, alamam!" dedim.
"Sen merak etme kaltak, ben göt deliğini yumuşatır hiç acıtmam, ben bu işin ustasıyım ve göt hastasıyım.
Sana götten sahip olan ilk erkek ben olacağım!" dedi. Ve başladı götümün deliğini yalamaya.
Parmağını teker teker soktu çıkarttı, devamlı tükürüp duruyordu göt deliğime. "Sen böyle kal, kımıldama, ben hemen geliyorum!" dedi ve koşarak odadan çıktı.
Geri geldiğinde elindeki şeyi görünce, "Ne yapacaksın onunla?" dedim. "Oruspu Arifem sana dünyanın en güzel zevkini tattıracağım, merak etme sen!" dedi.
Bir kasenin içine dondurma koymuş gelmişti. "Ne yapacağız, dondurma mı yiyeceğiz?" dedim.
"Sus da domal önümde, bak sana neler yapıyorum amına koyduğumun oruspusu!" dedi.
Domaldım ve beklemeye başladım. Kalçalarımı ayırıp dudaklarını göt deliğimde hissetmemle bağırmam bir oldu.
Dudakları ve dili buz gibi olmuştu dondurmadan. Beni dondurma yiyerek yalamaya başladı. Ateş gibi amıma ve götüme buz gibi dilini soktukça iyice kuduruyordum.
"Sikeceksen sik artık azgın köpek, götümü amımı, neremi istiyorsan sik, şerefsiz piç, oruspu çocuğu!" diye bağırıyordum.
"Evet Arifem, bana aynen böyle küfür et!" diyerek yalamayı durdurdu ve dondurma kasesine daldırdığı sikini tam göt deliğimin üstüne koydu ve sokmaya başladı.
Kocaman yarağın hepsi birseferde girmişti götüme, taşşaklarını amcığımda hissetmiştim, amıma çarpıyordu. Ben bu sefer can havliyle küfürler ediyordum,
"Mahvettin götümü! Orospu çocuğu! Piç kurusu! Anası sikişmiş azgın köpek!" diyordum. O ise daha bir keyifle beni götümden sikiyordu. Götüme soktukça, "Ohhhh Arife ablam, çok tatlı götün var!" diyordu.
Götümü bu şekilde epey bir süre siktikten sonra ben de alışmıştım ve zevk almaya başlamıştım, "Sik Arife ablanın götünü aslanım, aygırım, azgın köpeğim…" diye iyice azdırıyordum Merti.
En sonunda, "Geliyorum orospu!" diyerek götümün içine boşaldı ve üzerime yığılıp kaldı. Öylece 10 dakika yattı üzerimde, siki içimde küçüldü çıktı.
Ben elimle göt deliğimi kapatıp hemen banyoya koştum…
Yıkandım, tam çıkacakken Mert banyoya girdi, "Beni de yıkarmısın Arife ablam?" dedi. "Tabi, gel buraya azgın ayım benim!" dedim.
Önüme oturdu, başladım bunu yıkamaya. İyice her tarafını yıkadım, taşşaklarını sikini yıkadım duruladım, ben de durulandım. "Arife abla gel buraya, arkanı dön, ellerini kaldır tut şu askılıktan!" dedi. Ayakta ellerimi kaldırıp askıdan tuttum.
Mert bacaklarımı ayırdı, "Kımıldamadan bekle böyle!" dedi. Bir koşu mutfağa gitti, boş bir bira şişesi alıp geldi. Şişeyi yıkayıp, şişenin ağzını sabunladı ve arkadan amıma sokmaya başladı. Şişeyi yarısına kadar sokup sokup çıkarıyordu.
Sonra aynanın önünde duran karısının deodorantını aldı amıma soktu soktu çıkardı. Bu çocuk tam bir sapık çıkmıştı. Daha sonra elini yumruk yapıp, bileğine kadar soktu amıma. Beni o halde birkez daha boşaltmıştı.
Beni bir defa daha götümden siktikten sonra, eliyle amımın dudaklarını ayırdı ve sikinin başını dayayarak amımın içine işemeye başladı. Sonra beni ohalde bırakıp salona gitti. Ben de kendime gelip duşumu aldıktan sonra yanına gittim.
Baktım Çekyata uzanmış yatıyordu, "Ne oldu azgın köpek yoruldun mu?" dedim.
Bana ters ters baktı ve "Evet yoruldum, beni perişan ettin orospu!" dedi. Ben de, "Asıl sen beni perişan ettin, göt hastası pezevenk!" dedim.
Ben artık eve gitmeliydim, bizmkiler neredeyse gelmek üzerelerdi. Üzerimi giyindim. Beni kapıya kadar geçirdi.
Kapının ağzında beni son bir kez öptü ve "Devamı daha güzel olacak! Birdaha benim yanıma gelirken sakın altına kilot giyme!" dedi.
"Tamam giymem!" dedim ve evime gittim. İşte benim yaşadığım ve beni mutlu eden hikayem bu.
Halen fırsat buldukça sikişiyoruz Mertle. Ama hiç amımdan sikmiyor, hep götümü sikiyor. "Bana ne amcıktan, ben göt hastasıym, sadece göt sikerim!" diyor, başka birşey demiyor sapık herif....
Adam İstanbula Karısını Siktirmeye Getirmiş
Selam, ben İstanbuldan Yiğit. İş çıkışı çevreyolunda durakta otobüs beklerken durağa bir araba yanaştı. Arabada bir kadın ve bir erkek vardı. Duraktaki bir beye adres sordular.
O bey adresi bilmediğini söyleyince ben gittim arabanın yanına, belki yardımcı olabilirim diye ve araba içindeki kadına daha iyi bakmak için. Bana Avcılara gitmek istediklerini, İstanbulun yabancısı olduklarını söylediler.
Onlara tarif etmeye çalıştım, ama zor bulunacak yerde olduğunu, ben de oraya yakın bir yere gittiğimi, isterlerse onlara eşlik edeceğimi söyledim. "OK, gel..." dediler, ben de bindim araca. Aslında benim gideceğim yerle de alakası yoktu, içimden bir ses bana bunu söyletti.
Yola koyulduk. Kendilerini tanıttılar. İzmirlilermiş, İstanbula ilk gelişleriymiş. Nette tanıştıkları bir çifti ziyarete gelmişler. Kadın oldukça hoş bir bayandı, üzerinde mavi kısa kollu dar bir badisi vardı, altında da dar bir pantolon.
Fiziği muhteşemdi ve oldukça da hoş sohbet bir kadındı. Arada şakalar yapıyor ve ilgiyi uzerine topluyordu. Ama kocası ona arada fırça atıyor, "Bak senin yüzünden nerelere geldik!" diyordu. Kadın da kocasına, "Aşkım bunu sen de istedin!" deyince ben iyice şüphelenmeye başladım. Bir ara kadın torpido gözünden sigara alırken eğilince, kot pantolonun altından giydiği kırmızı tanga resmen ortaya çıktı.
Sikim taş gibi oldu. Ben arka koltukta tam orta kısımdaydım, ikisi de beni çok net görebiliyordu. Ben sikimi elimle saklamaya çalışıyordum. Kadın bunu fark etmiş olacak ki, birkaç kere daha eğilip torpido gözünden CD falan aldı...
Kocası olmasaydı onu orada yatırır sikerdim, ilk kez bir kadını bu kadar arzulamıştım.
Yüzüm kıpkırmızı olmuş, dilim tutulmuş, kadının frikiklerini izliyordum. Bunu adam da fark etmiş olacak ki, karısına, "Aşkım adam kalpten gidecek, dikkat et, güzelliklerini sergileme!" dedi. Kadın kahkaha attı, "O genç ayol, onda kalp olamaz, sabaha kadar seks yapsa kalbi taş gibi atar!" dedi.
Ben inanamıyordum bu sözlere, ama açılmaya da cesaret edemiyordum, zaten yolu tarif ederken zor bela bir iki kelime çıkıyordu ağzımdan. Kadın bana dönerek güldü ve "Elinin altında ne saklıyorsun?" dedi.
Ben mahçup bir şekilde, "Kusura bakmayın, çok güzelsiniz..." diyebildim. Kadın kocasına, "Aşkım ben akşamki maçtan evvel antrenman yapmak istiyorum!" deyince, ben tekrar şok oldum, ne kadar rahat bir kadındı.
Kocası beni kastederek, "Arkadaş da isterse bana uyar!" dedi. Ben de, "Ne isterseniz yaparım!" diyebildim. "OK o zaman, yolumuz uzerinde sote bir yer varsa gidelim!" dedi. Ben çevreyolunda bildiğim sakin bir yolu tarif ettim.
Bu arada karısı elini arkaya atmış, pantolonumun uzerinden sikimi okşuyordu. Heyecandan eli titremeye başladı ve kocasına, "Hızlı sür arabayı lütfen, ağzıma almak istiyorum!" dedi. Sote yere gelince adam arabayı kenara çekti, araçtan inip kaputu kaldırdı, sanki araç arıza yapmış ta bekliyoruz gibi.
Karısı da ön taraftan inip hemen arkaya yanıma bindi. Biner binmez de sikimi çıkarıp ağzına aldı. Ben zevkten ölecektim, bu kadar mı güzel yalanır, hırıltılar çıkararak sikimi boğazına kadar sokuyordu. Ben de badisinin altından göğüslerini okşuyordum.
5 dakika emdikten sonra artık dayanacak gücüm kalmamıştı, boşalacağımı söyledim. "Akıt ağzıma!" deyince, içimde ne var ne yok boşalttım ağzına.
Döllerimin hepsini yuttu. Bu arada kocası da aracın yanıbaşında dikilmiş, içeride olan biteni izliyordu. Boşaldığım halde sikimi ağzından çıkarmıyordu kadın, anlaşılan devam edecektik. Ben de kadının patolonunun düğmelerini açıp, amını okşamaya başladım. Amı sırılsıklam olmuştu...
Kadın camı açtı ve kocasına bagajdaki bavuldan kırmızı eteği vermesini istedi, "Pantolonu çıkar giy zor olur!" dedi. Kocası eteği verdi. Kadın hemen pantolunu çıkarıp eteği giydi ve önümde domaldı. Ben de külotunu bir kenara çekip, sikimi ıslak amına soktum. Ama ne sokuş, kadın öyle bir "Oohhh!" dedi, araba sallandı.
Ben kadının amını seri bir şekilde sikiyordum ve kadının boşaldığını hissediyordum resmen. A
dam birden kapıyı açıp, "Dayanamıyorum kaltak, şunu da ağzına al!" diyerek, arabaya bindi ve kapıyı kapadı. Bana da dikkatli olup arada etrafa bakmamı söyledi. Ama benim değil yakalanmak, dünya yıkılsa umrumda değildi, sikimi var gücümle amına sokmaya devam ediyordum.
Kocası da kadının ağzına veriyordu...
Kadın birden kendini öne çekip, eliyle sikimi amından dışarı çıkardı ve göt deliğinin etrafına sürtmeye başladı. Kadın götten de istiyordu. Ben insiyatifi ona bıraktım, sikimi yavaş yavaş götüne aldı. Daha önce götten verdiği belliydi, fazla zorlanmadı alırken.
Köküne kadar girince, "Biraz bekle sonra pompala!" dedi. Ben de denileni aynen yaptım. Bu arada kocasının sikini tekrar ağzına aldı.
Adam kendinden geçmiş bir şekilde karısına, "Kaltak karı, bak sikilmen için seni İstanbullara kadar getirdim, istediğin kadar sikil!" diyordu. Ben de tempoyu tutturup kadının götüne ritmik bir şekilde girip çıkmaya başladım. Ben pompaladıkça kadın zevkten ağlıyor gibi sesler çıkarıyordu...
Kocası ağzına boşaldı ve kadın hiç çıkarmadan yuttu hepsini. Ağzından çıkardığında siki sönmüştü. Benim de takatım kalmamıştı, boşalacağımı söyledim. "Götüme boşal!" dedi.
Hepsini akıttım içine. Hemen toparlandık, kaputu kapayıp yola koyulduk. Kadın ön koltuğa geçmedi, arkada yanımda oturup halen sikimi okşuyordu, ben de hayran hayran onu izliyordum. İlk kez bu kadar azgın bir kadın görmüştüm...
Nette tanıştıkları ve sikişmeye geldikleri çiftin adresine geldiğimizde ben otobüsle evime gitmek için arabadan indim. Vedalaşırken ikisi de benden çok zevk aldıklarını, İzmire yolum düşerse mutlaka yanlarına gitmemi söyleyip adreslerini, telefon numaralarını verdiler...
Yengem - Bölüm 74
Önceki Bölüm
Sabah erken bir saatte yanımda yatan karımın bağırışıyla uyandım. Önce ne olduğunu anlamaya çalıştım, karım üzerime pikeyi örtmeye çalışıyor, bir taraftan da Esra’ya, “Hayvan, bu kapıyı çalmadan niye giriyorsun!” diye bağırıyordu.
Bu sırada karımın iri memeleri önü oldukça açık ve dantelli geceliğinin altında deli gibi sallanıyordu. Esra kapının önünde durmuş bize bakıyordu öylece.
Sonradan fark ettim, sabah sabah yarağım kalkık haldeydi, çadırı dikmiştim yani. Karımın üzerime örttüğü pikenin altında bile belli oluyordu bu. Esra’nın gözünden kaçmamıştı bu görüntü ve karımın gizlemeye çalıştığı da buydu. Karım yataktan fırladı ve Esra’nın üzerine yürüdü. Ama Esra çabuk davranıp kapadı kapıyı.
“Geri zekâlı çocuk, öylece dalınır mı yatak odasına, töbe töbe!” deyip duruyordu karım sinirinden. O sırada içerden Özge’nin sesi geldi, “Anne ben gidiyorum!” diye.
Karım, “Tamam, tamam!” dedi soğuk bir ses tonuyla. Özge’nin ardından Esra da, “Anne ben Elifnur’a gidiyorum!” diyerek çıkınca, evde karımla yalnız kaldım. İşe daha sonra gidecektim.
Karım, “Sen de sabah sabah ne öyle, kaldırmışsın!” dedi eliyle yarağımı göstererek.
Bense halen uykuluydum ve “Ya kadın sabah sabah bir git başımdan!” dedim. Karım, “Aman, buna da bir şey söylenmiyor!” dedi sinirle. Ben birşey demeden yattım, uyudum tekrar.
Öğleye doğru uyandığımda karım temizlik yapıyordu. “Şurada üç gün olmadım evin içine sıçmışlar, iki tane gelinlik kızım var ama bir hayırları yok…” deyip duruyordu sinirle. “Tamam, birşey olmaz, bu kadar üstlerine gitme kızların!” dedim.
Karım cevabıma daha da kızdı, “Bana o orospuyu savunma! Kaltak duvarın arkasında durmuş utanmadan bizi izliyordu, ama iyi oldu, oğhh, kimmiş bu evin hanımı, erkeğinin sahibi kimmiş gördü sürtük!” dedi.
Karım epey kızgındı Özge’ye karşı. Daha fazla tartışmak istemiyordum. Karım, “Ben aradım Aysel hocayı, ne zaman isterseniz gelin dedi!” dediğinde bu kez kızdım, bağırıp çağırdım.
Ama o gitmekte ısrarlıydı. “Bana bir günah işlettin, bunu temizlememiz gerekli!” diyordu. “İyi de sen istedin parayı!” dediğimde ise sustu. Çünkü doğrusu buydu. “Ben gitmek istiyorum, sen de geleceksin!” dedi karım söylediklerimi umursamadan.
Sıkılmıştım, ayrıca karnım açtı. Karıma, “Sen yıkandın mı?” diye sordum. “Yok, seni bekledim!” dedi. “Beni niye bekledin ki?” dediğimde, “Kızlar evde yok, beraber girer yıkanırız diye düşündüm!” dedi.
Bu cevabı hoşuma gitmişti. “Özledin mi yoksa beni kız?” dedim. Karım, “Hayvan, ne özlemesi, bak saat kaç oldu?” dedi gülerek.
“İyi, hadi gel o zaman!” diyerek elinden tuttum, banyoya geçtik birlikte. Kapıyı hafif aralık bıraktık, zaten evde tektik. İkimiz de bir çırpıda soyunduk, benim zaten üzerimde sadece külot vardı. Ilık suyun altına girdik, vücutlarımızı güzelce yıkadık, sabunladık.
Karım çamaşır makinesini açmıştı ve akan suyun sesinden başka bir de makinenin sesi banyoda yankılanıyordu. Karım yarağıma ayrı bir özen gösteriyordu resmen.
Lifle nazikçe sabunlayıp temizledi yarağımı. Sonra, “Etek tıraşı yapayım mı?” diye sordu. “Olur, yap bakalım!” dedim. En son otelde yapmıştı bana etek tıraşı.
Karım yarağımı iyice sabunladı yeniden, benim eski tıraş bıçaklarımdan birini aldı, suyun altına tuttuğu bıçağı daha sonra tıpkı bir berberin kullandığı ustura gibi kullanmaya başladı. Yarağıma dokunan parmakları onu sertleştiriyordu.
Karım bu işi iyi biliyordu doğrusu. Domalmış vaziyetteydi, götünün tombul yanakları löpür löpür sallanıyor, iyice sarkan koca memeleri de aynı şekilde havada daireler çiziyordu.
“Ben de iyice berber oldum ha!” dedi gülerek. “Niye?” diye sordum, “Kızlara da aynısı yapacağım daha!” dedi. “Bizim iki koca eşek halen temizleyemiyorlar kendilerini! Özge’den umutluydum, ama o da boş çıktı!” dedi.
Bunları söylerken aynı şekilde işini yapmaya devam ediyordu. Yarağım artık kazık gibi olmuştu, karım yarak kökümdeki ve taşaklarımdaki kılları güzelce kesip temizlemişti.
Suyla güzelce yıkadığında, yarağım parlak bir görüntü almıştı. Onun da amının kılları uzamıştı bir miktar. “Ben de seninkileri keseyim!” dediğimde, “Yok, boş ver, sonra ben hallederim!” dedi.
Bunun ardından duş teknesinin içinde dizlerinin üzerine çöktü, kalkık yarağımı sıvazladı bir süre. Sonra dudaklarının ucuyla emmeye başladı kafasını.
Suyu kapattım, zaten yeterince ıslanmıştık. Karım sağ eliyle taşaklarımı avuçlayıp yarağımı tutarken, sol eliyle de memelerini okşuyor, avuçluyordu. “Oğmm, ağmm, ığmm…” sesleri eşliğinde yarağımı ağzının en derin noktalarına sokup çıkartıyor, meme uçlarını sıkıyor, ara ara da amını ovalıyordu. Bense ıslak saçlarını okşuyordum yavaşça.
Ara sıra yalamayı bırakıp yarağımın kafasını dilliyor, sonra yeniden boğazına kadar sokup çıkartıyordu. Bütün bunları yaparken kendisi de zevk alıyordu.
Az sonra taşaklarımı yalamaya başladığındaysa aldığım zevk daha da çoğaldı. Ufak ufak ısırıp ağzına sokuyordu her bir taşağımı. Ama artık içine girmek istiyordum, bu gidişle boşalacaktım yoksa.
“Tamam, hadi, bırak artık, yeter, kalk ayağa!” dediğimde yarağımı yalamayı bıraktı. Kalçalarımdan destek alarak ayağa kalktığında, yarağımın zevk sıvıları ağzının kenarını ıslatmıştı iyice.
Elinin tersiyle ağzını sildi ve “Nasıl yapalım?” dedi. “Şu musluktan tutunup domal!” dediğimde, sırtını bana dönerek dediğim gibi domaldı. Bacaklarını açtı iki yana iyice ve ayakuçlarına basarak götünü biraz havaya kaldırdı.
Yarağımı tutup arkadan girdim amına yavaşça. Karım, “Iğmm…” diye inceden uzun bir inleme koyuverirken, yarağımı dibine kadar soktum amına. Az sonra da koca göt yanaklarından tutarak sertçe sikmeye başladım. Evde tektik, üst katta annem ve babam da yoktu. Onun için karımın amına olabildiğince şiddetli şekilde pompalıyordum. Vücutlarımız ıslaktı ve bu nedenle karımın göt yanaklarına çarpan kasıklarımdan çıkan şiddetli ‘Şlop, şlop, şlop!’ sesleri çamaşır makinesinin sesini bastırmaya yetiyordu.
Karım sürekli, “Ağhh, ığmm, Osmann, uğhh, kurban olurum, oğhh, erkeğimm, ığmm, oğhh, çok güzel, çok güzel, oğhh, devam et, ığmm, devam et, oğhh, sik, sik, sik…” deyip duruyordu.
Onun bu inlemeleri, konuşmaları beni daha çok azdırıyordu ve kendimi kaybedercesine daha sert sikmeye çalışıyordum karımı. Bir ara karımın ayağı kayar gibi oldu, son anda tutundu musluktan.
Koca memeleri bıngıl bıngıl sallanırken, karım sürekli saçlarını savuruyordu havaya. Bir ara durdum, yorulmuştum çünkü. Bu sefer karım olduğu yerde ileri geri hareket edip yaylanarak kendisi yarağımı amına sokup çıkarmaya başladı.
Ben sabittim, karım ileri geri gidip geldikçe yarağım amına girip çıkıyordu böylece. “Iğmm, oğhh, oğhh, ağhh, ayy, uğmm, uğhh…” diye inleyen karım kendinden geçmişti artık. Hızlı hızlı ağzından nefes alıp vermeye başlamıştı.
Ama sonra o da yoruldu, hareketleri yavaşladı. O zaman amından çıkardım yarağımı ve bu kez iki başparmağımla genişlettiğim göt deliğine bastırmaya başladım. Dün gece götten sikilirken canı acımıştı karımın, ama şimdi kısa sürede nerdeyse taşaklarıma kadar almıştı yarağımı.
Yavaş hareketlerle götüne girip çıkmaya başladım. Göt deliği her seferinde iyice genişlerken, ben de gittikçe hızlanmaya başladım. Karım bu kez de burnundan nefes alıp ağzından vermeye başladı. Ara ara inlemeyi de ihmal etmiyordu.
Kısa sürelerle de olsa göt deliğinin içinde bekliyor ve sonra yeniden yarağımı sokup çıkarmaya devam ediyordum. Aldığım zevk müthişti. Bu sefer de karımın bir amına, bir götüne sokup çıkartmaya başladım. Karım bundan daha da büyük zevk duymaya başladı.
İnlemeleri çoğaldı, ben de gittikçe boşalmaya yaklaşıyordum. Banyonun içinde terden sırılsıklam haldeydik çıplak olmamıza rağmen. O ara çamaşır makinesi de sıkma moduna geçmişti ve makineden büyük bir gürültü gelmeye başlamıştı.
Kimden daha çok ses çıkacak diye yarışıyordum sanki makineyle. Karımın amına deli gibi pompalamaya başladım. Çıkan 'Şlop, şlop, şlop!’ seslerine karımın amına girip çıkan havanın 'Zort, zort, zort!’ sesleri karışıyordu.
Bu iki ses makinenin gürültüsünü bastırıyordu, ama karımın attığı zevk çığlıkları da sikişimizin seslerini bastırıyordu. “Uğhh, Osmannn, ağhh, ağhh, ığmm, oğhh, ayy…” sesleri çığlıklarına karışıyordu karımın. Karım bir eliyle musluğa sıkı sıkıya sarılmıştı, diğeriyle de duvardan tutunuyordu, düşmemek için uğraşıyordu.
Koca memeleri daha önce hiç olmadığı kadar sallanıyordu.
Sonunda ikimiz birden aynı anda sarsıla sarsıla boşaldığımızda, inlemelerimiz devam etti epey bir zaman daha. Evde yalnız olmamızın verdiği avantajla sağlam bir sikiş yaşamıştık karı koca. Yarağımı bir süre daha sokup çıkardım amına.
Çıkardığımdaysa yarağımın kafası kızarmıştı, aynı zamanda kasıklarım ve karımın beyaz, tombul göt yanakları ve kasıkları da nar gibi olmuştu. Sikişin zevkiyle kendimi kaybetmiş ve tüm gücümle pompalamıştım karımın amına.
Yarağımı sıvazlayarak içinde kalan döllerimi duş teknesinin içine akıttım. Ardından suyu açtım tekrar. Bu sırada karım da doğrulmuş ve belime sarılmıştı, göğsümü öpüyordu. “Seni çok seviyorum, iyi ki varsın, çok seviyorum seni…” deyip duruyordu.
Makinenin çalışması durmuştu, şimdi sadece akan suyun sesi vardı banyoda.
O sırada kapının çalınması ile şoka uğradık. “Annee, annee, ben geldim! Rabia ablayla Elifnur da burada!”. Bu Esra’nın sesiydi. Ne zaman gelmişlerdi? Karımın suratı bembeyaz oldu. O ara ben de heyecanlandım.
Acaba sikişmemizi duymuş olabilirler miydi? Nereden çıkmıştı şimdi bunlar? Hem banyonun kapısını aralık bırakmıştık, ama şimdi kapalıydı. Nasıl olmuştu bu?
O heyecanla suyu kapadım hemen. Karım alelacele kurulanırken, “Geliyorum, geliyorum, açma kapıyı, açma, sen git…” dedi telaşla. O kurulandıktan sonra, ben aldım havluyu bu kez.
Karım üzerini giyindi yeniden. Basma bir etekle, benim eski bir tişörtümdü kıyafeti. İçine atlet veya sutyen giymemişti temizlik yaptığı için. Başına örttüğü eşarbını açtı iyice ve memelerini de kapatacak şekilde örttü bu kez. Ama saçlarını kurutamamıştı iyice.
Karıma, “Ya rahat ol, bırak, kasma bu kadar!” dedim. “Ne bileyim, elin kadını sonuçta, ya duymuşsa?” dedi telaşla. Sonra da, “Sen şöyle geç de ben kapıyı açayım, burada bekle, ben sana üst baş getiririm şimdi!” dedi.
Ben kapının arkasına geçerken karım çıktı banyodan. Ben de havluyla kurulanmaya devam ettim. İki üç dakika sonra kapı vuruldu ve karım kapıyı açıp, “Osman al şunları giyin, kadın içerde, ben de utanıyorum git demeye, onun da gitmeye niyeti yok!” dedi.
Üzerimi giyindim. Demek Rabia ve kızı bizdeydi. Esra’nın dediklerine bakılırsa, ana kız ikisi de benden hoşlanıyordu. Ben karıma göre rahattım, Rabia’nın beni duymuş olmasını isterdim eğer duymadıysa. İçeri geçtiğimde beni gören Rabia ve Elifnur’un ve tabii Esra’nın yüzlerindeki pembeleşmeden, bizi duyduklarını anladım.
Rabia ayağa kalkmaya çalışırken, ona, “Lütfen, oturun, rahatsız olmayın!” dedim.
Karım, “Şeyy, Rabia hanım da sağ olsun bana hoşgeldin demeye gelmiş!” dediğinde, Rabia, “Evet, şey, siz de hoş geldiniz Osman bey!” dedi gözlerini benden kaçırmaya çalışarak.
Elifnur ise sessizdi. Önüne bakıyordu. Ben, “Ee, Elifnur sen nasılsın?” diye sorunca neye uğradığını şaşırdı. “Ben mi, ee, şeyy, iyiyim, sağ olun…” dedi ürkekçe. Uzun boylu, yapılı bir kızdı. Uzun bir pembe etek giymişti, pileli.
Onun da üzerine krem renkli bir gömlek giymiş, başını gene pembe bir şalla bağlamıştı. Hafif bir makyaj vardı yüzünde, açık kırmızı bir rujla boyadığı etli dudaklarıyla boyalı bir bebek gibiydi.
Annesi Rabia, beyaz, ince, uzun bir etek giymişti. Dizlerinden aşağısı tüldü eteğin ve baldırları görünüyordu. Onu ilk gördüğümde de buna benzer bir etek vardı üzerinde.
Çiçekli bir tunik giymişti ayrıca, tuniğin göğüs kısmında tek bir düğme vardı, bu nedenle çiçekli türbanı ile tuniğin üst kısmı arasından bembeyaz koynu görünüyordu. Başına sıkıca sardığı türbanı nedeniyle göğsünü kapatamıyordu Rabia.
Bunun sıkıntısını çekiyordu, kendi kendine elini kolunu sallayarak o açıklığı bir şekilde kapatmaya çalışıyordu, ama nafile. Karnının üzerinde, nerdeyse memelerinin altından bir kemerle bağlamıştı ayrıca tuniğini. Ve bu nedenle memeleri daha bir şişkin görünüyordu.
Ona, “Bebek nerde peki?” diye sordum. Rabia utangaç bir halde, “Kaynanam bakıyor, biz çıkarken uyuyordu…” dedi. Esra’nın dediklerinin doğru olduğunu anlıyordum Rabia ve Elifnur’a bakarken.
İkisi de genç bir kız gibiydi, utanıyorlardı. Oysa Rabia Esra’nın doğum gününde sanki bir dansöz gibi kıvırıyordu. Götü, kalçaları, memeleri, her bir yeri ayrı ayrı oynuyordu o zaman.
Esra daracık mavi bir kot pantolon giymişti. Götünü olduğu gibi dışarı çıkarmıştı pantolonu ve ayrıca düşük beldi. Elinde meyve suyu tepsisi ile servis yaparken eğildiğinde tişörtü ile pantolonu arasından bembeyaz beli ve beyaz külotunun lastikleri çıkıyordu ortaya.
Galiba karım da onların sikiş seslerimizi duyduğunu anlamıştı. Ve bu nedenle hiç konuşmadan elindeki meyve suyunu içiyordu. Karnımız açtı, ama mecburen meyve suyuna talim ediyorduk. O sırada kapının önünde konuşmalar, ayak sesleri duyduk.
Derken kapı vuruldu. Esra kapıyı açınca, annem, yengem, yengemin üvey kızı olduğunu tahmin ettiğim kadın, Elif, Refiye ve kızı Ceren tek tek içeri girdiler. Karımla annemin karşılaşması oldukça soğuk oldu. Ama annemin karıma, “Nasılsın kızım?” demesi dikkatimden kaçmadı.
Önceden olsa ismiyle hitap ederdi çünkü. Annem beni görünce ise un gibi oldu yüzü. Tatilde onun hakkında öğrendiklerim çok canımı yakmıştı.
Her biri içeri girerken, Rabia ve kızına selam veriyor, onlar da aynı şekilde karşılık veriyordu. Ayrıca hepsi birden beni görmeyi beklemiyorlarmış gibi bir haldeydi. Bakışlarından bu anlaşılıyordu. Refiye beni görünce epey heyecanlandı, kızı da öyleydi. Bütün hepsi, tıkış tıkış da olsa kendine oturacak bir yer buldu sonunda. Refiye gene yapmıştı yapacağını.
Evleneceğimiz kesinleşince, süslü halini terk eden Refiye gene süslü haline geri dönmüştü şimdi. Yeşil renkli, uzun ve dar bir etek giymişti. Götünün yuvarlaklığı, kalçaları ortadaydı resmen. Üzerine de beyaz, gene dar bir saten gömlek giymişti.
Başını da desenli bir türbanla sıkıca bağlamıştı. Yüzünü boya fıçısına sokmuş gibiydi, parlak pembe bir ruj sürmüş, göz kapaklarını da gene açık pembe bir göz farıyla boyamıştı. Tırnaklarını da koyu krem ojeyle boyamıştı.
Yanındaki Ceren de annesi gibiydi. Mavi bir şalla bağlamıştı başını. Beyaz uzun bir etekle, mavi ince bir kazak giymişti. O da annesi kadar olmasa da makyaj yapmıştı.
Ceren her geçen gün büyüyordu ve memeleri de gittikçe şişmeye başlamıştı. Refiye ile karımın şu hali arasında dağ kadar fark vardı. Refiye’nin süslü püslü, makyajlı, boyalı haline inat karım, sade, makyajsız, günlük halindeydi.
Karım da Refiye gibi makyaj yaptığında en az onun kadar güzel oluyordu yoksa ki. Zannımca Refiye karıma hava atmak için bu kadar süslenmişti. Yakında evlenecektik, Refiye ikinci karım olacaktı. Bu nedenle gösterişiyle karımı ezmek için bu şekilde giyinmişti. Bunda annemin de parmağının olabileceğini düşünüyordum. Ama benim evde olacağımı hesaba katmamışlardı.
Elif ise her zamanki gibiydi. Sessiz, sakindi. Çocukları yanında değildi. Yengem de sonradan kavuştuğu paranın bolluğuyla sarhoş olmuştu iyice.
Önden açık yırtmaçlı bir etek giymişti, oturduğunda çorapsız, beyaz ve etli baldırları dizlerine kadar görünüyordu. Üzerinde de dar, uzun kollu bir bluz vardı, vücudunu, memelerini sarmıştı. Yaşına başına aldırmadan böyle giyiniyordu. Genç kızlar gibi renkli bir şalla bağlamıştı başını. El ve ayak tırnaklarına bordo renkli oje sürmüştü.
Ama asıl bomba yengemin üvey kızıydı. Kırklı yaşlarında, bir Türk’ten çok bir Alman’a benzeyen, sarı, uzun ve dalgalı saçlı, hafif çilli, mavi gözlü bir kadındı.
Daha önce resmini görmüştüm zaten yengemin evinde, ama o resimlerde burnu kemerliydi, bunu hatırlıyordum. Ama şimdi bakınca burnunu ameliyat ettirdiği anlaşılıyordu. Dizlerinin üzerinde krem renkli, sıfır kol bir elbise giymişti. Uzun boylu, etli butlu bir kadındı.
Dolgun ve parlak bacakları elbisenin altında göz alıcıydı. Elbisesi memelerini ve götünü sarmıştı; memeleri, götü kendini belli ediyordu tamamen. Sol ayağında, ayak bileğinin üzerinde Hamide’nin bel çukurundaki dövmesine benzer bir dövmesi vardı, ayrıca sağ ayağında gümüş bir halhal vardı. Sol kolunun omzuna yakın yerinde de bir kalp, kalbin içinde de iki tane büyük ’M’ harfi olan bir dövme vardı.
Yengem, “Bak kızım, bu da bizim ailemizin yakışıklısı, sana bahsettiğimiz oğlumuz Osman!” dediğinde, kadın düzgün bir Türkçeyle, “Memnun oldum!” dedi.
Yengem, “Osman, sana bahsettiğim kızım işte bu, adı da Hüsniye!” dediğinde gülmemek için kendimi zor tuttum. Kadın gençlik zamanlarımızda izlediğimiz Alman pornolarından fırlamış gibiydi, ama adı Hüsniye idi, doğrusu bu komiğime gitmişti.
Aslında fiyakalı bir ismi olsa daha iyi olurdu dedim kendi kendime.
Ben de, “Memnun oldum!” diyerek karşılarına oturdum. Ama daha sonra, “Eğer siz konuşacaksanız ben gideyim?” dedim. Annem, “Yok oğlum yok, senle ilgili zaten, seni de bulduğumuz iyi oldu.
Biz karına hoşgeldine gelmiştik aslında, ama zaten onunla da senin hakkında konuşacaktık. Senin de olman iyi oldu!” dedi. Karım da masanın yanındaki sandalyelerden birine oturdu. Hüsniye üzerine giydiği elbisenin azizliğine uğramıştı.
Oturunca elbisesi çekmiş, kalçaları görünüyordu, elleriyle kapatmaya çalışıyordu. Bizim genç kızların durumu gibiydi Hüsniye’ninki. Mini etek yada elbise giyip sonra da açılmasın, bacakları görünmesin diye çekiştirirlerdi. Yengem karıma, “Kızım, temiz bir havlu getirsene!” dediğinde niye istediğini anlamadım.
Karım havluyu getirip yengeme verince, yengem de yanındaki Hüsniye’ye uzattı havluyu ve “Al kızım, şunu ört bacaklarına da üşümesin bacakların!” dedi ciddi ciddi.
Hüsniye utanmış gibi havluyu bacaklarının üzerine örtünce sadece ayakları görünür oldu. Annem, “Rabia kızım da bizden biri sayılır, onun da dinlemesinde bir mahsur yok!” deyince, yengem en büyük sıfatıyla konuşmaya başladı:
“Evladım biliyorsun, yakında Refiye kızımızla nikâhlanacaksın. Bundan önce yapmamız gereken şeyler var, biz büyükler olarak üzerimize düşeni yapıyoruz zaten.
Kalanı da siz gençlerin işi. Refiye kızım da, karın da, birbirini düşman bellemesinler. Onlar bu saatten sonra iki bacıdır. Kaderin işi, ikisi de genç yaşında dul kalmış. Sen onların üzerinde bir gölgesin oğlum, bu kadınlara da bunların çocuklarına da bir gölgesin. Senin yaptığın büyük sevap oğlum.
Böyle dul kadınlara ettiğin iyiliğin karşılığını öte dünyada mutlaka alırsın. Dediğim gibi, siz bundan sonra iki bacısınız. Çocuklarınız da sizin gibi kardeştir. Osman’dan doğacak çocuklarınız da kardeş olacaktır…
Hanımlar, şunu unutmayın, kocanız aynı adam da olsa, o sizin üzerinizde hak sahibidir. Ama sizin onun üzerindeki hakkınız da birbirinizinkiyle aynıdır. Ne senin daha fazla hakkın vardır Osman üzerinde, ne de senin.
Eğer günün birinde Osman’ın içinizden birine daha çok ilgi, alaka gösterdiğini düşünürseniz, o zaman bana gelin. Ben bu ailenin büyüğü olarak size bu konuda her türlü yardımı yaparım…
Osman, evladım, sen de bu karılarından hiçbirine bir ayrıcalık tanımayacaksın. Onlar gün gelir birbirini çekemez, birbirlerini kötülerler, sen de onların aklına uymayacaksın.
Sen adaletli olacaksın. Bak Elif kızım da burada, ben ne kadar senin yengensem, onun da yengesiyim. Yakında bu bahtı kara kızım da senin karın olacak. Söylediklerim onun içinde geçerlidir!” dedi.
O sırada Elif’in suratı kıpkırmızı olmuştu utancından. Ama asıl şaşkınlığı Rabia yaşıyordu. Benim Refiye ve Elif’le ilerde evleneceğimi belli ki bilmiyordu ve şimdi duydukları karşısında ağzı açık kalmıştı. Kızı Elifnur da aynı şekildeydi.
İçerde bir sessizlik oldu önce. Sonra da Hüsniye’nin, “Ay çok duygulandım!” lafı geldi. Bu tip kadınlı ortamlara alışık olmadığı hemen belli oluyordu zaten.
Yengemin isteğiyle karım ve Refiye birbirlerini öptüler, sarıldılar. Sonra da Ceren ve Esra birbirlerine sarıldılar. Karım Ceren’e kendi kızıymış gibi bakacağını söylerken, Refiye de aynısını Özge ve Esra için yapacağını söyledi. Hüsniye yeniden, “Ay çok duygulandım!” dedi. Yıllardır Almanya’da yaşadığı halde Türkçesi çok düzgündü.
Saat öğleyi geçmişti, işe gitmem gerekiyordu. Yengeme bunu söylediğimde, “Tamam evladım, biz bir süre daha buradayız, ama Hüsniye’yi benim eve bırak sen!” dedi. Hüsniye önce karım ve Refiye’ye, sonra da Elif’e sarılıp, “Bir ömür boyu mutluluklar dilerim!” dedikten sonra çıktık, arabaya bindik.
Arabada konuşmayı ben başlattım. “Türkçeniz çok güzel, onca yıl yurtdışında olduğunuz halde!” dedim. Hüsniye, “Ah, teşekkür ederim. Almanya’da bir Türk kültür merkezinde Türkçe öğretmenliği yapıyorum. Orada doğup büyümüş, üçüncü, dördüncü kuşak gençlerimize, çocuklarımıza Türkçe öğretiyorum!” dedi.
“Sizin var mı, yani çocuk?” diye sordum. Aslında olduğunu biliyordum, resimlerde görmüştüm. Hüsniye, “Ah, evet, bir oğlum, bir de kızım var. Kızım üniversite ikiye gidiyor, oğlum da kısmetse bu sene başlayacak!” dediğinde, “Hadi ya, kocaman olmuşlar, siz hâlbuki çok gençsiniz!” dedim. “Mersi, teşekkür ederim. Genç yaşta evlenip anne olmanın bir sonucu. İşte, iyi mi, kötü mü, onu da bilmiyorum!” dedi.
“Eşiniz ne iş yapıyor?” diye sorduğumda, “Bir fabrikada elektrik mühendisi kendisi!” dedi önce. Sonra da, “Ben de alışamadım artık şuna, biz bir süre önce boşandık aslında.
Eski eşim, bir Alman, adı Klaus. Rahmetli babam hiç istememişti bir Alman’la evlenmemi, biliyor musunuz? Epey zaman benimle görüşmemişti. Ama torunları olunca iş değişti tabii!” dedi gülerek, “Ama gelin görün ki, çocuklarım da bir Türk’ten çok kendilerini bir Alman gibi görüyor, bazen anlaşamıyoruz!” dedi sıkıntıyla.
“Dövmenin içindeki ’M’ harfleri çocuklarınızın isimlerinin baş harfi mi?” dediğimde, “Ay, ilahi Osman bey, gözünüzden de bir şey kaçmıyor. Evet, Melisa ve Metin, çocuklarımın isimlerinin baş harfleri!” dedi gülerek. “Peki, çocuklar kimde kalıyor, sizde mi?” diye sorduğumda, sanki yarasına basmışım gibi oldu. “Hayır, Alman devleti çocuklarımı babalarına verdi, velayeti onda ikisinin de. Hâlbuki haksızlığa uğrayan benim, ama yabancı olunca gözünüzün yaşına bakmıyorlar.
Gerçi Klaus bizim Türkler gibi değil. Çocuklarımı istediğim zaman görebiliyorum, onlar bana gelebiliyor. Ama yine de benim yanımda kalmalarını isterdim. Gerçi onlar da büyüdü artık, neyin ne olduğunu belki de bizden de iyi biliyorlar!” dedi.
“Boşanmanıza üzüldüm, onca yılın ardından!” dediğimde ise, “Lütfen üzülmeyin, ben bilakis çok mutlu oldum. Çünkü kafa yapımız gittikçe uyuşmamaya başlamıştı, artık birbirimize zarar verir olmuştuk. İşin içine bir de babamdan kalan miras meselesi girmişti. Ayrıca aldatmak affedilir bir şey değil!” dedi Hüsniye.
Demek Klaus dediği kocası aldatmıştı Hüsniye’yi. Klaus bir manken bulmuştu kendine belki de. Yoksa böyle bir kadını aldatmak için aptal olmak gerekirdi. Bir süre sessiz kaldık.
Hüsniye bu kez kendisi anlatmaya başladı. “Aslında ben de sıkıldım artık Almanya’dan. İnanır mısınız, orada işler daha zor. Ekonomi çok sıkıntılı, siz burada daha rahatsınız. Ben de artık buraya taşınmak istiyorum. Rahmetli babamdan kalan biraz mal mülk var, bakalım, annemle bir iş kurmak istiyoruz!” dedi.
Bunu yengem daha önce söylemişti bana. Ama ben bilmiyormuş gibi yaptım. “Peki, ne yapmak istiyorsunuz?” diye sordum. “Şeyy, aslında onu da bilmiyorum. Dediğim gibi ben aslında öğretmenim. Bir ticarethane kursam nasıl yürütürüm bilmiyorum. Annem bana sizden bahsetmişti.
Aslında ben de sizinle bu konu hakkında konuşmak isterim. Siz ticaretten anlayan birisiniz, bize yardımcı olabilirsiniz!” dedi, sonra da gülerek, “Annemin dediği gibi, dul kadınlara iyilik yapmak büyük sevapmış, annem de ben de şimdi duluz!” dedi.
Bu sözünde bir ima mı vardı, yoksa öylesine mi söylemişti, anlamadım. Hüsniye, “Siz kaç yaşındasınız Osman Bey?” diye sorunca, “Siz söyleyin!” dedim. “Hımm, kusura bakmayın, iki karınız da sizden büyük de o yüzden sordum!” dedi. Ben de, “30, ama yakında 31 olacağım!” dediğimde, “Yaşınız genç, ama daha olgun gösteriyorsunuz. Her erkekte olmayan bir özellik, Refiye çok şanslı!” dedi gülümseyerek.
Ona, “Biliyorsunuz, Refiye de uzun yıllar Almanya’da yaşamıştı!” dediğimde, “Ay bilmez miyim, o benim 20 senelik arkadaşım ayol!” dedi gülerek.
Ama ben bilmiyordum, ilk defa duyuyordum bunu. Hüsniye halimden bunu anlamış olmalıydı ki, “Ay, siz bilmiyor musunuz yoksa?” dedi. “Hayır, kendisiyle sizin hakkınızda hiç konuşmadık, ayrıca yengem de hiç bahsetmedi bu konudan!” dedim.
“Refiye ile benim eski kocam aynı fabrikada çalışırdı. Onun rahmetli kocası Mehmet ile benim Klaus çok iyi dosttu. Çok yakın otururduk, ailece görüşürdük zaten. Sonra bir gün korkunç bir kaza oldu ve Mehmet hayatını kaybetti. Refiye’ye yüklü bir tazminat verdiler. O da artık Almanya’da yapamayacağını söyleyip buraya yerleşti. Söylemesi ayıp, epey de bir para ödediler buna.
Klaus’un demesine göre aşağı yukarı bir milyon Euro’ya yakın bir para almış, belki daha da fazla. Çünkü tamamen fabrikanın bir hatasıymış bu kaza. Siz biliyorsunuzdur gerçi bunları!” dediğinde, “Evet, bunları biliyorum!” dedim.
Ama aslında bu para meselesini hiç bilmiyordum. Refiye’nin aldığı parayı duyunca ağzım açık kaldı. Ne ben sormuştum, ne de Refiye söylemişti bunu.
Hüsniye, “Refiye çok iyi bir kadın, çok iyi bir annedir. Size de iyi bir eş olacağına eminim. Sizi çok seviyor, çok da güveniyor, ben Almanya’dayken sürekli konuşurduk telefonda. Hep sizden bahsederdi. Onun parasıyla ilgili hiç konuşmamışsınız.
Refiye buna çok önem veriyor. Refiye en sonunda evlenip kendine sığınabileceği bir liman buldu sizin sayenizde. Hem, şey, bakarsınız biz belki ilerde akraba da oluruz!” dediğinde, “Nasıl yani, anlamadım?” dedim. “Şey, Refiye’nin oğlu Ceyhun’la benim kız çıkıyor, 2 seneden fazla oldu herhalde.
Zaten çocukluktan beri arkadaşlar. Bazen kavga etseler de, birbirlerinden kopamıyorlar. Ceyhun biraz asi ruhludur, ama iyi çocuktur esasında. Sizi de çok sevmiş, annesine onay vermiş evlenmesi için!” dedi gülümseyerek.
Sonra da, “Ay biliyor musunuz, Refiye böyle değildi, Almanya’da yani, işte böyle türbanlı, kapalı falan değildi yani. Almanya’da aynı benimki gibi elbiseler falan giyerdi.
Çok da alımlı, kendine bakan bir kadındı. Bir yere gitsek erkeklerin dönüp baktığı bir kadındı. Bu kolumdaki dövmenin aynısı onda da var aslında. Tabii içinde 'C’ harfi var. Beraber yaptırmıştık. Ayağımdaki dövmeden de var onda ayrıca. Ay, ben neler diyorum ayol. Yakında sizin karınız olacak!” dedi.
“Ben dövme falan görmedim?” dediğimde, Hüsniye dudaklarını büzerek, “Hımm, demek o noktalara geldiniz!” dedi. “Pardon anlamadım?” dedim. “Şey, yani, Refiye’nin diyorum, kolunu, bacağını görmüşsünüz anlaşılan şimdiden!” dedi ufak bir kahkahayla, sonra da, “Ay, belki de sildirmiştir kadıncağız? Buralarda, kolunda, bacağında dövme olan bir kadın görseler, ay töbe töbe! İnanır mısınız, ben şu halimle bile sokakta gezemiyorum.
Millet yiyecekmiş gibi bakıyor. Ay ne var benim kıyafetimde ayol?” dedi. Ben söylediklerini düşünürken, Hüsniye devam etti, “Ay bu nikâh işi ne güzel, keşke biz kadınların da böyle bir hakkı olsaydı, kendimize aynı anda birkaç koca alırdık!” dedi kahkahayla. Sonra yaptığı patavatsızlığın farkına vardı, ama bir şey diyemedi utancından. Bir süre sessiz kaldık.
Bu sırada yan gözle baktım Hüsniye’ye. Elbisesinin açıklığını evde havlu ile kapatmıştı, ama şimdi bir havlu yoktu ve pürüzsüz, dolgun bacakları, oturunca iyice açılmış kısa elbisesinin altında görünüyordu.
Kalçasına kadar açılmıştı elbisesi. Taktığı emniyet kemeri memelerinin arasından geçiyordu ve zaten büyük olan memelerini şimdi daha da büyük gösteriyordu.
“Kıyafetiniz çok hoş!” dediğimde, “Teşekkür ederim, çok naziksiniz. Refiye de güzel kadındır ama.
Kapalı da olsa sonuçta içindeki hammadde aynı, eh, o da artık evinde giyinir, sadece size!” dedi gülerek. Sonra da, “Ay, laf aramızda, belki de sizin aranızın olmasında benim de payım vardır!” dedi.
“Nasıl, anlamadım?” dedim.
“Yani, ben Almanya’dayken annem bana durmadan Refiye’yi sorup duruyordu, nasıl, iyi biri mi falan diye. Ben de hep övüyordum onu. Sonra buraya geldim, bir de baktım, a, a, bizim Refiye evleniyor, hem de annemin yeğeni ile. Ay ne hoş değil mi?” dediğinde, tüm bunların planlı bir çalışmanın ürünü olduğunu yeniden anladım. Annemden başka yengem de bu işin içindeydi demek ki.
Yengemin evine yaklaşmıştık. Hüsniye, “Evet Osman bey, biz ne iş kuralım? Siz söyleyin?” diye sordu önce, sonra da, “Benim aklıma, dershane yada bir kurs açmak geliyor, bu işte iyi para varmış diyorlar, zaten mesleğim de öğretmenlik, anladığım bir iş!” dedi.
Ona, “Evet, o işte iyi para vardır, ama iyi bir sermaye gerekir bunun için!” dedim. Hüsniye gülerek, “Ay, ilahi Osman bey, mesele yeter ki para olsun, hallederiz!” dedi. Anladığım kadarıyla yengem ve kızında da epey para vardı. Hüsniye, “Aslında benim kendi dairem var, annemin karşısındaki daire benim, ayrıca birkaç tane daha var.
Ama hepsinde kiracı var, ben de mecburen annemin yanında kalıyorum. Biliyor musunuz, annemin size karşı özel bir sevgisi var, yani kendi öz oğlundan ötesiniz onun için. Sizi öve öve bitiremiyor!” dedi ardından.
Binanın olduğu sokağa gelmiştik. Hüsniye, “Tanıştığımıza çok memnun oldum, ben daha epey zaman buralardayım, şu iş meselesini mutlaka ciddi ciddi konuşalım!” dedi.
Binanın önünde arabayı durdurdum ve “Şu sizi bizi kaldırsak daha iyi olmaz mı?” dedim. “Eh, olur tabii, zaten sizli bizli konuştuğumuzda kendimi yaşlı gibi hissediyorum!” dedi gülerek, ardından da, “Beni getirdiğin için çok teşekkür ederim Osman, eğer istersen bir kahvemi iç, falına da bakarım!” dedi.
Ama işe gitmem gerekliydi. “Belki daha sonra!” dediğimde, “Beklerim, kapım her zaman açık sana!” dedi bir gözünü kırpıp gülümseyerek. Yaramaz çocuklar gibiydi Hüsniye.
O arabadan inip binaya doğru yürürken, bir süre arkasından baktım. Yüksek beyaz topuklu ayakkabıları ile salına salına yürüyor, götü bir sağa bir sola sallanıyordu. Binanın girişinde, sanki benim halen orada olduğumu biliyormuş gibi, geriye dönüp el salladı ve içeri girdi. Güzel bir kadınla tanışmanın keyfiyle işyerine gittim.
İşyerine geldiğimde babam da oradaydı. Dilber’in suratı beş karıştı. Özge ise sanki dün gece birşey olmamış gibi davranıyordu. Babam beni yazıhaneye çekip bir güzel payladı. İşime gereken önemi vermediğimi, karımın eteğinin altından çıkmadığımı söylüyordu. Sonra da, “Refiye kızımla nikâhınız için her şeyi hazırladım.
Pazar günü onun evinde olacak nikâh. Hocayı, şahitleri falan merak etme sen. Senin karın dünya iyisi bir kadındır, ama ailemize bir torun veremedi bir türlü.
Belki bu Refiye verir. Gerçi onun da yaşı geçkin, ama annene dediğine göre hamile kalmasında sorun yokmuş. Zaten kadının malı mülkü de var. Rahat edersin oğlum, sen de, biz de!” dedi gülerek.
Babam gittikten sonra Özge girdi içeri. Bana, “Şu dosyalara bakalım mı?” diye sorunca, “Olur!” dedim. Ben koltukta oturmaya devam ederken yanıma geldi, ayaktaydı. Dosyaları gösterme bahanesiyle bana sokulmaya çalışıyordu.
Üzerinden çok güzel bir parfüm kokusu gelirken, aldığı kilolarla iyice şişen ve dolgunlaşan memeleri koluma değiyordu. Beyaz, önü fırfırlı gömleği dar kalmıştı ve düğmeleri zar zor kapanıyordu.
“Dün gece izledim sizi!” dediğinde, “Annen gördü mü seni?” diye sordum. “Yoo, nerden görsün ki, görmemiştir!” dedi Özge.
Ama yanılıyordu. “Annen görmüş seni!” dediğimde, “Nasıl yani, nasıl görmüş ki?” dedi şaşkınca. “Anneni saf zannetme!” dedim.
“Başka bir şey mi var?” diye sordu bu kez. “Yok, ama bu kadar gözünün içine girme sen de!” dedim nasihat eder gibi.
Özge, “Beni de öyle sikmeni istiyorum amımdan!” dedi bu kez fısıltıyla. “Niye, sonun Semanur gibi mi olsun istiyorsun?” dedim kendisine. “Bırak o salağı, bir oyun oynamaya kalktı, aldı boyunun ölçüsünü. Nişanlısı safın biriydi, o yuttu bunu.
Ama kaynanası tam bir çakal, onu kandıramadı!” dedi gülerek. Ama annesinin onu görmüş olduğuna halen inanamıyordu, bunu duymak canını sıkmıştı.
Üzerinde koyu yeşil, yüksek belli, ince bir eteği vardı. Eteğin arkasında dolgun götü çıkıntı yapmıştı. İçerde insanlar vardı ve bizi görebilirlerdi. Masanın altındaki yarağım sertleşiyordu, ama bir şey yapacak durumda değildim.
Ona, “Tamam, git artık, sonra bakarız!” dedim. O da, “Tamam, ama beni unutma!” dedi ve çıktı. Yüksek ve sivri topuklularıyla sanki zemini delecek gibiydi yürürken.
Odam boş kalmıyordu, onun ardından Dilber elinde kahve ile girdi içeri. Dokunsan ağlayacak haldeydi. Ona, “Anlat şu işin aslını!” dediğimde, “Duydun mu?” diye sordu. “Evet, ama bir de sen anlat bakalım!” dedim. Dilber Semanur’a diş biliyordu.
Elinden gelse onu bir kaşık suda boğacaktı belli ki. İçerdekilerin duymasını önlemeye çalışarak usulca anlatmaya başladı. “Bizim sürtük zamanında bir haltlar yemiş. Sonra aynısını nişanlısıyla da yapmış. Bizim o orospu dünürü de bundan kızlık raporu istemiş.
Getirmezsen oğlumu vermem sana demiş. İşte ondan sonra da böyle oldu. Dünya aleme rezil olduk!” dedi ve ağlamaya başladı. Sonra, “O orospu geldi sonra evime.
Bana, (Kızın da senin gibi orospunun biriymiş, seni kocam sikti onca zaman, istersen kızını da gönder bir de onun tadına baksın!) dedi. Bu sözü çok ağrıma gitti. Ben orospu değilim. Beni hayat bu hale getirdi!” dedi ağlamasını sürdürerek.
“Peki, senin kız zamanında bu haltı kiminle yemiş?” diye sordum. “Bilmiyorum, dövdüm yine de söylemedi, ama Lisede bunun Cem diye bir arkadaşı varmış, büyük ihtimal odur. Ben onun adresini buldum. Gittim, anası da babası da çirkef insanlar.
Çocuk zaten şu an askerde. Anası bana (Sikilmiş amın davası olmaz, sen git başka kapıya!) dedi. Ben ne yapacağım bilmiyorum. Şimdi bu kızı artık kimse de almaz. İyice kötü yola düşmesinden korkuyorum!” dedi devamında. Sonra da, “Osman sen iyi adamsın, yardım et benim kızıma, ben tek kadın halimle ne yaparım, ne ederim? Ne olur bize yardımcı ol!” dedi.
“Ben ne yapabilirim ki? Olan olmuş! Çocuk ne diyor peki, askerdeki çocuk, onunla konuştunuz mu?” diye sordum. Dilber, “Yok, telefonunu istedim, vermediler!” deyince, “Sen şu çocuğun adını, adresini şu kâğıda yaz, ben bir araştırayım!” dedim.
Dilber bilgileri kâğıda yazıp verdi. Onu bulmak için arkadaşım Sedat’tan yardım isteyecektim. Hem çevresi genişti, hem de tanıdığı önemli insanlar vardı. Amacım çocukla münasip bir dille konuşmaktı.
Dilber çıkınca, Sedat’ı aradım. Sedat, “Vay hayırsız, neredesin sen, unuttun bizi!” dedi gülerek ve sonra da, “Oğlum annemler bende, kadın kafaya koymuş beni evlendirecek mutlaka!” dedi. Ona konuyu değiştirerek anlattım.
Sedat da, “Hallederiz Osman, ben çocuğu bulurum sana merak etme, ama senin de beni görmen lazım!” dedi kahkahayla. Kendisine kadın bulmamı istiyordu Sedat. Ona, “Eve mi göndereyim?” diye sordum. Sedat, “Oğlum manyak mısın, annem bende diyorum sana, ne zaman gidecek onu da bilmiyorum!” dedi. Ona, “Neyse, sen şu çocuğu bana bul, bakarız çaresine!” diyerek kapadım telefonu.
Aradan iki saat geçmişti ki Sedat aradı. “Senin çocuğu buldum, Kütahya da askerlik yapıyor şu an, yaz bakalım…” diyerek, birliğinin adını ve adresini, telefonunu verdi. Ardından, “Bana bak, akşam bana uğra, hem annemi de görmüş olursun!” dedi.
Zekiye teyzeyi uzun zamandır görmemiştim gerçekten de. “Tamam, uğrarım!” diyerek kapadım telefonu. Mecburen Kütahya’ya gidecektim, çocukla yüz yüze görüşmem gerekliydi çünkü. Bu işi en kısa zamanda yapmalıydım.
Akşam Özge ile arabadayken, vitesteki elim zaman zaman onun bacaklarına, kalçasına kayıyordu. Dolgun bacaklarını okşamak çok hoşuma gidiyordu. Özge, “Seni çok seviyorum, keşke seninle ben evlensem, seni çok mutlu ederim!” deyip duruyordu bu sırada. Özge ile birlikte Sedat’ın daireye çıkarken, Emine’nin kapısının önünde birkaç kadın terliği gördüm.
Misafirleri vardı belli ki. Uzun zamandır sesi soluğu çıkmıyordu Emine’nin. Sedat’ın kapısını çaldım. Az sonra kapı açıldı, Zekiye teyze karşımdaydı. Elini öpüp içeri geçerken, Özge’ye bakıp, “Karın da pek güzelmiş, hayırsız Osman!” dedi. O anda Özge’nin yüzü kızardı. Sedat henüz gelmemişti eve.
“O karım değil Zekiye teyze, karımın kızı!” dedim. Zekiye teyze Özge’ye bakıp, “Ay sen bunun anasıyla mı evlendin yoksa ulan? Oğlum o kadın kaç yaşında ki? Benle yaşıt karı mı aldın? Senin gibi genç delikanlıyı idare edebiliyor mu?” dedi hınzırca ve konuşmasının sonunda eliyle ayıp bir hareket yaptı.
Özge iyice kızardı. Zekiye teyze, “Alınma kızım, ama senin anan ağzının tadını biliyormuş herhalde ki böyle delikanlıyı almış kendisine, iyice azmış belli ki!” dedi gülerek. Zekiye teyze hep böyleydi zaten. Zekiye teyze, “Akıllı kadınmış ama! Doğrusu ben de isterdim böyle yakışıklı genç delikanlıyla evlenmeyi, iyi de olurdu!” dedi gene aynı el hareketini yaparak. Erkekler gibi konuşmayı, 'Amlı, Sikli’ küfürler etmeyi severdi. Sedat annesinden çok korkardı.
Tatlı almıştım, halen elimdeydi, “Ben şunları mutfağa bırakayım!” dedim. “Oğlum, zahmet ettin, ama neyse, mutfağın yerini biliyorsun!” diyerek koltuğa oturdu Zekiye teyze. Ben tatlıyı poşetinden çıkarıp tezgâhın üzerine koyarken, poşete akmış tatlı şerbeti elime de bulaştı. Zaten çişim de gelmişti, hem elimi yıkamak, hem de çişimi yapmak için banyoya yöneldim.
Banyoya girerken, arkadaki odada, yatağın üzerinde, genç bir kız gördüm. Kapı bir miktar aralık kalmıştı. Kız giyinik halde yatıyordu. Sırtı kapıya dönüktü, ama kim olduğunu biliyordum, bu Ayfer’di.
Yani Sedat’ın kız kardeşi, daha doğrusu ablası. Uyurken sıyrılan eteğinin altından bembeyaz kalçası çıkmıştı ortaya. Görüntü müthişti. Uzun, siyah saçları yatağın üzerinde dağılmıştı. Beni fark edebilir korkusuyla sessizce banyoya girip işimi gördüm.
Salona döndüğümde Zekiye teyze, “Bizim Ayfer de burada, başı ağrıyordu yattı biraz, uyansın da çay demlesin bize!” dedi. Ben, “Zahmet etme, Özge yapar!” dediysem de, “Olmaz, o misafir!” dedi. İçeri geçti, az sonra yanında Ayfer’le birlikte döndü.
Ayfer beni görünce şaşırdı, bir süre sessiz kaldı. Bir zamanlar Sedat kardeşiyle evlenmem için bana baskı yapmıştı, (Oğlum, senden daha iyisini mi bulacağız, o kadar yıllık arkadaşız, akraba da oluruz, sana kendi ablamı veriyorum!) demişti. Ama ben istememiştim. Çünkü Ayfer epey tipsiz ve bakımsız bir kızdı.
Kaşlarını, bıyıklarını aldığını görmemiştim hiç. Birkaç sefer dışarı da çıkmıştık birlikte. Ama kıza ısınamamıştım. Sessiz, sakin, pek konuşmayan bir kızdı. Bir keresinde elini tutmak istemiştim, o ara elini çekmek isterken bardaktaki sıcak çay eline dökülmüş ve yakmıştı. Evlenmemizi Zekiye teyze de istemişti, ama ben kabul etmeyince üzülmüştü.
Ben bundan aileme hiç bahsetmemiştim. Şimdi yine karşımda duruyordu. Halen evlenmemişti. Kaşları gene kara, kalındı. Ama dudaklarının üzerindeki siyah tüylerini almıştı. Beline kadar inen siyah saçları görünmüyordu şimdi.
Büyük bir türbanla bağlamıştı başını. Ürkekçe, “Hoş geldiniz…” dedikten sonra mutfağa geçti. Çay servisine yakın Sedat da geldi. Oturup bir süre konuştuk ve ayrıldık ordan.
Yolda Özge, “Ay o kadın ne kadar terbiyesiz!” dediğinde, “Bu gene iyi hali!” dedim. Evde durumlar sakindi, ama yemek boyunca Esra’nın bakışları üzerimdeydi. Gece yatarken, karım, “Şu altınları ne yapalım?” diye sordu. Ben de, “Evde durmasın, kimse görmeden ben onları sabah banka kasasına koyarım, sen de gelirsin benimle!” dedim.
Karım, “Bu Hüsniye denen kadın da çok süslü bir şey, ne konuştunuz arabada?” diye sordu. “Ne olacak, havadan sudan!” dedim. Ama karım inanmış mıydı bilmiyorum. “Anneni gördün mü? Bana kızım, kızım deyip duruyor.
Başka zaman olsa ya adımı verir, ya da küfrederdi. Ama şimdi, bak, işte adalet yerini buluyor. Elin adamlarıyla sikişirsen sonun böyle olur!” dedi. Karıma, “Ağzını bozma!” dedim. “Yalan mı?” diye yanıtladı beni. Değildi, ama gene de o benim annemdi. Aklıma geldikçe kötü oluyordum.
Karım, “Kadın doğumcuya yarın götürsene beni!” deyince, “Tamam, bankadan sonra oraya gideriz!” dedim. Karım, “Refiye de aklı sıra o kadar süslenip püslenip bana hava atıyor. Bir şey diyeceğim ama neyse, artık yengenin dediği gibi biz kardeş olduk!” dedi gülerek. Ardından, “Ay Osman, o değil de bu salak Esra o kadınla kızını getirmiş eve, onlar da herhalde duymuşlar bizi.
Kadın giderken yüzüme bakamıyordu bile!” dedi. “Siktir et, duysun!” dedim karıma daha bir sarılarak. Karıma, “Bunun kocası ne iş yapıyor?” diye sordum. “Ay ne bileyim, kocasını da görsen malın biri, iş olursa çalışıyor, olmazsa kahvelerde kumar oynuyor pezevenk. Neyse ki Rabia’nın kaynanasının biraz malı mülkü var da, en azından onun yardımlarıyla ayakta duruyorlar!” dedi.
Bunları konuşurken karım elini yarağıma atmıştı. Külotumun içine soktuğu eliyle yarağımı okşayıp duruyordu. Karıma, “Azdın mı gene?” diye sordum. “Hem de çok, hadi bu gece de yapalım!” dedi istekle. Ben zaten dünden razıydım.
Üzerimde külot ve yatarken giydiğim tişörtüm vardı. Ben üzerimdekileri çıkarırken, karım da ayağa kalkıp dekolte geceliğini çıkardı. Pamuklu beyaz külotu vardı içinde. Sutyenini çıkarmıştı, iri beyaz memeleri gecenin loş karanlığında hareket ettikçe fark ediliyordu. Külotunu tutup çıkardı ayağından.
Karıma, “69 yapalım!” dediğimde, “Tamam, yapalım!” dedi sevinçle. Karım çok istekliydi bu gece de. Ben sırt üstü yatarken, o yatağın üzerine ters şekilde çıktı. Az sonra 69 pozisyonunu almıştık.
Karım iştahla yarağımı somurmaya başladığında, ben de onun etli amcığına yumuldum. Etli ve sulu bir şeftaliydi karımın amı. 'Hartt!’ diye ısırasım geliyordu. Karım yarağımı aç kalmış bebeğin annesinin memesini çekmesi gibi içine çekiyordu.
Ben de amının dudaklarını emiyor, ufak ufak ısırıyordum. Dilimi, geçen Hamide’ye yaptığım gibi, bu sefer de karımın amının derinliklerine sokmaya başladım.
Karımın etli amcığı fırın gibi yanıyordu ve gittikçe sulanmaya başlamıştı. Amının kılları çıkmaya başlamıştı. Sabah kesmemi istememişti. Kök halindeki sert kılları dudaklarıma, dilime batsa da bana sadece zevk veriyordu.
Aldığım zevk yarağımdan itibaren tüm bedenime yayılıyordu. Karım yarağımı ustalıkla somurdukça, ben de karşılık olarak amını daha bir iştahla yalıyordum. Karım ilk zamanlardaki halini çoktan geride bırakmıştı. O kendi halinde, sessiz, cinsellik konusunda bilgisiz hali gitmiş, yerine sikiş konusunda uzman bir kadın gelmişti. Ve elbette bu durum beni müthiş keyiflendiriyordu.
Sağ elimin başparmağını göt deliğinin üzerinde gezdirmeye başlamamla karımın yalamaları daha bir zevkli hale geldi. Göt deliğine parmağımın ucuyla masaj yaptım uzun uzun. Gecenin sıcağında terlemeye başlamıştık.
Karımın göt yanakları da bundan nasibini alıyordu. Zaman zaman dilimi amından çıkarıp göt deliğinin ağzına değdiriyordum. Karım bundan özellikle zevk alıyordu. Hatta birkaç sefer aldığı zevkle yarağımı yalamayı bırakıp derinden seslerle inledi, “Uğhh, Osmannn, ıyy, ağmm, ığmm, çok güzel, ığhh…” sesleri gecenin sessizliğini bozdu. Karımın göt deliğinden bu gece osuruk kokusu gelmiyordu. Onun için göt deliğinin ağzını uzun uzun dilleme fırsatım oldu.
Karım yarağımı boğazına kadar sokup çıkardıkça vücudum aldığım zevkle ateş gibi yanıyordu. Onun genişlemeye başlamış göt deliğine dilimin ucunu minik minik değdirdikçe, onun vücudunun da benimki gibi alev alev yandığını biliyordum. Karı koca çok güzel bir uyum yakalamıştık artık.
Birbirimizi yatakta nasıl doyuma ulaştıracağımızı biliyorduk. Karımın dolgun memeleri karnıma değiyordu, bu pozisyonda onlara dokunamasam da, onların tenime olan dokunuşları bana büyük bir keyif veriyordu. Karımın amı artık çeşme gibi akar olmuştu. Amının zevk sıvıları ağzımı, dilimi ıslatmıştı iyice. Am dudakları gittikçe büyüyordu, onları dilledikçe, emdikçe karım da aynı zevkleri bana yaşatıyordu. Dilinin ucunu yarağımın kafasında ustalıkla kullanıyordu.
Dakikalarca birbirimize 69 yaptık, ama ikimiz de boşalmamıştık. Ses çıkartmadan ikimiz de işimizi yapıyorduk. Karımın götüne birkaç tokat attım sonunda.
Yoksa bu işin sonu olmayacaktı. Karım mesajımı alınca üzerimden doğruldu, yeniden ayaktaydı şimdi. Ondan sonra ben de kalktım. Zemin üzerinde çıplak ayaklarımızın sesi geliyordu. Karım, “Ne oldu, sen niye kalktın?” diye sorunca, “Sen dur şöyle!” dedim. Gözlerim artık karanlığa alışmıştı.
Plastik yarakların olduğu torbayı koyduğum çekmeceyi açtım. Ama o heyecanla çekmecenin yanındaki elektrik süpürgesini unuttum. Kolum süpürgenin borusuna çarpınca boru devrilip zemine çarptı. Karım, “Osman, ne yapıyorsun, dikkat et!” dedi.
Çıkan gürültüye rağmen çekmecenin içindeki torbadan plastik bir yarak aldım. Karanlıkta bunu tam fark edemeyen karım, elimdekini tutunca ne olduğunu anladı ve “Hii, ay bu ne?” dedi bir anda heyecanla. Süpürgenin düşmesinden daha çok ses çıkartmıştı karımın haykırışı. Karım bu kez usulca, “Bunu nerden buldun?” diye sordu. Ben de, “Daha önce almıştım, kısmet bugüneymiş!” dedim gülerek.
Karıma, “Yatağa sırt üstü uzan!” dediğimde, karım dünden razı bir halde yatağa yattı. Bense torbanın içinden ikinci bir plastik yarak daha aldım. Karım, “İki tane mi?” dedi elimdekini görünce. “Evet!” dedim. Üçüncüsü de torbadaydı, ama bunu söylemedim ona.
Verdiğim cevap hoşuna gitmişti. Usulca, “Sik beni erkeğim, sik beni…” dediğinde, bu sözü bütün yarak yalamalarından daha çok tesir etti bana. Beni azdırmasını iyi biliyordu karım.
Yatağa geçtim, plastik yarakların birini amına sokmaya başladığımda karımdan derin bir, “Iğmm, ağhh…” sesi geldi. Plastik yarak dibine kadar amındaydı az sonra.
Şimdi sırada ikincisi vardı. Karımı sol yanına yatırdım, sağ bacağını hafifçe kaldırdım yukarı. İkinci plastik yarağın kafasını göt deliğine bastırmaya başladığımda karımdan gene derin bir, “Iğmm..” inlemesi geldi.
İkinci yarak da karımın götüne dibine kadar girmişti sonunda. Karım derinden seslerle, kızların uyanmasını engellemeye çalışarak inliyordu. “Iğmm, ayy, oğmm, ağhh, aoğmm, oğhh, uğhh…” diye inleyen karım büyük zevk alıyordu.
Onun aldığı zevkle ben de zevke geliyordum. İkinci yarağı tutmayı bıraktım. Yarak karımın göt deliğinde bir ileri bir geri hareket ediyordu. Karım kendini kastığından yarak da göt deliğine hafif hafif girip çıkıyordu. Bir süre karımın görüntüsünü izledim.
Yataktan kalktım, yatağın kenarına geldim bu kez. Yarağımı sıvazladım bir süre. Karımı koltuk altlarından tutup kendime çektim. Bu sırada karyoladan oldukça fazla ses geldi. Kapının camına baktım. Arkada hareket veya bir gölge yoktu.
Karım tam yarağımın önündeydi. Ne yapacağını biliyordu, elini yarağıma attı, yarağımı az önceki gibi ağzına alıp emmeye başladı.
Sol eli amındaki yarağı tutarken, sağ eliyle yarağımı sıvazlıyor, taşaklarımı avuçluyordu. “Aoğmm, oğmm…” sesleri eşliğinde yarağımı iştahla emiyordu biberon gibi. Karımın üç deliğini de doldurmuştum bu gece.
Karım halinden çok memnundu bu haliyle. Tabii ben de öyleydim. Karımın iştahlı emmeleri sayesinde nerdeyse ağzına patlayacaktım. Son anda ağzından çıkardım yarağımı. Karım ise buna aldırmadan iki eliyle iki deliğindeki yarakları tuttu ve plastik yaraklarla kendini tatmin etmeye başladı.
Kısa süre sonra hareketleri hızlanmaya başladı, vücudu titriyor, yerinde sarsılıyordu. Uzun ve derinden iniltiler eşliğinde karım boşaldığında, ben kendimi tutmak için kasılıyordum.
Karım bu gece her zamankinden daha ateşliydi. Onun ateşi bana da geçmişti. Karım amındaki yarağı dibinden tutup çıkardı. Diğeri ise halen götündeydi. Şimdi amına girmek için hazırdım. “Dörtayak üstüne domal!” dediğimde, karım sesini çıkartmadan yatağın üzerinde dediğim gibi domaldı.
Ben de yatağın üzerine çıktım ve arkasında yerimi aldım. Plastik yarak götündeydi halen, ama yarısı dışarıdaydı. Yarağı tuttum ve götüne iyice bastırdım. Karımdan, “Uğmm, ağğhh, ığmm…” diye adeta kedi gibi iniltiler gelmeye başladı.
Yarağımı sıvazlayıp iyice sulanmış ve açık duran amına soktum. Kısa zamanda taşaklarıma kadar aldı yarağımı amı. Götündeki sert plastik yarağı hissediyordum.
Hareketlenmemle birlikte karımın uzun iniltileri ve yatağın gıcırdaması başladı. Sağ elim götündeki plastik yarakdayken, sol elimi saçlarına attım. Saçına asılıp daha şiddetli pompalamaya başladım. Ben de müthiş zevk alıyordum.
Karımın iniltileri kesintisiz devam ediyordu. Az sonra halen elinde tuttuğu amından çıkardığı plastik yarağı yastığına sürttü bir süre ve ardından ağzına aldı. Karımın gene üç deliği dolmuştu aynı anda. Karım boğuk sesler eşliğinde plastik yarağı emip yalarken, ben daha da güçlü şekilde pompalamaya başladım.
Karımın tombul göt yanaklarına çarpan kasıklarımdan şiddetli 'Şlop, şlop, şlop!’ sesleri gelirken, yatağın gıcırtıları kulak tırmalıyordu. Sikişin zevkiyle kendimizden geçmiştik. O sırada kapının arkasında, uzak ta olsa bir gölge belirdi.
Karanlık olduğundan kim olduğunu önce anlayamadım. Ama gölge gittikçe yaklaştı. Buzlu camın arkasındakinin Esra olduğunu anlamam fazla zamanımı almadı. Ablasından az daha kısaydı çünkü. Evet, Esra annesini sikerken bizi dinliyor, izliyordu.
Karımın bundan haberi yoktu bu sırada. O ağzındaki yarağı yalamakla meşguldü, yüzü de duvara dönüktü zaten. Esra’nın orada olması beni daha fazla azdırdı. Karımın amına şiddetle birkaç sefer pompaladım.
Karımın iyice açılmış etli amından o ara 'Zort, zort!’ sesleri geldi. Genişleyen amına giren havanın sesleriydi bunlar. Sağ elimle de plastik yarağı götüne daha da bastırdım. Yarak nerdeyse karımın götünde kaybolmuştu.
Boşalmaya gittikçe yaklaşırken iniltilerim çoğaldı. O anda karımı değil de Esra’nın götünü siktiğimi düşündüm. Bunu o da istiyordu.
Aklım Esra’dayken sarsıla sarsıla boşaldım. Bir süre daha karımın amına sokup çıkardım yarağımı. Amından çıktığımda karım da ağzındaki yarağı yalamayı bırakmıştı. Götündeki yarağı dibinden tutup onu da çıkardım yavaşça. Tamamen çıktığında şarap şişesinin ağzından çıkan mantar gibi bir ses geldi.
Deliğin ağzı epey bir genişlemişti. Karım kendini yatağa yüz üstü bırakırken, ben de yanına uzandım. Bu sırada camın arkasındaki gölgenin gittiğini gördüm.
Nefes nefese kalmıştık ikimiz de. Bir süre birbirimize sarılı halde uyuduk. Karımın horlamaları başlarken, ben de kalktım. Çişim gelmişti. Külotumu giyindim.
Kapıyı açıp banyoya geçerken, kızların kapısının kapalı olduğunu gördüm. Banyo kapısını açmamla birlikte gördüğüm manzara beni şok etti.
Esra çırılçıplak bir halde klozete oturmuş, amını ovalıyordu....
Devam Edecek ...
Türbanlı Teyzelerim 19
Önceki Bölüm
Yaklaşık bir dakika sonra gamze abla kapıyı açtı. Ama nasıl bir açış… yüreğim ağzıma gelmişti… Gamze abla yeni duştan çıkmış haliyle açtı kapıyı.
Göğüslerinin hemen üzerinden başlayıp bir mini etek gibi biten bir havluyu sarmıştı bedenine. Saçlarına da bir havluyu topuz yapmıştı. Kalın baldırları bir bütün gibi duruyordu, arada sadece ince bir çizgi duruyormuş gibiydi.
B: abla… müsait değilsen sonra geleyim
G.A: (sinirli bir şekilde) sen gel içeri bi gel Neden sinirli acaba diye düşünüyordum. İçeri girdim oturma odasını işaret etti geçtim oturdum. Yürürken baldırları sallanıyordu.
Aynı şekilde hiç istifini bozmadan oturdu, bacak bacak üstüne attı. Elinde ki kremi bacaklarına sürerken
G.A: Eee anlat bakalım (meraklı bi şekilde)
B: ne anlatıyım abla
G.A: bilmem vardır anlatacağın bişeyler
B: valla bilemedim abla şimdi… çok güzel bacakların var, ayakların çok güzel
G.A: (gülümsedi) salak.. onları her gün 100 kişiden duyuyorum. Daha farklı şeyler… mesela amcam ve fatma yengem deseeem… aklında bişeyler oturur mu?
B: ne olmuş onlara
G.A: ben duydum, olmuş bişeyler… baş kahramanda sen mişsin?
B: (alaycı bi şekilde) Allah Allah, napmışım ya Kalkıp biraz yakınıma oturdu.
Bacaklarını kucağıma uzattı. Normalde ayaklara pek ilgim olmamasına rağmen o küçük, pembe topuklu, pembe ojeli ayakları sikimi demir gibi yapmıştı.
Havlu biraz daha sıyrılsa amcığını görecektim. Kremi bana uzattı.
G.A: şimdi basenlerimi ve ayaklarımı kremlerken fatma yengemle arandakileri, dursun amcamın yaptıklarını anlat bakalım.
Hipnotize olmuştum. Kremi elime sürmeden bacaklarını okşamaya başlamıştım.
G.A: leyla mısın oğlum, kremlesene
B: Aa, pardon abla. Görüntü çok güzel olunca afalladım bi an. Ben böyle bişey görmedim bugüne kadar… (gamze ablanın ayağını yaklaştırdım, kokladım, öptüm)
G.A: hmmm, sen önce iş diyorsunn deyip iki ayağını da yüzüme doğru kaldırdı. Amcığı biraz da olsa görünüyordu.
B: önce doyalım diyorum abla… mmmm bembeyazsınn, çok güzelsinn deyip ayaklarını yalamaya başladım. Parmaklarını tek tek emiyor, topuğundan parmak aralarına kadar yalıyordum.
Üzerinden havluyu çıkardı. O 80 beden diri göğüsleri, biraz şişkin pembe göğüs uçları ve amcığı ortaya çıktı. Elini ıslattı ve amcığını okşamaya başladı.
Ben ayaklarını emip yalarken gözlerime bakarak yeni yeni çok az kararmaya başlayan, tertemiz tüy bile olmayan pembe amcığını okşuyordu.
Ayaklarından sonra bacaklarını öpmeye yalamaya başladım. İnce bileklerinden gitgide kalınlaşan baldırına doğru yavaş yavaş öpüyor, yalıyordum.
Bacaklarını araladı, amcığına bir kaç kez tokat atıp “yala” komutunu verdi bana.
Kokladım amcığını, harika kokuyordu. Ne bir sidik kokusu ne başka bir şey, çilek gibi kokuyordu. Öptüm ve amcığıyla sevişmeye başladım.
Dudaklarını ısırıyor, saçlarımı sıkıp çekiyor kafamı amcığına bastırıyordu. Amcığını bir güzel yaladıktan sonra göbeğini, meme aralarını yalayarak dudaklarına geldim.
Bir öpücük aldı, durdu. Sonra bir öpücük daha. Tek tek öpüp duruyordu. Elimi amcığına atıp okşamaya başlayınca deli gibi öpüşmeye başladık. Elleriye gömleğimin düğmelerini tek tek hızlı hızlı açtı.
Pantolonumun üzerinden sikime uzanabildiği kadar okşamaya çalışıyordu.
Kemerimi çözdüm, pantolonumu çıkardım. Kafasının altında ki yastıktan dolayı kafası dik duruyordu gamze ablanın. Yüzüne baksırla yanaştım, dans ediyor gibi yapıyor sikimi baksırla birlikte dudaklarına sürtüyorrdum.
O da dilini çıkarıyor sertleşmiş sikime değdiriyordu. Tuttu ve eliyle indirdi baksırı. Sikim fırladı baksırdan. Gözleri büyüdü, dudaklarını ısırarak eline aldı.
Baksırı çıkarıp attım bir köşeye.
Sikimi okşuyor “offff çok güzel, çok düzgünn, çok büyükkk” diyordu.
Kafasından tutup ağzına yaklaştırdım. O kalın dudaklarıyla öptü sikimi.
Ağzını açtığı gibi soktum sikimi. Kafasından tutup sokuyordum ağzına. Harika yalıyordu.
Deliriyordummm. Muhteşem bir manzaraydı. İtti beni
G.A: yeter bu kadar, sok onu banaa. İçimde istiyorummm
B: sen iste yeter ablacımm, her yerine sokarımm Deyip amcığına hizaladım sikimi, yavaş yavaş soktum vıcık vıcık olan deliğine.
G.A: offfff, ohhhhh harikaa harikaa işte buuu
B: ımmmmm bu nasıl amcıkkk ablaaa
G.A: yengemin geniş amcığından sonra iyi gelmiştirrr deyince biraz durdum, şaşırdığımı anladı
G.A: her şeyi biliyorum ademm, sen devam ettt durma
B: (tekrar sokmaya başladım) nereden biliyorsun orospu
G.A: offff odaklanamıyorummm. sameett her şeyi anlattı sen gelmeden hemen önce.
Ahhhhhhh. Azdım bunları duyunca duşa girip ohhhhh okşadım kendimiii ımhhhh. Yengemi götünden siken bana neler yapar dedim ahhhhh
B: seni daha beter sikicemmmm, amına koyduğumun orospusuuu
G.A: ahhhhh sikkkk, kullan beniiii
B: orospumsun sende benimmmm fahişemmm
G.A: yengemin memeleri nasılll güzel miiii, beğendin miii
B: kocaman orospu teyzemin memeleriii
G.A: odfffff güzel di miii
B: güzel tabii (şaşırıyordum) sana noluyor orospuu
G.A: ahhh aşkım ben bisexim. Offff hızlı olll sokkkk
B: bak sen orospuyaaaa
G.A: ımhhh ne sandınnnn. Yengemi çağırsan gelir miiii
B: bilmeeemmm offf
G.A: yengemi kat burayaa, sana ne amlar siktiricem ademmmm köpeğin olucammm Durdum “emin misin” dedim. “Evetttt, sokmaya devam et durmaaa” dedikten sonra aradım teyzemi nefes nefese.
F.T: efendim balım
B: teyzee ımh gamze ablamlara gel acilll
F.T: ne oldu lan sen niye nefes nefesesin, niye gamzelerdesin
B: teyze sen gelll oh nolur hadi bekliyorumm
F.T: kim bilir ne iş çeviriyorsun şerefsiz tamam Deyip kapatttıktan sonra
G.A: offff senin yarrağını yerimmmm erkekkk
B: oluyor mu isteğin fahişeee
G.A: evetttt sana ben cenneti yaşatıcam cennetiiiii
B: görücez orospummm bakalım fatma orospusu ne diyecek bu işe
G.A: istemese de dayanamaz o azgın yengem benimmm. Ohhh ben küçükken az odaya sokup siktirmiyordu amcamaaa Derken kapı çaldı. Ben açarım dedim ve çırılçıplak sikim dimdik ve sulu gittim kapıyı açmaya.
Kapıyı açar açmaz elinden tutup çektim. Teyzem afalladı beni çıplak görünce şaşırdı
F.T: ne lan bu hal burada, yoksaa
B: kes sesini orospum deyip zorla diz çöktürdüm kapı dibinde. Suratına sikimi vurup zorla sokmaya başladım. Teyzem konuşmaya çalışıyor ama konuşamıyordu.
Biraz soktuktan sonra çıkardım sikimi
F.T: delirdin mi lan sen? Napıyosun
B: gamze abladan rica ettim çok azdık teyzemle çağırsam burada sikebilir miyim dedim. O da beni de sikersen olur dedi, ondan çağırdım.
F.T: dalga geçme lan benimlee anlat Gamze abla içerden çırılçıplak yürüyerek geldi.
G.A: yengeeee niye sert çıkıyorsun kiii ne var yanii erkeğinin tadına bende bakmak istedim
F.T: ne diyo bu adem
B: çok istedi kıramadım teyze
F.T: lan onu mu diyorum erkeğin diyor gamze nereden biliyor Gamze abla teyzemin arkasına geçti ben önüne. İkimizde aramıza teyzemi almış sıkıştırıyorduk.
Gamze abla teyzemin boynuna yaklaştı
G.A: onu biraz seviştikten sonra söz anlatıcam yenge deyip boynunu öpmeye başladı teyzemin. Bende yanaşıp diğer taraftan öpüyordum.
F.T: bakınnn ahh azgınlığıma denk geldiniz ımhh yoksa ımhh asla ve asla böyle bir şey olmazdı
G.A: azgın olmadığın zaman yok ki yengemmm deyip teyzemin memelerini okşuyordu tuniğinin üzerinden. Teyzem iyice bırakmıştı kendini. Yavaş adımlarla yatak odasına doğru geçiyorduk. Banyonun önünden geçerken garip bir ses duydum. Neyse dedim teyzeme odaklandım. Tekrar sesin geldiği yere bakınca bir gölge gördüm. Merak etmiştim ama bu iki taş orospuyu hiç bırakasım yoktu....
SoN...

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Farklı Fanteziler (5)
Önceki Bölüm
Galip olan biteni bana anlatırken bir ara yanımıza Gökçe geldi. Meraklı bir ifadeyle Galip'in anlattıkları kısa bir süre dinledi. Galip cümlesine bitirdiğinde Gökçe ile göz teması kurdu ve karşılıklı gülümsediler.
Bu gülümseme koca bir ilişkinin tüm geçmiş ve geleceğini kapsayan ve içinde aşk, tutku, heyecanla beraber nice güzel duygu olan bir gülümsemeydi.
-Beyler ben denize gideceğim. Biraz bedenim gevşesin istiyorum. Dün her yerim tutulmuş terasta uyuyakaldığım için. Biraz güneş iyi gelir.
-Tamam güzelim. Al arabanın anahtarını, masanın üstünde olması lazım. -Siz gelmiyor musunuz? -Biz galiba biraz daha muhabbet edip güç toplayacağız akşam için.
Bunu duyduktan sonra Gökçe bana bakıp uzaktan şuh bir öpücük yolladı, bende bir öpücükle ona karşılık verdim.
Telefonunu çıkartıp muhtemelen saati kontrol eden Gökçe 'kendinize iyi bakın' deyip Galip'in yanağına bir buse kondurup benim yanıma geldi. Bikinisinin zor kapattığı göğüslerini eğilip iyice yüzüme yaklaştırdı. Ardından dudaklarımız temas etti,
Gökçe diliyle ağzımın içinde tüm kaslarımı uyaran bir gezinti yaptı ve tekrar doğrulup göz kırptı. Uzaklaşırken Galip ve ben bu hayranlık uyandırıcı kadının bacaklarını ve kalçalarını gözlerimizle adeta yiyip bitiriyorduk…
Biz onu izlerken o kapının eşiğinde bir an durakladı ve bize gözlerini dikip;
-Gece için iyice güç toplayın.
deyip bikinisinin kalça kısmını araladı. Kıç deliğinin üstünde hafif bir metal parıltı vardı; kıç tıkacı yani butt plug vardı! Gece her deliğinden, her noktasından zevk alacaktık…
Gökçe gözden kaybolduğunda gerisinde sertleşmiş iki erkek bırakmıştı. Galip bir süre ne diyeceğini bilemeden uzaklara baktı. Yüzünden aldığı haz belli oluyordu.
Bu çiftle tanıştığım için çok mutluydum. Aşağı inip içecek soğuk bir şeyler ve bir iki atıştırmalık alıp tekrar terasa çıktık.
Gölgeliğin altında hoş bir manzara karşısında normalde inanılmaz geveze bir adam olan ben susmuş ve yine Galip'i dinliyordum tekrar.
Galip;
Alper'in bu ziyareti sonrası kafamda daha farklı düşünceler cereyan etmeye başlamıştı.
Gökçe beni bir yola sokmuştu ben anlayamadan, kim olsa o yola girerdi zaten. İş yerimde bu arada durumlar gayet iyiydi, terfi almıştım. Artık daha büyük bir odaya geçmiştim ve kendime özel asistanım olacaktı.
Tek can sıkıcı kısım toplantıların ve iş ziyaretlerinin sayısının artması olacaktı. Tüm bunlar ile uğraşırken firmanın İnsan Kaynakları müdüründen özel asistanım için 5 firma içi, 5 firma dışı kişinin özgeçmişini inceleyip ardından seçmem gerektiği bilgisi tarafıma aktarılmıştı.
Bu özgeçmişlerle uğraştığım bir akşam Gökçe elinde çayıyla gelip bilgisayarın başında durmuş ve ne yaptığımı izlemeye koyulmuştu.
-Özel asistan bunlardan birisi mi olacak şimdi? -Evet. -Göstersene bana fotoğraflarını.
Göstermeye başladım. Her birine bir kulp buluyordu 'bu salak gibi duruyor, bu ne ya, oha nasıl saçma bir sakal tıraşı o öyle…' nihayet bir tane erkek adayı görünce 'bu iyiymiş' dedi.
-En tecrübesiz olanlardan birisi bu. Benim son tercihlerimden. -Ne bileyim bana iş bilir birisi gibi gözüktü. -Bak şu nasıl? -Kadın asistan diyorsun? Şuna bak, bu kuaförden çıkmadığı için iş yapamaz. -Kıskandın mı yoksa? -Yoo. Ama çok yakın çalışacaksın ve adı üstünde özel asistanın. Senin yetişemediğin her şeye koşacak.
O yüzden erkek olursa daha iyi olur diye düşündüm. Bazen kıçını dönüp yatıyorsun sonuçta. -Sen ne kadar azgın, ne kadar terbiyesiz bir kadın oldun böyle!
deyip onu gıdıklamaya başladım. Bir yandan kahkaha atıyor bir yandan ellerimden kurtulmaya çalışıyordu.
Onu sıkıca tutup dizime oturttum.
-Böyle yaramaz olursan nasıl baş edeceğim ben seninle? -Tamam aşkım, baş etme, yorulma diye erkek asistan seçmeni istedim ya zaten. -Bak hala ama. -Ne yalan mı? Seni düşünüyorum ben. Yoksa ne yapayım toy çocuğu. -Ooo erkek seçmeye mi başladın sen? -Seni seçtim, gerisi mühim değil aşkım…
Bunu söyleyip dudaklarımız birbirine temas etti. Aramızda dolaşan bir elektrik vardı ve yavaşça öpüşmeye başladık. Gökçe diliyle dilimi kavramaya çalışıyor, ağzımın içinde her noktayı tekrar tekrar dilinin ucuyla geziyordu.
Heyecanlı bir kaşif gibiydi, bir eli şimdiden sırtımdaydı ve çıplak tenime tırnaklarını geçiriyordu. Diğer eli yavaştan eşofmanımın içinden ama iç çamaşırımın üstünden penisime dikkatlice, sanki kırılacak bir eşyaymış gibi dokuyordu.
Bir elim onun bacaklarındayken diğer elimle başını başıma yaklaştırıyordum.
Artık ikimizinde kıvama geldiğini hissettiğimde Gökçe'yi biraz kendimden uzaklaştırıp ayağa kalktım.
Eşofmanımın altını ve iç çamaşırımı çıkartıp tekrar sandalyeye oturdum. Gökçe daha ben oturmaya çalışırken bile elini penisime götürmüş, okşuyordu.
Onu omuzlarından bastırarak önümde oturttum ve saçlarını elime dolayıp başını istediğim yöne hareket ettirmeye başladım.
-Bugün kocana hoş bir oral yapacaksın. -Nasıl istersen aşkım…
dedikten sonra penisime doğru hareket etmeye çalıştı ancak saçlarından sıkıca kavradığım için sadece dudakları değecek kadar yaklaşabilmişti.
-Şöyle yapalım, bugün beni gerçekten çok memnun edersen bende seni memnun ederim. Ne istersin misal, onu yaparım. -Misal o oğlanı işe alır mısın? -Alırım. Bunu istiyorsan gerçekten… -İyi olmaz mı ama aşkım, akşamları gelse eve seninle beraber? Gündüz senin işlerini, gece benim işlerimi ve beni halletse? -Peki o süslü kızı alsam ve gündüz benim işlerimi, gece libodomu halletse? -Ya ben? -Seni de ben hallederim… -Nasıl peki? -Böyle işte…
dedikten sonra penisime doğru başını ittirmeye başladım. Dudaklarını açıp penisimi ağzına aldığında dili penisimin altında, baş kısmına değiyordu.
Yavaşça yaklaştırıyordum ve sonuna kadar hepsini ağzına alması için gayret gösteriyordum.
Sonra tekrar saçlarından geriye çekiyor ve tamamını çıkarttırıyor, tekrar açık ağzına penisim gelecek şekilde ittiriyordum. Penisim her ağzına girip çıktığımda çıkan sesleri iyice dinlemeye, onun penisimi ağzına alışını tüm detaylarıyla izlemeye ve ağzının ıslaklığını penisimde hissetmeye çalışıyordum.
Tamamen ona ve verdiği zevke odaklanmıştım. Bir ara penisimi çıkarttım ağzından ve başını elimle yönlendirerek bacağımın kasıklarıma yakın iç kısımlarını yalamasını sağladım.
Diliyle her yerimde gezinsin istiyordum. Gökçe bir ara boşluk buldu;
-Ya her ikisini de işe aldırsan? Gündüz sana yardımcı olurlar. Akşamları ve tatillerde ise bizi heyecanlandırmak için uğraşırlar…
Tekrar uzanıp penisimi yalamaya başlamıştı bu sırada. Artık başını daha serbest bırakmış, kontrolü biraz daha ona vermiştim.
-Nasıl heyecanlandırmak misal? -Kız sana striptiz yapar, oğlan bana masaj yapar. Sonra sen beni becerirken onlar köşede bekler. -Güzel fikirmiş.
Hem bir yandan konuşuyor hemde konuşma sırası bana geldiğinde penisimi büyük bir iştahla ağzına alıyor ve tekrar konuşma sırası ona gelene kadar yalamaya, emmeye, diliyle etrafında gezinmeye devam ediyordu.
-Benim aklım oğlan kısmında kaldı. Ne yani eve bir adam getirsem 'al bunu istediğin gibi kullan' desem onunla birlikte olacak mısın? Ciddi soruyorum. -… -Gökçeeee… -Düşünüyordum. -Düşünüyordun demek…
-Rahatsız olmayacağını bilsem ve başımıza bela olmayacağını bilsem bile hemen koynuma almam. Ama hafif bir yakınlaşma beni ve seni tahrik eder diye düşünüyorum.
-Ne gibi. -Bilmem.
Bunu dedikten sonra başını elimden tamamen kurtardı ve penisime kelimenin tam anlamıyla yumuldu. İki elini belime dolayıp aşağı indirmiş, kalçalarımı iyice kavramış bir şekilde bana oral yapıyordu. Kalçlarımdan aldığı destekle beraber güzel bir itim yakalamıştı.
Her seferinde penisimi tamamen ağzına alıyor, çıkarken uzun uzun emiyordu. Ben boşalıncaya kadar durmadı. Ben tamamen boşalınca bir süre daha ağzından penisimi çıkartmadı.
Sonra gözlerini gözlerime dikip ağzını hafifçe araladı ve ağzını dolduran spermleri gösterip birden yutuverdi. Yüzü gülüyordu. Bu kadında ne cevherler var gördükçe şaşırıyordum.
Altım çıplak bir şekilde sandalyemde boşalma sonrası keyif yaparken Gökçe dizimin dibinde oturmuş konuşmadan bacağıma başını koymuş düşünüyordu.
Sessizliği bozan o oldu.
-Nasıl, beğendin mi? -Fena değildi. -Şimdi ne istesem yapacak mısın yani? Anlamadım. -Bilemedim. Başka deliklerini denemek isterim. Öyle karar veririm. -Oyun bozanlık bu ama! -Değil! Sen ne isteyeceğine karar verdin mi hem? -Oğlandan yana kullandım ya tercihimi işte. -Onu kabul etmiyorum ben. -Niye? -Ne yapacağını bile bilmiyorsun onunla. -Biliyorum ama anlatmak konusunda çekincelerim var. -Anlat bakalım neymiş…
O sırada Gökçe başını dizimden kaldırıp karşıma bağdaş kurdu ve düşünceli gözlerle bana baktı.
-Galip tüm bu konuşulanlar heyecan katsın diye var hayatımıza. Yoksa senden başkasını gözüm görmez benim. Rahatsız olursun, beni terk edersin diye korkuyorum ben bir süredir galiba.
-Aslında kafam karışık benim bu onuda. ama korkmana gerek yok. Sadece konuşuyor veya ufak aksiyonlara giriyoruz en fazla. Kimsenin sana dokunduğu, seni becerdiği vs yok sonuçta.
-Haklısın ama konuşmak, içimi rahatlatmak istedim. Bunlar önemli ve geri dönüşü olmayan konular. Seni kaybetmeyi göze alamam aşkım.
-Korkma Gökçe'm… Eğer farklı isteklerin olursa zaten bana söylersin, korkmadan ve konuşarak çözeriz. Bir kod bulalım, bu tür konuları ciddi konuşacağımız, ciddi isteklerimizin olduğu zaman onu kullanalım. Böylece sıkıntı yaşamadan konuşabiliriz. Bu kodu kullanmadan konuştuğumuz, fantezisini kurduğumuz diğer her şey ise sadece fantezi, heyecan arayışı olarak kalsın. Olur mu?
-Olur aşkım. -Kod 'yasak elma' olsun. -Harika! -Bu kod dışında sınırsız hayal kurabilir ve bana anlatabilirsin. -Kıskanmazsın yani? -Hayır. Ya sen? -Hayır Galip. -Ee anlat bakalım o zaman oğlan ile ne yapacaksın? -Utandım şimdi… -Utanma…
Bunu dedikten sonra tekrar bana iyice sokuldu ve kasıklarımda diliyle bir heyecan dalgası yaratmaya yetecek ıslaklığı verip bunu tüm bedenime yayarak yalamaya başladı. Uzun zamandır yapmadığımız bir şey o an aklıma geldi…
Penisim iyice sertleşene kadar yalamasına, hafif hafif ısırmasına ve ağzına almasına izin verdim.
-Yaramaz bir kadın olduğun için seni cezalandırma kararı aldım karıcığım. -Nasıl olacakmış o?
Gözlerinde dünyada bulunan tüm erkekleri baştan çıkartacak bir bakış yerleşmiş, dudaklarını ısırarak bana bakıyordu. Cevap vermeden oturduğum yerden kalkıp ona yaklaştım ve doggy pozisyonuna getirdim Gökçe'yi.
Karşılık vermiyor, onu yönlendirmeme izin veriyordu. Domine eden bendim o gece.
Gökçe bana sırtı dönük, dizlerinin üstünde dururken bir çırpıda altına giydiği taytı ve iç çamaşırını çıkarttım. Çamaşırları dizine kadar indirdim, elime tükürdüm ve penisime bu tükürüğü yaydım.
Damlamamasına dikkat ederek penisimi Gökçe'nin kıçının deliğine iyice yaklaştırdım ve hafif hafif bastırmaya başladım. Yaklaşık bir iki dakika sanki içine giriyormuş gibi penisimle kıçına baskı yaptığımda deliğin genişlemeye başladığını ve beni her an içeri alabileceğini fark ettim.
Canını acıtmamaya özen göstererek sadece kafasını içeri soktum. Özlemiştim bu daracık deliği… Önce git gel yaparak sadece penisimin kafasını sonra yarısını, sonra tamamını soktum.
Gökçe biraz acıyla karışık inliyor ama karşı çıkmadan arkadan onu becermeme izin veriyordu. Artık hızımı biraz arttırmış ve penisimin tamamını Gökçe'nin kıçına sokmaya, anal seksin zevkini çıkarmaya çalışıyordum.
Yumurtalıklarımda Gökçe'nin elini hissettiğimde tüm bedenim ürperdi. Ancak bu çok uzun sürmedi, Gökçe eliyle klitorisini sertçe okşamaya, kendine anal seksten zevk çıkarmaya başlamıştı.
Seri bir şekilde Gökçe'nin kıçının derinliklerine girip çıkmaya, kendimi boşalmak için hazırlamaya başlamıştım. Gökçe zevk ve acıyla karışık inliyor, kendince mırıldanıyordu. Bir ara mırıldanmayı kesip;
-Ne mi yapardım o çocukla? Frikiklerle iyice azdırır sonra karşısında kendimi tatmin ederdim. Ohh.. Biraz yavaşla aşkım. Sonra ne mi yapardım beni izlemesini sağlardım.
Sonra… Devam et ama yavaş… Sonra Ben boşalınca vajinamdan akan sıvıları ona yalat….. Galip…
Ben boşalırken Gökçe histerik bir şekilde sarsılıyor ve muhtemelen boşalmak için elinden geleni yapıyordu. Penisim tamamı kıçının içinde, kalan spermlerin akmasını beklerken Gökçe'nin üzerine kendimi bırakmıştım.
sikimi köküne kadar içine soktuğum için Gökçe'nin kendisini tatmin eden eli arada bir yumurtalıklarıma temas ediyordu. Gökçe eliyle hızlı bir şekilde kendini tatmin ediyor ve dudaklarından anlamsız kelimeler mırıltı halinde çıkıyordu.
Kulağına eğilip;
-Belki o sırada sende o asistan çocuğa bir iyilik yapar ve o mastürbasyon yapıp kendini boşalttıktan sonra penisinde kalan kısımları dilinle temizlerdin? Yaramaz bir kadın bence böyle yapar çünkü.
Gökçe'nin dudakları belli belirsiz kıvrıldı, gülümsüyordu. Gözleri kapalı olarak muhtemelen konuştuklarımızı düşünüyordu, çok geçmeden o da orgazmın doruklarına ulaşmıştı.
Temizlenip yatağımıza girdiğimizde işe kimi alacağımın kararını vermiştim.
-İyi geceler. -Tatlı uykular aşkım. -Yarın o kızı işe alıyorum. -İlk tercihim o değildi. Neden peki? -Ben sana anal yaparken o da eğilip sana oral yapar. Sende yorulmazsın, bende…
Sıkıca sarılıp geceye kendimizi teslim ettik, renkli rüyalar gördüğümüzü biliyorum ikimizinde.
Devam Edicek ...
Köyümüzün Amcıkları (21. Bölüm)
Önceki Bölüm
Perşembe günü saat 12:30 gibi kasabadaydım, Halime'yle önünde buluşacağımız bilgisayar kursunu bulmak için biraz erken gitmiştim. Ama fazla aramama gerek kalmamıştı, kolayca buldum, çarşının göbeğinde, altı pasaj olan büyük bir binanın 2. katındaydı.
Üst katlarda ise bir Dişçi, bir Avukat ve bir Muhasebecinin tabelaları vardı. Daha üst katlarda ise tabela falan yoktu, perdelerden anladığım kadarıyla normal ev olarak kullanılıyordu. Arabayı yan sokağa bırakıp, pasajın içindeki çay evinde oturup beklemeye karar verdim.
Doğru yerdeydim, ama her ihtimale karşı, çay evini işleten çocuğa bilgisayar kursunun başka yerde girişi çıkışı olup olmadığını sordum. Çocuk da başka giriş olmadığını söyleyip, "İlan için mi geldiniz hocam?" dedi. "Yok, ne ilanı?" dediğimde, çocuk bilgisayar kursunun satılık olduğunu söyledi.
Çocuk beni gazetedeki ilanı okuyup, bilgisayar kursunu satın almak için araştırmaya gelen bir müşteri sanmıştı. Doğrusu 20 yıl düşünsem bir bilgisayar kursu satın almak aklımın ucundan geçmezdi. Ama aslında hiç te fena bir fikir değildi.
Bizim köy başta olmak üzere, tüm civar köylerde gençlerin bilgisayar kullanma konusunda ya hiç bilgileri yoktu, yada çok büyük eksikleri vardı. Bu devirde de bilgisayar bilmeyenlerin iş bulması zordu. Bu işi ciddi ciddi tartmaya karar verdim. Nasıl olsa param vardı, Nurcan'ın hesabıma aktardığı para bankada kuzu kuzu yatıyordu.
Çayımı getirdiğinde, çocuğa bilgisayar kursu hakkında bazı sorular sordum. Kursiyerler boş zamanlarında hep çay evine takıldıkları için, çocuk bilgisayar kursu hakkında hemen hemen herşeyi biliyordu. Sahibinin emekli bir öğretmen olduğunu, adamın acil paraya ihtiyacı olduğunu, fiyatı da onun için Kelepir tuttuğunu falan anlattı çocuk.
Eskiden adamın kendisi de ders veriyormuş, ama sağlık durumundan dolayı ders vermeyi bırakmış, şu anda sadece Meltem hoca ders veriyormuş. Çocuğa yaklaşık öğrenci sayısını, bir kurs döneminin kaç ay sürdüğünü falan da sordum…
Çocuk bu konuyla ciddi ciddi ilgilendiğimi görünce, "Hocam isterseniz yukarı Meltem hanımın yanına çıkın, bir de ondan fikir alın. Hem diğer dairenin durumuna da bakarsınız?" dedi.
Şaşırmıştım, "Bir de daire mi var?" diye sordum. Ve öyleymiş. O kattaki dairelerin ikisi de aynı adamınmış. Adamın asıl niyeti iki daireyi birleştirip kursu büyütmek ve dershaneye çevirmekmiş, ama sağlık durumu bozulunca bu işten vazgeçmek zorunda kalmış.
Çocuk adamın istediği fiyatı söylediğinde, bir kez daha şaşırdım. O anda şöyle bir düşündüm de, harbiden iki daire için istenilen fiyat (42.000 Euro) çok Kelepir idi. Hem bu civarda başka bilgisayar kursu olmadığı için iyi bir yatırımdı, hem de diğer daireyi 'Özel işlerim' için kullanabilirdim!
Çocuğa, "Meltem hanımın yanına sonra çıkarım, önce halletmem gereken başka işlerim var!" dedim. Çocuk ta, "Tamam hocam, bence bu fiyata kaçırmayın, alın, pişman olmazsınız!" dedi.
Çayımın parasını ödeyip çıktım. Saat 13:00 olmak üzereydi, pasajın girişi önünde bekliyordum. Halime yanında iki kızla birlikte göründü, benim arabayı parkettiğim sokaktan geliyorlardı. Kızların ellerinde defter kitap vardı. Halime ayaküstü, Müge ve Birgül ile beni tanıştırdı. Onlar da yakında Halime'nin çalıştığı Otelde işe başlayacaklarmış.
Sonra kızlar bizden ayrılıp pasaja girdiler, bilgisayar kursuna gidiyorlarmış. Müge ve Birgül merdivenleri çıkarlarken dönüp Halime'ye gülümsediler ve el salladılar.
Kızlar gözden kaybolunca, Halime suratını ekşitip, "Tühh yaa, sadece 1 saat vaktim var! Çok kötü bir durum değil mi?" dedi. Ben de, "O halde burda böyle dikilip durmayalım! Ne yapalım, bir Cafeye falan mı gidelim? Yoksa parkta falan mı dolaşalım?" dedim.
Halime yutkunarak, "Şeyy… Akrabalardan gören falan olursa kötü olur! Kimsenin görmeyeceği bir yere gitsek?" dedi.
"Nereye gidebiliriz ki?" dedim. Halime avucunu açıp bir anahtar gösterdi ve "Bizim kızların kaldığı eve gitsek olur mu?" dedi. İyi olacak hastanın doktor ayağına gelirmiş. "Olur tabii!" dedim.
Halime, "Şu arabanın yanındaki apartmanın giriş katında, girince soldaki daire. Birlikte girdiğimizi gören olmasın, ben önden gideyim, sen bir iki dakika sonra gelirsin, tamam mı?" dedi. İçimden, düştüğüm durumlara gülerek, "Tamam!" dedim.
Halime gitti. Ben de pasajın önündeki marketten, bir gazete, bir paket sigara ve iki kutu da meşrubat aldım. 5 dakika falan sonra ben de tarif ettiği apartmana girdim. Halime dairenin kapısını aralık tutarak, kapının arkasında bekliyordu.
Beni görünce kapıyı biraz daha aralayıp, "Gir, çabuk gir!" dedi. İçeriye girdiğimde hemen kapıyı kapatıp kilitledi, heyecandan eli ayağı titriyordu. Yüzü de kıpkırmızı olmuştu.
Sanki kapının kilidine güvenmiyormuş gibi, sırtını da kapıya dayamıştı. Heyecanla nefes alıp verirken göğüs kafesinin inip kalktığını görebiliyordum. Farkında olmadan da alt dudağını emiyordu.
Halime'nin beni bu eve getirmesi herşeyi değiştirmişti. Bu da demek oluyordu ki, sadece kuru kuru muhabbet etmeyecektik. Ama nekadar ileriye gideceğimizi de bilmiyordum.
Halime'ye, "Ee, bir saati burda, koridorda dikilerek mi geçireceğiz?" deyip gülümsedim ve salona geçtik. Sigarayı, Gazeteyi ve meşrubatları sehpaya bıraktım ve evin diğer odalarına bir göz attım. Halime, "Merak etme başka kimse yok, kızlar tek kalıyor burda!" dedi.
Çekyata oturduk. Halime'nin elini tuttuğumda, elini çekmek için bir girişimde bulunmadı. Elinin sıcaklığı yine elimin içini terletmişti. Tek kelime konuşmadan birbirimizin gözlerine bakıyorduk. Ve birbirimizi istiyorduk.
Dudaklarımı yavaşça dudaklarına yanaştırdığımda, Halime de gözlerini yumup dudaklarını uzattı. Ve öpüşmeye başladık. Sakin sakin başlayan öpüşmemiz, birkaç dakika sonra vahşi bir yiyişmeye dönüştü. Yarağım da pantolonumun içinde çadırı kurmuştu.
Dudaklarımı dudaklarından çekmeden, Halime'nin gömleğinin düğmelerini çözüyordum. Tüm düğmeleri çözdüğümde, Halime gömleğini çıkarıp kenara bıraktı. Ben de dudaklarını bırakıp bembeyaz boynunu öpmeye başladım.
Halime başını arkaya atmış, göğüslerine inmemi bekliyordu. Fazla oyalanmadan göğüslerine indim. Göğüslerinin arasını ve göğüslerinin sütyenden taşan kısımlarını koklayıp öpüyordum. Bir göğsünü sütyeninden çıkarıp ağzıma aldığımda, Halime elini sırtına atıp sütyenin kopçasını çözdü ve sütyeni aramızdan çekerek çıkardı, kenara koydu.
Şimdi iki göğsünü de iki elime almış, hem okşuyor, hem de sırayla ağzıma alıp, uçlarını emiyordum. Halime ellerini saçlarıma geçirmiş, başımı göğüslerine bastırırken, biryandan da kesik kesik inliyordu. Benimse yarağım pantolonun içinde zonkluyor, bir an önce özgürlüğüne kavuşmak istiyordu.
Göğüslerini emmeyi bırakıp saate baktım. Ne çabuk 15 dakika geçmişti. Ayağa kalktım ve elinden tutarak Halime'yi de kaldırıp, "Çıkar pantolonunu!" dedim.
Halime pantolonunu çıkarırken, ben de çabucak gömleğimi ve pantolonumu çıkardım. Şimdi Halime külotla, bense boxerle kalmıştım. Halime boxerimin önünde kurulmuş çadıra bakarken, yine farkında olmadan alt dudağını ısırıyordu.
Halime'yi ürkütmeden, dudaklarına yumuldum. Ayakta öpüşürken külodunun üzerinden götünü okşuyordum. Kazık gibi olmuş yarağım da ikimizin arasında sıkışmış kalmıştı. Halime'nin külodunu indirmeye çalıştığımda, elini elime atıp indirmemi engelledi. Ben de bıraktım ve öpüşmeye devam ettik.
Az sonra elim yeniden küloduna gitti. Yine engelledi ve kulağıma, "Şeyy… Ben bakireyim!" dedi. Bakire olmasaydı şaşırırdım zaten. "Biliyorum aşkım.
Merak etme kızlığına zarar vermeyeceğim!" dediğimde elimi bıraktı. Ben de külodunu biraz sıyırdım aşağıya ve önüne çömelip, külodunu iki elimle yanlardan tutup ayaklarına düşürdüm. Bakire amıyla burun burunaydım şimdi.
Halime bütün bunları yapacağımızı bekliyor olmalıydı ki, bir tek kıl yoktu, dünden kaymak gibi yapmıştı amını.
Amına dilimi değdirdiğimde, "Immmm!" diye inledi. Klitorisini ağzıma alıp sündüre sündüre emerken, Halime de ellerini yine saçlarıma geçirmiş, ayakta dengesini sağlamaya çalışıyordu. Dizleri titriyordu. Ayağa kalktım ve Halime'yi Çekyata oturttum, bacaklarını aralayıp, önüne diz çöktüm ve yalamaya devam ettim.
Ve Halime bir kez orgazm olana kadar amını yalamayı sürdürdüm. Sonra ayağa kalktım ve boxerimi indirdim, yarağımı özgürlüğüne kavuşturdum.
Boxerimi çıkardığımda Halime telaşlanmış, hemen ayağa kalkmıştı. Onu sakinleştirmek için birkez daha kızlığına ellemeyeceğimi söyledim ve dudaklarına yumuldum. Biraz öpüştükten sonra, götünü avuçlayarak, "Arkadan hiç yaptın mı aşkım?" diye sordum.
Cevabının, "Hayır, yapmadım!" olacağını bile bile sormuştum bu soruyu. Aslında bu bir soru değildi, sadece götünü sikmek istediğimi belirten bir cümleydi.
Bugün bu kızın götünü sikmeden bir yere gitmeyecektim.
Halime'nin yönünü Çekyata çevirip, yere halının üstüne dörtayak pozisyonunda domalttım. Önce götünün yanaklarını ayırıp, biraz amını ve göt deliğini yaladım.
Göt deliğine bolca tükürük bırakıp, arkasında pozisyonumu aldım. Yarağımın başını da tükürükleyip, göt deliğine yasladım. Sokmadan önce centilmenlik olsun diye, "Aşkım biraz acıyacak, bunu ikimiz de biliyoruz! Devam edeyim mi, sen de istiyormusun?" diye sordum.
"Hı hı, yap!" dedi. Hoş, istemiyorum deseydi de sikecektim onun o götünü, hiç kaçarı yoktu.
Ve bastırdım yarağımı götüne. Başı girerken böğürmeye başlayınca, hemen elimi ağzına kapadım ve yüklenip gerisini de bir seferde soktum. Biliyordum ki, böyle yapmasam yarım saat alışmasını bekleyecektim ve bunun için vakit yoktu.
Elimle ağzını kapadığım halde bağırmaya çalışıyordu. Elimi çekmeden, "Tamam aşkım bitti, harikasın, hepsi bu kadardı!" deyip, sakinleşene kadar götünde hareketsiz bekledim.
Sakinleşince elimi çektim. Ağlamaklı bir ses tonuyla, "Ufff, çok acıyor yaa!" dedi. "Biliyorum aşkım, ama birdahaki sefere bu kadar acımaz!" deyip yarağımı götünde ufaktan oynatmaya başladım. Pompalamaya başladığımda ise, "Yavaş yap, ne olur yavaş!" diye diye debeleniyordu önümde.
Ben de 5 dakika anca dayanabildim Halime'nin daracık götüne ve kenetlendiğim gibi boşaldım içine.
Boşalmam bitip götünden çıkacağımda, Halime, "Çıkma hemen!" dedi. Biraz daha kaldım içinde. Sonra, "Aşkım şimdi vaktimiz yok, başka zaman uzun yaparız bunun keyfini!" dedim ve yavaş yavaş çıktım götünden.
Bir iki küçük osurukla birlikte biraz döl püskürdü Halime'nin götünden. "Kımıldama, bekle!" dedim. Benim de yarağımın ucunda da birkaç damla döl birikmişti.
Elimi yarağımın altına tutup tuvalete gittim. Yarağımı orda tuvalet kağıdıyla temizleyip, tuvalet kağıdından birkaç yaprak koparıp içeriye götürdüm ve Halime'nin götünü de sildim.
Aslında banyoya girip güzelce yıkanmak en iyisiydi, ama bunun için vakit yoktu.
Kullandığımız tuvalet kağıtlarını klozete atıp sifonu çektim. Çabucak giyindik. Evde çıkmadan koridorda, kapının arkasında öpüşüp vedalaştık.
Önce ben çıktım evden, pasajın önüne gittim. Halime de benden bir iki dakika sonra çıkıp, dolmuş durağına yürüdü, köye gidecekti. Ben bir sigara yaktım ve pasajın önünde içmeye başladım. Halime'nin dolmuşu hareket ettiğinde, ben de sigaramı bitirmiştim.
O aceleyle gazeteyi falan evde unutmuştuk. Gazeteyi, satılık bilgisayar kursunun ilanını incelemek için almıştım. Marketten bir paket sigara ve bir gazete daha alıp, tekrar pasajdaki çay evine gittim. Çayımı içerken ilanı inceledim.
Gittikçe de daha çok kafama yatıyordu bu iş. Özellikle de Halime'yle yaşadığım bugünkü gibi durumlarda diğer daire çok işime yarayacaktı. Çayımı bitirip, Meltem hanımdan da fikir almak için yukarı bilgisayar kursuna çıktım.
Zile bastığımda kapıyı, 16-17 yaşlarında, bir kız açtı. Sıkmabaş dedikleri türden bir başörtüsü takmıştı, ama alt tarafı Otoban'dı. Uzun kollu, daracık ve göğüslerinin hatlarını, hatta sütyeninin motiflerini olduğu gibi belli eden, vücuduna yapışmış ince bir beyaz kazak giymişti kız.
Altında da yine vücuduna yapışmış, daracık bir kot pantolonu vardı. Önünde yumruk gibi şişmiş amının nerdeyse yarığı belli oluyordu. İçimden (Bu ne yaa?) dedim.
Kızın giyimi, resmen (Gel bana tecavüz et!) diyordu. Kızın amına ve göğüslerine bakmaktan kendimi alıkoyamıyordum.
Kız, "Buyrun, ne istemiştiniz?" diye sorunca kendime geldim ve bakışlarımı yukarıya, kızın gözlerine kaldırdım. "Ben Meltem hanımla görüşmeye gelmiştim?" dedim.
Kız saate baktı ve "Meltem hanım derste, 15 dakika sonra dersi bitiyor, buyrun içeride bekleyin!" dedi. Girdim içeri. Girişteki ilk bölmede o kızın masası vardı, burda sekreter gibi birşeydi herhalde.
Masasının önündeki sandalyeleri gösterip, "Buyrun oturun. Çay içermisiniz?" dedi. Biraz önce aşağıda içmiştim, ama sırf kızın yürürken amını götünü izlemek için, "Zahmet olmazsa!" dedim. Kız, "Yok canım, ne zahmeti!" deyip kıvırta kıvırta gitti.
Sanırım mutfağa gitmişti. Yürürken arkadan götü müthiş davetkar görünüyordu. Biraz önce Halime'nin götünü siktiğim halde yarağımın kıpırdamaya başladığını hissediyordum.
Dikkatimi dağıtmak için kızın götünü düşünmeyi bırakıp, etrafı 'Alıcı Gözle' incelemeye başladım. Kurs olarak kullanılan daire pek öyle ahım şahım bir durumda değildi. Komple binanın durumu zaten biraz bakımsızdı, sanırım 10-15 yıllık vardı bina.
Diğer daireyi henüz görmemiştim, ama kurs olarak kullanılan dairenin içi biraz masraf istiyordu. Yine de bu fiyata iki daire birden Kelepirdi.
Kız çayımı getirdiğinde, "Meltem hanımın arkadaşımısınız?" diye sordu. "Yok, değilim. Ben burayı satın almayı düşünüyorum da, Meltem hanıma soracağım şeyler vardı!" dedim.
Kız, "Burası benim dayımın! Bana sorun ne soracaksınız, buranın herşeyini benden iyi bilen kimse yok!" dediğinde şaşırmıştım.
"Yaa öyle mi? Kusura bakma, tanışmadık, ben Harun!" dedim elimi uzattım. Kız da elini uzatıp, "Ben de Firdevs!" dedi ve tokalaştıktan sonra geriye yaslandı.
Kızın oturuşu değişmişti, kendisini önemli biri gibi göstermeye çabasındaydı. Ben çayımı içerken, Firdevs de 'Alıcı Gözle!' beni inceliyordu.
Sonra durup duruken birden, "Biliyormusun, ben seni Meltem hanımın sevgilisi sanmıştım!" dedi.
Ben de güldüm, "Sevgilisi mi? Yok daha neler! Kendisiyle tanışmıyoruz bile!" dedim. Firdevs de, "Tanışınca Meltem hanıma aşık olma da!" dedi. "Niye ki, çok mu güzel?" dedim.
"Evet, çok güzeldir! Meltem hanımı görünce kursiyer erkeklerin hepsinin dibi düşüyor!" dedi.
Birşey demedim, sadece gülümsemekle yetindim. Ama Meltem hanımın güzelliğini de merak etmiştim.
Meltem hanımın dersi bitene kadar, Firdevs'ten kurs hakkında merak ettiğim her şeyi öğrendim. Dayısı rahatsızlandıktan sonra burayı Firdevs'e emanet etmiş.
Firdevs anlatacaklarını anlattıktan sonra, göğsünü kabartarak, "Yaa işte böyle, ben olmadan burası bir gün bile yürümez!" dedi.
Sonunda ders bitmiş ve kursiyerler sınıftan çıkmaya başlamıştı. Dikkatimi çeken şey ise, kursiyerlerin nerdeyse hepsi erkekti. Sadece 4 tane kız vardı. O kızlardan da ikisiyle Halime zaten tanıştırmıştı beni,
Müge ve Birgül. Biraz önce Halime'yi onların evinde sikmiştim. Müge ve Birgül bana sadece gülümseyerek geçip gittiler, herhalde Firdevs'ten çekindiklerinden dolayı konuşmamışlardı benimle.
Tüm kursiyerler çıktıktan birkaç dakika sonra da, büyük bir merakla beklediğim Meltem hanım çıktı sınıftan. Ve benim de dibimi düşürdü. Böyle bir güzellik olamazdı.
Meltem hanım, Adriana Lima'dan bile güzeldi...
Devam Edicek ...
Komşumuz Betül
O zamanlar 19 yaşındayken üniversite sınavına hazırlandığım dönemde evden çıkmayan bir asosyale dönüşmüştüm. En son lise 1 de bir kız arkadaşım olmuştu onunla da herhangi bir ilişki yaşamamıştım.
Artık porno izlemekten bıkmıştım. İnternetten escort numaraları bakıyor ama onlara da ne verecek param ne de güvenim vardı. Porno izlemekten o kadar bıkmıştım ki artık gerçek bir şeyler arıyordum.
Tam sex açlığı yaşadığım zamanlarımda komşumuz Betül balkonda gögüs dekolteli tshirti ve sütun gibi bacakları ile dikkatimi çekti.
Kendisi 7 ya da 8 yıl önce evlenip boşanmıştı evliliği sadece 2 ay sürmüştü. Boşandığı dönemde annem çok destek olmuştu beni çok tanımasa da ailem ile yakın ilişkileri vardı.
Balkonda karşılaştığımızda ben ince ince onu keserken bana seslendi; ''naber mert nasılsın''
''iyiyim Betül abla sen'' diye cevap verdim kısa bir sohbet ettik.
Betül abla 32 yaşında 165 boylarında mükemmel gögüslere ve kalçalara sahip biriydi. Onun gibi mükemmel bir kadını boşayan gerçekten salak olmalıydı. 2 odali bir evde kirada yalnız yaşıyordu.
Üni sınavına girdikten sonra yazın ailem köye giderken ben Ankarada kaldım. Annem giderken Betül ablaya 1 hafta bizim oğlana göz kulak ol demişti. O da bana sarılarak o iş bende demişti.
Hayallerimdeki kadın ile 10gün baş başa geçirecektim mükemmel bir fırsattı. Bizimkilerin gittiği akşam. Bana sabah kahvaltıya bekliyorum diye sms yollamıştı.
1 hafta boyunca her gün kahvaltıya yanına gittim. Çok samimi olmuştuk.
Annem ile yanına gittiğimde dekolte hiç giymemişti ama ben yalnızken yanımda çok rahattı şort ile dekolteli tshirtleri ile sofraya oturuyordu. Bizimkilerin dönmesine 2 gün kala sabah Betül ablaya kahvaltıya gittim. transparan bir gecelik ile kapıyı açtı. İç çamaşırları görünüyordu bu sefer ki hali çok seksiydi.
Beni baştan çıkarmıştı. Kahvaltı yaptığımız süre boyunca üzerindeki gecelik ile karşımda oturdu. Benim alet şişmişti ve belli oluyordu. Sürekli gecelikten gözüken vücuduna ve sütyenine bakıyordum.
''Mert bugun işin yoksa benle kızılaya gelir misin telefonumu servise götürücem'' dedi.
Bedenine o kadar dalmıştım ki biraz durup gelirim diye cevap verdim.
''o zaman ben üstümü giyineyim sen çayını içerken'' dedi
sofradan kalkıp odasına gitti.
Kapısını tam kapatmamıştı. Üstündeki geceliğini çıkardı. Dolabına baktı. Ne giyeceğini karar vermeye çalışıyordu.
Ben ise onu izliyordum. Bir kadını iç çamaşırı ile kıyafet seçerken izlemek, o gün boyunca yaşayacağım erotik anların ilki buydu..
Aletim pantolona sığmayacak gibi zonkluyordu.
Kıyafetini seçip, Kapısını kapattı. Bir an onu izlediğimi gördü diye korkmuştum.
Fakat bir kaç saniye sonra odasından ''Mert!'' diye seslendi.
Oturduğum yerden kalkıp çadır kuran aletimi düzelttim ama gene de belli oluyordu.
Odasının kapısında durup ''efendim abla ne oldu'' dedim.
''içeri gel'' dedi.
Kapıyı açtığımda, ''sütyenin kopçasını takamıyorum yardım eder misin?'' diye sordu.
Pantolonunu giymişti ama üstü çıplaktı. Bu şekilde ona yakınlaşmak kalbimi hızlandırmıştı. Göğüsleri o kadar iriydi ki sütyeni takamamıştım.
''Abla bunlar sana küçük sanki başka yok mu'' dedim.
Diğerleri de olmuyor sabah giydiğimde kirli' dedi.
Sütyenin iki tarafını hızlıca çekerek taktım.
Çekme anında ince bir ah sesi çıkarması ile gene beni bitirmişti. Ama gene de takamamıştım.
yok abla bu olmuyor dedim. O da ayağa kalkıp tamam çıkabilirsin sen giymem bende bugün bu sütyeni hem daha rahat olurum dedi
Betül abla üzerine dar bir kot ve gögüs çatalı görünen bir tshirt giymişti. Birlikte çıkıp otobus durağına ilerledik. Durak çok kalabalıktı. Otobüste muhtemelen ayakta ve sıkışacaktık. Otobüs geldiğinde Betül abla önden ben arkasından bindim.
İlk başlarda rahattık ve duraklarda yolcu aldıkça Betül ablayı sıkıştırmaya başladım. Onu rahatsız etmemeye çalışıyordum ama araba her frene bastığında bana çarpıyordu. Ben de en son ona doğru iyice sokuldum.
Penisim tam kalçalarının arasındaydı. Otobüs her fren yaptığında değiyordum. Bir süre sonra tamamen kendimi Betül ablaya yapıştırdım. O kadar zevke gelmiştim ki bir anda boşaldım.
Hem benim pantolonumda hem de betül ablanın pantolonun da hafif bir iz çıkmıştı.
Betül abla hiç sesi çıkarmamıştı sadece camdan yolu izlemişti.
Ben yol boyunca acaba bana kızacak mı diye düşünürken sanki hiç bir şey olmamış gibi otobusten indik. Kızılayda telefonu servise bırakıp biraz gezdik. Kendine yeni sütyenler almak istediğini söyledi. Gördüğü ilk mağazaya daldı.
Bir kaç tane beğenip soyunma kabinine daldı. Perdeyi tam kapatmadığı için ucundan biraz görebiliyordum. Tshirtini çıkardı sütyen giymediği için özgür olan memeleri sallanıyordu. Çok büyük ve mükemmellerdi. Tam benim baktığım yöne doğru dönerken yakalanmamak için kendimi çevirdim.
Dakikalar sonra Betül ablada çıktı. Alacaklarını aldıktan sonra tekrar otobüs durağına döndük. Kızılayda geçirdiğimiz saatlerde hava kararmıştı.
Biz otobüsümüze bindiğimizde yağmur da başladı. Bu sefer otobüs çok dolu değildi rahat gittik. Evin durağına geldiğimizde halen yağmur yağıyordu. Otobüs durağı ile ev arasında 500 metre vardı. Biraz ıslanacaktık.
İndiğimizde hızlı adımlarla eve doğru ilerledik. Yağmur bizim inmemiz ile daha da şiddetlenmiş o kısa mesafede bile çok ıslanmıştık. Betül abla ıslanması sonu tshirtinin altından gögüsleri belli oluyordu.
Binaya girdiğimizde ben bizim eve Betül abla kendi evine doğru ayrılmıştık ama ben evin anahtarını içeride unutmuştum.
Kart ile kapıyı açmaya çalıştım ama becerememiştim.
Betül ablanın evine indim. Kapıyı açtığında üstünü çıkarmıştı, bornozluydu. Islanmış saçlarını toplamıştı.
Anahtarı içeride bırakmışım abla ya çilingir falan var mı bildiğin dedim
Gel Mert buluruz bir yolunu kurulan sen dedi
içeri girdiğimde odasında bana pembe bir havlu getirdi.
Üstünü çıkar kuruyunca giyersin tekrar ben banyoya giriyorum dedi.
Karşısında tshirtimi ve atletimi çıkardım. Betül abla biraz bana baktıktan sonra banyoya girdi. Kapıyı tam kapatmamıştı.
Kapının ucundan onu görebiliyordum. Bornozu çıkarıp astı. Bacakları, gögüsleri tamamen çıplak bir şekilde bir kaç adım ötemdeydi o an içeri dalmamak için kendimi zor tutuyordum.
Suyu açtı ve yıkanmaya başladı.
Elini sık sık vajinasına götürüyordu. Ama tam göremiyordum. Betül abla bugün sabahtan beri beni azdırmak için elinden geleni yapıyordu. sikim zonkluyor pantolona sığmıyordu, çıkarıp masturbasyon yapmayı düşündüm ama yakalanırım korkusuyla sadece izledim.
Betül abla duştan çıkıp odasına gitti; altına siyah dar bir tayt, üstüne uzun kalçalarını kapatan eski bir galatasaray forması giymişti.
Bana da siyah bir hırkasını vermişti.
Giyindikten sonra karşımaki üçlü koltuğa gelip uzandı.
Sen de bir duş alsaydın Mert dedi
Yok abla yağmur dursun birazdan bi çilingir çağırcam diye cevap verdim.
Çilingirler 50-60 lira alır ama sizinkiler bir kaç güne gelir burada kal istersen dedi
Bu teklifi tabiki de red edemezdim. Biraz olmaz numarası yapsamda sonunda kalmayı kabul ettim.
Aslında haklıydı da bizimkiler sonraki günün akşamında gelceklerdi. Sadece 1 gece kalacaktım. Akşam yemeğini yedikten sonra televizyon karşısında oturup ilişkilerimizi konuştuk benim kız arkadaşım olup olmadığını sormuştu ben de anlatmış sonra onun boşanma olayını sormuştum uzun uzun konuşup saati 11 yapmıştık.
Betül abla odasından bana bir yastık ve örtü getirip koltuğa sermişti. Tüm gün boyunca beni vucuduyla baştan çıkarmıştı şimdi sıra bendeydi.
Bugün böyle bitmemeliydi. Ben pantolonumu ve bana verdiği hırkayı çıkarıp sadece Boxer ile örtünün altına girdim.
Betül abla bana bakıp Yalnız sadece don ile üşüyebilirsin dedi.
Yok abla ben sıcak kanlı biriyim dedim.
Peki sen bilirsin yatmadan önce şu kremi sırtıma sürebilir misin dedi
Örtünün altından çıkıp odasına girdim. Kremi bana verdi. Üstündeki formayı çıkarıp sadece yeni sütyeni ile yatağına yüz üstü uzandı.
Yeni sütyen çok yakışmış abla dedim gülerek cevap verdi.
Ama benim durumum pek iyi değildi. Onu böyle görmek gene yarrağımı uyandırmıştı. Boxerdan çıkması an meselesiydi. Elime biraz kremi döküp elini sırtımda gezdirdim.
Elim bir kaç defa sütyenin kopçasına sürtünce Betül abia kopçayı aç daha rahat sür birazda masaj yap dedi.
Sütyenin kopçası açmam ve önümde tüm mükemmeliği ile yatan Betül abla sikimi adete yaydan çıkarmıştı.
Kafasını bana doğru çevirdiği anda her şeyi görecekti. Oldukça yavaş bir şekilde sırtına krem sürüp elimi gezdirdim. Ben masaj yaparken Betül ablanın da yavaş yavaş gevşediğini fark ettim.
Ben kremi sürmeyi bitirdim. Betül ablada sütyenini tutup kendini düzeltti. Kopçaları hala açıktı eliyle önden tutuyordu.
Ben ise boxerımdan taşan penisi belli olmasın diye hızlıca odadan çıkmaya çalışıyordum ki arkamdan Bekle dedi
Bugün otobüste yaptığın pek hoş değildi diye devam etti.
Çok utanmış ve kızarmıştım yüzümü ona döndüm, gözleri boxerımdan taşan penisime bir kaç saniye kaymıştı.
Yataktan kalkıp bana doğru geldi.
Ben tam üzgünüm diyecekken lafımı kesti.
otobüste beni ne kadar azdırdın farkında mısın? diyip elini sütyeninden çekip boxerıma attı.
Sütyeni de yere düşmüş memeleri özgür kalmıştı.
Dudaklarıma yapıştı. Ne yapacağımı şaşırmıştım. Bende elimi kalçalarıma attım. Öpüşerek yatağına doğru gittik. Yatağına uzandı. Ben kendimi memelerine doğru attım. Kafamı gömdüm deliler gibi yalayıp emiyordum. O da elleriyle kafama bastırıyordu.
Harika gögüsleri vardı. Gögüslerinden yavaş yavaş taytına doğru indim. Taytını hızlıca çekip indirdim.
Vajinasının etrafını muhtemelen banyoda yeni kesmişti. İlk defa bir kadın ile birlikte olmanın hırsı ile amcığını adete bir köpek gibi yalıyordum.
Betül abla yukarıya doğru yala diye bağırarak çığlıklar atıyor inliyordu. amcığı çok ıslaktı. Dakikalarca yalayıp suyunu emdim.
Betül abla titremeye başlamıştı. amından kafamı kaldırıp tekrar yukarıya gögüslerine doğru çıktım.
Aynı anda boxerımı da çıkardım. Gögüslerinin üzerine doğru oturup sikimi memelerinin arasına sıkıştırıp git gel yaptım. Her gögüslerinde git gel yapışımda sikime dil darbeleri de atıyordu.
Acemiydim ve heyecanlıydım. Dakikalar içinde gögüslerine boşaldım ve kendimi yanına attım. Sıra ondaydı.
Üzerindeki dölleri yatak örtüsüne sürüp üzerime çıktı.
sikimi ağzına aldı. Mükemmel bir histi. Her ağzına alışında içeride dili ile sıfırlar çiziyordu.
Dakikalarca yaladıktan sonra üzerime oturdu eli ile sikimi tutup amının çevresine sürtüyor, içine sokmadan üzerinde git gel yapıyordu. İnlemeleri beni çıldırtmıştı.
Ben ise o zevkin arasında abla condom takalım dedim.
Gülerek bir anda sikimi içine alıp üzerime oturdu. İçine girmiştim ve zevk ile nefesim kesilmişti.
Kucağımda zıplayıp üzerime doğru uzandı. Kulağıma Sen benim kocamsın ne condomu dedi.
Cümlesi beni daha da azdırmıştı, hızlanmıştık.
Üzerimdeki her sıçrayışında titreyerek inliyordu. En sonunda amcığının içindeki yarrağımın çevresinden bir musluk gibi suları aktı.
Bu inlemeleri beni bitirmişti.
Boşalıyorum abla kalk dedim ama üzerimde zıplamaya devam ediyordu.
Bir volkan gibi içine patladım.
Hiç bir masturbasyonum da bu kadar çok boşaldığımı hatırlamıyordum. Tüm dölüm içine aktıktan sonra sikimi çıkardı. amcığından akan döller sikime damlamıştı. Kendini üzerimden yanıma attı.
Dudağıma bir kaç öpücük kondurdu.
İlk defa mı sex yapıyorsun dedi, kafamı sallayarak evet dedim.
aylardır bugünün hayalini kuruyordum dedim heyecanlı ve çok mutluydum.
Gülerek bana bakışlarından belliydi dedi.
Sarılıp öptüm
ama sen de beni istiyordun o dekolteli hallerin kapıyı açık bırakmaların dedim.
Kızarmıştı boşandığımdan beri yapmıyordum artık alev almıştım dikkatimi sen çektin dedi.
Yataktan kalkıp içeriye doğru gitti. İçeriden bir şey alıp odaya geldi.
Bu arada dedi sinsi sinsi gülerek elindekini gösterdi.
Elindeki benim anahtarımdı.
Yuh sabahtan beri sende miydi diye sordum.
Evet sabah kahvaltıda masada bıraktığında almıştım. Gece bana geleceğini biliyordum dedi.
Birlikte güldük.
Tekrar yanıma gelip uzandı. Birlikte uyuduk. İlk sex deneyimim ve arkasında olacaklar Betül ile başlamıştı....
Annem Babam Sayesinde
ben 17 yasinda Melis adinda bir kizim. Boyum 1.75 .Çevreme göre bayagi güzelim . Fizigim normal sadece gögüslerim biraz büyük normalden. Bi de erkek kardesim var murat adin da yakisikli bir çozuk 16 yasinda.
Biz kardesimle bayagi iyi geçiniriz ortak yönlerimiz nerdeyse ayni. Mesela konuyla ilgisi olan bi tanesi beraber sex filmleri izleriz yani utangaçligimiz yoktur. ama hiç bir zaman sikismedik ya da birbirimizin vücudunu tamamen çiplak görmedik. bir gün murat bilmeden babamin annemin kullagina “bugün isten dönünce çocuklari teyzesine birakiriz bi güzel banyo yapariz beraber” demis ve annemin boynunu öpmüs bu arada babam uzun boylu ve yakisikli annem de bayagi alimli bir kadindir. ikiside 38 yasinda.
annemde gülerek karsilik vermis. Murat ta bana anlatti. ben de bir ara asagiya iniyodum (doublex imiz var) banyoda babami gördüm.söyle bir duraksadim. baktim. elinde ok marka prezervatif kutusu vardi ve dolabina koyuyordu. bizim dusa kabinli jakuzimiz var. aslinda öyle çok asiri varlikli bir aile degiliz annem de çalisiyor babam da zamaninda evi yaptirirken almislardi jakuzi yi.
jakuizi duvara yaslanmis olarak duruyor. duvar da da 3 tane aynali dolap var. dolaplar neden öyle yaptirmis annemler bilmiyorum ama içten çam disardan ayna. bu dolaplardan biri bana ait biri kardesime biri de annemle babama onlari dolaplari ayni. Hepsinin kilidi var ve sahibinde duruyor kilitler. Böyle olmasini annemler istedi çünkü eve gelip ped ve tampon arayan sapik erkek misafirler oluyormus. bunu annem söylemisti
bizde böyle bir sistem gelistirdik.neyse bizim aklimiza da bi seytanlik geldi.evde bir köseye atilmis güzel bir kameramiz vardi ama hiç kullanma firsatimiz olmamisti. Muratin dolabi girince en sagdaki dolapti.kamerayi alip oraya koyduk. jakuzi yi görecek gibi ayarladik. Annem ve babami sikisirken görmeyi hiç düsünmezdim ama bu sefer yogun bi merak sardi ikimizi de.
ertesi gün annem teyzeniz sizi yemege çagirdi isten dödnünce sizi oraya götürecez dedi. bizde kabul ettik . neyse son kontrolu yaptiktan sonra tam evden çikarken kamerayi çalistirdik. biz teyzemde yamegimizi yedik ama acaip heyecanlaniyoduk. Murat siki havada geziyodu ben de hep islak. aksam eve döndük. saat 23:30 falan di. babam bornozlaydi annemi sordum o da giyiniyordu. demekki girip çikmislardi.
acaip heyecanlandik ve yattik ama sabah a kadar uyuyamadik nedenini de anlayamadim aslinda. Sabah annemler gidince yanliz kaldik. murat kamerayi televizyona bagladi. sansimiza biz gittikten 7-8 dk sonra babam çirilçiplak girdi annemde ardindan girdi. babamin ki 17-18 cm falan di kalkmamis haliyle. annem in de ami yeni traslanmisti. gögüsleri ve kalçasi da muhtesemdi. pürüssüz ve dik.murat kamerayi durdurup bana gülerek sen de bu kadar güzel olacaksin dedi
bende senin ki de bu kadar büyüyecek o zaman dedim. biraz güldük sonra döndük ve tekrar baslattik. dudak larini dayadilar dilleri sevisti 3-4 dk sonra annem yalayarak asagi ya kaydi. babamin kalkmis sikini emmeye basladi. annem dizleri üstündeydi ama suratini göremiyoduk sadece götünü görüyoduk. babamin siki görünüyordu. babam da bos durmayio onun gögüslerini oksuyor diklesen uçlarini parmaklariyla çekip birakiyordu.
annem hizlandi ama sonra durdular.dusu açtilar.sonra her taraflarini sabunladilar. köpürmüslerdi. sonra dusa kabinin kapagini açtilar. annem dizlerinin üstünde domalip disariya sarkti . kapagi disa dogru açtiklari için anemin asagi sarkan gögüsleri bile görüntüleniyordu. babm annemin daracik ama iri götünü araladi elleriyle. sabunlu sikin annemin sabunlu götüne sokmaya basladi. annem biraz inledi.
biraz ileri geri yaptiktan sonra dusu açti ve içindeyken yikandilar. artik üstlerinde köpük yoktu. babam yavas yavas hizlanirken bir eliyle gögüslerini diger eliyle de amini oksuyordu. ama parmagini amina çok az sokuyordu çünkü genislemesini istemiyordu herhalde. babam çok hizlanmisti annemin gögüsleri durmadan sallaniyordu . ara da bir yüzünü babama dönüp sik beni diyor ve inliyordu. suratinda aldigin zevkin ifadesi vardi.
annem düzensiz nefes aliyordu ve bagira bagira inliyordu. babam sikmeyi hizlandirdi. sonra annem bir anda kasildi ve sesi titreyerek geliorum dedi ardindan da amindan beyaz sivi çikti. annem hala bagiriyordu babamda içine bosaldi ve götünden sizan meni anneminde sivisina karisip küvetin içine damladi. sonra babam 69 a yatirdi ve amini yalayarak temizledi. annemse daha çok temizlmek için degil zevkten yaliyormus gibi bir hali vardi.
sonra babam kameraya yüzünü dönüp oturdu ve bacaklarini açti annemde dolabini açti ama kapagi kameraya döndügü için görünmüyordu. annem dolabi kapatti elinde prezo vardi. prezervatif i bir hamle de geçiri verdi. sonra yavas yavas oturmaya basladi. sonra annem kalkti bosver dedi çikar sunu babam da çikarip atti bir kenara. annem tekrar oturdu. inledi.
sonra babamin kollarina birakti kendini. götten sikme ilk yalama ve bu tam hardcore gerçek ve seyrettigim en güzel porno oldu. gerçi sonra bi tane daha izledim de onu da hikayenin ilerleyen yerlerinde anlatacagim. neyse annemi belinden kavradi ve oturup kaldirmaya basladi. babam biraz daha yayildi ve nerdeyse yatar duruma geçti simdi hem annemi hem de kendi belini daha hizli hareket ettimeye basladi.
annem inliyordu. gelmene yakin haber ver dedi babam.bir süre sonra annem bagirmaya basladi. gelicem dedigi gibi. annemi kökleyip durdu bekledi. biraz daha asagiya kaydi ve ayaklarini kaldirip jakuzinin kenarina koydu. anneme yüzüstü oturmasini söyledi. annem gelmek üzereyken kalktigi için masturbasyon yapmaya basladi ayakta oldugu sirada babamda çek elini dedi.seni ben bosaltacagim. annem yüz üstü oturup babamin üstüne yatti. götünü asagi yukari oynatmaya basladi.
bir süre sonra tekrar inlemeye basladi. babam yavasladi. yavas yavas sikmeye basladi. annemin zevki ne azaliyor ne çogaliyordu. ama bosalmak istiyordu elini arkadan götüne götürdü ama babam tuttu. yavas yavas giderken birden acaip hizlandi annem çiglik çigliga bagirmaya basladi. kalkip bir anda göt deligine soktu aleti ayni hizlilikta devam babamin üstüne önce beyaz sivi sonra da tazikli b ir sekilde zevk suyu akti. babamda içinden çikip annemi yere yatirdi. gögüslerini sikmeye basladi
sonra suratina bosaldi. sonra dus alip çikmislar. ama biz gelene kadar babam giyinmemis annemde yeni giyinmeye baslamis. herhalde orgasmin etkisiyle kendilerini koltuga atmislar. bu arada ikimizde farketmeden masturbasyon yapmaya baslamisiz. ben inlemeye baslayacakmisim neredeyse. Murat kosarak tuvalete gitti. ben de arkasindan. çabuk diyordum ben de yapicam. bosalip çikti ardindan ben bosalip çiktim rahatlamistik. bana “kamera bende dursun gerektiginde koyarim bir daha” dedi.
ben de kabul ettim. ertesi gün denize gittik. yüzdük geldik murat la annemler gene isteler. 10dk sonra dusa girecem dedim. ister gir ister girme girersen çabuk ol dedim. girecegini söyledi . çikinca da ben girdim. önce üzerimde mayom varken söyle bir islattim kendimi sonra bikininin arkasini çözüp çikardim. aklima annemle babamin bu küvette sikistigi aklima geldi. söyle bir düsündüm. amimin erekte olup kabardigini hissettim.
sertlesmisti resmen. neyse dolabimi açtim tras bicagi çikardim. sadece üstüm çiplakti altimda mayom duruyordu. kolaalti killarini bir güzel aldim. sonra altimi da çikardim. küvetin yanlarina basip çiktim suyu açtim sonra da çömelip isedim. ayaklarima deymesin diye de çiktim iste küvetin yanlarina basarak. sonra suyla akti gitti. suyu kapattim. vajinamdaki killari da köpürttüm. aslinda çok uzun degil killar ama biraz çiksin hemen kesiyorum güzel görünmesi açisindan.
güzelce kestim. sonra pürüssüz olmasi hosuma gitti. söyle bi oksadim gene erekte olup sertlesti klitoris. bende dayanamadim dolabi açtim. teyzemin 18 yasinda dilara adinda bir kizi var ve sex hakkinda çok konusurduk bana gerçek sik görünümlü bir dildo ile vibrator vermisti. dildoyu bir kenara koydum. babamin oturdugu gibi oturup ayaklarimi jakuzinin kenarlarina koydum. vibratorü çalistirip gezdirmeye basladim.
sonra bir kenara birakip hemen dildoyu aldim ama dildo büyüktü. amima soktum kafasini sonra çikardim çünkü zarim delinecekti. tekrar vibratoru alip gezdirdim. sonra klitorisin üstünde tutarken parmagimi amima sokmaya basladim. zaten islanmisti ve parmagim içinde kayabiliyordu. parmagimi çikarip dildoyu soktum bu kez daha fazla soktum ama delmedim.
sonra dildoyu birakip vibratorü sokmaya basladim amima .içimde titriyordu.sonra gezdirmeye devam.götüme dogru geldim.önce parmagimla masturbasyon yaptim sonra da vibratoru soktum içime.inlemeye baslamistim hatta bagiriyordum.muratta biraz sessiz yap su isi diye kapiya dayandi tamam deyip inlemeye devam.götümden çikarip sol elimle klitorisime koydum.sonra da dildoyu götüme soktum
hepsini alamiyordum ama genede bayagi aldim ve ileri geri oynatmaya basladim.yeterince hizlandiktan sonra amim kasilip gevsemeye basladi.bosalmamak için kendimi kasiyordum.amimdaki kasilmalari gözümle görebiliyordum.göt deligim büzlüp dildoyu disari itiyordu.ama zevktençildirip bagirmaya baslayinca sesip titremeye basladi ve sarsilmaya basladim.ardindan da uzun süre bosaldim.
amimla bir süre oynadiktan sonradurdum.yerine kaldirdim dildo ve vibratorü sonra dolabi kitleyip dus yaptim ve çiktim.üstüme sütyen altima da kilodumu giyip üstüne de normal bir sort giydim.nasil olsa kardesim sutyenimle gezebilirdim.Murat ben odamda bilgisayar oynayacam dedi ve kapiyi kapatip çekildi.odasina gittip porno bir siteye girmisti zaten annem-babam pornosunu cd ye çekip çekemeyecegini sordum o da çekebilecegini söyledi.
sonra kapiyi açik birakip çiktim kapatmamis.napiyo acaba diye sessizce çiktim.televizyona kamera takiliydi.sessizce izlemeye basladim jakuziyi görünce gene aynisini izliyo dedim ama tam dönüp giderken jakuziye giren babam ya da annem degil bendim!!!.uzaktan izledim.yani internete çikarsan parayla versen iyi para yapamis.baya güzel masturbasyon videosu olurmus.sonra 15cm lik sikine 31 çektigini gördüm.
nasi gidiyo diye sordum.panikle durdurup arkasini döndü.pispis güldüm.bunu annemlere söylesem nasil olur dedim.hiç bozuntuya vermeden rahat rahat beklemedigim bir cevap verdi ” ya ben senin dildon ve vibratorun oldugunu söylersem”dedi.aslinda masturbasyon dogal bir seydi ama gene de utanirdim bunun bilinmesinden.ayrica nerden buldun deyince 18 yasindan kücüklere sex shop tan alisveris yaptirmayacaklarina göre dilara dan aldim diyecektim..
onun da basi yanacakti.kimseye söyleme dedim.ama klasik cevabi verdi.”benimle sikisirsen söylemem”.Çaresizlik bu olsa gerek.Her delikten bir posta dedim.sortumu çikarip yere yatirdi.dudaklarimi öpmeye basladi.dilini agzima soktu bende onun onun kine.sonra boynumu öpmeye basladi.sonra gögüslerime indi.sütyenin üstünde kalan kisimlarini yalamaya basladi.
sütyene giren kisimlarini da eliyle sikmaya.bu arada da amima deydiriyordu kalkmis sikini üzerinde boxer vardi.sütyeni çözdü.bir elimle amimin üstüne oksuyordum ve islanmisti.kiloduma bakti islanmissin dedi.elini deydirdi bayagi islanmissin dedi ve ekledi ilk defa bir ama deyiyorum.sütyeni çikartip irilesen uçlarini emmeye basladi.iki gögüsümün arasina yumuldu.uzun süre emdi.
hafiften inlemeye baslamistim çok çabuk basladim çünkü ben de ilk defa bir erkegin kollari arasindaydim.yalayarak asagiya indi ve göbegimi yalamaya basladi.ordan da asagiya indi.kilodumu yana siyirdi.parmagiyla oksadi.sonra içime bir kaç kez sokup çikardi yavasca.inlemem artti.sonra yalamaya basladi.kilodu çikartti ve yalamaya devam ettim.parmagini sokup çikarinca elinde bir sivi uzadi.
sonra yalamaya devam ben ilk defa yalaniyordum ve fazla dayanamadan suratina bosaldim.yere sirt üstü yatti.sikini yalamami istedi.gittim yumuldum.ilk defa yaliyordum ama hiç de igrenç gelmedi.bir süre yaladim sonra titreyerek suratima bosaldi ve siki indi.götümü suratina hizalamami söyledi.göt deligimi ve amimi yalamaya basladi.götümü ve amimi bir parmakliyor bir dilini sokuyor amimi oksuyor ve yaliyordu.aldigim zevk inanilmazdi.kisa sürede inlemeye basladim ama bosalmamami istedi.bende bosalacagim zaman kalkiyordum.
sonra göt deligimi biraz genisletince bu sekilde ve kayganlastirinca sikimi biraz yalayip oturmami söyledi.2-3 kere yaladiktan sonra yüzümü ona dönüp oturdum.götüm acidi biraz ama devam ettim oturup kalkmaaya sonra o da belini hareket ettirmeye basladi.bayagi hizlandik ben bagira çagira inliyordum.amimi parmakliyor oksuyordum.o da gögüslerimle oynuyordu.gene fazla dayanamadim ve beyaz bi sivi amimdan sikindeki killara akti bunu görünce de götüme bosalmaya basladi.
sonra kalktim 69 a yattim temizlendik iyice.ama ben neredeyse temizlenmisken tekrar kirleniyordum.beni ayaklarim asagi sarkacak sekilde basaya yatirdi.amimi yaladikan sonra sokmaya basladi.inanilmaz bir zevkti.fazla bastirmadi.birazdaha ileri geri yapti sonra da birazn da kökledi çiglik attim çünkü amima bu kadar büyük hiç bir sey sokmamistim zarim delinir diye.kan geldi yalayarak temizledi ve devam etti.
çok hizliydi.sonra içimden çikmadan beni ayaga kaldirdi.ayakta sikismeye basladik.bireaz asagidan sokmak zorunda kaliyordu.masaya yatirip devam etti.sonra çikip yalamaya basladi.tepine tepine bagiriyordum.amin kasilmaya basladi dedi.geliyorum dedim.hiç bukadar zevk aldigimi hatirlamiyorum.bagirarak ve sarsilarak beyaz siviyi suratina akittim ve püskürtmeye basladim neredeyse ama tam püskürtmeye basladigimda amima girdi sikiyle .
tazikli bosalamiyordum kenarlardan siziyordu sadece.ben de geliyorum dedi.dur dedim. artik regl olabildigimi biliyorsun sakin içime bosalma hamile kalirim dedim.o da içimden çikti ve gögüslerimin arasinda 2 ileri geriden sonra suratima bosaldi.o 2 günü hiç unutamiyorum.artik muratin yaninda çiplak gezebiliyorum ped degistirebiliyorum.annemden utandigim kadar utanmiyorum hatta hiç utanmiyorum.
porno seyrederken beraber masturbasyon yapiyoruz ama çok az sikisiyoruz.öyle her istedigimizde degil degisik fantaziler bulur ya da azginligimiz tutarsa yapiyoruz.genelde denizin görünmeyen kesimlerinde birbirimizinkini elleyerek ve tuvalete ve banyoya beraber girerek yetiniyoruz.sen sevdigi de 2 hafta da bir yaptigim striptiz showlar...
Evli Kadın
Merhaba, ben Müjgan, aslen Mersinliyim. 38 yaşındayım ve bu benim ikinci evliliğim. Fizik olarak kısa boylu (1.55), hafif şişman, portakal gibi memeleri olan, tombul götlü bir kadınım. Göt deyince, götümden çok zevk alan biriyim, beni kudurtan şey, göt deliğimin yalandıktan sonra sikilmesidir. Beni götten sikilmeye ve zevk almaya (ölen) ilk kocam alıştırdı.
İlk kocamı bundan 9 sene önce Trafik kazasında kaybettim. Onunla seksin hertürlüsünü yaşadık. Buna Grup Sex ve eş değiştirme de dahil.Hemen hemen akla gelebilecek her yerde sikiştik desem yeridir. Mesela arabayla bir yere giderken, yolda seyir halinde iken kocam yarağının yalanmasını çok severdi,
ve ben de o araba kullanırken devamlı yalardım, (bir de, ben altıma hiç külot giymem, sıkar bunaltır beni) sonra da kucağına otururdum. Kocam hem araç kullanır, hem de beni sikerdi… Tek eksiğimiz çocuktu, ama onun için de acele etmiyorduk. Hayatımız bu şekilde devam ederken, kocamı bir Trafik kazasında kaybetmiş ve artık tek başıma (ve genç yaşımda dul) kalmıştım.
Aradan yalnız geçen 9 seneden sonra benim canım yarak çekmeye ve amım götüm resmen kaşınmaya başlamıştı. Tabi bu arada ben artık baba evine dönmüştüm ve ufak ufak taliplerim çıkmaya başlamıştı.
Derken birgün babam bana uygun bir talibimin olduğunu ve bu kişinin uzaktan akrabamız olduğunu, kendisinin Manisada yaşadığını ve eşinden ayrılmış birisi olduğunu falan anlattı ve “Yarın akşam gelecekler, biz uygun gördük, adamla sen de bir konuş, kafana yatarsa seni vereyim!” dedi.
Ben de hiç sesimi çıkarmadım, sadece dinledim. Adamın maddi durumu da iyi imiş, tüm bunları üst üste koyunca kafama yatmıştı. En çok kafama yatan ise Manisada ailemden uzakta olacağımdı, yani her istediğimi rahatlıkla yapabilirdim.
Bir gün sonra geldiler beni istemeye. Adam 48 yaşında, normal ölçülerde bir adamdı. İsmi Erolmuş.Oturdular, aileler biraz konuşup sohbet ettikten sonra,
babam, “Kızım isterseniz siz de bir konuşun!” dedi. Biz yan odaya geçtik. Önce ben anlattım geçmişimi ve olan biteni, sonra o başladı anlatmaya. Eski karısının çok tutucu bir kadın olduğunu ve kafa yapılarının uymadığını, 2 çocuğu olduğunu ve ikisin de evli olduğunu, kendisinin de 11 yıldır yalnız yaşadığını,
kendisinin çok açık görüşlü birisinin olduğunu falan anlattı. Yani kafama yatmıştı. İkimiz de okeyledikten sonra babamların yanına döndük.
Babam, “Kızım ne diyorsun?” dedi.
Ben de, “Sen nasıl münasip görürsen baba!” diyerek istediğimi belli ettim.
Babam da,Ohalde tamamdır bu iş!” dedi.
Birkaç gün sonra geldiler, bir yüzük taktılar, birkaç tane de takı falan, aile arasında biraz eğlence, sonra gece yola çıktık, doğru Manisaya… Evimize varınca, ben sanki ilk defa yarak yiyecekmişim gibi heyacanlı idim.
Önce ben duş aldım, sonra Erol duşa girdi. Ben (Külot giymeyi pek sevmesem de) ilk gece diye sadece Tanga külodumla birlikte takım olan sütyenimi giyerek, yatağa girdim ve Erolu beklemeye başladım. Erol duştan çıktığında çırılçıplaktı, sikini taşağını sallaya sallaya geldi ve yatağa girdi.
Hemen öpüşmeye başladık. Ve öyle güzel öpüşüyordu ki, bir yandan da götümü okşuyordu. Ben de onun dudaklarını resmen yiyordum. Sonra Sütyenimi ve Tangamı çıkartarak amımı yalamaya başladı, dilini amıma sokuyordu.
Sonra dilini göt deliğime sokmaz mı! İşte buna bayıldım, tam istediğim erkekti, resmen beni yiyordu ve sanki benim neleri sevdiğimi biliyordu.
Erolun götümü daha iyi yalaması için ben de bacaklarımı yukarı kaldırdım, bacaklarımı ellerimle tuttum kendime çektim ve amım götüm tam meydana çıktı.
Sanki Erol bunu anlamış gibi götümü öyle güzel yalıyordu ki, arada dilini sokuyordu götüme, arada parmaklıyordu… Götüm resmen hamur gibi yumuşamıştı.
Erol bana, “Karıcığım seni ilkin götten sikmemi istermisin?” dedi.
Ben de, Neremden istersen sik, artık amımla da götümle de seninim!” dedim.
Ben aynı pozisyonda iken Erol bacaklarımı omzuna aldı, yarağını tükürükleyip götüme öyle bir geçirdi ki, resmen götüm bayram etti! Ve bu pozisyonda beni hem sikiyor, hemde konuşuyordu,
“Karıcığım yanlış anlama da, ben sikişirken küfür etmeyi ve küfürlü konuşmayı çok severim! Senin de sikişirken bana küfür etmeni istiyorum!” dedi.
Sikişirken bundan zevk alıyormuş, benden kendisine ‘Pezevenk, Gavat, Boynuzlu, Orospu Çocuğu’ gibi şeyler dememi istiyordu.
Ben de başladım, “Sik Pezevenk kocam, sik! Götüm sana helal olsun Boynuzlum! Senin yarağına kurban olayım Gavat kocam! Parçala götümü Orospu Çocuğu!” diye konuşmaya.
Erol götümü bu şekilde bir süre sikti ve götüme boşaldı… Biraz yatakta yatıp dinlendikten sonra, ben başladım onun yarağını yalamaya. Ama ne yalama, resmen yiyordum yarağı, çünkü senelerdir yarağa aç idim.
Taşaklarını bile yaladım, emdim. Sonra üzerinde 69 oldum, ben onun yarağını yalarken amımı da ağzına sürtüyordum. O da, amımı yalamak ne kelime, hem yalıyor hem ısırıyordu. Bu da bana ayrı bir zevk veriyordu.
Üstelik elleri hiç boş durmuyordu, hep götümü okşuyor, parmaklıyordu. İkinci kocam da ilk kocam gibi götçü çıkmıştı ve ben buna çok seviniyordum.
Erolun da benim gibi seks manyağı çıkmasına sevincimden artık kendimi iyice koyvermiştim.Erolu sırtüstü yatırdım, tuvalete uturur gibi yüzüne çömeldim ve ileri geri yani siker gibi ağzına gidip geliyordum, amımı götümü ağzına sürtüyordum. Ve sonunda o şekilde Erolun ağzına işer gibi boşaldım.
Erol ise amımı öyle güzel yaladı ve emdi ki, amımdan akan tüm sıvılarımı yaladı. Amım pırıl pırıl parlıyordu. Bende derman kalmamıştı, ama Erol daha boşalmamıştı… Sonra Erol beni yatakta dörtayak domalttı ve arkama geçerek yarağını amıma öyle bir soktu ki, sanki kızlığımı ilk defa kaybediyormuşum gibi hissettim.
Sikilmeyi çok ama nekadar çok özlemişim meğerse. Götümden sonra amım da bayram ediyordu sonunda.
Erol hem amımı sikiyor, hem de, “Seni bu yarrağımla sike sike Orospu yapacam, yarrağa doyuracam Fahişe, Kaltak!” diye küfürler ediyordu.
Ben de, “Sendeki de yarak mı lan Orospu Çocuğu! Sen yarak görmemişsin de kendinde yarak var sanıyorsun! Kes sesini de sikmene bak Gavat! Seni boynuzlayacağım! Hadi doyur amımı!” gibi küfürlü sözler diyordum.
Erol bunları duydukça beni daha sert sikiyordu ve sonunda böğürerek boşaldı amıma. Ama ne boşalma! Yarağını amımdan çıkardığında, çarşafa yarım çay bardağını dolduracak kadar döl süzüldü amımdan. Hemen banyoya koştum amımı götümü yıkadım ve yatağa döndüm.
Öpüşerek sarılıp yattık. Erol beklediğimden de iyi bir koca çıkmıştı, üstelik aynı ilk kocam gibi götüçüydü. Şu an çok mutluyum....

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Kız Kardeşimle ilk Adımlar 4
Cumartesi günü gelmişti artık . Beş dakika içinde giyinip hazırlanmıştım. Satranç takımını, babamla annemin tavla oynadığı sehpaya yerleştirdim ve heyecanla beklemeye başladım.
Nihat kız kardeşimi sikmeye gelecekti, ama onun bundan haberi yoktu. Bu arada kulağım banyodaki kız kardeşimdeydi. Pencereden baktım, Nihat bizim kapıya doğru yürüyordu.
Elinde de küçük bir paket vardı. hemen aşağı inip, kapıyı açtım. Nihattı, Hoş geldin, deyip içeri aldım. şaşkınlığı yüzünden okunuyordu. Birlikte yukarı çıktık. Tam ön odaya girecekken banyonun kapısı açıldı ve kız kardeşim havluya sarınmış olarak banyodan çıktı.
Öğretsem böyle bir şey yapamazdı. Bizi karşısında görünce şaşırıp, Ayyy, diye bir çığlık attı ve arka odaya koşup içeri girdi. İkimiz de donup kalmıştık. Kız kardeşim inanılmaz güzellikteydi.
Üzerindeki havlu memelerinin yarısından başlayıp, diz kapaklarının bir karış üzerine kadar iniyor ve bütün güzelliğini sergiliyordu.
Banyonun sıcağından kıpkırmızı olan yanakları onu gelişmiş bir genç kız yapmıştı. Nihat heyecandan neredeyse elindeki paketi düşürecekti. Kusura bakma, dedim ve odaya aldım. şaşkınlığı geçmişti.
Elindeki paketi uzatıp, Hamza Dayının Pastanesinden kurabiye aldım, dedi. Zahmet ettiğini söyleyerek paketi alıp komodinin üzerine koydum, Şimdi kardeşim bize çay yapar, beraber yeriz, dedim.
Tedirgin görünüyordu ama satranç takımının açılmış olduğunu görünce biraz rahatlamıştı. Satranç sehpasının önündeki sandalyelerden birine otururken, Oooo, sen her şeyi hazır etmişsin, dedi.
Daha neleri hazır ettiğimi bir bilseydi ne derdi acep diye düşündüm. Sonra omuzuna vurarak, Yav Nihat, artık kimse satranç oynamak istemiyor. Kendi kendime oynamaktan sıkıldım be, otuzbir çeker gibi bir şey, dedim.
Hergelenin tekiydi. Cevabı derhal yapıştırdı. Ne yani şimdi beni satrançta sikecek misin, dedi.
Biraz sonra olacaklardan heyecanlıydım ama, sakin davranmaya çalışarak, Gücü gücüne yetene aslanım, dedim ve karşısındaki sandalyeye oturdum.
Aklım fikrim kız kardeşimdeydi. Söylediklerimi yapıyor muydu Odaya ne vakit ve nasıl girecekti Daha sonra neler yapacaktı Bu sorular kafamda dolanırken oyuna başladık.
Ama oyun umurumda değildi. O bir piyonu ileri sürüyor, ben de eş bir şey yapıyordum. Numaradan oyunu düşünür gibi yapıp elim çenemde uzun süre bekliyordum.
Sabrım tükenmek üzereyken kapı açıldı ve kız kardeşim içeri girdi. Gözlerime inanamadım ve kalbim çarpmaya başladı. Karşımda, o ortaokul öğrencisi masum görünüşlü kız kardeşim değil, lokum gibi bir genç kız vardı.
Belli ki yanaklarına annemin allığından sürmüş, altın gibi parlayan uzun saçlarını omuzlarından aşağı salmış, giymesini söylediğim entarinin düğmelerini memelerine kadar açmıştı.
Hatta entarinin eteğindeki düğmelerinden bir kaçı daha açıktı. Yürüdükçe bembeyaz bacakları açığa çıkıyordu. Yanımıza gelip, elini Nihata uzattı ve çok nazik bir şekilde,
– Hoş geldin Nihat abi, dedi.
Ona niçin abi dediğini anlayamamıştım. Nihat derhal ayağa kalkıp, onun gözlerinin içine baygın baygın bakarak, Hoş bulduk, dedi.
Elleri hâlâ birlikteydi. Kız kardeşim de onun gözlerine hayranlıkla bakıyordu. Kıskançlık damarlarım kabarıverdi. Hadi bakalım, oyunumuzu bozma, bize çay yap, bak Nihat kurabiye getirmiş, dedim ve komodinin üzerindeki paketi gösterdim.
Onu hemen sepetlemek isteyişime bozulmuştu,
öfkeli bir sesle, – Peki abi, diyip paketi aldı ve dışarı çıktı.
Biz oyuna sözüm ona devam ediyorduk. Nihatın gözü sürekli kapıdaydı. Mat olmak üzereydim ki, kapı açıldı ve elinde tepsiyle kız kardeşim girdi. Tepside üç bardak çay ve bir tabak kurabiye vardı.
Önce Nihata yaklaşıp tepsiyi uzattı. Bu arada da benim söylediklerimi unutmamış, iyice eğilmişti. Düğmeleri açık entarisinden memeleri olduğu gibi görünüyordu.
Nihat dağılmıştı, titreyen elleriyle çay bardağını aldı ve zorla sehpaya koydu. Kız kardeşim elinde tepsiyle hâlâ aynı durumda bekliyordu.
Nihat ne yapacağını şaşırmış, gözlerini kız kardeşimin memelerine dikmiş öyle duruyordu.
– Nihat abi, kurabiye de al, dedi kız kardeşim. Tekrar elleri titreyerek iki kurabiye aldı ama onları koyacak yer bulamıyordu.
Kız kardeşim bu sefer benim önüme geldi ve çay vermek için eğildi. Göz göze geldik. Öyle eğilmişti ki, memelerinin uçları görünüyordu.
Çayımı aldım ve kız kardeşime, kurabiye tabağını sehpaya bırakmasını söyledim. Tabağı bırakıp, sedire gitti ve dizlerini kırarak oturdu. Otururken entarisinin eteklerini yukarı çekmiş bembeyaz baldırlarını ortaya çıkarmıştı.
Sikimin dimdik olduğunu hissettim ve Nihatın önüne baktım. O benden beterdi. Önündeki kabarıklığı benden saklayabilmek için bacaklarını sıkıyordu.
Sonunda bacak bacak üstüne attı ama kabarıklık tekrar de belli oluyordu. Toparlanıp çayından bir yudum aldı ve o sırada sedirden yana baktı.
Kız kardeşimin bembeyaz baldırlarını görünce, ağzındaki çayı genzine kaçırdı ve öksürmeye, hapşırmaya başladı.
Neredeyse nefes alamıyordu. Kız kardeşime seslenip, bir bardak su getirmesini söyledim. hemen yerinden fırlayıp, elinde bardakla döndü ve Nihata uzattı. Memeleri tekrar Nihatın gözlerinin önündeydi. Nihat abandone olmuştu.
Sudan bir iki yudum alıp bardağı geri verdi.
– Oh be, sonunda kendime gelebildim. Çay sıcakmış, genzime kaçtı, kusura bakmayın, dedi.
Ortalık sakinleşince oyuna devam ettik ama ne oyun… İkimiz de ne yaptığımızı bilmeden taş sürüyorduk. Nihatın bir gözü kız kardeşimin iyice araladığı bacaklarındaydı.
O ise hiç aldırmaz gibi kurabiye yiyor ve çayını yudumluyordu. Nihat, gözü kız kardeşimde olduğu için, çay bardağını sehpaya koyarken satranç takımının üzerine deviriverdi.
İkimiz ani ayağa fırladık. Nihat çok güç durumdaydı Durumu gören kız kardeşim de yardıma gelmiş, sehpayı toparlamaya başlamıştı. Ayakta şaşkın şaşkın duran Nihatın siki pantolonunu yırtacak gibi duruyordu. Kız kardeşim sehpadakileri alırken birkaç kez ona sürtünmeyi de ihmal etmedi.
Tam o sırada dış kapı çaldı. Üçümüz de donup kalmıştık.
Annemler dönmüş olamazdı. Olsa bile kapıyı anahtarla açarlardı. Tam ben kapıya giderken kız kardeşim daha atik davrandı ve elindekileri aş masasına bırakarak, Ben bakarım abi, diyip dışarı fırladı.
Nihat dehşetli mahcuptu ve ne yapacağını şaşırmış durumdaydı. Yavv, kusura bakma, ortalığı bok ettim.
Tekrar bugün sakarlığım üzerimde, dedi. Ben omuzuna vurarak,Boş ver dert etme, bizimki toparlar şimdi, dedim.
Nihat, Oyunun da içine ettik, birazdan yeniden başlarız, dedi. Belli ki her şeye rağmen hayatından memnundu.
Aradan birkaç dakika geçti geçmedi, kız kardeşim içeri girdi, Abi, Sema teyze seni çağırıyor.
Çocuklar top oynarken salonun camını kırmış, onu taktıracakmışsın, dedi ve tekrar geçip sedire bacaklarını açarak oturdu.
Öfkelenmiş görünerek, Öf be, tam da zamanıydı. Abim yok diyemedin mi, diye çıkıştım. Kız kardeşim suçlanmış gibi, Ne biliyim abi, aklıma gelmedi; hem kızı Nuran aşağıda seni bekliyor,dedi.
Nihata dönüp, Şu işe bak yav, ağız tadıyla bi oyun oynayamadık, kaç gündür bunu bekliyordum, ben birazdan gelirim, deyip ağzıma bir kurabiye attım ve kapıya yöneldim.
Nihat arkamdan, Ben de geliyim, sana yardım ederim, dedi.
Ama hiç de niyetli görünmüyordu. Kapıdan çıkarken, Boş ver beni bekle, birazdan gelirim, dedim ve kapıyı çarpıp çıktım.
Her şey, beklediğimden daha iyi gelişiyordu. Aşağı indim, dış kapıyı açıp sertçe kapattım ve tekrar yukarı çıktım. Önce arka odaya geçip pusuya yattım. Kulaklarımı tavşan gibi dikip, içerdeki sesleri duymaya çalışıyordum. Heyecanım zirve noktadaydı. Ön odada şu anda neler oluyordu Nihat salaklığından kurtulup da kız kardeşime yanaşabilmiş miydi Kız kardeşim ona nasıl davranıyordu Bunları düşünürken sikim kazık gibi olmuş, salgılanıp donumu ıslatmaya başlamıştı.
Bir yandan da onu Nihata bıraktığım için kahroluyordum. Son kendime gelip içerdeki sesleri dinlemeye çalıştım.
Ön odanın kapısı açık olduğu için duymam mümkündü ama hiçbir şey duyamıyordum. Bir süre sabırsızlıkla bekledikten sonra odadan dikkatlice çıktım. Ön odanın kapısı düşündüğüm gibi açık değildi. Belli ki içerde işi pişirmeye başlamışlardı. Bir yandan merak, bir yandan kıskançlıkla kapıya doğru sessizce ilerledim.
Gözümü anahtar deliğine dayayıp içeriyi gözetlemeye çalıştım. Ama hiçbir şey göremiyordum. Bu sefer deliğe kulağımı dayayıp, sesleri dinlemeye çalıştım. Kız kardeşim, Abim bir saatten önce gelemez Nihat abi, o kadın onu yakalamışken bütün işlerini yaptırır, diyordu.
Aralarındaki konuşmayı dikkatle dinlemeye başladım. Nihatın sesi titriyor gibiydi, Madem öyle, abin seni benimle niye yalnız bıraktı Nolur ki, yalnız bıraktıysa Nihat abi Ben olsam, kız kardeşimi bir erkekle yalnız bırakmazdım.
Ama sen onun arkadaşı değil misin Olsun,sonuçta ben de bir erkeğim ve sana da tutkunum.
Kısa bir sessizlikten sonra kız kardeşim, Evet biliyorum Nihat abi, müsamere gecesini hatırladın mı, dedi.
Kız kardeşim üzerine düşeni yapmaya devam ediyordu. Seslerden içerde bir hareketlenme olduğunu ayrım ettim. Nihat, O gün benden kaçtın, ama şimdi kaçmayacaksın değil mi, dedi.
Belli ki ona yanaşıyordu. Kız kardeşim,
- Niye kaçıyım ki, orda herkes vardı da, çok korktum. Biliyor musun Nihat abi, o gün öyle heyecanlandım ki, ya Tahsin Hoca geri gelse de bizi öyle yakalasaydı ne olurdu, düşünebiliyor musun
O hödüğün biri be, niye öyle korktun ki.. Yanına oturabilir miyim, canım benim
- Tabii Nihat abi. Nolur bana abi deme, adımı söyle, Nihat de, olur mu Dur, tabak düşecek, şuraya koyayım…
Dur ama, yapma.. Canım, ben sana vurgunum, biliyor musun Hep böyle bir günü bekliyordum, son geldi.
Nolur dur , acele etme… ama canımı yakıyorsun… Bu konuşmaları dinlerken sikim kemik gibi olmuştu. Neredeyse içeri dalacaktım. Tam o sırada kız kardeşim,
- Helaya gitmek istiyorum, dedi. hemen yana çekildim. Kapı açıldı ve kız kardeşim önümde dikildi.
Parmağını dudaklarına götürerek, sus işareti yaptı, arka odaya gidip biraz oyalandıktan sonra tekrar önümden geçerek odaya girdi ve kapıyı aralık bıraktı.
Şimdi kendimi göstermeden içeriyi görebiliyordum. Nihat, pantalonunun üzerinden sikini ovuşturuyordu. Kız kardeşim, içeri girince doğru gidip onun yanına oturdu. Nihat hemen elini omuzuna atıp onu kendine çekti ve memesini tuttu.
Öbür elini de bacaklarına attı, eteğini yukarı sıyırdı. Kız kardeşimin bacakları donuna kadar açılmıştı.; Başını Nihatın göğsüne dayamış öyle duruyordu.
Nihat,Oh, güzel memelerini rahatça sevebiliyorum ne güzel, dedi ve öbür elini donundan içeri sokup amını avuçladı.
Kız kardeşim yerinden sıçrayarak, Ayyy, napıyosun, yapma… diye çığlık attı. Nihat kendini kaybetmişti.
Ayağa kalktı, onu kollarından tutup sırtüstü sedire yatırdı ve üzerine geçti. Kız kardeşim, belli ki yalancıktan itiraz ediyor, Ay, yapma Nihat abi, yapma nolur, ya abim geliverirse, diyordu.
Nihat, Hani abin bir saatten önce dönmezdi Sen söylemedin mi canım, gelirse gelsin, ben hep bu anı bekledim, dedi.
Başlarını tam göremiyordum ama, bellerinden aşağısı gözlerimin önündeydi. Nihat bir yandan onun amını okşuyor, bir yandan da entarisinin düğmelerini açıyordu.
Kız kardeşim itirazı kesmişti. Entarinin önü açılınca onun bembeyaz vücudu Nihatın önüne seriliverdi. Fanila ve sütyen giymemişti.
Nihat memelerine yapışıp emmeye başladı. Yavaş hareketlerle de donunu aşağı indirdi ve çıkarıp attı. Donunun çıkmasıyla kız kardeşim bacaklarını iki yana açıverdi ama, bir yandan da, Nihat abi nolur yapma, ben daha kızım, nolur, diye yalvarıyordu.
Onun yalvarmalarına aldırmayan Nihat elini kemerine atıp bir hamlede çözdü ve pantolonunu çıkarttı, sonra da aynı hızla donunu…
Nefes nefeseydi,
– Bak canım, bak güzelim, sakın mani olma, sarıl bana, çok güzel olacak, seni çok mesut edeceğim.
Seni çok seviyorum. Kız kardeşimin vücudu Nihatın altında kıvranmaya başlamıştı, Ama Nihat abi çok korkuyorum… Ya kızlığım bozulursa, ya hamile kalırsam, diye inliyordu.
Aynı lafları bana da etmişti. Sikim kazık gibiydi ve bir taraftan da sıvazlıyordum. Nihatın siki donundan kurtulunca yaylanmış ve dikilmişti. Kız kardeşimin tahmin ettiği gibi benimkinden büyüktü.
Korkma canım, hiç korkma, diyerek sikini onun amına dayadı ve eliyle tutarak dudaklarına sürtmeye başladı. Kız kardeşim artık açık açık inliyordu.
Nihat onun bacaklarını tutup yukarı kaldırdı ve sikinin başını amına itmeye başladı.
Ani kulağıma ağlama sesi geldi. Evet kız kardeşim ağlıyordu. Ya duyduğu zevkten ya da yapmacıktan ağlıyordu.
Mümkün olsa o ibneyi orada öldürürdüm. Ama hiçbir şey yapamıyordum. Nihat bir yandan sikini itmeye devam ederken bir yandan da, Niye ağlıyorsun sevgilim, bak seni seviyorum, sen de beni sev hadi, boş durma… diyordu.
Sonra sikini bütün gücüyle itti ve onun amına giriverdi.
Kız kardeşim müthiş bir çığlık attı ve Nihat abi naptın, mahvettin beni, kızlığımı bozdun, nolacak şimdi, ben ne yapacağım.
Babam öldürür beni, dedi ve ağlamaya devam etti. Müthiş rol yapıyordu. Ona bir kez daha hayran oldum.
Ama Nihatın onu duyması ve dinlemesi mümkün değildi. Omuzlarından kavramış, içinde gidip geliyordu. Kız kardeşimin ağlaması azalmış, iniltiye dönüşmüştü.
Nihatın kollarına sarıldı. Nihat delirmiş gibiydi. Onun içinde gidip geliyor, bir yandan da her vuruşunda, Oh… oh… oh… diye sesler çıkarıyordu. Kız kardeşim de ona katılmış, bacaklarını onun vücuduna sarmıştı. O da aynı sesler çıkarıyordu.
Kıskançlıktan kudurmama rağmen, kız kardeşimin sikilmesini seyretmek beni çılgına çevirmişti. Sikimi çıkarıp otuz bir çekmeye başladım. Nihat hayvanın tekiydi.
Kız kardeşimi eşek siker gibi sikiyordu. Çok acele ediyor ve belli ki bir an önce boşalmak istiyordu.
Böğüre böğüre onun içine boşalmaya başladı. Ben de boşalmak üzereydim, ama yapmam gerekenler aklıma gelince elimi zorla da olsa sikimden çekip, aşağıya indim.
Dış kapıyı sessizce açtım ve sertçe kapatarak yukarı fırladım. Nihat kapının sesiyle kız kardeşimin üzerinden kalkmış, elleri sikinin üzerinde odada şaşkın şaşkın dolaşıyordu.
Odaya girer girmez, gördüklerimden çok şaşırmışcasına,
Noluyor yav, niye çıplaksınız.. Kız, bu ne hal, siz ne yapıyorsunuz.. gibi saçma sapan laflar edip, önce kız kardeşimin, sonra da Nihatın üzerine yürüdüm.
Durumu henüz anlamış gibi Nihata, Bu ne vaziyet lan, ne yaptın kızcağıza, ulan puşt, ulan ırz düşmanı pislik, biz de seni adam belledik, orospu çocuğu, gül gibi kardeşimin ırzına geçtin haaa, ben bunun hesabını sana sormaz mıyım, diye orasına burasına vurmaya başladım. Şaşkınlıktan ne yapacağını bilemeyen Nihat benden kaçmaya çalışırken, kız kardeşim odadan kaybolmuştu.
Onun yokluğunu fırsat bilip, kız kardeşimi siktiği sedire bakmasını önlemek için bir an önce odadan çıkmasını sağlamalıydım.
Çünkü oraya bakarsa kan görmeyecek ve kız kardeşimin bakire olmadığını anlayacaktı.
Sedirin yanındaki donunu ve pantalonunu önüne atıp, Siktir git ırz düşmanı orospu çocuğu, sonra hesaplaşacağız seninle, diyerek bir kez daha üzerine yürüdüm daha sonra da, Nerdesin kız, ne yaptı bu kir sana, diye bağırmaya başladım.
Nihat on saniyede toparlanmış ve kaçmıştı. Dış kapının kapanma sesini duyduğum anda kız kardeşim odada belirdi ve gelip boynuma sarıldı. Hâlâ çırılçıplaktı ve Nihatın dölleri bacaklarından sızıyordu.
Abi, muazzamsın, nasıl faka bastırdın Nihatı Seni görünce ödü bokuna karıştı. Nasıl korktu senden değil mi Abi sen çok cesursun be… dedi.
Onu tam tutup, biraz önce Nihatla sikiştiği sedirin üzerine atacaktım ki, sedirin örtüsü aklıma geldi,
– Dur bi dakka, dedim ve sedire baktım. Üzerinde küçük bir ıslaklık bile yoktu. Belli ki döllerinin tümünü kız kardeşimin içine boşaltmış, o da dışarı akıtmadan sedirden uzaklaşmıştı.
Üstümdekileri hızla çıkarıp sedire uzandım ve onu yanıma çağırdım. Bu kere Nihatın yerinde ben vardım. Gelip yarı kalkık sikimi tuttu ve öpmeye başladı. Benim istediğimi o kendiliğinden yapıyordu. Öpüp yaladıkça sikim dikiliyordu.
Ama benim derdim başkaydı. Nihatla sikişmek hoşuna gitmiş miydi Ondan mı, yoksa benden mi daha çok hoşlanmıştı Onunla yeniden sikişmek ister miydi Ben bunları düşünürken sikimin başını ağzına aldı ve emzik gibi emmeye başladı.
Sikimi ağzından çekip, Nihat çok mu iyiydi Altında çığlıklar atıyordun, dedim. Bozulmuştu.
Altımdan sıyrılıp karşıma dikildi ve öfkeyle, Abi, sen ne diyorsun yav, hem beni ona siktiriyorsun, sonra da bana hesap soruyorsun.
Nihat beni resmen sikti. Yani onunla sikiştim. Zevk almışsam nolmuş yani Almamalı mıydım Onun siki de seninkinden büyüktü işte… dedi.
Kıskançlıktan kuduracak haldeydim ama onu doyasıya sikmek istiyordum. Kollarından tutup üzerime çektim ve sikimi yeniden ağzına verdim. O da hırsla ağzına alıp, sikimin üzerinde gidip gelmeye başladı.
Arada dişleriyle başını ısırıyordu. Sanki amının içindeydim. Sikimi ileri ittim ve ağzının içini iyice doldurdum.
Sonra ileri geri gidip gelmeye başladım. Giderek boşalmaya yaklaşıyordum ki, sikimi ağzından çıkarıp, Abi onu niye içime sokmuyorsun Beni sikmeyecek misin Çok istiyorum, dedi.
Şaka yollu, Kızım daha biraz önce sikişmedin mi, amının içi dolu değil miydi, diye sordum.
Abi, doluydu da ne oldu ki, diye yanıtladı. Belli ki Nihat ibnesi sadece kendini düşünmüş ve kızcağızı orgazma ulaştıramamıştı.
Demin sen boşalmadın mı, diye sordum. İçini çekerek, Yok be abi, iri sikiyle amımı acıtıp durdu.
Tam zevklenirken de, içime fışkırıverdi. İşte o sırada da sen girdin içeri, dedi. Şimdi çok mu istiyorsun, dedim. Hııı, diye cevapladı. Belinden tutup sedire yatırdım ve bacaklarını ayırıp, anında amına giriverdim.
Ahhh abim, diye bağırdı. Bir yandan iliklerime kadar dolu olduğum için, bir yandan da Nihat ibnesine bozulduğum için, hiçbir şey düşünmeden pompalamaya başladım.
Sanki hırsımı kız kardeşimden alıyordum. Aniden altımdan çekilerek, Ne yapıyorsun abi, nolur sen de onun gibi yapma, sev beni nolur, dedi. Aklım başıma geldi. Haklıydı. Onu sevmeden sikmeye çalışıyordum.
Sanki otuzbir çekmek gibi bir şeydi. Sikimin başı içindeydi. Bir süre nefes nefese öyle durdum, sonra başını ellerimin arasına alıp önce yanaklarından, sonra da dudaklarından öpmeye başladım.
Ben sana vurgunum, seni çok seviyorum, hep seveceğim, sen benim canımsın, diyip duruyordum. O da bana sarılmış, her yerimden öpüyor, Canım abim diyor, amını sikime doğru itiyordu.
Bu sefer de ben de sikimi büyük bir zevkle içine ittim. Sadece sikim değil, bütün vücudum titremeye başlamıştı. O da titriyordu. Bu büyük bir zevkti. Ellerimle incecik belini kavradım. Onun elleri de omuzlarımdan tutmuş beni kendine doğru çekiyordu ve dudaklarımızla birbirimizi yiyorduk.
Bu nasıl bir sikişti sikimi içinde yavaş yavaş ileri geri kaydırıyor, amının her zerresini sikimin üzerinde hissediyordum.
Öyle inliyordu ki, sanki benimle sikişmiyor, inanılmaz bir rüyada yaşıyordu. Boşalmak üzereydi. İnleyerek dudaklarını ısırıp, başını iki yana sallamaya başladı.
– Abi… abi… abim… abim benim… canım abim… diye inleye inleye boşalmaya başladı.
Ben zaten kendimi zor tutuyordum. Ah… ah… ah… diye, dalgalar halinde boşaldım. Döllerim amının ta dibini dolduruyordu.
Çünkü ikimiz de birbirimize öyle sarılmıştık ki, kasıklarımız ve bacaklarımız birbirine yapışmıştı. Boşalmamız bitmişti ama birbirimizi bırakmıyor, nefes soluğa bakışıyorduk.
Abi, beni kucağına alır mısın, dedi.
Ellerim zaten belindeydi. Doğruldum ve ellerimi sırtına doğru kaydırıp kendime çektim. Boynuma sarıldı. Şimdi sikimin üzerinde oturuyordu. Abi, biliyor musun, ben bu sefer mutlaka hamile kaldım, dedi.
Yüreğim hoplamıştı. Nerden belli ki, diye sordum. Abi, bugün iki defa içim döllerinizle doldu. Üstelik seninkiler amımın ta dibime kadar gitti. Ben napıcam şimdi, dedi ve ağlamaya başladı.
Nerdeyse korkudan ben de ağlayacaktım. Döllerimin hâlâ içinde olduğunu düşündüm ve onu şefkatle kucağıma alıp ayağa kalktım. Ağlama canım, korkma, onun da çaresine bakarız, şimdi banyoya gidelim de içindekileri boşaltalım, diyip banyoya girdim.
Sikimi içinden çıkarmayı hiç istemiyordum ama çaresizdim. Onu yere bırakınca sikim çıktı ve amından döl boşaldı. Ağlaması geçmişti. Sikimi suya tutup yıkadım ve ona, Hadi amını iyice yıka da gel, ben acıktım, yemek yiyelim, dedim ve banyodan çıktım.
Biraz sonra da o çıkıp yanıma geldi. Ben bu arada, annemin bize bıraktığı nohut, pilav ve hoşafı hazırlamıştım.
Oturup güzelce karnımızı doyurduk. Bu arada Nihatla dalga geçmeyi de ihmal etmedik. Yemekten sonra yeniden yeniden sikiştik. Artık nerdeyse karı koca gibi olmuştuk. İkimiz de doymak bilmiyorduk.
Ablam Benim 7
Kendim rahatlamış gibiydim adeta. O durgunlaşmıştı kendini bıraktı. Ama ben yavaş yavaş gidip gelmeye başladım amının içinde. Ablam bir dakika öyle uzandıktan sonra hareketlenip altımdan kalkmak istedi. Üzerinden indiğimde beni sırtüstü yatırdı.
Direk gibi havaya dikili olan sikimi kökünden avuçladı kökünden aşına doğru dondurma yalar gibi yalamaya başladı. Ben ablamın sikimi yalayışını seyrederken saçlarından tutuyor aralarına parmaklarımı geçiriyordum.
Ablam ağzıyla sikime hızlı hızlı masturbasyon yaparken arada bir gözlerime bakıyordu. Aldığım zevki gördükçe daha iştahlı yalayıp başını emiyordu.
Arada bir sikimin başına tükürerek eliyle hızlı hızlı masturbasyon yapıp sonra tekrar boğazına kadar sikimi sokarak yalaması çıldırtıyordu benim.
Ne kadar güzel oral sex yapıyordu ablam böyle. Sikimin damarları çatalayacak hale geldiğinde ablam sikimi elinden bırakmadan üzerime doğru geldi ve tek hamlede oturuverdi sikime.
İlk oturuşunda ablamın amının dibinde hissettim sikimim tamamını. Ablam da ben de inledik o an zevkten. Ablam üzerime doğru eğilip sikimde gidip gelmeye başladı.
Güzelim göğüsleri ağzıma giriyordu. Sallandıkça dudaklarıma sürtüyor yalıyordum. Sallanan iki göğsünü de iki elimle tutup yer gibi yalayıp uçlarını emmeye başladım.
Göğüslerinden feci etkilenen ablam bu şeklide sikimde zıplayarak 3 dakika sonra tekrar deliler gibi boşalmaya başladı.
O iki defa boşalmıştı ama ben kendimi sıkmıştım. Bu durum ablamın çok hoşuna gitmişti. Boşalmalarından sonra teşekkür eder gibi dudaklarımı yalayıp emip öpmesinden anlıyordum.
Üzerime yatmış dudaklarımı emiyordu. Sikimi amından çıkarmamıştı boşalmasına rağmen. Ben ablamın götünü avuçladım iki elimle. Hareketlendim ve ablamın amına girip çıkmaya başladım.
Ablamın avuçladığım göt yanaklarını yoğuruyordum amını sikerken. ''ablacımm çok tatlısınnnn'' dedim zevkten inler gibi.
Dudaklarıma yapıştı ablam ve amıyla sikimi vakumluyordu. Avuçladığım göt yanakları elimde açılıp kapanıyordu.
Artık aldığım zevkten delirme noktasındayken ''abla geliyorumm'' deyince abla üzerimden bir anda inip ağzına doldurdu yarağımı. Eliyle ağzına doğru hızlı hızlı sıvazlamaya başladı.
Ablamın ağzına öyle bir fışkırdım ki beş defa tazyikle ard arda…. Ablam bir damlasını bile zayi etmeden yuttu bütün döllerimi.
Hem de eliyle son damlasına kadar sikimi sıvazlayarak…Artık ablam yanıma sırtüstü uzanmıştı. Dudağına eğilip bir dakika kadar öptüm.
Ben öptükten sonra bu sefer ablam üzerime doğru yatar gibi eğildi. Bişey söyleyeceğini anlamıştım.
Dudaklarımı biraz öptükten sonra
-Bebeğim böyle bişeyin olmasından korkuyordum. Engel olamadım malesef. Ama bundan kendimize bile bahsetmeyeceğiz ve bir daha olmayacak böyle bişey.
Bunu söylerken bile sikim elinde avuçluyor sıvazlıyordu ablam.
-Ama abla nasıl eridiğini, nasıl sevişmek istediğini gördüm. Sen de insansın. Senin de canın çekiyor biliyorum. Serbest bırak kendini. Seni doyurayım sekse sevişmeye
-Hayır bebeğim. Dediğin gibi bile olsa anlık onlar. Sonra üzülüp hayıflanıyorum. Sen elimde büyüdün, kendime konduramıyorum. Dediğim gibi bir daha böyle bişey olmayacak sevgilim. Ben seni çok seviyorum.
Ama halaa sikimi sıvazlıyordu.
Hatta bunları söyledikten sonra doğrulup bi kere sikimi ağzına sokup çıkardı ,yalayarak başını öptü. Ben sikişme konusunda ısrar etmemin faydasız olduğunu anladım o an.
Israr etmemin bir sebebi de biliyordum ki ablam bu sikin tadına vardı ve sikim olmadan yapamaz. Kesinlikle sözünde duramayacaktı.
Sikimi ellemeyi öpmeyi ağzına almayı bırakamıyoda onu da bırakamayacaktı. Hele ki okul başladığında aynı evde yalnız kalacağımız günler…
-Peki abla bu şekilde elleşip yalaşmak ta mı yok. Ondan da mı mahrum bırakacaksın beni
Güldü ve yanıma yatıp tekrar dudaklarımdan öperken sikim yine elindeydi.
-Oh kuzum benim. Yok bebeğim seni her yerinden öpüp ısıracağım, yalayacağım hep. Aynı küçükken yaptığımız gibi devam. Güldüm ve ben de ablamın öpücüklerine karşılık verdim yüzünü tutarak.
Ateşli bi öpücüğe başladık dudaklarımızla. O benim sikimi sıvazlıyor avuçluyordu öpüşürken ben de onun götünü avuçlayıp arasında parmaklarımı gezdiriyordum.
Ablamın götü ne kadar tatlıydı. Ne çok büyük ne küçük. Dudaklarına doyamıyordum. Ablam tekrar ateşlendi inlemeye başladı. Dudaklarımı öpüşü emişi hızlandı.
Yan yatakne elinde tuttuğu sikimi külotunun kenarınan am dudaklarının arasına sürtmeye başladı tekrar. İçimden dedim ki ''sen duramazsın ablammmm sikim olmadan, bu sikin tadını aldın, kudurusun kendini siktirmezsen''.
Ben de amının dudaklarını arasındaki sikimi ileri geri yapmaya başladım ablamın dudaklarımı yer gibi emişlerine karşılık vererek. Diline dilimi sürüyor emiyordum. Ablam tekrar inlamaya başladı ve sonra ağlar gibi hızlı bi şekilde götünü geri çekti.
Biraz titremelerinin geçmesini bekledi. Sonra ağır ağır arkasını dönerken ''hadi bebeğim uyuyalım'' dedi ama sesi hem titriyordu hem de çok kısık çıkmıştı..
Arkasından sarıldım. Kazık gibi sikimi götünün arasına külotunun üzerinden denk getirdim. Öylece sarıldık ve uyuduk….
Sabah saat 8 de annemlerin bahçeden gelen gülüşme sesleriyle gözümü açtım. Ablam daha uyuyordu önümde.
Odaya birileri girer diye hemen kalkıp şalvarımı ve tişörtümü giydim. Ben kalkarken ablam da uyanmıştı. ''bebeğim benim kıyafetlerimi de uzatır mısın'' dedi.
Uzattığım kıyafetleri yatağında giydi ablam. Sonra ''gel buraya'' dedi. Yanına geldim eğilmemi işaret etti ve ben eğilince direk dudaklarıma yapışıp 1 dakika boyunca yalayarak öptü dudaklarımı.
Diliyle ıpıslak öpüyorken ben de aynı şekilde karşılık verdim.
Gülümsedi ve ''yakışıklı erkeğim benim, sen benim erkeğimsin'' dedi başımı severek..
Bahçede çok güzel bi kahvaltı yaptık hep beraber. Seher yengemle Recep abi çok güldürüyorlardı bizi. Yöresel esprileri şive ile çok güzel yapıyorlardı.
Seher yengem masada sağımda annem solumda oturmuşlardı. Seher yengem yine elini bacaklarıma vurup sevip okşayıp durdu kahvaltı boyunca.
Şalvarın altındaki sikimi 2 defa avuçlar gibi tutmuştu bu sevip vurmaları sırasında. Hadi dizime vurmaları elini koymaları tamam da sikimin kalkık olduğunu hissedip avuçlaması ellemesi normal değildi.
Kadın ya çok azgın ya da epeydir recep abi ile düzgün bi seks hayatı yok diye düşünüyordum.
Ya da benden etkilenmişti bilemiyorum. Tam olarak test etmek için sadece bi hareket yaptım kahvaltının sonuna doğru. Yine konuşup espri yaptığı bir sırada elini tam sikimin üzerine koyduğu anda ben de elimi elinin üzerine koyuverdim muhabbete iştirak ederek.
Masanın örtüsü bacaklarımıza indiği için yaptıklarımız zaten görünmüyordu.
Elini çekmediği gibi elimin altında sikimi başından avcuna doldurarak iyice avuçladı. Benim kalbim küt küt atıyordu.
Testi devam ettirdim. Zaten demir gibi olmuştu sikim. Elimin altındaki elini ben de avuçladım açarak. Sikime doğru ben de bastırdım. Elini biraz aşağı kaydırdım elimle.
O da yavaşça kaydırdığım eliyle sikimi biraz daha sıktı. Gövdesini tam olarak avuçlamıştı. Heyecandan titreyen elimle bir defa sıvazlattım aşağı yukarı doğru. Sonra durdum. Elimi sikimi avuçlayan elinden çekmedim. Beş saniya sonra o sıvazlamaya başladı yavaş yavaş.
Artık sorularımın cevabı netleşmişti.
Seher yengem kahvaltı masasında kimse görmeyecek şekilde ortaya konuşup gülüşürken sikime masturbasyon yapıyordu şu an.
Felaket tahrik olmuştum, gözlerimi kıstığımın farkına vardım. O an karşımda oturan ablamla göz göze geldik. Beni iyi tanıyan ablam yere çatal düşürdü ve eğilmek içins sandalyesini geri çekiverdi.
O an Seher Yengem de hemen yakaladı olayı ve elini birden çekti sikimden.
Ama ablamın masanın altına eğilmesiyle arasında zaman farkı oldu mu , ablam görebildi mi bilemedim. Yengemin elini sikimde görmese de şalvarımın altında keser sapı gibi ayakta duran sikim avuçlandığı için şalvarım çevresinde şekil yapmış vaziyette direk gibi ortadaydı.
Ablam doğrulduğunda bana bir baktı ki bu bakıştan hiç bişey çıkaramadım.
Yengemin sikimi avuçlar vaziyette gördüğünü sanmıyorum ama sikimin o halini görmüştü….Yengemin yüzünde herhangi ifade yoktu gayet rahattı. Şen şakrak kahvaltımız devam etti……
Koyun Keçi Sağan Ablalar 2
Necla ablayla sikişlerimiz devam ediyordu. Necla abla bana söz vermişti, "Raziye ve Gülsümü de sana siktireceğim!" diye, ben de heycanla bekliyordum. Yine bir gün üç abla da süt sağmaya gelmişlerdi. Raziye abla bana bakıp bakıp gülüyordu, ne zaman ona baksam gülüyor. Ben de ne oluyor diye içimden geçiriyordum.
Bunlar süt sağmayı bitirip, gitmeye yakın zaman, Necla abla bana yaklaştı ve "Raziyeyle birlikte git evine, sana birşey verecek!" dedi. Ben de, "Necla abla hayvanları gölgelik yere götüreyim, ondan sonra giderim!" dedim.
"Tamam ama çok bekletme Raziyeyi!" dedi ve gittiler. Ben de hayvanları hızlıca gölgelik yere götürdüm ve Raziye ablanın evine gittim…
Baktım ki çocukları da evde, "Raziye abla, beni Necla abla gönderdi…" dedim. Raziye abla da, "Bekle akşamdan kalan yemeğimiz vardı, sana vereyim!" dedi. Bekledim Raziye abla yemeği almaya gitti.
Ben de içimden (Amına koyduğum, sanki yemek için gelmişim!) diye sinirli sinirli söyleniyordum. Raziye abla bana yemeği verirken sesini kısarak, "Arkadaki ahırda beni bekle!" dedi. Başımı hafif salladım ve yemeği alıp evden çıktım.
Hemen arka taraftaki ahıra gittim ve Raziye ablayı beklemeye başladım…
Çok geçmeden Raziye abla geldi. Ahırın kapısını kapatır kapatmaz bana sarıldı, dudak dudağa öpüştük. Alt dudağımı emiyor, somuruyordu, ben de onun memelerini okşuyordum.
Daha tam seks ustası olmadığımdan biraz acemi kalıyordum. Raziye abla, "Çok zamanımız yok, hadi geçir bana!" diye söylendi. Ben de onu yere yatırmak isteyince, "Hayır öyle olmaz!" dedi ve önüme domaldı, "Eteğimi kaldır ve amıma sok!" dedi.
Eteğini kaldırdım, Raziye abla ben uraşmayım diye altına birşey giymemiş, eteği kaldırınca çıplak amcığı kabak gibi karşımdaydı. Kalçasını iyice kaldırdı, ben de hemen pantolonumu ve külotumu indirdim, sikim kazık gibi fırladı, biran evel Raziye ablanın amına girmek için acele ediyordu…
Bir elimle am dudaklarını açtım, diğer elimle sikimin ucunu soktum ve yüklendim. Yarısı girmişti ki, Raziye abla, "Ahhhh! Yavaş sok!" dedi. Ben hızlıca kalanını da soktum.
Ve hiç beklemeden sokup çıkartmaya başladım. Raziye abla 'Ahhhh, ohhhh, uffff!' sesleri çıkararak inliyordu. Sesimizin dışarda duyulmasından korkuyordum, ama ara vermeden pompalamaya devam ediyor, Raziye ablanın dahada inlemesini sağlıyordum. Raziye abla sesi çıkmasın diye ağzına başörtüsünün uçlarını almış ısırıyordu.
10-15 dakika durmaksızın pompaladım ve amının içine patladım. Raziye abla bitti sandı, ama hiç amından çıkartmadan sikmeye devam ettim. Raziye abla, "Tamam, bugünlük yeter, daha müsait bir yerde sana neler yaşatacağım, bitsin bugün!" dedi.
"Tamam!" dedim ve sikimi amından çıkarttım. Raziye abla eteğini düzeltikten sonra çıktı. Ben de pantolonumu külotumu çektim ve etrafa baktım kimse varmı yokmu diye, kimseyi göremeyince çıktım. Hayvanlarımın yanına gittim. Biraz rahatlamıştım, ama canım halen sikişmek istiyordu, hemde çok.
Akşam olup eve giderken, Necla ablanın hayvanlarını götürdüm. Bizim evle Necla ablanın evi yakın birbirine. Necla abla hayvanların geldiğini görünce, üstü açık ahırına sokmak için geldi.
Ona yardım ettim, hayvanları yerine koyduk. Yanımızda kimse yoktu, daha kapıyı kapatmamıştık. Necla ablayı tutarak ahıra soktum. Necla abla, "Dur ne yapıyorsun, şimdi biri gelir rezil oluruz!" dedi. "Abla bir kere sikeyim, ne olur!" dedim.
Necla abla da karşı koymayı bıraktı ve pijamasını aşağı indirdi, eteğini de kaldırdı. Ben de hızlıca pantolonumla külotumu indirdim ve Necla ablaya yaklaştım.
Necla abla da domaldı, "Hadi sik, acele et!" dedi. Elini de betondan yapılmış hayvan yemliğine koydu. Ben de hiç zaman kaybetmeden sikimi Necla ablanın amına soktum…
Necla abla ne zaman o kadar ıslandı anlamadım, amcığı vıcık vıcıktı, sanki bir saat sevişmişiz gibiydi. Tamamen soktuktan sonra hızlı ve sert bir şekilde amına basmaya başladım.
Necla abla sesi çıkmasın diye dudaklarını ısırıyordu, ama ben o kadar basıyordum ki amına, ister istemez arada sesi çıkıyordu. Kapının önünden birisi geçse Necla ablanın sesini rahat duyardı.
Necla abla zevkten dengesini kaybetti düşer gibi oldu, ben hemen yakaladım ve düşmesine müsade etmedim. Necla abla, "Ne olur çıkart, valla yakalanırız, beni bitirdin!" dedi.
Benim gelmeme de az kalmıştı, Necla ablayı dinlemedim ve biraz daha sikip, içine patladım. İçine döllerimi iyice akıttıktan sonra sikimi çıkarttım.
Necla abla da pijamasını çekti ve eteğini düzeltip çıktı. Ben de kapıda Necla ablanın işaretini bekledim. Bana çıkabilirsin diye işaret edince ben de çıktım, eve gittim…
Evde yemek hazırdı, hemen çöktüm sofraya. Daha yemeğimi bitirmemiştim ki, Raziye abla evimize geldi, "Nuri bizim karabaş koyunumuz gelmemiş, nerde kaldı biliyor musun?" dedi.
Ben de ilk başta gerçek sandım, "Abla gelmişti, iyi hatırlıyorum!" dedim.
"Eee nerde ozaman? Ben ahırda bulmadım da!" dedi. O zaman anladım ki, mesele karabaş koyunun gelmemesi değil, Raziye abla sikilmek istiyordu. Hemen yemeği bıraktım ve koyunu aramaya çıktım.
Raziye abla da evine gitmek için benimle çıktı ve bana sesini kısarak, "Bu gece saat 11 gibi bize gel, kocam evde değil!" dedi. "Tamam!" dedim ve biraz sağa sola bakındıktan sonra tekrar eve döndüm ve yarım kalan yemeğimi yedim.
Çayımı da içtikten sonra dışarı çıktım. Saat daha 10 olmamıştı, Raziye ablanın evinin orda dolaşıyordum…
Saatin 11 olmasını beklemeden kapıyı çaldım. Raziye abla kapıyı açtı, alçak sesle, "Erken geldin, sana 11 demiştim!" dedi. Ben de elimle sikimi işaret ettim, "Bu beklemek istemedi!" dedim. Raziye ablanın evinin 3 odası var.
Televizyon odasının kapısının önünde durup, bana da yatak odasının kapısını gösterdi, ben de hızlıca odaya girdim. Benden az sonra da Raziye abla geldi odaya. Ayakta biraz öpüştük. Raziye abla bana, "Sen bekle, ben çocukları uyutayım, geleceğim!" dedi.
Tam çıkacakken ben yakaladım ve yatağa atarak üstüne çıktım. Raziye abla ne yaptığıma anlam veremiyordu, ama ben hızlıca külotunu çıkartıp amına yumuldum, yalamak istedim. Raziye abla bacaklarını kapatmış açmıyordu, zorla açtım ve amcığını yalamaya başladım. Memelerini de elimle yoğuruyorum.
Raziye abla da direnmeyi bırakmıştı, tecavüz kaçınılmazsa, zevk almayı bileceksin mantığıyla… Raziye ablanın amı vıcık vıcık olmuş, amını yalarken parmaklarımı da amına daldırıyordum.
Raziye abla inlememek için çıkartmış olduğum külotunu ağzına koymuştu. Amını yeterince yalayıp, yarağımın başını amına geçirdim. Raziye abla, "Ooofff devam et!" deyince, ben sikimi birden köküne kadar sokmuştum ve amına git gel yapıyordum.
Klasik pozisyonda 5 dakika siktim ve amına boşaldım, çıkardım sikimi. Yatağa uzandım ve "Git çocukları uyut gel!" dedim. Sikim taş gibiydi daha. Raziye abla dönüp sikimi öyle görünce gitmekten vaz geçti ve geldi sikimin üstüne oturdu, ata biner gibi, oturup kalkmaya başladı.
Baktım yarak tadı almış gitmiyor, onu zorla gönderdim, "Başımızı belaya sokacaksın, çocukları uyut gel, sabaha kadar sikişeceğiz!" dedim. Raziye abla gönülsüz gönülsüz gitti…
Televizyonu kapatarak çocukların yatağını açtı ve "Çabuk uyuyun!" dedi. Çocukların odasının kapısını da kapatarak kilitledi ve bizim odaya, daha doğrusu kocasının yatak odasına geldi, çırıl çıplak soyundu ve üstüme atladı. Hemen yarağımı eline alıp yalamaya başladı.
Ben de onu üstüme çekerek, sikim ağzındayken, amını yalamaya koyuldum. Sikimi gırtlağına kadar alıyor sonra çıkartıyordu, resmen ağzını sikiyordum. Taşaklarımı da sıvazlıyordu. Onun amı da ağzımdaydı, yalıyordum.
Baş parmağımı amına geçirmiş, işaret parmağımı da göt deliğine zorluyordum. İkimiz de zevkten kıvranıyorduk. Çok geçmeden bacaklarını sıkarak titremeye başladı, amının suyu ağzıma akıyordu, gerçekten de Raziye ablanın amı çok suluydu, şeftali gibi…
Artık sikmenin zamanıydı. Onu sırtüstü yatırdım ve bacaklarını omuzuma aldım, ben de çömelir gibi yarağımı amına geçirdim. Ve ilk başlarda yavaş siktim, sonra giderek hızlandım. Hiç pozisyon değiştirmeden sikimi amından çıkartıp soktum.
Boşalacağımı anlayınca yavaşlıyordum, soğuyunca birdaha hızlanıyordum. Raziye ablanın pestili çıkmıştı, boşalmam için yarvarıyordu. Ama kafama koymuştum, onu yarrağa doyuracaktım. Yaklaşık bir saate yakın siktim, ben de yorulmuştum, en sonunda içine boşaldım…
10 dakika dinledikten sonra Raziye abla benim gideceğimi sanıyordu, ama benim daha gitmeye niyetim yoktu. Necla ablayı da, Raziye ablayı da kaç keredir hep amdan sikmiştim, ama hiç göt sikmedim. Ve Raziye ablanın götü tam sikime göreydi.
Raziye ablanın memelerini ağzıma aldım, emerek somuruyordum, elimi de amına götürmüş okşuyordum. Arada bir parmağımı amına daldırıyordum.
Raziye ablanın amı bir daha sulanmaya başladı. Memelerinden göbeğine, ordan da amına geçtim. Amını yalarken parmağımla artık götüne baskı yapıyordum.
İşaret parmağımı da amına soktum, Raziye abla kendini bana bırakmıştı, kalçalarını oynatıyor, 'Ahhh, Ohhh!' sesleri odada yankılanıyordu. Umarım çocuklarına kadar gitmiyordur ve umarım uyumuşlardır çocukları…
İkinci parmağımı da götüne soktuğumda, Raziye abla hiçbir şey demiyordu. Ben de bacaklarının arasında yerimi aldım, ilk başlarda amına yarağımı sapladım.
10 dakika git gelden sonra amından yarağımı çıkartıp göt deliğine bastırdım. Sikim am suyula ıslaktı, biraz zorladıktan sonra götüne kaydı, iyice bastırdım tamamen sikim götündeydi, elimi de amına götürmüş okşuyordum.
Götüne git gele başladım, ama Raziye ablanın hiç bağırmadığı dikkatimi çekmişti. "Raziye abla götün genişmiş!" dedim. Raziye abla da, "Eee 15 yıldır yarak yiyor, tabiki geniş olacak, olmasın da ne olsun?" dedi ve anlatmaya başladı, kocasıyla daha evlenmeden önce götten kendini siktirmiş, ondan sonra da kocası hep Raziye ablanın götünü sikiyormuş…
İlk başta götüne yavaş sok çıkart yapıyordum, sonra git gide hızlandım. Tam hız git gel yapıyordum. Elimle de amını okşuyor, parmaklarımı amına sokuyordum.
Raziye abla inleye inleye orgazm oluyordu. Ben de ikincisine gelecektim. Tam bu sırada Raziye ablanın 5 yaşındaki oğlu ağlmaya başladı. Raziye abla da altımdan kaçar gibi oğluna bakmaya diye kalktı.
Tam kapının ağzındayken çırılçıplak olduğunu farketti ve hemen geri gelip elbiselerini gimeye çalıştı, ama ben bırakmadım, birdaha domaltarak amına soktum. Oruspu işini iyi biliyordu, bacaklarını sıktı, dolayısıyla benim sikimin de giriş çıkışlarını daraltıyordu. Ben fazla dayanamadım ve içine döllerimi fışkırttım…
Raziye abla hemen üstünü giyinip, "Sen de giyin hadi!" diyerek, gitti çocuğunu tuvalete götürdü. Sonra tekrar getirip uyuttu. Yatak odasına geldiğinde, beni çırılçıplak görünce, "Eee, gitmiyor musun?" dedi. "Yok, daha gitmeyeceğim!" dedim. Raziye abla da, "Ne yani, daha sikişecek misin?" dedi.
"Ne oldu abla, yoksa yoruldun mu?" deyip, Raziye ablayı yatağa çektim ve dudaklarına yapıştım. Ordan boynuna, kulak memesine, ordanda ensesine, yalamaya koyuldum. Raziye abla inlemeye başladı, kalçasını oynatıyor, belli ki içine yarak istiyordu.
Ama ağırdan alacaktım. Elimle de memelerini okşuyor, meme uçlarını parmaklarımın arasında sıkıyordum. Raziye ablanın arkasına geçtim, ensesini, kulak memesini emer yalarken, memelerini de okşuyordum. Sikimi de kalçasının arasına sokmuştum.
Raziye abla okadar azmıştı ki, eliyle sikimin başını amına sokmaya çalışıyordu. Kalçasını kaldırıp sikimi amına sokmaya çalışması beni daha da azdırıyordu. Ama sokmadım, Raziye ablayı iyice kıvamına getirecektim…
Yaklaşık 20 dakika sevişmekten sonra, onun yan uzanmasını sağladım, bir bacağını da karnına doğru çektitirdim, ben de diğer bacağın üstüne oturdum.
Amı vıcık vıcık karşımdaydı. Sikimin başını amına soktum, üst bacağı baskı yaptığından am girişi daralmıştı. Ben de biraz daha baskı yaparak, sikimi köküne kadar sapladım Raziye ablanın amına. Raziye abladan yine 'Ahhh, Ohhh!' sesleri çıkmaya başladı,
"Böyle sikilmek ne güzelmiş, devam et Nuriciğim, kocam sana kurban olsun, 15 yıldır böyle sikememiş beni, birde ben kocam iyi sikicidir diye hava atıyordum karılara!" deyip, 'Ahhh! Ohhh!' sesler çıkarta çıkarta orgazmlar oluyordu.
Ben Raziye ablada iki kere üst üste boşalmışım, gün boyu 4 kez idi. Eğer şimdi de gelirsem 5 olacak. Ama ben de biliyorum ki, istersem iki saat dur duraksız sikerim boşalmadan. Ne kadar geçtiğini bilmiyorum, ama saate baktığımda saat 4 olmuştu.
En çok sevdiğim pozisyon, onu domaltarak sikmeye dönderdim ve sikmeye devam ettim. Fakat domalan kadını sikmeye dayanamıyorum, hemen geliyorum. 5 dakika geçmeden içine döllerimi boşalttım…
Çok acıktığımı, acele bana yiyecek birşeyler getirmesini istedim. Raziye abla da hemen kalktı bana yiyecek birşeyler getirdi.
Yemeğimi yedikten sonra, Raziye ablanın amından öperek evinden çıktım…
Görme engelli kiracımızla
Adım Güler, 30 yaşındayım ve 10 yıldır evliyim. Kocam yurtdışına mal götüren bir TIR şoförü, ayda bir, iki ayda bir üç-beş gün kalıyor, işlerini ve bu arada beni halledip tekrar Avrupaya, Rusyaya gidiyor. Bir çocuğumuz oldu, oğlum sekiz yaşında okula gidiyor. Ekonomik durumumuz iyi sayılır, ama ben mutsuzum.
Evliliğim koca yolları gözlemekle geçiyor hep… Bir yıl önce altımızdaki daire satılınca, kocam daireyi satın aldı. Bir süre boş durdu daire, sonra yaşlı bir karı koca gelip kiraladı. Yanlarında gözleri görmeyen genç bir delikanlı vardı. Beyaz bastonuyla yürüyor, her işini kendi yapabiliyordu. Hüseyin oğullarıymış.
Kocam da ben de aileyi pek sevdik.Hüseyin, Üniversitenin görme engelliler için açtığı özel bir bölümde okuyor, ve sabahları şehir içi otobüsle Üniversiteye gidiyordu. Ben de oğlumu bir sokak ilerdeki okuluna götürüp getiriyordum. Her sabah aynı saatlerde çıktığımızdan sürekli karşılaşıyor, birlikte konuşa konuşa gidiyorduk. Yolda ben ona yoldaki kaldırımları, engelleri aşması için yardımcı olurken, o da dirseğimi tutuyor, birlikte en az on dakika bu şekilde yürüyorduk.
Ben oğlumu okula bırakıp okulun önündeki otobüs durağında Hüseyin ile beraber sohbet ediyor, bineceği otobüs geldiğinde onu uyarıp binmesini sağlıyordum. Her gün bu şekilde gide gele iyice samimi olmuştuk. Hüseyin çok konuşkandı, çok ta şakacıydı. Hiç körlüğüne üzülmezdi.
Ama her şeyden öte, Hüseyin çok yakışıklı bir gençti. Hüseyin'den çok etkileniyordum, dirseğimden tutup yürüdüğümüzde içim bir hoş oluyor, kendimi onun karısı gibi görüyordum. O durmadan bana bir şeyler anlatırken benim aklımdaysa kolumdaki elin sıcaklığından başka bir şey olmuyordu.
Heyecanlanıyor, genç kız gibi içim bir hoş oluyordu. Artık öyle olmuştu ki, evden çıkarken Hüseyini görmesem kapılarını çalıyor, anne babasıyla selamlaşıp onun çıkmasını bekliyordum. Yaklaşık 3-4 ay böyle sürüp gitti, Hüseyinle çok samimi olmuştum. Kocam da aileyi sevmişti. Bir kaç kez onlarda ve bizde birlikte yemek yemiş, sohbet etmiştik.
Cana yakın insanlardı. Anne babasının memlekette de arazileri vardı. Yılın yarısını ekim, dikim, hasat vesaire işler için memlekette geçiriyorlardı. Hüseyin de evde yalnız kalıyor, kendi başına evi çekip çeviriyor, okuluna gidiyordu.
Kocamın eve geldiği sınırlı günlerde konuştuğumuzda o da hep Hüseyinin nasıl becerikli biri olduğunu beğeniyle anlatırdı.Bir bahar günüydü. Kocam yine Rusyaya gitmişti. İki haftadır yapayalnızdım. Hüseyinin anne babası da memleketteydi.
Markete gidip akşam yemeği için bir şeyler almak için aşağı inerken Hüseyin de evden çıkıyordu.
Merhabalaştık,
-Nereye gidiyorsun Hüseyin diye sordum.
-Bizimkiler memlekete gittiler, ben de çarşıdaki restoranlardan birinde pide falan yiyeceğim abla.
-Evde çok güzel yemek var. Pide yiyeceğine gel içeri gir. Ben marketten bir şeyler alıp geleyim, bizde yemek yeriz. Hem çocuk evde yalnız kalmamış olur, daha iyi…
- Tamam abla dedi.
Hüseyin'i kolundan tutup içeriye aldım. Yolu biliyordu ama, ben yine salona kadar götürdüm onu. Oğlum onun geldiğini görünce sevindi. Ben çıktım, aceleyle markete gidip alacaklarımı aldım, eve geldim. İçecek bir şeyler, kola, bira, meyve suyu falan da aldım bol bol…
Geldiğimde Hüseyin oturmuş oğlumla oynuyorlar, oğlum heyecanla ona bir şeyler anlatıyordu. Onlar konuşurken ben de yemek hazırladım. Yemekti, hoş beşti derken vakit ilerlemiş, saat 9 gibi olmuştu. Ertesi gün okul olduğundan oğlumu yatırdım.
Geldiğimde Hüseyin de kalkmaya davrandı,
- "Oo.. Vaktin nasıl geçtiğini anlamamışım. Ben de kalkayım abla." dedi. Kolundan tutup engel oldum,
- Otur Hüseyin, nasıl olsa sen de yalnızsın, ben de… Evde tek başıma canım sıkılıyor. Ben sana soğuk bira getireyim, sohbete devam ederiz. Sen de eve gidip ne yapacaksın Beraber oturalım işte…" dedim.
Artık yalnız kalmıştık… Sohbete devam ediyorduk. Soğuk birer bira çerez getirdim, ikimiz de bira içiyor, konuşuyorduk. Sohbet uzadı, ikinci, üçüncü biralar da içildi. Kendimi bir garip hissediyordum, içim kıpır kıpırdı. Kocam gideli iki hafta olmuştu. Yatağımda tek başıma kendimi okşamalarla, içime salatalık falan sokup tatmin olmaya çalışmayla geçen iki uzun hafta ve uzun, yalnız geceler…
Oysa bu gece genç, yakışıklı bir erkekle başbaşa oturuyor, onunla sohbet ediyordum.Bir yandan sohbet ederken bir yandan da onun yakışıklı yüzünü, kaslı kollarını, geniş göğüslerini, pantolonunun önündeki kabarıklığı seyrediyordum.
Hem de hiç çekinmeden, utanmadan… Çünkü biliyordum ki o beni, benim nereye baktığımı, nasıl baktığımı göremiyordu. Aldığım alkolün de etkisiyle öyle rahattım ki hareketlerimde…
Onun okuldan, arkadaşlarından, ev yaşamından bahsederken anlattıklarını dinler gibi yaparken aslında ne anlattığının farkında bile değildim, onu seyretmekle meşguldüm. Arada bir "yaa, öyle mi?" falan diyerek sohbete katılır gibi yapıyor, onun konuşurken kıpırdayan etli dudaklarına, gömleğinin açık yakasından görünen hafif kıllı göğsüne bakıyordum. Bir yandan da kendimi okşuyordum.
Evet, kendimi kaybetmiş gibiydim. Oturduğum koltukta yayılmıştım. Elimin birini eteğimin altına, külodumun içine sokmuş sıkıp sıkıp bırakıyor, diğer elimle uçları kabarmış göğüslerimi okşuyordum. Çıldırmış gibiydim. Seks yapmadan geçen yalnız geceler beni bu hale getirmişti işte…
Gözleri görmeyen genç bir yabancıyla başbaşa, yalnız ikimiz otururken onun karşısında mastürbasyon yapıyordum. Üstelik hafif sarhoş bile olmuştum. Garibin haberi bile yoktu yaptığımdan…Üzerimdeki askılı tişörtün askılarını indirip sütyenimi çıkarmıştım. Elimdeki soğuk bira şişesini memelerimin arasında, ürperen, kabarmış meme uçlarında dolaştırıyordum.
Tüylerim diken diken kabarmıştı. Soğuk şişenin etkisi mi, giderek içimde yükselen şehvetin etkisi mi bilemiyorum. Bereket ses çıkarmamak için, inlememek için dudaklarımı ısırmayı akıl edebiliyordum.Bir ara Hüseyinin oturduğu yerde kıvranmaya, bacaklarını kasmaya başladığını fark ettim. Sıkışmış gibi davranıyordu.
Toparlandım,-Ne oldu Hüseyin Rahatsız mısın" diye sordum.
-Yok abla… Şeyy… Benim eve gitmem gerek…" dedi sıkılarak…
-Tuvalete gitmen gerek galiba… Sıkılma, hareketlerinden belli oluyor." diye rahatlatmaya çalıştım onu…
-Şey, evet abla… Bu biralar… Pek alışkın değilim aslında bu kadar içmeye… Çok sıkıştım da… Sanırım eve bile yetişemeyeceğim."
-Gel canım, ben seni lavavoya götüreyim. Sıkılmana gerek yok ki… Bunca zamandır beraberiz, yabancı değiliz artık…" Ayağa kalktı, elinden tutup yönlendirdim Hüseyin'i. Askılarını indirdiğim tişörtüm aşağıya inmiş, memelerim meydandaydı ama düzeltmeye gerek görmemiştim, nasıl olsa o beni görmüyordu.
Daracık holde yanyana yürürken kolunu tutup kendime yaklaştırdım. Göğsümün biri onun koluna temas ediyor, ucu gömleğine sürtünüyordu. Offf…Tabi, kısa bir andı bu… Banyonun kapısından içeri girmesini sağladım, klozetin önüne götürüp bıraktım. Yanında durup bekliyordum.
Duraksadı, gülümseyerek,- Abla, ben gerisini hallederim, sen lavabonun yerini göster, yeter bana…"
- Ah, pardon canım…" dedim. "Öyle ya, koca adamsın sen…" diyerek elini tuttum, yandaki lavabonun üzerine koyup havluların yerini söyledim. Çıkmam gerekiyordu, ama birden onunkini görmeyi şiddetle istediğimi fark ettim. Kapıya yöneldim, çıkar gibi yapıp içeriden gürültüyle kapattım.
Kapının yanında nefes bile almadan durup onu izliyordum şimdi. Telaşla klozetin kapağını kaldırdı, etrafını elleriyle yoklayıp yerini ezberledikten sonra doğrulup fermuarını indirdi. Elini içeriye sokup aletini çıkardı Hüseyin… Gözlerim faltaşı gibi açıldı. Parmaklarının arasında kocaman, uzun bir canavar duruyordu.
Sertleşmiş, damarları meydana çıkmış, mantar gibi iri mor başından dibine kadar nefis harika bir erkeklik organıydı. 20 santim belki daha fazlaydı uzunluğu, kalınlığı da göz dolduruyordu…
Tamam, kocamınki de doyuruyordu beni, inim inim inletiyordu yatakta ama bu bambaşka bir şeydi sanki… İnlememek için kendimi zor tuttum, elimi ağzıma kapattım. Kalbimin atışlarını duyacak diye korkuyordum… Siki o kadar sertleşmişti, göbeğine doğru dikilmişti ki işeyebilmek için üstünden bastırıp klozete nişanladı, şırıl şırıl işemeye başladı.
Gözlerimi alamıyordum ondan… Sanki dakikalar sürdü işemesi… Nihayet bittiğinde o kocaman sertleşmiş sikini içine sokmadan yandaki lavaboya döndü. Musluğu açıp ellerini yıkadı.
Sıvı sabunla yıkadığı ellerini hala meydanda, fermuarın arasından dışarıya, havaya fırlamış, dimdik duran sikine götürdü sonra… Kaygan, ıslak parmaklarıyla şöyle bir sıvazladı. Sonra avuçlarının içinde sıkıp başından köküne kadar kaydırmaya başladı. Yüzü kızarmış, dudaklarını ısırıyordu.
O öpülesi ıslak etli dudaklarından "Oohhh…" diye bir inilti koptu… "Oohhh… Güler…" diye inledi fısıltıyla… Vay piç vay… Gözlerime inanamıyordum. O güzelim sikini sabunlu parmaklarıyla sıvazlıyor, kendini tatmin ediyordu Hüseyin…
Öyle garip, manyakça bir durumdu ki bu… Kendi evimde, banyomda, oğlum odasında uyurken, yabancı bir erkeğin kendini tatmin etmesini izliyordum gizlice… Hem de benim ismimi sayıklayarak… Beni düşünerek…
Bir an üstüne atlayıp o kocaman sikini tutmak, yalayıp yutmak, içime, alevler yanan, suları akan amıma sokmak istedim. Sonra durup kendime hakim oldum. Böyle yaparak ürkütebilirdim kuşumu… Ters tepebilirdi… Benim ismimi fısıldayarak sikini okşuyordu ama…
Ya ben üstüne gidince tepkisi değişik olursa
Bana "abla" diye hitap etmesi geldi aklıma… İş gerçeğe binince beni tersleyip refüze eder miydi acaba? Dayanamazdım buna… Tuttum kendimi… O da fazla uzatmadı zaten, sikini soğuk suyla yıkayıp kuruladı, yuvasına zorla sokup fermuarını çekti.
Ellerini yıkayıp ıslak elleriyle yüzünü sıvazladı. Sanırım kalkmış erkekliğinin inmesini bekliyordu.Duvarı yoklayarak kapıya yöneldiğinde telaşla ters tarafa çekildim. Kapıyı açıp çıktı, holü yoklaya yoklaya salona ilerledi.
Ben de arkasından çıkıp sessizce ilerledim, sanki odadaymışım gibi
- Aa, geldin mi Hüseyin" diye karşıladım onu… "Problem yok di mi? Sanki sesini duydum gibi, bana mı seslendin" diye sordum hınzırca…
- Yok abla…" derken sanki yüzü kızardı gibi geldi bana… Sohbetimize kaldığı yerden devam etmeye başladı. Eline soğuk bira tutuşturup koltukta yanına oturdum bu kez… Yakından bakıyordum şimdi ona… Her tarafını inceliyor, pantolonun önündeki kabarıklığı izliyordum. İçinde ne canavar yattığını biliyordum o kabarıklığın…
Üstüne atlamamak için kendimi zor tutuyordum. Arkadaşlarından, kızlardan, okulda yaşadıklarından bahsediyordu.
Sözünü kestim,-Kız arkadaşın var mı Hüseyin diye sordum. "Flört gibi yani…"
O da,-Hayır, yok abla. dedi.
-Kız arkadaşın hiç olmadı mı dedim.
-Hayır, maalesef olmadı abla. dedi. "Onlar sağlıklı erkeklerle ilgilenir, benimle sadece arkadaş olurlar… Beni kimse istemez ki bu halimle…" O anda içim cız etti, Hüseyin için üzüldüm, elini tuttum,
-Sakın kendini üzme Hüseyin. Sen yakışıklı, sırım gibi delikanlısın. Seni istemeyen kız neler kaçırdığının farkında değil." diye teselli etmeye çalıştım. "Belki sana birisini buluruz. dedim.
Hüseyin bu sözüme çok sevindi. Ben bu sefer merak ettim, acaba Hüseyin hiç cinsel ilişkiye girmiş miydi. Bunu nasıl soracağımı da bilmiyordum. Sorayım mı, sormayım diye düşünürken, ağzımdan birden çıktı, biraların verdiği çakır keyiflik, tuvalette gördüğüm manzaranın etkisiyle daha serbest konuşabiliyordum,
-Hüseyin sen hiç cinsel ilişkiye girdin mi deyiverdim.
Hüseyin yine,-Hayır hiç girmedim abla. Daha milli olamadım Bu vaziyetteyken de pek olacak gibi değilim galiba… dedi, başını da önüne eğdi, utanmıştı.
-Anladım… dedim. "Peki, kızı bulsak, onun nasıl biri olduğunu nasıl anlayacaksın Hüseyin Senin istediğin ölçülerde biri mi Ya vücudu senin istediğin gibi değilse
-Ailem belki yardımcı olur abla. Hem bunlar benim gözlerim…" diyerek ellerini gösterdi. "Ellerimle yoklayarak görebiliyorum. Sesinden karakterini anlamaya çalışıyorum."
Yutkundum. Elleriyle yoklamak mı Bir an o ellerin benim üstümde dolaştığını hayal ettim. Ürperdim. Ateşim yükseliyordu gitgide… Çatallanmış, boğuk bir sesle,
-Peki, ben nasıl biriyim Hüseyin Ne düşünüyorsun benim için"
-Şeyy.. Sen genç, güzel birisin Güler abla…"
-Genç tamam da, güzel olduğumu nerden biliyorsun Yoklamadın ki"Elini tutup yüzüme götürdüm. Parmakları alnımda, burnumda, dudaklarımda, yanaklarımda, çenemde dolaşıyordu hafifçe, okşayarak… Dudaklarıma değdirdiği parmağını öptüm hafifçe… Ateşe değmiş gibi çekti parmaklarını, saçlarımı okşadı. İçim eriyordu, kasıklarım alev alev yanıyordu o okşarken…
-Peki, kızın vücudunun nasıl olduğunu nerden bileceksin Hüseyin" dedim fısıltıyla… "Böyle parmaklarınla mı" Hüseyinin de yüzü kızarmıştı. Saçlarımdaki elini tutup hafifçe aşağı indirdim davet edercesine… Boynumdan aşağıya indi parmaklar… Tüy gibi omuzlarımda dolaştı. Tekrar ellerini tutup göğüslerime doğru götürdüm. Askılı tişörtüm belimdeydi. Memelerim meydanda, dimdik olmuşlar, uçları arzuyla, şehvetle kabarmışlardı.
Elleri çıplak memelerime ilk temasında çekmek istedi, tuttum, bırakmadım.
-Abla" dedi yutkunarak… Fısıltıyla,
-Devam et Hüseyin… Görmeye devam et…" dedim. "Anlat bana… Nasıl, güzel miyim Memelerim güzel mi Hadi anlat…" Göğsüm inip kalkıyordu heyecandan nefes nefeseydim…
-Ooohhh… Çok güzelsin abla… Tenin pürüzsüz… Saçların ipek gibi… Dudakların etli etli… Boynun uzun, kuğu gibi… Göğüslerin… Çok… Çok güzel… Sert… Uçları kabarmış… Etrafında yuvarlak pütürler var…" Konuşurken dudakları, göğsümde, uçlarında dolaşan parmakları titriyordu.
Dudaklarım kurumuştu heyecandan, yalayarak ıslattım.
-Sonra Hadi devam et… Aşağıya in… Oraları da anlat…"
-Karnın dümdüz, kaslı… Göbek yok, fazla kilon yok, balık etisin…" Elini tuttum, dizime koydum. Anladı. Bacaklarımı okşamaya, yukarılara çıkmaya, eteğimin altına girmeye başladı.
-Bacakların da güzel, sert, kaslı… Tüysüz… Kendine bakıyorsun, bakımlı birisin…"
-Ohhh…Evet canım… Yeni ağdaladım bacaklarımı… Bir kaç gün sonra kocam gelecek, ona hazırlamıştım. Hadisene… Devam et…" Elleri, parmakları kasıklarıma gelmiş, külodumun üstünden okşamaya başlamıştı.
-Abla… Bu…"
-Oohhh… Am canım… Kadın amı… Benim amım… Hiç ellemedin di mi İlk defa mı" Titriyordu parmakları… "Dur, külodumu çıkarayım, öyle dokun…" Belimi kaldırıp külodumu indiriverdim eteğimi çıkarmadan… Şimdi parmaklarının önünde hiç bir engel kalmamıştı. Okşuyor, sıkıyor, parmaklarının ucuyla her tarafında dolaşıyordu. Bacaklarımı aralamış, kendimi iyice arkaya vermiştim.
Amcığımı okşayan parmakların verdiği hazzın esiri olmuştum. "Oohhh… Devam et Hüseyin… Çok güzel… Devam et…"
-Islanmış bu abla… Ateş gibi… Islak…"
-Evet canım… Zevk alıyor çünkü… İçinden sular geliyor sen okşadıkça… Zevk suları onlar… Zevk veriyorsun bana canım… Erkeğim… Oohhhh…."
-Abla… Ben… Benim şeyim çok sertleşti… Rahatsız ediyor… Çıkarabilir miyim"Doğruldum. Çok fena olmuştum. O koca siki yemeden bırakamazdım. Ama burada olmazdı, kendimi tutamazdım o koca siki içime alırken bağırır, gürültü yapardım. Çocuk uyurken rahat edemezdim.
Hüseyinin elini tutup çektim,
-Abla" dedi kırgın kırgın… Gülümseyerek dudağından öptüm erkeğimi…
-Burda olmaz Hüseyin… Çocuk var… Ben dayanamam, sevişirken ses çıkarır, gürültü yaparım, uyanır. Senin eve gidelim canım… Daha rahat ederiz. Seni milli yapmak istiyorum bu gece…
Hadi, gel…"Kaldırıp elinden tuttum, üstümü başımı düzeltirken oğlumun odasına baktım, mışıl mışıl uyuyordu. Elinden tuttum, acele adımlarla çıkıp alt kata, Hüseyinin evine indik. Heyecandan titreyen elinden anahtarları alıp kapıyı açtım. İçeriye girip kapıyı kapatır kapatmaz duvara yasladım erkeğimi…
Dudaklarına yumuldum. Etli dudaklarını yalarken o da karşılık veriyor, emiyordu. Dilimi ağzının içine sokup dilini okşadım. Uzun uzun öpüştük.
Kendimi geri çektim zorla… İkimiz de nefes nefeseydik. Üstümdekileri yırtarcasına çıkardım, çırılçıplak kalmıştım. Tekrar Hüseyine yaklaşıp çıplak vücudumu yasladım bedenine… Öpüşürken ellerini tutup kalçalarıma götürdüm.
Ne istediğimi anlamış, elleri kalçalarımda dolaşıyor, sırtımı okşuyordu. Taş gibi olan siki pantolonun üstünden göbeğime baskı yapıyordu. Dudaklarını bırakmadan elimi araya soktum, telaşla kemerini çözüp pantolonunu küloduyla birlikte aşağıya indiriverdim.
Ayakkabı, çorapları ayağında duruyordu hala, pantolonu da ayaklarındaydı. Uzun siki füze gibi meydana çıkmış, havaya dikilmişti. Eğilip tapınır gibi diz çöktüm önünde… Parmaklarımın arasına alıp hayranlıkla seyrettim heybetini…
Okşadım… Ucundaki delikte bir damla zevk suyu parlıyordu. Dilimi uzatıp aldım o damlayı… Dudaklarımla minik bir öpücük kondurdum başına…
-Ohhh… Güler abla…" diye inledi erkeğim… Dudaklarımın temasıyla kasılıvermişti.
-Canım… Bırak bana kendini… Ablana bırak sen… Ben her şeyi hallederim…"Sikinin koca başını ağzıma sokmaya çalıştım. Aldım da… Emiyor, lolipop gibi ağzımın içinde dolaştırıyor, dilimle okşuyordum. Çıkarıp ıslanmış canavarıma bakıyor, sonra tekrar ağzıma sokuyor, boğazıma girdiği kadar, dibine kadar almaya çalışıyordum.
Ellerim de boş durmuyor, torbalarını okşayıp sıkıyor, bacaklarının içlerini, kasıklarındaki tüyleri okşuyor, parmağımı kabalarında, arka deliğinde dolaştırıyordum. Dizleri titremeye başlamıştı erkeğimin…
-Abla… Abla… Ben…"Sikini ağzımdan çıkarıp başımı kaldırdım, yüzü kıpkırmızı olmuş, ağzı nefessiz kalmış kuş gibi açılmıştı.
Elleri saçlarımın arasında kasılmıştı. Boşalmak üzereydi,
-Bırak kendini canım… Boşalt içindekini… Ben seni emerim şimdi… Yutarım seni…"Ağzıma aldım yine… Vakumlamaya, emmeye başladım. İlk damlaların geldiğini hissediyordum. Ağzıma o bildik tad dolmaya başlamıştı. Elleri istemsizce saçlarımı kökünden kavramış kendine çekiyor, sikini boğazıma kadar gömmeye çalışıyordu.
Nefes alamaz hale gelmiştim, ama dayandım. Spermleri direk boğazımdan kaymaya başladı. Kasılıyor, bacakları titriyor, inliyordu. O boşaldı, ben yuttum. Bitene kadar ağzımdan çıkarmadım sikini…Neden sonra sakinleşti.
Püskürmesi bitti. Ağzımı bileğimin tersiyle silip kalktım. Dudaklarına yumuldum yine… Gömleğini, atletini çıkardım bir yandan… Ayaklarındaki pantolonu, ayakkabılarını kendisi çıkardı. İkimiz de çırılçıplaktık.
Dudaklarımı onun vantuzundan kurtarıp gülerek boşaldıktan sonra yarı sert duran sikini tuttum,
-Hadi canım, beni yatağımıza götür…" dedim.
"Gerdek yatağımızda senin erkekliğini bozayım. Evdeki en geniş yatak nerde"
-?Karşıda, holün en sonundaki oda abla… Bizimkilerin yatak odası…"Sikini kavrayıp tuttum, çeke çeke aceleyle yatak odasına gidip geniş yatağa attım kendimi… Hüseyin de ezbere bildiği yatağın kenarına oturdu. Elini tutup alev gibi yanan, zevk suları akıp duran amcığıma götürdüm. Üstünde süs olsun diye bıraktığım minik tüy şeridini okşadı.
Parmaklarını dudakların arasından sokup içini okşadı. Kıvrandım…-?Ooohhhh… Çok güzel… Hadi aşkım… Ben senin sikini yaladım, emdim. Şimdi de sen beni yala… Gel… Yaklaş bana… Bacaklarımın arasına gel…" Eğilip başını kasıklarıma yaklaştırdı.
Saçından tutup yönlendirdim onu. Bacaklarımın arasına uzanıp yalamaya başladı. Islak dilin amcığıma temasıyla ürperdim, kasıldım.
-Ooohhh.. Yala canım… Yala aşkım… Dondurma yalar gibi yala beni… Dilini dolaştır… Ohhh… Evet… Orasını yala… O sert şeyi, klitorisi yala… İçine sok dilini… Aaahhhh… Özlemişim bunu… Öyle özlemişim ki… Devam et… Dilinle sik beni… Oohhhh… Mımmmm…" Saçlarını tutup amcığıma gömüyordum başını…
O da hakkını veriyordu doğrusu…Sanki her zaman yaptığı bir şeymiş gibi harika yalıyordu beni… Kendimi kaybediyor, zevk denizinde yüzüyordum sanki… Başını tutup çektim, yuvarlayıp sırtüstü yatırdım Hüseyini… Dizlerimi başının iki yanına koyup amımı ağzına verirken ben de sikine uzandım. 69 pozisyonunda, o yatarken ben üstte birbirimizi yalayıp emmeye başladık.
Yine kocaman olmuştu siki… Hüseyin amımı yalarken ben de onun verdiği zevkle daha hızlı yalıyor, köküne kadar ağzıma sokup çıkarıyordum. Dakikalarca yaladım, yaladım, yaladım… Doyamıyordum yalamaya…
Baktım, yine kasılmaya başlayınca kestim yalamayı… Doğrulup döndüm. Sikini yalamaktan ıslanmış ağzımla onun dudaklarına, benim zevk sularımla ıslanmış dudaklarına yumuldum. Öptüm, öptüm, öptüm…
Kollarıyla sımsıkı sarılıyor, pazularının arasında göğsüm sıkışıyor, nefessiz kalıyordum… Sonra dudaklarımı dudaklarından çekip sordum,
-Hazır mısın aşkım Beni sikmeye hazır mısın Seni milli yapalım mı artık Bu koca sikini sokar mısın bana"
-Oohhh.. Evet… Evet Güler abla… Hazırım…"
-"Hadi o zaman… Başlayalım…"Kalçalarımı kaldırıp deminden beri aramızda ezilen, karnıma kasıklarıma batan erkeğimin kalın sikini apış arama aldım. Zevk sularıyla ıslanmış am dudaklarıma sürttüm. Sonra biraz daha dizlerimin üstünde kalkıp başını sabırsızlıkla bekleyen amcığımın giriş kapısına dayadım.
Kale kapısına dayanan koç başı gibiydi. Sularımdan ıslanan ve kayganlaşan başın biraz daha içime girmesi için alçaldım. Zorlanarak girdi yumruk gibi başı…
Durdum, birbirlerine alışmasını bekledim. İçimden sular aktığını hissedebiliyordum. Öyle zevk alıyordum ki anlatamam. Sonra, oturmaya başladım. Alçaldım, alçaldım. Uzun siki santim santim içime gömülüyordu.
Kalınlığı içimi dolduruyor, yara yara giriyordu amcığıma…
-Mımmmm… Çok güzel… Çok güzel sikin var aşkımm… Harikaaa… Ooohhhh… Öyle özlemişim ki… Tadını unuttum nerdeyse… Dur, bekle… Bekle biraz… Çok kalın sikin var canım… Yumruk gibi içimde… Oooohhhh… Bitirdin beni… Erkeğimmm…
Nasıl Güzel mi Hoşuna gitti mi sevişmek"
-Ohh.. Evet… Çok güzelmiş abla… Çok zevkliymiş… İçin ateş gibi… Elimle yapmaktan daha güzelmiş…"
-Evet… Evet canım… Nasıl, eldiven gibi sardım seninkini di mi? Benim evde, banyoda nasıl yaptığını seyrettim. Ona benzemez bu… Gerçek am sikiyorsun şimdi…"
-Hissetmiştim abla… Senin orda olduğunu biliyordum ben… Mahsus yaptım… Senin görmeni istedim… Seni azdırmak istedim… Seni nasıl istediğimi öğren istedim… Oohhh… İyi ki yapmışım… Bak, şimdi içindeyim senin…"
-Seni namussuz seni…" dedim gülerek… "Demek beni tuzağa düşürdün ha? Beni kötü emellerine alet ettin sen… Dur bakalım, seni zevkten öldüreyim de gör sen…" Oturup kalkmaya başladım bunu söylerken… Koca yarak yara yara içime gömülüyor, kalktığımda başına kadar çıkarıp tekrar köklüyordum.
-Zaten zevkten ölüyorum abla… Çok güzelmiş sevişmek… Keşke daha önce yapsaydık… Çok güzel… Harikasın… Bitiyorum, ölüyorum zevkten…"
-Ben… Ben de ölüyorum… Oooohhhh… Sikin öldürüyor beni aşkım… Aaahhhh… İçimi yarıyor sikin… Damarlarını bile hissediyorum… Kafası ta dibimde… Aaahhh…"Kendimi tutamıyor, inliyor, küçük çığlıklar atıyordum. Üstünde gidip gelirken kaç kez kasılıp boşaldığımı sayamadım.
Sonra içimden çıkardım, yana devrildim. Bacaklarım tutmuyordu. İkiye ayırdım bacaklarımı, erkeğimi de tutup üstüme çektim. Bacaklarımın arasına aldım.
-Diz çök şimdi erkeğim… Ver şu koca sikini bana, içime alayım onu… Ablan yoruldu artık… Şimdi sen sokacaksın bana… Pompalayacaksın beni… İçime sokup çıkaracaksın sikini… İşte böyle…"Sikini tutup amcığıma soktum yine…
Yine yavaş yavaş girdi içime… Yarısına kadar girdikten sonra kendini bırakıverdi üstüme, sikini dibine kadar gömdü içime…
-Aahhhh… Yavaş canım… Yavaş sok… Ooohhhh…. Öyle büyük sikin var ki, canım yanıyor sert girince… Kocamdan büyük seninki… "Bacaklarımın arasında inip kalkmaya başladı. İkiye ayrılmış bacaklarımın arasında kalçalarını avuçlayıp yönlendiriyordum erkeğimi… Kalçalarını avuçluyor, okşuyor, belinden tutup kendime çekiyor, sırtını tırnaklıyordum.
Hüseyin, önce yavaştan yavaştan sokup çıkarıyordu. Sonra hızlanmaya başladı. Çekiliyor, başına kadar çıkarıp aniden içime gömüyor, erkekliğinin başı rahmime vuruyordu sanki. Her çekişinde içimden çıkardığı sikinin boşluğu bir saniye sonra tekrar milimine kadar doluyor, içimdeki suları dışarıya fışkırtıyordu.
Sularımın arka deliğimden aşağıya yatağa süzüldüğünü, altımın sırılsıklam olduğunu hissedebiliyordum.Başımı kaldırıp dudaklarını öpüyor, yalıyor, saçından çekip çılgın gibi dudaklarını emiyordum. Narin vücudum, onun erkek gövdesinin ağırlığı altında eziliyor, nefessiz kalıyordum.
Üstümden kalktığında hava alabilmek için çırpınıyordum. Sonunda boşalmaya başladı. Kasılıyor, titriyor, içime sokup çıkarmaları gitgide hızlanıyor, çılgın bir tempoyla sikiyordu beni… İlk fışkırmalarını, sıcak menilerini içimde hissettiğimde ben de son kez koyvermeye başladım. Aynı anda boşalıyorduk ikimiz de…
Bağıra bağıra, inleye inleye, kıvrana kıvrana orgazm oluyorduk.Sonunda durulduk… Kavgadan çıkmış gibiydik… Kendini koyuvermiş, üstüme uzanmıştı Hüseyin… Nefes alamıyor, altında boğuluyor gibiydim. Üstümden yuvarladım onu…
Kolunu yastık yapıp sarıldım. Başım geniş göğsünde, bacaklarım yandan onun kaslı bacaklarına dolanmış vaziyette kaldık… Harikaydı… Hiç böyle bir sevişme yaşamamıştım kocamla…
Böyle tatmin olduğumu, böyle zevk aldığımı hatırlamıyordum…
-"Nasıl aşkım Güzel miydi Zevk aldın mı" diye sordum göğsündeki tüyleri okşarken… Alacağım cevabı bile bile…
-Evet… Çok güzeldi abla… Harikaymış…" dedi erkeğim.
-Bundan sonra abla yok kocacım… Ben senin karınım artık…" dedim. Uzanıp dudaklarından öptüm. O da karşılık verdi bana…
-Peki aşkım… Peki karıcım… Sen nasıl istersen… Bu zevki yaşattın ya bana… Senin kölenim artık…"
-E, hadi o zaman kölem… Biraz dinlen, kendine gel… Sonra tekrar yapalım… Tekrar sik beni… O koca sikini yine içime sok… Tekrar tekrar… Açlığımı doyur benim…"
-"Unuttun mu sahip Ben de açım. Bu yaşıma kadar seni beklemişim ben… Kolay kolay bırakmam seni karıcım…" dedi üstüme çıkarken… Az önce boşalmasına rağmen siki yine sert, dik, kalın ve kocamandı. Dediğini de yaptı… Tekrar tekrar sikti beni…
Dinlene dinlene… Uyuduk, uyandık, seviştik… Sabaha kadar… Sabah gün ağarırken bacaklarım titreye titreye yukarıya, evime gittim. Kendimi yatağa attım. Biraz dinlenip kendime geldim, oğlumu okula götürmem gerekiyordu.
Gidip gelene kadar bacaklarım titredi. Eve geldiğimde direkt Hüseyinin kapısını çaldım. Evdeydi hala… Benim sesimi duyunca heyecanla kalkıp kapıyı açtı. Yatağımıza, aşk yuvamıza gittik hemen…
Öyle yorgunduk ki, öğleden sonraya kadar birbirimizin çıplak bedenlerine sarılıp uyuduk…Üç gün sonra kocam gelince ayrılmak zorunda kaldık.
Kocamın altına yatıp sevişirken Hüseyinin yüzü geliyordu gözümün önüne… Zevk alıyordum elbette, ama Hüseyinin verdiği zevki, onun görmeyen gözlerini, beni görmeye çalışırken bütün vücudumda dolaşan parmaklarını aklımdan çıkaramıyordum.
Kocam gittikten sonra bir bahane uydurup oğlumu yazlıkta oturan dedesine bıraktım. Kuzenleriyle birlikte olacağı için o da çok mutluydu. Ben de mutlu olmak için, son sürat evime giderken sevgilimin kollarına kavuşacağım anı bekliyordum sabırsızlıkla…
Bir hafta boyunca yataktan çıkmadık. Her an, her saniye, bıkmadan, usanmadan seviştik, koklaştık. Benim evimde, onun evinde… Korkmadan, çekinmeden…
Evin her köşesi bizim seks yapmamız içindi. Günah yuvamızdı, mutluluk yuvamızdı…
Yengem - Bölüm 70
Önceki Bölüm
Rahmi ve Meryem’in ağlamaları, sızlanmaları bir süre sonra kesildi. Rahmi halen yerde debelenirken, Meryem gücü tükenmiş halde koltukta oturuyordu.
Aydan’a, “Şunu birlikte sikelim!” dediğimde, Aydan’ın yüzünde adeta güller açtı.
Ben Meryem’i elinden tutup çocuklarının odasına götürürken karıma, “Sen burada kal, şu herife bak!” dedim.
Karım elindeki kutuyu sıkı sıkı tutarken ‘Tamam!’ anlamında başını salladı.
İçeriye geçtik. Meryem odanın ortasında ayakta duruyordu. 7 çocuklu, torun sahibi, ama yine de genç bir kadın olan Meryem, aptal kocasının aklına uymuş, yeniden çocuk doğurabilmek için başka erkeklerle sikişmişti.
Bu gece de öyle olmuştu. Ama bu durumun bu hale gelmesinde benim de payım vardı. Ben onları söylediği hocanın evinde veya diğer karıkocayla sikişirken hiçbir sınır tanımadan amlı götlü sikiştiklerini, Meryem’i aynı anda hem kocasının hem de başka bir adamın amından ve götünden siktiğini hayal etmiştim.
Ama gerçeğin böyle olmadığını sonra öğrendim. Bu odaya gelirken aklımda böyle bir sikiş yaşayacağımız düşüncesi vardı. Ama yanılmıştım.
Bir süre ne yapsam diye düşündüm. Ama yapacak pek bir şey de yoktu. Bir yola girmiştim artık ve devamını getirecektim.
O sırada Aydan önündeki takma yarağı eliyle tutup sallıyordu Meryem’e bakarak.
Meryem’in kızarmış suratında gözyaşları iz yapmıştı artık ağlamasa da. Aydan, “Ben şunu önce bir sikeyim güzelce!” diyerek bana Meryem’i tutmam için işaret yaptı.
Ben Meryem’i omuzlarından tuttuğum gibi öne doğru eğdim. Elleri arkadan kelepçeli, ağzı ağız topuyla kapalıydı.
Debelense de işe yaramıyordu. Bana ve karıma köpek muamelesi yapmıştı ve bunun sonuçlarına katlanması gerekiyordu. Ben ayakta durmuş onu omuzlarından tutarak iyice aşağı eğmiştim. Sanki Uzuneşek oynuyormuşuz gibiydi.
Aydan Meryem’in arkasında yerini aldı, eteğini beline topladığında Meryem’in külotsuz götü çıktı meydana.
Debelenen Meryem’in tombul göt yanakları löpür löpür sallanırken, Aydan, “Uff, manzaraya bak be!” diyerek heyecanını gösterdi. Bir erkek gibi davranıyordu Aydan.
Takma yarağı tutup sabitledi ve Meryem’in amına yaklaştı iyice.
Aydan iki eliyle göt yanaklarından tuttu Meryem’in ve yarağı amına hizaladı. Yarağın yavaş yavaş Meryem’in amına girdiğini anladım göremesem bile.
O anda da Meryem daha çok hareketlendi, götünü sağa sola sallamaya çalışıyordu. Ama Aydan belli ki çok tecrübeliydi artık, Meryem’in amına yarağı nerdeyse dibine kadar sokmuştu.
Meryem, “Aoğmm, ığmm, ığmm, uğmm…” diye diye böğürürken, Aydan, “Ulan karıda ne am varmış!” dedi şaşırmış gibi.
“Bu siktiğin karı 7 çocuk annesi!” dediğimde,
Aydan, “Vay amına koyayım, kocası iyi sikmiş senelerce!” dedi.
Ama hemen ardından bir erkek gibi Meryem’in amına pompalamaya başladı.
Meryem aynı şekilde hareket etmeye çalışıyor, ama bir şey yapamıyordu. Aydan göt yanaklarını sıkı sıkıya tutup bütün gücüyle takma yarağı Meryem’in amına sokup çıkartıyordu.
Aydan bir kadındı, gerçek bir yarağı yoktu ve boşalmak gibi bir derdi de yoktu. O nedenle aynı pozisyonda dakikalarca sikti Meryem’i.
Aydan kendini kaybetmişti sanki ve “Ağhh, ığmm, çok güzel, evet, oğhh, çok iyi, böyle güzel mi aşkım, kocan hiç sikti mi seni böyle, yedin mi böyle yarak, ha, anlat bebeğim, oğhh…” deyip duruyor, Meryem’in amına takma yarağı sokup sokup çıkartıyordu.
Ve bu sırada Meryem’in terlemiş ve iyice açılmış amından osuruk benzeri 'Zort, zort!’ sesleri geliyordu. Geniş amın içine yarakla birlikte hava da giriyordu aynı anda.
Meryem’in ilk başta yaptığı hareketlilik sonraki dakikalarda gittikçe azaldı ve sonunda Meryem ellerimin altında adeta külçe gibi kaldı.
Bir ara nerdeyse düşecek gibi olduğunda tuttum kendisini.
O zaman Aydan bana, “Aşkım şunu yatağa uzat sırt üstü!” dediğinde, Meryem’i kaldırdım ve yatağa fırlattım.
Meryem tek kişilik yatağa sırtüstü düştü, olduğu gibi kaldı. Gözleri kan çanağına dönmüş, yüzü kıpkırmızı bir haldeydi. Yüzü terden sırılsıklam olmuştu. Aydan’ın takma yarağının üzeri Meryem’in amının sıvıları ile koyu beyaz bir renge bürünmüştü.
Aydan yaraktaki sıvıları eliyle sıvazladı ve “Ulan karının amı çuval gibi olmuş, ama gene de iş var!” dedi.
Meryem gözlerini bana dikmiş, yalvarır gibi bakıyordu, ama kaçışı olmayacaktı bu gece. Topuklu ayakkabıları halen ayağındaydı ve bütün bu süre boyunca çıkarmamıştı.
Aydan yatağın üzerine çıktı, dizlerinin üzerine çöktü.
Bana, “Şunun bacaklarını kaldırıp omzuma atsana!” dediğinde, ben Meryem’in bacaklarını tuttum ve kaldırdım havaya. Sıyrılan eteğin altından terlemiş beyaz bacakları, kalçaları açığa çıkarken, ayaklarını Aydan’ın omzuna koydum.
Meryem hiç tepki vermiyordu artık. Gözleri sürekli bendeydi. Aydan yarağı sabitledi, “Evet, işte başlıyoruz!” diyerek Meryem’in kalçalarından tuttu sıkıca.
Plastik takma yarak yavaş yavaş nerdeyse dibine kadar girdi yeniden Meryem’in amına.
Derken Aydan belini ileri geri oynatarak Meryem’i bu şekilde sikmeye başladı. Meryem hiç ses çıkartmadan öylece bana bakıyordu, gözleri sürekli bendeydi.
Elleri belinin altında kalmış, ayakkabılarının tabanı yukarı bakıyor, amına koca bir plastik yarak piston gibi girip çıkıyordu. Aynı 'Zort, zort!’ sesleri yeniden gelmeye başlamıştı.
Aydan yaşına karşın çok enerjikti ve Meryem’i deli gibi sikiyordu. Bu sırada onun memeleri de aşağı yukarı, sağa sola sallanıp duruyordu, ama benim bu esnada asıl dikkatim Meryem’deydi.
Meryem’in de koca memeleri gömleğin altında belli olan sutyenin içinde löpür löpür sallanıyordu bu sırada.
Aydan biraz daha yaklaştı Meryem’e. Meryem’in bacakları nerdeyse 90 derece dik bir durumdaydı şimdi. Aydan ayak bileklerinden sıkıca tutmuş, belini oynatarak yarağı sokup çıkartıyordu.
Yarağın üzerindeki koyu beyazlık daha da artıyordu bu sırada. Ben yarağımı sıvazlamaya başladım. Görüntü beni azdırmıştı fena halde. Kapının önünde de karımın durmuş bize baktığını gördüm.
Karım, Aydan’ın Meryem’i takma yarakla sikişini izliyordu. Aydan bu şekilde de sikti Meryem’i dakikalarca. Yarağı amından çıkardığında artık iyice terlemişti ve bana bakıp, “Çok yoruldum, bu karı çok yordu beni!” dedi.
Bu kez yataktan kalktı ve yandaki yatağa sırt üstü uzandı Aydan.
Bana, “Şunu yarağın üzerine oturtsana!” dediğinde Meryem’i sandviç yapma vaktinin de geldiğini anladım.
Bir hışımla külçe gibi yatağın üzerinde yatan Meryem’i kaldırdım ve Aydan’ın üzerine yüzüstü uzandırdım. Meryem’in belinin altında kalan kelepçeli bilekleri kızarmıştı. Üzerindeki ıslanmış eteğini belinin lastiğinden tuttum ve yırttım. Koca göt yanakları çıktı karşıma. Eteği iyice aşağı kadar yırttım ve üzerinden çekip yere fırlattım.
Meryem başını geriye atıp bana bakmaya çalışırken, ben onu Aydan’ın üzerinde ileri doğru kaydırdım önce, zorla ayırdım bacaklarını.
Üzeri yoğun ve yapışkan koyu beyaz sıvılarla kaplı takma yarağı halen açık duran ve dudakları iyice şişmiş amına soktum.
Meryem’i belinden tutup aşağı çektikçe yarak da amına girmeye başlamıştı.
Meryem, “Ağmm, oğmm, ığmm…” diye sesler çıkartırken, onun amına takma yarağı gene dibine kadar sokmuştum bile. Ben artık oyunun içine katılmalıyım dedim ve yatağın üzerine çıktım.
Aydan altta hareketsiz yatıyordu. Artık yorgun olduğundan sadece Meryem’in hareket etmesini önlemek için kollarının arasına almıştı onu, beline sarılmıştı sıkıca. Aydan’ın bacaklarını altıma aldım, yarağımı sıvazladım.
Meryem’in götüne girmek için sabırsızlanıyordum. Meryem’i belinden tutup kendime çektim biraz, Aydan da omuzlarından tutup kaldırdı bu sırada.
Meryem daha çok hareketlenmeye başladı, sürekli geriye bakıp, “Ağmm, oğmm…” diye sesler çıkartıyordu.
Başına geleceğin ne olduğunu bildiğinden bundan kaçmaya çalışıyordu. Ama kaçamayacaktı.
Sol elimle göt deliğini çıkardım açığa. Kıllı göt deliği terden iyice ıslanmıştı ve hafif bir osuruk kokusu geliyordu.
Ama o anda bunları düşünecek halde değildim.
Belli ki götten daha önce sikişmişti, göt deliği bakire gibi görünmüyordu hiç. Yarağımın kafasını bastırmaya çalışıyordum, ama Meryem deli dana gibi sallanıyor, debeleniyordu sürekli.
O zaman karıma seslendim gelmesi için. Karım geldi, yüzü kıpkırmızıydı. “Şunun belinden tut sıkıca!” dedim.
Karım önce ne yapacağını bilemedi, ama sonra elinde tuttuğu kutuyu yere koydu ve sonra da Meryem’in belinden sıkıca tuttu.
Artık kaçışı yoktu Meryem’in, yarağımı bastırmaya başladım götüne. Göt deliğinin ağzındaki sık ve sert kılları yarağımın ucunda hissettim. Bir süre yarağımın kafasını gezdirdim deliğinin üzerinde.
Göt yanaklarına bastırdım iyice. Yarağımı sokmaya çalıştım, ama bir türlü girmiyordu. O zaman orta parmağımı iyice tükürükledim ve göt deliğine sokmaya başladım.
Meryem’in debelenmeleri gene çoğaldı.
Karıma, “Sıkı tut şunu!” dedim sertçe. O sırada karım Meryem’in kafasına bir iki sefer vurdu ve ardından, “Amına koyduğumun sürtüğü, sen kimi kovuyorsun lan!” dedi.
Karımın bu tavrı hoşuma gitmişti.
Parmağım göt deliğinin içinde kaybolmuştu sanki. İçinde çevirip durdum bir süre, sokup çıkardım. Parmağımı tamamen çıkardığımda yoğun bir osuruk kokusu alıyordum parmağımdan. İki elimin başparmağıyla ayırdım göt deliğini bu kez ve yarağımı bastırmaya başladım yeniden.
Sonunda olmuştu ve yarağımın kafası göt deliğine ağır ağır giriyordu. Bu sırada Meryem deli gibi hareketlendi, karım tutmakta zorlanıyordu.
O zaman sırtına birkaç sefer vurdum Meryem’in. Yediği yumruğun şiddetiyle hareketleri azaldı.
Ama sürekli, “Aoğmm, aoğmm…” diye diye böğürüyordu.
Yarağımı bastırdıkça kıllı göt deliğine daha çok giriyordu. Meryem’in ağız topu ile kapalı ağzından, “Aoğmm, ığmm…” seslerinden başka ses gelmiyor, canının yandığı anlaşılıyordu.
Ama benim de durmaya niyetim hiç yoktu. Yarağım yarısına kadar götüne girmişken Aydan’ın takma yarağını hissetmeye başlamıştım. Amı ile göt deliği arasındaki ince duvardan kolayca anlaşılıyordu takma yarak.
Aydan hareketsizdi, bense Meryem’in götüne daha çok girebilmek için zorluyordum kendimi. Ayakuçlarımdan destek alarak abanmaya başlamıştım. Karım ağzı bir karış açık haldeydi,
Meryem’in kalın belinden tutuyordu sıkıca. Yarağım yarısından fazla girmişti götüne, ama daha fazla gidemiyordum artık. Ama yine de kıllı göt deliğine bastırmaktan geri kalmıyordum.
Meryem hayvan gibi böğürmeye başlamıştı. Karım ve Aydan onu tutmakta zorluk çekiyordu.
Meryem’in göt deliği yarağımı lastik gibi sıkıyordu ve benim daha çok haz almamı sağlıyordu. Yarağım bir ara içinde öylece kaldı. Ne ileri ne geri gidebiliyordum götünde. Meryem kalçalarını, götünü, göt yanaklarını sıkıyor, kasılıyordu.
Tombul göt yanakları kaskatı kesilmişti. Yarağımı mengene gibi sıkıyordu göt deliği. Kalbim sanki yarağımda atıyordu. Beline büyük bir güçle bastırdım, göt deliğinin ağzında sanki bir bıçak vardı ve içine giren yarağımı kesecekti.
Kendimi kaybettim ve büyük bir inlemeyle yarağımı kökledim götüne. O anda da Meryem’den hayvani bir böğürtü geldi. Kendini kaybetmiş, sağa sola hareket ediyordu.
Aydan, “Ulan ne oldu bu karıya böyle?!?” derken, karım korkuya kapılmıştı.
Bana, “Osman kadını öldüreceksin, bırak, çık artık…” demeye başlamışken,
Meryem’in götünden kanama gelmeye başlamıştı. Yarağımın üzerinde bir miktar koyu kırmızı kan vardı. Doğrusu ben de korkuya kapıldım.
Ama şimdi götüne daha rahat girebilmenin de hazzını yaşıyordum. Ter içinde kalmıştım. Son bir gayretle pompaladım götüne. Ve sonunda üzerimden sanki binlerce volt elektrik geçiyormuş gibi oldum.
Sarsıla sarsıla Meryem’in götüne patladım. Döllerimi götünün içine akıttım. Gücüm tükenmişti.
Bir süre hareket edemedim. Meryem ise aynı şekilde debelenmeye devam ediyordu.
Meryem’in götündeki yarağımı ağır ağır çıkardım. Yarak tamamen çıktığı zaman Meryem’in götünden sağlam bir osuruk sesi geldi. Götünün ağzındaki döllerimin pembeleştiğini gördüm.
Koyu beyaz, krem döller, kan ile karışınca pembeleşmişti. İkinci bir Hacer vakası mıydı yoksa bu? Bu işin altından nasıl kalkacaktım şimdi? Korkuya kapıldım.
Meryem başını deli gibi sallıyordu. Göt deliğinin ağzından önce hafif sonra yoğun şekilde kan gelmeye başladı.
Karım, “Hii, kadının bağırsakları mı delindi yoksa?” dediğinde, ben de korktum iyice.
Yataktan kalkarken Meryem’i de tutup kaldırdım. Gözleri kan çanağıydı. Yüzü terden sırılsıklamdı, bacaklarını ayırıyordu.
Bu sırada Aydan da doğruldu, Meryem’in götünden akan kanı gören Aydan bizden daha sakindi. Aydan ilk iş giydiği takma yarağı çıkardı. Ardından da Meryem’in ağız topunu çıkardı.
Meryem’den derin nefes alışları, hırıltılar gelmeye başladı önce. Ardından da şiddetli şekilde öksürmeye başladı.
Aydan, “Gel aşkım!” diyerek Meryem’i banyoya götürürken, yarağımın üzerindeki kan ve dölleri onun yere attığım eteği ile sildim.
Karım çok korkmuştu, onların peşinden banyoya geçti. Bense içeriye Rahmi’nin yanına geçtim. Rahmi kendi kendine ayağa kalkıp koltuğa oturmuştu.
Yaşadıklarından dolayı utanç içinde olduğu her halinden belliydi. İçerden Aydan’ın sesi ile duşun sesi geliyordu. İçerde 15 dakika kadar kaldı üçü de. Bense o süre boyunca hiç konuşmadan, ama Rahmi’ye de bakmadan öylece oturdum.
Aydan Meryem’in koluna girmiş halde içeri döndüler. Meryem basurlu gibi bacaklarını ayırarak yürüyordu. Aydan yıkamıştı onu, üzerinde bornoz vardı, sarı saçları da ıslaktı bir miktar.
Aydan bana bakıp, “Meryem’in götünde basur varmış, sen sikince basur memesi patlamış, onun için o kadar kanama olmuş!” dediğinde,
ben, “Hiç belli değildi basuru olduğu!” dedim.
Aydan, “Aşkım iç basur varmış, anlayamazsın dışardan bakınca; sen parmağını soktuğunda götünün içinde şişlik hissettin mi?” diye sordu bana.
Ben, “Evet, elime katı bir sertlik gelmişti…” dedim.
O anda parmağıma baktım, halen osuruk kokusu geliyordu üzerinden.
Aydan, “Hah, işte o basur memesi, bana söyleseydin ben derdim sana bu kadını götünden sikme diye, neyse olan oldu artık, doktora görünür Meryem.
Ben bu tip şeylere alışkın olduğum için biliyorum, öyle hayati bir şey yok, kremledim iyice içini miçini…” dedi.
Meryem oturamıyordu, ayakta televizyonun durduğu dolaptan tutunuyordu. Hiç konuşmadan öylece duruyor, anlamsız bakışlarını üzerimizde gezdiriyordu.
Aydan, “Kanaması durdu, ama tuvalete çıktığında gene gelir, onun için kısa zamanda doktora gitse iyi olur!” dedi.
Sonra da bana bakıp, “Kadın ilk defa sikildi sayende götünden!” dedi.
Aydan’a, “Olur mu, o göt daha önce de sikilmiş!” dediğimde, “Kocası ancak kafasını sokuyormuş yarağının, daha fazlasına Meryem izin vermiyormuş, kadının basuru varmış epey zamandır!” dedi.
Basurlu diye epey zaman Dilber’i götünden sikmemiştim, ama şimdi bilmeden Meryem’in basurlu götünü patlatmıştım.
Meryem’in, ağzı geniş, içi dar götü beni epey yormuştu. Aydan ise takma yarakla karımı sikmek için can atıyordu.
Bana, “Ben karını alıyorum!” diyerek karımın elinden tuttu. O ana kadar sessiz kalan karım, “Osman bu ne diyor, ben odama gidiyorum, bu nasıl rezillik böyle!” demeye başladı.
O zaman ben de karıma, “Bu gece buraya gelmeyi sen istedin, katlanacaksın!” dedim sertçe.
Karım itiraz etmeye kalktı yine. Karıma, “İnsanların içinde sana vurmak istemiyorum, ama itiraz edersen ağzına sıçarım!” dedim sinirle.
Karımın elleri titriyordu, elindeki kutuyu tutmakta zorlanıyordu nerdeyse.
Aydan, “Korkma aşkım, çok zevk alacağız ikimiz de!” diyerek karımı çocukların odasına götürürken, ben Rahmi ve Meryem’le yalnız kalmıştım. İkisi de sessizdi, bakışlarını üzerimde gezdiriyorlardı.
Bir süre onlarla sessizce oturdum, Meryem arada bazen, “Ayy, ağhh!” diyerek elini götüne atıyordu.
Rahmi ise karısının yüzüne bakmadan yere bakıyordu böyle zamanlarda. Bütün bunların sorumlusu oydu çünkü.
Karımdan gelen bir, “Ağhhh!” çığlığı içerde yaşananları hatırlattı yeniden.
Meryem ve Rahmi’yi orada bırakıp kapıyı araladım. Aydan yatağa uzanmıştı ve karım da dizlerini yatağa dayamış halde onun üzerine çıkmıştı.
Aydan sürekli, “Aoğğh, aşkım, çok güzel, devam et, işte böyle, çok güzel…” derken, karım ellerini Aydan’ın memelerine atmış onları deli gibi sıkıp yoğuruyor ve takma yarağın üzerinde ileri geri yaylanıp duruyordu.
Karım Aydan’ın istediği gibi halen giyinikti, ince krem pardesüsü ve kalın bordo eteği üzerindeydi, çiçekli eşarbı da başındaydı halen. Takma yarak, karımın amı ve götü, giysileri nedeniyle görünmüyordu. Ama ben karımın yüzünde aldığı zevki görüyordum.
Aydan bana bakıp, “Uğhh, Osman, karın ateş parçası, yanıyor resmen, uğhh, oğhh, çok güzel…” deyip dururken, karım beni hiç dikkate almadan inlemelerine devam ediyordu.
Karımın pardesü ve eteğini sıyırdım yukarı, beyaz, dantelli külotunu çıkarıp yere atmıştı. İyice ıslanmış ve terlemiş amına plastik takma yarak girip çıkarken 'Zort, zort!’ diye osuruk benzeri sesler geliyordu.
Karımın beline bastırdım ve onu Aydan’ın üzerine doğru eğdim biraz daha.
Götünde ter derecikleri oluşmuştu adeta. Göt deliği, götünün yanakları, kalçaları terden sırılsıklam olmuş, kılsız deliğin ağzından terle birlikte yoğun bir osuruk kokusu geliyordu.
Karım her seferinde ileri geri, aşağı yukarı yaylandıkça, takma yarak dibine kadar giriyordu amına. Takma yarağın üzeri koyu krem bir sıvı ile kaplanmıştı yine.
Karımın amının zevk sıvılarıydı bu. Aydan’ın takma yarağı karımın ağırlığı yüzünden sanki bağlı olduğu külottan kopacakmış gibi oluyordu. Ama sağlamdı yarak ve kim bilir böyle kaç sikişte kullanılmıştı.
Karımın bembeyaz ve tombul göt yanakları, karım yaylandıkça sütlaç gibi titriyordu. Bu görüntü bile yarağımın sertleşmesi için yeterliydi. Göt yanaklarını ufak ufak tokatladım, sıktım, avuçladım. Karım bu haliyle bana çok seksi geliyordu.
Orta parmağımı göt deliğine bastırdım. Terli ve osuruk kokulu göt deliği parmağımı kolayca içine aldı. O anda da karımdan daha yüksek inlemeler gelmeye başladı. “Ağhh, ayy, ığmm, oğhh, uğhh…” sesler birbirine karışırken,
Aydan altta hareketsiz halde yatmaya devam ediyordu. O haldeyken bile Aydan zevk alıyordu gerçi.
Karımın götüne girmek istiyordum, ama çok yorulmuştum. Karımın götünden çıkardım parmağımı ve karımın yerde duran dantelli külotuyla sildim.
Aydan ve karım bir süre sonra pozisyon değiştirdi. Karım yataktan tutunup domalmıştı ve Aydan’da arkasına geçmiş onu o şekilde sikiyordu. Aydan karıma göre biraz daha kısa kalmıştı, karım iki yana bacaklarını iyice açmış, belini de aşağı eğmişti.
Aydan sanki bir erkekmiş gibi, “Uğhh, ağhh, ığmm, böyle iyi mi aşkım, ha, söyle, iyi mi böyle, böyle yarak yedin mi hiç…” diye konuşuyor, sesler çıkartıyordu. İyice havaya girmişti Aydan. Aydan’ın bronzlaşmış kasıkları karımın göt yanaklarında 'Şlop, şlop, şlop!’ sesleri çıkartırken, karımın iyice genişlemiş amından da kısa aralıklarla 'Zort, zort!’ sesleri geliyordu.
Aydan bir süre durdu ve bana bakıp, “Karının amını epey genişletmişsin sike sike!” dedi gülerek, sonra da takma yarağı karımın amına ağır ağır sokup çıkartmaya başladı.
Görüntü inanılmazdı. Aydan koca yarağı karımın amına yavaşça sokup çıkardıkça, karımdan ağlamayla inleme arası sesler geliyordu. Eğilip baktım bir merakla.
Karımın amı sanki bir çeşme olmuştu ve zevk sıvıları o çeşmeden akıyordu kasıklarına, kalçalarına. Takma yarağın üzeri, karımın amının dudakları krem renge bürünmüştü. Takma yarağın bağlı olduğu siyah deri külotun ön kısmı da krem renkteydi.
Karımın amı, yarağın girmesiyle birlikte genişleyip açılıyor, ardından daralıp kapanıyordu. Am dudakları iyice şişmişti. Bir süre izledim bu manzarayı. Sonra kalktım ve karımın yüzüne baktım. Kıpkırmızı, terlemiş bir haldeydi, sürekli olarak inliyordu.
Büyük bir zevk aldığını görüyordum ve onun böyle zevk alması beni mutlu ediyordu.
Onları o şekilde bırakıp içeri döndüm. Meryem Rahmi’nin ağız topunu çıkartmış, yanında oturuyordu. Götünün altına bir minder koymuş, bacaklarını da açmıştı iyice. Rahmi beni görünce küfretmeye başladı. Bir taraftan da elleri kelepçeli olduğu halde karısına vuruyordu.
Meryem ise kocasının vurmalarına ses etmiyor, başını önüne eğmiş dalgın dalgın bakıyordu sadece. Ama bir ara Rahmi, Meryem’in tam burnunun üzerine elinin tersiyle vurdu. Meryem’in burnundan kan gelmeye başlayınca, Meryem kendine geldi ve kocasına bağırıp küfür etti.
Rahmi ise Meryem’in kolundan tuttu sıkıca. Meryem, “Hayatımı kararttın, beni hayata küstürdün pezevenk, senin yüzünden psikolojim bozuldu, hepsi senin suçun, bırak kolumu, bırak beni…” diyordu sinirle.
Birbirlerine düşmüşlerdi şimdi de. Karşılıklı bağırıp çağırmalar, küfürler duyuluyordu sadece odada. Bir de içerden zaman zaman gelen karımın yüksek perdeden inlemeleri.
Meryem kocasının yanından kalktı ve karşısına geçip ona ağzına geleni söyledi. İçinde birikmiş zehri akıtmaya ihtiyacı vardı Meryem’in ve şimdi bunu yapıyordu: “Bütün hepsi senin yüzünden oldu.
Ben namusuma düşkün yaşadım hep, çocuklarımı büyüttüm, sana karılık yaptım. Ama sen hep daha fazlasını istedin. Beni insan yerine koymadın.
Bir arkadaşıma gidemedim, onlar bana gelmek istese izin vermedin. Evin içinde hapis hayatı yaşattın bana. Beni başkalarıyla boynuzladın. En sonunda da kafayı yedin, beni başkalarına siktirdin. Sen de başkalarının karısını sikecem diye beni siktirdin başka erkeklere!” diyordu.
Meryem bunları söylerken ağlamaya başlamıştı. “Anlatayım, anlatayım da görsün herkes nasıl bir adam olduğunu, sen de öğrenirsin!” dedi ardından.
“İkinci gidişimizde beni bir adamın odasına götürdü hoca. Beni onunla nikâhladı. Hoca çıkar çıkmaz adam hayvan gibi saldırdı üzerime. Çok korktum, karşı geldim, ama gücüm yetmedi.
Adam birkaç defa vurdu bana, o sırada kapı açıldı. Hoca girdi içeri. Adam, (Hocam bu çok dirençli çıktı!) dedi. Hoca da, (Ben kırarım onun direncini!) deyip suratıma bir tokat attı sertçe. Yere düştüm, artık gücüm tükenmişti.
Bir şey yapamadım. O zaman adamla hoca beni sırayla sikti…
Ben üçüncü defa gitmek istemedim, ama sen zorla götürdün gene beni. O gece hoca beni Hilmi’nin odasına götürürken, kulağıma (Senin tadını unutamadım, birazdan gelirim gene!) dedi. Ben bir şey yapamadım korkudan. Hoca beni Hilmi’yle nikâhladı.
Hoca çıkınca ben ağlamaya başladım. Hilmi ilgilendi benimle, diğerleri gibi değildi. Ben de o anda anlattım her şeyi ona. Hoca odanın kapısını açıp beni ağlarken bulunca Hilmi’ye kızdı, küfretti. Ama Hilmi de hocanın üzerine yürüdü, kovdu onu odadan.
Hilmi o gece sikmedi beni. Bana kartını verdi. O da İstanbul’da yaşıyordu…
Aklım Hilmi de kalmıştı. Kartı bendeydi. Onu arayıp aramama konusunda çok düşündüm, en sonunda aradım. Bana çok saygılı davrandı, benimle buluşmak istediğini söyledi. Ama ben senden habersiz bir yere gidemiyordum.
Bunu ona da söyledim. O zaman Hilmi, (Beni kocana anlat, ailece görüşelim!) dediğinde, (Nasıl olur?) dedim. Ama o baskı yaptı bana. Beni görebilmesi için başka çaresinin olmadığını söyledi. Ben de o zaman sana açtım konuyu değiştirerek.
Sen hemen üzerine atladın. Senin için zaten mesele başkasının karısını, kızını sikmekti…
Onlara gittiğimizde çok heyecanlıydım. O gece sen onun karısını belki de zorla sikerken, ben kendi isteğimle verdim kendimi Hilmi’ye. Beni doyurdu, kadın olduğumu hissettirdi. Bunun için utanmıyorum!” dedi Meryem.
Rahmi sinirinden kıpkırmızıydı, doğruldu, karısının suratına tam tokadı indirecekken, ben kolundan tuttum ve onu gerisin geri ittim. Rahmi bana karşı gelmek istediğinde de suratına sağlam bir yumruk attım. Daha önce kocasına vururken üzerine kapanan Meryem, şimdi kocası dayak yerken hiçbir şey yapmıyordu.
Meryem kocasından gizli bir şey yapmadığını söylerken haklıydı, ama kendini bir erkeğe tüm arzusuyla da vermekten geri kalmamıştı. Ve kocasının bilmediği de buydu.
“Öğrendin mi şimdi pezevenk herif, gör, duy hepsini. Sen Hilmi’nin tırnağı olamazsın it herif!” diyerek kocasının üzerine tükürdü. Derken Aydan ve karım içerden çıkıp geldi.
Aydan takma yarağını çıkarıp ortadaki sehpanın üzerine koydu. Yarağın her tarafı krem renge bulanmıştı. Karım terden sırılsıklam olmuştu. Başındaki eşarbıyla yüzünü silerken, Aydan’a, “Abla ben çok terledim, ne olur çıkarayım şunları!” dedi.
Karım Aydan’a 'Abla’ der olmuştu sikişin ardından.
Ama Aydan, “Hayır, çıkarmak yok, biraz daha sabret!” dedi.
Sonra bana dönüp, “Osman senin bu karın çok yordu beni, ne kadınmış be, nasıl bir am var karında. Şanslı adamsın, ama bu karıyı doyurmak zor iş sana söyleyim!” dedi.
Onun bu sözüne karım atılıp, “Kocam çok güzel siker beni, her gece doyurur!” dedi.
Bunun üzerine Aydan, “Bilirim bebeğim, bilirim elbette!” diyerek bir kahkaha patlattı.
Karım da bana bakıp, sinirle, “Domuz herif!” dedi.
Bir şey demedim, hepimiz bir süre sessizce oturduk.
Aydan Rahmi’nin el ve ayak kelepçelerini açtı, Rahmi yediği yumruğun korkusundan bir şey yapamıyordu.
Saat oldukça ilerlemişti artık. Aydan, “Ben gideyim artık, yoruldum, ama gitmeden gerçek bir yarak yemek isterim!” dedi gülerek.
Ben, “Kusura bakma, ben bu gece epey yoruldum!” dedim.
O zaman Aydan Rahmi’nin suratına baktı ve “Sakallı, hey, sana diyorum, beni sikmek ister misin?” diye sordu.
Rahmi önce ne diyeceğini bilemedi, ama sonra, “Tamam!” dedi ve ani bir hareketle kalktı ayağa.
Sanki Aydan’ı sikerek gecenin intikamını alacaktı. Aydan takma yarağın olduğu sehpadan tutunarak domaldı ve bize bakıp, “Bakalım sakallı nasıl sikiciymiş? 7 çocuk yapmak her yarağın harcı değil!” diyordu gülerek.
Rahmi Aydan’ın arkasına geçerek yarağını sıvazladı. Üçümüz ise sanki sinema izler gibi bakıyorduk bu manzaraya. Rahmi yarağını sıvazladı iyice, yarak sertleşmişti epeyce.
Aydan bacaklarını ayırdı biraz ve ardından, “Iğmmm, oğhh!” diyerek derin bir inilti koyuverdi. Bu sırada Rahmi’nin yarağının kafası girmişti Aydan’ın amına.
Rahmi az sonra kendini kaybetmiş halde Aydan’ı sikmeye başladı. Kalçalarından sıkıca tutmuştu Aydan’ın ve deli gibi pompalıyordu. Aydan’ın göt yanaklarına şiddetle çarpan kasıklarından 'Şlop, şlop, şlop!’ sesleri odaya yayılıyordu.
Aydan bu arada başını sağa sola oynatıp deli gibi inliyordu. Takma yarakla önce Meryem’i, sonra karımı sikmişti ve şimdi de kendisi sikiliyordu. Rahmi bir süre devam etti aynı tempoyla.
Aydan’ın memeleri daire çizer gibi sallanırken, Rahmi’nin inlemeleri çoğaldı. Daha güçlü sikiyordu şimdi Aydan’ı. Ve sonunda Rahmi sarsıla sarsıla Aydan’ın amına patladığında, Aydan’dan da inlemeler geliyordu. O da boşalmıştı.
Rahmi bir süre daha devam etti Aydan’ın amına girip çıkmaya. Sonunda onların sikişi de bitmişti.
Aydan doğrulup Meryem’e baktı ve “Kız senin sakallı da iyi sikiyor, ama çabuk boşaltıyor mermilerini!” dedi gülerek ve ekledi ardından, “Belli ki seni de böyle sike sike o kadar hamile bırakmış” dedi.
Karım üstünü başını topladı, ben ve Aydan da giyindik. Aydan eşyalarını özel çantasına koyarken, karım da kutuyu sıkıca tutup koltuğunun altına koydu. Farklı bir gece yaşamıştık.
Aydan kendi dairesine inerken, ben ve karım odamıza geçtik.
Çocukların ikisi de bizim yatağın üzerinde uykuya dalmışlardı, televizyon halen açıktı.
Ben oğlanı, karım da kızı kucakladı. Onları odalarına bırakırken, Rahmi banyoya girmiş duş alıyor, Meryem de etrafı topluyordu. Çocukları koltukların üzerine yatırdık.
Bir şey demeden çıktık. Meryem hiç yüzümüze bakmıyordu.
Karım da ben de deli gibi yorulmuştuk. Soyunup yatağa girdim hemen. Karım üzerindekileri çıkarırken, “Uff, piştim!” deyip duruyordu. Yanıma uzandığında üzerinden fena bir ter kokusu geliyordu.
Bana, “Sana bir şey diyeceğim, ama kızma…” dedi. “Ne oldu gene?” dediğimde, “Şeyy, ben külotumu orda unutmuşum…” dedi.
Bense, “Boş ver, yat hadi!” dedim.
Sabah saat dokuz gibiydi. Kapının önünden sesler geliyordu. Karım horlaya horlaya yatıyordu halen. Kalkıp anahtar deliğinden baktım. Meryem giyinmişti, çocuklar yanındaydı. Bavulları da kapının önündeydi ayrıca.
Derken içerden bir bellboy ile Rahmi çıktı. Bellboy bavulları yüklenirken, onlar da onun peşinden gittiler. Meryem bacaklarını ayıra ayıra yürüyordu.
Dün gece basurlu götünü sike sike patlatmıştım. Dönüp son bir kez bizim kapıya baktığını gördüm. Sanki bir sevdiğinden ayrılmanın hüznü vardı yüzünde. Vaktinden önce ayrılıyorlardı otelden.
Günlerden Pazar’dı ve biz de öğlen vakti otelden ayrılacaktık. Ama karımın uyanacağı yoktu sanki.
Küçük bir duş aldım. Balkona çıkıp bir sigara yaktım. Canım sıkılıyordu. Aşağı ineyim dedim. Giyindim, kapıyı sessizce açıp dışarı çıktığımda Hülya ile karşılaştım.
Rahmi ve Meryem’in boşalttığı odayı temizliyordu. Beni görünce şaşırdı. Lastik eldivenli elinde bir şey tutuyordu.
Karımın dün gece odada unuttuğu dantelli beyaz külotuydu...
Devam Edecek ...

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Türbanlı Teyzelerim 18
Önceki Bölüm
Ayşe teyzemin “senin çocuğunu doğurmak istiyorum” sözü üzerine zorda olsa uyumuştum. Teyzem saat 10 gibi uyandırdı beni.
A.T: hadi balım kalk kahvaltı yapacağız
B: ımmm seni yesem kahvaltıda deyip çektim kendime teyzem üzerime düştü.
A.T: dur lan dur enişten içerde
B: dünde yanında yatıyordu ama bana siktiriyordun (memelerini sıkıyor boynunu öpüyordum)
A.T: şşşş bugün olmaz hadi kalk
B: oofff tamam bee
Kalktık, kahvaltımızı yaptık.
Y.E: ne yaptın adem rahat uyudun mu?
B: çok rahattım enişte teşekkür ederim. Sen rahat uyudun mu?
Garip bir soru olmuştu ama eniştem çok takılmadı
Y.E: valla dün biraz çok yürüdüm belim ağrımıştı, yorulmuştum gece deliksiz uyumuşum.
B: Maşallah enişte maşallah yanında top patlatsak uyanmayacaktın yani
Y.E: istersen yatağa çıkıp tepin yine uyanmazdım dün çok yorgundum
B: Bilsek tepinirdik teyzemle kontrol ederdik
Ayşe teyzem ayağıyla bana vuruyor elini yüzüne koyarak gülüyordu.
Eniştem de
Y.E: inan hiç farketmezdim koçum
Yemeğimizi yedik, fatma teyzemin oğlu samet aramıştı.
S: kuzen naptın
B: iyi kuzen oturuyorum sen naptın
S: napıyım ya evden çıktım öğleden sonra uçağım var gel son kez oturalım
B: nereye lan
S: gelince konuşuruz ya
B: iyi tamam deyip kapattım telefonu.
Teyzeme döndüm
B: Teyze ben çıkıyorum samet aradı bi yere gidiyormuş da gitmeden oturalım dedi
A.T: heee ablam demişti şehir dışında bir iş bulmuş nereye gidecekmiş bilmiyorum orada çalışacakmış. Gel ben uğurlayayım seni
B: (iyi bi beladan kurtulduk dedim kendi kendime) yok yok hiç zahmet etme teyze burada vedalaşalım.
Teyzem ayağa kalktı ben eniştemle tokalaştım. Sonra teyzeme yanaştım, teyzem kollarını iki yana açtı.
Sıkıca sarıldım, yaslıyordum yine eniştem bizi izliyordu, sinirleniyordu biliyorum ama hiç sikimde değildi o an. Elimi teyzemin bel kıvrımına, kalçasının üzerine koydum.
Teyzem boynumdan ve yanağımdan öptükten sonra yanağını uzatarak “öp bakalım sende” dedi. Bende önce yanağını sonra hafiften boynunu öptüm kulağına eğilip
“şuracıkta yaslarım duvara seni” dedim. “Aaah keşke” diyerek cevap verdi. Ben kapıya yönelince teyzem yine arkamdan geldi. Eniştem
Y.E: nereye, vedalaştınız ya zaten ayşe. Oğlan gerek yok dedi.
A.T: senin böyle yiğenin olsun başında gezdirirsin, karışma
Mutfağın kapısından çıkar çıkmaz soldaydı evin kapısı. Köşeyi döner dönmez teyzeme bi daha sarıldım, götünü avuçladım, memelerini sıkıp boynunu yaladım.
B: (fısıldayarak) deli gibi sikmek istiyorum seni orospu teyzem benim
A.T: enişteni yollarsam ararım seni, gelir doyurursun teyzenin amcığını
B: yerim senin o amcığını fahişem
A.T: (eliyle sikimi tuttu) bende senin sikiniii yerimmm
Biraz öptükten sonra çıktım. Kapıdayken eniştemin sesleri geliyordu. Bağırıyordu, teyzemde ona bağırıyordu.
Siktir et diyerek asansöre bindim ve sametin yanına gittim.
Bir kafeye oturmuş bekliyordu.
B: ooo kuzen naptın
S: ne olsun kuzen gidiyorum valla en 2-3 yıl buralarda olmam
B: hayırdır ya ne için
S: Bi iş buldum knk istanbulda. İyi de parası var. Baktım idare ediyorum kalırım da orada
B: iyi olur senin için kuzen
S: hayırlısı ya… şey diyecektim
B: buyur knk
S: annem knk, sana emanet babama kalsa boku yedik anamızın adı çıkacak
B: (anasını siken kuzenine emanet ediyor amk malı dedim) dert ettiğin şeye bak be kuzen. Hiç merak etme, gözün arkada kalmasın.
S: bir de şey diyecektim (eliyle kafasını kaşıdı)
B: söyle olum çekinme gizlimiz saklımız yok
S: senden sadece bir şey istiyorum emin ol karşılığını vericem
B: senden bir şey isteyen mi var olum döyle
S: şey kuzen… ara ara annemle beraberken video foto çeksen şöyle güzel güzel de ben de orada karı kız yapana kadar işimi görsem
B: olum saçmalama ne deyip çekeceğim ben teyzemi, zaten eniştemden dolayı travması var
S: sen bulursun bi yolunu ya. Hem benden de sana efsane bi kıyak gelecek vallaha bak
B: neymiş kıyağın?
S: Gamze ablamı biliyorsun değil mi?
B: amcanın kızı mı?
S: aynen
B: eee ne olmuş ona
S: (efelenerek) senin bu kuzenin de boş adam değil şimdi.
B: ne olmuş olum
S: ben de Gamze ablamla iş pişiriyorum oğlum anlasanaa
İçimden hassiktiirr dedim. Gamze abla taş gibiydi çünkü. 32 yaşında, Evli 2 oğlu var. Kısa boylu, bacakları dolgun, göğüsleri biraz küçük, sürekli dar giyinen modern türbanı bir kadındı. eşarbını sürekli boynu açık şekilde bağlıyor,
Sosyal medyada kendini paylaşıyor, influencer olmaya çalışıyordu. Çocukluğumuzda bazen bize bakardı. 6-7 yaşıma kadar aşıktım gamze ablaya.
Duyar duymaz sikim taş gibi olmuştu.
B: harbi mi lan
S: tabi oğlum ne sandın
B: yeme lan beni o karı kuzenine verir mi
S: mal zaten kuzeniyle evli
B: doğru lan ben onu unuttum. Kanıtla lan siktiğini.
S: bekle deyip telefonunu çıkardı. Galeriye girip siktiği fotoları videoları gösterdi.
Göğüsleri dışardan göründüğünden daha büyüktü. İki çocuk emmiş meme uçları orta büyüklükte ve pembeydi.
S: oğlum çok azgın orospu, yarrak olsun yeter. Benim de sana kıyağım bu olur sana. Altına yatırırım senin. Zaten seni de çok beğeniyor.
B: nerede söyledi beni beğendiğini
S: sikişirkeen, fantezi yapıyoruz da.
B: tam babanın oğlusun amk
S: yok lan o kadar değilim abartma
B: orospu mu bari senden başkasına veriyor mu?
S: valla benim bildiğim bir kaç kırığı var, paralarını yiyor nadiren de veriyor. Sosyal medya da bir yazanlar var buna aklın şaşar. Direkt sikini atanlar mı dersin, gecelik para teklif edenler mi dersin… dolu amk.
Zaten makyajını yapıyor, dar dar giyinip fotolar videolar atıyor, azdırıyor milleti.
B: sen bu karıyı siktir bana, dediğin işe bakıcam
S: hay yaşa kuzen.
B: ama bir yerde paylaştığını göreyim senin ananı sikerim
S: (gülüyordu amk malı) zaten sikiyon olum
B: ciddiyim beter ederim seni
S: tamam laa güven kendi annemi paylaşır mıyım ben. Hadi geç kalıcam çıkıyorum ben. Gamze ablam için yazarım sana.
B: tamam hadi yolun açık olsun deyip ayrıldım yanından.
Bu ibne bu kıt aklıyla o kızı nasıl sikti diye düşünüyor şaşırıyordum. Fatma teyzemlerle aynı sitede oturuyorlar, sürekli görüyordum zaten. Dikkatimi de çekiyordu ama gidip konuşmuyordum.
Hemen telefonu çıkarıp instadan ekledim. Hazır aklıma düşmüşken de gidip bi fatma teyzemi göreyim dedim. Siteye girdiğim de gamze ablanın çocukları Site içinde ki parkta oynuyorlardı.
Gamze ablanın sesini duydum tam apartmanın önündeydi. Çocuklara seseniyor “2 saatiniz var, ben seslenince eve gelmeyin o zaman napıyorum sizi” diyordu.
Koşar adım yetiştim arkasından. Kalın bacaklarına yapışmış dar bir pantolon, pantolonun üzerine geçirdiği topuklu çizmeleriyle götünü sallaya sallaya yürüyordu.
Beni fark etmemişti. Yumuşak bir ses tonuyla selam verdim
B: abla napıyorsun
G.A: aaa iyiyim canım alışveriş yaptım biraz sen napıyosun
B: ne yapayım bi teyzemi göreyim dedim
G.A: hiç çıkmıyorsun zaten burdan maşallah hep görüyorum seni, hiç selam sabahta vermiyorsun
B: napıyım abla biraz çekiniyordum açıkçası senden
G.A: ayıp valla adem, niye çekiniyorsun bak adam yemiyorum ya. siz küçükken az mı baktım size.
B: doğru diyorsun abla. Aynı ortamlarda oluyorduk ama denk gelemiyorduk pek.
Eline telefonu aldı, instagrama girince benim istek attığımı gördü, geri takip attı.
G.A: biz senle takipleşmiyor muyduk ya
B: eski hesabımda takipleşiyorduk abla, kapandı bir ara. Yeniden açınca da çok ilgilenmedim.
G.A: artık kaç kızla neler konuştuysan instagram dayanamamış yakışıklı ahahaha
B: estağfurullah abla ya o kadar da değil.
Asansöre binmiştik beraber. Telefonunu kurcalarken dudağını yalıyordu. Dili o kalın, rujlu dudaklarının her yerine gidip geliyordu.
Oracıkta yapışasım geldi dudaklarına, o açık boynunu emesim geldi.
Asansörden inerken
G.A: bir gün fatma teyzenden vakit bulursan bize de uğra. İnsa’dan ilk reklamımı aldım. Kahve makinesi. Bi kahve ısmarlıyım sana canım.
B: ben şimdi bi uğrayayım teyzeme, bakayım. Müsaitsen gelirim birazdan.
G.A: çok iyi olur canım, Ali abin işte zaten. Çocuklar da aşağıda başımızda ağrımaz.
B: olur abla ben bi bakayım teyzeme olmazsa instagramdan yazarım zaten.
G.A: tamam canım, hadi öpüyorum görüşürüz deyip indi asansörden.
Sikim acayip sıcaklamaya başlamıştı.
Teyzemlerin ziline bastım. Kapıyı eniştem açmıştı. Hiçbir şey demeden kapıyı açıp oturma odasına tv izlemeye gitti.
Fatma teyzem mutfakta yemek yapıyordu. Kim o gelen diye sorsada eniştem cevap vermedi.
Mutfağa girince teyzem dönüp bana baktı. Hemen hızlıca adımlayıp arkasından sarıldım. Ellerimi göbeğine koyup memelerine kadar okşadım. Bulduğum her yerden öpüyordum teyzemi.
F.T: dur dur şu kapıyı kapatalım da gavat zevke gelir sesleri duyunca.
B: hiçbir sik yiyemez
Teyzem gitti kapıyı kapattı. Yanıma gelip ellerini boynumda gezdirip dudağıma yapıştı. Öpüşürken elini sikime attığında kalkık olduğunu fark etti.
F.T: Senin bu sikin hep kalkık mı geziyor?
B: senin kokunu alması yetiyor sikimin kalkması için
F.T: ımmmm çocuklar da evde. Çok istiyorum ama bugün zor olur.
B: ya napıcazz ben senin o tatlı amını istiyorum şuan deyip bir elimi memelerine, diğer elimi pantolonunun arasına attım.
F.T: bende senin o damarlı sikini istiyorummm deyip kemerimi çözdü. Sikimi dışarı çıkardı. Elini yalayıp sikimi okşamaya başladı. “Bekle” deyip mutfağın kapısını kilitledi.
F.A: sadece ağzıma alıcam, gece gel. Eniştenle ayrı yatıyoruz zaten. Yatağımızda sikişelimm.
B: olur orospu teyzemmm ama şu memelerini açalım önce deyip badisini yukarı sıyırdım. Sadece siyah desteksiz dantelli sütyeni vardı. Üzerinden çıkardım.
Avcuma alıp sıktım. O kocaman koyu kahverengi meme ucunu sert sert hissediyordum avcumun içinde. Tezgaha dayayıp emmeye başladım. Dudağını ısırıyor eliyle sikimi okşuyordu.
F.A: yeter hadiii sikini ver ağzımaa.
B: Al bakalım ağzına fahişe
kafasından basıp diz çöktürdüm. Dilini çıkarmıştı. Sikimi o tatlı diline vururken ela gözleriyle gözlerime bakıyordu. Eliyle tutup kaldırdı havaya sikimi, taşaklarımı emiyordu. Kendimden geçiyordummm.
Sonra ağzına alıp yalamaya başladı. Yukardan bakınca badisinin altında açıkta duran şişkin memeleriyle meme uçlarını görüyordum daha da azıyordum. Üzerinden Çok geçmedi
B: ohhh geliyorum teyzeee
Popomdan tutup iyice bastırdı kafasını, bende eşarbından tutup bastırdım sikime. Kasıla kasıla boşalmıştım ağzına teyzemin. Sikimi kapatıp, açıkta ki memelerini öptüm.
O sırada birisi kapıyı açmaya çalışıyordu. Eniştemdi.
D.E: niye kilitli bu kapı diye seslendi
Fatma teyzem kapıyı açtı.
F.T: adem sandalyeyle kapının üstünde ki dolaptan bir şey alıyordu. Kimse açıp düşürmesin diye kitledim
B: hesap verme şu şerefsize. Sana ne lan kitlediyse kapıyı.
D.E: çok olma adem. Her ne olursa olsun o benim karım.
B: siktir lan ordan. Karısıymış. Erkek adam karısına sahip çıkandır. Senin gibi elaleme…. Neyse… ben çıkıyorum teyze. Yanlış bir şey yaparsa haber et. Gelirim hemen.
F.T: tamam kuzum haber veririm ben sana.
Gel yolcu edeyim seni.
Eniştem sinirli sinirli beni izliyor ama sesini çıkaramıyordu. Teyzemi yanaklarından şapır şupur öpüp çıktım. Çıkar çıkmaz instagramdan mesaj atacaktım ki story atmıştı.
Kahve makinesini çekip paylaşmıştı. Hemen yanıt verdim. “Kahvem hazır mı abla geliyorum?”
Tam asansöre bindiğim de Fatma teyzemin oğlu Samet aramıştı. Açtım ama asansörde olduğumdan çekmiyordu telefon. Gamze ablaların katına gelince tekrar instagrama girdim.
Görüldü atmıştı mesajıma. Kendi kendime Allah Allah bir sorun mu var acaba deyip kapılarına vurdum.
Yaklaşık bir dakika sonra gamze abla kapıyı açtı. Ama nasıl bir açış… yüreğim ağzıma gelmişti…
Sonraki Bölüm
Eşim Selda
Eşimle Antalya da yaşıyoruz. Eşim mimar. Kendisi 1.70 boyunda 56 kg uzun siyah saçlı ,yeşil gözlü harika fiziği olan bakımlı bir bayandır. Göğüsleri avuçları doduracak büyüklükte dik ve diridir. Yuvarlak ve her erkeği delirtecek kalçalara sahiptir. Ben 32 , Selda ise 32 yaşındadır.
Sizlerle geçen yaz tatilinde yaşadığımız o çılgın geceyi paylaşmak istiyorum. Aklıma geldikçe o geceyi yeniden yaşıyorum.Selda ile geçen yaz Kuşadasına tatile gittik. Geceleri genelde sevişiyor ve sevişmelerimizde grup seks fantazileri kuruyorduk. Fantazilerimiz de genelde başka bir erkek karımı beceriyordu ve bu fantazi ikimizinde çok hoşuna gidiyordu.
Bir akşam yemeğe çıktık ve yemekte alkol aldık. Sonrasında nezih bir bara gittik ve alkol devam etti. Kafalarımız iyi olmuştu. Bir ara seldanın yan masada yalnız oturan bir erkeğe baktığını farkettim.
Kaçamak bakışlarla o erkeğe bakıyordu. İsmi Erkan olan o erkeği beğendiğini anlamıştım. Çok rahatsız olmuştum bu durumdan ve aramızda tartışma çıktı. Ama selda baktığını inkar etti. Bir süre sonra aklıma grup seks fantazilerimiz geldi ve acaip tahrik oldum. Masanın altında aletim taş gibi olmuştu. Alkülünde etkisiyle seldaya istiyorsa o erkekle olabileceğini söyleyiverdim.
Çok çok kızdı.Ben bunun bir çılgınlık olacağını, o erkeği bir daha görmeyeceğimizi ve fantazilerimizi gerçeğe dönüştürebileceğimizi söyledim.
Bir süre sonra selda teklifimde ciddi olup olmadığımı sordu. Teklifimi yineledim ancak bir şartım vardı. Oda da ben de olacak ve onları izleyecektim. Selda biraz tereddütten sonra alkolünde etkisiyle kabul etti.
Ben bardan çıkacak ve arabayla turlayacaktım. Selda da işi bağlayacak ve beni cep telefonumdan arayacaktı. Ben çıktım ve arabayla turlamaya başladım.
Selda Erkanın masasına gitmiş ve onu beğendiğini ve onunla olmak istediğini söylemiş. ( Tabii şartımı da )
Erkan biraz afalladıktan sonra kabul etmiş. Karıma hiç bir erkeğin hayır diyebileceğini sanmıyorum. Karım beni aradı. Bara geri gittiğimde ikiside kapıda beni bekliyordu. Arabaya bindik. Selda arkaya Erkanın yanına oturdu. Arabada hiç konuşmadık. Üçümüzde çok çok heyecanlıydık. Kaldığımız otelde apart villalarda kalıyorduk. Yani otele girişimiz sorun olmayacaktı ve rahat bir ortamımız olacaktı. Apart’a geldiğimizde hepimize içki hazırladım.
Yatak odasındaydık ve sadece yatağın kenarındaki gece lambaları yanıyordu. Biraz sohbet ettik. Kafaları iyice bulmuştuk. Ben de kot ve t-shirt, erkan da kot ve gömlek, selda da ise mini etek ve eteğinin üstüne sarkan bol bir gömlek vardı.
Karımın içinde sutyen yoktu. Erkan 26 yaşındaydı ve üniversite de okuyordu. 1.85 boylarında, esmer, sportif yapılı bir erkekti.
Seldaya başlaması için işaret ettim. Selda erkanın yanına giderek erkanın ellerinden tutarak ayağa kaldırdı. Ayakta öpüşmeye başladılar. Öpüşmeleri yavaş başlamıştı ama gittikçe hızlanıyordu.
Erkan karımın dudaklarını emerken selda da erkanın saçlarını okşuyordu. Erkan karımı duvara yasladı, seldanın sırtı duvara dönüktü. Tekrar karımın dudaklarına saldırdı ve vahşice öpmeye,yalamaya başladı.
Elleri ile de eteğinin üzerinden karımın o muhteşem kalçalarını okşuyor, sıkıyordu. Selda ise erkanın sırtını okşuyor ve erkanın gömleğinin düğmelerini tek tek çözüyordu. Erkanın gömleğinin önü tamamen açılmıştı. Kıllı bir vücudu vardı ve selda buna baylırdı.
Erkan dudaklarını karımın boğazına goturmus ve dilini yılan gibi karımın boğazında, kulak memelerinde gezdiriyordu. Sağ elini eteğinin altına sokmuş bacaklarını sıvazlıyor, kalçalarını okşuyor. Sol eliyle de gömleğinin üzerinden karımın sutyensiz göğüslerini okşuyor, avuçluyordu.
Çok aptallaşmıştım. Karım yabancı bir erkekle karşımda sevişiyordu ama inanılmaz bir zevk alıyordum. Aletim hiç sertleşmediği kadar sertleşmişti.
Oturduğum koltukta içkimi yudumluyor ve dikkatle izliyordum.
Elimle kotumun üstünden yarrağımı okşuyordum. Selda erkanın gömleğini tamamen çıkarmıştı. Bir eliyle erkanın kıllı göğüslerini okşarken diğer eliyle erkanın kotunun üstünden erkanın sikini okşuyor, sıkıyordu.
Erkanın aleti kotun altından belli oluyordu. Karımın şansından erkanın alaeti oldukça iri görünüyordu. Erkan da karımın gömleğini tamamen çıkardı. Seldanın o diri göğüsleri ortadaydı. Erkan bir hayvan gibi karımın göğüslerini iki eliyle alttan avuçlayıp dudaklarına götürdü.
Vahşice emiyor ufak ısırıklar etıyordu. Güçlü elleriyle karımın göğüslerini eziyordu. Karım inliyor ve bir taraftan da erkanın kemerini çözmeye çalışıyordu.
Kemerini çözmüştü. Kotunun düğmelerini tek tek açtı ve erkanın kotu ayaklarına düştü. Erkanın iri aletinin başı külotundan dışarı fırlamıştı. Selda sanki hiç görmemiş gibi erkanın yarrağına saldırdı ve eline aldı. Külotunuda sabırsızca aşağıya indirdi. Erkanın aletini sıkıyor tassaklarini okşuyordu.
Ayakta deliler gibi sevişiyorlardı. Karım erkanın önünde dizlerinin üzerine çöktü.
Dilini erkanın aletinin başında gezdirmeye başladı. Erkanın aletinden hafif bir sıvı gelmişti. Karım iri aletinin başını dudaklarının arasına alarak emmeye başladı. Dilini yarrağının etrafında dondurma yalar gibi gezdiriyordu.
Bu arada karım gerçekten çok iyi oral seks yapar ve buna bayılır. Selda erkanın sikini emip yalarken gözlerini benden ayırmıyordu. Gözlerimin içine bakıyordu ve benim karşımda sevişmesi onu çılgına çevirmişti. Dayanamıyordum artık aletim kulotumun içinde ağrımaya başladı. Kotumun önünü açarak aletimi dışarı çıkardım.
Sikimi okşamaya başladım. Elimi çok yavaş hareket ettiriyordum çünkü boşalmak istemiyordum. Aletim o kadar sertleşmişti ki damarları görünüyordu, ateş gibi yanıyordu.
Karım uzun bir süre erkanın iri ve kalın sikini yaladı. Erkan karımı ayağa kaldırdı ve yine duvara yasladı. Ama bu sefer yüzü duvara dönüktü. Erkan çırılçıplaktı. Karım da ise sadece mini etek kalmıştı. Karımın külotunu da çıkarmıştı.
Erkan karımın arkasına geçti. Arkadan karımın göğüslerini tekrar avuçladı. Arkadan seldanın göğüslerini okşarken kulak memelerini emiyor ve iri aletini karımın kalçalarına sürtüyordu. Selda ise kalçalarını geriye iterek seni istiyorum kocacağım ,erkeğim diyordu. Erkan aletini karıma sokmuyor karımı delirtiyordu.
Bu sefer erkan dizlerinin üzerine çökerek arkadan karımın amını ve arka deliğini yalamaya başladı. Selda tam anlamıyla delirmişti. Yalvarıyordu erkana sikmesi için. Karımın amı sırılsıklam olmuştu erkanın dil darbelerinden.
Erkan karımı yatağa goturdu ve seldayı yüz üstü yatırdı.Ben çoktan boşalmıştım tabii ama aletim hala taş gibiydi. Karımın üzerine erkan uzandı. Karımın bacaklarını iki yana iyice ayırdı. Arkadan sikinin başını karımın amına sürtüyor alttan karımın göğüslerini elleri ile eziyordu. Selda yine kalçalarını geriye itiyordu sokması için ama erkan sokmuyor buna izin vermiyordu.
Erkan karımı domalttı. Sikinin başını yavaşça karımın sulu amına soktu.Selda inliyor ve kendini geriye itiyordu ancak erkan elleri ile seldnanın belinden tutmuş buna izin vermiyordu. İnanın zavallı karım çıldırmıştı.
Ağlamaya başladı bana işkence etme diye. O anda erkan iri ve kalın yarrağınıaniden karıma geçirdi. Derin bir ohhh çekti karımmmm. Sert darbelerle karımı sikiyor kalçalarını tokatlıyordu. Karım erkeğimsin benim, harikasınn, istediğini yapabilirsin bana gibi şeyler söylüyordu.
Ben dayanamadım ve yanlarına gittim. İnmemiş sikimii karımın ağzına verdim. Çılgınlar gibi saldırdı yarrağıma. Deliler gibi emiyor, yarrağımı azğından çıkarıp yanaklarına vuruyor tekrar emiyordu. Erkan ise sert darbelerle karımı becermeye devam ediyorduu.
Erkan daha sonra karıma seni götünden de sikmek istiyorum dedi.
Selda ile birbirimize baktık çünkü bunu hiç yapmamıştık. Selda hiç yapmadık kremle yapalım dedi.
Erkana sordum sen nasıl istersin diye
erkan da kremsiz kuru sikeceğim karını dedi.
Ben de tamam karımın kocası sensin dedim.
Ben alta geçtim ve karım sikimin üzerine oturdu, arkasını erkana açtı.
Erkan önce parmağını sokarak karımın sikilmemiş deliğini hazırlamaya başladı. Sonra iri yarrağının başını bastırmaya başladı.
Seldanın canı çok yanıyor kaçmaya çalışıyordu. Ama kaçamazdı . Erkan ani bir hareketle karımın içine girdi. Karım öyle bir çığlık attı ki oda inledi. Kaçamıyordu.
Ben alttan karımın amını pompalıyor arkadan da erkan karımın götünü sikiyordu. Selda alışmaya başlamıştı. Harikasınız erkeklerim, sikin beni, parçalayın gibi şeyler söylüyordu.
Sonra bana dedi ki kocacığım neden bir erkek daha bulmadın bak ağzım boş kaldı Ben karımın amına,erkan da karımın götüne boşaldı.Erkanla yatağa yanyana uzandık. Karım ortamıza yatarak ikimizin de sikini yalıyordu, okşuyordu.
Tekrar dirilmiştik.Bu sefer erkan alta geçti ben karımın arkasına ve aynı pozisyonda yeniden siktik karımı. Üçümüzde perişan olmuştuk. Erkan izin verisen yeni karımla duş almak istiyorum dedi.
Ben yatakta yorgunluktan uyuyakalmıştım. Orada bir posta da attığından eminim. Sabah uyandığımda karım yanımda her yeri morluklar içinde derin derin uyuyordu.
Erkan yoktu, gitmişti..