Onca kalabalığın içinde sen buldun beni , çıkardın kapalı kutumdan , korkuyorum dedim ben varım dedin , ben de çıktım , sana geldim , kapıların kırıktı , pencerelerin açık , önce kapıları tamir ettim , duvarların dardı nefes alamayız dedim , pencereler var dedin , pencereler üşütür bizi dedim , duvarlarına parantezler koyarak genişlettim tüm odalarını , pencereleri insanları değil , göğü görecek şekilde düzelttik , ben bir yıldızı tuttum sen yıldızlar bizim dedin, her zorlukta o yıldızlara giden yolu izledik, bazı geceler sen yolu kaybettin başka pencerelerde, ben yine o pencere de bekledim , sen başka çiçekleri görmek istedin , ben dokundurtmadım tekmeler gelse de gövdeme , sana gelinmezdi aslında ama geldim, kırdılar ayaklarımı ve kaburgalarımı , sen genişlet göğsümü iyileşir dedim , sen dokun kapanır dedim , kapandılar da yalanlarımla ya da yalan sandığın bilmediğin doğrularla . Sana geldim , sevdiğin yemekleri öğrendim , sana siyahtan daha çok yakışan tonları bildim , senin gittiğin yolları ezberledim, henüz öğrenemesem de döneceğin yolları izledim, senin için yollar baktım, fallar baktım , kıyafetler baktım ,senin gözlerinle aynalara baktım , sevdiklerini sevdim , içtiklerini içtim ,duyduklarını duydum , şarkılarını söyledim , söyledik , yeni diller bulduk kendimizce , ilişkiler de böyle değil midir aslında ya da hayatta böyle değil midir bir bakıma , hırsızlıklar yaptım , önce sen uyu diye kendi uykularımı çaldım , bir gün yirmidört saat olamazdı seninle , günleri çaldım, hayallerimiz için tüm gerçekleri çaldım , sakladım.Sana geldim , kapın kırık , pencerelerin açıktı , bir ev olamazdın biliyorum ama bir ev olurduk , bir aile olamazdık ama bana bir aile sundun ,korkularımı yok eden sen , korktuğumda beni koruyan bir abi verdin , geçen gün çorba içerken düştü sesi annenin , ben annemden duymadım o neşeyi, tüm çorba döküldü öncesin de ise gözyaşlarım , senden dönerken kaybolduğum istanbul sokakların da ortaya çıktı dayım , onun yazısını bilmedim seninkilerin ki kadar , seni kaybettiğimi söylediğim de duyuldu tüm çığlıklarım , bütün mahalle ağladı , en çokta kuryelerin çınladı kalpleri, bir de şu saçma pastanecinin yanlış fiş kesen kasiyerinin..
Sana geldim , her şeye rağmen her saniyenin güzelliğini hafızama kazıdım , belki son şu andır diye , beni takip ettiğine inandığım bir sestin , izlediğimi bildiğin bir sestim, seni çok sevdim , beni ne denli sevdim bilmedim , zeytin ağacı kurumuş beni biraz hatırlat dedi, o zaten şiirde severdi gerçekte hiç sevmedi seni , ben öldüm sende öleceksin dedim, o rüyanın gerçekleştiğini gördüm aralıkta , aralıktan izledim seni , belki anımsarsın diye , benden başka herkese yer verdin gönül koltukların da , ne yanında oldum ne de aklında , başka pencerelerde ki gülüşleri izlediğini duydum, yine de düşme canın acır üzülürüm, üstelik kimse de bilmez senin pencereleri korktuğundan izlediğini..
Sana geldim, parantezler kapandı , duvarlar yıkıldı ,pencereler açık kaldı ,başkaları gördü izlerimi ve yıkıntıları , her yerim mor , üstelik moru hiç sevmiyorum ,kalmakla verdiğim savaşın , çoktan yenilgiye uğramış halini kabul ediyorum , hala çok üşüyorum ve hala seni çok seviyorum ..