Bir süredir kitap okuyamıyorum. Ya odaklanamıyorum ya da kitabın devamı için arzu ya da heves bulamıyorum içimde. Kitapyurdu’nda ucuza ciltli Orhan Veli baskısı bulunca kolay odaklanırım, zorlamaz diye ilk defa şiir kitabı aldım. Gerçekten de işe yaradı. Sonra yine ilgimi kaybettim ama, kırlarda kıkırdayarak deri kaplı romanlar okuyan Elizabeth Bennet’a özenip bir de hakiki deri ciltli baskısını aldım. O fiyata kaçmazdı.
Bu aldığım son kitap olacak uzun süre. Başlayıp bıraktığım kitaplar üst üste biriktiği için, bir daha satın alma hatasına düşmeyeceğim. Zaten artık çok da anlamı yok. Kitaplarımı Ahmet’e bırakmayı düşünüyordum. Bu çağda nadiren gördüğümüz, yönlendirilmeksizin okuyan/dersinin başına oturan o çocuklardandı. Zuhal’le ona bolca kitap alıp vermişliğimiz var. Ona polisiye romanlarımı okutmaya başlamıştım. Önce yaşına uygun olanları. Sonra büyüdükçe daha ağır olanlara geçecekti. Seviyordu polisiyeyi. Ama göçüp gitti.
Bir çocuğum yok. Büyük ihtimalle olmayacak. Olmasını arzu da etmiyorum. Özenle biriktirdiğim bu kadar şeyle ne yapacağım bilmiyorum. Sahaflarda arayıp bazen tek tek bazen iki üç tanesini bulup tamamladığım polisiye serilerim, eski basım Reşat Nuri’lerim, ilgilendiğim hobiler için topladığım başvuru kitaplarım, ex librisim, daktilom, bir Gmail hesabım olduğundan beri –neredeyse 20 yıl- yedeklediğim fotoğraflarım –onunla o kadar çok selfimiz var ki çok şanslı hissettiriyor bazen- yazımın gelişimini görürüm diye doldurup sakladığım defterlerim, iyisini seçmeyi iyi bildiğim çocuk kitaplarım nereye gidecek? Geçen Google hesabıma vasi atayacaktım, herkes çok üzüldü. Sanki ölümün kime ne zaman geleceğinin belli olmadığını çok iyi öğrenmemişiz gibi konuyu kapatmak istediler. Oysa çocukların bütün yaşlarında onlarca fotoğraf, video var. Nasıl bulacaklar onları?
Hayatı çok ciddiye alan biri oldum hep. Pişman da değilim. Bundan sonra olur muyum, olabilir miyim bilmiyorum. Hiçbir şey alasım gelmiyor. Zaten eşya sevmiyordum. Artık o çok bunalımlı anlarımda zaruret gereği sahip olduklarımı bile kaldırıp atasım geliyor. Hep zevkime göre güzelce döşeyeceğim bir ev hayal ederdim. Şimdi etmiyorum. İçinde oturup yas tutacağım süslü şık bir ev mi? Teşekkürler, almayayayım.
Bir şekilde hafiflemiş de hissediyorum. Sürekli dolapları düzenleyip biraz daha yer açıyorum. Temizleyip alan açmak iyi geliyor. Sonra da belli bir usule göre katlayıp diziyorum her şeyi. Bir çeşit düzen manyağı oldum. Şimdilik sadece odamın sınırları içinde.
11. aydan bildiriyorum.












