annemi kaybettiğimde 19’dum. şimdi iki sene geçti, iki buçuk hatta. gerçi saymayı da bıraktım. sayılarla aram çok iyi değildir. yordum, yoruldum. hoyratlaştım. nefes alamadım, aldırmadım. her şey, bu düzen anlamsız geldi. geldikçe de içine sürükledi. ben de sürüklendim. ama bir gün dedim ki annen, görse ya seni böyle.. görse ya seni nefes alamazken, kaybetmişken o nefesi.. ne yapardı? sordum bunu kendime bağıra bağıra. durdum, öylece durdum. uzun zamandır da duruyorum. durmak iyi geldi bana, hiçbir şey yapmıyorum ama duruyorum da öylece. durmak, nefes almanın başlangıcıymış ama onu anladım. biraz nefes alabiliyorum ben, göğsümü kıran bu ağrıya rağmen nefes alabiliyorum. göğe bak, orada bir yerlerde bu ağrıların birleştiği noktalar var. şimdi de derin bir nefes al, karanfil..
Durmak. Bir süredir yapmayı en çok istediğim şey. Bir noktada durabilmek, çırpınmadan, kaçışmadan, koşmadan. Ben annemden sonra bir koltukta sakince oturmayı bile beceremedim. Kendimle beş dakika yalnız kalmayı beceremedim. Ben hâlâ nefes almaya başlamadım. Ama deniyorum. Teşekkür ederim, bu kadar kelimeni ve bu kadar samimiyetini bana ayırdığın için.