insan sevdiği birinden korkar mı? korkmalı mı? yoksa darbeler bize güven duyduğumuz, hiç korkmadigimiz anlarda mi gelir hiç beklemeden? bir insanın içinde gördüğün ama ayna tutup da gösteremediğin bir şiddet hali ya da öfke iyileştirilebilir mi? kişi kendini neden görmez göremez? neden iyileştirmez kendini, neden körleşir kendine, sevdiklerine?
sevginin de sınırlari var biliyorum ve inanmıyorum hiçbir sevginin uçsuz bucaksız olduğuna. olabileceğine. bir insanı kırmak bu kadar kolay ve çekinilmezken. sahi insan neden sevdiği birini incitmekten hiç korkmaz? şefkat, anlayış, saygı olmazsa sevgi neye yarar? sevgi neyi arar?
kaçınılmaz bir mide bulantısı ve kusmak gibi ihtiyacım var kelimelere, kendime. öğürerek koşup bir sokak köşesine kusmak istiyorum, kelimelerce.
anlatsam hemen anlardım kendimi de, anlatamıyorum.
güvenim kırıldı üstelik, çok derinden. en içimi, kendimin bile bilmedigi en içimi dokebildigim bir dostum kırdı, gitmeden. bir sazın teli gibi gergin incecik olan bağımı koparıp gitti; derinimle, insanlara olan anlatma isteğimle olan. onu da kusabilsem keşke içimden. kan kırmızı tükürsem.
öfke duyuyorum kendime böyle anlarda çünkü belki de ben izin verdim beni kirmalarina. ben izin verdim öyle aldırış etmeden, nefes alır gibi olağan, beni parcalamalarina. ogrenemiyorum.
en şerefsiz olanı da şu, kırıp dökülenleri toparlamaya dahi kalkmadılar. vazoyu bile düşürüp kirsan, ah demez misin? parçaları toplayip düşünmez misin bir minik cam kırığı kalsa batar, acıtır diye? peki o zaman insan neden bu kadar hoyrat karşındakinin sevgisinden bu kadar emin olunca? neden korkmaz insan sevdiğinden, toplanmamis cam kiriklarindan? insan bazen neden bu kadar rezil?
sevgi neye yarar gerçekten? ve sevgi neyi arar?








