mine! xD

祝日 / Permanent Vacation
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
Keni
Stranger Things
occasionally subtle

Discoholic 🪩
Show & Tell
DEAR READER

JBB: An Artblog!
dirt enthusiast
Cosimo Galluzzi
styofa doing anything
almost home
Peter Solarz

★
Xuebing Du
RMH
YOU ARE THE REASON
Lint Roller? I Barely Know Her

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from United Kingdom

seen from Germany
seen from United Kingdom
seen from Austria
seen from Malaysia

seen from United States
seen from United Kingdom
seen from United States

seen from United States

seen from Hong Kong SAR China

seen from United States
seen from United States
@jarnana
mine! xD

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Yeni abidler
İyi bir şeyler yapmanın ibadet olduğunu düşünmüşümdür hep. Artık karşı kıyının anlamı değişti, bambaşka -belki de bambaşka olmayan- bir zemine kaydı, ama neye ya da neden yapılırsa yapılsın ibadet işte adı. Ders çalışmak, çiçekleri sulamak, iyi olmaya çalışmak, kendim için değil, mutlak iyi, doğru için bir şeyler yapmak filan ibadet olmalı; yoksa aklın başka yerlerde, kalbinde hinlikler cinlikler, yat kalk dur. Geçen gün okudum, Sevan Nişanyan yazmış:
”(…)bencil güdülerini yenerek yapacağın her şey bu anlamdaibadettir, hayvani nefsine karşı başkaldırıdır. Keman çalmayı öğrenmek de öyledir (eğer maksadın pavyonda çalıp para kazanmak değilse), kuzey kutbunun keşfetmek de öyledir (eğer maksadın şan ü şereften öte bir şeyse), sokak çocuklarına barınak kurmak da öyledir (eğer amacın almak değil gerçekten vermek ise).” (17Temmuz 2013, nisanyan1.blogspot.com)
Aklın yolu bir, doğru yoldaymışım gibi hissettim. Sevan Hocam aşmış ama:
"Eğer nefsinin yenmek ibadetse, asıl abid kimdir ben size söyleyeyim. Ramazan’da gidip Erzurum’un ortasında rakı içendir. Cüretini inancın ve hakikatin ışığı aydınlatır, kalabalıkların cılız kandili değil. İnandığı şey uğruna alemi hiçe sayan, rahatını hiçe sayan, acıyı ve ayıplanmayı ve dayağı hatta ölümü göze alan odur, ötekiler değil. Azizler ve ermişler onlardan çıkar. Ötekilerden değil.”
Ötekilerden değil. Ötekiler değil. Kalabalıkların cılız kandili değil. Uç uca ekleyip de şöyle bir bakınca görünüyor ki, sadece yeni abidler eski güzellikleri geri getirebilirler. Ki getirecekler.
başka bir yemek tarifi: soğanı karamelize etmek ya da muğlak bırakmak
ben de tam iyi bilmiyorum, internetteki tariflerden bir şey anlamayınca doğaçlama takıldım aslında. ama oldu.
soğanları uzunlamasına uzunlamasına doğra. ya da hangi şekilde olmalarını istiyorsan öyle doğra işte. ben uzun uzun doğradım ki yemeğin içinde iyi görünsün.
sonra bi tencereye biraz fazlaca zeytinyağı koy, altını tam yak, biraz ısınınca soğanları içine at, biraz kavrulunca altını kıs, içine attığın soğana gidecek kadar toz şeker at - fazla ya da az olmasın. sonra tencerenin kapağını kapat, pişmeye bırak.
"biraz" burada anahtar kelime. kontrolü sana veriyor. iş senin elinin ayarına kalıyor. belirlenmiş dereceler, dakikalar yok. mutfak, sayıları belirleyen dış mihrakların değil, senin mutfağın.
soğanlar onları bıraktığın gibi pişmeye devam ederken sen de öbür işlerini hallet. yapacağın yemeğin malzemelerini yıka/doğra, sofrayı hazırla, çıkan bulaşıkları yıka ya da beni filan ara, ne bileyim.
kapağı aç bi bak bakalım, soğanlar yumuşamış mı, renkleri koyulaşmış mı, istediğin gibi bi şeye benzemiş mi? tamamsa tamam.
soğanlar gerçekten karamelize olmuş mu olmamış mı bilemeyiz. soğan karamelizasyonunda değişkenlerinin bazıları henüz keşfedilmemiş çok değişkenli bir denklem vardır kesin. mutfağımız kimya laboratuvarımız değil mi, deney yapmaya devam. keşif gerçekleşinceye kadar soğanlar muğlak.
afiyet olsun.
not: karamelize soğan yemek sayılır mı bilmiyorum, ama başka bir yemeğin içine katılabilir veya yanında servis edilebilir. bu sizin aranızda bir mesele, beni karıştırmayın.
not: senli benli konuşuyorum, sen benim kusuruma bakma.
not: nazlı, senin fikrini uyguladım, umarım hakkını verebilmişimdir.
Whenever I wondered what Sara saw in me - and I wondered more than once - I always came back to the fact that she loved to read. She read everything every spare moment. She was a junkie for the printed word. And lucky for me, I manufactured her drug of choice."
Wonder Boys (2000)
"trees" by joyce kilmer
I think that I shall never see A poem lovely as a tree. A tree whose hungry mouth is prest Against the earth's sweet flowing breast; A tree that looks at God all day, And lifts her leafy arms to pray; A tree that may in Summer wear A nest of robins in her hair; Upon whose bosom snow has lain; Who intimately lives with rain. Poems are made by fools like me, But only God can make a tree.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Claude Levi-Strauss, “yazının ortaya çıkmasının" her zaman ve her yerde, “efendiler ve kölelerden oluşan ve nüfusun bir kısmının öteki için çalışmak zorunda olduğu, hiyerarşik toplumların kurulması" ile bağlantılı olduğunu söylemiştir.
C. D. Conner, Halkın Bilim Tarihi, sf. 79.
Acetylcholine (ACh) was first identified in 1914 by Henry Hallett Dale for its actions on heart tissue. It was confirmed as a neurotransmitter by Otto Loewi, who initially gave it the name Vagusstoff because it was released from the vagus nerve. Both received the 1936 Nobel Prize in Physiology or Medicine for their work. Acetylcholine was also the first neurotransmitter to be identified.
Acetylcholine is one of many neurotransmitters in the autonomic nervous system (ANS) and is the only neurotransmitter used in the motor division of the somatic nervous system (sensory neurons use glutamate and various peptides at their synapses). Acetylcholine is also the principal neurotransmitter in all autonomic ganglia. In cardiac tissue acetylcholine neurotransmission has an inhibitory effect, which lowers heart rate. However, acetylcholine also behaves as an excitatory neurotransmitter at neuromuscular junctions in skeletal muscle.
bunun dövmesini yaptırmak çok güzel olurdu.
-tüm bu insanları, hastaları, yoksullukları gördükten sonra nasıl uyuyabiliyorsun, nasıl yiyebiliyorsun?
-ben onlar için bir şeyler yaptım, yapıyorum da. asıl sen nasıl uyuyup yiyorsun?
diyebilirdi ercan kesal mesela. her yazısıyla beni berbat hissettiren adam.
herkesin işten çıkıp evine doğru yol aldığı, yolumu araba farlarının aydınlattığı bir saatte, batan güneşin karmakarışık edip bıraktığı gökyüzünün altında, elimde antalya'dan gelmiş muzlar ve bir bankanın hediyesi olan defterim, ayağımda endonezya'da üretilmiş ayakkabılarımla bomboş okulun önünden etrafta ışıkları yanan tek binaya doğru yürüyorum ve bu akşam diyabetin tedavisine, belki ilerde bilmemnerenin cerrahisine çalışarak, ama çok çalışarak, ne tedavi metotlarının, ne aile yapısının, ne dinin, ne muz yetiştiriciliğinin değiştirilemez bir yapısının olduğu, hiçbir şeyin mutlak doğrular üzerine kurulu olmadığı bu mavi gezegende, bir gün bir şeyleri yerinden oynatabileceğime inanıyorum.
Pazar şarkısı.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
mümkün olduğunca az alışkanlık edinelim birlikte. böyle şeyler zamanla alışkanlık olmaktan çıkar, birlikte izlediğimiz filmler azalır, sevdiğimiz mekan taşınır, o sehpa kırılır filan, erir, unutulur. hatırlayınca üzülürüz, artık birbirimizi daha az sevdiğimizi zannederiz yanlışlıkla.
televizyon izleme sanatı
izlediğin şey yaktığın elektriğe değiyor mu değmiyor mu? altın kural bu.
çoğu zaman değmiyor.
“so get this right- i love my life; it’s the only reason i’m alive.
it’s mine, all mine - as long as i don’t forget to breathe. breathe in, breathe in, breathe out. ”
şarkı sözlerinde alıntı yapma olaylarına filan bile girdim, o derece. kalabalık, sağlam, harika şarkıları var pulp’ın.
nedir bu yahu, yarı-profesyonel, tam-profesyonel, ama ille de pröfösyonel, ille kocaman çantasıyla taşımalık pahalı fotoğraf makinesi merakı?
alın cebinize sığacak bi tane, yardırın.
zaten bok gibi resimler (evet lan, resim) çekiyorsunuz.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
"bir paris semtinin tüketilme denemesi"nin tüketilme denemesi
aslına en güzeli, yazarı denemesini yazarken tüketmeyi denemek olurdu.
bunu yazışımı hatırlıyorum. tam olarak ne hissettiğimi en azından kendi kendime anlatabildiğim için çok sevinmiştim. ah şimdi bir hatırlayabilsem!
öyle utandım, öyle utandım ki, kendi utancımdan dehşete düştüm. sonra başladığım yere bile dönmediğimi fark ettim. asılı kaldım. öyle, bir sağa, bir sola.