Sevmek, aptallık mıdır?
Birini çok sevmek, aptallık mıdır?
Birini sevmek aptallık değildir. Asıl aptallık birilerini severken sevmeye çalışırken aynı sabrı, aynı şefkati ve sevgiyi kendimize göstermememizdir.
Birini severken kendimi kaybettiğim çok zaman oldu. Öyle sevdim ki karşımdakini, ben kimim ne hissediyorum ne yaşıyorum bunların hiçbir anlamı yoktu benim için. Önemli olan tek şey bütün benliğimle karşımdakini sevmek ve bunu ona göstermekti. Belki oda benim onu sevdiğim gibi sever diye düşünürdüm. Ne acı değil mi?
“Yemeğini yersen annen seni daha çok sever” sevgisi. “Ailemin istediği her şeyi yaparsam, kendime çeki düzen verip istedikleri gibi bir çocuk olursam daha çok severler” sevgisi. “Arkadaşlarıma çikolata alırsam beni daha çok severler” sevgisi. “Olsun benim kalbimi kırdılar çok kötü şeyler söylediler ama özür dilediler” sevgisi...
Düşününce ne çok aklıma gelen şey var. Sevilmek için verdiğim savaşlar o kadar kalbimi kırdı ki... Beni ben olduğum için sevmelerine fırsat vermemişim hiçbir zaman. Onlar nasıl birini görmek istiyorlarsa ben öyle biri olmuşum. Tek isteğim sevilmekti. Ne kötü.
Işte olay tam burada kopuyor. Fark ettim ki eğer onları sevdiğim gibi kendimi seversem ilerleyebilirim. Onları sevdiğim gibi kendimi sevdiğimde bir şeyleri daha kolay atlatabilirim. Ve gerçekten kendimi sevebildiğimde, onları da yeteri kadar sevmiş olacağım.
Bir gün biri bana “en güzel fotoğrafın hangisi” diye sormuştu. Telefonu elime alıp karıştırıp durdum en sonunda çevremdekilerin bana gerçekten güzel göründüğümü söyledikleri bir fotoğrafı gösterdim. Güldü, o kadar anlayamadım ki o an. “Bana sormayacak mısın?” dedi. “Senin en sevdiğin fotoğrafın hangisi?” dedim. Telefonumu istedi kamerayı açtı öylesine kendini çekti ve bana gösterip “bu” dedi.
Şimdi kafamda daha doğru bir yere oturtabildiğimi fark ettim. Benim güzel olmak için birinin bana güzelsin demesine ihtiyacım yok. Ben olduğum her an güzelim zaten. Tanrı hepimizi o kadar mükemmel yaratmış ki kusur olarak gördüğümüz şeyler bile bir lütuftur bize. Iyi ki burnum kemerli, iyi ki yüzümde lekelerim var, iyi ki yara izlerim var, iyi ki içe doğru basıyorum, iyi ki batıklarım var, iyi ki saçlarım kuru, iyi ki göbeğim var, iyi ki vücudumda tüyler var, iyi ki dişleğim... Varolduğum bütün hallerimle iyi ki benim.
Insanların birbirini kırmaktan korkmadığı şu dönemde hala birilerini kırmaktan çok korkuyorum. Çünkü ben gerçekten sevdiğin biri tarafından kırılmanın ne demek olduğunu çok iyi bilen biriyim. Beni kıran kimse ona sarılır ağlardım ben. O beni kırdığı için ben özür dilerdim. Ne garip. Ama şöyle bir şey var ki bunun farkındalığı daha yeni oluştu zihnimde. Hayatım boyunca çektiğim bu eziyetin daha yeni farkına vardım. Biri benim kalbimi kırıp geçirdiğinde ben onu alkışlayarak izliyordum. Başka biri beni kırdıktan sonra ona sarılıp ağlıyordum. Birinden onu çok sevdiğim için, sevgimi çok dile getirdiğim için özür diliyordum. Iyi ki yapmışım. Yaptığım şeyleri şu an onaylamıyorum ama o zaman iyi ki yapmışım. Otuzumda daha çok kırılmış bir kadın olmaktansa yirmilerimde “kırıldım ama artık buna izin vermeyeceğim kadını” olmak istiyorum.
Genelde bu tarz konuşmaların sonunu “aşk meşk yok artık sadece iş” mottosuna bağlayan bir çoğunluk var. Ama bence yanlış. Aşk var, sevgi var... Sadece artık neyi daha öncelikli tutman gerektiğini kavrıyorsun. Kendini seversen başkaları da seni sevecek ve sende onları seveceksin.
Sevgi iyileştirir. Ve sevgi paylaştıkça güzelleşir. Kendimi severek iyileştireceğim. Kendimi sevmeye başladıktan sonra çevremdeki insanlarda iyileşeceklerdir zaten. En çok kendimi kırmaktan sonra insanları kırmaktan çekineceğim yine. Ama bu sefer onlara gösterdiğim hoşgörüyü kendime göstereceğim.
Önemli olan büyük resmi görebilmek. Hayat kısa. Ölümü yakalayamıyorsun ama kendi hayatını yakalayabilirsin. Mutlu olmayı, kahkahalarla gülmeyi, sevilmeyi ve sevmeyi hak ediyorsun. Dünya çocukken umduğumuz kadar güzel bir yer değil ve acı hep varolan bir duygu. Bu acılardan ders çıkarmayı öğrenmeli, acılarımızı sevgimizle iyileştirebilmeliyiz.
Geçmez dediğimiz her şey geçecek ve bu dünyadan göçüp gideceğiz. Kendimizden bir parça bu dünyaya bir miras olarak kalacak. En büyük mirasım sevgim olacak. Sizi seviyorum, sağlıcakla kalın.


















