En çok istediğim ve zevk aldığım kadın gibi hissettiğim hissedirildigim anlar. Beni süsleyip eşine sunan bir kadın ve kocası 😍

blake kathryn
cherry valley forever
occasionally subtle
Not today Justin
Interview Vampire Daily
RMH

bliss lane

Jar Jar Binks Fan Club
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
I'd rather be in outer space 🛸

Game Changer & Make Some Noise
Show & Tell
noise dept.
Claire Keane
tumblr dot com
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
almost home
Cookie Run:Kingdom Official!
🪼
seen from Venezuela
seen from Brazil
seen from United States

seen from United States
seen from Malaysia
seen from Costa Rica

seen from Israel
seen from Saudi Arabia

seen from Brazil
seen from South Africa

seen from United States

seen from Bangladesh
seen from Türkiye

seen from Australia

seen from Australia

seen from United States
seen from Brazil
seen from Türkiye
seen from Vietnam
seen from Venezuela
@evliipsf
En çok istediğim ve zevk aldığım kadın gibi hissettiğim hissedirildigim anlar. Beni süsleyip eşine sunan bir kadın ve kocası 😍

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Türbanlı Karım Hatice
Ben Almanya’da doğmuş ikinci kuşak bir türküm. Tutucu bir aileden geliyoruz. Yaşım 36. Ailemin de baskısıyla eşim ecrin le evlendim. Karım henüz 30 yaşında Yozgat’ta doğmuş ve büyümüştü. Ailemizin aksine burada büyümüş olmanın rahatlığıyla ailem gibi değildim. Karım Almanya’ya ayak uydurmaya çalışıyordu. Karim oldukça tutucu ve bir o kadarda güzeldir. Tesettürlü ve başı kapalı dolaşır. İnce belli ve kalın kalçalara sahiptir. Babamlarla aynı apartmanda oturuyorduk. Karşı komşumuz karisini kaybetmiş yalnız yaşayan jürgendi. Onu ve karısını çocukluğumdan biliyordum. Şimdi altmışlı yaşlarına yeni girmişti. Gençliğinde spor yaptığından atletik yapılı ve karisini uzun zaman önce kazada kaybetmiş birisiydi.
Ben ve karımda mütevazı insanlardık. Jürgen yaşı benden büyük olmasına rağmen iyi anlaşırdık. Karımın kızmasına rağmen ara sıra evde içiyorduk bile. jürgenin evinde oturuyorduk. Bir gün kafalarımız iyi olmuştu. Konu döndü ve sekse geldi.
“yıllardır kadınsız nasıl yaşıyorsun?” diye sordum.
“elle idare ediyorum” “yok mu biri hayatında? Elle nereye kadar?”
diye sordum.
“ben değişik bir adamım. Her kadınla yatmam.”
“nasıl yani” diye sordum.
“evli olacak. Sizin kadınlar gibi kapalı olacak.” Dedi. Şaşırdım. Ayağa kalktı ve
“gel benle. Madem aramızda gizli saklı kalmadı sana göstereceklerim var” dedi. Takip ettim yatak odasına gittik. İçerde kocaman bir yatak vardı. Tam karşısında Gömme bir dolap vardı. Kapağında boydan boya ayna vardı. Tam yatağı karşıdan görüyordu. Jürgen aynayı çekince küçük bir oda çıktı karşıma. Şaşkınlıktan ağzım açık kalmıştı. İçerisi ancak bir kişilikti. Bir tekli koltuk yanında bir çekmecesi olan komidin vardı. Ayna çift taraflıydı ve yatağı görüyordu. Komodinin üzerinden yatağı çeken bir kamera vardı. Şaşırtıcı olan başka bir şeyde elbise askılarında asılı olan çok sayıda renk renk değişik türbanlar vardı. Beni koltuğa oturttu. Başladı anlatmaya.
“bak Hüseyin burası benim en gizli yerim. Burayı karım varken yaptırmıştık. Oda biliyordu. Karımla çok sevdik birbirimizi. Ama bir süre sonra hayatımızı renklendirmek lazımdı. Bizde hayatımıza başka kişileri aldık. Bazen ben karımı bazen karım beni burada başkalarıyla sevişirken izledik. Bazen grup seks yaptık. Bunları kameraya çektik. Bir Türk aile ile tanıştık. Sizin aile gibiydi. Karısı türbanlıydı. Onlardan sonra bende sizin kadınlarınızın gibi kadınlardan hoşlanmaya başladım. Hatta karımı sizin kadınlarınız giydirip seks yapmaya başladık.” Şaşkınlıkla dinliyordum. “bu türbanlar” diye sordum. “onlar siktiğim kadınların. Aç çekmeceyi” deyince yanımdaki komodinin çekmecesini açtım. İçinde renk renk çeşit çeşit, birbirinden seksi, belki de otuzdan fazla kadın vardı. “bunlarda yine siktiğim kadınların. İşte bunlarla ben işimi görüyorum. Sen şanslı bir adamsın. Kızma bana da yerinde olmak isterdim Güzel bir karın var ve ben onu çok seksi buluyorum ipek örtüyle başını örtüyor ve dar ve uzun etek giyiyor ve kalçaları bütün güzelliğiyle ortaya çıkıyor. İşte seni karin gibi bir kadınla beraber olmak isterdim.” Dedi. Bu arada sikim kalkmaya başladı. Garipti.
“Hüseyin çektiğimiz filmlerden izlemek ister misin?” diye sordu. Bense Jürgenin karımla ilgili söylediklerine kızmıştım fakat konuyu açtığım için seslenmemiştim.
“karını siktirdiğin bir film olsun ”dedim. Jürgen Haticeümsedi. Salona geçtik beraber. jürgenin elinde bir cd saklama kabı vardı. İçnde onlarca cd vardı. Cdlerin üzerinde isimler yazıyordu. Cdlerden karısı ingenin adının yazılı olduğu birini aldı. İngeyi hatırlıyordum. Sarışın bakımlı bir kadındı. Jürgenden 10 yaş küçüktü. Ve 6 yıl önce henüz 44 yaşında trafik kazasında ölmüştü. Televizyona bağlı cd çaları çalıştırdı. Film aynanın arkasından çekilmişti. İnge yatakta kendinden genç bir adam tarafından sikiliyordu. İnge ve adamın sadece kalçaları görünüyordu. Adam ingeyi bacak omza yapmıştı. Yarağı sünnetliydi. “kim bu Türk mü? Ne zaman çektiniz bunu?”
“evet Türk’tü. Evliydi. Bende siktim zaten karısını sonra. İnge daha kırktı o zamanlar bende elli. Onun karşıda tıpkı senin karın gibi türbanlıydı.”
“ikide birde karımın anmasan ”dedim sinirle.
Haticeümseyerek
“benim karıyı sikilirken izliyorsun. He’mde zevkle ”dedi kalkık yarağımı göstererek. Sonra kalktı ve viskilerimizi yeniledi. Mahcup olmuştum. Ama ikide birde karımdan bahsetmesi kızdırmıştı beni. Yeniden filme döndük.
“Kıskanmıyor muydun karını? diye sordum.
“İlk başlarda evet ama sonraları geçti. Seks Hayatımız renklendi ve genç zamanlarımızdaki yapmaya başladık. Birbirimizi aldatmaktan iyidir. Sende yarın bir gün karınla aynı şeyleri yaşayacaksın. Şimdi sen karını aldatmadım mı? Aldattın. Karın fırsatını bulsa o da yapacaktır.”
Türbanlı Karım Hatice, resim №2
“Benim karım yapamaz”
“Emin misin?” diye sordu.
“Evet, eminim” dedim. Ardından
“İddiaya var mısın?” diye sordu.
“ne iddiası?”
“karın başkasıyla yatar eğer fırsatı olursa”
“yok, öyle bir şey. Yapmaz. Hem kimle yapacak ki?” dedim.
“varsan iddiaya bana on gün süre ver sana göstereyim. Kaybedersem sana benim arabayı vereceğim. Sen kaybedersen ben ödülümü almış olacağım” dedi ve masanın üzerine yeni aldığı CLK Mercedesinin anahtarını attı. Kızgınlıkla ayağa kalktım. Karım üzerinden iddiaya mı girecektim.
“bunları duymamış olayım dostluğumuzun hatırına” dedim.
“sana olacakları söyledim. Vermeyecek kadın yoktur almasını bilmeyen adam vardır. Seni bir gün aldatacak haberin olmayacak ama şimdi evet dersen kontrol sende olacak. Ödülün masa üzerinde yarın hemen devrederim.” Dedi.
Şaşkın bir haldeydim. Ya çıkıp gidecektim ya da kalacaktım. Bir anda oturdum ve anahtarı aldım.
“sende iş bitmiştir emekliye ayrılmışsındır dostum. Zaten karım asla koynuna girmeyecek” diye cevap vererek iddiayı kabul etmiştim. Kadehlerimizi tokuştururken
“sana izletirim filmini” dedi. Her şey bir anda olmuş karım üzerine iddiaya girmiştim. Ertesi gün aracın devrini yaptı. Kendine çok güveniyordu.
“ya iddiadan vazgeçersem” dedim.
“yok, sen Türk’sün sözünden dönmezsin. Şimdi ara Hatice'yi benim eve temizliğe gelsin” Dedi. Karım haftanın belli günleri ev temizliğine gidiyordu. Bugün boştu. Aradım karım biraz isteksiz olur dedi. Jürgen
“sende istersen izle benim küçük odadan” dedi.
“iddiayı kaybetmeni izleyeceğim” diye cevap verdim.
Sonra Jürgen'in eve gittik. Ben küçük odaya girdim ve içeriden kilitledim. Sonra da karımı aradım. Jürgen'in evde olduğunu onu beklediğini söyledim. Karım oflayıp pofladı. Evin çok kirli olmadığını işinin çabuk biteceğini söyledim.
On dakika sonra karım eve girdi. İçim içimi yiyordu. Salonda yalnızdılar. Sonra karım yatak odasına girdi. Kendi kendine söyleniyordu. Önce yerleri süpürmeye başladı. Biraz zaman geçmişti ki Jürgen içeri girdi. Banyodan çıkmıştı üzerinde bornoz vardı. Karıma baktı. Karımsa sırtı dönük adamı görmüyordu. Karımın lacivert uzun etekle üzerine de yeşil parlak kumaştan bir gömlek giyiyordu. Öne doğru eğildiğinden etek kalçalarına yapışıyor ve külotun kenarları belli oluyordu. Başını ise pembe çiçekli evde giydiği pamuklu bir eşarpla örtmüştü. Heyecanla içerde olan biteni izliyordum. Bu işin sonu nereye gidecekti merakla bekliyordum. Güzel karım arkasına bakınca irkildi. Üzerinde sadece bornoz olan bir adam onu izliyordu.
“Merhaba.” diyebildi karım.
“Merhaba Hatice, kolay gelsin sana. Rahatsız olma ben yokmuşum gibi davran.”
Karım doğruldu ve başı öne eğik halde işine devam etti. Jürgen bana içinde olduğum dolaba doğru yürüdü önü aynaya dönük halde durdu. Aramızda ayna karşı karşıyaydık. Şimdi oturduğum yerden başım bel hizasına geliyordu. Eline yarağının üzerine götürdü ve sikini okşamaya başladı. Ardından bornozun önünü açarak sikini bana gösterdi. Kalkık olmadığı halde bile oldukça büyük sünnetsiz kıllarla kaplı bir yarağı vardı. Sonra sırtını döndü ve karım Hatice’ye doğru yürüdü. Bir anda karıma arkadan sarıldı. Karımı irkilerek
“Ne yapıyorsun sen diyerek elinden kurtuldu. "Yüz yüzeydiler. Karımın arkasında Jurgenin büyük yatağı vardı. Adam bir adım attı ve karım Hatice’de geri adım atınca ayağı yatağın kenarına değildi. Gidecek yeri yoktu. Jurgen elini karımın omzuna attı. Karım eliyle itti adamın eline. Göğüs kafesi hızlı hızlı inip kalkıyordu.
"Ne yapıyorsun sen?” Diye yeniden sordu karım.
“Çok güzelsin Hatice çok güzel. Genç körpe açmamış bir çiçek bir gonca.” Adamın niyetini anlamış olan karım devam etti.
“Anlamıyorum seni. Neden böyle şeyler söylüyorsun bana. Ben evli bir kadınım. Sen babam yaşındasın. Kocamın arkadaşısın.” Jürgen ısrarla elini tuttu karımın. Karım çekmeye çalışıyor ama Jurgen izin vermiyordu. Adam şimdi karımın sağ elini avuçlarının arasına almış elinin üzerini okşuyordu. Karım yüzünü öne eğdi.
“Lütfen beni bırak gideyim.” dedi karım. Ama adamın hiç niyeti yoktu. İşte o an her şeyi anladı karım,
“Hayvan… Sen bir hayvansın. Aşağılık herif.” diye sesini yükseltti. Sertçe kolundan tuttu jurgen.
“Canım acıyor bırak beni.”
“Bana bak Hatice" dedi ve çenesinden tutup başını kaldırdı karımın. Gözlerini dikerek karımın gözlerine konuşmasına devam etti.
“Bir daha sakin bağırma ve beni sakince dinle. Hatice çok güzelsin.” Tam bir panik içindeydi karım. Cevabını bilse de sordu adama.
“Ne istiyorsun hayvan herif? Dedi. - “Belli değil mi ne istediğim. Şu güzelliğe baksana… Seni istiyorum. Ama seni çok üzmek de istemiyorum. Zorla yapmak istemiyorum, Senin de gönlün olsun istiyorum Hatice. Karım ağlamaya başlamıştı. Titreyen sesle cevap verdi. –olmaz ben evliyim. Kocam var benim. Ben onların yüzüne nasıl bakarım. Ve günah. Biliyor musun sen günah ne demek? Hadi bırak beni, bende gideyim, dedi karım. Jurgen karımın yalvarmalarına aldırış etmeden elini karımın eşarbının üzerine koydu ve eşarbın üzerinde saçlarını okşamaya başladı. -Hatice ben yaşlı bir adamım. Benim gönlümü yap. Bende senin gönlünü yaparım. Gençsin güzelsin. Senin de istediğin bir şeyler yok mu bu hayattan? Kimse bilmez sen ve ben sadece ikimiz. Karım yeniden başını öne eğdi. Konuşmuyordu artık. Açıkçası bir tepki vermiyordu. Bundan cesaret alan jurgen sağ kolunu karıma dolayarak onu ardı şimdi karıma sarılmıştı. Boşta kalan sağ elinin tersiyle de karımın yüzünü okşuyordu. Sanki karımın direnci kırılmak üzereydi. Odada bütün bunlar olurken heyecandan kıpkırmızı olmuştum. Karım şimdi içerde yabancı bir adamın kollarındaydı. Yarağım kalkmaya başlamıştı. Kızgınlık ya da pişmanlık hissetmiyordum. İçimde sadece gittikçe artan zevk ve heyecan vardı. Karımı omuzlarından bastırarak yatağa oturttu. Karım şimdi yatakta oturuyordu. Yine başı öne eğikti.
Sonra jurgen yanına oturdu yeniden sarıldı karım öylece hareketsiz kalmış herhangi bir tepki vermeden adamın istediği şeyleri yapmasına izin veriyordu. Jurgen tepkisiz kalandan cesaretle artık hoyrat davranmaya başlamıştı. Önce karımın ensesinden tuttu başını çevirerek yüzünü öpemeye başladı. karımın başını örttüğü eşarbın altından boynu görünmeye başlamıştı. Jurgen karımın boynunu boğazını öpmeye başlamıştı. Diğer elinide karımın iri göğüslerini gömleğin üzerinden okşamaya başlamıştı. Sanırım arabayı kazanıyordum ama karım gidiyordu. Elim pantolonumun içindeki kalkan yarağıma gitti. Sikimi okşamaya başladım. jurgen yatağın kenarında oturmaya devam ederken bir hareketle karımı yere dizlerinin üzerinde oturttu. Karım başına gelecekleri kabullenmiş halde adamı izliyordu. Jurgen bornozunu çıkartınca karımın karşısında çırılçıplak kalmıştı. Vücudu yaşına bağlı olarak yağlanmıştı. Her tarafı kıllarla kaplıydı tıpkı bir ayı gibiydi. Yarağı kalkmıştı. Oldukça kalın bir siki vardı. Ve böyle kalkmış olması beni şaşırtmıştı. Karım önünde diz çökmüş haldeyken, ellerini hala karımın başındaki türbanına koydu ve başını eğerek -Hatice’m bir tanem gel bakalım buraya ve yalamaya başla. Bakalım tadını beğenecek misin? Karım bu zaman kadar benim yarağımı bir kere bile ağzına almamıştı. Bazen istemiştim bunu yapmasını ama ayıp, günah diyerek beni reddetmişti. Ama şimdi yabancı bir adamın önündeydi ve birazdan o adamın kıllı kalın yarağı karımın ağzına girecekti. Karım Önce isteksizce elini uzattı. Sonra Jürgen’in gözlerine yalvarırcasına baktı. Hala belki insafa gelir diye ümit besliyordu ama Jürgen çoktan havaya girmişti bile… -Al ağzına haticem. Hala ne bekliyorsun? Bundan sonra benimsin. Buna kendini alıştır ve ona göre davran. Ağlıyordu karım… Jürgen karımın türbanından kavrayıp yarağını ağzına soktu karımın. hepsini ağzına alması imkansızdı çünkü yarrak büyüktü… jürgen ise boğazına kadar sokmuş ve daha
da zorluyordu…birden Ayağa kalktı Jürgen ve iki eliyle Hatice’nin türbanından kavrayıp ağzında gidip gelmeye başladı. jürgen karımı şimdi ağzından sikiyordu. Yarağın her giriş çıkışında karımın küçük ağzını dolduruyordu. Elleri ise karımın eşarbını okşuyordu. Jürgen sürekli olarak karımın adını sayıklar gibi söylüyordu. -ohh haticem devan et yavrum. Çok iyisin. Devam et… küçük orospu diyordu. Karım ıslak gözlerle ağzına girip çıkan yarraktan kaçmaya çalışıyordu ama jürgen buna izin vermiyordu. Çok sürmedi bu ve inanılmaz bir şekilde ağzına patladı karımın. Haticem başını kaçırmak istedi ama o kadar sert tutuyordu ki kaçıramadı. Jürgenin dölleriyle dolmuştu karımın küçük ağzı. Ama jürgen hala karımın ağzına girip çıkıyordu. Ve dölleri karımın ağzından Dışarı taşıyordu. Jürgen yarrağını karımın ağzından çıkarınca karım böğürerek ağzındaki jürgenin döllerini tükürmeye başladı. jürgen karımı seyrediyordu. Karım öylece duruyordu. Jürgenin yarağı hala kalkıktı. Bende pantolon içinden yarağımı çıkardım ve otuzbir çekmeye başladım. Çok zevk almaya başlamıştım. Durmasınlar istiyordum. Karımın bir başka erkeğin sikini yalaması çok hoşuma gitmişti. Karım yutkundu. Jürgen karımı omuzundan tuttu ve kaldırdı. Sonrada yatağın üzerine oturttu. -Hatice çok iyiydi. Beni çok mutlu ettin sen. Bende seni mutlu edeceğim diyerek karımın dudaklarına yumuldu. Bunu beklemeyen karım başını çekmeye fırsat bile bulamadan dudakları jürgenin dudaklarıyla birleşti. Jürgen sonra karımı sırtüstü karımı yatağa yatırdı. İri elleriyle karımın narin vücudunu okşuyordu. Elleri önce karımın memelerini hoyratça sıkıyordu. Birden karımdan –ahh, diye tiz bir çığlık çıktı. Jürgen aldırış etmeden karımın gömleğinin düğmelerini çözmeden iki yana çekti. Yuvalarından çıkan gömleğin düğmeleri kopunca karımın sutyenine sığmayıp taşan iri memeleriyle karşı karşıya kaldı. Aç kurtlar gibi dudaklarını karımın memelerine saldırdı.
Türbanlı Karım Hatice, resim №3
Sutyenin üzerinden iri memeleri öpüp kokusunu içine çekiyordu. Jürgenin eli dahada aşağılara indi ve karımın eteğini altına soktu. Sonrada karımın eteğini yukarıya doğru sıyırmaya başladı. Şimdi karımın giydiği beyaz pamuklu külotu görünüyordu. Jürgen birden elini karımın amını külotun üzerinden okşamaya başladı. jürgen birden karımın memelerini yalamayı bırakıp haticenin yüzüne baktı ve -yavv sende zevk alıyorsun değil mi? Sırılsıklam olmuşsun orospu, dedi. Karım kızarmıştı sanırım zevkten. Jürgen sonunda karımın sutyenine sığmayan karımın büyük memelerini serbest bıraktı. Karımın göğüs uçları zevk aldığını ispatlarcasına dikleşmişti. Jurgen karımın memelerine yumuldu ve onları yalayıp emmeye başladı. bu arada eli de boş durmuyordu ve parmaklarını külotun içine sokmuştu. Şimdi karım hem göğüsleri emiliyor hemdeamı yabancı bir adam tarafından parmaklanıyordu. Karım sonunda dayanamadı dudaklarından derin bir -ohhh çıktı. Karım sonunda kaleyi teslim etmişti. Bende artık daha fazla dayanamayacaktım. Sonunda boşlamaya başladım. Döllerim cama gelmişti. Çektiğim en güzel otuz birdi diyebilirim. Öyle uzun sürmüştü ki daha önce bu kadar uzun boşalmamıştım.
Bu arada jurgen -Arkanı dön şimdi..” dedi ve karımı domalttı. Sonrada eteğini yukarı kadar kaldırdı ve beline topladı. Karım şimdi jürgenin önünde eteği beline kadar sıyrılmış domalmış durumda duruyordu. Hatice’nin arkasına geçip dizleri üzerine oturdu. Sonra karımın beyaz külotunu sıyırdı. - Offf şu güzelliğe bak be. karımın bembeyaz bir vücudu vardı her zaman ağda yapardı. Şimdi karımın kılsız amı ve götü jürgenin gözü önünde duruyordu. Karım yatakta bana yan duracak şekilde domalmış dururken adam Birden karımın amına yumuldu. Elleri karımın çıplak kalçalarındaydı. Karımın amını köpek gibi yalıyordu. Karım yarı giyinik haldeydi. Eteği beline kadar sıyrılmış göğüsleri açıkta sarkmış şekilde kendini olayların akışına bırakmıştı. jürgenin dil darbelerinden artık karımda zevk almaya başlamıştı. Dudaklarını ısırıyordu ve ağzından belli belirsiz sesler çıkarmaya başlamıştı. Jürgen bir ara karımın götüne bir parmağını sokmaya başladı. Karım İrkildi. Hiç denememiştik bunu.. ardında jürgen Şimdi ikinci
parmağınıda soktu. Karım kaçmak için öne doğru gitti ve o an müthiş bir tokat yedi kalçasına. Karım Dayanamadı ve -oradan olmaz dedi. Duyduğum bu cümle şaşırmıştı beni. Karım ordan olmaz derken ama amımdan olabilir diyordu aslında. Jürgen “olur yavrum, oradan da olur ama bugün değil dedi. Jürgen sonra karımın arkasına geçti siki şimdi dimdik olmuştu. Birden karımın amına yerleştirdi kocaman yarağını. Yavaş yavaş itmeye başladı.. karımdan önce bir çığlık çıktı. Benden başka ilk kez başka bir adamın yarağı amına girmişti. Karım kalçalarını sağa sola oynatıp jürgenin amına sokmasına yardımcı oluyordu. Jürgen Yavaş yavaş tadını çıkararak yarağının hepsini soktu karımın bembeyaz amcığına.karımın yüzü değişmeye başlamıştı. Zevk aldığı belli oluyordu. Jürgen köküne kadar sokunca bir süre bekledi ve ardından gidip gelmeye başladı. Jürgen biraz önce boşalmanın da etkisiyle devamlı sert şekilde gidip geliyordu. Bu arada karımda aldığı zevkle ahlar ve ohhar arasında kalmıştı. Karımın sesleriyle jürgen daha da zevkleniyordu. Jürgen bir süre karımı böyle siktikten sonra sonra yatakta sırtüstü yatırdı. Karımın güzel ayaklarını omuzlarına attı ve yeniden soktu yarağını karımın amına. Jürgen bir yandan gidip geliyor bir yandan da göğüslerini çimdikliyor, parmaklarını ağzına sokuyor ve “yala..” diyordu..
karımın Bacakları Jürgen’ın omuzlarında, parmakları ise ağzındaydı. Sanki yarağını ağzına alıyormuş gibi parmaklarını emiyordu. Jürgen daha hızlı gidip gelmeye başladı. sanırım boşalacaktı. Eğildi ve karımın kulağına -boşlacağım hatice. Amını döllerimle dolduracğım,dedi. Karım beklemediğim bir hareketle jürgenin omuzlarındaki bacaklarını indirdi ve adamın bacaklarıyla belini sıkıca sardı. Sonrada kollarını jürgenin kollarının altından adamın sırtına koydu. Jürgenin kıllarla kaplı sırtını okşamaya başladı. dudaklarını jürgene uzarıtken, dudaklarından sik beni daha sert sik, boşalt döllerini, boşalt amıma, sula kurumuş amımı döllerine dedi. Jürgenin dudaklarına yumuldu. Adamı deli gibi öpüyordu. Karım beni şaşırtmıştı. Ondan bunları yapacağı aklımın ucuna bile gelmemişti. Karımın benimle bu kadar ateşli seviştiğini hatırlamıyordum. Jürgen karımın amına sertçe girip çıkıyordu karım altında ufacık kalşmıştı. Sonra jürgen karımın biraz daha yukarı hareket edince karımın yüzü jürgenin kıllı göğüs hizasına gelmişti. Jürgenin her abanmasında karımın yüzü jürgenin kıllarla dolu göğsünün altında eziliyordu. Karım jürgenin göğsünü öpüyordu. Jürgende elleriyle karımın eşarbının üzerinden saçlarını hamur gibi yoğuruyordu. Karımın ağzından derinden gelen bir ahh çıktı. Bunu biliyordum çünkü karım boşalıyordu. Jürgen sanırım aldığı ilacında etkisiyle daha henüz boşalmamıştı. Karım inlemiyor artık resmen çığlık atıyordu. Onun çığlıkları kulağımda çınlıyordu.
Bu çığlıklar afrodizyak etkisi yapmış sikimi yeniden canlandırmıştı. Hürgen hala karımın amında bir piston gibi gibi gidip geliyordu. Jürgen son bir kez daha kökleyip yarağını karımın amına soktu ve öylece kaldı. Karım bacakalrını daha sıkıca sarmaya başladı. jürgeni kendisine dahada bastırıyordu. Karım adamın iri gövdesi altında ezilmiş bir yılan gibi kıvranıyordu. Jürgen karımın üzerine yığılı. Şimdi döllerini karımın amına akıtıyordu. Bir süre öylece kaldılar. Jürgen artık eşarbın ancak yarısını kapattığı sarı saçlarını öpüyor ve kokluyordu. Karım biraz soluklandıktan sonra jürgeni üzerinden ittirdi. Adamın iri gövdesi karımın üzerinden çekilince, karım doğruldu. İri memeleri bir inip bir kalkıyordu. Karım perişan haldeydi elini başına attı ve eşarbını yeniden düzeltti. Şimdi evdedi gibi bağlayınca uzun saçalrı eşarbın altından görünüyordu. Jürgen yataktan kalmakta olan karıma belinden sarıldı. Karım jürgene dönerek -gitmem gerek. Kocam gelir. Genç körpe karıma hala Doymamış olduğu belli olan jürgen, -Hatice bir kere daha yapalım. Çok güzelsin. Yaşadığım en güzel seksti. -olmaz alacağını aldın. Bırak artık benim peşimi. -hayır sende zevk aldın. Sende istiyorsun. Bırakmam.
“Lütfen bırak beni. Hem gönlün olsun hem de peşimi bırak diye yaptım.”
“Seni bırakmam artık. Dile benden ne dilersen.”
Karım duymamış gibi ani bir hareketle Jürgen'in elinden kurtuldu ve yataktan kalktı ama Jürgen son bir hamle yapıp karımın türbanını saçlarından çekip almıştı. Karıma göstererek.
“Bu bende kalsın. Özledikçe seni düşünür kokunu içime çekerek otuz bir çekerim.” Dedi. Karım itiraz etmedi ve giyinerek hızlıca evden uzaklaştı. Şimdi bir arabam vardı ama karım başka bir adam tarafından sikilmişti. Kafam karma karışıktı… Karım benden başka bir erkekle beraber olmuştu..
Hem de bu şartlarda… Ve bu son olmayacaktı. Durum onu gösteriyordu
Patronumla Karım
Karısıyla birlikte, çocuklarını büyütüp evlendirmiş, büyükçe bir Villa'da yaşayan, 55 yaşlarındaki çiftin evdeki işlerini yapıyorduk. Ben tamirat ve bahçe işleriyle uğraşırken, karım da evin temizliği, alışverişi, faturaları ve randevuları gibi işleriyle meşgul oluyordu. Son 3-4 seneye kadar sahibi oldukları firmayı işletmiş, daha sonra başkasına devredip emekliliklerini yaşayan bu çift, bize karşı da para yönünden çok bonkör ve samimiydiler. Bizlere işçileri gibi değil de, evin birer sakinleri gibi davranıyorlardı.
Çocukları yanlarına bayramdan bayrama uğradıkları için, onlara olan hasretlerini sanırım bizde gideriyor gibiydiler. Ben ve karım işsiz olduğumuz için, ek kazanç olarak onların yanında gayet iyi durumdaydık. Günde birkaç saat uğrar, işim varsa işimi yapar, yoksa bir istekleri olup olmadığını öğrenip giderdim. Bazen de birlikte evde yada bahçede oturur sohbet ederdik. Karım haftada bir genel temizliğe gelir, veya randevuları oldukları zaman uğrardı, bir de akşamları bahçede otururken.
Binali beyin karısı Döndü hanım, aksatmadan Dinsel ibadetini yapan, iyilik sever, sürekli olarak, "Hastayım." diyen, ununu eleyip eleğini asmış biriydi. Gezmeyle eğlenmeyle, işle güçle işi olmaz, evde Dinsel kitaplarla vakit geçirir, bazen komşularını ziyarete ve doktora gitme dışında evden dışarı çıkmazdı.
Binali bey ise, derneklere, kahvelere ve dost sohbetlerine meraklı eski bir işadamı olması dolayısıyla, girişken biriydi. Yaşlı olmasına rağmen, yaşına inat, bakımlı, kendine önem veren, sağlığına dikkat eden, giyimi kuşamı düzgündü. Şakacı, samimi, açık sözlüydü. Başbaşa kaldığımız zamanlar, sürekli olarak kadınlardan ve gençlik zamanlarında beraber olduğu kadınlardan bahseder, hatta onlarla nasıl ilişkiye girdiğini, neler yaptığını anlatır dururdu. Bir kadın görse hemen sulanır, onu röntgen çeker gibi incelerdi. Karısından da sürekli olarak, yıllardır sex yapmadığı için dert yanardı. Binali beyle arada bir çapkınlık yapmaya giderdik. Ama para karşılığı olduğu için, bir de karşısındaki kadınların aceleci davranmalarından dolayı, "Zevk vermiyor üstadım! Şöyle etine buduna dolgun, ateşli, canım istedikçe sikebileceğim birini bulsam, para hiçte önemli değil!" derdi.
Bazen, (aslında herzaman) dikkatimi çeken şey, benim karıma da sürekli olarak bakmasıydı. Karıma bakışlarından, aklından neler geçtiğini okur gibiydim adeta. Yaşına güvenerekten, bazen sanki evladına der gibi, karıma, "Kızım ne kadar genç ve güzelsin, keşke ben de senin yaşlarında olsaydım, bundan önce ben evlenirdim seninle!" diye takılırdı. Asıl amacı karımın ilgisini kendi üzerine çekmekti. Bazen ben dışarda çalışırken, Döndü hanım da dışarıda olduğu zamanlar, karım temizlik yapıyorsa sürekli olarak içeride olur, onu izler, laf atardı. Ben çaktırmadan onları izlerdim. Karım eğilip doğrulurken, dik dik bakar, "Yardım edeyim!" der, bazen de konuşurlardı. Ama ne konuştuklarını duyamazdım.
Yine birgün orada çalıştıktan sonra, güneş batmak üzere iken bahçede beraber oturmuş, hem biralarımızı yudumluyor, hemde konuşuyorduk. Tabii ki, konu her zamanki gibi kadınlar ve onun seks sorunlarıydı. Zaman ilerledikçe zevki de artıyordu. Bana, "Sen benim gibi değilsin, şanslısın, balık gibi karın var yanında, evire çevire sikersin!" diyordu şakaya getirip te. Aslında ben bahçede çalışırken, yukarıda benim karıyı sikse, ben görsem bile baştan şaşırırdım, ama sanırım birşey diyemezdim. Hem kazancımız iyiydi, hemde sanırım bu benim de hoşuma giderdi. Karımı başka bir erkek domaltıp, bağırta bağırta sikerken ve benim karı da bundan zevk alırken görmek benim de hoşuma giderdi. Ama yine de açık açık (Git benim karıyı sik!) diyemezdim. Hem karımın ondan hoşlanmadığını biliyordum. Binali beyin hem yaşı, hemde kilosu ve sulu tavırları hoşuna gitmiyordu karımın.
Binali beyin bana sık sık söylediği, "Karını evire çevire sikersin!" lafına, ben ne diyecektim ki? Ortam bozulmasın diye, "Ee herhalde yani, yoksa karım siki başka yerde ararsa ne olacak?" diye cevap veriyordum. Bu tür konuşmalarımız daha da sıklaşmıştı. Nedense her defasında hiç vakit geçirmeden konuyu karıma getiriyordu. Bir keresinde yine, "Çok şanslı bir erkeksin! Senden başka onu siken oldu mu hiç? Biliyor musun?" diye sordu. Ben de, "Hiç görmedim ve bana hiç böyle bir şey söylemedi. Ama şüpheleniyorum. Birkaç defa kendim teklif ettim, birini alalım, o seni sikerken ben de seyredeyim, sonra onunla beraber seni sikeriz diye. Bazen evet dedi, bazen de hayır dedi. Aslında kabul etse, böyle bir şey benim de hoşuma gider!" diye ağzımdan kaçırıverdim.
Binali bey de bunu hiç kaçırmadı, "Demek bunu denemek istedin ha?" dedi. Ben de anlattım, "Karımla bir defa Swinger Club gibi bir yere gitmiştik. Bizden başka 2 çift daha vardı, herkes aynı yerde çırılçıplak sevişip sikişiyordu. O kadar zevkliydi ki. Yanımızdaki şişman kadının kocasının gözleri sürekli olarak karımın kalçalarındaydı!" dedim. En sonunda da Binali bey diyeceğini dedi, "Valla bak açık konuşayım, senin karı acaip derecede hoşuma gidiyor, gel beni sik dese, hiç arkadaşımın yada yanımda çalışan işçimin karısı, yok kızım yaşında falan demem, çatır çatır sikerim! Madem sen de zevk alıyorsun karının başkaları tarafından sikilmesinden, ne yap yap karınla benim aramı yap! Sonunda ne isterseniz isteyin benden. Bende bitmeyecek para var, ben yesem yesem ne kadarını yiyeceğim? Arada bir canım çektikçe buluşuruz sizin evde, sen ister oturur seyredersin, ister çıkarsın dışarı, ben karını bir güzel sikerim, paranızı da bırakırım, sonra evime giderim. Karı yine senin karın olsun! Hiçbirşey olmamış gibi gizlice böyle geçinip gideriz!" dedi.
Eve geldiğimde yine karımla oturmuş konuşuyorduk. Karım zaten hergün, Binali beyin nasıl baktığını, nasıl etrafında pervane olduğunu hep anlatırdı. Ama iyi para kazandığımızdan dolayı ve bunun ikimizin de hoşuna gitmesinden dolayı sesimizi çıkarmazdık. Bugün Binali beyin bana dediklerini birbir karıma anlattım. Karım da başta, "Ondan hoşlanmıyorum! Senin de bana bulduğun erkeğe bak!" falan dedi. Ama sonunda yola getirdim. "Ne olacak kızım, doya doya amını götünü yalatırsın! Zaten o yaşta adam nasıl sikecek seni? Sokamaz bile!" diyerek karımı ikna ettim.
Karıma, "Ama aceleci olma, önceleri açık saçık konuş, rahat ol, sana laf atmasına izin ver falan. Sonra ellemesine izin verirsin. Her şeyi zamana bırak, iyice kudursun! Zaten ondan en fazla parayı, seni yatağa atıncaya kadar götürürüz. Sonra sen onun sikini falan elle, sonra onun seni yalamasına, öpmesine izin ver. Derken en son sikini falan yalarsın. Olay had safhaya dayanınca, artık kendini ona bırak! Bırak istediği gibi siksin seni! Zevk almasan da zevk alıyormuş gibi davran, çıldırt onu! Sikini yala, ağzına akıttır döllerini yut. Bırak seni götten falan siksin! Laflarınla çıldırt, deli et onu, sana öyle bir tutulsun ki, senden asla bıkmasın! Her seferinde başka bir fantazi dene..." dedim.
Aradan 3 gün geçmiş, yine Binali beyin evinde akşama kadar çalışmıştım. Akşam da Binali beyle başbaşa bahçede oturmuş, hem bira içiyor hem konuşuyorduk. Döndü hanım oğlunun yanına gitmişti. Biram bitince, "Ben artık kalkayım, evde karımın canı sıkılır!" dedim. Binali bey hemen, "Onu da çağır gelsin, o da içsin bizimle!" dedi. Ben de, "Tamam çağırayım, ama bak bu akşam karımı kandırdın kandırdın! Ben ona bahsettim, ama naz ediyor! Her şey senin elinde artık! Biraz kalbini kazan, gönlünü et, sonra kendiliğinden oturur senin kucağına merak etme!" dedim. "Tamam, ara gelsin hemen!" dedi. Karımı arayıp, "Üzerine güzel birşeyler giyip gel, altına da bikinini giy, bu gece hem içeceğiz hem yüzeceğiz! Bak bikini giymeyi unutma, sonra çıplak sokarız seni havuza!" dedim. Binali beyinde çok hoşuna gitmişti, "Ya bak şimdiden sikim kalktı!" dedi.
15 dakika sonra karım üzerinde göğüslerinin yarısını açıkta bırakan siyah atlet türü bir şey, altında ise siyah bir mini etek ile yanımıza geldi. İkimiz de sanki bir prenses geliyormuş edasıyla ayağa kalkıp karımı karşıladık, baş köşeye oturttuk. Karım da gülerek, "Bu nasıl bir karşılama böyle, ne oluyor size?" dedi. Ben de ikimizin adına, "Eee, burda senden değerli, senden sexy, senden güzel kimse var mı karıcığım?" dedim. Binali bey de kendi laflarıyla beni destekledi. Sonra bana, "Karına da bir bira aç, soğuk olsun!" dedi. Ben de, "Karım sadece Viski içer!" deyince, "Evde yok, o zaman alıp gelmek sana düşer!" dedi. Mecburen almaya gitmek zorunda kaldım. Giderken de aralarındaki işi kolay pişirebilmeleri için, "Ben yokken yaramazlık yapmayın, geldiğimde sizi yatak odasında aramayayım haa!" diyerek, karımı kendi ellerimle Binali beyin ellerine teslim etmiş oldum.
Geldiğimde Binali beyle karım karşılıklı değil de, yanyana oturuyorlar, gülüşüyorlardı. Sanırım işlem tamamdı. Karımın içkisini koydum, mutfaktan da buzu getirip servis yaptım ve ben de karşılarına oturdum. Sanki benim değil de, Binali beyin karısıydı. Aslında bu portre hoşuma gitmişti ve bana zevk veriyordu. Yıllardır bu tür bir manzarayı hayal ediyordum hep. İçkiydi, sohbetti derken, kafalarımız Çakırkeyf olunca, ortam da iyice ateşlenmişti. Artık Binali beyin elleri karımın bacaklarında, kalçalarında, bazende iki bacağının arasında geziyordu.
Ben ortamı daha da ateşlendirmek için, "Şimdi de havuza girme zamanı! Beyler bayanlar hadi bakalım, herkes soyunsun!" dedim. Karım da bize uymuş, "Çıplak mı gireceğiz? Hani bana bikinini giy gel dediniz ya! Boşuna mı giydim yani?" dedi. Binali bey de, "İstersen çıplak gir güzeller güzeli, gözümüz gönlümüz açılsın!" dedi. Karım beni kastederek, "Ay beni çıplak görenler de keşke senin ettiğin güzel lafları edip, değerimi bilse!" dedi. Binali bey de karıma, "Sen merak etme, ben senin değerini her zaman bilirim! Senin gibi kadını bulmuş, ağzının tadını bilmiyor! Valla ben olsam yataktan çıkmam seninle!" dedi.
Karım yüzü Binali beye dönük şekilde üstünü çıkardı, sonra ona arkasını dönüp, birazda eğilip, altındaki eteği çıkardı. Bikinisinin içindeki karpuz götü tam Binali beyin karşısında duruyordu. Karım, "Ee, siz soyunmuyor musunuz?" diye sorunca, ben, "Valla bende mayo yok, isterseniz külotumla girerim!" dedim. Binali bey de bana, "Ne olacak canım, biz de çıplak gireriz, sanki bendekinden sende yok mu?" dedi. Karım lafa atıldı, gülerek, "Sizde var, ama bende yok ondan!" dedi. Bu sefer Binali bey ondan aşağı kalmadı, "Güzelim sende yoksa da, sanki seninde yemediğin şey mi? İlk defa mı yarak göreceksin, ne var bunda?" dedi ve ikimiz de çırılçıplak soyunduk.
Binali bey karıma, "Seni ben kendi ellerimle soyacağım, bu şerefi benden esirgeme güzelim!" dedi. Karım başta şasırdı. Ben de, "Ee hadi soysun, yoksa ikimiz birden soyar, tecavüz ederiz!" deyince, Binali bey, "Yoo bende öyle şey olmaz, yavaş yavaş, okşayarak, zevkini çıkararak yaparım!" dedi. Kendi elleriyle soydu karımı. Hep beraber havuzda çırılçıplak yüzüyor, eğleniyor, oynaşıyorduk. Yüzmekten yorulunca havuzdan çıktık. Biraz oturup dinlendik. Binali bey hiç kimsenin beklemediği bir anda ayağa kalktı, elini sanki dansa kaldırır gibi karıma uzatarak, "Hadi bebeğim biz yukarıya odamıza çıkalım, beni dünyanın en mutlu insanı olmaktan alıkoyma!" dedi. Karım şaşırmış, dili tutulmuş gibi bir ona, bir benim yüzüme bakıyordu. Binali bey anlamış, "Çekinme güzelim, ben kocanla konuştum, bundan sonra senin iki kocan olacak, senin her istediğini yerine getireceğim, para içinde yüzeceksin! Önce benim karım, sonra da kendi kocanın karısısın!" dedi.
Karıma kafamla işaret verince, birlikte yukarıya çıktılar. Onlardan az sonra da ben sessizce yukarı çıktım. Odaya girdiklerinde ikisi de zaten çırılçıplak olduklarından, hemen Binali bey karıma sarılmış, dudaklarından deli gibi öpüyordu. Kapı açık olduğundan, ben de koridordan gizlice seyrediyordum onları. Karım Binali beyin önünde çöktü, sikini yalıyordu. Binali beyin siki zevkten kazık gibi olmuştu. Sonra karımın elinden tutarak yatağa götürdü. Karımı yatağın kenarına oturttu ve bacaklarını ayırıp amını yalamaya başladı. Karımın en çok hoşlandığı şeydi bu. Daha sonra ikisi birden yatağın üzerine uzanıp, öpüşüp yalaşmaya başladılar.
Binali bey bazen karımın kalçalarını okşuyor, bazen göğüslerini yalayıp sıkıyor, sürekli de iltifat ediyor, "Aman Tanrım, ne güzel kalçalar! Birazdan bunların arasına girip, seni götten sikeceğimi hayal bile edemiyorum karıcığım!" diyordu. Ve nihayet karımın bacaklarını ayırdı, sikini amına dayayıp soktu. Karım altında sürekli inliyordu. Binali bey pompalamaya başlamıştı bile. "Yavrum, harikasin bebeğim!" dedikçe, karım da, "Sik beni erkeğim, ben bu şekilde sikilmeyi çok özledim, beni sike doyur, dibine kadar sok ne olursun!" diye adeta yalvarıyordu. 10 dakikaya yakın o şekilde amından sikti. Bazen de karım bacaklarını Binali beyin omuzlarına attı. Bir ara pozisyon değiştirdiler, Binali bey sırtüstü yattı. Karım yine sikini yaladı, sonra da sikinin üzerine, yüzü ona dönük şekilde oturdu. Sikinin üzerinde oturup kalkıyor, bir yandan da azgın orospular gibi, "Sik beni, sik beni erkeğim!" diye inliyordu.
Karım amından sikilmekten sanırım çok memnun kalmıştı. Üstünden inip domaldı, şimdi de götten yiyecekti. Binali bey de hemen karımın göt deliğini parmaklamaya başladı. Başta acırdı, ama karım alışkındı götten yemeye. Ben de çok siktim karımın götünü. Bana söylemese de, sanırım benimle evlenmeden önce de götten siktirmiş olmalıydı. Ve nihayet Binali bey karımın arkasına sokuldu, sikini göt deliğine bastırmaya başladı. Girdiğini, karımın, "Ayyy!" diye bağırmasından anlamıştım. Binali bey bir müddet yavaşca sokup çıkardı, daha sonra hızlandı. Ara sıra da karımın kalçalarını okşuyor ve tokatlıyordu. Binali bey götten fazla dayanamadı, 4-5 dakika sonra sikini çıkardı ve karımın ağzına verip boşaldı. Karımın ağzı yüzü döl içinde kalmasına rağmen, sikini yalamaya bir süre daha devam etti.
O sırada ben sessizce aşağı indim. Sonunda hayalime kavuşmuş, karımı bir başkasıyla sikişirken seyretmiştim. Az sonra ikisi birden aşağıya yanıma geldiler. Binali beyin elinde çek defteriyle kalemi vardı. Sigara uzattım, "Nasıldı?" diye sordum. Binali bey, "Harika, muhteşem bir kadın! Hayatımda böyle bir şey görmedim ben!" dedi ve yüklü meblağda bir çek yazıp verdi. Karım ise, "Tam bir erkek! Beni öyle bir doyurdu ki, insanın böyle bir kocası olması çok büyük bir şans!" dedi. Yani, alan memnun, veren memnundu. Tabii ki, ben de!
İsveçli Karım Karoline
İsveçli karım Karoline ile üç yıllığına Türkiye’ye gelip yerleştiğimizde bir yıllık evliydik. On yıldan beri İsveç’te yaşıyordum ve bir İsveç firması Türkiyedeki işlerinin başına geçici olarak geçmemi istediğinde ikimiz de sevinmiştik buna. Ben bir süre de olsa kendi ülkemde bulunacağım için; Karoline ise daha önce yalnızca bir kere benimle birlikte geldiği ve egzotik bulduğu bir ülkede bir süre yaşayacağı için. Firma Leventte bir Villa tutmuştu bizim için. Büyük modern ve lüks bir evdi bu. İşyerim de oldukça yakındı. Kısacası hayatımdan memnundum.
O akşam karımla birlikte evin yüksek ağaçlarla çevreden kopmuş arka bahçesinde oturuyorduk. Hava sıcaktı. Eve gelir gelmez soyunmuş ve üstüme yalnızca bir şort geçirmiştim. Karoline’nin üstünde de incecik ve kısacık bir şortla, küçük bir büstiyer vardı. Elimde viski bardağı şezlonga yarı uzanmış onu seyrediyordum. Gerçekten müthiş güzel bir kadındı karım. Vücut yapısı tam bir İsveçlinin olması gerektiği gibiydi. Uzun boylu ve uzun bacaklı. Yüzü belki bir resim kadar güzel değildi ama müthiş çekiciydi. Şehvetli bir ifadesi vardı. Sapsarı saçları omuzlarına kadar iniyordu. Büstiyerinin altından tüm hatlarıyla belli olan memeleri dimdik, kütür kütür sert ve tam olması gerektiği büyüklükteydiler. Beli inceydi. Kalçaları ise geniş. Şimdi böyle otururken görünmüyordu ama götünün onun vücudunun en güzel yerlerinden biri olduğunu çok iyi biliyordum. Kalçalarının yuvarlaklığı başdöndürücüydü. Üst taraflarındaki gamzeler bu yuvarlakları daha da çekici bir hale getiriyordu. Akdenizli bir erkeğin zevklerine sahip olduğum için ona tav olmamın nedenlerinden biri de götüydü. Bacakları ise söylediğim gibi alabildiğine uzun ve güzeldiler. Ne fazla küçük ne de fazla büyük ayakları da resim kadar güzel ve tahrik ediciydiler. Bütün bu saydıklarıma bir de teninin pürüzsüz yumuşaklığıyla beyazlığını eklemek gerekiyordu tabii. Kısacası gerçekten tam bir fırtınaydı karım.
“Biliyor musun sevgilim?” dedi birden, “Bu ülkenin en ilginç yanı, onu gerçekten ilginç yapan özelliği, ne güneş ne de tarihi hazineleri.” dedi. Elindeki buzlu viski bardağını yanağına dayamış bana bakıyordu. Doğrusu ne söyleyeceğini merak etmiştim. Sesimi çıkarmadan devam etmesini bekledim. “Bu ülkede güneş de bol, tarih de. Ama daha bol olan şey Sik.” diye devam etti. “Nasıl yani?” diye sordum şaşkınlıkla. “Yani burada en bol şey Sik demek istiyorum sevgilim. Her yerde bol bol Sik var. Yeteri kadar boşaltılmadıkları için ikide birde kalkan Sikler var bol bol.” dedi. “Bunu nereden biliyorsun sen?” diye sordum. “Ama sevgilim bunu bilmemek için kör olmak gerekli. Her sokağa çıktığımda görüyorum onları.” diye cevap verdi. “Tam anlayamadım yine de?” dedim. “Anlaşılmayacak bir şey yok ki. Ne zaman sokağa çıksam çevremde bir Sikler Ordusu oluşuyor. Kimi hemen, kimi biraz sonra kalkan Sikler.” dedi. “Seni rahatsız ediyorlar yani?” dedim. “Bunu da nereden çıkardın sevgilim? Neden rahatsız olayım ki? Aksine hoşuma gidiyor. Bir kadınım ben. Erkekler nasıl kadınlara bakarak Siklerini kaldırıyor ve onları sikmek istiyorlarsa, kadınlar da Sik kaldırmayı severler. Benim gözümle baktığında bu kadar çok Siki birden aynı anda kaldırabilmek inanılmaz hoş. Bundan beni beğendiklerini, vücudumu arzuladıklarını anlıyorum. Daha doğrusu beni sikmek istediklerini. Bu da çok hoşuma gidiyor. Sikleri kalkıyor ve beni gözleriyle sikiyorlar.” dedi.
Öyle şaşırmıştım ki bir süre konuşamadım bile. Sonra birden müthiş bir şeyin farkına vardım. Sikim kalkmış ve şortuma sığmaz hale gelmişti. Bu daha da çok şaşırttı beni. Neler oluyordu bana. “Şaşırmış gibisin? Ama görüyorum ki senin de hoşuna gitmiş söylediklerim.” dedi karım, “Baksana nasıl kalktı Sikin.” diye devam etti. Sesimi çıkarmadım. Söyleyebileceğim bir şey yoktu. O da daha fazla konuşmadı. Ama yavaşça kalkıp yere bacaklarımın arasına oturdu. Sonrada elini uzatıp Sikimi tuttu. Ne kadar çok heyecanlanmış olduğumu böylece biraz daha iyi anladım. Neredeyse patlayacaktı Sikim. Uzun parmaklarıyla şortumun önünü açtı. Artık zonklamakta olan Sikim şimdi elindeydi. Sonra biraz eğilip, Sikimin başını yalamaya başladı. Gözlerimi kapatıp kendimi ona bıraktım. İçim çekiliyordu. Ağzı aralanıp dudakları sikimin üstüne kapandığında kendimi fazla tutamayacağımı anladım. Sıcacık kıpır kıpırdı ağzının içi. Gözlerimi kapadım. O anda hayalimde müthiş bir resim canlandı. Karım sokakta kalabalığın içindeydi ve çevresinde Sikleri kalkmış bir yığın erkek vardı. Birden belim gelmeye başladı. İnanılmaz bir şiddetle tohumlarımı ağzına fışkırtıyordum. O da büyük bir iştahla yutuyordu hepsini. Kendimi zevkten bayılma noktasında hissediyordum.
Konunun bir kez daha gündeme gelmesi hafta sonunda oldu. Pazar öğlenden sonraydı ve tüm kalabalığa rağmen arabaya atlayıp bir Boğaz Turu yapmaya karar vermiştik. Akıntıburnu’ndaki park yerine çekip kendimize birer çay söyledik. “Şimdi söylediklerimin doğru olduğunu anladın mı sevgilim?” diye sordu birden. “Anlamadım?” dedim. “Yani geçen gün Siklerle ilgili olarak sana söylediklerimden söz ediyorum.” dedi. “Bir şey mi oldu?” diye sordum. “Hep oluyor zaten sevgilim. Etrafa şöyle bir baksan, tüm erkeklerin gözlerinin üstümde olduğunu, bana bakarak Siklerini kaldırdıklarını görebilirsin.” dedi. Ona cevap vermeden çevreyi incelemeye giriştim. Gerçekten de yığınla erkek vardı etrafımızda. Üstelik hepsinin de gözü karıma dikiliydi. Aç bakışlarını ben bile farkedebiliyordum. Bir taratan da heriflerin haksız olmadığını düşünüyordum. Karım tam bir afet gibiydi. Beyaz bir giysi vardı karımın üstünde. Biraz uzunca bir atlet fanilasına benziyordu. Kolları ve omuzları meydandaydı. Çıplak memeleri giysinin incecik kumaşının altından tüm hatlarıyla belli oluyordu. Kısacık eteği kalçalarının biraz altında bitiyor ve o muhteşem bacaklarını olduğu gibi gözler önünde bırakıyordu. Birden Sikim kalkıp kazık gibi oldu. “Ohhh işte bu çok güzel, Beni sikmek isteyenler arasına senin de katılman hoşuma gidiyor.” dedi karım. Sesimi çıkarmamayı yeğledim.
Gerçekten de o anda en çok istediğim onu sikebilmekti. Bir taraftan da bir anda ve bu kadar çok tahrik olmanın şaşkınlığını yaşıyordum. O ana kadar hiç bilmediğim bir şeylerin varlığını farkediyordum sanki. Karoline’nin gözlerinin içine baktım. “Asıl hoşuma giden ne biliyor musun?” diye sordu, ve devam etti, “Başka erkeklerin bana bakarak Siklerini kaldırmalarının beni sikmek istemelerinin seni de tahrik etmesi çok güzel. Bu beni de alabildiğine tahrik ediyor...” dedi. “Hadi gidelim buradan!” diye yanıtladım onu. “Biran önce gidelim hem de!” dedim. Arabaya atladık ve son sürat evin yolunu tuttuk. Sikim yine zonklamaya başlamıştı. “Ohhh, çok güzel olmuş Sikin!” dedi, sonra da “Hadi sik beni, hemen burada sik!” dedi. Bu sözlerin üstümde yarattığı etkiyle yalnızca yutkunabildim. Öyle tahrik olmuştum ki, onu biran önce sikmekten başka bir şey düşünemiyordum sanki. Eve gelir gelmez karımla sikiştik. O akşam ne o, ne de ben, gündüz olanlardan tek kelime bile söz etmemiştik gerçi, ama ikimiz de öbürünün kafasının oraya takılı olduğunu bal gibi biliyorduk.
Üç gün sonra akşamüstü eve döndüğümde, karım daha arabadan inmeme bile izin vermeden yanıma geldi ve onu Levent Çarşısına götürmemi istedi. Biraz taze meyve almak istiyordu. Manavın tam karşısında arabayı parkedebileceğim bir yer vardı şans eseri. Karoline inip manava giderken ben de arabada kalıp onu seyrettim hayran hayran. Kelimenin tam anlamıyla ilik gibiydi. Pazar günü Boğaza gittiğimizde giydiğine benzer bir giysi vardı üstünde. Tek fark bu seferkinin uçuk mor renkte olmasıydı. İncecik penye kumaşın hafifçe aralarına girdiği kalçaları kımıl kımıl oynuyordu. Bir anda Sikim kalkmıştı yine. Ayaklarına geçirdiği alabildiğine yüksek topuklu ve arkaları açık terlik benzeri ayakkabılar bacaklarını büsbütün uzatmıştı. Sırf bacak gibi görünüyordu. Sonra gözüm Manav Dükkanına takıldı birden. Halinden dükkanın sahibi olduğunu düşünmeme neden olan bir adam karıma bakıyordu. Otuz yaşının biraz üstünde olmalıydı. İnce ve esmerdi. İki gündür tıraş olmuyormuş gibi görünüyordu. Kısacık kesilmiş kıvırcık saçları vardı. Gözlerini karıma öyle bir dikmişti ki, birden karımın ‘Gözleriyle Sikmek’ derken ne anlatmak istediğini kavradım. Haklıydı. Herif düpedüz gözleriyle sikiyordu karımı. Adam karımla ilgilenme işini de tezgahtarlara bırakmadı. Bizzat ilgileniyordu bu nefis müşteriyle.
Aralarında konuşuyorlardı. Karım Türkçe bilmediğine göre herif galiba biraz İngilizce biliyordu. Gözleri ise sürekli hareket halindeydi. Karımın başdöndürücü vücudunu didik didik ediyordu bu kapkara gözler. Herif sanki içine düşmüştü karımın. Karım adama bir şeyler söylüyor adam tezgahtara talimat veriyor ve o da istenen meyveleri poşetlere doldurup tartıyordu. Ama onun da gözleri mümkün olduğunca sürekli karımın üstündeydi. Karımın her şeyin farkında olduğu açıkça belliydi. Bundan hoşlandığı da. Sonra karımın müthiş bir şey yaptığını gördüm. Çileklere bakmak için öne eğildi biraz. Patron da, tezgahtar da arkasında kalmışlardı. İkisinin de gözleri hemen önlerindeki o inanılmaz güzel kalçalara kilitlenmişti. Birden gözlerim patronun pantolonunun önünde meydana gelen kabarıklığa takıldı. Tanrım, Siki kalkıp kocaman olmuştu. Bir süre daha onlara işkence etmeyi sürdürdü karım. Sonunda karım önde, elleri poşetlerle dolu ve gözleri hemen önünde kımıl kımıl çalkalanmakta olan o güzelim kalçalara dikili tezgahtar peşinde, arabaya geldiler. Sikim öyle bir haldeydi ki arabadan inemezdim. Oturduğum yerden bagajı açan kolu çektim. Sonra karım yanıma geldi ve tekrar eve yollandık.
“Gördün değil mi sevgilim?” diye sordu karım. “Gördün değil mi, nasıl Gözleriyle Siktiler beni. Uffff, hemde ne biçim siktiler beni gözleriyle. Sikleri ne biçim kalktı. Benim durumum da pek farklı sayılmaz hani. Ohhh, ne güzel. Onlar gözleriyle siktiler beni, şimdi de sen altına alıp gerçekten sikersin. İnlete inlete.” dedi. Birden gaza bastım. Eve biran önce ulaşmak istiyordum. Çünkü karım haklıydı. O an için tek istediğim şey karımı sikmekti. Söylediğı gibi inlete inlete, hatta bağırta bağırta sikmek!
Cuma akşamına kadar başka bir şey olmadı. O akşam eve geldiğimde mutfakta yeni meyveler olduğu dikkatimi çekti. Karoline’nin yine Manava gitmiş olduğunun kanıtıydı bu. “Bakıyorum yine manava gitmişsin bugün. Geçen seferki kadar eğlenceli miydi bari?” diye sordum. “İlla Manava gitmem gerekmiyor ki. Her sokağa çıkışım eğlenceli oluyor zaten sevgilim. Bu arada Manavın ötekilerden bir adım ilerde olduğunu da kabul etmem gerekli tabii.” dedi. “Nasıl yani?” diye sordum. “Yani Manav ötekilerden biraz daha atak gibi.” dedi. “Yoksa birşey mi yaptı sana?” diye sordum. “Bir şey yapmak istediği çok kesin, ama yapamadı sevgilim. Yine de ümidini de kesmiyor bu arada.” dedi. “Şunu yuvarlamadan anlatsan...” dedim. “Yani beni sikmek için deliriyor. Bunun için bir fırsat yaratmaya uğraşıyor. Beni tavlayabilmek için de durmadan konuşup duruyor.” dedi. “Durmadan konuşuyor da, neler söylüyor sana?” dedim. “Bir yığın iltifat işte. Çok güzel olduğumu söylüyor. Benim gibi güzel bir kadının bu kadar poşeti taşımaması gerektiğini söylüyor filan. Mesela bugün önce bacaklarımın çok güzel olduğunu söyledi, sonra da meyveye ihtiyacım olduğunda oraya kadar gitmeme gerek olmadığını, eğer bir telefon edersem her şeyin en iyisini elleriyle seçip eve kadar bizzat getireceğini söyledi.” dedi. “Oooo... Bayağı hızlı gidiyor bakıyorum.” dedim. “Fena mı? Benim hoşuma gidiyor. Üstelik benimle yanyana geldiği anda Siki kalkıyor. Ben ayrılana kadar da inmiyor. Buna bayılıyorum doğrusu. Ama asıl bayıldığım o bakışları. Her yerimi sikiyor gözleriyle biliyor musun. Ağzımı, memelerimi, kalçalarımı, bacaklarımı, amımı, götümü... Her yerimi. Ohhhh, her yerimi sikiyor bakışlarıyla.” dedi.
Sikim aniden kalkıverdi yine, karım da bunu ilk anda farketti tabii. Yine koltuğundan kalkıp yere dizlerimin arasına oturdu. Elini uzatıp şortumun üstünde taş gibi olmuş Sikimi okşamaya başladı. Yüzü şehvetle gerilmişti birden. “Yine kalktı Sikin bak!” dedi bana ve ekledi, “En hoşuma giden de bu işte. Birilerinin beni sikmek istemesinin, bana bakıp sikini kaldırmasının, beni gözleriyle sikmesinin, senin de sikini kaldırmasına bayılıyorum. Ohhhh, evet. En güzeli bu işte!” dedi. Söyleyecek bir şey bulamadım. Gerçekten de tıpkı karımın söylediği gibi oluyordu. Müthiş heyecanlanıyordum. Şimdi de öyleydi işte. Sikim neredeyse patlayacak gibiydi. Karolinei’nin becerikli parmakları da aklımın başımdan iyice gitmesine neden oluyordu. “Hadi gel yatağımıza gidelim.” dedi karım birden, “Yatağımıza gidip sikişelim nolur. Canım sikilmek istiyor sevgilim. Yalnızca gözle değil gerçekten sikilmek istiyor. Ohhhh, çok istiyorum.” dedi.
Neredeyse koşarak üst kata, yatak odamıza çıktık. Kendimizi geniş yatağın üstüne attık. Karım bir eliyle sikimi okşuyor ve gözlerimin içine bakıyordu. Yüzündeki ifade öylesine müthişti ki tek başına o bile bir erkeğin sikinin kazık gibi kesilmesine neden olabilirdi. Karımla çılgın gibi öpüşmeye başladık. Sonra dilimi yakalayıp ağzının içine çekti ve emmeye başladı. Gözlerini kapamış sanki Sik emer gibi emiyordu dilimi. Parmakları da sikimin çevresine sımsıkı dolanmış yukarı aşağı hareket ediyordu. İnanılmaz derecede heyecanlanmıştım yine. Karımın o güzel kafasının içinden geçenleri o kadar merak ediyordum ki. Kimbilir neler düşünüyordu. Dilimi bırakıp başını kaldırdığında yeniden gözgöze geldik. “Ohhh, Sikin çok güzel olmuş sevgilim!” dedi, sonra da “Hoşuna gidiyor değil mi? Başkalarının beni sikmek istemesi, senin de hoşuna gidiyor değil mi sevgilim? Ohhhh, hadi söyle bana. Söyle, hoşuna gittiğini. Ohhhhh...” dedi. “Evet!” diye itiraf ettim mırıldanarak, “Bunun nasıl olabildiğine aklım ermiyor ama haklısın. Hoşuma gidiyor. Hem de çok hoşuma gidiyor karıcığım.” dedim...
Karım birden hareketlenip ters olarak üstüme çıktı. Kalçaları yüzümün hizasında havadaydı. Belini iyice çukurlaştırdığı için bir resim kadar güzel götünün sikmeye doyamadığım o küçük ve pembe deliğini görebiliyordum. Karımı ilk ben sikmiştim götünden. Ve karım bundan o kadar büyük bir zevk almıştı ki, sürekli götten sikmemi istiyordu. Ömrümde gördüğüm en duyarlı göt deliğiydi karımınki. Tıpkı bir am gibi duyarlıydı. Doğrusu görüntüsü bile başımı döndürüyordu. Bol bol sikildiği, içine Sik almaya alışık olduğu belli oluyordu. İki elimle kalçalarını avuçlayıp mıncıklamaya başladım. Karım da sikimi sıvazlamayı sürdürüyordu. “Güzel miyim?” diye sordu birden, “Söyle bana sevgilim amım güzel mi?” dedi. “Hem de çok!” dedim. “Ohhhhhh! Peki ya götüm?” dedi. “Doğruyu söylemek gerekirse hangisinin daha güzel olduğuna karar veremiyorum.” dedim. “Ohhhhhh. İkisine de sokarsın o zaman sevgilim. Amımı da götümü de sikersin o zaman. Ohhhhh, ikisini de sikersin. Biliyor musun ne düşünüyorum sevgilim?” dedi karım, “Acaba Manav şuan senin gördüklerini görebilseydi ne yapardı? Her halde kimse durduramazdı onu. Yani onu engellemek mümkün olmazdı. Ohhhh, beni sikerdi, öyle mi sevgilim? Kocaman olmuş sikini içime sokardı, öyle mi? Ohhhhh, sikerdi beni değil mi? Ohhhhh, sikerdi beni...” dedi.
Neredeyse belim gelecekti. Karım benliğimin derinliklerinde gizli bir şeyleri bulup ortaya çıkarmıştı. Normalde kıskançlıktan çıldırmama neden olabilecek şeylerden söz ediyorduk ve ben bundan akıl almaz bir biçimde hoşlanıyordum. Hoşlanmak ne kelime öylesine tahrik oluyordum ki kafayı yemek üzereydim. Karıma “Biraz daha konuşursan belim gelecek!” dedim. “Düşünsene ne kadar güzel olurdu...” diye konuşmayı sürdürdü karım. “Düşünsene amıma, yada götüme bir sikin girdiğini. Kalkıp kocaman olmuş bir sik. Kıllı kapkara bir Türk Siki. Ohhhhhh! Kimbilir ne kadar güzel olurdu sevgilim?” deyince, daha fazla tutamadım kendimi, belim gelmeye başladı. Karım hızla eğilip dudaklarını sikimin başına yapıştırdı. Şimdi onun bir vantuz gibi emen ağzının içine fışkırtıyordum tohumlarımı. Saatlerce sikiştik o gece. Birden karım “Başka erkeklerin beni sikmek istemeleri seni bu kadar tahrik ediyorsa...” diye başladı. “Eeeee?” dedim. “Biri beni gerçekten sikse ne olurdun, onu merak ediyorum.” dedi. Sesimi bile çıkaramadım. Kalbimin atışları anormal hızlanmıştı. Yine inanılmaz boyutta heyecanlanmıştım. “Eminim çok daha fazla tahrik olurdun sevgilim.” diye devam etti karım. “Ohhhh, eminim çok zevk alırdın! Ohhhhh...” dedi. Karıma “Peki ya sen?” diyebildim zorlukla. “Ohhhh, ben çıldırırdım herhalde sevgilim, zevkten çıldırırdım. Bir düşünsene, yabancı birinin kalkıp kocaman olmuş Sikini bana soktuğunu. Ohhhhhh, bir düşün sevgilim, müthiş olurdu. Ohhhhh, müthiş olurdu!” dedi. Karıma “İstiyor musun?” diye sordum. “Ohhhhh, Evet istiyorum sevgilim. Çok istiyorum. Sikilmek istiyorum. Yabancı bir Sikin içime girmesini, tohumlarını içime fışkırtmasını istiyorum. Ohhhh, istiyorum sevgilim. Ohhhhhh!” diye cevapladı.
Tanrım! Karım kendini başka erkeklere siktirmek istediğini anlatıyor ve bu beni kendimden geçiriyordu. Kendimi biraz topladığımda ona baktım. Hala bacaklarımın arasındaydı. Taş gibi sertti Sikim. Karım gözlerimin içine bakarak, “Kendimi siktirmek istiyorum sevgilim...” diye devam etti. “Ooohhh, kendimi siktirmek istiyorum. Kaldırdığım siklerin hepsini olmasa bile bazılarını kendim indirmek istiyorum. Ohhhhhh.” dedi. “Anlamadım?” diye soludum zevkle. “Anlamayacak ne var ki sevgilim. Düşünsene beni seyrederek Siklerini kaldıranları. Eminim sonra beni düşünerek Otuzbir çekiyorlardır. Ya da beni düşünerek başka kadınları sikiyorlardır. Aslında benim için gelen erkeklik sıvıları ya havaya gidiyor ya da başka kadınların ağzına, amına ve götüne fışkırıyor. Ohhhhh, bunu düşünmek bile uçurucu geliyor bana sevgilim. Gözle sikilmek çok güzel. Düşüncelerde sikilmek de öyle. Ama en güzeli gerçekten sikilmek sevgilim. Aslında benim için kalkan siklerin hepsini istiyorum, ama o kadar çok ki, bunu başaramam. Ama bazılarını indirebilirim. Ohhhh, müthiş olur sevgilim. Ohhhh müthiş olur! Ohhhhhh! İstiyorum! Ohhhhh! Immnnhhh.” dedi.
“Peki ben ne oluyorum bu arada? Bakıyorum da beni tümüyle devre dışı bıraktın?” diye sordum karıma. “Ohhhhh, hiç olur mu sevgilim? Seni nasıl devre dışı bırakabilirim? Kocamsın sen benim. Sevgilimsin. Benim sikilirken aldığım zevk kadar sen de zevk almalısın bundan!” dedi. “Eeee Bu nasıl olacak?” dedim. “Seyrederek sevgilim. Seyrederek! Her şeyi seyretmeni istiyorum. Sikildiğimi seyretmeni. Kocaman kapkara kıllı bir Türk siki içime girip çıkarken seyretmelisin sen de. Zevkten nasıl çıldırdığımı görmeli, nasıl inlediğimi, Ona beni sikmesi için nasıl yalvardığımı görmelisin sen de. Ohhhhh, mutlaka seyretmelisin. Yabancı birinin dölleri içimde fışkırırken, belim gelirken görmelisin. Senin de belin gelmeli aynı anda sevgilim. Ohhhhh, Senin de belin gelmeli benimle birlikte. Sonra da sen sikmelisin beni. Başka bir sikin girip çıktığı, tohumlarını fışkırttığı amımı, götümü, ağzımı sonra da sen sikmelisin. Tohumların içimde onunkiyle karışmalı. Ohhhh, düşünmek bile deli ediyor beni sevgilim. Ohhhhh... Hemen bugün yapalım bunu, olur mu sevgilim?” dedi karım, “Hemen bugün siktirmek istiyorum kendimi!”
“Kime ve nerede siktireceksin?” diye sordum. “Kime olduğunun hiç önemi yok ki sevgilim. Nerede olduğu ise önemli tabii. Senin rahatlıkla seyredebileceğin bir yer olmalı çünkü. Onun için de en iyisi burada evde olur diye düşünüyorum.” dedi. “Ne yapacaksın peki? Çıkıp sokaktan birini mi bulacaksın?” diye sordum. “O da olabilir. Ohhhh, hem de çok güzel olabilir. Düşünsene hiç tanımadığım birine onu ilk gördüğüm anda sikilmek çok güzel olabilir. Ohhhhh. Bunu mutlaka yapmalıyım bir gün. Ama bu ilk seferde işin biraz daha kolayına kaçabilirim. Manav var mesela.” dedi. “Ne yani yine Manava gidip meyve mı alacaksın?” dedim. “Ona bile gerek yok. Yalnızca telefon edip sipariş vereceğim. Elleri poşetlerle dolu olarak buraya gelecek hemen. Kafasındaki tek düşünce ise beni sikmek olacak. Bunu yapıp yapamayacağını bilmediği için de alabildiğine heyecanlı olacak. Sonra da ben ona izin vereceğim. Beni sikmesine izin vereceğim sevgilim. Ohhhh, sikecek beni sevgilim. Her yerimi siktireceğim ona sevgilim. Ohhhhh... Sen de seyredeceksin. Nasıl sikildiğimi seyredeceksin. Siki kocaman biliyor musun? Ohhhh, sikecek beni!” dedi. Sikim bir nabız gibi atıyordu. Karoline’nin eli en dibinden en ucuna kadar sikimin üstünde dolaştıkça karnımın kasları gerilmeye başlamıştı. Birden belim gelmeye ve karımın yüzüne fışkırmaya başladı. Yine bacaklarım titriyordu.
Bundan sonrası çok çabuk gelişti. Karımın Manava telefon edip sipariş verişini, içimdeki heyecanın giderek büyüdüğünü hissederek izledim. Yaşamımdaki en önemli dönüm noktalarından biriydi bu. Aykırı bir şey yapmak üzereydim. Ama bunu bilmek beni ürkütmüyordu. Vazgeçmeyi düşünmüyordum bile. Yalnızca acele ediyordum. Evin büyük mutfağı bu iş için en uygun yer olarak gözüküyordu. Sokak kapısının hemen yanındaydı ve dışarıya açılan ayrı bir kapısı vardı. Ama en önemlisi mutfak ile yemek odası arasındaki servis penceresiydi tabii. Servis penceresinin sürgülü kapaklarını da araları yalnızca bir parmak açık kalacak şekilde çektim. Mutfağı olduğu gibi görüyordum şimdi, içerisi karanlık olduğu için bende görünmüyordum karımın söylediğine göre. Birden kapı çalındı. Manav koşarak mı gelmişti acaba diye düşündüm.
Karım mutfak kapısını açıp seslendi ona. Sonra da kenara çekilip yol verdi. Karoline kapıyı kapatıp tam karşımda duran üçlü buzdolabı gurubuna yürüdü. O tarafa giderken Manavın önünden geçmişti karım. Kalçaları kıpır kıpırdı. Herifin gözlerinin açıldığını görebiliyordum. Sonra o da yürüdü peşinden. Poşetleri dolabın önünde yere bıraktı. O kadar heyecanlanmıştım ki deli gibi atan kalbimin sesini bile duyabiliyordum neredeyse. Karımın serin dolabın kapağını açıp adamdan poşetlerin içindekileri ona vermesini istediğini duydum. Manav yere poşetlerin başına çömeldi. İlk poşetteki üç küçük Kavunu çıkarıp uzattı karıma. Karım da onları birer birer alıp dolabın en üst gözüne yerleştirmeye başladı. Bunu yaparken uzanmak istermiş gibi ayak parmaklarının ucunda yükseliyordu. Bunu yaparken de kıçının şortunun paçalarından taşan çıplak yanaklarını neredeyse adamın gözüne sokuyordu. Çömelmiş olduğu için çok iyi bir açıdan seyrediyordu Manav. Karım yeni bir şey almak için yüzünü ona döndüğünde ise o kütür kütür memelerinin alt taraflarını görebiliyordu. Manavın kelimenin tam anlamıyla büyülendiğinin farkındaydı karım.
Manavın karıma verdiği son şey büyük bir Karpuzdu. Karpuzu dolabın en alt gözüne yerleştirdi karım. Bunu yapmak için de iyice eğilmişti tabii. İşte bu da öldürücü darbeydi. Adamın birden ayağa kalktığını gördüm. Siki daha da büyümüştü şimdi ve pantolonunun önünü bir çadır gibi kabartıyordu. Karıma arkadan sokulup birden beline sarılıverdi. Karımın vücudunun sarsıldığını gördüm. Herifin Sikini tüm sertliğiyle kalçalarında hissediyor olmalıydı. Doğruldu. Ama adamdan kurtulmak için çaba harcamıyordu. Aksine iki eliyle dolabın kenarlarına tutunmuş ve belini büküp kalçalarını Manavın kasıklarına iyice bastırmıştı. Gözleri kapalıydı. Manavın gözlerinde ise delice bakışlar vardı. Karımın karşılık verdiğini görünce belini bırakıp ellerini yukarıya çıkardı ve büstiyerin altına sokup karımın memelerini avuçladı. “Oouuuuvvvvv...” diye inledi karım. Kendini iyice kaptırdığını görebiliyordum. Kalçaları adamın kasıklarında dans ediyordu adeta. Sonra iyice doğrulup vücudunun üst kısmını da Manava yasladı. Peşinden de yüzünü döndü ona. Ağızları bir anda birleşti. Deli gibi öpüşüyorlardı. Bu müthiş manzarayı büyülenmiş gibi seyrediyordum. Sikim de şortuma sığmaz olmuştu.
Bu arada karım telaşlı hareketlerle Manavın gömleğinin düğmelerini açmaya çalışıyordu. Bunu kısa sürede başardı. Sonra başını geriye atıp iki eliyle birden onun göğsündeki kapkara kılları okşamaya başladı. Bu hayvan gibi herifin karımı tahrik ettiği kesindi. Manavın karımı omuzlarından tutup çevirdiğini gördüm. Sağ eli pantolonunun fermuarını, sol eli de Karoline’nin şortunu indirmeye çalışıyordu. Dengelerini kaybedip birlikte öne doğru bir kaç adım attılar. Şimdi mutfak tezgahının önündeydiler. Manav karımı sırtından hafifçe iterek tezgaha doğru eğdi. Birden sikini pantolonundan çıkarmış olduğunu gördüm. Hem de taşaklarıyla beraber. Gerçekten de kocamandı Siki. Tıpkı karımın söylediği gibi, kocaman kapkara ve kıllı bir Sik. Taşakları da kocaman görünüyordu. Manavın sabırsızlandığını görüyordum. Bir an önce karımı sikmek istiyordu. Uzun bir süreden beri içi giderek seyrettiği bu güzel kadını hemen sikmek istiyordu. Karımın şortunu dizlerine kadar indirmeyi başardığı anda da dibinden tuttuğu sikini amına dayayıp bir anda ve müthiş bir şiddetle sokuverdi. “Ahhhhh! Soktu!” diye inledi karım, “Ohhhhhh... Dibine kadar geçirdi amıma sevgilim. Ohhhhhh.... Ohhhhhhh... Öyle büyük ki Siki! Ohhh çok güzel!” diyordu karım. Karım tabii İsveçce konuştuğu için, Manav hiç bir şey anlamıyordu. Ama Ohhhh ve Aahhhh seslerini anlıyordu tabi. Yüzünden ne kadar uçmuş olduğunu anlayabiliyordum.
Birden sikmeye başladı karımı. Karımı akıl almaz bir hırs ve hızla sikiyordu hem de. Kalçaları hızlı çalışan bir makine gibi ileri geri gidiyor, o kocaman siki karımın amına girip çıkıyordu. Sanki hızlı çekim bir film seyrediyormuşum gibiydi. Böyle bir şeyi şimdiye kadar hiç görmemiştim. Karoline de şaşırmıştı. Ama vücudunun hareketlerinden bunun hoşuna gittiğini anlayabiliyordum. Sesi kesilmişti. Yalnızca küçük inlemeler kaçıyordu ağzından. Manav iki eliyle belinden tutmuştu karımı. Gözlerinde sabit bakışlarla hemen önünde durmakta olan o başdöndürücü kalçaları seyrediyor ve sikini karımın amına sokup çıkarıyordu. Şortumun önünü açıp sikimi dışarı çıkarmak zorunda kaldım ben de. Bu beni biraz rahatlattı. Gözlerimi dikmiş bütün dikkatimle ve hiç bir şeyi kaçırmamaya çalışarak seyrediyordum mutfakta olanları. Karımın vücudu dalga dalga sarsılıyordu. Belini getirdiğini görebiliyordum. Manav o koskocaman sikini akıl almaz bir hızla karımın amına sokup çıkarmayı sürdürürken, karımın beli geliyordu. Sonra birden homurdanmaya başladı herif. Hızla vurarak dibine kadar geçirdi sikini. Vücudu titremeye başlamıştı. Tanrım! Manav da belini getiriyordu. Tohumlarını karımın amına fışkırtıyordu. Tam karımın istediği gibi, en dibine hem de. Birden benim de belim gelmeye başladı. Düşmemek için duvara dayanmak zorunda kaldım.
Kendimi yeniden içeri bakabilecek kadar topladığımda şaşırdım. Manav yeniden hareketlenmişti karımın amında. Tıpkı ilk başta olduğu gibi büyük bir hırs ve hızla sikiyordu karımı. Sonra birden durup sikini çıkardı. Karımı omuzlarından tutup kendine çevirdi. Şimdi yüzyüzeydiler. Ellerini götürüp omuzlarından iterek bu sefer de tezgahın üstüne sırtüstü yatırdı karımı. Karımın kalçaları tezgahın kenarına gelmişti ve bacakları aşağıdaydı. Herif önce karımın şortunu tümüyle çıkardı. Sonra da iki eliyle karımın bacaklarını yakalayıp havaya kaldırdı. Biraz sokuldu. Siki önünde alabildiğine açık duran ama değdiği anda da sert bir hareketle hepsini sokuverdi yine karımın amına. Karım “Ahhhhh!” diye inledi yine, “Çok acayip bir adam bu sevgilim. Ohhhh çok güzel sikiyor beni. Ohhhh çok güzel sikiyor. Ahhhhhh. Immmhhhh...” diyordu. Manav yine aynı biçimde inanılmaz bir hızla sikiyordu karımın amını. Yüzünde anlatılması çok zor bir ifade vardı.
Şimdi karımın bacaklarını da bırakmış, karımı leğen kemiklerinden kavramıştı iki eliyle. Vücudunun tek kımıldayan yeri akıl almaz bir hırsla oynayan kalçalarıydı yalnızca. Siki karımın amına giriyor çıkıyor, giriyor çıkıyordu. Karımın da zevkten mahvolduğunu görebiliyordum. Sürekli inliyordu karım. Dizlerinden hafifçe büktüğü bacaklarını havada tutuyordu. Ayakları tıpkı bir balerininkiler gibi aşağı bükülmüştü. İçine girip çıkan sikin altında kendini alabildiğince açık tutuyordu böyle yatarken. Bir elinin parmaklarını saçlarının arasına geçirmişti. Sonra yine karımın beli gelmeye başladı. Karımın tüm vücudu dalga dalga sarsılıyor, kıvranıp bükülüyordu. Karım durulduğunda Manav karımı tuttuğu gibi yan çevirdi tezgahın üstünde. Sikini karımın amından çıkarmamıştı. Karım şimdi bacakları karnına çekik, yan yatıyordu. Kalçaları tüm güzelliği ve baştan çıkarıcılığıyla adamın gözleri önündeydi. Sonra Manav yine karımın amını sikmeye başladı. Aynı inanılmaz hızlı temposuyla. Yaşamakta olduklarımın etkisini her geçen an biraz daha güçlü olarak hissediyordum. Karım gözlerimin önünde sikiliyordu. Hayvan gibi bir manav karımı sikiyor ve onu zevkten mest ediyordu. Bu arada beni de tabii. Seyrettiklerim beni o kadar çok tahrik ediyordu ki, elimi sikime dokunduracak olsam belimin tekrar geleceğini anlıyordum.
Birden karımın bir elini götürüp kendi kalçalarını okşadığını gördüm. Parmakları o baştan çıkarıcı yuvarlakların arasında dolaşıyordu. Orta parmağı hedefe yaklaşmıştı. Tüm vücudunun titremesinden götüne ulaştığını anladım. Birden soktu parmağını içine. Götünün küçük deliği am suları ve döllerle sırıl sıklam ıslanıp kayganlaşmış olmalıydı. Manav da büyülenmiş gibi gözlerinin hemen önündeki manzarayı seyrediyordu. Karım parmağını hafif hareketlerle götüne sokup çıkarmaya başlamıştı. Bundan daha açık bir davet olamazdı her halde. Reddedilmesi çok zor bir davetti bu. Sonra karım çıkardı parmağını götünden. Adamın biraz geri çekilip sikini karımın amından çıkarması, sonra da dibinden tutup hafifçe açılmış bekleyen o küçük göt deliğine dayaması ve bir anda dibine kadar sokması da müthiş bir hızla oldu!
“Ohhhhhh! Götüme soktu sevgilim!” dedi karım, “Ohhhh, şimdi de götümü sikiyor! Götüme soktu o kocaman sikini! Ohhhh! çok güzel sevgilim. Ohhhh! Bir bilebilsen ne kadar güzel! Ahhhhhhh, belim geliyor yine! Ohhhhh sevgilim, adam beni götümden sikerken belimi getiriyor! Ohhhh!” diye diye, karımın tüm vücudu sarsılıyordu yine. Manav durmak zorunda kalmıştı. Karımın beli geldiğinde, o küçük götünün nasıl bir mengene gibi sıkıştığını öyle iyi biliyordum ki, Herif o kocaman sikini bu sımsıkı deliğin içinde oynatamıyor olmalıydı. Sabırla bekledi. Karımın götü gevşediğinde de yine sikmeye başladı. Hareketleri yine inanılmaz biçimde hızlıydı. Kocaman sikinin karımın küçük götüne bir piston gibi hızla girip çıktığını görebiliyor ve zevkten uçuyordum. Manav da uçmuştu bu arada. Yüzüne yine o müthiş ifade gelmişti. Sanki öldürmek istermiş gibi sikiyordu karımı. Birden bir kez daha beli geldi karım Karoline’nin. Karımın vücudu mutfak tezgahının üstünde çırpınıyor, kıvranıp bükülüyordu.
Ama adam bu sefer durmamıştı. Sikini hala sokup çıkarıyordu karımın küçük götüne. Yalnızca biraz yavaşlamıştı hareketleri o kadar. Yüzünden onun da belinin gelmek üzere olduğunu anlıyordum. Bu kadar sıkı bir deliğe dayanması olanaksızdı zaten. Adamın ağzından naraya benzer sesler çıkmaya başladığında Karoline çıldıracak gibi oldu, çığlıklar atıyordu. Benim de kendimi daha fazla tutmama olanak kalmamıştı artık. Bir kez daha geliyordu belim. Ama gözlerimi onlardan ayıramıyordum. Manav hala sokup çıkarıyordu karımın götüne. Tohumlarını karımın götünün içine fışkırtıyor ve durmadan sokup çıkarıyordu. Sonra birden çıkıverdi siki. Son salvoyu karımın güzelim kalçalarına fışkırttı bu yüzden de. Bir süre öylece kaldılar. Sonra karım elini götürüp kalçasına fışkıran belleri yaymaya başladı. Bir kedi gibi mırıltılar çıkarıyordu.
Şimdi karımı yalnızca seyrediyordu Manav. Karoline elini bu sefer de ağzına götürüp döllü parmaklarını tek tek emmeye başladığında, Manavın gözleri bir kez daha parladı. Siki hala inmemişti. Tüm sinirlerim gerilmiş, bundan sonra ne olabileceğini tahmin etmeye çalışıyordum. Acaba herif bir daha sikecek miydi karımı. Aslında tüm benliğimle bunu istediğimin farkındaydım. Karımın gözlerimin önünde sikilmesine doyamamıştım. Tüm yaşamım boyu tatmadığım kadar büyük bir zevk almıştım bundan. Bu yüzden de bitmesini istemiyordum. Birden karımın doğrulduğunu gördüm. Şimdi adamla yüzyüze mutfak tezgahının üstünde oturuyordu. Sonra yavaşça inip onun önünde ayakta durdu. Kollarını Manavın boynuna doladığını ve o güzelim dudaklarının onun ağzına verdiğini gördüm. Herifin iyice sert olduklarından kuşku bile duymadığım sakalları karımın yüzüne batıyor olmalıydı. Ama bundan şikayet etmiyordu karım. Hiç beklenmedik bir hareketle karımın Manavın önünde diz çöktüğünü gördüğümde, karımın ne yapacağını anlayıp iyice heyecanlandım yine. Sikim bir anda kazık gibi olmuştu yine. Manav biraz şaşkın seyrediyordu karımı. Siki hala kocamandı, ama şimdi am suları ve döllerle ıslanmış pırıl pırıl parlıyordu da üstelik. Doğrusu müthiş görünüyordu.
Karım bir elini uzatıp sıkı sıkı tuttu Manavın sikini. Sonra iyice sokulup herifin taşaklarını yalamaya başladı. Manavın elektrik çarpmış gibi titrediğini gördüm. Karım o kıllı yumurtaları birer birer yalıyor, sonra da alabildiği kadarını ağzının içine alıp emiyordu. Sonunda taşakları bırakıp, az önce hem amına hem götüne giren bu kocaman siki kökünden başlayarak ucuna kadar yalamaya koyuldu. Sıra sikinin inanılmaz büyüklükteki bir mantara benzeyen başının yalanmasına geldiğinde, herifin titremeleri arttı birden. Karım ağzını alabildiğine açtı ve dudakları o kocaman mantarın üstüne kapandılar. Sikini emmeye başladı. Başı da hareketlenmişti bu arada, ileri geri oynuyordu. Karım küçük hareketlerle Manavın sikini ağzına sokup çıkarıyordu böylece. Her seferinde de biraz daha fazla alıyordu ağzının içine. Karımın ağzının ne kadar müthiş olduğunu benden iyi bilen olamazdı bu dünyada. İnsanı delirtebilirdi ağzıyla. Karım yarak emmeye bayılıyordu. Çok iyi biliyordum ki, karım Manavın o kocaman sikinin hepsini birden alacaktı ağzına. Adam büyülenmiş gibi seyrediyordu onu. Karımın başı her ileri gelişinde biraz daha giriyordu siki ağzına. Sonunda burnu adamın pantolonuna dayandı. Becermişti işte. Karım o kocaman yarağın hepsini yutmuştu. Burnundan derin bir inleme çıktığını duydum.
Sonra müthiş bir şey oldu. Adam iki eliyle karımı omuzlarından kavradı. Aynı anda da kalçaları hareketlendi. Sikini karımın ağzına sokup çıkarıyordu. Tanrım! Karımı ağzından sikiyordu. Önce hafif olan hareketleri de giderek hızlanıyordu. Sonra birden kendini kaybetti. Şimdi yine aynı inanılmaz hızına ulaşmıştı. Sikini karımın ağzına sokuyor çıkarıyor, sokuyordu. Müthiş bir manzaraydı bu. Şimdiye kadar hiç böyle bir şey görmemiştim. Karımı düpedüz ağzından sikiyordu. Kalçalarının her geri hareketinde o kocaman siki neredeyse en ucuna kadar çıkıyordu karımın ağzından, sonra da büyük bir hızla sokuyordu. Gırtlağına kadar hem de. Karımın zevkten uçtuğunu görebiliyordum, kendini olduğu gibi bırakmıştı. Karımın da şimdiye kadar böyle bir şey yaşamamış olduğuna emindim. Kelimenin gerçek anlamıyla ağzından sikiliyordu. Önce amına, sonra götüne girip çıkan, tohumlarını boşaltan o kocaman kapkara ve kıllı Sik şimdi ağzına girip çıkıyordu. Hem de görülmemiş bir hızla. Karımın kafasından o anda neler geçtiğini bilmeyi çok isterdim. Manav ise yalnızca sikiyordu. Hiç durmadan ve hırsla sikiyordu karımın ağzını. Tanrım! Sikiyor, sikiyor, sikiyordu...
Sonunda Manav yine naralar atarak boşalmaya, tohumlarını bu sefer karımın gırtlağına fışkırtmaya başladığında, zaman kavramını iyice yitirmiştim. Bu müthiş sikişin ne kadardır sürdüğünü bilemiyordum. Gözlerim karımın içeri göçmüş yanaklarındaydı. Hırsla emiyordu Manavın sikini. Sanki içinde tek bir damla döl bile kalmasını istemiyormuş gibiydi. Bir taraftan da gırtlağının sürekli oynadığını, herifin döllerini büyük bir iştahla yuttuğunu görebiliyordum. Bu sefer belimi getirmemeyi başardım ama. Kendimi öyle bir sıkmıştım ki karnıma ağrılar girmişti. Ama asıl ağrıyan yine tepeleme dolmuş olan taşaklarımdı tabii.
Nihayet Manav geri çekildi. Karımın ağzından çıkan siki artık inmişti. Yorulduğu, hem de iyice yorulduğu belli oluyordu adamın. Bu da normaldi tabii. O kadar çok ve hızlı hareket etmişti ki, bitap düşmüş olmalıydı. Ama karım da yorulmuş görünüyordu. Yere oturmuştu. Yüzünde öylesine müthiş bir ifade vardı ki, tek başına bu bile bir erkeğin sikini kaldırmaya yeterdi. Manavın sikini pantolonuna sokup fermuarını çektiğini görünce her şeyin bittiğini anladım. Adamın biran önce gitmek istediği belliydi. Karım onu göderdi.
Karım böyle çıplak ve yeni sikilmiş haliyle o kadar sik kaldırıcıydı ki anlatabilecek kelime bulmak kolay değildi. Karım adamın arkasından kapattığı kapıya sırtını yaslayarak durdu. Aynı anda ben de hareketlendim ve mutfağa gittim. Karıma doğru yürürken gözgözeydik. Sonra karımın dudaklarının kenarlarındaki parıltıları farkettim. Demek ki manavın döllerinin hepsini yutamamış, bir kısmının dışarı sızmasını engelleyememişti. Bu öyle bir manzara yaratıyordu ki, ağzının sikilmiş olduğu belli oluyordu. Başım dönmeye başlamıştı yine. Sonra karımın dudakları iyice aralandı. Tanrım! Ağzının içinde de hala döller vardı. İki elimle karımı çıplak kalçalarından kavrayıp kendime çektim. Sağ elimin orta parmağını kalçalarının arasına kaydırdım. Götü alabildiğine açık duruyordu. Vıcık vıcıktı. Biraz bastırınca parmağımı yutuverdi birden. Tanrım! Götünün içi döl doluydu. Götü birden hareketlenmiş açılıp kapanıyordu. Karımı çevirip duvara domalttım. Götünün küçük deliği de hala açık duruyordu. İçinden sızan döller ince bir şerit halinde bacağına akıyordu şimdi. Karımın, “Ahhhhh, müthişti sevgilim! Çok güzel sikti beni! Siki de kocamandı, gördün değil mi? Yarağı kocamandı! Ohhhhh, her yerimden sikti beni sevgilim!” diye mırıldandığını duydum.
Karım birden önümde diz çöktü. Taşaklarım yüzüne değiyordu şimdi. Karım tıpkı Manava yaptığı gibi taşaklarımı yalamaya başladı. İki eli pençe gibi kıçımın yanaklarını kavramıştı. Fazla dayanamayacağımı biliyordum. “Hadi ağzımı sik kocacığım!” dedi karım birden, “Hadi ağzımı sik sevgilim. Tıpkı Manavın yaptığı gibi Sikini ağzıma sok ve sik! Hadi! Ohhhhh! Hadi sevgilim. Hadi kocacığım!” dedi. O an için bundan daha çok isteyeceğim hiç bir şey olamazdı. Vücudumun üst kısmını öne eğdim. Sonra da bir elimle bastırıp sikimi tıpkı bir Am gibi açılmış bekleyen karımın ağzına soktum. Tanrım! Karımın ağzı Am’a benziyordu. Gırtlak kasları Manavın o kocaman siki nedeniyle iyice gevşemişti. Hiç zorlanmadan sikimin hepsini yuttu. Küçük dilinin sikimin zonklamakta olan başına değdiğini hissediyordum. Sokup çıkarmaya, karımı ağzından sikmeye başladım. Burnundan kaçan inlemeler öylesine tahrik ediciydi ki, belimin hemen gelmesini önlemek, bu müthiş zevki uzatabilmek için alabildiğine kasmıştım kendimi. Fırın gibiydi ağzının içi. Islak ve kaygan bir fırın gibi. İnanılmaz güçlü bir vakum makinesi gibi emiyordu sikimi. Birden bir top gibi patladım. Belim geliyor, tohumlarım bitmek bilmeyen salvolar halinde karımın gırtlağına fışkırıyordu. Karımın vücudu da dalga dalga sarsılıyordu. Bellerimi büyük bir iştahla yutup midesine indiriyordu. Bunun kısacık bir süre içinde kaçıncı kez olduğunu şaşırmıştım.
Uzunca bir süre halının üzerinde sarmaş dolaş yattık karımla. İkimiz de iyice yorgunduk. Karımın yüzündeki mutlu tebessüm o kadar güzeldi ki beni deli ediyordu. Karım kendini bir yabancıya siktirmek istemiş ve bunu elde etmişti. Gözlerimin önünde sikilmişti karım. Hemde iki günlük sakallı, pek de temiz olmayan kocaman kapkara ve kıllı bir yarağı olan hayvan gibi bir Manav sikmişti karımı. Amından, götünden ve ağzından sikmişti. Karıma, “Memnun musun bebeğim?” diye sordum. “Ohhh! Evet sevgilim. Çok güzeldi. Müthiş güzeldi. Peki sen? Sen memnun musun kocacığım?” dedi. “Evet! Hemde çok!” dedim.
Lisede rakibime gıcık olduğumdan arkadan verdim
Selamlar. Adım Şule. Şu anda 26 yaşında, evli bir kadınım. Aslen İzmir’liyim, ancak Antalya’da yaşıyorum. Bilirsiniz, bir çok kız ilk cinsel tecrübelerini Lise yıllarında yaşar. Ben de aynı şekilde, ilk cinsel tecrübemi Lisede, tüm Lisenin peşinden koştuğu, aşırı yakışıklı bir erkek olan Burak’la yaşadım. Size onu, ve yaşadığım unutulmaz sikişi anlatacağım.
Hayatım boyunca hep yaşımdan daha büyük gösterdim. Yaşıtlarımın memeleri yeni yeni olgunlaşırken, benim bir kadının büyüklüğünde memelerim ve kalçalarım oldu. Halen de oldukça büyük bir götüm ve memelerim var ve bununla gurur duyuyorum. Gururumu, teşhir ederek gösteriyorum. Kocamla cinsel hayatımız çok renkli. Beni asla orgazm etmeden işini bitirmez. Hatta bazı geceler, sırf sikiştiğimizden beni uyutmaz, ertesi gün zangır zangır titreyen bacaklarla, yorgunluktan ölmüş, gebermiş bir şekilde işe giderim. Bazen kocam, sabah ereksiyonunu benim ağzımda bitirir. Çocuk düşünmüyoruz. Çünkü daha genciz ve seks konusunda en verimli çağlarımızı yaşıyoruz.
Kocamla fantazilerimizde sınır yoktur. Ancak bizim aramızda kalır bu. Örneğin, kocamın beni becerirken başka kadınları hayal etmesi benim için sorun olmaz. Ben de aynı şekilde, kocamın altındayken başka erkekleri düşünürüm. Anal, oral, vajinal, her türlü seksi yaparız beraber. Kısacası kocamı çok seviyorum. Ancak benim deliklerime sahip olan ilk erkek kocam değil. Kocam bunu bilerek benle evlendi. İlk cinsel deneyimimi Lisede yaşadım. Lisede, amdam verme dışında, seksin her türlüsünü yaptım. Sadece bekaretime dokundurmadım yani. Beni ilk siken erkek, Burak’tı. Burak, bizim bir dönem üstümüzde, aşırı kaslı, yakışıklı ve her kızı peşinden koşturacak kadar ilgi çekici bir erkekti. Diyorum ya, Lisede ben de çok ilgi çekerdim diye. Hatta ismim bir süre ‘Bayan meme!’ olarak çıkmıştı. Ben de doyasıya sergiliyordum. Hatta sınıfın arka sırasında bana bakarak siklerini okşayan erkekleri unutamam...
Burak o sıralar, benim aşırı derecede gıcık olduğum bir kız olan Yelda’yla çıkıyordu. Bu yüzden Yelda’yı, Rakibem, can düşmanım olarak görüyordum. Ben başkalarıyla çıksam da, Burak’ı aklımdan çıkaramıyordum ve her sevgilimde Burak’ı arıyordum. Yelda ise bana nispet yaparcasına yanımda Burak’ı öpüyor, yiyişiyor, beni deli ediyordu. Bu yüzden kaç kere kavga ettik o şıllıkla. Bir kadın, özelliklede güzel bir kadın, eğer istediğini elde edemezse, dişiliğini kullanır. Ben de o zamanlardan öğrenmiştim bunu kullanmayı, ki halen kullanırım...
Aklımdan çıkmıyordu! Onun o bakışları, gülüşü... Resmen aşıktım ona, ama benim düşmanımla çıkması aynı zamanda ondan nefret etmemi de sağlıyordu. Ben başka erkeklerle takılırken, onlarla, sinemada, parkta, cafelerde yiyişirken, hep Burak ın benimle yiyiştiğini hayal ediyordum. Bir kış günüydü, hiç unutmuyorum. Okuldan çıkmış eve giderken, Yelda ve iki arkadaşı yolumu kesti. Yolun ortasında saç baş birbirimizle kavga ettik. Kızlardan baya güzel bir dayak yemiştim. Üçü de bana vururken, Yelda yerde beni tekmeliyor, “Burak benim, orospu! Benim!” diyerek tekmelerini ağzıma, yüzüme, götüme indiriyordu. Baya bir dövdüler ve yemin etmiştim, Burak benim olacaktı!
Burak’ı elde etmemin tek yolu, ona kendimi vermekti. Gerekirse Burak’a bekaretimi verecektim, ama Yelda’dan ayıracaktım onu! Böylece Yelda’ya karşı kazanmış olacaktım. Neyse, arkadaşlarımla o günden sonra konuştuk. Önce Yelda’yı bir güzel dövdük tabi. Liseli kavgaları işte. Kızlar arasında erkek yüzünden çıkan kavgalar fenadır Liselerde.
En yakın arkadaşım Elçin’le bir gece parkta oturmuş, bira ve sigara içiyorduk. Sohbet konumuz tabi ki Burak’tı. Elçin’e bu fikrimi açtım. Elçin, “Kanka o kız Burak’ı bırakmaz!” deyince, “Ben alırım!” dedim. “Nasıl alacaksın?” deyince, “Gerekirse amımı veririm, ama onu elde edeceğim!” dedim. Elçin durup düşündü biraz, sonra, “Amdan verme kanka, gerekiyorsa götten verirsin. Ama öyle bir piçe bekaretini feda etme!” dedi. Aklıma yattı. Hem Burak’ı elde ederim, hemde zevk alırım diye düşünüyordum. Tabi uslu durmuyordum, bu sıralarda Burak’a yazıyordum ben de. Bildiğiniz yavşıyordum. Aklıma yattı götten verme fikri. Ama götten siktiren arkadaşlarımdan duyduğum, bu işin çok acı verdiğiydi. Acı falan umrumda değildi. Tek isteğim, o Yelda orospusundan daha güzel olduğumu kanıtlamaktı. Neyse, biz biraları bitirdik, Elçin, “Bu gece bizde kal!” deyince, Elçinlere gittik. Zaten annem ve babam Elçin’i bilirlerdi. Elçin’in anne ve babası evde yoktu, birkaç günlüğüne Mersin’e ziyarete gitmişlerdi.
O zamanlar da internet vardı tabi, ama bu kadar yaygın değildi. Oturduk bilgisayarın başına, porno açtık. Koca koca yarakları götten alan kadınları görünce, hele de kadınların zevkten inlediklerini görünce şaşırıyordum. Bazen denemek amaçlı olsada, götüme incecik tarak sapını hafifçe soktuğumda duyduğum acı tarifsizken, kadınlar götlerinden sikilirlerken acayip zevk alıyorlardı. Elçin, “Alışılıyormuş... Zamanla göt kasları açılıyormuş, ama fazla yaparsan osuruğunu tutamıyormuşsun!” dedi. Biraz korktum, yine de, bir kereden ne çıkar felsefesi işlemişti kafama resmen. Ama benim göt deliğim, herhangi bir yarağı alacak büyüklükte değildi ki. Hemen internette anal seks maddesini incelemeye başladık. Kayganlaştırmayla beraber sorun olmayacağını gördüm ve karar verdim, Burak, götüme sahip olacak ilk erkek olacaktı! Ama Burak acaba götümü sikmek ister miydi?
Burak, okulun basketbol takımındaydı. Basket idmanlarını salonda yapıyorlardı, salonda da duş olduğunu biliyordum. Elçin’le plan yaptık. Duşta sikişecektim Burak’la. Önce Elçin, Burak’la konuşacaktı, yani sikişmek istediğimi söyleyecekti. Kabul etmesi halinde de, kimsenin bizi yakalamaması için Elçin bize gözcülük yapacaktı. Ama o benle Burak’ı bir arada görmeyecekti, kapıda duracaktı, bir şey olursa bir ses çıkarıp bizi uyaracaktı. Bunun için en uygun gün, Cuma günüydü. Cuma günü, tüm takımın çıktığından emin olduktan sonra, soyunma odasına girecektim...
Elçin teklfimi Burak’a götürdü ve Burak ta kabul etti. Cuma günü geldi çattı! Çantama her zaman yanımda bulundurduğum el kremini koydum. O gün, okula giderken en seksi külodumu ve sütyenimi taktım. Her zaman kıvırırdım eteğimi, bu sefer dahada kıvırmış, hatta göt hizama kadar çekmiştim. Bir gece önce, banyoda uzamış olan am kıllarımı kestim, resmen Burak’a hazırlandım. Biraz da götümü parmakladım, kalın tarak sapı soktum denemek için. Okula gittiğimde Elçin beni sınıfın kapısında bekliyordu. Bana, “Herkes idman yaptıktan sonra Burak seni bekleyecek, salon zaten geceye kadar açıkmış!” dedi. “Tamam!” dedim. O gün, heyecandan ne ders dinledim, ne bir şey yaptım. Ve akşam oldu... Burak’ın idmanını izledik Elçin’le beraber. O terli, kaslı vücudu beni delirtiyordu. İçim kıpır kıpırdı ve amım şimdiden sulanmaya başlamıştı. Neyse, Elçin bana şans diledi...
Burak, Bench dedikleri yerde oturuyordu. Üstünde sadece şortu vardı. “Hoş geldin bebek!” deyince, kucağına oturdum. Hiç ses çıkarmıyorduk. Yavaşça ellerimi Burak’ın boynuna doladım ve “Aşkım...” diyerek kendi dudaklarımı Burak’a sundum. Burak o kadar güzel öpüyordu ki dudaklarımı. Alt dudağımı kapmış, bir eliylede çorabımın üstünden bacaklarımı okşuyordu. Siki şimdiden kalkmıştı, kucağında olduğum için hissediyordum. Elimle Burak’ın boynundan kendime çekiyordum, şimdi Burak’ın dili benim dilimle kavuşmuştu. Kudurmuş gibi öpüşüyorduk. Yavaşça diğer bacağımı Burak’ın bacağının yanına koydum. Yiyişmede tecrübeliydim. Tamamen Burak’ın kucağındaydım şimdi.
İnanın, o an Burak amıma soksa sesimi çıkarmazdım. Arada dilini ağzımdan çekip, boynumu emiyordu. Boynuma bıraktığı ıslaklıklara hafif nefesler verince, benim içimde bir şeyler oynaşıyordu ve kuduruyordum. Kulak memelerime geldiği zaman, ben iyice kendimi salmıştım. Yavaşça üstümdeki kazağı çıkardım. Gömleğimin düğmelerini açtım, siyah sütyenimden iri memelerimi görünce, “Şahanesin aşkım!” dedi. Gülümsedim. Elimi arkama götürüp, sütyenimin kopçasını açtım. İri meme uçlarımı emdirmeye başladım Burak’a. Burak iki eliyle memelerimi okşuyor, sıvazlıyor, uçlarını yalıyor, hafifçe ısırıyordu. Ben de Burak’ın saçlarını okşuyordum tabi.
Burak bir süre memelerimle ilgilendi. O memelerimi yalarken aldığım haz inanılmazdı. Arada birbirimize espriler yapıyorduk. Burak tek eliyle şimdi benim eteğimin altından yavaşça kasıklarıma ulaşıyordu. Yavaş yavaş eli amıma geliyordu. Külodumun üstünden dokundu amıma. Sanırım ıslaklığı fark etti ki, “Islanmışsın bebeğim!” dedi. “Senin yüzünden...” dedim, gülüştük. Eteğimi kaldırıp, külodumu yana çekerek, onun şortunun üstünden sikini benim götümle birleştirmeye çalışıyordum. Ama Burak her seferinde sikini amıma hizalıyordu. Yavaşça elimi sikine götürdüm. Ama siki sanki biraz düşündüğüm gibi değil miydi?
Burak, “Alsana ağzına güzellik!” deyince yavaşça kucağından inip önüne diz çöktüm. Sütyenimi, gömleğimi çıkardım. Sonra şortunun tutup, bir anda indirdim. Ve gördüğüm yarak, şu ana kadar gördüğüm en küçük yaraktı! Resmen hayal kırıklığıydı benim için. İki kere ağzıma yarak almış bir kız olarak, iri yarak nasıl olur biliyordum. Ama Burak’ın siki, taş çatlasa 10 cm ve incecikti. O kaslı vücuda ve karizmaya yakışmayan bir yaraktı yani...
Küçücük sikini elimle kavradım. “Nasıl, beğendin mi?” deyince, “Hıhı, harika aşkım...” dedim. Aslında uzaktan yakından alakası yoktu. “Çok büyük, ben zaten ilk seninkini ağzıma alacağım...” diyerek bir de yalan atmıştım. Burak sırıtarak, “Em bakalım!” dedi. Yavaşça ağzıma aldım. Tamamını rahatlıkla ağzıma alabiliyordum. Yavaşça saçlarımı kulağımın arkasına koydum, ve sikini emmeye başladım. İleri geri yapıyordum, Burak ta iki elini kafasının arkasına birleştirmiş, bana sakso çektirmenin zevkini yaşıyordu. Burak’ın baklava dilimlerini okşuyordum ben de.
Yavaşça sikini ağzımdan çıkardım. Taşaklarını emmek istiyordum. Sikiyle orantısız taşakları vardı. Taşakları, devasaydı. Yavaşça tek yumurtasını ağzıma aldım, diğer elimlede sikine 31 çektiriyordum. Burağın şimdi elleri benim saçlarımdaydı. “Ağzını sikmek istiyorum!” deyince, yumurtalarını bıraktım ve ağzımı açtım. Burak yavaşça ağzıma sokup çıkarmaya başladı. Ben de ağzımı kapatmış, dilimi dişimin üstüne koymuş, Burak’a ağzımı siktiriyordum. Burak’ın, “Ohhh, ahhh!” diye inlemeleri artınca, boşalmak üzere olduğunu anladım. Hiç döl yutmamıştım, ama onunkileri yutacaktım. “Getir aşkımmm!” diyerek, ucunu emmeye başladım.
Burak kasılmaya, küfürler etmeye başlayınca şaşırdım. “Ohhh, yala kaltak! Ohhh! Fahişeeem!” diyerek tazyikli bir şekilde döllerini ağzıma attırmaya başladı. Ağzımın içi, dudaklarım, çenem hep dölle kaplanmıştı. Arada salyalarım akıyordu ağzımın kenarından. Aslında döl tadı hiç fena değilmiş diye düşünüyordum o an. Tuzlu ve ılık... Hepsini yuttum. Burak’ın kasılmaları bitmişti. “Şuleeem... Ohhh!” diyerek hepsini akıtmıştı. Ben halen önünde diz çökmüş, taşaklarını yalıyordum...
Yavaşça kalktım. Gözüm lavaboya ilişti. Hemen gittim, ağzımı yüzümü temizledim. Döndüğümde Burak sikini okşuyordu halen. Bana, “Aşkım, Elçin’e bir baksana, asayış berkemal mi?” deyince, yerdeki sütyenimi taktım. Kapıyı açtım. Elçin kapıda duruyordu. “Bitti mi kanka?” dedi. “Yok, daha ağzıma attırdı tatlım...” dedim. “Tamam buradayım ben...” deyince tekrar içeri gittim. Burak’ın siki inmemişti. Yanına oturdum, elimle devraldım sikini. Burak, “Harikasın aşkım...” deyince, “Yelda da emdi mi böyle aşkım?” dedim. “Evet, o da emdi. Ama siktirmedi aşkım...” dedi. “Yelda mı güzel emiyor, ben mi?” diye sordum. “Yelda daha güzel emiyor!” cevabını alır almaz Burak’ın taşaklarını tüm gücümle sıktım. Burak, “Aaaah!” diye çığlık attı. Sinirle kalkıp, yerde duran gömleğimi giydim ve “O zaman Yelda’yı sikersin, orospu çocuğu!” deyip çıktım oradan. Aşırı hırslanmıştım. Elçin, “Kanka ne oldu?” deyince, “Ananın amı oldu!” deyip çıktım salondan. Hemen eve gittim. Burak’ın suratına birdaha bakmayacaktım artık! Oturup ağlamaya başladım...
Aradan birkaç gün geçti ve Yelda’yla Burak’ın ayrıldığı haberi geldi. Aslında zafer benim olmuştu. Ertesi gün Burak yanıma gelip, bana çıkma teklifi edince hemen kabul ettim. Birkaç hafta, sadece yiyiştik Burak’la. Şimdi nispet yapma sırası bendeydi. Yelda kaşarı deliriyordu sinirden ve bu beni çoook mutlu ediyordu :)
Bir gün Burak akşam idmana girmeden önce, “Aşkım, gelsene idman sonrası?” dedi. “Sevgilim, eve gitmem gerek, gelemem!” dedim. “Yaa, merak etme çabuk hallederiz. Özledim ben sevgilimi!” dedi, kabul ettim. Elçin gene gözcü olacaktı, ama bu sefer kararlıydım, ona verecektim. Neyse idman bitti, herkes dağıldı. Biz Elçin’le salona girdik, ben gene odaya tabi. Burak bu sefer çırılçıplaktı, “Hadi aşkım, gel özledim seni!” dedi. “Aşkım, öyle çok uzun zamanım yok!” dedim. “O zaman domal sevgilim, seni sikmek istiyorum!” deyince, bakire olduğumu söyledim. “Zararı yok aşkım, götünden sikerim!” dedi. Kabul ettim.
Hemen duşakabine girdik. Külodumu çıkarıp, eteğimi yukarıya topladım, sonra ellerimle duşakabinin duvarlarından destek aldım, domaldım. Burak yavaşça arkama geçti, bir paketten kondom çıkardı. “Onu nerden buldun yaa?” deyince, “Hep cüzdanımda aşkım!” dedi. “Bana kullan onu sadece aşkım!” dedim. “Merak etme orospum, sadece sana kullanacağım!” dedi. Orospum diyerek gene bana hakaret etmişti. Bozulduğumu fark edince, “Aşkım, ben küfürlü sikişmeyi seviyorum, sadece fantazi, sen de küfür edebilirsin...” dedi kalkık sikine kondomu takarken. Ben ise Burak’ın önünde domalmış bir halde, götüme saplamasını bekliyordum.
Burak götümün iki yanağını ayırdı, “Aşkım daracık götün var yaa, off!” dedi. “İlk sen sokacaksın, ama acıtma aşkım!” dedim. “Kremin var mı?” dedi. Çantamda olduğunu söyledim. Hemen çantamdan çıkardı, göt deliğime iyice yedirdi kremi. “Aslında amını götünü uzun uzun yalamak vardı aşkım yaa!” dedi. “Eğer uslu durursan istediğin zaman yalarsın aşkım!” dedim. “Hazır mısın aşkım?” deyince, “Eveet!” dedim. “Ikın!” dedi. “Aşkım, ıkınamam, ne olur ne olmaz!” dedim. Aslında götüme sokarken ıkınmamı istemesi bana saçma gelmişti. Neden yani diye düşünüyordum ki, canım yanmasın diye istemiş olabilirdi.
Şimdi ben iki elime götümün yanaklarını ayırmış, Burak’ın götüme saplamasını bekliyordum. Burak göt deliğime dayadı sikini ve yavaşça ittirmeye başladı, fakat girmiyordu. “Aşkım girmiyor, daha dar!” dedim. “O zaman önce parmaklayalım!” deyip, yavaşça bir parmağını götüme soktu. Rahat sokmuştu aslında, ama büzüğüm acıyordu. İleri geri yapmaya başladı tek parmağıyla. Belki zevk alırım diye düşünüp bir elimi klitorisime attım. Klitorisimi okşarken Burak’ın götümü parmaklaması çok hoşuma gitmişti. Götüme bir parmak, iki parmak derken, biraz olsun alışmıştım, ama halen acı vardı. Burak, “Yeterli mi orospum?” deyince, “Sok artık, vaktim yok!” dedim.
Burak yavaşça sikinin kafasını götüme ittirmeye başladı. Sikinin kafasını nisepeten rahat almıştım, ama canım acıyordu, ister istemez göt kaslarımı kapatıyordum. “Aşkım kasma! Kasmaa!” diyerek milim milim ilerlemeye başladı. Acıdan ve azgınlıktan dudaklarımı ısırıyordum, ama ne olursa olsun hepsini alacaktım. Ve aldım da! Hiç bitmeyecek zannettim, ama en sonunda Burak’ın kasıklarının götümle buluştuğunu hissedince, sikinin köküne kadar götüme girdiğini anladım. O devasa taşakları amcığıma değmişti. Burak, “Aşkım, sert sikeceğim, haberin olsun!” deyip, ileri geri yapmaya başladı, “Orospummm, Şuleeem, Ahhh!” diye inliyordu. Hızlı hızlı çıkarıp sokmaya başladı götüme. Her sokuşunda acıdan kendimden geçiyordum. Artık götüm uyuşmuştu resmen.
Burak hızlı hareketlerle götüme sokarken ben ileri geri gidiyordum, Burak eliyle belimden beni destekliyordu. “İnle siktiğimin kaşarı, bağır, sik beni de!” diyordu durmadan. “Burak sik beni, ahhh, ohhh!” demeye başladım. Burak ta, “Hah işte şöyle! Orospum benim, dağıtacağım seni şıllık. Anasını siktiğimin kaşarı. Ohhh. Senin bu daracık götünü kocaman yapacağım!” diyordu. “Yavaş aşkım, canım çıkıyorrr!” dememe aldırış etmeden, “Kes lan şıllık!” diyerek sikiyordu götümü.
Küfürlerle götümün bekaretini kaybetmiştim. Burak’ın seks konusunda tecrübeli olduğu belliydi. Yalan yok, bir süre sonra ben de zevk almaya başlamıştım. Amımı okşaması beni delirtmişti. Şimdi bir eliyle belimden tutuyor, diğer eliyle amcığımla oynuyordu. “Parmağını sokma aşkım!” deyince, “Amını da sikeceğim aşkım, götünü de, ağzını da! Ama her şeyin zamanı var!” dedi. Belim ağrımıştı domalmaktan, “Aşkım yoruldum!” deyince, “Yerde devam edelim!” diyerek çıktı götümden. Elimde olmadan sağlam bir osuruk bırakmıştım. Sanki hava giriyordu götüme.
Duş kabininden çıktık. Götüm sızlıyordu, bacaklarımı ayırarak yürüyordum resmen. Burak yere oturdu, “Otur aşkım üstüne!” deyip, eliyle sikini doğrulttu. Yavaşça üstüne çömeldim, iki elimle götümün yanaklarını ayırdım. Burak ise sikinin kafasını götüme yerleştirdi ve yerleştirmesiyle beraber bir hamlede hepsini sokması da bir oldu. Elimde olmadan bir çığlık attım. Elçin kesin duymuştur diye düşünüyordum ki, Burak beni hoplatmaya başladı. Benle beraber memelerim de zıplıyordu, ama sütyenim vardı, ve gönleğimin düğmeleri yarıya kadar ilikliydi...
Biraz geriye doğru kaykıldım, böylece klitorisime daha rahat ulaşabiliyordum. Burak ellerini hiç kullanmadan, piston gibi götümü sikmeye başladı. Tanrım! Götten sikilmenin acısı büyüktü, zahmeti çoktu, ama sikiliyordum işte! Ve inanılmaz zevk alıyordum. Götümden hiç çıkmasın istiyordum, belki de bu istek tamamen Egodandı. Çünkü Burak içimdeydi ve bu bana başlı başına haz veriyordu...
Burak yorulup, pompalamalarını bitirince, kontrolü ben devraldım. Ben zıpladıkça eteğim daha çok iniyordu ve bu Burak’ı rahatsız ediyordu. Eteğimi göbeğime kadar çektim. Kırış kırış olmuştu. Burak’ın elleri şimdi memelerimdeydi. Gömleğimi iki yana çekince, düğmeler tek tek dağıldı. “Ne yapıyorsun, öküz müsün sen! Ne giyeceğim ben şimdi, hayvan!” dedim zıplamayı bırakarak. “Kes sesini orospu, zıpla!” dedi. Sanki robot gibiydim, yeniden zıplamaya başladım. Sütyenimin kopçasını açtım ve sütyenimi çıkarıp öne eğildim. Memelerim Burak’ın suratını kapatıyordu. Siki götümdeyken memelerimi iki yana alıp Burak’ın o yakışıklı yüzünü arasına aldım. Memelerimle boğuyordum onu ve bu bana zevk veriyordu!
Burak memelerimi yalamaya çalışırken, ben çömelmiş zıplıyor, onu meme uçlarımdan uzak tutuyordum. Aşkıma daha fazla dayanamadım ve Burağa sundum memelerimi. Kudurmuş gibi yalıyor, emiyordu memelerimi. Ama ben zıplamaktan bitmiştim, dizlerimde derman kalmamıştı. İlk seferde ağzıma aldıktan yaklaşık 3 dakika sonra gelen dölleri, şimdi gelmek bilmiyordu ve benim de vaktim daralıyordu.
Yavaşça doğrulup çıkardım götümden sikini. Sikinden kondomu çıkardım ve sikini ağzıma aldım. Az önce götümde gidip gelen yarak şimdi ağzımdaydı, kondomun etkisiyle çok kayganlaşmıştı. İleri geri yaparak, hızlı hızlı emmeye başladım. Burak ta saçlarımı okşuyor, “Ohhh, orospum!” diye bana hakaretlerini devam ettiriyordu, “Em orospu! Em! Kaşar seni! Yarak hastası orospu! Yelda bile bu kadar güzel emmiyordu orospum! Sen teksin! Ohhhh!” diyordu. “Senin orospun benim Burak, başkası değil! Getir aşkım döllerini!” dedim. “Ucunu em orospum, evet sen benim orospumsun! Ohhh!” dedi. Ucuna dil darbelerimi hızlandırmıştım. Burak kasılmaya, altımda kıvranmaya başlamıştı ve daha fazla dayanamayıp, oluk oluk döllerini ağzıma fışkırttı. Sikini ağzıma tamamen sokmuştum. Döllerini emerken kapı açıldı...
Elçin’le göz göze geldik. Donup kalmıştı Elçin. “Kanka, gelenler var!” deyince hemen çıkardım ağzımdan sikini. Heyecanlanmış ve korkmuştum. Elçin’in gözü Burak’ın sikinde takılı kalmıştı. Eminim ilk kez bir sik görüyordu Elçin. Hemen kalktım, fırladım yerden, duşa kabine koşup, çıkardığım külodumu aldım. Halen götüm sızlıyordu ve osuruklarımı tutamıyordum. 'Zart zurt!' osurarak giydim külodumu. Burak ta boxerını giymişti. O heyecandan gömleğimi sütyensiz giydim, kazağımı giydim ve koşarak çıktım dışarı. Elçin beni kapıda bekliyordu. Nasıl geçtiğini merak ediyordu. “Çıkalım konuşuruz!” dedim. Çıktık oradan.
Biraz yürüdük, ama ben Elçin kadar hızlı yürüyemiyordum. Halen götüm ağrıyordu ve bacaklarımı ayırarak yürümek zorundaydım. Gece bastırmıştı, üşüyordum, montum da orada kalmıştı. Elçin’lere gittik önce, hemen ilk işim tuvalete gitmek oldu. Götümü yıkadım. Elimin değdiği yerler çok acıyordu ve götüm her ne kadar ufak bir yarak tarafından sikilmiş olsa da genişlemişti ve büzük kaslarım kendini kapatmaya uğraşıyordu.
Biraz kendimi toparlayıp çıktım banyodan. Elçin’e merhem olup olmadığını sordum, bana Bepanten verdi. Deliğime sürdüm, biraz rahatlamıştım. Elçin karşıma oturdu, “Anlatsana kanka!” dedi. Her şeyi anlattım. “Götten zevkli miydi hakkaten?” deyince, “Ya başta sanki tuvaletin gelmiş gibi oluyor, ama 5 dakika falan sabredersen, biraz da amınla oynarsan zevkli oluyor!” dedim. Biraz sohbet ettik, sigara içtik. Sonra Elçin bana temiz külot verdi, giydim evime gittim.
Evde hemen duşa girdim. Götüm halen yanıyordu. Amcığım ise halen suluydu, inanamıyordum. Biraz ılık suyla götüme masaj yaptım, sonra odama gidip yattım. Bugün yaşadığım zevki ve heyecanı düşünerek uyudum :)

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Ben 30 yaşındaydım o zaman, makine mühendisi olan kocam 40 yaşında. Geç evlendik, geç çocuk yaptık. Bebeğim on aylık falandı. Severek evlenmiştik ama zamanla demek sevgi bitiyormuş. Hamilelik dönemi, düşük korkusuyla seks yapmaya zorunlu ara verme, doğum süreci, alınan kilolar, sezeryan nedeniyle seks orucuna devam derken eşim değişiverdi. Topaç gibi çocuk verdim ona ama demek ki yaranamamışım.
Eşim beni üç ay önce aldatmaya başladı, tabi benim bildiğim, kesin emin olduğum üç ay, daha öncesi var mı bilmiyorum. Hafta sonları gezmelerimiz, akşamları romantik mum ışıklı ev, restoran yemeklerimiz artık bitmişti. Her hafta sonu bir bahane uydurur alır başını gider gece geç saatlerde gelir yatar uyurdu. Karı koca hayatımız da bitmişti yani… Aynı evin içersinde, temizliğini yapan bir hizmetçi, yemeğini yapan bir aşçı, çocuğuna bakan bir mürebbiye konumuna indirgemişti beni…
Yine bir pazar sabahıydı. Erkenden kalktı traşını oldu, parfümlerini sürdü çeşit çeşit ve işi olduğunu, gece geç geleceğini ferman buyurarak çekti gitti. Hiç cevap vermeden sinirle dişlerimi sıktım, içimden küfürler savurarak pencereden lüks otomobilinin gidişini izledim. Yine o kadına gidiyordu elbette… Benden esirgediği güler yüzü, tatlı dili, beni mahrum bıraktığı sevişmeleri, orgazmları verecekti o kadına…
Çaresiz katlanmak zorundaydım. Başka çıkar yolum yoktu. İlk başlarda yaptığımız kavgaları, çekişmeleri, eşimin bana çektiği ültimatomu hatırladım. Ya bu duruma alışacaktım, lüks içinde yaşayacaktım, ya da emekli maaşıyla geçinmeye çalışan ailemin yanına çekip gidecektim bir sığıntı gibi… Elbette ilk seçeneği seçtim ben de… Bugün o yaptığım seçimimi deneyerek, görerek yaşıyordum böyle…
Kocam gidince ufaklıkla ikimiz kalmıştık koca evde… Ben can sıkıntısıyla bilgisayarı açıp bir süre internette tavla, okey dolaştım. Daha sonra her zaman olduğu gibi seks açlığının dürtüsüyle erotik sitelere girmeye, hikayeleri okumaya başladım. Özellikle evli kadınların yaşadığı aldatma hikayelerini okudukça azdım. Bilgisayarın önünde, elim eteğimin altında, külodumun içinde, gözlerim kapalı parmaklarım klitorisimi sıkıp okşarken okuduğum hikayeler bana ilham verdi biraz ve aklıma her zaman olduğu gibi komşumuz Enver abi geldi.
Enver abi dediğim benden yedi sekiz yaş falan büyük, kocamdan küçük, iri kıyım, sağlıklı bir erkek… Eşi Sema abla da aksine hasta, sürekli kızına ve annesine gider, haftalarca aylarca kalırdı. Arada bir gelir, birkaç gün kalır, fazla durmaz yine gider, Enver abiyi yine yalnız bırakırdı. Bir ara yine Sema ablanın olmadığı günlerden birinde Enver abi beni çağırıp
“Gül, şu çamaşır makinesini yeni aldık, bir şey anlamıyorum. Sizinkiyle aynı marka, rica etsem bana gösterebilir misin?” diyerek yardım istedi.
Sema ablayı çok severdim, rahatsızlığı ortaya çıkmadan çok önce de yeni evliyken bana gösterdiği yakınlık, yaptığı manevi yardımlar ve destek nedeniyle de özel ilgi gösterirdim. Evlerine gider gelir, sohbet eder, dertlerimi ona dökerdim. Şimdi de hastalığı nedeniyle üzülüyor, durumu hakkında Enver abiden bilgi alıyor, selam gönderiyordum sürekli…
“Ne demek abi, başım üstüne… Hatta yemek konusunda da yardımcı olurum. Sen sakın kendini üzme, Sema ablaya lazımsın sen…” diyerek cevap vermiştim.
Karısının olmadığı dönemlerde adamcağıza yardımcı olmaya çalışıyor, bir süredir çamaşır, bulaşık makinesiydi, yemek hazırlamaydı derken, evlerine gidip geliyordum. Bir süre sonra farkına vardım ki, bu gidip gelmelerde bana biraz kur yapıyor, ama komşu olmamız hasebiyle fazla ileri gidemiyordu. Hala öğrenememişti çamaşır makinesini nedense, sürekli gelmemi istiyor, çağırıyordu… Ben ona düğmeleri, programlamayı gösterirken babacan tavırlarla elini belime atıyor, yanıma eğiliyor bana iyice sokuluyordu öğrenme bahanesiyle…
Mutfakta yemek yaparken mutfak tezgahı ile masa arası dar olduğu için gelip geçerken belimden tutuyor ve sürtünüyor, hani gayri ihtiyari hareketlermiş gibi davranıyordu. Ben de anlayışla karşılayıp ses çıkarmayınca sürtünmelerini artırıyordu.
Evet, ses çıkarmıyordum, çünkü Sema ablanın kocasıydı o… Bu tür şeyleri hoş görmem, aldırış etmemem gerektiğini düşünüyordum. Ben evliydim, onun da hasta da olsa bir karısı vardı. İçim gıcıklansa da, tepki vermemeye, en azından, dokunuşlarının beni nasıl etkilendiğini, sevişmeye aç bedenimi nasıl azdırdığını ona göstermemeye çalışıyordum. Enver abinin evine her gidişim, dönüşümde banyoda, yatakta kendimi tatmin ederek, kalçalarıma sürtünen sertliğini, etime dokunan ellerinin sıcaklığını hayal ederek son buluyordu.
İşte şimdi evde bunları düşünürken birden heyecanlandım. Madem kocam beni aldatıyordu, bana elini bile sürmüyordu, ben oturup da onun beni aldatışının yasını mı tutacağım dedim kendi kendime… Enver abi bana sarkarken, oramı buramı ellerken ne diye kendimi namuslu ev kadını gibi kasacaktım? Hazır elimin altında benim gibi sekse aç, mahrum kalmış bir erkek varken…
Hemen bilgisayarı kapatıp banyoya gittim. Bütün istenmeyen tüylerimi temizledim. Duş jelleriyle yıkanıp kokulandım. Hava çok sıcaktı. İç çamaşırı giymeden, çıplak bedenimin üzerine göğüslerimin üzerinden lastikli, askısız, bacaklarımın tamamını meydanda bırakan kısa, tek parça elbisemi giydim. Kocamı sevişmeye ikna etmek için boşuna para verip aldığım cezbedici parfümlerimi de süründüm.
Daracık, kısacık tek parça elbisem, vücudumun bütün yuvarlaklarını meydana çıkarmış, seksi bir hale getirmişti beni… Bu durumuma sabredebilecek bir erkek düşünemiyordum salak kocam hariç…
Kesin kararını vermiş bir durumda, benim ufaklığı kendi kendine oyalandığı oyun havuzundan alıp çıktım ve karşı dairenin kapısına dayandım. Heyecanım en üst düzeydeydi. Zilin düğmesine basmadan önce bir an durup nefes almaya çalıştım. Zili çaldım, biraz sonra Enver abi hava sıcak olduğundan üzerinde yalnız bir baksırla kapıya çıktı, şaşkın gözlerle bana baktı,
“Gel Gül, gel içeri… Özür dilerim, bakmadan böylece çıktım karşına, üzerime bir şey alayım ben…” dedi.
“Önemli değil, hava sıcak zaten, telaşa gerek yok Enver abi…” diyerek içeri girdim. Salona geçip oturdum, o da ben önemli değil diyerek engel olduğumdan baksırıyla gelip yanıma oturdu.
“Çoktandır uğramıyordum, gelip bir bakayım dedim. Çamaşır, yemek işleri ne alemde, ne yaptın diye merak ettim” diye sohbeti başlattım.
“Sağolasın Gül. Çamaşır makinesini artık çalıştırabiliyorum. Yemek olayını da bazen ben yapıyorum, bazen dışarıdan sipariş veriyorum, idare ediyorum işte… Mecburen…” dedi.
“Aaa… Enver abi, aşk olsun… Sema abla seni bana emanet etti. Dışarıdan yemek olur mu? Neden bana söylemiyorsun, arada gelip yaparım demiştim sana…” diyerek itiraz ettim.
Konuşma bu şekilde devam ederken, benim seksi kıyafetim ve yalnız oluşumuzun da etkisi ile enver abinin aleti kalkmıştı, oturduğum yerden görebiliyordum. Gizlemekte güçlük çekiyordu. Daha önce Sema abladan aletinin büyük olduğunu duymuştum, laf arasında, üstü kapalı şikayet ederdi hep… Canının yandığını, üstelik azgın herifin her gün her gün seks istediğini anlatır dururdu zavallı…
Birden heyecanım katlandı kanepede yan yana oturuyorduk, aramızda yarım metre bile yoktu. Ara sıra konuşurken Enver abinin yüzüne baktığımda, gözlerini bacaklarımdan yüzüme çeviriyordu. Benim seksi görüntüme içinin eridiği her halinden belliydi. Artık ben de hem ona, hem kendime fazla eziyet etmemek için harekete geçmeye karar verdim. Daha önceden aramızdaki ilişkiyi başlatmak için kurduğum planı uygulamaya koydum.
“Enver abi, ben çocuğu bir emzireyim uyutayım, senin eksiklerini gideririz şimdi…” dedim. Eksiklerini gidermek deyince yüzüme bakan adamın surat ifadesini görünce içimden gülmek geldi, düzelttim, “Yemeklerini, çamaşırlarını, ütülenecekleri ayarlarım yani…” dedim.
“Ya, zahmet olacak Gül, çocuk da var zaten…” diye söze başlamıştı ki gözleri açılıverdi, yutkunup sustu… O konuşurken ben gayet doğal, sanki her gün bunu yapıyormuşum gibi bir tavırla, göğsümün üzerindeki tek parça elbisemin lastiğini aşağı sıyırıverdim. Sol mememi çıkarıp ucunu çocuğun ağzına dayayıverdim. Benim her zaman aç oğlum da zevkle, cork cork mememi emmeye başladı.
Enver abi çocuğu emzireyim dediğimde diğer odaya geçip emzireceğimi sandığından birden şok olmuştu. Fakat kurt adam hemen şaşkınlığını üzerinden attı. İçinde bulunduğumuz durumdan ve benim rahatlığımdan cesaret alarak iyice yanıma sokuldu ve kolunu arkamdan omzuma koyup
“Oh oh, maşallah, çocuğu da büyüttün Gül…” diyerek eğildi, koca pençesiyle oğlanın başını okşamaya başladı.
Çocuğu sevme bahanesi ile eğilip öperken (enver abi kirli sakal gezer devamlı) sakalları memelerime değiyor, beni fazlası ile heyecanlandırıyordu. Benden tepki gelmeyince çocuğu öpme dozunu iyice artırdı. Artık sakallarını memelerime kasıtlı sürtüyordu. Bu arada bana iyice sokulmuştu. Omzumdaki eli omzumu resmen okşuyordu ve sağ elinin işaret parmağıyla sol yanağımı okşamaya başladı. Heyecandan kısılmış sesiyle bana
“Çok güzelsin Gül’üm…” dedi. Ben de utangaç bir tavır takınarak, cilveli cilveli,
“Ayy, teşekkür ederim iltifatına Enver abi…” dedim. Gelmeden sürmüş olduğum parfümün kokusunu içine, ciğerlerine kadar çekerek,
“Yoo, iltifat falan değil, gerçekten güzelsin. Seksisin. Bir içim su gibisin.” dedi inleyerek… Yanağımı okşayan eliyle başımı kendi yüzüne doğru döndürmeye çalışırken diğer yanağımı öptü ve ben biraz naz yapmak için,
“Ne yapıyorsun Enver abi?” dedim utangaç utangaç… Sabrı tükenmiş gibiydi adamın, her an üzerime saldırıp ümüğüme çökecek gibi bakıyordu bana… İçim gıcıklandı bir anda…
“Ne mi yapıyorum? Baksana halimize… Üstüme bir şey giydirmedin, gerek yok dedin. O güzel göğüslerin meydanda, ucunu gösterip duruyorsun. Evde ikimiz yalnızız. Ne yapmalıyım sence?”
“Hava sıcak, giyinmene gerek yok dedim abi. Çocuğun da karnı acıktı, emziriyorum. Ne var ki halimizde?” dedim dudaklarımı büzerek… Daha da kudurdu sanki…
“Beni delirtme kadın, ikimiz de olacakları istiyoruz, inkar etme sakın…” Ben işi iyice saflığa vurup kalmayan sabrının son kırıntılarını ekarte ettim,
“Ne gibi olacakları Enver abi? Ne demek istiyorsun sen? Ne yapıyorsun? Sema ablam…” diyecek oldum. Çenemden sert bir şekilde tutup başımı kendine çevirdi, dudaklarıma doğru eğilirken,
“Bırak, Sema ablanı siktirtme bana…” diyerek dudaklarıma yapıştı.
Ben hemen teslim oldum havası vermemek için itiraz etmeye, başımı geri çeker gibi yapmaya çalıştım ama ne mümkün… Saçlarımı sıkıca kavrayıp başımı arkaya yatırmış, vahşice dudaklarımı somuruyor, adeta yiyordu. Dakikalarca öptü beni, somurdu dudaklarımı… Ben de dayanamadım artık… Hele kaba kaba, adıyla sanıyla “ablanı siktirtme” demesi bitirmişti beni… Amımdan zevk suları boşalıyordu. Kasıklarım yanıyordu adeta… Karşı koyma rolünü bırakıp, üst dudağını emmeye, dilimle yalamaya başladım.
Ben karşılık vermeye başlayınca rahatladı. Biraz öptükten sonra dudaklarımı bıraktı. Nefes nefeseydi. Benim de ondan farkım yoktu. Zevk sularımın içimden aktığını, süzüldüğünü hissedebiliyordum. Yine de utanmış gibi yapıp başımı öne eğdim. O ise beni okşamaya, sevmeye devam ediyor,
“Oh, çok tatlısın Gül… Çok güzelsin. Bitiyorum sana bebeğim…” diye diye her yerimi mıncıklıyordu. Aramıza dökülen uzun saçlarımı kaldırdı, yanağımı boynumu öptü. Öpe öpe dudaklarıma geldi. Çenemden tutarak yine kendine çevirdi. Ben artık karşı koymuyor, aksine karşılık veriyordum öpmelerine… Yine dudaklarımı emdi, öptü. Dudaklarımız ayrılınca,
“Bir dakika Enver abi, çocuğu içeriye bırakayım, öyle devam edelim” diyebildim. Karnı doyduğu için ufaklık hemen uyumuştu kucağımda… Sabırsızca koltuktan kalktım, diğer odaya götürüp iki tekli koltuğu birleştirip beşik gibi yaptım, hiç bir şeyden habersiz, melek gibi uyuyan masumu yatırdım. Meleğimin annesi kızışmış, bir orospu gibi azmıştı ve biraz sonra sikilmeye hazırlanıyordu. Üstüme başıma, saçlarıma çeki düzen verdim ve hayatımın dönüm noktası olacak olan, birazdan başıma geleceklere, yaşayacaklarıma doğru yürümeye başladım. Yürüdükçe bacak aramdaki ıslaklığı hissediyordum.
Enver abi tahmini 185-190 boylarında 110-120 kilo ağırlığında dev cüsseli biri… Göbekli değil ama enine boyuna yapılı, Kırkpınar pehlivanı gibi biri… Yani aramızda orantısız bir güç var. Beni ona çeken de buydu aslında… Beni tahrik eden, altında ezilerek sikildiğim erotik, ıslak rüyalar gördüren…
Enver abinin beni beklediği odanın kapısında durup baktım. Sabırsızlıkla, parlayan gözlerle bekliyordu beni… Bir eli baksırının önünde, kalkmış sikinin üzerine kapaklanmıştı. Diğer elini bana uzatıp bekledi. İlerleyip yanına geldiğimde kırılgan bir bibloymuşum gibi nazikçe elimden tutup çekti, kucağına oturttu. Beni ürkütmeden yatağa hazırlamak istiyordu, bunu anlayabiliyordum. Belki on onbeş dakika kocaman, kürek gibi elleriyle her yerimi sakin sakin okşadı, sevdi öptü. Onun kucağında bir çocuk gibiydim. Okşamaları delirtiyordu beni…
“Az önce çocuğu emzirirken çok özendim.” dedi. Zevkle inleyerek,
“İstersen seni de emzireyim koca bebek…” dedim. Hemen kucağından indirip yanına oturttu beni, kendisi de kanepeye uzandı. Başını kucağıma aldım. Başı zaten bir bebek kadardı ve beni emmeye başladı. Ohhhh… O kadar uzun zaman olmuştu ki bu zevki tatmayalı… Bir erkeğin beni okşaması… Öpmesi… Göğsümü emmesi… O beni emerken ben tüm açlığımla kısa sürede orgazm oldum. Daha içime bile girmemişti koca adam… Çok zevkliydi.
İki mememi de emip sütlerimi bitirdi ve beni kucağına alıp yatak odasına doğru yürümeye başladı boynuna sarılıp öperken, kulağının içine içine üflüyor, kedi gibi mırıldanıyordum,
“Yatakta bana sert davran dev adam… Hatta küfür et… Zevk alayım. Kocamın yapmadığı şeyler yap bana… Zevk ver bana…”
“Tamam amına kodumun karısı… Seni öyle bir sikecem ki ilk defa sikildiğini sanacaksın…” diyordu. Gardrobun önüne geldiğimizde aynadan altımdaki azmanı gördüm, nerdeyse baksırı yırtacaktı. Sanki benim küçücük amıma saldırmak için sabırsızlanıyordu. Beni sertçe yatağa fırlattı attı. Üzerimdeki tek parça mini elbiseyi yırtarcasına çıkarttı kenara attı ve benim elbisemin içinde yılan gibi, çamaşırsız, külotsuz olduğumu görünce,
“Vay amına kodumun orospusu vay… Hem hazırlıklı gelmişsin, hem de ben öperken naz yapıyordun içerde…” dedi. Elimle iri göğüslerimi, karnımı, bacaklarımın içlerini okşarken yatakta çırılçıplak, şehvetle kıvrandım,
“Evet canım… Hazırlıklı geldim. Seni isteyerek geldim. Naz yaptım sana…” dedim gülümseyerek… Dişlerinin arasından tıslayarak,
“Şimdi gösteririm ben sana nazı orospum…” derken baksırını çıkarttı. Aman tanrım… Gözlerim fal taşı gibi açıldı bir anda… O ne öyle? Azmanın büyük olduğunu Sema abla söylemişti ama bu kadar kalın olabileceğini de düşünmemiştim. Kola kutusu gibiydi mübarek hayvan… Fazla abartılı uzun değil ama çok kalındı…
Kocam beni becermiyor diye porno filmlere dalmıştım, çok porno filmler seyretmiştim ama, orda bile bu kadar kalınını görmemiştim. Ne yapacaktım ben şimdi? Bırakıp altından da kaçamazdım. Buraya kadar getirmiştik olayı beraberce… Artık beni sikmeden bırakmazdı, mecburen alacaktım içime o azmanı… Bana yatakta sert davran dediğime pişman oldum ama sakinleştirmem lazımdı adamı…
Üzerime küfrederek geldi. Beni hayvanlar gibi homurdanarak, hoyrat bir şekilde, evire çevire seviyor, azmanı içime salmak için hazırlıyordu. Bir ara dudaklarımı onun etli erkek dudaklarından zorlukla kurtarıp, nefes nefese,
“Enver abi, senin azmanın bu kadar kalın olduğunu bilmiyordum. Biraz yavaş sok nolur, lütfen…” diyebildim.
“Tamam küçük fahişem, tamam… Amcığın küçükmüş zaten… Yavaş yavaş sokucam yarağımı, merak etme sen, korkma…” dedi.
Bacaklarımı kaldırıp dizlerimi kırdı ve göğüslerime dayadı. Küçük amım kabak gibi önündeydi. Bir süre hayranlıkla seyretti. Elini uzatıp kalın, dolma gibi parmaklarıyla minik, üstündeki kalp şeklinde kestiğim kıllarımın süslediği, pembecik dudakları zevk sularıyla ıslanmış çizgi şeklindeki amımı okşadı. Islaklığıma parmaklarını daldırıp suyumu aldı, ağzına götürdü yaladı, burnuna götürüp kokusunu içine çekti.
“Ohh yavrumm… Gerçekten çok küçükmüş amcığın… Tam tahmin ettiğim gibi… Ama çok tatlı, nefis de kokuyor. O salak kocan sikmiyor seni değil mi? Bu güzel amcığın hakkını vermiyor değil mi o geri zekalı pezevenk…” diyerek bacaklarımı ikiye ayırdı. Sulanmış amımın sularını emdi, içti ve ben kocaman ıslak dilinin verdiği zevkle minik feryatlarla, inlemelerle, solucan gibi kıvranırken,
“Artık dayanacak gücüm kalmadı amına kodumun karısı… Bitirdin beni…” diyerek doğruldu. Bacaklarının arasındaki kola kutusunu belinden tutup, kocaman kafasının ucunu minik amımın dudakları arasına koydu ve bana
“Sakin ol… Kendini serbest bırak… Kendini sıkmazsan zorlanmazsın bebeğim…” dedi ve azmanın içime doğru yolculuğu başladı. Kocaman kafa girdikçe zavallı minik amım onu alabilmek için açıldıkça açılmaya çalışıyor, devasa misafirini içeri almaya çalışıyordu. Bir ara çok gerildi amım ve
“Enver abi nolur biraz duralım…” dedim. O da durdu. Biraz bekledikten sonra hafifçe itmeye başladı. Çok acıyordu ama biraz dişimi sıkıp az daha girmesini bekledim yine çok gerilip acıyınca Enver abiyi tekrar durdurdum. Tekrar amımın o kalınlığa alışmasını bekledik. Bu şekilde, azar azar, dura dinlene yarım saate yakın bir zaman sonra artık amım gerilmenin en son noktasına gelmişti ve o koca kafa minik amımın dudaklarından sıyrılıp içime girmişti.
Amımın dudakları biraz kapandığı için bir rahatlık olmuştu ama amım hala daha gergindi. Şimdi azmanın gövdesini sıkı sıkı sarmış, milim milim içine alıyordu. İzlediğim belgesellerdeki boa yılanının kendi vücudundan kalın avını saatlerce milim milim içeri alarak yutması aklıma geldi. Şimdi de vajinam kendinden çok büyük bir azmanı fizik kurallarını alt üst edercesine içine alıyordu aynı şekilde… İçimden gülmek geldi ama gülemedim. Büyük bir ciddiyetle içime o kalınlığı almaya çalışıyordum dudaklarımı ısıra ısıra…
Enver abi hafif hafif içime kayan azmanını hiç durdurmuyor, bir an önce yerini alması için aletini kaktırıyordu içime… Sonunda adamın kısa kesilmiş kasık kılları amımın dudaklarına diken gibi batınca azmanın yolculuğunun bittiğini, içime iyice yerleştiğini anladım. Enver abiyle sarılıp öpüştük. Zafer kazanmış bir komutan edasıyla adeta kutluyorduk bu olayı…
Enver abi amımın azmana alışması için bir on dakika hiç kımıldamadan öptü beni, sevdi, okşadı. Yüz kiloluk erkeğin ağırlığının altında ezilirken bana durmadan,
“Amına kodumun karısı… Çok tatlısın… Amcığın daracık… Bitirdi beni amcığın…” diyordu.
Yavaş yavaş kıpırdanmaya başladı. Fakat ben ne kadar darsam, adamın siki de o kadar kalın ve genişti. Etlerimiz adeta yapışmış gibi birbirlerine, hareket etmeleri mümkün değil gibi geliyordu bana… Her hareketinde omuzlarını tırnaklayarak, başımı sağa sola atarak zevkle inliyordum.
O zevkin arasında bir yandan da düşünüyordum. Adama içime boşalma desem çıkarması bayağı bir mesele, içime boşalsa korunmuyorum. Ne yapacağımı şaşırdım ama ne olursa olsun deyip ses çıkarmadım. Zaten benim bir şey söylememe kalmadan, o da az sonra hayvanlar gibi böğürerek içime boşaldı.
Boşalırken hırıltılar çıkarıyordu küfrediyordu, belki bir çay bardağını dolduracak şekilde boşaldı içime… Vajinam koca aleti çok sıkı sardığı için ne onun menileri çıkıyordu dışarıya, ne de benim sularım… Enver abi iyice boşalıp rahatladı. Tabi ben de bu arada kaç kez orgazm olduğumu sayamadım bile… Enver abi rahatlayınca
“Gülüm, sana küfrettiğim için kızmıyorsun değil mi?” dedi. Hala üstümdeydi, hala siki içimdeydi kapkalın… Ağırlığını vermemeye çalışıyordu ama yine de göğüslerim eziliyordu kaslı göğsünde… Şikayetçi değildim yine de… Hasret kalmıştım buna çünkü… Gülerek kaslı kolunu okşadım,
“Olur mu Enver abi?” dedim. “Zaten küfretmeni ben istedim, tahrik oluyorum çünkü… Senin azmanı görünce sert davranmanı istediğime pişman olmuştum. Ama sağ olasın, yine de isteklerimi kırmayıp bana iyi sabrettin” dedim.
Yine bana çok nazik davranıp öpmeye başladı. Yine boynumu dudaklarımı yanaklarımı yedi bitirdi. Siki içimdeyken aramızdaki fizik farkından dolayı memelerimi ememiyordu. Biraz sonra içimden çıkmadan beni üstüne aldı. Kendi yatağa uzandı ve beni üstünde hoplatmaya başladı. Ben de olaya katılmış, yavaş hareketlerle çıkıp iniyordum azmanın üstünde…
Baktım, vajinamın duvarları azmana iyice alışmış, yavaşça dizlerimin üstünde yükselip sikinin başına kadar getirdim amımın dudaklarını… Yeniden oturdum köküne kadar… Müthiş bir zevk alıyordum. Orgazm fırtınaları kopuyordu içimde, sürekli bir boşalma halindeydim. Fırtına gibi orgazmlarım birbirini takip ediyordu. Biri bitip diğeri başlıyordu az sonra…
İçimdeki kalın şey hala içimde kazık gibi duruyor, boşalmasına rağmen sertliğini kaybetmiyordu. Anlaşılan Enver abi çoktandır kadınsız olduğu için çok dolmuştu diye düşündüm. Bu arada ben üstünde ritmik hareketlerle çıkıp indikçe Enver abi de benim memelerimi yoğuruyor, her yanımı okşuyor seviyordu.
Yine kasıldı ve hırıltılar çıkarmaya, hayvani bir şekilde böğürmeye başladı ve içime bir kez daha boşaldı. Bu sefer ki boşalması deminki gibi uzun sürmedi ve beş dakika kadar daha beni sevdi okşadı. Sonunda aleti içimde küçülmeye başladı. İçimden çıkınca kendimii doğum yapmıştım içim tamamen boşaldı sandım.
Azmanın inik hali bile sanki her an beni sikecekmiş gibi duruyordu. Enver abinin dediği gibi sanki ilk defa sikildim sanki daha önce hiç yarak yememiş gibiydim. Bir müddet dağınık yatakta yan yana yattık. Çocuk daha uyanmamıştı. Enver abi yatakta oturup sırtını yatak başlığına yasladı ve bir sigara yaktı. Ben de azmanla oynuyordum yattığım yerde… Sikini ağzıma alıp emmek istedim ama ancak kafasının ucunu alabiliyordum ağzıma… Ben de ucunu emdim, gövdesini yaladım.
Amım hala açıktı az önceki sikiş nedeniyle, kapanmamıştı. İçinden adamın dölleri süzülüyordu. Aldırmadım. Enver abi saçlarımı, sırtımı, götümü okşuyor, ben de azmanla oynuyordum. O da keyifle sigarasını içiyordu.
“Enver abi…?” dedim.
“Efendim canım… Söyle… Enver abin kurban olsun sana bebeğim…” dedi. Koca sikin başına ıslak bir öpücük kondurdum beğeniyle…
“Sana Enver abi demek hoşuma gidiyor, tahrik oluyorum, biliyor musun?” dedim. Saçımı tutup başımı kucağına, sikine bastırdı.
“Benim de hoşuma gidiyor canım… Minik kuşum… Minik serçem… Minik orospum benim… Azgın fahişem… Hem abi demeye devam etmen daha iyi… Aile arasında Enver falan dersin, ağzından kaçırırsın, seni siktiğimi belli edersin…” dedi gülerek… Aletinin başına bir ısırık atarak,
“Evet… Siktin beni…” dedim gülerek… “Hem de ne sikme… Zevkten öldürdün beni abi… Keşke daha önce yapsaydık bu işi… Neden daha önce sikmedin beni sanki…”
Bu arada biraz yumuşayan canavar, okşamalarımın, yalamalarımın etkisiyle sertleşmiş, eski halini almıştı bile… Avuçlarımın arasında kalınlaştığını, kan dolduğunu hissedebiliyordum. Enver abi de sigarasını bitirmişti bu arada… Etajerin üstündeki makyaj kutusuna bastırıp sigarasını söndürdü, belimden tutup oyuncak bebek gibi kaldırdı beni,
“Gel bakalım, Enver abisinin küçük orospusu…” diyerek kucağına, sikinin üstüne oturttu. Amımın dudakları açık kalmasına rağmen koca yarak yine de minik amımı acıtarak ve yararak içime giriyordu. Bu kez biraz daha hızlı oldu girmesi… Hedefine daha hızlı ilerliyordu bu kez…
Çok geçmeden boylu boyunca içimdeki yerini aldı Enver abi… İki defa boşaldığından bu kez rahattı, hemen boşalmaya niyeti yok gibi görünüyordu. Benim için de sorun yoktu, çocuk hemen uyanmazdı zaten… Sikinin üstünde oturtup kaldırıyor, adeta oynuyordu benimle…Beni kaldırıyor, azmanın başı amımın dudaklarına kadar geliyordu. Bu arada eğilip memelerimi emiyordu. Azar azar süt geliyordu memelerimden… Onları emip içiyor ve bana da
“Biraz önce aşağıdan sana verdiklerimi burdan alayım…” diye espri yapıyor, gülüşüyorduk. Yine memelerimi emdi, ağzına sütlerimi doldurdu. Belimden tutup beni indirdi, azmanı dibime kadar girip kasıklarımız öpüştüğünde, sütlerimin bulaştığı dudaklarıyla beni öpmeye başladı. Ağzımın içine sokup dilimi okşadığı dilinden kendi sütümün tadını alabiliyordum. Nefes almak için dudaklarımı kurtardığımda, hırsla,
“Ağzın süt kokuyor Enver abi” dedim.
“Evet canım… Senin sütünün kokusu orospum… Sen de iç kendi sütünden, beslesin seni…” dedi, gülüştük.
Gülüşmeler eşliğinde kucağında oturup kalkıyordum zevk ala ala… Beni okşarken severken eli götüme gitti. Amımın sularıyla ıslanmıştı minik deliğim… Yine de elini çekti, parmağını ağzıma sokup yalattı. Sonra da ıslak parmağını götüme soktu. Parmağı bile kalındı iri olduğu için, adeta götüme yarak girmişti. Sikinin kalınlığı yetmiyormuş gibi sik kalınlığındaki parmağı da götümün deliğini okşuyor, zevk veriyordu.
“Gülüm benim… Götünü de sikmek istiyorum…” dedi büyük bir hevesle…
“Delirdin galiba Enver abi… Senin canavarı önümden zor aldım. Arkamdan nasıl alıcam?”
“Alıştırırım ben seni bebeğim…”
“Nasıl alıştıracaksın ki? İmkansız, girmez bu arkama…”
“Bir dakika…” diyerek içimden çıktı ve mutfağa gitti. Elinde bir ince, bir de biraz daha kalın iki tane salatalık ve bir bardağın içinde sıvı yağ ile geldi.
“Domal bebeğim…” dedi
Yatağın kenarına doğru domaldım. Enver abi ayakta önce parmaklarını yağlayıp teker teker hepsini sokup çıkardı götüme… Sonra da ince salatayı yağlayıp götüme sokmaya başladı. Minik deliğim ince salatayı içine aldı. Salatayı bir kaç santim sokup bıraktı ve koca penisini alttan amıma dayadı ve sokmaya başladı. Azman içime girerken göbeğinin alt kısmı ile de salatalığı götüme itiyordu. Sanki iki yarak aynı anda içime giriyordu. Çıldırmıştım zevkten… Böyle bir zevk olamazdı. Feryat figan orgazm oldum. Koca sikinin ucunda, götümdeki salatalığın ayrıca verdiği korkunç zevkle, dakikalarca titreyerek kasılarak boşaldım.
Boşalmam bitince azmanı çıkardı içimden… Kalın şey içimden çıkınca rahatlamıştım iyice… Artık ince salatalığa bana mısın demiyordu göt deliğim… Salatalığı ileri geri yaparak götümü iyice alıştırdı. Sonra da onu çıkarıp bir müddet dolma parmaklarıyla uğraştı göt deliğimde… En sonunda parmaklarını da çıkardı. Kalın salatalığı yağlayıp soktu. Biraz canım yandı ama büzüğümü geren kalın salatalığın girip çıkmasından müthiş zevk alıyordum. Hele diğer eliyle alttan amımı avuçlaması, parmaklaması bitiriyordu beni… Uzunca bir müddet salatalığı içime soktu çıkardı, soktu çıkardı…
Ben ortama ve yaptığı baştan çıkarıcı hareketlere, salatalığın kalın kalın içime girip çıkmasına iyice alışmış, zevkten inleyip dururken ani bir hareketle salatalığı içimden çıkarıverdi. Benim itirazlarıma fırsat vermeden, saniyeler içinde azmanı minik deliğime dayaması ile itelemesi ve azmanın kocaman kafasının içime girmesi bir oldu.
Minik deliğim yırtıldı sandım bir anda… Beynimin içinde şimşekler çakıyordu sanki… İleri atılıyordum çıkması için, belimden yakalamış, fırsat vermiyordu. Sikinin kafası girince öylece durdu. O arada ben bir feryat kopardım, bilmiyorum duyan oldu mu komşulardan… O vaziyette duruyordu arkamda… İçeri de girmiyor, sadece
“Geçti bebeğim… Tamam canım… Girdi yavrum… Korkma bir tanem…” diyerek yatıştırıcı bir ses tonuyla sürekli konuşarak beni sakinleştirmeye çalışıyor, sırtımı, saçlarımı okşayıp seviyordu. Canımın acısının geçmesini, deliğimin azmana alışmasını bekliyordu sabırla… Ben sakinleşmiştim sonunda… İnleyerek,
“Evnver abi, ne yaptın, yırttın beni…” dedim. Eğilip saçımı okşadı,
“Bir şey olmadı bebeğim… Geçti… Korkma, yağlı olduğu için çabucak girdi. Biraz deliğin gerildi, kafası geçince rahatladı artık… Yavaş yavaş sokmaya çalışsaydım alamayacaktın içine… İkimizin de zevki yarım kalacaktı. Bak şimdi nasıl zevk alacaksın. Anlıyorum seni, biraz canın yandı ama, inan bana çok zevk alacaksın bebeğim…”
Hakikaten götümün acısı geçtikçe aldığım zevk çoğalmaya başladı. Ben artık kaçmıyor, aksine kalçalarımı geriye, onun azmanına doğru itiyordum. Hepsi içime girsin istiyordum çaresizce… Enver abi arkamda zevkle kalçalarımı okşuyor, arada tokatlıyor, kalçalarımı kızartıyordu,
“Götünü siktiğimin karısı… Amcığın gibi götün de daracıkmış. Ohhhh… Eldiven gibi sardı sikimi göt deliğin… Ohhh… Bebeğim benim… O sünepe kocan sikmedi seni değil mi? Söyle bana…”
“Mmmm…. Evet Enver abi… Sikmedi kocam… Orospu çocuğu… Ne götümü sikti, ne de amımı sikti adam gibi… Sikilmek buymuş demek ki… Gerçek sikiş buymuş… Bana öğretseydi başka orospuya bırakmazdım, göndermezdim o salağı… Ohhh… Sik beni Enver abi… Adam gibi, erkek gibi sik beni… Götümden de sik, amımdan da sik… Ohhhhh…”
Az sonra koca yarak tamamen kaybolmuştu içimde, arka deliğimde… Beni kaldırıp yatağa oturdu. Kucağında bebek gibiydim siki götüme saplıydı. Gardrobun aynasında bacaklarımı tamamen açıp götümün deliğine saplanan azmanını gösterdi. Dehşetle baktım aynaya… Nasıl alabilmiştim ben bu kol gibi yarağı, aklım almıyordu bir türlü…
Fazla düşünmeme gerek kalmadı. Parmağıyla klitorisimi okşamaya başladığında kendimden geçtim. Yine zevkten kıvranıyordum. Götümün deliğinde kalın yarak, bir elinin parmakları amıma girip çıkıyor, diğer eli kah klitorisimi eziyor, kah meme uçlarımı… Çıldırdım.
Bütün acılar geçmiş, bitmiş, müthiş bir zevk dalgası içinde yüzüyordum adeta… Arada gözlerimi açtığımda aynadaki kadınla göz göze geliyordum. Bir yabancı erkeğin, ayı gibi bir adamın kucağında, kol gibi sikinin üstüne oturmuş, zevkten kıvranan kadınla…
Kaslı kolları sımsıkı sarmıştı bedenimi… Oyuncak bebek gibiydim adamın kucağında… Azgın, kudurgun bir oyuncak bebek… Oturtup kaldırıyordu sikinin üstünde, delirtiyordu beni… Nefes alamıyordum zevkten… Memelerimi parçalayacak gibi okşuyordu pençeleri… Her yerimden, her noktamdan zevk alıyordum.
Sonunda bitti. Kucağında bilmem kaçıncı kez orgazm oldum. O da ben kasılırken kalan döllerini arka deliğime boşalttı püsküre püsküre, bir kez daha sıcaklığıyla yaktı. Yatağa devrildik beraberce… Yarağını içimden çıkarmamıştı. Kaşık gibi titreye titreye yattım kollarının arasında… Arkamda beni okşayıp duruyordu.
Boğa gibi güçlüydü adam… Dur durak bilmiyordu. Yetişemiyordum hızına… Kalktım. Ayakta bacaklarım titriyordu. Düşmemek için zorladım kendimi… Banyoya zorlukla gidebildim. Duşun altına girdiğimde arkamdan gelip sarıldı, destek oldu bana, duşun başlığını tutup yıkanmama yardım etti. Öpe okşaya her yerimi kuruladı çıkışta…
Kadınlığımın, kadın olduğumun farkına varmıştım bu adamın kollarında… Sanki daha önce hiç yaşamamış gibiydim. Bitirmişti beni… Uyanıp ağlamaya başlayan bebek olmasa bir daha, bir daha atılacaktım kollarına… Doymak bilmeden, yorulmadan…
Sema abla gelene kadar devam etti sevişmelerimiz… Günlerce… Ayların, yılların verdiği açlığı bir parça gidermeye, dünyadan zevk almaya çalıştık kendimizce… Karısının hasta yüzüne bakamam zannediyordum, vicdan azabı duyarım diyordum ama öyle olmadı.
İkimiz de seviyorduk onu, kendi çapımızda… Kocasının altına yatarak o aileye, mutluluklarına yardım etmiş oldum ben… Son günlerinde mutlu olmalarını sağladım. Pişman değilim.
Fantastik Seks Hikayeleri!
Hovarda Müdür! (Emel 26 Y., Antalya)
Selamlar, ben Emel, 26 yaşındayım ve yeni evliyim, henüz çocuğum yok. Evlenince kocamla aynı kamu kurumunda çalışmaya başladım. İşyerindeki kadınlar hep bizim birimin müdüründen bahsediyordu. Bizim birimin müdürü Erdal bey 1.90 boylarında, iri yapılı ve yakışıklı birisidir. Adam evli ve 2 çocuk babasıydı, ama anlatılanlara göre çok çapkın birisiymiş. Tabii (Bizi sikti!) diye anlatmıyorlardı, ama, "Müdür çok hovarda!" , Adam seks hastası!" falan diyorlardı. Bu da benim çok ilgimi çekiyordu, çünkü kocam sekste tam bir hayal kırıklığı idi, her seferinde ben daha orgazm olmadan boşalıyordu...
Kurumun dışarı görevi olduğunda kocam aynı zamanda Erdal beyin şöförlüğünü de yapıyordu. Kocamın anlattığına göre, bir keresinde Erdal bey ve bayan şefimiz Gülsüm hanımla birlikte dışarı görevine çıkmışlar. Onlar arabanın arka koltuğuna oturmuşlar. Piknik alanı yakınından geçerlerken Erdal bey kocamdan arabayı ıssız bir yere park etmesini ve dışarıda yarım saat dolaşıp gelmesini istemiş. Kocam park edip arabadan inmiş. Oradan biraz uzaklaşıp çalılıkların arkasına saklanmış ve Erdal beyin Gülsüm hanımı arabanın içinde siktiğine bizzat şahit olmuş. Kocam, "Bizim müdürde nasıl bir yarak varsa artık, Gülsüm hanım yerken öküz gibi bağırıyordu!" deyince, ben Erdal beyin yarağını iyiden iyiye merak eder olmuştum...
Kiradan kurtulup krediyle satın aldığımız yeni evimize taşınınca, Erdal bey, karısı ve çocukları ile birlikte hayırlı olsun ziyaretine geldiler. Akşamdan gece yarısına kadar uzun uzun sohbet ettik. Daha sonra ailece birbirimize gidip gelmeye başladık. Erdal beyin bana çapkın bakışları resmen içimi eritiyordu. Kocamın altına yattığımda bile Erdal beyin beni siktiğini hayal ediyordum. Hemen hemen her 2-3 günde ya onların evinde ya bizim evde buluşup okey oynuyorduk. İlk kez okey oynadığımızda kim kimle ortak olacak diye taş çekmiştik, Erdal beyle ben, karısıyla da kocam ortak oldu. Ondan sonra her okey oynayışımızda aynı düzende devam ettik...
Erdal beyin bana ilk teması, karşılıklı okey oynarken masanın altından ayaklarıma ayağı ile dokunması ile başladı. Ben ses çıkarmayınca ayağı ile yavaş yavaş bacaklarımı okşar oldu. Hem çok heycanlanıyordum, hem de karısı veya kocam durumu anlayacak diye korkuyordum. Bir akşam yine okey oynarken ilk parti bitmiş, ben çayları tazelemek için mutfağa gitmiştim. Erdal bey de lavaboya gitme bahanesi ile mutfağa geldi. Bana arkadan sarıldı, önünü arkama dayadı. O gün üzerimde etek vardı, eteğimi kaldırıp amımı okşarken boynuma öpücükler konduruyordu. Heycandan ve korkudan ölebilirdim. "Erdal yapma, bir gören olacak!" diyordum, ama o durmuyor amımı okşamaya devam ediyordu. Külotumun ıslandığını fark edince, "Birlikte evden çıkalım mı?" dedi. "Nasıl olacak?" dedim. "Ben ayarlarım merak etme!" deyip mutfaktan çıktı. Ben de çayları alarak salona gittim.
Erdal, "Bedavaya oyun oynuyoruz, hadi tatlı ve dondurmasına oynayalım. Yenilen hemen alsın gelsin. Var mısınız?" dedi. Kocam hemen, "Olur, ben varım!" dedi. Erdal'ın karısı da, "Tamam!" deyince başladık oynamaya. Sonuçta Erdal'ın gayretiyle biz bilerek yenildik. Kocam dalga geçerek, "Hadi dondurmayı ve tatlıyı alın gelin!" diye ısrar etmeye başladı. Zavallı kocam farkında olmadan benim sikilmem için uğraşıyordu. Erdal tam profesyonel hovardaydı, "Yaa şimdi kim gidecek..." falan diyor, kocam ise, "Yenildiniz işte, gidin alın!" diye ısrar ediyordu. Erdal sonunda, "Tamam, hadi gidip alalım Emel, değilse bunların dilinden kurtulamayacağız!" dedi.
Erdal ile birlikte evden çıkıp arabasına bindik. Evimize yakın bir ağaçlık bir alan vardı, oraya çekip park etti arabayı. Telefonla tanıdığı bir pastaneyi aradı, dondurma ve tatlı siparişlerini verdi, paket yapmalarını, hazır olunca mesaj atmalarını söyledi. Telefonu kapatır kapatmaz dudaklarıma yumuldu. Deli gibi öpüşürken bir eliyle amımı, diğer eliyle de memelerimi okşuyordu. "Fazla vaktimiz yok!" dedi ve arka koltuğa geçtik. Zaten üzerimde bir tişört altımda da etek vardı. Eteği yukarı topladı, külotumu çıkardı, sütyenimi de aşağı alarak memelerimi ortaya çıkardı. Memelerimi somuruyor, amıma da parmaklarını sokuyordu. Sonra beni koltuğa uzatarak bir bacağımı ön koltuğun başlığına koydu, diğer bacağımı da arka koltuğun üstüne koydu ve amımı yalamaya başladı. Bu beni daha da azdırmıştı, "Hadi sik artık!" diye inliyordum...
Sonra kemerini çözdü, pantolunu indirip bacak arama yanaştı. Sırtüstü yattığım için o çok merak ettiğim yarağını görememiştim, ama yarağının başını amıma dayadığında büyük olduğunu anladım. Vazgeçmek için artık çok geçti. Yarağının başını soktuğunda amım yarıldı sandım, gözlerim karardı, soluğum kesildi. Yarağını amıma bastırdıkça ben iki elimle Erdal'ı üzerimden ittirmeye çalışıyordum, ama nafile. "Lütfen Erdal, yavaş!" dediğimde, "İşyerinde sikmediğim kadın kalmadı, bu yarağı yiyen vazgeçemiyor, şimdi keyfini çıkar!" deyip köklediği gibi sikmeye başladı. Bas bas bağırıyordum, ama Erdal durmuyor, aksine sert sert pompalıyor, taşakları götüme çarpıyordu. "Seni ilk gördüğümde azdırdın beni orospu. Pısırık kocan senin hakkını veremiyordur, seni yarağa doyuracağım, benim orospum olacaksın, fahişem olacaksın artık!" diyordu sikerken...
Pastaneden paketin hazır olduğuna dair mesaj gelene kadar sikti. Sonra amıma öyle bir boşaldı ki anlatamam. O boşalırken ben de orgazm oldum. Dudaklarıma yapıştı, dudaklarımı somura somura öperken, yarağı içimde bir müddet öylece kaldık. Sonra yarağını amımdan çıkarıp doğruldu. Ben de doğrulup yarağına baktım. Böyle yarağı ancak pørnø filmlerde görmüştüm. Yarağını tuttum, yarı sertti, ama halen kocamandı. Erdal, "Kedinin ciğere baktığı gibi bakma, yala hadi!" deyince eğilip ağzıma aldım, iyice somurup temizledim. Sonra külotumu giydim ve toparlandık. Acele ederek pastaneden paketi alıp eve döndük.
Evde tatlıyı ve dondurmayı yedik. Gece yarısı olmuştu, Erdal ve karısını uğurladıktan sonra ortalığı toparlayıp kocamla yatağa girdik. Bedava tatlı ve dondurmadan dolayı kocamın keyfi yerindeydi. Siki de kalkmıştı ve sikişmek istiyordu. Aslında hiç sikişecek halde değildim, hem amımda halen Erdal'in dölleri vardı ve kocam amıma girdiğinde bunu anlayabilirdi. Bazen ısrarlarına dayanamayıp kocama götten de veriyordum. "Bu gece götten istiyorum aşkım!" deyip arkamı döndüm. Kocamın canına minnet, normalde kendisi yalvarır beni götten sikmek için. Hemen soktu sikini götüme ve sikmeye başladı. Herzamanki gibi de çok çabuk boşaldı. O gece amımı Erdal, götümü de kocam döllemişti...
Ertesi gün işyerinde dosyaları imzalatmak için Erdal'ın odasına girdim. Dosyaları masasına koyduğumda, Erdal, "Emel dün gece harikaydı, sana doyamadım!" dedi. "Ben de sana doymadım, ama dikkat etmemiz lazım, kocam durumu anlamasın!" dedim. Erdal, "Tamam, dikkatli oluruz! Seni şu an çok arzuluyorum, istersen ortam yaratıp sevişelim mi?" dedi. "Nasıl olacak?" dedim. "Sen kocana git, izin aldığını ve çarşıya gideceğini söyleyip çık. Ben de çıkacağım, bir tanıdığımın garsoniyer evi var, bende de anahtarı var, oraya gideriz!" dedi. "Tamam!" dedim ve odasından ayrıldım. Kocamın yanına varıp, "Aşkım, ben müdür beyden izin aldım, alışverişe çıkacağım!" dedim ve çıktım. Yürüyerek işyerinden biraz uzaklaştım, Erdal arabası ile geldi ve beni aldı. Sonra dediği garsoniyere gittik. Burası büyük bir site içerisinde 5. katta bir daire idi.
Anahtarla kapıyı açıp içeri girdiğimizde bir odadan sesler geliyordu. Biraz sessiz kalıp dinledik. Birileri yan odada sikişiyordu, ahh, ohh diye sesler geliyordu. Kime ait olduğunu bilmediğim ve içeride kimin kiminle sikiştiğini bilmediğim bir evdeydim. Biraz tedirgin olmuştum, "Korkuyorum Erdal, hadi gidelim!" dedim. Erdal, "Korkulacak birşey yok aşkım, burası bir garsiyoner, arkadaş kadın atmştır eve, hadi biz de şu odaya girelim!" dedi ve girdik, kapıyı kapadık. Yatağın büyüklüğü dikkatimi çekti, benim yatakodamdaki yataktan daha büyüktü.
Erdal dudaklarıma yumuldu, dudaklarımı somuruyordu. Bense halen tedirgindim. Ama Erdal'ın ateşli öpüşmesine daha fazla kayıtsız kalamadım ve karşılık vermeye başladım. Erdal beni hem öpüyor hem de soymaya çalışıyordu. Pantolonumu, bluzumu, sütyenimi ve külotumu bir çırpıda çıkardı. Ayakta beni resmen yiyordu. Memelerimi somuruyor, ufak ufak dişliyor, elleri de boş durmuyor, amımı götümü okşuyor, parmaklıyordu. Ben de onun kemerini çözüp pantolonunu ayaklarına indirdim. Boxerin içine elimi sokup yarağını avuçladım, taş gibi sertti. Boxeri aşağı indirince yarağı bir yay gibi göbeğine çarptı. Beklemeden ağzıma aldım. Yarağının başını dondurma yalar gibi yalıyor ve Erdal'ı çıldırtıyordum.
Erdal daha fazla dayanamadı, beni kucakladığı gibi yatağa yatırdı. Kendi üzerinde ne varsa soyundu ve beni yatağın kenarına çekti. Bacaklarımı tutarak yana doğru açtı, amım tabak gibi ortaya çıktı. Bacağımın birisini omzuna aldı, diğer bacağımı da eli ile ayırmaya devam etti. Bir eli ile yarağını amıma yerleştirdi. Yarağın başı amıma girerken yine zorlandım. Yarak amıma kaymaya devam ederken amım iyice gerildi. Acı ile zevk arası bir duygu içerisindeyim, derin derin nefes alıyor, kendimi kasmamaya çalışıyordum. Erdal bir anda sert bir şekilde kökleyince, "Ahhh!" diye bağırdım, amım yırtıldı sandım. Erdal sert sert sokup çıkarıp aniden köklüyor, bense bas bas bağırıyordum. Erdal durmadan yorulmadan köklerken, "Yavaş lütfen, yırtıldım, amımı parçaladın!" diye söyleniyordum. Erdal, "Dün gece arabada dar alanda sağlam sikemedim seni, şimdi affetmem, bu açılmamış amcığı yarağa doyuracağım orospum!" diyerek dudaklarıma yapıştı. Hem dudaklarımı somuruyor, hemde seri şekilde yarağını amıma köklüyordu. Ben diğer odadakileri falan unutmuştum, bas bas bağırıyor, orgazm üstüne orgazm olurken de zevkle inliyordum. Böyle bir zevk tatmamıştım daha önce...
15-20 dakika beni inlete inlete siktikten sonra Erdal bir anda hızlandı ve amımdan bir anda çekip eliyle yarağını tutup ağzıma yaklaştırdı. Ağzıma yarağının başını almamla böğüre böğüre boşalmaya başladı. Ben döllerini yutmaya çalışıyordum, ama öyle yoğun boşalıyordu ki, ağzımın kenarından dölleri taşıyordu. O esnada odamızın kapısı açıldı, tanımadığım çırılçıplak bir adam, "Oooo, Erdal şampanyayı patlatmış Emel'e içiriyor!" dedi. Ben telaşla Erdal'ın yarağını ağzımdan çıkarıp nevresimi üzerime çektim. Benim şaşkınlığım geçmeden, benimle aynı yerde çalışan Esma da çırılçıplak odaya girdi. (Sonradan öğrendim, az önce Esma'nın yan odada sikiştiği adam da diğer şubenin müdürü Cevat imiş). Ben Erdal'la sikiştiğimi kimse bilmesin derken onlara suç üstü yakalanmıştım. Esma da evli ve çocuklu bir kadındı. Erdal'ın hovarda olduğunu bana anlatan kadınlardan biriydi ve üstelik işyerinde kocamın yan masasında oturuyordu.
Ben telaştan ne yapacağımı bilmezken, Erdal hiç istifini bozmadan yarağını sallayarak, "Esma, özledin mi bunu?" dedi. Esma da, "O yarak özlenmez mi, tabii özledim!" diyerek geldi ve Erdal'ın yarağını tutup ağzına aldı, başladı yalamaya. Bense nevresimi boğazıma kadar çekmiş olanları izliyordum ve utanç içerisindeydim. Esma Erdal'ın yarağını yalarken Cevat da benim yanıma geldi. Ne yapacağımı şaşırmıştım ve birşey de diyemiyordum. Cevat baş ucuma dikilerek nevresimi üzerimden çekti ve amımı okşamaya başladı. Amımı okşarken de eğilip memelerimi somurmaya başladı. Anlaşılan farkında olmadan ortama düşmüştüm. Olayın akışına kendimi bırakmaktan başka yapacak bir şeyim yoktu. Cevat bir süre amımı okşayıp memelerimi emdikten sonra doğrulup yarağını ağzıma uzattı. Erdal'ın yarağının yarısı kadar bir şeydi. Aldım ağzıma ve yalamaya başladım. Yalarken de bir yandan da Erdal ile Esma'ya bakıyordum. Erdal Esma'yı domaltıp inlete inlete sikmeye başlamıştı bile. Adam yorulmak nedir bilmiyordu, sanki biraz önce beni hayvanca siken kendisi değilmiş gibi halen enerji doluydu...
Bir müddet sonra Esma böğürerek kendini öne attı, sanki elektrik çarpmış gibi titreyerek yatağa yüz üstü yattı kaldı. Esma orgazm olmuştu, ama Erdal daha boşalmamıştı, yarağı halen kazık gibi duruyordu. Yarağını sıvazlayarak benim yanıma uzandı. Beni üstüne çekti ve yarağının üstüne oturttu. Alttan amıma yarağını soktu ve sert sert köklemeye başladı. Cevat arkama geçip Esma'dan yağ şişesini getirmesini isteyince götüme gireceğini anladım. Gerçi yarağı büyük değildi ve kocamdan alışıktım, fakat amımda kazık gibi bir yarak varken, bir yarak da götüme alamazdım. "Yapma lütfen, alamam!" dedim. Cevat pişkince, "Alırsın yavrum, alamam diyen nicelerini siktik, şimdi kendileri istiyor!" dedi. Esma yağ şişesini getirmiş, parmakları ile göt deliğime sürmeye başlamıştı. Parmağını deliğime sokup yağı iyice göt deliğime yedirerek sürdü. Sonra Cevat'ın yarrağına da sürdü.
Cevat yarağını götüme yanaştırınca Erdal da amıma pompalamayı durdurdu. Cevat yarağını götüme soktuğunda acayip canım yanmıştı, amım götüm aynı anda yırtıldı sandım. Ben bağırınca Erdal dudaklarıma dudaklarını yapıştırdı ve başladı somurmaya. Az sonra sikmeye başladılar. Acı ile karışık zevkten beynim uyuştu. Amımda kocaman yarak, götümde de başka bir yarak, biri giriyor biri çıkıyordu. Olamazdı böyle zevk. Esma da memelerimi okşamaya başladı, o anda nasıl bir zevk dalgasına kapıldım anlatamam...
Kaç dakika siktiler bilmiyorum. Bir süre sonra Cevat, "Ben geliyorum ortak!" diyerek götümün içine boşaldı. Yarağını götümden çıkarıınca Erdal da bir anda hızlandı ve amıma boşalmaya başladı. Erdal'ın da boşalması bitince yarağın üzerinden kalkıp yatağa yan devrildim. Amımdan götümden döller akıyordu...
Biraz acısa da harika bir sikiş olmuştu. Ama sorun bundan sonra ne olacağı idi. Ben Erdal ile sikişmemizin sır kalması için uğraşırken, bu sırrı Esma ve Cevat da öğrenmiş oldu, üstelik hepimiz aynı kurumda çalışıyorduk. Tek tesellim herkesin evli ve çocuklarının olması idi. Benim henüz çocuğum yoktu, ama yeni evli bir kadın olarak çok kısa sürede kocamı aldatmış, ayrıca grup seks bile yapmıştım, kendime inanamıyordum. Ben bunları düşünürken hepimiz yatakta uzanıp kalmıştık...
Biraz dinlendikten sonra Erdal Esma'ya, "Yarağımı kaldır bakalım!" dedi. Esma da hemen yarağını yalamaya başladı. Cevat, "Benden bu kadar ortak, ben izleyeceğim!" deyip yataktan kalktı, gitti kendine bir içki doldurup geldi. İşyerindeki kadınların abarttıklarını düşünmüştüm, Ama Erdal'da ayrı bir cinsel gücün olduğunu bugün kendim öğrenmiştim, Erdal sekse doymuyordu. Hemen yarağı sertleşmiş ve Esma'nın ağzına sığmaz olmuştu. Erdal Esma'yı sikecek sanıp onları izlerken, Erdal Esma'nın ağzından yarağını çıkarttı. Beni ters çevirip domalttı ve yarağını amıma yanaştırdı. Amımda halen önceki boşalmanın dölleri duruyordu. Birden kökledi ve sert sert sikmeye başladı. Bu pozisyonda Erdal'ın yarağı amımın en dibine kadar değiyor, sanki vücudumu elektrik çarpıyor gibi hissediyordum. Her köklediğinde resmen amımın dibi esniyordu. Ben inleye inleye sikilmenin zevkini yaşarken Erdal parmağı ile de götümle oynuyor, parmağını götüme sokuyordu. Götüm, Cevat sikerken yağlandığı için tam kıvamında idi. Erdal yarağını amımdan çıkartıp birden götüme soktu. Neye uğradığımı şaşırıp acıdan dolayı kendimi kasmış ve böğürmeye başlamıştım.
Esma yattığı yerden bizi izliyordu. Erdal, "Esma, ilgilensene misafirimizle!" dedi. Esma memelerimin altına doğru kaydı ve memelerimi somurmaya başladı. Erdal halen yarağı götümde kımıldamadan bekliyordu. Esma'nın memelerimi emmesinin verdiği farklı bir hazla ben kendimi kasmayı bırakınca, Erdal birden pompalamaya başladı. Fakat ben acıdan bayılmak üzereydim, "Erdal hareket etme ne olur!" diyebildim. Erdal, "Tamam, kımıldamıyorum!" dedi. O esnada Esma meme uçlarımı öyle bir somuruyordu ki, ara sıra dudakları arasında sıkıştırıyor, asılıp asılıp bırakıyordu. Bir müddet götümde hareketsiz bekleyen Erdal yavaş yavaş pompalamaya başladı. Esma altımda memelerimi somururken bir eliyle de amımı okşamaya başladı. Benim vücudumu acının yerine değişik bir zevk dalgası sarmaya başladı. Ben domalmış halde Erdal'ın yarağını götümden yerken Esma bu sefer kafasını bacak arama sokup amımı yalamaya başladı. Olamazdı böyle bir zevk, Esma amımı yalayarak beni resmen böğürte böğürte orgazm etmişti. Esma amımı yalamayı bırakıp bacak aramdan çekilince Erdal götümde daha da hızlandı. Az sonra da yarağını götümden çıkarıp Esma'nın memelerine boşaldı...
Biraz dinlendik. Erdal saate bakıp, "Mesai bitmek üzere, kızlar hadi duşunuzu alın da gidelim!" dedi. Esma elimden tutup beni banyoya götürdü. Birlikte duş alırken Esma, "Ben sana işte bunu anlatmak istedim, Erdal'ın yarağını yiyen doymuyor. Adam tam bir seks makinası. Şubede sikmediği kadın yok. Sen de az orospu değilmişsin, daha yeni evlisin, Erdal'ı ne zaman baştan çıkardın da altına yattın, pes doğrusu. Ama sen tazesin, epey sikerler seni. Ayrıca başka bir kurumda müdür Ersin bey var. Üçüne ait bu garsoniyer, burada beni üçü birlikte çok siktiler. Şuan o izinde, izinden dönünce mutlaka seni de üçü birden sikeceklerdir!" dedi.
Biz duş alıp bunları konuşurken Erdal geldi banyoya, çoktan giyinmişti. Bana, "Hadi hayatım, gidelim biz, kocan merak eder!" dedi. Hemen kurulanıp giyindim. Ayrıldık oradan ve arabaya bindik. Yolda, "Neden beni Cevat'la paylaştın, bu ortama soktun?" diye sordum. "İstemeseydin girmezdin, bence sen de istedin!" dedi. Haklıydı aslında, ilk önce korksam da sonrası benim için de çok zevkli olmuştu. Şubeye yakın bir yerde beni indirdi, ben işyerine gittim. Kocam elim boş görünce, "Hani birşey almamışsın?" dedi. Ben de, "Hoşuma giden birşey bulamadım, beğendiklerim de çok pahalıydı!" dedim. Ben kocamla konuşurken Erdal ile Esma şubeye girdiler. Kocam bana fısıldayarak, "Ooo bizim müdür yine kamışı yağlamış!" dedi. Ben sessiz kaldım, ama içimden de (Hem de ne güzel yağladı o kamışı!) diye geçirmeden edemedim...
Zamanla şubede Erdal'ın yarağını yiyen tüm kadınlar birbirimizi tanıdık ve samimi olduk. Bu kadınlarla sohbetimizin tek konusu Erdal idi. Garsoniyerde sikilen tüm kadınlar 2'li ve 3'lü olmak üzere Erdal, Cevat ve Ersin'le grup seks yapmışlar.
Ben birkaç hafta garsoniyere gitmedim. Ama Erdal ile bulduğumuz her ortamda sikişiyorduk. Erdal karısını memleketine gönderdiğinde evinde bile sikiştik. Erdal'ın yarağının bağımlısı olmuştum, amım hep isterik olmuştu, durduğum yerde amım sulanıyordu artık. Bir gün biriken işler gereği şubede mesaiye kalmıştık, o gün binanın çatısına gizlice çıkarıp orada sikti beni. O gün kocam da mesaideydi, kocamın yakın olduğu bir ortamda sikilmek beni herzamankinden fazla heyecanlandırmıştı...
Sonunda beni de düşürdüler 3'lü grup seks ortamına. O gün ben izinliydim ve evdeydim, kocam ise çalışıyordu. Erdal aradı, "Buluşalım mı, seni çok özledim, rahat rahat sevişelim!" dedi. Ben, "Tamam!" deyince gelip beni evden aldı ve garsoniyere götürdü. İçeri girdik ki, Cevat ile Ersin salonda oturmuş ve viski içiyorlar. Ersin beni ilk defa görüyordu. "Harika birşeymiş ya lan bu! Güzel sikişiyor mu?" dedi. Erdal tam bir süzmeydi, hiç çekinmeden, "Evet, müthiş sikişiyor!" dedi. Cevat da, "Ben götüne bayıldım, çok dar götü var!" dedi. Ben şaşkın şakın onları dinliyordum ki, Erdal, "Aşkım sen bakma bu şarlatanlara, hadi yatak odasına gidelim!" dedi ve yatak odasına geçtik, kapıyı kapattık.
Bana garsoniyerde onların da olacağını söylemediği için Erdal'a kızgındım. Ama öpmelerine ve iltifatlarına fazla dayanamadım. Hemen soyunup sevişmeye başladık. Ben Erdal'ın yarağını yalarken kapı açıldı ve Ersin ile Cevat içeri girdi. Ersin, "Ben bu yavruyu sikmezsem ölürüm oğlum!" diyerek soyundu. Yarağını ağzıma doğru getirip Erdal'ın yarağının yanında ağzıma yanaştırdı. Erdal yarağını ağzımdan çıkardı ve Ersin yarağını ağzıma soktu. Ersin'in yarağı Erdal'ın yarağı gibi uzun değildi ama kalındı, başı da mantar gibidi. Ben Ersin'in yarağını yalarken Erdal beni domalttı ve amımı götümü yalamaya başladı. Cevat ise karşı koltuğa oturmuş elinde siki bizi izliyordu. Erdal amımı yalarken eline de yağ şişesini almış götümü yağlayıp parmağını sokuyor, götümü genişletmeye çalışıyordu. Amım sular seller gibiydi, acayip bir zevk dalgasındaydım.
Ersin ağzımdan yarağını çıkarıp Erdal'la yer değiştirdi, arkama geçti ve amıma yarağını kökledi. Erdal da ağzıma verdi. Ben Erdal'ın yarağını somururken, Ersin, "Nasıl bir orospusun sen, amın ateş gibi, Erdal'ın anlattığı kadar varmış, bu am için ölünür, bu am nasıl böyle dar?" diye diye amıma köklüyor ve sert sert pompalıyor, bense orgazm üstüne orgazm yaşıyordum...
Ersin amımdan yarağını çıkarıp götüme soktu. Canım çok yanmıştı ama zevkten acıyı falan düşünmüyordum. Ersin yarağını götümden çıkarmadan sırtüstü yattı ve beni üzerine aldı. Erdal da gelip amıma kökledi ve bacaklarımı tutarak sert sert pompalamaya başladı. Amımda Erdal götümde Ersin tost olmuştum. Erdal aynı zamanda memelerimi somuruyor, dudaklarının arasına aldığı meme uçlarımı asılıyordu. Ardı ardına orgazm oluyordum, amım şelale gibi akıyordu. 15 dakika falan sonra Cevat gelip, Erdal'a, "Çekil ortak!" dedi. Erdal amımdan çıkınca bu sefer Cevat girdi amıma. 10 dakika kadar da öyle sikildim. Önce Ersin böğüre böğüre götüme boşaldı, sonra da Cevat amıma. Erdal da 31 çekerek gelip ağzıma dayadı yarağını, döllerini içirdi. Hepimiz boşalıp rahatlayınca bir müddet konuşmadan yattık yatakta.
Sonra ben kalktım duş almak için banyoya girdim. Temizlenirken Ersin geldi, duşun altında öptü beni, sonra da çömelip amımı yalamaya başladı. Duşta suyun altında amım yalanıyordu, çok hoşuma gitmişti. Ersin yalamayı bırakıp doğruldu, bir bacağımı bir eliyle yukarı kaldırıp yarağını amıma kökledi. Bir müddet öyle sikti sonra ayakta domaltıp amıma tekrar kökledi. Sert sert sikip pompalayarak amıma boşaldı. Birlikte yıkanıp çıktık duştan. Erdal ile Cevat gitmişlerdi. Ersin, "Ben götüreceğim seni!" dedi. Gyinip çıktık garsoniyerden. Arabayla evime doğru hareket ettik. Daha önce Erdal ile ilk sikiştiğim o ağaçlıklı arazide arabada bir kere daha sikiştik Ersin ile. Sonra eve yakın bir yere bıraktı beni...
Artık resmen orospuları olmuştum, bazen tekli, bazen ikili, bazen üçlü sikişlerimiz oluyor. Bazen aramıza diğer kadınlar da katılıyor ve toplu sikiş yapıyoruz. Tabii evde kocam da sikmek istiyor, fakat, "Migrenim tuttu yine!" deyip amım götüm kendini toparlayana kadar yanaştırmıyorum.
[Emel]
MÜDÜRLER İYİ SİKER
Kocamla Sikişmekten Hiç Zevk Almıyordum Merhaba Yaşanmış Seks Hikayeleri müdavimleri. Zaten aşırı seks düşkünü bir kadın olduğum için, bu siteyi keşfettiğimden beri okuduğum Eskort Kızlar ve hikayelerinin beni acayip derecede tahrik ettiğini belirtmek isterim. Evet, kocamla sikişmek hiç zevkvermiyordu. Ama yan daireye taşınan genç evli çift, ‘At Gözlüğümü’ çıkarmama ve seksten, tabusuz sikişmek ve zevk almama neden oldu. Ben 28 yaşında, 10 yıllık evli ve çocuksuz bir kadınım.Oldukça düzgün bir fiziğim var. Tanıdığım bütün erkekler (hatta kadınlar!) özellikle kalçalarımın çok güzel olduğunu söylerler. Size, iki yıl önce başlayan ve bana gerçek seks neymiş öğreten olaydan başlayarak, yaşanmış sikiş hikaye neymiş birde burdan buyrun. Bu anlatacağım olaydan önce sadece kocamla sikişmiştim ve seksin ne kadar güzel birşey olduğunu hiç anlamamıştım. Hatta kocamla sikişme yi hiç sevmezdim diyebilirim. Çünkü kocam arada bir canı çektiğinde gelir, bir iki öpüşmeden sonra direk amıma sokar sikini, iki üç dakika git gel yapıp boşalır, sonra da arkasını döner yatardı. Bu anlatacaklarımı yaşayana kadar seks sadece erkeklerin zevk aldığı bir şey olarak görünürdü bana. Burada Seks hikayeleri okudukça,seksin kadınların da zevk alacağı birşey olduğunu düşünmeye başlamıştım. Hele ki değişik tecrübeler yaşamış kadınların yazmış olduğu Sex hikayeleri okudukça iyice kudurur olmuştum ve artık ben de tabusuz seks yaşamak, değişik tarzlarda sikişmek, zevk almak, Orgazm yaşamak istiyordum. Hatta hiç yapmadığım, fakat çok merak ettiğim anal seks olsun, kadın kadına seks olsun veya grup seks olsun, hepsini yaşamak istiyordum. Şu da bir gerçekti ki, bütün bunlar kocamla olmayacaktı, bunun farkında idim. Kocamı seviyordum, ama seksi de gönlümce tatmak istiyordum. Benim günlerim böyle, ne yapsam, nasıl bir çare bulsam diye geçerken, yan daireye evli bir çift taşınmıştı. Karı koca 25 yaşlarında idiler. Kısa zamanda samimi olmuştum kadınla. Adı Selda idi, oldukça hoş bir kadındı. Yatak odaları bizimki ile bitişik duvardaydı. Bir sabah kocamı işe gönderdikten sonra, yatağa tekrar uzanmış yatıyordum, yan daireden sesler geldiğini fark ettim. Ne oluyor diye daha dikkatli dinlemeye başladım. Selda, “Hadi aşkım, hadi sok, kökle!” diye bağırıyordu resmen. Sabah sabah bu sesler yarım saatten fazla devam ettikten sonra, Selda, kocası Cem'e, “Artık yeter, boşal!” diye bağırıyordu. Ve bir süre daha geçti, ikisinin de bağırışlarından boşaldıkların anlamıştım. O günden sonra devamlı onları dinler olmuştum. Genelde eve sabah geliyorlar ve en az bir saat sikişiyorlardı. Hatta bazı günler hızlarını alamayıp, öğlen sikişmeye devam ediyorlardı. Onları dinlerken, Cem'in beni siktiğini düşünerek her seferinde masturbasyon yaptım… İster istemez Cem'e ilgi duymaya başlamıştım. Bize geldiklerinde gözlerimi nerdeyse onun sikinden ayırmaz olmuştum. Ama kimse fark etmesin diye de çok dikkat ediyordum. Bir gün Selda bana gelmişti çay içmeye. Daha bir saat önce yine onları sikişirken dinlemiştim. Selda'ya, “Hayırdır, Cem'le kavga mı ettiniz? Bağırtı sesleri geliyordu…” dedim. O da, “Ciddi mi ya? Size seslerimiz geliyor mu?” dedi. “Evet, arada bir duyuyorum, ama ne olduğunu anlayamıyorum…” dedim, saf ayağına yatıyordum. “Yok, kavga etmedik, Cem'le sevişirken bazen dünyayı unutuyoruz!” dedi. Ben de, “Çok şanslısın o zaman!” dedim. “Neden?” diyecek oldu, ben de kocamdan bahsettim. Selda'nın bana o andaki bakışları acayip bir acıma içeriyordu. O gün öylece kapattık konuşmayı, ama daha sonraki günlerde muhabbetlerimiz hep seks üzerine olmaya başlamıştı. Ben Selda'ya fantazilerimden bahsedip, ama bunların kocamla mümkün olmayaca� �ını anlatırken, Selda benim için üzülüyordu. Bir gün Selda bana geldi ve “Hadi gel bize geçelim, sana bir sürprizim var!” dedi. Onlara geçtik, beni TV'nin karşısına oturttu, DVD Player'e bir CD taktı ve geldi yanıma oturdu. Porno film izleyeceğimizi tahmin etmiştim, ama CD başlayıp, filmin kendi evlerinde amatörce çekildiğini ve filmde Selda'yı çırılçıplak görünce şaşırdım. Galiba kocasıyla sikişmelerinin filmini seyredecektik. Nihayet Cem'in o merak ettiğim yarağını ve Seldayı nasıl siktiğini görecektim. Ama ekranda Cem yerine tanımadığım bir adamı çırılçıplak görünce şok oldum ve ağzım açık kaldı. Çok ilginçti, demek ki Selda kocasını aldatıyordu! Nefesimi tutmuş, merakla ve heyecanla filmi izlemeye koyulmuştum. Selda önce adamın önünde diz çöktü ve adamın sikini yalamaya başladı. Adamın kocaman bir siki vardı. Hemen sonra 69 oldular… Bir süre birbirlerini yaladıktan sonra, Selda adamı yere yatırdı ve üzerinde çıkıp, adamın sikini amına yerleştirdi ve sikin üzerine oturup kalkmaya başladı. Biraz bu şekilde sikiştikten sonra, Selda adamın üstünden indi ve adamın önünde dört ayak domalarak, “Hadi kara kutumu da bir güzel sik!” dedi. Adam da arkadan yanaştı ve sikini Selda'nın götüne sokmaya başladı. O anda birşey dikkatimi çekti, Selda o koca yarrağı aynı amına alır gibi, çok rahat birşekilde götüne aldı, hem de köküne kadar. Hem de hiç bağırıp çağırmadan, aksine gayet zevk alarak siktiriyordu götünü. Bu film böylece yaklaşık 40-45 dakika devam etti (benim kocamla sikişmelerime göre epey uzun bir süre!). Ben filmi izlerken kendimden geçmiştim ve amım vıcık vıcık sulanmıştı resmen… Ben filme pür dikkat odaklanmışken, birden arkamdan öne uzanan bir el göğüslerimi okşamaya başlayınca nasıl irkildim anlatamam! Hemen dönüp kim bu diye baktığımda şok oldum. Göğüslerimi okşayan adam, izlediğimiz filmdeki Selda'yı siken adamdı. Ne diyeceğimi, ne yapacağımı bilmez bir halde Selda'ya baktığımda, Selda gülümseyerek beni dudaklarımdan öptü ve benim şaşkın bakışlarım eşliğinde üzerimdeki giysileri çıkarmaya başladı. Herşey okadar heyecanlıydı ki, kısa sürede kendimi salıvermiştim. Selda beni çırılçıplak soyduktan sonra kendisi de soyundu. Bu arada o adam da soyunmuş ve üçümüz de çırıl çıplaktık artık. Ben koltukta otururken adam bacak arama yumuldu ve amımı yalamaya başladı. Selda da adamın sikini ağzına almış emiyordu. O anda aldığım zevkten ve yaşadığım heyecandan başka hiçbir şey umurumda değildi… Biraz sonra adam beni yere yatırdı ve sikini amıma sokmaya başladı. Hatırı sayılır derecede büyük bir siki vardı ve amımı bu aleti ile doldurmaya başlamıştı. Adam amıma köklediğinde aldığım zevki hiç unutmuyorum. Adam amıma pompalarken, Selda üzerime geldi, yüzümün üstüne çökerek amını ağzıma dayadı ve yalamamı emretti. Am yalamanın nasıl birşey olduğunu hep merak etmişimdir, hiç ikiletmeden Selda'nın amını yalamaya başladım. Amının tadı çok güzeldi ve hoşuma gitti, dilimi içine sokuyor, am dudaklarını emiyor, klitorisini yalıyordum. Ben Selda'nın amını yalarken, adam da yaklaşık 15 dakikadır içimde gidip geliyordu. Ben Selda'yı yalayarak boşaltmıştım, kendim ise bu sürede üç defa boşalmıştım ve hayatımın ilk üç orgazmını o adamın altında yaşamıştım. Artık gerçek seksin ne demek olduğu hakkında bir fikrim olmuştu, ama adam (Hakan) halen amıma pompalamaya devam ediyordu… Biraz sonra Hakan sikini amımdan çıkarıp, “Hadi bakalım, dön bir de kara kutuyu deneyelim!” dedi. Ben o güne kadar hiç arkadan yapmamıştım, tamam merak ediyordum hep, ama tereddüt ediyordum. Kaygılandığımı gören Selda müdahale etti, “Korkma canım, birşey olmaz, en başta canın yanar biraz, ama kendini serbest bırakırsan sen de zevk alırsın!” dedi ve beni razı etti. Seldanın yardımıyla ben dört ayak oldum. Selda da arkama geçip dört ayak oldu ve kendi aralarında ‘Kara Kutu’ diye adlandırdıkları göt deliğimi yalamaya başladı. Götümün yalanması da, aynen az önce am yalamam gibi hayatımda ilk defa yaşadığım değişik ve güzel bir duyguydu. Sonra bir parmağını götüme sokmaya başladı. Biraz sonra da ikincisini soktu. Bu arada Selda inlemeye başlayınca kafamı çevirip baktım ki, Hakan Selda'nın arkasına geçmiş ve Selda'yı sikmeye başlamıştı. Selda da üç parmağını benim götüme sokmuş, içimde hare ket ettiriyordu. Biraz canım yanıyordu, ama zevk te almaya başlamıştım… Az sonra Selda, “Hadi Hakan, Gülü'n Kara Kutusu hazır!” deyince, Hakan Selda'nın arkasından çekildi. Selda da yana kayıp, Hakan benim arkama yanaştı. Selda da götümün yanaklarını ayırarak yardımcı oluyordu. Hakana, “Lütfen yavaş!” dedim. O da, “Tabi, sen nasıl istersen.” dedi ve kocaman sikini göt deliğimin ağzına dayayıp bastırmaya başladı. Bu arada da, “Kocan ne kadar aptal bir adammış, böyle muhteşem bir göt sikilmez mi hiç!” diye dalga geçiyordu. Siki yavaş yavaş götüme girmeye başladı. Canım yanıyordu, ama dayanmalıyım diye kendimi telkin ediyordum. Hakan yavaş ve sakin hareketlerle hepsini sokmuştu artık. Canım çok yanıyordu, ama kendimi mümkün olduğunca serbest bırakıyordum. Bir süre öylece bekledi hiç hareket etmeden. Acım azalmıştı ki Hakan hareket etmeye başladı. Yavaş yavaş gidip geliyordu. Bir süre sonra hızlı hızlı gidip gelmeye başladığında acım tamamen yok olmuş ve artık zevk almaya başlamıştım… Götümü bir süre daha bu pozisyonda sikti, sonra yere sırt üstü uzandı ve beni sırtım ona dönük üzerine oturttu. Yine götüme sokmuştu sikini, ama bu sefer hiç zorlanmadan almıştım. Üzerinde zıplıyordum artık rahatça. Beni kendine doğru çekti, alttan o benim götümü sikerken, Selda da amımı yalamaya başlamış ve iki parmağını amıma sokmuştu. Zevkten bayılmak üzereydim, üst üste Orgazmlar yaşıyordum. Bir saate yakın süre olmuş, ben defalarca Orgazm olmuştum ve Hakan halen boşalmamıştı. Gözlerimi kapatmış, iki deliğimin dolu oluşunun zevkini çıkartıyordum. Bir ara Selda amımı yalamayı ve parmaklamayı bıraktı ve amını yine ağzımın üstüne getirdi. Amını deli gibi yalıyor, dilimi içine sokuyordum. Selda amını iyice yüzüme bastırıyordu. O anda başka bir sikin amıma girmeye başladığını hissettim, oldukçada iri bir aletti. Selda'nın amından yüzümü kurtarıp, kim bu diye baktığımda Cem idi. Ben tüm bu olanlara şaşırırken, benim dışımda herkes gayet doğal bir şekilde işine devam ediyordu. Artık Cem de amıma iyice köklemişti, resmen tost olmuştum aralarında… Biraz sonra Hakan boşalacağını söyleyince hemen üzerinden kalktık. Selda Hakanın sikini ağzına aldı ve emmeye başladı. Bu arada Cem de tekrar amıma girmişti bile. Karısı başka birinin sikini yalarken, adam beni sikmekle meşguldü. Amım sikilirken ben biryandan da Hakanın nasıl boşalacağına bakıyordum. Hakan kısa sürede haykırışlarla Selda'nın ağzına boşalmaya başladı. Ama Selda halen ağzından çıkartmamıştı, yutkunuyordu, resmen Hakanın döllerini içiyordu. İğrenç diye düşünmüştüm. Hakanın sikini ağzından çıkardığında ise tertemiz yapmıştı… Bu arada ben Cem'in atında artık zevkten uçuyordum. Cem beni birkez boşalttıktan sonra sikini amımdan çıkardı ve bacaklarımı omzuna alıp göt deliğime sokmaya başladı. O da, “Demek kocan hiç sikmedi ha bu deliği?” diye gülüyordu. Bir süre o pozisyonda götümü siktikten sonra, sikini götümden çıkarıp ağzıma verdi. Yalan yok, başta biraz iğrenç geldi, ama gözlerimi kapayıp sikini emmeye başladım. Az sonra Cem kasılmaya başladı, boşalacaktı. Tam kendimi çekecektim ki, Cem kafamı sikine bastırdı ve ağzıma boşalmaya başladı. İster istemez yutuyordum. Ama biraz önce iğrenç diye düşündüğüm şeyin tadı hoşuma gitmişti ve hepsini yutmuştum… Herkes bir kenara devrilmişti. Ayağa kalkmaya çalıştım, ama beceremedim, hiç gücüm yoktu, bitmiştim. Selda yanıma geldi ve beni kaldırıp koltuğa oturttu, “Nasıl, sürprizimi beğendin mi?” dedi. Sadece, “Evet!” diyebildim. “İstersen şöyle uzan, biraz uyu, kendine gel! Merak etme kocan eve gelmeden vakitlice uyandırırım seni!” dedi. Oracıkta sızmışım… Akşam kocamın geliş saatinden bir saat önce Selda beni uyandırdı. Bir duş aldım, kendime gelmiştim. Biraz arkam acıyordu, ama olsun aldığım zevk inanılmazdı. Son kez içeri girdim, elbiselerimi giymeye ve Cem'le Hakana Hoşçakalın demeye. Ama ikisinin de sikleri dimdik duruyordu. Selda, “Gel canım, bir veda sikişi yap ta öyle git, nasılsa kocanın gelmesine daha yarım saatten fazla var!” deyince, dayanamadım ve hemen yanlarına gittim. Cem hemen bacaklarını ayırıp, “Arkanı dön kucağıma otur!” dedi. Sırtım ona gelecek şekilde oturken götüme sokacağını anlamıştım. Busefer canım hiç yanmadan girmişti götüme. Üzerinde oturup kalkıyordum. Hakan da önüme geçti ve amıma girdi. Beş dakika falan böyle devam ettik, sonra ben gitmek zorunda olduğumu söyledim ve sikişmeyi bıraktık. Siklerine birer öpücük kondurdum ve Selda'yı da dudaklarından öperek, herşey için teşekkür ettim ve evime geçtim…
BÖYLE İSTEKLİ ZOR
Evleneli bir yıl olmuştu ve 19 yaşındaydım. Kocamın ailesiyle birlikte oturuyorduk. Kocamla kaçarak evlenmiştim. Yakışıklı ama serseriydi. Kendi ailemin maddi durumu çok iyi olmasına rağmen kaçtığım için beni reddetmişler, görüşmüyorlardı.
Gerçekten de maddi imkanlarımız çok ama çok kısıtlı idi. Bir yıl çok büyük maddi güçlüklerle geçti. Kocam girdiği işlerden bir haftada çıkan, çalışmak istemeyen tembel biriydi. Gün geçtikçe de kocama olan sevgim azalır olmuştu. Üzgündüm, sürekli ağlayarak geçiriyorum günlerimi…
Para sıkıntıları, sorunlar, borçlar yetmezmiş gibi bir de kocam askere gitmez mi? Bense kayınpederlerin yanında kaldım. Tüm sorunların yanında bir de kocaya, erkeğime hasret, yalnız geçen geceler eklenmişti dertlerime… İşsiz kocamla gece gündüz, her türlü sevişmeye alışmışken, birden yatakta tek başıma kalmak en büyük sorun haline gelmişti şimdi..
image
Kayınpederim bir bakanlıktan emekli idi. Aynı bakanlıktan emekli olan arkadaşı Ali bey, bir inşaat firması kurmuş ve kendisine bir sekreter arıyormuş. Kayınpederim de ona,
”Bizim gelin çalışsın, oğlan asker, zor durumdayız, bir sürü borç bırakıp gitti eşek sıpası!” diye dert yanmış. Ali bey de,
”Tamam gelsin, başlasın hemen!” demiş.
Kayınpeder bana iş bulduğunu söylediğinde, en azından elime geçen parayla kendi ihtiyaçlarımı alırım, kocama para gönderirim, bir güvencem olur gibi düşüncelerle hemen kabul ettim tabi ki.
Kayınpeder beni aldı, Kızılay’da bir binaya gittik. Büronun kapısını 50 yaşlarında, biraz kel, bıyıklı, orta boylarda biri olan Ali bey açtı. Çok sevecen bir şekilde karşıladı bizi. Oturduk konuştuk. Ben incecik, narin yapılı biriydim, uzun saçlarım vardı. O gün işe girebilmek için güzel de giyinmiştim.
image
Biraz oturup konuştuktan sonra, Ali bey kayınpederime,
”Biz gelininle anlaşırız, sen merak etme üstad!” dedi ve kayınpederimi uğurladı.
Ben o günden itibaren çalışmaya başladım. Ali bey ne derse harfiyen yerine getiriyordum. Öğlen yemeklerini bazen beraber, bazen de odamda yiyordum. Güzel geçiyordu günlerim. Elim parasal yönden biraz düzelmiş, eve de yardım ediyordum. Kayınpeder halinden çok memnundu. Ben akşamları eve gelince bana hiç iş yaptırtmıyordu bile, evdeki görümceme yaptırıyordu tüm ev işlerini işleri. Böyle aradan 4 ay geçmişti.
Ali beyin eşi birkaç yıl önce vefat etmişti. Hoş arada sırada bayan arkadaşının da geldiğini görmüştüm. Bayan arkadaşı gelince, Ali bey beni dışarıdaki işlere gönderirdi. Olayın farkına varmıştım, ama herkesin özel hayatı, beni ilgilendirmez diyordum, ama çok merak ediyordum yalan yok.
image
Ali beyin arada sırada da beni süzdüğünün farkındaydım, ama hiçbir şey söylemiyordu bana. Bir gün bana seslendi,
”Hümeyra, bu gün arkadaşım Mustafa gelecek, şu parayı al da biraz çerez, kavun, beyaz peynir, meyva falan al. Haa, rakı da az, bir de soğuk rakı al!” dedi.
”Peki!” dedim, dediklerini karşıdaki marketten aldım ve hemen geldim. Mutfağa gidip hazırladım, bürodaki masaya getirdim.
image
Ali bey akşam üstü arada bir demlenir, benle sohbet eder, ben de kola içerek ona eşlik ederdim. Yine öyle olacak zannettim.
Neyse, aradan 10 dakika geçti geçmedi kapı çaldı. Mustafa bey geldi. Kendisi de Ali Bey ile hemen hemen aynı yaşlardaydı. Kapıyı açınca bana gülümsedi, yanağımı okşadı. Ben kapıyı kapatmak için arkamı döndüğümde eli kalçama dokundu.
image
”Yok yok, mutlaka eli yanlışlıkla çarptı, öyle bir şey yapmaz” dedim kendi kendime.
Güldüm, içeri buyur ettim ve odama çekildim. Büro ile odam arasında da bir koridor vardı. Bir ara benden bahsettiklerini duydum. Kapıların açık olmasına rağmen tam anlaşılmıyordu konuştukları, ama benden bahsediyordu Mustafa bey. Ne diyordu diye merak ediyordum… Sonra beni çağırdılar yanlarına. Gittiğimde Mustafa bey,
”Hümeyra, gel otur, bizimle bir duble rakı da sen iç, hem biraz da laflarız!” dedi.
Hayatımda hiç içki içmemiştim. Ama sırf hakkımda ne konuştuklarını çok merak ettiğimden kabul ettim. Rakıdan bir yudum aldım ve tadını da kokusunu da beğenmedim. Yüzümün ekşidiğini görünce, Mustafa bey,
”İlk defa mı içiyorsun?” diye sordu. Ben,
”Evet, tadı berbat!” deyince,
”O zaman bir seferde fondip yap!” dedi.
image
Dediği gibi yaptım, bir dikişte bitirdim bardaktaki rakıyı. Ama halen ağzımdaki anason tadı vardı ve yine yüzüm ekşimişti. Mustafa bey kendi çatalıyla ağzıma önce biraz beyaz peynir verdi, üstüne de bir parça kavun yedirdi.
Ağzımdaki anason tadı şimdi yerini kavun tadına bırakmıştı, ama kafamın hafiften dönmeye başladığını hissediyordum. Ve işin garip tarafı, vücudum gevşemiş, dilim çözülmüştü, sebebini bilmediğim bir şekilde neşeliydim. Bana sormadan Ali bey bir duble daha rakı doldurup verdi elime,
”Al bakalım, bu seferkini yavaş yavaş yudumla!” dedi.
Ben rakıdan yudumladıkça, Ali beyle Mustafa bey sırayla ağzıma beyaz peynir ve kavun veriyorlar, kah sırtımı sıvazlıyorlar, kah başımı okşuyorlardı. Doğrusu gösterdikleri bu ilgi çok hoşuma gitmişti. Sonunda ikinci dublem de bitmiş ve kafam çok güzel olmuştu. Ali bey,
image
”Bak sana bir teklifimiz olacak Hümeyra…” dedi.
”Buyrun?” dedim merakla…
”Daha çok para kazanmak ister misin?” deyince, hemen atladım,
”Tabi ki isterim!” dedim. Mustafa Bey kendi yanına mı alacaktı beni acaba diye düşünüyordum bir yandan da…
”Bizim dediklerimizi yaparsan eline çok iyi para geçer! Ailece zor durumda olduğunu biliyoruz. Kayınpederin bana (Eti de senin, kemiği de!) demişti, hatırlıyor musun?” dedi. Evet gerçekten te öyle söylemişti. Ali bey,
”Eğer daha çok çalışırsan, sana daha çok para veririz!” dedi.
”Tamam, çalışırım!” dedim.
”Söz mü?” dediler,
”Söz! Ama ne iş yapacağım?” dedim.
image
”Kabul ediyor musun, önce onu söyle?” dediler.
”Tabi ki kabul ediyorum, neden etmeyim? Sonuçta hafta sonlarım boş geçiyor!” dedim.
”Evet, hafta sonu çalışması var. Bir iki saat de akşamları fazladan çalışırsın!” deyince,
”Tamam!” dedim.
”O zaman mesai çizelgen için şunu imzala! İstersen oku!” dediler. Onlara çok güvendiğimden ve ayrıca arada kayınpeder de var diyerek, ne yazdığını okumadan hemen imzaladım. Ali bey kayınpederimi de aradı, durumu izah etti, o da seve seve kabul etti, fazladan para alacaktım sonuçta. Ali bey güldü, kağıdı aldı, kasaya koydu ve Mustafa beye,
”Güzel! Bak hiç zor olmadı!” dedi. Mustafa bey de güldü, rakısını içmeye devam etti. Ben halen anlamamıştım, fazladan ne iş yapacağımı sordum. Ali bey gülerek,
”Bizim özel isteklerimizi yerine getireceksin! Bizi memnun et, biz de seni fazla fazla memnun ederiz!” deyince,
”Nasıl yani?” dedim. Mustafa bey bir kahkaha attı,
”Üstad sen harikasın valla, nerden bulursun bunları yaa!” dedi. Ali bey gayet ciddi bir şekilde,
”Bak Hümeyra, biz seni bir güzel sikeceğiz!” deyince, bir refleksle,
”Hayır, olmaz!” dedim.
image
”Nasıl olmaz? İmza attın! Ayrıca kayınpederine telefon ederim, senin gelin çalışmak istemiyor, hem de eli uzun, birkaç kez hırsızlık yaparken yakaladım onu derim!” dedi.
Ne yapacaktım şimdi ben? Gözümün önüne kocam geldi. İpsiz, sapsız, beni bu zor durumlara düşüren kocam… Kayınpederim geldi, çalışıp eve para getirmem için her şeye razı çaresiz adam… Para getirdikten sonra benim ne yaptığım umurunda olur muydu?
İki kart zampara gözlerini dikmiş, vereceğim cevabı bekliyorlardı. Acaba kabul etse miydim? Üstelik benim özel durumum da vardı işin içinde… Ne zamandan beri sevişmemiş, aylardır yarak da görmemiştim. Bazı geceler rüyamda boşaldığım bile oluyordu. Ali Beyin getirdiği kadınlarla yan odada sevişmeleri aklımdan çıkmıyordu. Saatlerce kadınları bırakmıyordu herif, ne kadar güçlüyse…
image
Bir de beni hırsızlıkla suçlayacak olması da cabası… Hepsini alt alta toplayınca bir anda kararımı verdim. Tüm cesaretimi topladım ve
”Tamam kabul ediyorum, istediğinizi yapacağım!” dedim. Mustafa bey, Ali beye,
”İşte bu dostum! İlk sen buldun, ilk sen bak tadına!” dedi.
Ali bey elimden tutarak beni kaldırdı ve misafirleri kabul ettiği odaya götürdü. Ayakta gömleğimin düğmelerini açtı. Dudaklarımı, boynumu boğazımı öperken, bir eli göğüslerimde geziniyor, göğüslerimi sıkıyor, diğer eli de kalçalarımı okşuyordu. Sonra beni kanepeye oturtup, kendisi soyunmaya başladı,
”Hadi durma, soyun sen de!” dedi. Sıkıla sıkıla soyundum. Kanepeye uzandım. Kapı yarı açık kalmıştı bu arada… Ali bey sikini eline almış, yüzüme doğru sallayarak,
”Hadi biraz em de kendine gelsin!” dedi, sikini ağzıma dayadı.
image
Kocamla sevişiyormuşum gibi hissetmeye çalıştım. Gözlerimi yumdum ve bir güzel emdim sikini, taşaklarını yaladım. Meğerse ne kadar çok özlemişim yarak yalamayı…
Ali bey sikini biraz yalattıktan sonra aşağı tarafıma geçti, bacaklarımı ayırdı ve kalçalarımı okşayarak, dilini amıma soktu. Amımın dudaklarını emiyor, klitorisimi yalıyordu. Bu konuda kocamdan daha tecrübeliydi. Deliriyordum. Aylarca süren açlıktan sonra bir anda seks yapmak, amımın dillenmesi çıldırtmıştı beni… Amım müthiş sulanmıştı.
image
O ara kapıda Mustafa beyi gördüm. Bize bakıyor ve yarağını sıvazlıyordu. Şaşırdım. Benimle tek tek sevişeceklerini zannetmiştim. Ama az sonra o da içeri soyunuk bir şekilde geldi, kalkık yarağını ağzıma verdi. Resmen ağzımı sikiyordu, ağzımda gidip geliyordu. Ben artık kendimi olayın akışına kaptırmıştım, çünkü çölde susuz kalmış bedenimin buna ihtiyacı vardı.
Ali bey amcığımı yalıyor, arada bir parmaklarını sokuyordu amıma… Boşalacağımı hissettim, iyice dolmuştum çünkü. Kaç aydır yarrak yüzü görmezken, şimdi iki tane vardı. Ali bey kalktı ve Mustafa beyle yer değiştirdiler, şimdi Ali beyin yarağı ağzımda, Mustafa bey benim amcığımı yalıyordu.
image
Mustafa bey amımı yalarken bir ara parmağını göt deliğine soktu, işte o zaman sarsıla sarsıla orgazm olup, işercesine boşaldım. Mustafa beyin yüzü püsküren zevk sularımdan sırılsıklam olmuştu. Mustafa bey bir, “Woawww!” çekti.
”Ne kadar istekliymişsin sen böyle yavrum? Şuna bak, suları nasıl fışkırıyor zevkten…” dedi.
Sonra doğruldu, bacak arama yanaştı. Yarağını önce amımın dudakları arasına sürttü, sonra birden sonuna kadar kökledi amıma.
Kaç aydır yarak girmediği için amcığım daralmıştı. Bundan dolayı canım yanmıştı, ama bir o kadar da hoşuma gitmişti. Yarağı içimi doldurmuştu. Bir taraftan Ali bey ağzımı sikerken, Mustafa beyin amcığımı sikmesi tarif edilmez bir zevk veriyordu bana. Doğrusu Mustafa bey işini iyi yapıyordu, bir taraftan da,
image
”Uzun zamandır sikilmediği belli, amı öyle dar ki, sikimi mengene gibi kıstırıyor üstadım!” diyordu.
Bu Ali beyi daha da şehvetlendirmişti ki, iyice sokuyordu yarağını ağzıma, boğazımın derinliklerine kadar giriyordu. Sonra aniden ağzıma boşaldı. Midem bulanmadı hiç, sikini emmeye yalamaya devam ettim, ama yutmadım, döllerini geri sikine tükürdüm. O sırada Mustafa bey de,
”Offf, harika bir amcığın var!” diyerek içime boşaldı… Ali bey,
”Ağzı da öyle dostum… Öyle güzel yalayıp emiyor ki orospu, denemeden bırakma. Ağzının zevkine de var.” dedi.
image
Biraz dinlendikten sonra beni kaldırıp banyoya götürdüler, bir güzel yıkadılar, kuruladılar. Sonra da büroya geçtik, üçümüz de çırılçıplak bir şekilde… Beni aralarına oturtmuşlardı, sürekli iltifat ediyorlardı. Harika bir kadın olduğumu, böyle gidersem çok para kazanacağımı ve bir kadının ne kadar çok sikilirse o kadar güzelleşeceğini falan söylüyorlardı.
Rakılarını yudumluyorlar, bir taraftan da meze olarak göğüslerimi öpüyorlar, amcığımı kurcalıyorlardı. Ben de iki elimle onların yaraklarını sıvazlıyor, tekrar kaldırmaya çalışıyordum. Doymamıştım çünkü, bir kez sikilmiştim daha… Evlendiğimizin ilk günlerinde kocam beni sabaha kadar siker inletirdi de, bana mısın demezdim.
image
Sonra Mustafa bey masayı biraz ittirip yer açtı ve yarağını iyice emmemi söyledi. Kalktım ve önünde çömelerek yarağını ağzıma aldım. Tıpkı Ali beyin sikini ve taşaklarını da yalayıp emdiğim gibi, güzelce yaladım emdim.
O sırada Ali bey de kalktı ve arkama geldi, ben Mustafa beyin yarağını yalarken, belimden tutup beni önünde domalır hale getirdi. Sonra götümün yanaklarını iki elimle ayırmamı istedi. Dediğini yaptım. Mustafa bey de saçlarımı eline dolamış, yarağını ağzıma vermeye devam ediyordu.
Birden göt deliğimde garip bir ıslaklık hissettim. Meğersem Ali bey göt deliğime bir parça kavun koymuş, parmağıyla da kavunu götüme yedirmeye çalışıyordu. Tabi kavun parçasının hepsi götüme girmiyor, birazı göt deliğimin ağzında eziliyor, suyu amıma akıyordu. Ali bey de amımdan yukarı doğru yalayarak göt deliğime geliyor ve ezilen kavun parçalarını yiyor, sonra da göt deliğimi yalıyordu… Bu işlemi birkaç kez yaptıktan sonra,
”Mis gibisin yavrum, amın da götün de harika! Hele bu göte hiç giren olmamış, bakir kalmış burası!” deyince, eyvah şimdi götümü sikecek diye iç geçirdim.
image
Ama itiraz hakkım yoktu, zaten onların seks kölesi olmuştum, artık geriye dönüş yoktu. Derken göt deliğimde bir yanma hissettim, hemen ardından Ali bey göt deliğimi yalamaya başladı. Bu sefer de göt deliğime biraz rakı döküp yalıyordu.
Bir süre sonra göt deliğim iyice uyuşmuştu artık, nerdeyse götümü parmaklamasını bile hissetmiyordum. Ali bey yarağını yavaş yavaş sokmaya başladı parmaklarıyla alıştırdığı götüme. İlk başlarda çok hafif acı hissettim. Ama sonra yarrağının tamamını götüme köklemesiyle gözlerimden yaşlar geldi. Mustafa bey de yarağını ağzımdan çıkartmış, yarağıyla yüzüme vuruyor,
”Hadi doğru dürüst yala şunu kaltak, daha seninle işim var! Senden iyi bir fahişe çıkacak, eminim buna!” gibi şeyler söylüyordu.
Ali bey fazla geçmeden böğürerek boşaldı götümün derinliklerine, ılık ılık hissediyordum döllerinin içime fışkırmasını. Boşalması bitince yarağını götümden çıkarıp banyoya gitti. Sonra Mustafa bey yere yattı ve yarağını eliyle dik tutarak,
”Hadi otur üstüne!” dedi.
image
Amcığımın dudaklarını ayırıp yarağına oturdum. Rahatça girmişti amıma. Üstünde zıplatıyordu beni.
”Ohhh orospu, ağzını sikmek ayrı zevk, amını sikmek ayrı bir zevk veriyor! Orospummm!” diyor, bu kelimeler beni daha da azdırıyor, yarağının üstünde sanki dans ediyordum, kalçalarımı kıvırıyor, içimde yarağını gezdiriyordum.
İçimi büyük bir heyecan kaplıyor, zevkten bacaklarım titriyordu. Evet ikinci kez boşalıyordum ve bunu hisseden Mustafa bey daha hızlı pompalıyordu alttan. Az sonra ikimiz aynı anda boşaldık.
imageBiraz öyle kaldıktan sonra, beni üstünden kaldırıp,
”Benden bu kadar!” diyen Mustafa bey de banyoya gitti. Bense ter ve döller içinde kalmıştım…
Kanepeye oturup biraz kendime geldikten sonra, kalktım ben de banyoya gittim. Ali bey banyodan çıkmak üzereydi, beni görünce,
”Gel bakalım, madem biz terlettik, biz yıkayalım seni!” dedi.
Duşun altına girdiğimde amımdan ve götümden döller süzülüyor, bacaklarımdan aşağı akıyordu artık. İkisi birden güzelce yıkadı beni, göğüslerimi, amcığımı, götümü bolca köpükleyerek. Sonra kurulanıp içeri girdik, üstümüzü giyindik, masayı toparladık. Saate baktım, nerdeyse 21:00 olmuştu,
”Eyvah, evden merak etmişlerdir beni!” dedim. Ali bey,
image
”Yok ben kayınpederine söyledim bu akşam geç geleceğini! Merak etme, seni eve kadar bırakacağım!” deyince biraz rahatladım. Mustafa bey,
”Ben çıkıyorum üstad!” dedi, yanıma geldi dudaklarımdan öptü,
”Harika bir yaratıksın sen!” dedi ve elime bir miktar para sıkıştırdı, gitti. Parayı çantama koyarken baktım, bir maaşım kadardı! Ali bey,
”Hadi yavrum, biz de çıkalım artık!” dedi, büroyu kapatıp çıktık, arabaya bindik. Arabayı çalıştırmadan cüzdanını çıkarıp, bir o kadar para da o verdi ve
”Bu akşam harika geçti, inan bak hiç pişman olmayacaksın! Al şu parayı, ama hepsini verme kayınpederine! Haa, bir ara seni Cavit’le tanıştıracağım, hafta sonu onunla birlikte olacaksın. Ben gelmeyeceğim, ikiniz olacaksınız sadece, hiç acıma ona, iyice gevşesin, ihale işi var, onu çok memnun et, ihaleyi bize versin daha çok kazanacaksın!” dedi.
image
”Tamam!” dedim, parayı aldım çantama attım.
Çok sevinmiştim, bir iki saat içinde bu kadar çok para kazanmıştım… Eve geldik. Arabayı park etti. Ben anahtarımla açacakken, Ali bey zili çaldı. Kayınpeder kapıyı açtı,
”Buyurun girin içeri!” deyince, Ali bey,
”Yok yok girmeyim, Hümeyra’yı getirdim, kendi elimle teslim edeyim dedim, sonuçta emanet!” dedi. Ben içeri girdim ve Ali beye,
”Bir yorgunluk kahvesi yapsaydım size, bugün çok çalıştınız, çok yoruldunuz!” dedim. Ali bey güldü,
”Senin bu gelin harika biri, sanki kendisi hiç yorulmadı! Hadi yarın görüşürüz!” dedi gitti.
image
Ben de odama gittim, paranın az bir kısmını çıkarttım cüzdana koydum, sonra içeri girip,
”Baba, al!” dedim. “Ali bey haftalık fazla mesai parasını peşin verdi.” Kayınpeder parayı görünce öyle bir sevindi ki, hiç sormayın.
”Hafta sonu için tekrar mesai varmış!” dedim.
”Aman olsun kızım, aman olsun… İkimiz iki taraftan borçları kapatırız! Sakın, yapmam etmem deyip Ali Beyi küstürme. Kim verir bu zamanda bu kadar para? Bak iki saatte iyi para almışın!” dedi. Oysa kendime daha çok para kalmıştı.
”Yok baba olur mu, iş olsun yeter ki, yaparım ben!” dedim.
”Yemek yedin mi kızım sen? Hemen bir şeyler hazırlasınlar!” dedi.
”Aç değilim, çok yorgunum, hemen yatayım!” dedim.
”Tamam tamam, hemen yat dinlen!” dedi.
Odama girip çırılçıplak soyundum, yattım. Bacaklarım, amım, götüm, ısıra ısıra emdikleri memelerim sızlıyordu. Ama sekse, sevişmeye öyle doymuştum ki, umurumda bile değildi vücudumun sızlaması… Bugün neler yaşadım diye gözden geçirirken, uyuya kalmışım…
image
***
Sabah erkenden kalkıp işe gittim. Büroyu havalandırdım, çöpleri çıkarttım. Yarım saat sonra Ali bey geldi büroya,
”Günaydın fıstık!” diyerek götümü avuçlayıp, sabah kahvesini istedi ve direk odasına geçti. Hemen kahvesini yaptım götürdüm. Beni çekti kucağına oturttu ve
”Bir öpücük ver bakayım! Dün çok yordun bizi ya! Seninle çok işimiz var! Hele o götün sabaha kadar gözümün önünden gitmedi!” dedi. Dudaklarımı öptükten sonra göğüslerimi sıktı,
”Hadi biraz emeyim şunları da, işimizi yapalım!” dedi.
Gömleğimin düğmelerini açıp, sütyenimin askılarını indirdim. Memelerimi öptü, kokladı, yaladı ve emdi, sonra da,
image
”Hadi git şimdi işinin başına!” dedi. Öğlene kadar odasından çıkmadı. Öğlen de,
”Yemeğini sen burda ye, sonra da alışverişe çık, al şu parayı, kendine güzel seksi bir şeyler al, akşamüstü gelirim ben!” deyip, bana AVM’de bir mağaza tavsiye etti.
Öğlen yemeğimi yedikten sonra, büroyu kapatıp AVM’ye gittim. Dediği mağaza çok lüks bir yerdi, çok kaliteli, seksi ve pahalı iç çamaşırları falan satıyordu. Ordan kendime iki takım seksi iç çamaşırı aldım, aynı renklerde topuklu terlik aldım, pahalı bir parfüm aldım, bir de beyaz saten gömlek aldım. Büroya döndüm. Akşamüstü Ali bey geldi.
”Hoş geldin patron!” dedim. Güldü,
”Hoşbulduk fıstık, aldın mı güzel bir şeyler?” deyince, paketleri açıp gösterdim. “Çok güzel, aferin sana, bunları giyince tam bir oruspu olacaksın!” dedi. Ben de gülerek,
”Ama sizin orospunuz!” dedim.
”Hadiii git başımdan, azdırma beni şimdi!” dedi.
Paketleri odama götürdüm dolabıma sakladım, sonra işimi yaptım. Akşam da erkenden beni eve gönderdi,
”Yarın için iyice dinlen, öğlene doğru gel!” dedi.
Ertesi günü öğlene doğru işyerine gittim, açtım büroyu. Normalde Cumartesileri öğlene kadar Ali beyle ‘Fazla mesai!’ yapacaktım hesapta, ama bugün öğleden sonra Cavit beyi memnun edecektim. Tam etrafı temizliğe girişmiştim ki, kapı açıldı Ali bey geldi ve gülerek,
”Hayırdır, ne yapıyorsun?” dedi.
”Ortalığı toparlıyordum, bugün Cavit bey gelecek dedin ya?” dedim. Yine güldü ve
”Bırak şimdi ortalığı, sen kendine bak! Cavit birazdan seni almaya gelecek!” dedi.
”Tamam!” deyip, hemen üstümü başımı düzelttim, makyajımı tazeledim. Hazırdım. Ali bey,
”Yanına dün aldıklarını da al!” dedi. O sırada Ali beyin telefonu çaldı. Konuşup kapadıktan sonra, “Cavit aşağıda seni bekliyor, hadi git! Unutma bak, onu perişan et, tamam mı? İhaleyi bizim almamız lazım, eğer senden memnun kalıp ihaleyi bize verirse, sana çok büyük ikramiye var!” dedi.
”Sen bana bırak, hallederim!” dedim, dudağından öptüm ve seksi iç çamaşırların olduğu paketleri alıp aşağıya indim.
Aşağıda simsiyah, lüks bir Jeep bekliyordu beni. Kapıyı açtım, öne oturdum. Külotuma kadar sıyrılan mini eteğimi düzeltme gereğini bile hissetmedim. Kısa bir tanışma faslından sonra yola çıktık.
image
”Gölbaşına gidiyoruz!” dedi.
”Tamam!” dedim.
Yolda havadan sudan, ordan burdan konuştuk. Güzelliğimden, Ali ve Mustafa beylerin beni nasıl beğendiklerinden bahsetti. Övgü dolu sözler söylemişler benim hünerlerim için. Sohbet ede ede, göl kenarında güzel bir villaya geldik. Arabayı villanın garajına soktuktan sonra içeri girdik.
Harika bir villaydı. Elindeki poşetleri mutfağa koydu. Bahçeye ufak bir çilingir sofrası hazırladı. Etleri ızgaraya koydu. Ben de yardım ettim. Bu arada Cavit bey de Ali beylerin yaşlarındaydı. Çok güzel seks fıkraları anlatan, samimi, içten biriydi, sevecendi, nazikti. Ayrıca yaşına göre çok karizmatikti.
Izgaradaki etler pişince, oturduk yedik. Sonra sofrayı kaldırdık, içeri girdik. Duvarda kocaman dev ekran bir TV vardı. Ses düzeni harikaydı. Bira, kuruyemiş ve meyve getirdi, sehpanın üstüne koydu. Sonra bir porno film koydu. Evet, sanırım bizim sikiş başlamak üzereydi. Bana,
image
”Yere oturalım rahatça şöyle, hadi gel!” dedi.
”Önce üstümü değiştireyim…” dedim, paketleri aldım ve giriş kattaki ilk gördüğüm odaya girdim. Üzerimi değiştirdim.
Üstümde şimdi kırmızı dantelli bir beybidoll vardı. Göğüslerim gözüküyor, ucunda kurdele vardı. Altımda yine kırmızı, dantelli tanga külodum vardı. Ayağımda ise topuklu, üstü tüylü bir terlik vardı. Kıyafetim kırmızı rujumla tamamlanmıştı. Saçlarımı açmıştım. Evet, bu halimle tam bir orospuydum.
Salona döndüğümde porno çoktan başlamış, Cavit bey de üstünü çıkartmış, sadece baksırla yerdeki beyaz uzun tüylü peluş halının üzerine oturmuştu. Beni görünce bir ıslık çaldı ve
”Üfff, sen gel bakayım kucağıma otur!” dedi. Cilveli hareketlerle gittim kucağına oturdum. Beni uzun uzun öptü, göğüslerimi öptü, kulak memelerimi emdi,
”Harika kokuyorsun!” dedi.
O benim kulak mememi emerken, ben de onun göğsündeki kılları okşuyor, kılları hafif hafif çekiyordum. Sonra elini bacağıma atıp, bacaklarımı araladı. Ben de bir ayağımı sehpanın üstüne koydum, iyice ayırdım bacaklarımı.
image
Eli şimdi tangamı kenara çekmiş, amcığımı okşuyordu. Ben de onun baksırını sıyırıp, ayaklarından çıkardım, yarağını aldım elime, sıvazlamaya başladım. Yarağının başı iyice şişmiş, morarmaya başlamıştı.
Dayanamayıp toparlandım, hemen yarağına yumuldum. Yarağının başını yavaş yavaş dudaklarıma sürtüyor, dilimi gezdiriyordum. Bunu yaparken de taşaklarını okuyordum. Yarağını ağzıma alıp emmeye başladığımda, o da kasılıp inlemeye başladı. Keyif aldığı her halinden belliydi. Yarağı ağzımda iyice büyüyordu. Boşalmamak için kendini tutuyordu belli ki. Kısa bir an yarağını ağzımdan çıkarıp,
”Hadi boşal ağzıma, yutayım döllerini, sik ağzımı hadi aşkım!” deyip yeniden soktum ağzıma ve emmeye devam ettim.
Birden gırtlağıma kadar sokup yanardağ gibi patladı. Yutuverdim hepsini. Sonra ağzımdan çıkarıp yarağının başını öptüm ve
”Sen harika bir erkeksin, yarağın çok müthiş, döllerinin tadı da bir başka!” dedim.
Sarıldı bana. Bu söylediklerimi daha önce hiçbir kadından duymamış. Biraz dinlendikten sonra beni yatırdı yere, tanga külodumu çıkardı, gömdü başını amcığıma. Kokluyor, öpüyor, yalıyor, parmaklarını sokup çıkartıyor amıma. Arada bir de baş parmağını götümün deliğinde gezdiriyor, başparmağını götüme sokmaya çalışıyordu.
O böyle yaptıkça ben de zevkin doruklarına çıkıyordum. Sonra yeniden kalkmakta olan yarağını gösterdi ve sırtüstü yattı, beni üstüne ters aldı, 69 olduk. Ben onun yarağını emerken, o da göt deliğime diliyle masaj yapıyordu. İki parmağını amıma sokmuş, sanki parmağıyla kavanozdan bal çıkartıp yalıyormuş gibi, resmen zevk sularımla ıslattığı parmaklarını emiyordu.
image
Yarağı yeterince sertleşince beni üstünden indirdi, yere yatırdı, yan çevirdi, bacağımı araladı, arkadan amıma soktu yarağını. Gidip geliyordu. Bir taraftan da meme uçlarımı parmaklarıyla kıvırıyordu, ufalıyordu. Harika bir şeydi bu.
image
Bir süre sonra yarağını amımdan çıkarıp, sırtüstü yattı ve kalkıp yarağına ters oturmamı söyledi. Kalkıp dediği gibi oturdum, yarağını amıma alarak.
”Yavaş, kıracaksın!” dedi.
Kalktım, tekrar aynı pozisyonda, ama bu sefer ağırlığımı vermeden, elimle yarağını tutup yavaş yavaş amıma sokup sokup çıkartmaya başladım. O ise ellerini başının altına kenetlemiş, yarağının amıma giriş çıkışını seyrediyordu.
Sonra isteği üzerine yüzümü ona döndüm. Başladı sırayla memelerimi emmeye, bir taraftan da amıma pompalamaya devam ediyordu. Bu durum beni iyice azdırıyordu. İkimiz de aynı anda boşaldık.
image
Kan ter içinde kalmıştık. Banyoya gidip güzelce yıkandık. Banyodan çıkınca, o salona gitti, ben de iki dakika müsaade isteyip paketleri bıraktığım odaya gittim. Bu sefer dantelli siyah iç çamaşırı takımı giydim. Üstüme de beyaz saten gömleği giyip, düğmelerini de kapatmadım. Salona gittim.
Yine ıslık çaldı, müthiş olduğumu söyledi. Yanına oturdum. Bana da bira açmıştı. İlk defa bira içecektim. Biralarımızı içtik, biraz çerez, biraz meyve yedik. Biranın tadı rakıdan daha güzel geldi bana.
İlk şişeler bitmişti, ikinci biraları da açtı. Kendimize gelmiştik biraz. Bacaklarımı okşadı. Saten gömleğimi çıkarmadan, dantelli südyenimin üstünden taşan göğüslerimi öptü. Sonra bacaklarımın üstüne yattı ve o halde südyenimden kurtardığı memelerimi emmeye başladı. Ben de yine göğsündeki kılları çekiştiriyordum. Epeyce emdi memelerimi. Göz göze geldik.
”Doydun mu memelerime?” deyince,
”Doymak mümkün mü? Sabaha kadar emsem bu memelerini ve amını, doymam ben!” dedi.
Baktım yarağı yine kalkmıştı, elimi atıp okşadım biraz. Müsaade isteyerek kalktı, çekmecelerin birinden vibratör ve krem aldı geldi. Dört ayak üzerine domalmamı istedi. Domaldım hemen. Vibratörün titreşimini çalıştırıp, amıma soktu. Titreşim amımdan bütün vücuduma yayıldı sanki. Sonra,
image
”Götüne girmek istiyorum, izin var mı?” diye sordu.
”Tabi erkeğim, neremi istiyorsan sikebilirsin!” dedim.
”Harikasın, iyice aç bacaklarını o zaman!” dedi.
Açtım bacaklarımı iyice. Göt deliğimi epeyce bir yaladı, parmaklarıyla genişletti. Sonra kremi de sürdü göt deliğime ve daha ne olduğunu anlamadan öyle bir soktu ki yarağını götüme, çığlığı bastım. İlk defa Ali bey sikmişti götümü, ama hiç bu kadar acımamıştı.
Cavit bey şimdi götüme yarağını köküne kadar sokup çıkarttıkça, benden elimde olmadan anırır gibi sesler çıkıyordu. Amımda vibratör titreşiyor, götüme de gerçek yarak girip çıkıyordu ve ben zincirleme orgazm olup boşalıyordum. Cavit bey ise parmaklarını ağzıma sokmuş, şuursuzca götümü sikiyordu…
image
Sonunda o da boşalmış ve yarağı götümün içindeyken üstüme kapaklanmış kalmıştı. İkimiz de burnumuzdan soluyorduk ve yine terden sırılsıklam olmuştuk.
Dizlerimin ağrıdığını söyleyince, yarağını götümden çıkarıp üstümden kalktı. Beni de kaldırdı, gidip yıkandık tekrar. Ama bacaklarım titriyordu. Salona geldiğimizde bana,
”Bitirdin beni aşkım, müthiş bir kadınsın, seni sürekli sikmek isterim, ama bu günlük bu kadar yeterli, hadi giyin de çıkalım!” dedi.
Çok sevinmiştim buna, bir daha sikmek isteseydi dayanamazdım sanırım. O salonda giyinirken, ben de odaya gidip normal kıyafetlerimi giyindim. Salona geldiğimde çantama tomarla para koyarken gördüm. Birbirimize teşekkür edip, öpüştük, villadan çıktık. Arabaya bindik hareket ettik, ama bir süre götümün üstüne oturamadım, çok canım yanıyordu.
Beni büronun önünde indirdi, kendisi devam etti. Ben de iç çamaşırlarımın olduğu paketleri bürodaki dolabıma koyup çıktım. Bir taksiye bindim, eve gittim. Eve girer girmez, görümceme,
”Başım ağrıyor, çok yorgunum!” dedim ve odama gidip yattım.
Kayınpederim evde değildi, muhtemelen kahvehaneye gitmişti. Aradan birkaç saat geçmişti, görümcem geldi uyandırdı,
”Yenge yemek hazır, hadi gel babam çağırıyor!” dedi.
Kalktım, elimi yüzümü yıkadım, yanlarına gittim. Kayınpeder belli ki para istiyordu, fazla mesaiden geldiğimi biliyordu. Hemen çıkartıp geçen günkünden biraz daha fazla para verdim. Kayınpederim,
”Aferin kızım sana, bak isteyince nasıl çalışıyor insan!” dedi ve parayı cebe indirdi.
Kayınpederimin ağzı kulaklarına varıyordu, çalıştığım ve para getirdiğim için çok memnundu. Hoş ben daha çok memnundum bu durumdan. Hem evde oturup sıkılmıyordum, hem bir sürü para biriktiriyordum. Hem de bol bol yarak yiyordum ve erkeksizliğimi gideriyordum.
Evdekiler de beni daha çok seviyorlar ve artık bana ev işleri yaptırmıyorlardı.
Yemekten sonra sofrayı da görümcem topladı, bulaşıkları yıkadı, çay demleyip getirdi, meyva hazırlayıp getirdi. Aslında görümceme de çok üzülüyordum, normalde benim yaptığım evişlerini zavallı kızcağız yapıyordu şimdi.
Yine de keyfime diyecek yoktu, onlarla oturdum biraz TV seyrettim, sonra odama gidip yattım. Ertesi gün Pazar’dı, iş te yoktu, ‘Fazla mesai!’ de yoktu.
PARA VE ZEVK
Gelin Adayı!
Selamlar, ben İpek, 26 yaşındayım. Boyum 1.60, dolgun göğüslerim ve popom, kumral bir tenim var. Biraz kaşar ruhlu bir kızım, yakın çevrem hep bende şeytan tüyü olduğunu söyler. Mimiklerimle sanırım biraz fazla libidolu ve azgın bir izlenim uyandırıyorum. Çünkü iş yerinde evli bekar herkes memelerimi kesmek için etrafımda dolaşıyor. Bu da benim hoşuma gidiyor ve onları daha da azdırmak için biraz açık giyiniyorum. Yine de iş yerinden biriyle birlikte olmuyorum. Çünkü eminim ki birine versem, erkekler kendi aralarında konuşacak ve herkes beni kolay sikilecek biri olarak görecekti.
Tüm bunlara rağmen arada sırada bir gecelik sevgililerim oluyor ve cinsel hayatımı aktif tutuyordum. Gel gelelim hikayemin başlangıç noktasına. Evden işe, işten eve giderken durak evime çok yakın olduğu için halk otobüsüne binmeyi tercih ediyordum. Küçük bir mahalle olduğundan güzergahta tek bir otobüs hattı vardı. Tek hat ve küçük bir mahalle olunca şöförler ve yolcular hep tanıdık yüzler oluyordu genelde.
Bir gün yine işten çıkmış otobüse binmiştim, o hatta çalışan sevimli bir şöför amca otobüsü kullanıyordu. Dikkatimi çekti, aynadan ilginç bir şekilde beni kesip duruyordu. Ben son duraklardan birinde indiğim için inerken otobüs çoğu zaman boşalmış oluyordu. Yine ineceğim durağa yaklaşmıştık ki, şöför amca beni yanına çağırdı. Herhalde bir şey soracak dedim ve yanına gidip, "Efendim amca?" dedim. Amca hemen konuya girip, "Kızım yanlış anlama da, evli misin?" dedi.
Böyle bir soru beklemiyordum. "Yok amca, neden sordun?" dedim. "Benim bir oğlum var, sen yaşlarda. Bir türlü evlendirecek birini bulamadık. Seni ne zamandır görüyorum, işinde gücünde, güzel bir kızsın, iyi birine benziyorsun..." dedi. Bir an şok olmuştum, "Yani ne demek istiyorsun amca?" dedim. "Hani benim oğlanla bir görüşüp konuşsanız diyorum, belki birbirinizi beğenirsiniz ve hayırlı bir şeye vesile olur bu görüşme!" dedi. Amcanın bu dediğini çağ dışı bulsam da, o an geçiştirecek bir şey bulamadım ve amcaya numaramı verip indim.
Gece, tam uyuyacakken telefonuma bir mesaj geldi. Yabancı bir numaraydı ve sanırım şöför amcanın oğlu yazmıştı. Çocuğun tipini merak ettim, mesaja girip hemen profil fotosuna baktım. Çocuk gerçekten benim yaşlardaydı ve çekici, serseri bir tipi vardı. Mesaja cevap verdim ve sohbet etmeye başladık. Çocuk biraz mahçup olmuştu, babasının ısrarı nedeniyle yazdığını söyledi.
Ben de ne kadar böyle emrivaki şeylerden hoşlanmasam da çocuktan etkilenmiştim. İsmi Emre imiş, benden bir yaş küçük, 25 yaşında, 1.80 boyunda, esmer, fit biriydi. Tabii tanıştıktan sonra sosyal medyadan da takipleştik. Sanırım Emre de benden etkilenmiş olacak ki, özellikle sexy fotolarımı beğenmişti. Ben de sürekli onun profiline giriyordum. Oldukça piç bir çocuğa benziyordu, ama farklı bir aurası vardı ve ben de genelde böyle tiplerden hoşlanıyordum...
Ertesi gün iş çıkışına yakın Emre buluşmak istediğini yazdı, ben de kabul ettim. İş çıkışı beni almasını bekledim. Az sonra spor bir araba gelip durdu önümde. Asfalta yapışık, camları zindan gibi full siyah, tam bir piç arabasıydı. Camı açıp, "Merhaba İpek, gel!" dedi. Araba o kadar alçaktaydı ki, eğilip içindeki Emre mi diye bakarken resmen göğüslerimi sergilemiştim. Emre olduğunu görünce bindim. Emre hemen bana iltifatlar etmeye, "Sosyal medyadaki resimlerinden daha güzelsin!" demeye başlamıştı.
Bir kafeye gidip oturduk. Kahvelerimizi içerken bir yandan sohbet ediyor, bir yandan da iyice samimileşiyorduk. Emre tam da tahmin ettiğim gibi, oldukça eğlenceli ve piç bir çocuktu. Kısacası beni etkilemeyi başarmıştı. Birkaç saat oturduktan sonra beni evime bıraktı. Isınmıştım Emre'ye. Aradan birkaç gün geçince biz artık canım cicim kısmına geçmiştik ve nerdeyse sevgili olmuştuk. El ele tutuşuyorduk, beni öpüyordu...
Ben yine bir iş dönüşünde otobüse bindiğimde Emre'nin babası kullanıyordu otobüsü. Yanına gidip selam verdim. Bana, "Nasıl gidiyor aranız gelin kızım, bizim hayta seni üzmüyor değil mi? Aman deyim, yanlışı olursa haberim olsun!" dedi ve sohbete başladık. Bu sırada ufaktan tanıştık, amcanın adı Ramazan idi. Biraz sohbetin ardından ineceğim durakta inip eve vardım...
Emre ile ilişkimiz ilerlerken, henüz sikişmesek de, dokunuşlarımız artık cinselleşmeye başlamış ve ikimiz de iyiden iyiye kıvama gelmiştik. Ben pek öyle amımı saklayan biri değildim ve sikişmeye istekliydim. Artık Emre bacaklarımı elliyor, vedalaşırken dudaktan öpüşüyorduk.
Bir hafta sonu Emre beni arayıp, "Bizim bağ evi var, orda birşeyler içip takılalım mı?" dedi. Bu direkt sikişme sinyaliydi ve ben de buna göre sexy hazırlanıp indim aşağıya. Sikişeceğimizi bildiğim için korunmaya da başlamıştım. Emre arabasıyla beni alıp bağ evine doğru sürmeye başlamış, bir yandan da, "Ne güzel olmuşsun sen yavrum böyle!" gibi şeyler söylüyordu. Bağ evine vardık, biraz şehrin dışında, büyük bahçeli, ferah bir yerdi. Çardağın altındaki masaya birlikte bir sofra hazırlayıp içmeye başladık. İçtikçe Emre artık kendini tutamayıp beni ellemeye başlamıştı. Elleri bacaklarımda geziyordu. Ben de karşılık verip dudaklarına yumuldum. Öpüşüyorduk ve Emre'nin eli de artık külotumun içindeydi, amımı okşuyordu...
Bağ evinin etrafı ağaçlarla çevriliydi ve pek gören olmazdı ama yine de içeri geçtik. Emre'yi yatağa oturttum, önüne diz çöktüm ve kemerini çözdüm, pantolonunu indirdim. Siki çoktan kalkmıştı, boxerını da indirince birden fırladı siki. Hemen yalamaya başladım. Emre kendinden geçmiş, saçlarımı okşayıp sikine bastırıyor, "Ohh, ohhhhh! Çok iyisin bebeğim, yala!" diyordu. Bir süre yaladıktan sonra ayağa kalktım ve soyunmaya başladım. En son sutyenimi çıkardığımda, Emre, "Off, bu memeler için ölürüm lan ben!" deyip memelerime saldırdı, sıkıp sıkıp emmeye başladı. Piç Emre gerçekten işini biliyordu. Pek kendime yediremesem de çok kızı sikmişliği vardı diye tahmin ediyordum. Çünkü çok tecrübeliydi ve bu tipiyle istediği kızı da yatağa atıyordu muhtemelen.
Bir süre memelerimi yaladıktan sonra beni yatağa yatırdı ve üzerime geldi. Amım zaten sırılsıklamdı, sikini yerleştirdiği gibi içime girdi. Sert sert siktikçe memelerim sallanıyordu. Emre sanki orospu sikiyor gibi davranmaya başlamıştı. "Şöyle geç! Böyle yap!" diye emirler veriyor, sikerken göğüslerimi tokatlıyor, boğazımı sıkıyordu. İlk defa böyle sikiliyordum, beni sikerken bir erkek ilk defa böyle rahat davranıyordu. Ardından beni domalttı ve amıma geçirdi, dolgun popoma şap şap kasıkları vura vura sikmeye devam etti amımı. Piç gerçekten işini biliyor, beni orgazmdan orgazma ulaştırıyordu.
Yaklaşık 20 dakika siktikten sonra, "Geliyorum!" dedi. Zaten korunduğumdan, "İçime gelebilirsin aşkım!" dedim. Ama bir hışımla içimden çıktığı gibi sikini ağzıma sokup boşalmaya başlamıştı. Bu sırada saçımdan tutup bastırıyor, "Ohhhh, ohh!" diye sesler çıkarıyordu. Tabii bu arada döllerini yutmak zorunda kalıyordum. Boşalması bitince, ona, "Neden içime boşalmadın?" dedim. O da, "Keyfim öyle istedi!" diye tersledi. O an önemsemeyip ağzımı yıkayıp geldim.
Emre'nin yanına oturdum. Emre sigarasını içiyor ve halen çıplak oturuyordu. Siki inmişti. Tam içmek için birşeyler almaya kalkacağımda, "Dur şimdi, yala uyandır şunu!" diye emir vererek saçımdan tuttu. İnik sikini ağzına alıp bir süre yalayınca yine eski kalkık haline gelmişti. Emre saçımdan tutup hayvan gibi boğazıma kadar bastırıyordu ve artık öğürerek sakso çekiyordum. Bu kadar sert olmasına anlam veremiyordum, ama hoşuma gitmiyor da değildi o anlık.
Tam kıvama geldikten sonra yine beni misyoner pozisyonda delicesine sikmeye başlamıştı. Üzerimde adeta vahşi bir hayvan var gibiydi, hem hızlıydı, hem de her yerimi öpüp yalıyordu. Bir süre sonra içimden çıkıp yatağa uzandı ve "Gel kucağıma!" dedi. Hemen kucağına çıkıp sikini amıma yerleştirip zıplamaya başladım. Dolgun popom şap şap kasıklarına çarpıyordu. Emre de iki eliyle götümü kavramış, "Hadi yavrum daha hızlı, daha hızlı!" diyordu. Bir süre sonra, "Bak bebeğim, şimdi nasıl sikişiliyor gör!" dedi ve halen kucağındayken saçlarımı çekip alttan darbeli matkap gibi sikmeye başladı. Sonra birden durup iki eliyle göt yanaklarımı kavrayıp dudaklarıma yumuldu. Siki de amımın içinde damar gibi atıyor, içime boşalıyordu...
Boşalması bittiği halde sikini amımdan çıkarmamış, sikmeye devam ediyordu, yavaş bir şekilde. Siktikçe amımın içinden döller sızmaya başlamıştı. Emre'nin siki tıpa gibi amımı kapattığı için çok sızmıyordu tabii. Biraz bu halde git gel yaptıktan sonra içimden çıktı. Sikini çıkarır çıkarmaz sanki şampanya tıpası çıkmış gibi amımın içinden döller serbestçe aktı. Gerçekten uzun süre sonra iyi bir seks yaşamıştım. Vakit geç olmuştu, temizlendikten sonra Emre beni evime bıraktı.
Ertesi gün ben mutlu bir şekilde işe gittim, ancak dünkü o güzel sikişin ardından Emre hiç mesaj yazmamıştı. İş çıkışı onu aradım ve "Buluşalım mı?" diye sordum. Emre işinin olduğunu söyledi. Aslında öyle yoğun biri değildir, beni sikip kenara attı gibi hisse kapılmıştım biraz.
Daha sonraki gün akşam iş çıkışı beni bekliyordu arabasıyla, hiç beklemiyordum. Arabaya biner binmez dudaklarıma yapıştı. "Napıyorsun, bir gören olacak!" deyip ittim. "Kızım korkma, bu camlardan kim görecek?" deyip devam etti. Arabayla dolaşmaya başladık. Emre yine sanki orospusuymuşum gibi davranıyor, araç sürerken amımı ve memelerimi elliyordu.
Tenha bir yerlere çekti arabayı. Kontağı kapatır kapatmaz, "Hadi yala şunu!" dedi. Sikini çıkarmış ve elimi sikine koymuştu. Hemen yalamaya başladım. Emre yine rahat durmuyor, kafamı sikine bastırıyordu. Bir süre sonra, "Arkaya geç, sikeceğim seni!" dedi. Ağzımdaki salyaları silip arkaya geçtim, ilk defa arabada sikişecektim ve kalbim yerinden fırlayacak gibiydi. Pantolonumu ve külodumu tamamen çıkardı ve amımı tükürükledi. Arabanın arkası dar olduğu için iki büklüm olmuştuk. Bacaklarımı omzuna alıp amıma girdi.
Altında ikiye katlanmıştım nerdeyse. Sert sert amıma girip çıktıkça artık belimin acısından, "Ahhhh!" diye delicesine inliyordum. Terden sırılsıklam olmuştum ki, Emre sikini amımdan çıkardığı gibi suratımı nişan alıp boşalmaya başladı. Adeta yaylım ateşi gibi fışkırdı dölleri, her yerim döl olmuştu. "Hayvan herif üstümü batırdın!" diye kızsam da peçete yardımıyla temizlendim. Bir sigara içtikten sonra beni evime bıraktı.
Günler geçtikçe artık Emre iyiden iyiye umursamazlık boyutuna evrimleşmişti. Beni adeta bir seks oyuncağı gibi kullanıyor, istediği gibi sikiyor, ama haber vermeden bir iki gün ortadan kayboluyor, arayıp sormuyordu. Beni aldattığından bile şüphelenmeye başlamıştım.
Bir gün Emre'yle yine bağ evine gidip takılmaya karar vermiştik. Takılmaktan kasıt tabii ki sikişecektik. İlişkimize biraz heyecan katmak amaıyla içime sexy iç çamaşırları giymiştim. Çardakta birer bira içtikten sonra sikişmeye içeri geçtik. Sexy iç çamaşırlarım Emre'yi fena azdırmıştı ve hiç olmadığı kadar sertçe sikiyordu. İlk postayı attı ve biraz dinlenip ikinci postaya geçtik. Emre beni domaltmış sikerken yatağın karşısındaki aynadan kapıya bakmamla bir saniyeliğine sanki bir karaltı gördüm gibi geldi. Ama bağ evinde bizden başka biri yoktu tabii ki. Belki göz yanılmasıdır diye ses çıkarmadım ve sikilmenin zevkine devam ettim...
Emre bir hışımla beni çevirip misyoner pozisyona geçirip amıma girmesiyle kapıya tekrar baktım ve şok oldum. Emre'nin babası Ramazan amca kapının kenarına pusmuş, pantolonun üzerinden sikini sıvazlayarak bizi izliyordu. Öyle bir utandım ki anlatamam. Durumu Emre'ye söylemek geldi içimden, anca niye bilmiyorum o an dilim tutuldu. Sadece çarşafla biraz oramı buramı kapatmaya çalışıyordum, ama nafile tabii, Emre öyle sert sikiyordu ki, her yerim yine açılıyordu...
Misyoner pozisyonunda biraz siktikten sonra Emre beni tekrar domaltınca kapı görüş açımdan çıkmıştı. Herhalde Ramazan amca daha izlemiyordur, yanlışlıkla gelmiştir ve çoktan gitmiştir diye düşündüm. Emre beni domaltır domaltmaz sikini göt deliğime dayayıp başını soktu. Hiç beklemiyordum ve delicesine bir çığlık attım. "Emre napıyorsun, ordan olmaz!" desem de, "Sus bebeğim, bu göt sikilmez mi?" diyerek götümün yanağına sertçe bir şaplak attı. Bir yandan tükürüklüyor, bir yandan milim milim götüme giriyordu. Çok acı çekiyordum ve delicesine bağırıyordum.
Sonunda hepsini sokup içimde biraz bekledi. Götüm biraz alışınca da sertçe sikmeye başladı. Acıdan artık çarşafı yırtacak derecedeydim ve o anda Ramazan amcanın bizi halen izleyip izlemediği hiç umrumda değildi. Emre bir süre siktikten sonra götümün içine boşalıp kenara yığıldı. Tabii ben de yığıldım kaldım. Kapıya baktım, kimse yoktu, biraz da olsa rahatlamıştım.
Emre bir sigara içtikten sonra lavaboya temizlenmeye gidince Emre'nin telefonuna gözüm ilişti. Beni aldattığı konusundaki şüphelerim gerçek mi acaba diye telefonunu kurcaladım. Mesajlarına girer girmez bir kızla yazışmalarını gördüm. Canımlı, cicimli, aşkımlı konuşmalar, kızdan bir sürü çıplak fotolar vardı. Emre gelir gelmez telefonunu gösterip hesap sordum. Şiddetli bir tartışmadan sonra üzerimi giydim ve hızlıca bağ evini terk edip taksiyle eve döndüm. Emre birkaç defa aradı, açmadım. Sonra mesaj attı. "Gördüğün gibi değil!" dese de, beni sikip sikip başka kızlarla da ilişkisi olduğu apaçık ortadaydı.
Birkaç gün sonra Emre iletişimi tamamen kesti. İş çıkışında bakıyordum acaba gelir mi diye, ama gelmiyordu da. Kendimi kullanılmış hissettim ve içimi bir intikam hırsı sardı.
Bir gün yine işten otobüsle dönerken Emre'nin babası Ramazan amca kullanıyordu otobüsü. Ramazan amcayla denk gelince tabii çok utandım, sonuçta beni Emre'yle sikişirken görmüştü...
İneceğim durağa yakınken, Ramazan amca seslendi ve "Gelin kızım işin yoksa biraz konuşabilir miyiz, bu son seferim zaten!" dedi. "Tamam!" dedim ve son durağa kadar gittik. Son yolcular da inince, Ramazan amca, "Aç mısın kızım, lokantada birşeyler yeyip içelim mi konuşurken?" diye sordu. Ben de, "Sabahtan akşama kadar zaten kapalı mekanda çalışıyorum ve ruhum daralıyor. Senin bağ evine gitsek ya?" dedim. "Olur tabii!" deyip lokantadan yiyecek birşeyler paket yaptırıp bağ evine sürdü otobüsü.
Bağ evinin çardağına oturduk, yemeğimizi yedik. Dolaptan soğuk bira getirdi. Biraları içerken havadan sudan konuşmaya başladık. Ramazan amca ilginç bir şekilde memelerimi ve bacaklarımı süzüyordu. Sanırım beni Emre'yle sikişirken gördüğünden artık bana farklı bir gözle bakıyordu. Benim fıldır fıldır elbisem mecburen frikik veriyor, Ramazan amca da bakmaktan çekinmiyordu.
Havadan sudan biraz sohbetin ardından Ramazan amca asıl konuya girip, "Kızım herhalde bizim oğlanla aranız bozuk, sana bir yanlış mı yaptı, kulağını çekeyim ben!" dedi. Ben de Emre'nin beni aldattığını ve genel olarak ilgisiz ve umursamaz olduğundan bahsettim. Ramazan amca, "Vay eşşoğuleşşek! Bizim sıpa hep böyleydi, bir düzene girmedi piç kurusu! Ben onun kulağını çekerim kızım!" dedi sinirle.
Ancak ben Emre'yle barışmayı düşünmüyordum, kafamda sadece intikam almak vardı. Ramazan amca tekrar konuya girip, "Senin gibi güzel, alımlı, çekici bir kızın nasıl kıymetini bilmez? Ah ben genç olacaktım ki, senin gibi bir kızı asla üzmez, kaçırmazdım!" dedi. O an kendimi Ramazan amcaya siktirip içimdeki intikam ateşini söndürmeyi düşündüm. "Keşke Ramazan amca, keşke Emre de senin gibi biri olsa, bunu ben de çok isterdim!" diye cilve yaptım.
Ramazan amca, "Şimdi genç olmak vardı, ahh, ahh!" diye içlendi. Ben de, "Genç olmana gerek var mı, geçen gün bizi izlerken şeyin kalkmadı mı?" dedim. Ramazan amca şoku atlatınca, kekeleyerek, "Kızım... valla ben... öyle denk geldi, görmüş bulundum... kusura bakma!" dedi. Ben de, "Demek ki illa genç olmana gerek yokmuş şeyinin kalkması için, değil mi?" deyip gülümsedim. Ramazan amca, "Kızım neler söylüyorsun? Bak böyle konuşmaya devam edersen niyetimi bozacağım!" dedi. "Ne olacakmış niyetini bozunca?" diyerek elimi önüne attım, pantolonun üstünden sikini avuçladım. Siki çoktan kalkmıştı bile. Ramazan amca, "Kızım bak dönüşü olmaz bunun!" diyerek pis bir bakış attı. "Olmasın zaten, canın çekmiyor mu beni? Yarım saattir gözlerinle siktin bitirdin beni zaten!" dedim.
Ramazan amca birden galeyana geldi ve "Ne yarım saati, seni ilk gördüğümden beri sikmek istiyorum!" dedi ve sandalyesinden kalkıp memelerimi avuçlayıp okşamaya başladı. Halen çardaktaydık, ama etraftaki ağaçlardan dolayı kimse göremezdi. Kemerini çözdüm, pantolonunu indirip boxerinden sikini çıkardım. Emre'nin sikine göre uzun bir siki vardı. Bir süre saksonun ardından çardaktaki ahşap masaya domaldım ve eteğimi belime topladım, tanga külodumu da sıyırıp 'Gel!' diye işaret yaptım.
Ramazan amca, "Kaç gündür bunun hayaliyle yatıp kalkıyorum!" diyerek arkama çömelip götümü öpüp koklamaya başlamıştı. Götümün yanaklarını iki eliyle ayırıp, hem amımı hem göt deliğimi yalıyordu. Beni yalayarak bir kez orgazm ettikten sonra doğruldu ve sikini amıma yerleştirdi. İki eliyle göt yanaklarımı kavrıyor, bir yandan da, "Ohh, ohhh!" diyerek amımda git gel yapıyordu. Ben yaşından dolayı çabuk boşalır diye düşünmüştüm, ama nerdeyse yarım saate yakın sikip iki kez daha orgazm etti beni. Sonra birden içimden çıkıp belime doğru boşaldı. Arkamdan çekildiğinde eteğimi salıp tangamı düzelttim. Ramazan amca çok mutlu olmuştu, "Kızım beni gençliğime döndürdün, sen neymişsin böyle!" diyerek nefes nefese konuşuyordu. Ben de mutluydum, Emre'ye karşı içimdeki intikam ateşini söndürmüştüm. Fazla oyalanmadan ordan ayrıldık, beni evimin olduğu durağa bırakıp gitti.
Ertesi günlerde her zamanki gibi otobüsle gitsem de Ramazan amcaya denk gelmedim, ta ki bir hafta sonu cuma paydosuna kadar. Dikiz aynasından beni kesiyordu. İkimiz de konuşmasak da o gün ineceğim yerde inmeyince mesajımı almıştı ve son duraktan sonra yine bağ evine gittik. Bu sefer çardakta hiç oyalanmadan direkt bağ evine girdik. "Burnumda tütüyorsun!" diyerek üzerime yürüdü ve beni kanepeye yatırdı. Sadece fermuardan sikini çıkarıp, benim tangamı da kenara çekerek misyoner pozisyonda sikmeye başladı. Tüm ağırlığını üzerime verdiği için nefessiz kalıyordum. Uzunca bir süre deli gibi sikip göbeğime boşaldı.
Üzerimizde elbiselerle sikiştiğimiz için ikimiz de terlemiştik. Ona, "Yangından mal mı kaçırıyorsun? Bu kadar aceleci olma! Beni çok özlediysen bütün gece burda kalalım!" diye sitem ettim. Hemen karısını arayıp başka bir hatta çalışan gececi şöför arkadaşının hastalandığını, bu gece onun yerine çalışacağını söyledi.
Birlikte duş aldıktan sonra mutfakta yiyecek birşeyler hazırlayıp yedik. Biralarımızı içerken Ramazan amca yine beni öpüp okşamaya başlamıştı. Bu sefer yatak odasına geçtik. Sikini bir güzel yalayıp kaldırdım ve önüne domaldım. Hemen arkama yanaşıp, "Bu göt daha önce yarak yedi ne de olsa, bir de ben tadına bakayım!" diyerek sikini götüme dayadı. Yavaş yavaş götüme sokan Ramazan amca zevkten deliriyordu. Benim de götüm alıştığı için müthiş zevk alıyordum. "Sen ne müthiş bir şeymisin böyle!" diyerek zevkle sikiyordu götümü. Yarım saate yakın siktikten sonra götümün içine boca etti döllerini.
Tekrar duş alıp yatağa döndük. İkimiz de çırıl çıplak yatakta yatarken benle oynaşmaya devam etti. Ben bir süre sonra tekrar sikişmek istedim ve sikini yalamaya başladım. Bu sefer çok geç kaldırabilmiştim. Kaldırır kaldırmaz kucağına çıkıp amıma yerleştirdim ve kucağında zıplamaya başladım. Amım ve götüm bedenine çarptıkça altımda nefes nefese kalmıştı Ramazan amca. Ama ben tempomdan ödün vermeyip böyle devam ettim. Bir süre sonra Ramazan amca, "Geliyorum!" dedi. "İçime gel, korunuyorum!" dedim ve üstünden kalkmayıp içime boşalttırdım. Ramazan amca yorgunluktan bitap düşmüştü. Bende de ayrıca iş yorgunluğu da vardı, yanına kıvrılıp uyudum...
Sabah uyandığımda amım çoktan ıslanmıştı ki, uyandığımı görür görmez arkadan sarılı halde amıma soktu sikini. Yavaş yavaş sikiyordu, ben de bir bacağımı kaldırarak yardım ediyordum. Sabah sikişimizi de yapıp amımın içine boşaldıktan sonra kahvaltı yapıp ayrıldık ordan, beni evimin olduğu durağa bıraktı...
Artık canım sikişmek istediğinde otobüste Ramazan amcayla bakışıyoruz ve ineceğim durakta inmeyip bağ evinde bir güzel amımı götümü vermeye devam ediyorum :)
BAŞKADIR BAĞ EVİNİN TADI.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Götümün Yırtılmasına Bakma, Hepsini Kökle
Selam ben Dilek. Daha önceki hikayemde bir çiftle aramızda geçen sikişmeyi anlatmıştım. Şimdi de başka bir çiftle sikişmemizi yazmak istiyorum.
Kocamla haftasonunda akşam yemeğinden sonra bir gece klubüne eğlenmeye gitmiştik. Dans ediyor, oynuyorduk ve içkilerimizi yudumluyorduk. Ordan bir kadının kocamı kestiğini gördüm. Kocama çaktırmadan kadını şöyle baştan aşağı süzdüm, inceledim. Beyaz bir askılı tişört giymiş üstüne, altına da kırmızı dar bir mini etek, sarı saçlı, gayet hoş bir kadındı. İri göğüslü, omuzlarına kadar uzanan düz saçları, kalçaları ve bacakları gayet düzgün, sexi bir vücudu vardı. Sonra dans etmeye devam ettik. Bir ara kocama kadını göstererek, “Şu kadın deminden beri seni kesiyor, o kadını sikmek istermisin?” dedim. Kocam şok oldu, önce bana baktı, sonra da kadına baktı, “Güzel ve hoşmuş! İsterdim, ama olmaz! Kadın belki çok azgın birisi çıkar, bilemeyiz ki. Sen zaten azgınsın, o da azgın çıkarsa ikinize birden yetemem, sonra seni azmış halinle ihmal ederim, azgın olunca manyak gibi oluyorsun, çıldırıyorsun, bunu da bir sürtük için göze alamam! Ama evli bir çift olsalardı, ozaman farklı olurdu!” dedi. Sonra masamıza oturduk. Kadına bakıyordum, halen kocamı kesiyordu.
Bir ara ben lavaboya gitmem gerektiği için masadan kalktım. Lavaboya gittim, elimi yüzümü yıkadım, makyajımı tazeledim ve masaya dönmek için lavabodan çıktım. Yerime giderken o sürtüğe bakındım, bir baktım masada bir adamla oturuyordu. Vay orospu dedim içimden, bulmuş kendine bir adam. Adama baktım, gayet hoş ve karizmatik bir adam, turnayı gözünden vurmuş sürtük dedim. Sürtük benim kocama baktı baktı, sonunda bunun yanında karı var, ben boşa zaman kaybetmeyeyim dedi herhalde diye içimden geçirdim. Yanlarından geçerken çokta samimilerdi, demek adam karizmatik olduğu kadar da hızlıymış diye düşündüm. Kocamın yanına gittim oturdum ve kocama, “Senin sürtük çok karizmatik bir adam bulmuş, baksana!” dedim. Kocam da dönüp baktıktan sonra, “Harbiden sürtükmüş, gördün mü, iyi ki seni dinlememişim, değil mi?” dedi, gülüştük.
Nedense kendimi o sürtükle yanındaki adama bakmaktan alamıyordum. Bakarken de aklıma değişik değişik şeyler geliyor ve azıyordum. Amım tatlı tatlı karıncalanmaya başladığında, elimi kocamın önüne attım ve masanın altından başladım okşamaya. Kocamın siki hemen ayaklandı, zaten hep hazır kıta gibi anında hazır olur, iç çamaşırı da giymez, yaz kış demez, sadece pantolonu çeker çıkar dışarı. Fermuarını açıp sikini aldım elime, başladım oynamaya. Kocamın da hoşuna gitmeye başladı ve suratının şekli değişti. Ben de amımın ıslanmaya başladığını hissediyordum. Gözümü kapadım konsantre olmak için. Kocamdan hafif iniltiler geliyordu, iyice zevke gelmişti. Ben de onun iniltilerini duyarak kendimden geçiyordum. Amım artık sırılsıklamdı. Dayanamadım ve elimi eteğimin altından amıma atıp okşamaya başladım. 2-3 okşamaya kalmadan titreyerek Orgazm oldum…
Elim halen kocamın sikindeydi, oynuyordum. Derken kocam, “Ee ben de geliyorum, ne yapacağız şimdi, her yere akacak, rezil olacağız!” dedi, ama hissediyorum patlamamak için zor tutuyor kendini. “Dur!” dedim, yere sigara paketini attım, onu almaya çalışıyormuş gibi masanın altından kocamın sikini ağzıma aldım ve almamla bir volkan gibi ağzıma boşalmaya başladı. Hepsini yutmuştum, dölleri gırtlağımdan aşağı sıcak sıcak aktı mideme gitti. Kocamın masanın altına uzattığı peçeteyle ağzımı ve sikini temizledim ve sigarayı yerden aldım, doğruldum. Ama kocam daha çok azmıştı, “Bu bana yetmedi, sikim halen taş gibi sert, bu böyle olmayacak, hadi tuvalete gidelim!” dedi. Haklıydı, ben de aynı duygular içindeydim. Her an görülme ve yakalanma korkusu beni de azdırmış ve adrenelini artırmıştı. “Tamam, gidelim!” dedim. Kalkarken kafamı çevirdim ki, o kadın bize bakıyordu. Acaba bizi gördü mü, seyretti mi diye içimden geçirmedim değil valla. Biz tuvalete giderken de bizi izliyordu…
İlk ben girdim tuvalete, baktım içerde kimse yoktu, kocama, “Gel!” dedim. Geldi ve tuvalettin kapısını kapattı. Hemen eteğimi kaldırdı, tangamı kenara sıyırıp beni domaltarak, sikini amıma kanırttıra kanıttıra, yardıra yardıra sokmaya başladı. Hepsini köklediğinde derin bir, “Oohhh!” çekmiştim. Ve kocam başladı amıma pompalamaya. O amıma git gel yaptıkça, ben uçuyor, zevkten 4 köşe oluyordum, inliyor, hafiften çığlıklar atıyordum. Ben daha fazla dayanamayıp titreyerek boşalmaya başladım. Ama kocam halen amımı yırtarcasına beni sikmeye, amıma pompalamaya devam ediyordu. Derken tuvaletin dış kapısı açıldı. Kocam durdu ve kulağıma, “Birileri geldi, sus sesini çıkarma!” dedi. Ben de, “Sikini amımdan çıkarma, bırak içimde kalsın!” dedim. Az sonra bir kadın şarkı söyeleyerek yandaki tuavalete girdi, şırıl şırıl işedi ve lavaboda elini yıkayıp çıktı. Kocam da hemen tüm hızıyla beni sikmeye devam etti. Beni birkez daha boşalttıktan sonra, “Geliyorum!” dedi ve sikini amımdan çıkardı. Hemen döndüm ağzıma ağzıma aldım ve boşaldı. Döllerini yuttuktan sonra temizlendik, silindik, ağzmı çalkaladım, çıktık tuvaletten, yerimize doğru yürümeye başladık.
Tam yerimize oturduk ki, o kadın geldi, selam verdi, “Oturbailirmiyim? Ben Damla!” dedi. Ben şaşkın şaşkın bakarken elini uzattı. “Ben de Dilek!” dedim. Kadın, “Memnun oldum!” dedi. “Ben de!” dedim, ama hiçde memnun olmamıştım inanın. Bozuntuya vermedim ve istemeyerek kocamı tanıştırdım. Kadın gülümsedi, “Vay be, demek eşiniz! Ben de sevgilisiniz sanmıştım. Çünkü sanki yeni tanışmış, sexe aç gibi dans ediyordunuz!” dedi. Ben de, “Benim 15 yıllık eşimdir kendisi!” dedim. Damla hayretle, “Vayyy, bunca sene sonra bile bu sevgi, bu aşk, bu isteriklik, biribirinize doymamışlık, susuzluk! Böyle evli çiftler kaldı mı? Sizi tebrik ediyorum!” dedi ve arkasını dönüp, “Orda oturan da benim eşim, yani evlendik. Hep heyecan arayan tipleriz, değişiklikler yaparız. O bana karışmaz, ben de ona!” dedi. Kocam hemen lafa dalıp, “Bu nasıl evlilik? Böyle evlilik olur mu hiç?” dedi.
Ben de Damla’ya, “Çağırın eşinizi de madem, gelsin tanışalım!” deyince, kocam bana ters ters baktı. Kadın ise kocasına el hareketiyle (Gel!) diye işaret etti ve bana dönüp, “Demin masanın altında ne yaptığınızı ve devamını tuvalette getirdiğinizi biliyorum. Siz de bizim gibi fantazi dolu renkli kişilere benziyorsunuz! Bu arada eşimin adı da Alp!” dedi. Alp geldi, tanışma faslından sonra birer içki söyledik, başladık sohbete. Damla hemen, “Masanın altında yaptıklarınız dikkatimi çok çekti, ama birşey göremedim, Alp’e de söyledim ne yaptığınızı, ikimiz de çok heyecanlandık, biz de çok fantaziler yaparız, ama siz bizi geçtiniz, biz okadarına cesaret edemedik şimdiye kadar!” dedi. Muhabbet böyle sexten başladı, hep sexten devam etti, saatler saatleri geçti ve Damla, “Hadi kalkın, bize gidiyoruz!” dedi. Kocamla birbirimize baktık ve “Tamam!” dedik. Hesabı ödeyip kalktık. Taksiye atlayıp doğru onların evine…
Üsküdarda bir apartmanın önünde durduk. Gayet nezih bir muhitti, temiz güzel bir bina, kocaman bir bahçeli girişi vardı. Girdik, çıktık yukarı. Damla dairelerinin kapısını açıp, “İşte bizim sıcak sex yuvamız!” diyerek buyur etti. Geçtik içeri. Damla, “Ben birer kahve yapayım da, kendimize gelelim!” dedi. Oturduk kahvelerimizi beklerken Alple sohbet muhabbet ediyorduk. Alp durmadan bana bakıyor, “Çok güzelsin, çok çekicisin, kocan çok şanslı, kıskandım kocanı!” deyip duruyor. Kocam da sinirden adamın üstüne atlayacak gibi bakıp, gözlerinden ateş fışkırıyordu, “Evet şanslıyım, ama senin karın da güzel, karınla ilgilensen, daha da sevsen, senin karın da çok çekici olur!” dedi.
O sırada Damla kahvelerle geldi. Üstünü de değişmiş, kırmızı tayt ve sarı bir atlet giymiş ki, tamamen şeffaf gibiydi. Amı götü tamamen piyasada ve göğüslerinin uçlarına kadar belli oluyordu. Kocama baktım, Damlayı o halde görür görmez çadırı kurmuştu ve bu sefer hiç saklamıyordu. Kocam Damlaya, “Çok sexi olmuşsun, üstündekileri de hiç giymeseydin bari, her yerin gözüküyor belli oluyor!” dedi. Damla da, “Hiç giymesem yanlış anlaşılırdı, hem sexi ve erotik olmazdı!” dedi. Alp de Damlaya, “Haklısın hayatım!” diyerek, kalkıp benim soluma doğru oturdu ve “Öyle değil mi Dilek?” dedi ve bana sarıldı. Ben şaşırmıştım, ama bu kadar iltifata, akşamdan beri bu kadar sex sohbetine ve benim orda yaptıklarımı bildikten sonra bu normaldi. Ve buraya sikişmek için gelmiştik. Tabi doğal olarak ilk hareketin de ondan gelmesi normaldi…
Damla da Alpten yüreklenerekten kocamın dizinin dibine oturdu ve kocamın önüne elini attı, “Çadırı kurmuşsun, kocaman gözüküyor!” diyerek avuçladı ve fermuarı açmaya başladı. O sırada Alp te benim göğüslerimi avuçlayarak, tişortümü çıkarıp sütyenimi çözdü ve göğüslerimi dışarı salar salmaz yalamaya, emmeye ve ısırmaya başladı. Ben kendimden yavaşca geçmeye başlamıştım bile. Elimi onun sikine attım, bayağı kalkmış olan sikini avuçlamaya başladım. Yan tarafa baktım, Damla bayağı hızlı çıkmıştı, kocamın sikini ağzına almış, saksoya başlamıştı bile. Ama ağzına sığmıyordu, arada ağzından çıkarıp, “Ne kadar büyükmüş bu!” diyerek tekrar ağzına sokuyor, tekar çıkarıp eline alıyor, Alp’e gösteriyor, “Gözün yarak görsün kocacım!” deyip tekrar ağzına alıyordu…
Ben de Alp’in (kocamın sikinden küçük olan) sikini çıkardığımda hemen yalamaya başlamıştım. O da eteğimin altından benim amımı kurcalamaya başlamış, okşuyor, avuçluyordu. Eteğimi ben çıkarıp attım, o da tangamı çıkardı ve “Sırıl sıklam olmuş, bu am yanıyor!” diyerek bacak arama yumuluverdi. Sulanmış amıma attığı dil darbeleri beni kendimden geçirmişti. Artık ben sarsılarak Orgazm oluyordum. “Alp yala zevk suyumu, ziyan etme pınarımı!” dedim. O da, “Hiç ziyan edermiyim, böyle sulu amcığı bulmuşum!” dedi. Amımın sularını da yaladıktan sonra üzerimizde kalan son parça giysileri de çıkardık, ikimiz de çırıl çıplaktık. Alpte her yerimi okşarken, ben de onun sikini yalıyordum halen. Sonunda Alp te, “Geliyorum!” diyerek ağzımdan çıkarıp göğüslerimin üstüne boşaldı…
Alp’in sıcak sıcak döllerini ben göğsüme yayarken, kocamın, “Geliyorum Damla!” sesiyle kafamı çevirdim onlara baktım. Damla da kocamın sikini ağzından çıkarıp, “Ağzıma boşalt döllerini erkeğim!” diye kocaman açtı ağzını. Kocam da inleyerek boşaldı Damlanın ağzına. Damla kocamın döllerini yuttuktan sonra kocamı soydu. Kendi de taytını çıkarıp attı kenara ve kocamın daha dimdik bir füze gibi duran sikinin üstüne oturuverdi. Ben de, “Hadi Alp, seninkini de kaldırayım da, önce götümü sik, götüm kaşınıyor, kaşı götümü!” dedim ve Alpin sikini aldım ağzıma. Hazır duruma geldiğinde ben domaldım, Alp kalktı ve arkamda yerini aldı, götüme dayadı sikini. Zaten benim göt kocamın sikine alışık olduğundan, Alp’in sikini çar çabuk alıverdim götüme ve bir, “Oohhhh!” çektim…
Bu sırada Damla çığlıklar atıyor, kocam onu susturmak için dudağını dudaklarıyla kapatıp, bağırmaması için uğraşıyordu. Komşular kalkacak gelecek şikayet edecekmiş falan, Damla’nın hiç umrunda değildi, çok zevk aldığı ve kocam tarafından çok iyi sikildiği her halinden belliydi. Ha bire kocamın yarağı üzerinde zıplıyor, kıvranıyor, kocamın kollarını sıkıyordu. Hem acı, hem de zevk aldığı anlaşılıyordu. Alp ise götüme pompalıyor ve beni zevkten uçuruyor, bir yandan da amımı okşuyor, beni daha da zevke getiriyordu. Ve ben tekrar Orgazm olduğumda, Alp te götümün içine döllerini boşaltmıştı bile. Dölleri götümden akıyor, bacaklarımın arasına süzülüyordu. Ama bu sefer Alpinki de inmemişti ve götümden çıkarıp, sikindeki dölleri biraz temizledikten sonra, kavrulan amıma sikini sürterek, “Sulanmış şeftaline sokacağım şimdi, hazır ol, uçuracağım seni!” diyordu…
Alp amıma sürterken bir anda amıma sert bir giriş yapmıştı ki, bu benim herzaman çok hoşuma giderdi, “Ohhhhh!” çektim. Alp’in sikini içimde tamamını hissetmek için bacaklarımı ve amımın kaslarını sıktım. Bu da Alp’in çok hoşuna gitmiş olacak ki inliyordu ve daha hızlı gidip gelmeye başlamıştı. Ben de onu gaza getirmek için amımın kaslarını ve bacaklarımı arada sımsıkı sıkıp yine bırakıyor ve “Kökle Alp, kökle!” diye inliyordum. Bir ara göğüslerimde bir el hissettim, baktım bu Damla idi. Göğüslerimi sıkarken, bana, “Kız Dilek, senin bu kocan ne güzel sikiyor, kaç defa boşaldığımı bilmiyorum, ama kocanın yarağı içimde halen taş gibi! Alp nasıl sikiyor, iyi mi?” dedi. “Evet, iyi sikiyor!” dedim Alp’i rencide etmemek için (Öyle soru sorulur mu bu ortamda, adamın şevkini mi kıralım?). Alp te, (İyi sikiyor!) lafımı duyunca, daha bir gayretle pompalıyordu ve ben de harika bir Orgazm yaşıyordum.
Kocam da Damlayı sikerken nihayet, “Geliyorum!” deyince, Damla, “Ben de tekrar geliyorum, hadi beraber boşalalım! İçime boşal! Sıcak sıcak istiyorum döllerini içime!” dedi ve ikisi birden inlemeye başladılar. O sırada onlara inat yaparmışım gibi, “Ben de geliyorum Alp! Sen de benim içime boşal hadi sikicim!” dedim. Ve hakikaten de 4 kişi birden boşalmıştık. Her tarafımız döllerden yapış yapış olmuştu…
Biraz soluklandıktan sonra Damla, “Hadi temizlenelim, sıra Tostlarda Dilekciğim, Tost yiyeceğiz!” dedi. Damla ile banyoya gidip duş aldık geldik, sonra da kocalarımız sırayla gidip duşlarını aldılar. Damla, “Dilekciğim sen misafirsin, önce seni Tost yapsınlar, sonra da beni!” dedi. “Tamam!” dedim. Damla hemen kocamın yanına gitti, kocamın sikini yalamaya başladı. Ağzına sığmadığı halde sığdırmaya çalışıyor, hepsini ağzına almaya çalışıyordu. Ben de Alpin sikini aldım ağzıma, başladık Tost için ön hazırlıklara. Az sonra ikisinin de sikleri hazırdı….
Ben, kim hangi deliğime sokacak gibisinden bakarken, Alp, “Götüne ben sokacam Dileğin!” dedi. Kocam yere uzandı, ben de bir çırpıda hasret kaldığım yarağı yemek için amımı hedefleyerek üstüne oturmaya başladım. Herzamanki gibi kocamın siki kanırttıra kanırttıra, yara yara amıma girdi ve derin bir “Oohhhhh!” çektim. Alp te arkamda dizinin üstüne çökerek, yavaşça götüme girdi. Hep hayallerimdeki Tostu bir kere daha yiyordum. Kocam alttan amımı, Alp üstten götümü sikmeye ve pompalamaya başladıklarında ben çığlıklar atıyordum. Damla da bazen benim göğüslerimi mıncıklıyordu, bazen de kocalarımızın taşaklarını ağzına alıyordu. Onlar da amıma götüme gittikçe seri çalışıyorlar, beni bulutların üzerine çıkarıyorlardı. Ben ardı ardına Orgazmlar olurken, habire pompalıyorlardı….
Alp daha fazla dayanamayarak boşaldı ve çıktı götümden. Damla da hemen götümü yalamaya başladı. Götümden akan Alpin döllerini yalayıp yuttuktan sonra da, kocamın taşaklarını yalıyordu. Arada bir benim amıma da dil darbeleri atıyor, yarılmış amcığımdan akan suları içiyordu. Derken kocam, “Geliyorum!” diyerek, amıma tazyikli bir şekilde boşalmaya başladı. Boşalırken sikinin damarlarının genişlediğini içimde hissediyordum resmen. Ben artık tükenmiştim, belki 8-9 defa boşalmıştım, amım götüm kıpkırmızydı ve bacaklarımın arasından döller süzülüyordu. Ama kocalarımızın işi daha bitmemişti, bir de Damla’yı tost yapacaklardı. Damla da sabırsızlanıyordu, heyecandan yerinde duramıyordu orospu.
Ben bir kez daha duş alıp geldiğimde, Damla her ikisinin de siklerini hazırlamaya başlamıştı bile. Sırayla birinin sikini ağzına alırken, ötekinin sikini eliyle sıvazlıyordu. Kocamın siki dikilmeye başlamıştı, ama Alp’inki bir türlü kalkmıyordu, küçük Alp ölmüştü dirilmiyordu bir türlü. Damla gülerek, “Kocacığım ben Tost olmadan sakın tutukluk yapmasın, valla intikam olsun diye götüne Vibratörü sokarım görürsün günü!” deyince gülüştük. Damlaya, “Merak etme ben şimdi kaldırırım onu!” dedim ve yanaştım Alp’in sikine, emmeye yalamaya başladım. Azdırmak için de, “Hadi Alp, beni sikip inlettiğin gibi, şu orospu karını sik de aklı başına gelsin, Tost nasıl olunurmuş anlasın! Yırt orospunun amını, kocam zaten götünü yırtacak, o koca siki göte almak kolay değil, hele ki alışık değilse! Hadi sikicim, hadi erkeğim, karını Tost yaptıktan sonra, sen bu yarakla beni bile bir daha siker, amımın ateşini söndürüsün!” deyince, siki kalkmaya başladı. Taşaklarını da emiyordum ki, siki taş gibi oldu. Ve Alp te hazırdı artık.
Damla görünce, “Ohh be, biran çok korktum Tost olamıyacağım diye! Hemen uzan Alp, oturayım seninki sönmeden, 2 yarrağı da içimde hissedeyim!” dedi. Alp uzanınca, Damla hemen üstüne çıktı ve bir çırpıda amına alıverdi Alp’in sikini. Öne eğilerek götünü kaldırdı ve “Sıra şimdi esas oğlanda!” dedi. Damla acele ediyordu Alp’inki inmesin diye, biryandan da heyecandan titriyordu. Ve sonunda Damla için beklenen an gelmişti. Kocam da arkasında diz çökerek yerini aldı ve Damlanın götünün yanaklarını ayırarak sikine doğru çekti. Ben kocamın sikini tuttum, kolay girsin diye biraz yalayıp ıslattım ve Damlanın götüne hedefledim. “Yavaş sok!” dedim. Ben biliyordum nede olsa girerken ne acı verdiğini, alışmış olsam da. Kocam hafiften zorlayınca, Damla acıyla bağırdı. Ben hemen Damlaya, “Bu böyle girmez, krem var mı?” dedim. “Çekmecede vazelin var!” dedi. Vazelini getirdim sürdüm götüne, parmağımı da içine soktum, deliğin içini de iyicene yağladım. Kocamın yarağına da biraz sürdüm, tekrar hedefleyip, “Hadi!” dedim…
Kocam bastırınca yarağının kafası Damlanın göte girdi, ama Damla acıyla bağırıyordu. Kocam, “Damlacığım, istersen vaz geçelim, götün yırtılacak!” dedi. Damla da, “Devam et! Bırak yırtılsın, sok artık şunu götüme, içimde hissetmek istiyorum!” dedi. Kocam da iyice zorladı ve biraz daha soktu. Ama daha tam girmemişti. Ben Damlanın götünden kanların sızdığını gördüm ve kocama, “Çıkar, yırttın, kadının götü kanıyor!” dedim. Damla müdahele etti, “Çıkarmaaa! Bırak kanasın, her zaman nerden bulacam bu yarrağı, yırt götümü, ama yeter ki artık sok!” dedi. Kocam da, “Pekala!” dedi ve kökledi. Ama ne köklemek! Damlanın acıdan gözlerinden yaş gelmişti. Nefes alamıyordu orospu, amam halen vazgeçmeyip, “Aldım işte, hadi pompala artık! Sikin beni erkeklerim!” diye bağırıyordu…
Ve pompalamaya başladılar. Bir süre sonra Damlanın acıyla bağırtıları inlemelere dönüştü. Zevk almaya başladığı anlaşılıyordu. Onlar Damlayı Tost halinde sikerlerken, ben de izliyordum. Özellikle Damlayı seyrediyor, ondaki cesareti, bu isteği gördükçe ona gıpta ile bakıyordum. Doğrusu hoşuma gidiyordu. Kocam başka bir kadını sikiyor, hem de tost yapıyor, ben de seyrediyordum, ne güzel zevkti. Ama çok geçmeden Alp bağırarak Damlanın amına boşaldı ve siki amından pırttı çıktı. Alp şimdi Damlanın altında yatak vazifesi yapıyordu ve kocam Damlanın götünü sikmeye devam ediyordu. Kocam bu gece nerden baksan 5-6 kere boşalmıştı, ama halen bitmez tükenmez bir enerji vardı. Ne iyi seçim yapmışım da onunla evlenmişim diye düşünürken, ben de amımı okşuyor kendimi tatmin ediyordum. Alp te olduğu yerde, kocam her köklediğinde sallanan Damlanın göğüslerini seyrediyordu. Belli ki Damlanın zevk alması onun da hoşuna gidiyordu….
Ben de bu arada kendi kendimi okşayarak tekrar boşalmıştım. Damlaya baktım, gözleri kaymış, götüne kocamın yarrağı girip çıktıkça ıhılıyordu sadece. Merak ettim, elimi amına attım yokladım, daha boşalmamıştı. Amına parmaklarımı sokup çıkarmaya başlayınca, orospu yüksek sesle inlemeye başladı ve “Ohhh, çok güzel, daha hızlı yap!” dedi. Ben amını parmaklamayı hızlandırınca çığlıklar atarak Orgazm oldu. Bir tek kocam boşalmamıştı daha, onun da taşaklarını okşamaya başladım. Kocam nihayet, “Geliyorum!” diye bağırdı. Damla hemen, “Çıkma sakın, hepsini götüme boşalt!” dedi ve kocam da götüne boşaldı. Kocam Damlanın götünden yarağını çıkaracağı zaman, Damla, “Çıkma, çıkma! Bırak orda kalsın küçülene kadar!” deyip, bu sefer kendisi götünü ileri geri yaparak kocamın yarağına gidip gelmeye başladı. Anlaşılan kocamın yarağını götten yemeye alışmış ve zevk alıyordu…
Sonunda kocamın yarağı küçülünce çıkardı Damlanın götünden. Alp halen Damlanın altında yattığından, son manzarayı göremedi tabii: Damlanın kocaman açılmış göt deliği yavaş yavaş kapanırken izlemek müthiş zevkliydi. Kocamla banyoya gittik, adam akıllı bir duş aldık. Artık evimize gitmenin zamanı gelmişti. Birbirimize teşekkür ederek ayrıldık ordan 🙂
DİLEK AH DİLEK
İlgisiz kocam yüzünden götümden oldum
İlgisiz kocam yüzünden götümden oldum, 43 yaşında, evli, bir çok açıdan sıradan bir kadınım. İstanbul’un eski semtlerinden birinde, eski bir mahallede yaşıyorum. Kocam Eminönü’nde esnaf. Kendim, tecrübeli bir ev hanımıyım. Bir ara tuhafiye açtık bana bu semtte, ama bilirsiniz, kendi semtinde işler yürümez. Komşuların gönlü hatırına yazdığım veresiyelerle bir sene içinde açtığımız gibi kapadık dükkanı. Ben de evime, uzun ve bomboş geçen hayatıma, dolapta giyilmeyi bekleyen iç gıcıklayıcı kıyafetlerimi her gün yeniden ütüleyip, giymeden asmalara geri döndüm.
40’lı yaşların tadını yeni yeni almaya başladığım, boğucu yazlardan biriydi bahsedeceğim o yaz. Kocamın geçim kaygısı, borçlar, vergiler ile boğuşmaktan beni unuttuğu, benimse koca yaz pencere önünde çiçek gibi sararıp solduğum vakitlerdi. Her sabah, artık eskisi kadar sıkı olmayan ancak üzerine gelen yeni bir olgunlukla gözüme eskisinden bile lezzetli görünmeye başlayan kalçalarımdan aşağı, göğsü açık tek parça mavi elbisemi çekiştirerek indirir, saçlarımı aynada şöyle bir savurduktan sonra yerinden fırlayacakmış gibi duran göğüslerimi iki elimle kavrayıp yerine oturtup, evimden tüm mahalleye yayılan mis gibi türk kahvesi ve dekolteme sıktığım yasemin kokularıyla camın önüne oturur, bir sigara yakıp sokağı seyre dalardım.
Yine böyle bir sabah, kahvemden lk yudumu almamla beraber evimin önünde duran bir kamyon, ve peşi sıra gelen bir taksi dikkatimi çekti. Kamyondan adamlar alelacele inip eşyaları indirmeye başladılar, tam yarılamışlardı ki taksiden uzun boylu, esmer, oldukça hoş bir delikanlı indi.
Dikkat kesilerek izlemeye başladım. Tam karşı apartmanın, tam da bizim olduğumuz katındaki karşı karşıya baktığımız cephesindeki daire nicedir kiralıktı. Penceresiz camlarda, eşyaların oraya taşınmaya başlandığını gördüm. Bir saat kadar, bu genç ve hoş delikanlıyı izledim penceremden. Hamallarla beraber eşyaları yapılı vücuduyla kolayca kaldırıp indiriyor, sürekli inip çıkarak gayretle koşturuyordu. Yakıcı sıcakta 3. Kata inip çıkmaktan ter içinde kalmıştı, bir komidini yukarı taşıdıktan sonra camın önünde tişortunu çıkartıp eline alarak yüzünü ve boynunu kuruladı. Düzgün karnından kasıklarına doğru inen çizgi biçimindeki kılları, göğsündekilerle birleşiyor, ve o esmer, parlak tene daha erkeksi bir çekicilik katıyordu. 26-27 yaşlarındaydı en fazla, gür simsiyah saçları ensesinde düzgünce kesilmişti. Güçlü bir çenesi, sert ama toy bir
ifadesi vardı. İster istemez dudaklarımı yalayarak , sigaramı söndürdüm, boş kahve fincanımı alarak yemek yapmak üzere istemeye istemeye mutfağa yollandım.
Mutfakta tuzlu suya yatırmak üzere patlıcanları doğrarken, elimde olmadan en müstehcen düşüncelerin pençesinde kıvranıyor, bacaklarımın arasında boşa giden ıslaklığım arttıkça dizginlenemez bir arzuyla yanıyordum. Yemeği hazırlayıp ocağa verir vermez tekrar cama koştum. Delikanlı ortada gözükmüyordu. Yatak odama girdim, boy aynasının önüne geçerek üzerimdeki elbiseyi sıyırıp attım. Çamaşırlarımı bir bir çıkartıp, vücudumu incelemeye başladım. Senelerdir güneş görmeyen tenim mermer gibi bembeyazdı. Tombul göğüslerim biraz sarkmıştı, ama olsundu, hala yuvarlaklıklarını koruyorlardı. Seneler içinde aldığım kilolar, gençliğimde incecik, narin bir kız olan beni, şimdilerde dolgun ve iştahlı bir kadın gibi gösteriyordu. Hala güzeldim, 43 yaşında gibi durmadığımı çevremden hep duyuyordum zaten. Evin içinde ve dış dünyadan uzak yaşanan bir hayatın bana bağışladığı tek şey, genç görünümüm olmuştu.
Çırılçıplak halde, geçen sene bir akrabanın düğününde giymek için aldığım yüksek topuklu ayakkabılarımı giydim. Kalçalarımı sallayarak salona, pencerenin önündeki koltuğa geçip oturdum. Bacaklarımı kaldırıp ayırarak, topuklu ayakkabılı ayaklarımı pencerenin pervazına yasladım. Sırılsıklam olmuş pembe beyaz amımı, kapalı perdenin arkasındakileri düşünerek okşamaya başladım.
Bir elimle dimdik olmuş göğüs uçlarımı sıkıyor, bir elimle de parmaklarımı amıma sokup çıkarıyor, kendi kendime hafif hafif inliyordum. Vücudumu saran zevk dalgası arttıkça cüretkarlaşıyor, aklıma olmayacak fikirler düşüyordu. Ayakkabımın ucuyla perdeyi hafifçe araladım. Bu riski göze alacak kadar azmıştım, perdeyi açtığım anda delikanlı eğer oradaysa, beni tamamen görebilecekti. Tüm çıplaklığımla hem de. Gözlerimi kapattım, beni görüyor mu bilmiyordum. Şiddetli bir orgazmın yaklaşmakta olduğunu farkettiğim anda son bir cesaret gözlerimi açtım, ve yeni takılmış perdelerinin ardından elinde o muhteşem sikiyle bana eşlik eden delikanlıyla göz göze geldim.
Ani bir heyecanla tüm vücudum sıtmaya tutulmuş gibi titreyerek boşaldım. Delikanlının da tam o anda başını geriye atmasıyla, onun da şiddetli bir şekilde boşaldığını anladım.
Delikanlı boşaldıktan sonra tek kolunu cama yaslayıp, kafasını da kolunun üzerine koyarak ve hafifçe sırıtarak gözlerime bakmayı sürdürdü. Bu bakışı biliyordum, gençken aşina olduğum bakışlardı bunlar. Yetinememe bakışıydı, bu bir son değil başlangıçtı. İçindeki tatmin olmayan bir arzuyu uyandırmıştım, ve o arzuyu benden başka bir kadın artık yatıştıramayacaktı.
Boşaldıktan sonra ani bir panik ve suçluluk duygusu üzerime çökünce ayağımı alelacele perdeden çekip, küçücük aralığı kapattım. Yüzüm kıpkırmızı bir halde kalkıp özensiz bir eşofman altı ve bluz geçirdim üstüme, yemeğin altını kapatıp sofrayı kurmaya başladım.
Bütün akşam yemeği boyunca, eşim sofrada bir yandan ağzını şapırdata şapırdata musakkayı yiyip bir yandan bu ay karın yüzde kaçının cebimize kalacağını anlatırken, aklımda hep esmer delikanlı ve onun iri aleti vardı. Gece yatarken kocama yanaştım, ancak çoktan horlamaya başlamıştı bile.
Ancak ben uyuyamıyordum.
Islak ve sıcak amım, çılgınlar gibi, saatlerce sikilmek istiyordu çünkü.
Ertesi sabah, hissettiğim suçluluk duygusuyla pencerenin önüne yanaşamasam da içimdeki istek dinmek bilmiyordu. Kapalı perdenin arkasında her zamanki gibi kahvenle beraber sigaramı tüttürürken, aklıma bakkal Remzi geldi. Remzi, mahallenin en dindar esnafındandı. Dindardı dindar olmasına, ancak mahallaye geldim geleli benim için yanıp tutuşurdu. Birkaç sene önce, yine çok azdığım bir dönem kendisine teslim olmuştum. O da karısından kaçabildikçe arka mahallede kiralık boş evlerinde buluşur, saatlerce doymadan siktirirdim kendimi. Sonralarında eve kiracı bulunup da dolunca, görüşemez olmuştuk. Hem de karısı Ziynet sürekli dükkanda yardıma gider olmuştu.
Remzi çirkin bir adamdı. 51 yaşlarındaydı. Göbekli, kıllı vücudunun üzerinde lastik top gibi duran yusyuvarlak bir kafası, ve kafasına yapışmış gibi duran her daim yağlı saçları vardı. Fakat fantezilerinin sınırı yoktu, hakkını yememek lazım, kaç kere çığlıklar ata ata boşalmıştım Remzi’nin koca göbeğinin altında.
Aklına Remzi’nin düşmesiyle, telefonu eline aldım. Bakkalın numarasını tuşladmı, Remzi açınca umutlandım.
-Alo?
Dedim en şen şakrak, işveli sesimle.
-Sipariş verecektim müsaitseniz…
Bu üstü kapalı daveti hemen anlayan Remzi, gerçekten bir siparişim olup olmadığını bile sormadan “hemen geliyorum” diye tıslayarak telefonu kapattı.
Odama koştum, azgınlıktan delirecek gibiydim. Kafası her türlü fanteziye basmasına rağmen bir hesap bile yapmaktan aciz olan Remzi, yeğeninin bilgisayarında izlediği porno filmlerden jartiyerleri tangaları öğrenmiş, her Aksaray’a gittiğinde bana oradan torba torba en iç gıcıklayıcı çamaşırları taşır olmuştu o dönem. Remzinin getirdiklerini sakladığım dolabın çekmecesini açtım, üstüne örttüğüm çarşaf ve havluları kaldırdım. Giymek üzere ip gibi bir kilot, ve göğüs uçlarını dışarıda bırakan bir sütyen seçtim. Saçlarımı açıp savurdum, dudaklarımı biraz pembeleştirdim.
Remzi kapıda eli kemerinde duruyordu. Davet beklemeden paldır küldür içeri girdi, beni tutup duvara yapıştırırken ayağıyla kapıyı tekmeleyerek kapattı. Sigaradan sararmış bıyıkları boynumda gezinirken elleri götümü sıkmaya başlamıştı bile. “Delirdim kız, kudurdum, yanıyorum nicedir! Seni düşüne düşüne çavuşu tokatlamaktan sikim yara oldu.”
Ses çıkarmadan kendimi remzinin azgın kollarına bıraktım bir süre, elleri kilodumun arasından amıma inmeye başladığında çekeren onu pencerenin önündeki koltuğa getirdim, göğsünden iterek oturttum. Perdeyi çok minik araladım. Delikanlı, camın önüne aldığı yemek masasında bir şeyler yazıyordu. Penceremdeki hareketi farkedince göz göze geldik. Hiç tereddüt etmeden arkamı dönüp, Remzi’nin kucağına o azmış sikini içime alarak oturdum.
-Kız sen şaşırdın mı? El gün görecek, kız kime diyorum azgın köpek seni. Ouuu…
Kucağında, arkadan izlendiğimi bilmenin zevkiyle göğüslerimi ağzına vere vere oturup kalkıyordum .
-İster misin biri daha gelsin? Şu karşıdaki delikanlıyla beraber,ha ? Hem ne zamandır götümden sikmek istiyordun, o da gelirse siktireceğim sana götümü…
Remzi bir an duraksadı, bir karşıdaki delikanlıya baktı, bir götümü kavradı. Üzerinde inleyerek kıvrandım bir süre daha.
-Tamam lan allahsız karı gelsin. Doyumsuz kevaşe seni,ohh. Yavaş kız kızışmış kancık, oaahh…
Remzi’nin üzerinden kalkıp, ona arkamı dönüp pencereye yüzümü dönerek tekrar oturdum sikinin üstüne. Remzi zevk içinde kasıklarında zıplayan kalçalarımı sıkıp tokatlarken, ben inip kalkarak delikanlının gözlerine bakıyordum. Delikanlı ayağa kalktı, geriye doğru birkaç adım atıp dönüp tekrar bana baktı. Bakışlarıyla onay istiyordu adeta. Daha şehvetle zıplamaya, göğüslerimi sıkmaya başladım cevap olarak.
Bir dakika sonra, delikanlı kapımdaydı.
Yakından daha bir yakışıklı, daha bir hoştu bu gencecik afet. Kapıdan girdiği anda, hiç duraksamadan sert bir hamleyle kucağına aldı beni, salona götürüp , koltukta sikiyle oynayan Remzi’nin ayaklarının altına yatırdı.
-Selamın aleyküm dayı.
Remzi’yi selamlayarak üstündekileri bir çırpıda çıkardı, bacaklarımı iki eliyle kaldırıp ne zamandır bu anı bekliyormuşçasına amıma yumuldu. Dilini amıma sokuyor, am dudaklarımı emiyor, klitorisimi ufak ısırıklarla uyarıyordu. Kıvrım kıvrım kıvranıyordum altında. Koltukta bizi izleyerek aletini sıvazlayan Remzi bile zevkten çatallaşmış sesiyle “Ulan ağzının tadını biliyon sen azgın sürtük” diyerek inim inim inliyordu. Yarım saate yakın yaladı yuttu azgınlıktan şişip kabarmış amımı, bir kere boşalmış, tekrar eskisinden beter azmıştım.
Kafasını kaldırdı, bacaklarımı tekrar açıp kaldırıp Remzi’ye gelip girmesin i işaret etti. Remzi bir an bile duraksamadan, kalçamdan kavrayıp kazık gibi olmuş sikini içime soktu. Adının Hakan olduğunu orgazm anımda öğrendiğim delikanlı da kalkıp, yüzüme doğru hafifçe oturarak o muhteşem iri aletini dudaklarımın arasına soktu. Zevk içinde kıvranıyordum, amım bir yandan, ağzım bir yandan sertçe sikiliyordu. Hakan saçlarımdan tutmuş çeke çeke boğazıma kadar ittiriyordu iri sikini, Remzi köküne kadar soktukça tüm bedenim sarsılıyordu.
Hakan ağzımdan kalktı, beni yüz üstü çevirerek domalttı. Arkama geçip amımla sonunda o harika yarrağını buluşturdu. Sırılsıklam amıma sokup çıkarırken, bir yandan da ağzında ıslattığı parmağıyla göt deliğimi açmaya başladı. Remzi, gelip kalçamın üstüne ata biner gibi oturarak göt deliğimi zorlamaya başladı. Hakan bir eliyle beni daha da azdırıp kolay götten almam için klitorisimi okşuyor, hem de hızla gidip geliyordu ıpıslak amımda. Remzi bir anda çok da ufak olmayan sikini götüme soktu. Bir an acıyla çığlık attım, ama ok yaydan çıkmıştı artık. İkisi de deli gibi sikiyorlardı beni. Acıya alışınca hem götten hem amdan sikilmenin tadına varmıştım. Hepimiz deli gibi inliyorduk, ben çığlıklar atıyordum. İkisi de Ayfer diye sayıklıyorlar, bana kadın olduğumu tekrar hatırlatıyorlardı sanki. Fazla dayanamadım, komşular duyar diye bile düşünmeden bağıra çağıra boşaldım.
Hakan ve Remzi hala boşalmamışlardı. İkisi de kalktılar, beni tekrar domalttılar. Remzi aletini ağzıma verdi, Hakan da arkama geçip götümden girerek sikmeye devam etti. Hakan inleyerek götümde gidip geldikçe Remzi’ninkini daha sıkı emiyor, yalıyordum. Boğazıma kadar sokup emerken, arada ağzımdan çıkarıp taşaklarını yalıyor, elimle devam ediyor, sonra tekrar ağzıma sokup hızlı hızlı emmeye devam ediyordum. İkisi de kendilerinden geçmişlerdi, iki erkeği de fazlasıyla doyuruyordum. Remzi daha fazla dayanamayıp saçlarıma yapışarak ağzıma, yüzüme boşaldı. Yorgunlukla ve rahatlamayla kendini yere atınca, Hakan arkadan dağılan saçlarımı tutup çekerek yüzümü kendisine çevirdi. Döle bulanmış suratımı izleyerek götümü sertçe sikmeye devam etti. Boşalmak üzere olduğunu anladım ve kendimi serbest bıraktım. Üçüncü kez aynı şiddetle boşalmaya başladığımda, Hakan’ın ılık döllerinin götümden akmaya başladığını hissettim.
Üçümüz bir süre yerde hareketsiz yattık. İnlemeler, sayıklamalar kesilmişti. Harika hissediyordum kendimi, büyük bir açlığın üzerine çok lezzetli bir yemek yemiş gibiydim. Egom okşanmış, iki adamın gözünde de adeta bir seks tanrıçası olmuştum. Yavaşça yerimden kalktım, kocamın geleceğini söyleyip hazırlanmalarını rica ederek odama geçtim. Bir şarkı mırıldanarak günlük kıyafetlerimi giydim. Önce Remzi çıktı, beş dakika sonra da Hakan’ın çıkmasını kararlaştırmıştık. Remzi çıktıktan sonra Hakan , kapının önünde bir posta daha sikti beni üstümdekileri çıkarmadan eşofmanımı yarıya indirerek. Bu sefer sert ve kısaydı, bir anda amımdan çıkarıp ağzıma verdi. “Orospum benim” diye mırıldanarak ağzıma boşaldı, eğilip yanağımdan öperek fermuarını topladı ve çıkıp gitti.
O günden sonra Remzi’yi fazla katmadan Hakan ile hemen hemen her gün buluşup sikişmeye başladık. Neşe ve canlılık yüzüme yansımıştı, kocam bile bir haller var sende der olmuştu. Hakan zorunlu olarak şehirden taşınana kadar, birkaç sene devam etti ilişkimiz. Hakan toy ve saf bir şekilde bağlanmıştı bana, giderken ikimiz de çok zorlandık.
Şimdi yine o camların önündeki yalnız sabahlarıma geri döndüm. Hakan’ın oturduğu daire yine boş. Kim bilir, belki yeni bir gençlik iksiri taksiyle beliriverir evin önünde diye yine her sabah kahvemle camda bekliyorum…
AYFERE KOMŞULARI ÇAKMIŞ
BOYNUZA ALIŞMAK (1)
Yeni siteye daha taşındığımız ilk gün, karım arkadaş yapmaya başlamıştı bile… Melek sıcak, cana yakın kişiliğiyle hep bize iyi bir arkadaş çevresi yaratmıştı. Burada da öyle olacak gibiydi.
Bizim bloktan Belgin isminde biriyle çok iyi anlaşmıştı. Bir kaç gün sonra Belgin'in eşini de benimle tanıştırdı. Biz erkekler de uyuştuk. Metin de benim gibi bir şirkette yöneticiydi. Ardından onların arkadaşları iki çiftle daha tanıştık. Hasan ile Ceyda ve Mehmet ile Leyla…
Hasan büyük projeler yapan bir müteahhitti, diğerlerine göre oldukça varlıklıydı. Mehmet’in ise bir araba galerisi vardı. Eşlerimizin hepsi ev kadınıydı. Sadece bizim çocuğumuz yoktu. Melek bazen çalışmak istediğini söylerdi ama rahat hayata alıştığı için bir girişimde de bulunmazdı.
“Neredeyse 30 oluyorum. Artık bu yaştan sonra iş hayatına falan alışamam” derdi. Zaten kıyamazdım ki onu kırmaya, zorlamaya… Seviyordum karımı, üzerine titrerdim hep… Benim çalıştığım zaten bize yetiyordu. Güzel, seksi karıcığımı yoramazdım.
Kısa zamanda birlikte gezip eğlenen bir grup olduk. Çift olarak bir şey yapmadığımız zamanlarda da erkekler toplanıp maç seyrediyor ya da poker oynuyorduk. Kadınlar da kendi aralarında yapacak şeyler bulmakta zorlanmıyorlardı.
Çift olarak Belgin ve Metin’le daha yakınlaşmıştık. Metin bana Hasan ve Mehmet’in başka kadınlarla beraber olduklarını, hatta seksi çıtır rus bayanlarla ilişki kurduklarını ve ballandıra ballandıra anlattıklarını söyledi. Kendisinin de bir kere denediğini ama suçlu hissettiği için bir daha yapmadığını ekledi.
“Ben de karıma yapamam böyle bir şey dedim. Benim karım o rus kadınlarından daha güzel zaten… Ama onlara da karışmam. Kendi hayatları tabii…” dedim. Güldük.
“Merak etme, yakında sana da anlatmaya başlarlar…” dedi Metin...
Dediği gibi de oldu. Samimiyetimiz arttıkça poker partilerimizde, evde eşlerimiz yokken belden aşağı hikayeler gırla gitmeye başladı. Becerdikleri kadınlardan orospu gibi bahsediyorlar, yaptıkları skorlarla öğünüyorlardı.
Özellikle Hasan… Sitede kimisi evli bir sürü kadını becermiş olmakla övünüyordu. Çok güzel olanlarını, özellikle bana da hava atmak için tanıyıp tanımadığımı soruyor, tanımıyorsam ötekilere kadının ne kadar güzel olduğunu tasdiklettiriyordu.
Zenginliğinden de kaynaklanan abartılı bir kendine güveni vardı. Hatta karısı bir keresinde başka bir kadınla bastığında bile karısını sakinleştirmeyi becermişti. Hatta zeytinyağı gibi üste çıktığını gülerek anlatırdı. Karısı zavallı Ceyda, yaşadığı güzel hayatı kaybetmektense, azgın kocasının çapkınlıklarına göz yummayı kabullenmişti.
Hasan’ın yakışıklı olduğu söylenemezdi ama kadınları kendisine çeken bir şeytan tüyü olduğu belliydi. Hikayeleri anlatışı ve tavrı eğlenceli olduğu için zevkle dinliyorduk. Kadınları neresinden, nasıl siktiğini detaylarıyla ve en kaba deyimlerle anlattıkça, bizler de hem gülüyor hem de tahrik oluyorduk.
Karımla aramızda gizli bir şey olmazdı. Hasan'ın yaptıklarını karıma söylediğimde Melek arkadaşı Belgin’in de Hasan hakkında benzeri şeyleri ona anlattığını söyledi. Kocası bahsetmişti ona da… Karısını düşünüp üzüldük, ama kendi seçimiyse hak ediyor dedik. Hasan da eğlenceli biri olduğu için ona da kızamadık.
Taşınalı bir kaç ay olmuştu. Yazın kendini hissettirmesiyle birlikte hafta sonu plaja gitme fikri atıldı. Bir araya gelip toplandığımızda, eşlerimiz birbirleriyle yarışacak kadar güzel ve seksi giyiniyorlardı. Bunun plajda kendini daha da belli edeceği düşüncesi beni heyecanlandırmıştı. Hepsi güzel kadınlardı. Melek’in en çekicileri, en seksileri olması bana gurur hep verirdi.
Hafta sonu gerçekten kadınlar için gövde gösterisi gibi olmuştu. Kadınlar bir birine iltifatlar ediyordu ama biz erkekler de kaçamak bakışlarımızla diğer eşleri süzüyorduk. Minicik bikinilerle ortada dolaşırlarken en çok karımın ilgi çektiği hissine kapıldım.
Hele Hasan, karımı öyle bir süzüyordu ki… Sikici bakışlarını gizlemeye bile çalışmıyordu. Karım da böyle çapkınlıkları dillere destan ve varlıklı, güçlü bir erkeğin ilgisini çekmekten hoşlanmış görünüyordu. Aldırmadım.
Sonuç olarak ailece arkadaştık, bana veya karıma bir kötülük yapacağını düşünemezdim. Güzel karıma ilgiyle bakmasında bir mahzur olamazdı. Zaten diğerleri de bakıyorlardı karıma… Benim onların eşlerine baktığım gibi…
Hep birlikte keyifli bir gün geçirmiştik. O gece, gündüz plajdaki psikolojimizin de etkisiyle azmış bir şekilde yatağa girdik. Melek de benden farksızdı. Daha ben istemeden sarıldı bana… Banyodan çırılçıplak gelmişti zaten…
“Beğendin mi karını bugün?” diye sordu dudaklarımı kemirirken…
“Evet aşkım…” dedim. “Hepsinin gözü senin üstündeydi. Harikaydın. Çok seksi bir görüntün vardı. Minicik bikiniyle bitirdin herifleri…”
“Bitirdim değil mi? Hepsi sikecek gibi baktılar bana kocacığım…” derken eliyle külodumun içinde sertleşen sikimi dışarıya çıkarmaya çalışıyordu sabırsız hareketlerle…
“Ya Hasan’a ne dersin? Nasıl da bakıyordu sana… Ah, şu senin seksiliğin yok mu karıcığım… O tecrübeli adamı bile kendine hayran bıraktın.”
“Öyle mi diyorsun?” dedi karım, şeytanca gülümseyerek öpüştü benimle… Çılgınca seviştik karımla…
Hafta sonları plaja gitmezsek, biz erkekler maç seyrediyor, hafta arasında da poker için bir gece buluşuyorduk. O gecelerde yine Hasan bize çapkınlık maceralarını anlatıyor eğlendiriyordu.
Yeni takıldığı evli bir kadın vardı son zamanlarda… En çok onu anlatıyordu. Anlaşılan tam bir maldı kadın…
“Her istediğimi yapıyor azgın orospu…” diyordu. Kocası işe gidince kadın arıyormuş. Hasan da daha kadın yataktan kalkmamışken kendi anahtarıyla giriyormuş yatak odalarına… Kadını öyle terbiye etmiş ki, yatağın ortasında domalıp bekliyormuş Hasan’ı…
“Vayy… Şanslı köpek…!” diyerek tebrik ettik. Sanki biz yapıyormuşuz gibi heyecanlandık.
“Öyle güzel bir götü var ki arkadaşlar… Zaten kendisi de güzel ya… Fakat amından çok götünü sikiyorum kaltağın…” diyordu.
Kadının götüne alırken acıdan kıvranmasını, inleyip bağırmasını öyle güzel anlattı ki kendimizden geçtik. Bir dahaki sefere bize göt deliğinin resmini getirecekti. Pokerde kazanana göstereceğini söyledi.
“Çok adisin Hasan” dedi Mehmet. Hepimiz Güldük.
Bir sonraki hafta gerçekten telefonunda kadının resminin olduğunu söyledi. Oyunda para yerine resmin olduğu telefonu koydu. Hepimiz itiraz etmeden kabul ettik sürdüğü peyi, heyecanlanmıştık.
Pezevenk o eli kazandı. Hevesimiz kursağımızda kaldı. Ondan sonraki ellerde de para yerine resmi yatırdı. Kendisi de göstermek istiyordu belli ki… Mehmet bir eli kazanınca, Hasan telefonu eline aldı. Resimleri açtı.
“Bak, ilk resim kadının sikilmeden önceki hali…“ dedi. Mehmet,
“Offf… Nefis… Daracık lan bu göt deliği… Sadece bu mu? Yüzünü çekmedin mi?” dedi.
“Yok artık sen de… İfşa edecek halim yok ya siktiğim karıyı… Evli kadın, kocası var. Bak, bu da yarım saat sikildikten sonraki hali…” diye gülerek tekrar uzattı. Mehmet bu kez,
“Ohhaa…! Naapmışsın karıyı sen böyle ya?“ dedi şaşkınlıkla. Metinle ben meraktan ölüyorduk ama bize göstermiyorlardı. “Tünel olmuş bu ulan” dedi Mehmet yine… Hasan gururla gülümsüyordu.
“Bunu bana göndersene Hasan… N’olur lan, otuzbir çekmek isterim buna…” diye itiraf etti Mehmet. Hasan,
“Olmaz” dedi “Değeri düşer. Kazandıkça bakabilirsiniz sadece…”.
“Çok adisin abi yaa…” dedik ama gecenin sonuna doğru Hasan hepimizin resmi görmesini sağladı. Bu çok yakın çekimler çıldırtıcıydı. Gerçekten de deliğin geçirdiği değişiklik inanılmazdı.
Bu daracık şey nasıl böyle kocaman bir delik olabilirdi? Kadına acımak mı lazım, sevinmek mi bilemedim. Benim pek tecrübem yoktu bu konuda… Melek hoşlanmadığı için biz yapmazdık. Çok ısrar etmeme rağmen ucunu bile sokturtmamıştı bana…
“Acıyor, asla yaptırmam…” deyip kestirip atardı. Tabii bunu poker arkadaşlarımla paylaşacak değildim.
İşler ve arkadaşlıklar arasında yaz güzel geçiyordu. İşyerinde terfi etmem söz konusuydu… Daha çok çalışıyordum. Bir sabah tabletime bir mesaj geldi. Hasan’dandı.
“Sabah işim var. Öğleden sonra saat 2 de gelebileceğim. Hazır ol” diyordu. Şaşırdım. Bunu beklemiyordum. Tam gelen mesaja “Anlamadım?” diye cevap yazmak üzereydim ki sabah aceleden yanlışlıkla Melek’in tabletini aldığımı fark ettim.
Çarpılmış gibi kalakaldım o anda… Gelen mesaj bana değildi, karım içindi.
Birden kafamda bir şimşek çaktı. Hasan Melek’le buluşuyordu. Ne için gelecek olabilirdi? Benim biricik karım, tek aşkım, herkesten çok güvendiğim insan… Karım beni aldatıyor muydu yoksa?
Hem de Hasan’la… Aman allahım… Yoksa… O nasıl becerdiğini ballandıra ballandıra anlatıp durduğu, bize göt deliğinin resimlerini gösterdiği evli kadın benim karım mıydı?
Resmi hatırlamaya çalıştım. Karımın olabilir miydi o sikilmekten açılmış göt deliği…? Resmen iptal olmuş, aptallaşmıştım. Ne düşüneceğimi şaşırmış vaziyetteydim. Çalışabilecek durumda değildim. Hemen eve gidip karımla konuşmam lazımdı.
Eve geldiğimde kalbim yerinden çıkacak gibiydi. Melek mutfaktaydı. Neşe içinde cıvıldayarak yemekle uğraşıyordu. Aşığına bir şeyler hazırlıyordu sanırım. Seviştikten sonra besleyecekti sikicisini…
Beni görünce şaşırdı şöyle bir… Hatta bozuldu diyebilirim. Aldırmadım. Çantamdan çıkarttığım tableti titreyen ellerimle ona doğru uzattım. Ekrandaki Hasan’dan gelen mesajı gösterdim.
Bakar bakmaz anladı, başını çevirdi, yüzü kıpkırmızı oldu. Bu her şeyi itiraf etmek demekti. Gözleri doldu. Konuşamıyordum. Melek daha önce kendini toparladı. Başını kaldırıp normal bir sesle,
“Evet” dedi. “İnkar etmenin alemi yok, iki aydır Hasan’la beraberim.” Sesim titreyerek,
“Peki ne yapacağız Melek?” diye sordum. Sanki suçlu olan benmişim gibi… Aldatırken kocasına yakalanmış bir kadının ezik psikolojisi yoktu karımda… Umurunda bile değildi benim durumum… Bir an bile korkmamıştı.
“Hasan’dan ayrılmak istemiyorum. Ona çok bağlandım. Seni seviyorum. Kocamsın. Ama onsuz da olamam sevgilim…. Durum bu… Bunu böyle kabul etmen lazım… Yoksa… Bilmiyorum…”
Bir şey diyemedim. Donup kaldım. Halbuki karıma Hasan’ın ne adi bir ibne olduğunu, onu sadece cinsel bir mal gibi kullandığını söylemek istiyordum. Söyleyemedim.
Evden çıktım. Sokaklarda avare avare dolaştım. Konuşacak birine ihtiyacım vardı. Aklıma ilk gelen Metin’i aradım. Utanıyordum ama konuşmam lazımdı biriyle… Metin de iyi bir dinleyiciydi, görüşlerine güvenirdim.
Metin’le bir kafede oturduk. Merakla konuşmamı bekliyordu. Yıkılmış halimden önemli bir şeyler olduğunu anlamıştı. Olan bitenin hepsini anlattım. Mesajı, karımın verdiği ültimatomu, pervasız hareketlerini… Sonunda,
“Ne bileyim dostum…” dedi. “Normal şartlarda, normal bir erkek cinayet işler bu durumda ama… Sen modern görüşlü bir insansın. Ayrılmak istiyor musun peki?” diye sordu.
“Hayır, asla ayrılamam. Seviyorum Melek’i…” dedim
”O zaman… Melek de ondan ayrılamayacağına göre… Zamana bırakacaksın katlanacaksın“ dedi.
Benim de eğilimim o yöndeydi aslında. Kimseye söylememesi için uzun uzun rica edip ayrıldım. Biraz daha sokaklarda dolaşıp eve döndüm. Öğleden sonra olmuştu bile, saat bir gibiydi.
Melek beni bekliyordu. Sessiz halimden bir şeyler anlamıştı her halde… Yüzüne baktım, utançtan kısılan bir sesle,
“Senden ayrılmak istemiyorum Melek…” dedim. “Boşanmak istemiyorum.”
“Peki… Hasan olayı ne olacak?” diye sordu. Biraz rahatlamış gibiydi.
“Lanet olsun. Duruma razıyım. Ne yaparsan yap… Dedim ya, senden ayrılamam ben…” Karımın yüzü gülmeye başladı.
“Bunun çok gizli kalması gerektiğini söylememe gerek yok herhalde…” Bu kez yüzü daha bir aydınlandı. Utanmasa kahkaha atacaktı sevgili karım,
“Hasan’a söylemem gerek ama…” dedi. Sonra ekledi “Daha çok zevk alır Hasan… Boynuz takmak hoşuna gidiyor.” dedi utanmazca sırıtarak… Sonra da “Saat ikide gelecek biliyorsun. Biraz sonra burada olur.” dedi.
Buna hazır değildim. Bu kadar büyük bir sorunumuz varken telefon edip “gelme, kocam öğrendi” demiştir, bu inceliği göstermiştir diye düşünmüştüm. Oysa bunun yerine bana,
“İstersen Hasan gelmeden sen çık dolaş bir süre…” dedi. “Sanırım onun evde olmasını ve yapacaklarımızı bugün kaldıramazsın. Benim de Hasan için hazırlık yapmam lazım. İşimiz bitip o gidince ben seni çağırırım.” dedi.
Bu duyarsızlığına inanamadım. Çok kızdım, sinirlendim, ama başka da çarem yoktu galiba… Kös kös çıktım evden… Sevgili karımın sevgilisine hazırlanması için onu yalnız bıraktım.
HASAN BU BASAR
GURBETÇİ KOCAM VE AİLESİ.
Almanya’da doğup büyümüş, kocam murat’la da görücü usülü berlin’de evlenmiş ve onun ailesiyle beraber 1 ay geçmeden deyim yerindeyse tası tarağı toplayarak İstanbul’a göçmüştük. 2 seneden bu yana Başakşehir’de kaynatam halil, kaynanam sultan, kocamın erkek kardeşi remzi ve kocam murat’la birlikte yaşıyorduk. Doğrusu berlin’den sonra istanbul’a uyum sağlamam zaman almıştı. Kocamın ailesi de benim kendi ailem gibi dindar, mütedeyyin bir aileydi. kadınlar başörtülüydü. Kaynanam sultan ve kaynatam halil namazlarını muntazam kılarlardı. Ailemizdeki tek ayrık otu remzi’ydi. Benden 3 yaş büyük, 26 yaşında uzunca boylu, yakışıklı ve gece hayatını seven bir gençti; bu nedenle babası halil’le sürekli münakaşa ederler, sert mizaçlı olan kaynatam da sürekli onu haşlardı.
Murat geceleri babasının taksisini kullanıyor, sabah 6’ya doğru gelip öğleden sonraya kadar yatıyordu. Tatil yaptığı günlerde de ya sabah çıkıp akşam geliyor ya da günün büyük bölümünü maç izleyip, yatarak geçiriyordu. Kocamla aramızdaki cinsi münasebet nerdeyse yok gibiydi, bazen ayda bir sevişiyorduk bazen 2 ayda bir zorla. Gencecik bir kadın olarak bu durum benim kendimi sorgulamama neden oluyor, sürekli torun beklediğini söyleyip duran kaynanama karşı da mahcup oluyordum. Böyle günlerden birinde kaynanamın çok ciddi ve sert bir ses tonuyla “zeynep, gelinim bize bir torun vermeye niyetin yok herhalde” cümlesiyle başlayan siteminden sonra ona her şeyi bir bir anlattım. Sultan hanım oralı bile olmadı, murat’a toz kondurmak bir yana benim kadınlığımı suçlamaya başladı. “erkek, erkektir kızım, eğer sana sokulmuyorsa kabahat senin. Demek ki öğrenmemişsin bunca zaman bir şey. Yarın seninle şöyle bir gezelim.” Ben de başımı öne eğerek “tamam annecim” deyivermiştim.
Ertesi gün kaynanam ve yanına aldığı kızı leyla ile fatih’e gittik. Leyla benim gibi 23 yaşındaydı, 5 senedir istanbul’da yaşıyordu. Benim gibi evlenince istanbul’a yerleşmiş ve 3 çocuğu olmuştu. Fatih’te görümcemin öncülüğünde tesettür mağazalarını geziyorduk. Renkli ve parlak başörtüleri, ince ve daracık taytlar, diz üstüne yakın etekler, bütün hatlarımı ortaya çıkaran bluzler almıştık. Modern bir kapalı olmama rağmen bunlar bana biraz açık gelmişti ama katlanacaktım çare yoktu ki...İşimizin bittiğini sanıyorduk ki leyla annesini bir tatlıcıda bırakarak beni iç çamaşırları satan mağazalara götürdü. “fidan boylusun, güzelcecik bir yüzün var, laf aramızda kıskandıran memelerin var, fidan çok güzelsin zeynep. Şurdaki işimizi bitirelim, sen şimdi eve gidince bak gör n’olacak”
Leyla önce beni sütyen reyonuna götürdü. kırmızı, dantel işlemeli, yarısı transparan bir sütyen aldı. Tezgahtar kıza da gelinimizi hazırlıyoruz diye anlatıyordu. Ben tesettür giyimin hakim olduğu bu çevrede etrafta bu kadar çok seksi iç çamaşırı olmasına ve benim gibi farklı yaşlardan kapalı kadınların bunları kapış kapış almasına şaşırıyordum. O ara tezgahtar kız siyah bir kombinezon getirdi, arkasındaki transparan kısmından incecik g-string görünüyordu. Ben bunu nasıl giyerim diye düşünürken, Leyla bayılıp bundan bir tane de kendine aldı. Siyah kısacık saten bir gecelik ve kırmızı jartiyer ile fileli kırmızı çorap alarak alışverişimizi tamamladık. Leyla sürekli bomba gibi olacaksın zeynepcim diyip duruyordu.
Murat odaya girmişti, üzerimde kırmızı fileli çorap, kırmızı jartiyer ve memelerimi açıkta bırakan sütyen ve aynı renkten g-stringim vardı. Saçlarımı da açıp biraz fönleyerek artık murat’ın çılgına dönmesi için hazır olmuştum. Aynada kendime baktığımda bambaşka birini, seksi bir kadını görüyordum. Ama murat o gece görmedi, ümidimi kesmeyip yatakta da ona sokulmama rağmen sırtını dönüp uyudu. İlerleyen gecelerde aldığım iç çamaşırlarımı tekrar denemiş ama o ilk gece aldığım sonuçtan farklısını bulamamıştım. Kocamdan artık hiçbir ümidim, hiçbir beklentim kalmamıştı, kaynanama da onu teskin etmek için her şeyin yolunda olduğunu söyleyip duruyordum. Zaman içerisinde o gün gidip aldığımız etekler, taytlar, bluzler ve iç çamaşırları ve leyla’nın söylediği sözler benim kendime olan güvenimi kazanmamı sağlamıştı. Ayna karşısında göğüslerimle oynuyor, dilimle dudaklarımı ıslatıyor, arkamı dönüp giydiğim tanga ve g-stringler içerisindeki kalçalarımın aldığı hale bakıyordum. Sultan hanım hayır, sorun bende değil diyordum.
Ateşim başıma vurmuştu, geceleri odamızdaki evebeyn banyosunda Jakuziye uzanıyor, sıcacık fışkıran suyun tazyikini amcığımın yüzeyinde hissediyordum. Parmaklarım bazen meme uçlarımda bazense kadınlığımın içindeydi. Zaman akıp gidiyordu. Leyla’nın göztepe’deki evine oturmaya gitmiştim, dönüşte güneş yavaş yavaş batıyordu ama hala hava sıcaktı. Metrobüs tıklım tıklım dolu, insanlar iç içeydi; almanya’da hiç böyle değildi, insanlara fazla yaklaşamazdınız, özel alanım diyerek sizi hemen uyarırlardı. Altımda diz kapaklarımın biraz altına uzanan beyaz bol bir etek vardı. Leyla’ya giderken oturduğumdan bacaklarımın yarısından fazlası görünmüş ve erkeklerin bir kısmı da kaçamak bakışlar atmıştı. Öyle hoşuma gitmişti ki...Ama şimdi durum farklıydı, arkamda yani popomun üzerinde aralıklarla gidip gelen yumuşak dokunuşlar hissediyordum. Kalçalarıma temas eden kişi metrobüsün daha da kalabalıklaşmasından cesaret alarak daha da sokulmuş, adeta yapışıp kalmıştı. Nefes alıp vermekte zorlanıyordum, kısa kısa ve hızlı nefesler alıp verirken yutkunuyordum. Bir adım geriye doğru kendimi attım. Artık arkamdakinin siki kalçalarımdaydı, altımda tanga olduğundan kalçalarımı dürtmesini hissediyordum. O da daha cesaretlenmişti. Dayanamayıp, bacaklarımı oynatıp iyice araladım, davetimi gören o adamın aleti kalçalarımın arasındaydı. 4-5 defa o araya sıkıca yüklendi. Dayanamayıp duran metrobüsten aceleyle hemen mecidiyeköy durağında indim. Arkamda kim vardı hiç yüzünü bile görmemiştim ama sırtım, vücudum her yanım terlemiş ve tir tir titriyordu. Bunu hiç utanmadan nasıl yapabilmiştim? Kendime kızıp durmuştum.
Kaynatam halil ve murat işe, kaynanamsa pazara gitmişti. Salonda yerleri siliyordum, arkamı döndüğümde remzi’yi kapının başında beni seyrederken gördüm. “günaydın yenge” dedi heyecanlı ve titrek bir sesle. Bacaklarım iki yana açıktı ve yerleri silerken de kalçalarım hareket ediyordu, remzi’nin kapının başında beni izlediğini anladım. Hemen toparlandım ve “günaydın mı kaldı saat 1’e geliyor” dedim. “gece dışarıdaydım yenge, sana zahmet bana bir şeyler hazırlar mısın?” kızarıp, bozarmıştım aslında. işi yarım bırakıp mutfağa remzi’ye kahvaltı hazırlamaya gittim. Salatalık ve domates kesiyordum, ansızın remzi arkamdan iki eliyle göğüslerime yapışıp gövdesini bacaklarıma ve kalçalarıma bastırarak beni kucakladı. Nefesim kesilmişti, “benim olacaksın, aşığım sana...kocan seni sikemiyor değil mi? O bir ibne, senle evlenmeden önce de ibneydi. Sana erkeklik yapamaz...Zeynep seni sike sike karım yapacağım...” Donup kalmıştım, öyle öfkelendim ki bıçağı remzi’nin sertçe koluna doğru salladım. Etrafa kanlar fışkırdı, “amınakoduğumun, kahpesi, orospusu...” remzi’nin çırılçıplak olduğunu ve elleri arasında kırmızı tangam olduğunu o an tangayı yüzüme attığında fark ettim “seni domalta domalta sikeceğim kaltak, bu evde kocan benim”
Mutfaktaki kanları temizledikten sonra odama gidip gidip hüngür hüngür ağladım. Ben bir erkekle evlendiğimi sanmıştım, yıllarca onun ilgisizliğinden kadınlığımı sorgulamış, bunalımlar yaşamıştım. Bana böyle bir şerefsizlik yapabilmişti bu aile. Şimdi de kaynım beni sikmeye çalışmıştı.
Malum olaydan sonra neredeyse 1 ay geçmişti, ağustosun ortalarıydı. Remzi’yle mecbur kalmadıkça hiç konuşmuyorduk. Ama o durmuyordu, murat için aldığım kırmızı jartiyerime boşalıp yatağımın üzerine atıyor, tangalarımı döl içinde bırakıyordu. Remzi iyice aklıma girmişti o abisinden çok daha yakışıklı, uzun boylu biriydi, o gün gördüğüm siki de koskocamandı. Jakuzimin içinde kendimi tatmin ederken onun kollarında olmayı hayal ederek, külotlarımdan sızan döllerini yalıyordum.
İki hafta boyunca duşta her gün defalarca kendimi tatmin ettim Remzi’nin kollarında olduğum hayaliyle. Remzi’yse son zamanlarda eve hiç uğramaz olmuştu. Sonra bir gün kayınbabamla sultan hanım’ı konuşurken duydum ki, remzi bir konsomatrisle yaşıyormuş. Halil bey’in evi inleten bağrışları arasında bunu bütün bir apartman da duymuş olabilirdi. Öyle kıskanmış, onu reddettiğim için kendime kızıyordum ki...3 gün sonra kavga kıyamet arasında remzi eve döndü. Artık o orospunun yanında arada bir kalıyordu. Saat 23’e gelirken bizimkiler yatmıştı, kocamsa işteydi. Artık dayanamıyordum, remzi’yi içimde hissetmem, onun öpücükleriyle kendimden geçmem lazımdı. İhtiyarlar görür diye her ihtimale karşı başörtümü bağlayıp, uzun sabahlığımı üzerime geçirip, altına da kısacık siyah saten geceliğimi giyerek remzi’nin odasına daldım. “remzi müsait misin?” “buyur gel” “aramızda sorun yok artık, bunu söylemek için geldim” “tamam o zaman sorun yok” “ben sorun olsun istemem remzi” “iyi zeynep” herkes yatmıştı, çıt bile çıkmıyordu ve karşısındaydım acaba cesaret mi edemiyordu? Sabahlığımı çıkardım, başörtümü de onun üzerine attım. Saçlarımı yavaşça düzelttim. Bacaklarım, göğüslerim her şeyimle yarım çıplak gibiydim artık. Remzi’ye tebessüm ederek “demek murat ibne. Kandırdınız beni desene” remzi yatağında oturup telefonunu kurcalamaya ara vererek beni süzdü, “ben kimseyi kandırmadım” dedi. Yanına yaklaşıp ona arkamı dönüp pencereden bakmaya başladım, geceliğimi açarak kalçalarımı okşuyordum.. Dönüp murat’a baktım öylece duruyordu, “ben gidiyorum o zaman remzicim” “iyi geceler”
Kıyafetlerimi alıp çıktım. Bu evdeki hayal kırıklıklarım artık canıma yetmişti. Son zamanlardaki tek güzel şey titreşimli vibratörümdü. Işığı kapayıp, kocamın benden sakladığı gay dergilerindeki adamların yaraklarının bulunduğu dergiye telefonumun ışığında bakıp domalarak vibratörümü çalıştırdım. Göğüslerim ipek yatak örtüsüne sürtünüyor, kalçalarımın içindeyse bir şeyler titreşiyordu. Yavaş yavaş ıslanıyordum ki kapım sessizce açıldı. Remzi rol yapmayı bırakmış, dayanamayıp gelmişti. Ağır ağır arkama geçti, vibratörü fırlattı, amcığımı ve götümün deliğini diliyle ıslatmaya başladı. Dil darbeleriyle inliyordum, kendimi tutamaz olmuştum ağzımı yatağa bastırıp çığlık atıyordum. Diliyle beni sikiyordu. Sırılsıklam olmuştum, kalçalarımı okşayıp yoğurarak sikini amcığıma sokmaya başladı. Kafası kocamandı, ıslaklığım yardımcı oluyordu ama kadınlığım yıllardan beri hiç yarrak görmemişti. Zorlaya zorlaya sokuyordu, son sert bir hamleyle en kuytularıma kadar girdi. Kocamınki hiç böyle değildi, aleti içimdeyken ilkin başım aniden dönmeye başladı zevk içinde, gidip geliyordu şap şap sesleri arasında. Onun her içime girip çıkışında içimin yağları eriyor, kabaran yüreğim ferahlıyordu sokuşlarıyla. Remzi, beni yüzü koyun yatırıp üzerime çıkarak sikini sokmaya başladı. Kocamın göğüs kılları benim terden ıpıslak olan sırtımla ıslanıyordu. Boşalıp duruyordum sikicimin sokuşlarıyla, o da amcığıma iki defa üst üste boşaldı. Üzerimde hala yatarak yanaklarımı ve dudaklarımı öpüyordu, inliyordum “kocacım, sok, erkeğim...dölle hatununu...karın olayım, yarağının kulu olayım....” beni domaltıp kadınlığımın üzerindeki bütün ıslaklığı ve döllerinden kalanları yalayarak ağzına doldurdu. Göt deliğime onları tükürerek işaret parmağıyla deliğimi zorluyordu. “kocacım....yapma orası olmaz...çok günah, hiç yapmadım aşkım....ahhh acıyor....” yarağını ağır ağır sokuyordu, o koca siki götümün deliğinden beni acı içinde bırakarak içimde ilerliyordu. Göt deliğimin sıcacıklığı remzi’min iri yarağını bütünüyle hissetmeye başlamış, o gidip geldikçe iniltilerim artıyor, ağzımdan kendimle ilgili cümleler ilk kez dökülüyordu “sik beni, parçala....kaltağınım doyur yarağına...ahhh götümü parçala kocacım, orospun yap beni, daha çok sik....” zevk çığlıklarım arasında götüme uzun uzun boşaldı. yanıma benim gibi yüzü koyun yattı, 15 dakika hiçbir şey konuşmadık. Elimi iri sikine atıp sıvazlamaya başladım. Bir iki dakika içinde damarları meydana çıkıp sertleşti. Doğrularak saçlarımı çekip sikine bastırdı, sanki yeniden sikişmeye başlıyorduk, yıllarca bir yarağı öpmenin, o güzel şeyi dilimle ıslatmanın, ağzımın, dişlerimin içinde gidip gelmesini, damağıma sertçe çarpmasını arzuladıktan sonra daha yeni kavuşmuştum yeni kocamın kocaman sikine. Dakikalarca damarlıyı hasretle yalayıp öptüm. Kocam saçlarımdan tutup beni kaldırdı, her hareketi sertçeydi ama benim hoşuma gidiyordu. Başımı dönmeye başladı, kalp krizi geçiriyordum galiba çünkü ölüyor gibiydim, sersemleşip gece lambasını açıverdim. Karşımda duran kayınbabam halil’di.
“aaaaa baba” “heyecanlanma kızım, artık dur. Benim oğlan ibne ben de biliyorum şerefsizi. Ama bu eve gelin olarak giren kefenle çıkar. Sana bu evde şimdiye kadar ne veremediysek, neyini eksik bıraktıysak artık ben tamamlayacağım. Bunda utanacak, sıkınacak, alınacak bir şey yok. kocan yoktu, şimdi oldu. Amcığına giren sik yoktu artık var. Sakin ol, seni izliyorum aylardır ben. Nasıl çırpınıyorsun o eşek seni düzsün diye, neler neler aldın. O seksi iç çamaşırları falan. Evin içinde giydiğin kıyafeler de cabası. Ben seni takdir ediyorum ve çok beğeniyorum. Kimse bilmese de olur bu işi. Ben sana abayı yaktım, yaşım senden 30 daha fazla ama erkekliğimi gördün. Seni mutlu edecem. Bütün servetimin yarısı da senin olacak. Yarın ilk iş avukata gidiyoruz, sonra da sana sıfır güzel bir araba alacağım güzel gelinim. Beni bu gece çok mutlu ettin.” Kayınbabamın cümlelerini zar zor anlıyordum, aklım karışmıştı. Para pul falan iyiydi ama ben kadın olmuştum, kadınlığımı hissetmiştim. Cinsel olarak bir hiçtim şimdiye kadar ama şimdi ben vardım, var olmuştum.
Hibir şey söylemedim. Ağır ağır sokuldum kayınbabama, ağır ağır öpmeye başladım dudaklarından. İlk kez öpüşüyor gibiydim, o bir yandan kalçalarımı avuçlamış diğer yandan da onun dili dilime değiyor sonra alt dudağımı diliyle ısırıyordu. Yatağımıza uzandık, onun kucağına oturdum. Yavaş yavaş sikinin üzerinde gidip geliyordum. Eğilip kısacık öpüşüyor sonra tekrar doğrulup kayınbabam halil’in memelerimi avuçlayıp, okşayan memeleri arasında bunca yıldır yaşadığım evde yeni keşfettiğim kocamın parıldayan gözlerine bakıyor, “karıcığım, seni çok seviyorum” diye başlayan iniltilerini duyuyordum.
KAYIN PEDER GELİNE ÇAKMIŞ
Karım Beni Siktirdi!
(TAKİPÇİLERİMDEN GELENLER)
Selamlar, adım Selim. Lisedeyken aslında kızlardan hoşlanan, hafif balık etli bir gençtim. Ama kız arkadaşım yoktu, çünkü erkek lisesinde okuyordum. Sıra arkadaşım Cemil oldukça boylu poslu, hatta kaslı, yakışıklı bir delikanlıydı. O dönem hormonlar tavan yapmış, sürekli sikimiz elimizde geziyoruz. Sadece Cemil ve ben değil, tüm sınıf aynı şekilde. Birisi yere düşen kalemi almaya kalksın, hemen biri, "Ooo domalmış!" diyerek arkasına dayanıyordu. Gaylıktan falan değil, sadece şakayla karışık dayamalardı bunlar.
Bazı arkadaşlar düz lisede okuyan kızlardan sevgili yapmış. Cemil ve bende ise ne kızı, elimizden başka yoldaşımız yok, günde üç dört sefer asılıp duruyoruz. Ama ben sınıf arkadaşlarımdan biraz farklıyım, kimse bilmese de kızlardan hoşlandığım halde biraz da kadın kıyafetleri ilgimi çekiyor. Ailemden gizli külotlu çorap, sütyen, tanga alıp giyiyorum. Hatta sütyen olmasa da içime tanga ve külotlu çorap giyip okula öyle gittiğim zamanlar da oluyor. Ama kesinlikle kendime gay, pasif veya ibne gibi kavramları konduramıyorum. Erkek olduğuma eminim...
Bir gün içimde parlak siyah bir külotlu çorap ve çok hoş bir dantelli tanga vardı. O gün Cemil, Alper ve Bahadır ile birlikte bilardo oynamaya gitmiştik. Ben bilardo masasına eğilince belim açılmış ve benim siyah külotlu çorap ve tangamın dantelleri gözükmüş, tabii haberim bile yok, kendi iç dünyamda takılıyorum. Bilardo salonu zaten Alper'in ailesine ait. Bunlar kendi aralarında fısıldaşarak konuşuyor, ama ben mevzunun götüm olduğunu bilmiyorum tabii.
Neyse, Alper kazanınca, "Ofise geçip film izleyelim!" dedi. Bilardo salonun arkasındaki ofise geçtik, kanapeye dizildik, ben ortada sayılırım. Laptoptan porno film açıldı. İzlemeye başladık. Alper ve Bahadır anında siklerini çıkarıp asılmaya başladılar. Cemil biraz utangaçtı, sonradan çıkardı sikini. İlk o zaman bana erkek siki çekici geldi. Alper'in 20 cm'lik azman sikine hayran oldum. Bahadır'ınki 18 cm ama çok kalın. Nasıl da güzel sıvazlıyorlar ama.
Ben bir filme bir bunlara bakarken, Cemil elini arkama atıp götümü okşamaya başladı. Ben Cemil'e, "Ne oluyor lan?" derken Alper ayağa kalktı ve ağzıma sikini vermeye çalıştı. Ben, "Ne yapıyorsunuz oğlum, manyak mısınız!" diye bağırınca Bahadır sağlam bir tokat atıp, "Amına koyduğumun ibnesi, sevgilimden sexy giyinmişsin, bize mi naz yapıyorsun lan götveren?" diye bağırdı. Bana ibne ve götveren demesi nasıl da zoruma gitti, "Siktir ordan yavşak, erkeğim ben!" dedim. üçü de azgın ve güçlü, beni ışık hızıyla soydular, ortalarında kaldım siyah külotlu çorap ve tanga ile.
Alper ağzıma soktu sikini, aynı anda Bahadır da sikini ağzıma sokmaya çalışıyor. Cemil sikini elime verdi. Her yerimi elliyorlar. Neyse ki çok sürmeden ağzıma yüzüme boşaldılar. Alper bir havlu uzattı. Ben havluyla yüzümü silene kadar Cemil'in siki yine kalkmış, bu sefer arkamda dolanıyordu. Baktım onlardan kurtuluşum yok, "Durun bir dakika. Ağzıma alayım tamam, elime alayım tamam. Ama götüm bakire, sadece sürtün!" dedim.
İlk boşalmanın rahatlığı ile bunlar, "Tamam!" deyip beni domalttılar. Biri külotlu çorabımın ağ kısmını yırttı. Bu arada Bahadır ağzımda git gele başlamıştı bile. Arkama sanırım Cemil geçti, tangamı aşağıya sıyırıp götümün yanakları arasına tükürüp sürtünmeye başladı. Nasıl zevk alıyorum anlatamam, inleyip duruyordum. Cemil sürtünerek götümün yanakları arasına boşalıp çekildi. Bahadır yavşağı geçti arkama, ama orospu çocuğu sürtünmekle kalmadı, Cemil'in dölleriyle kayganlaşmış göt deliğime sikini öyle bir geçirdi ki, acıyla gözüm karardı, bayılmışım...
Şak şak şak sesleriyle ayıldığımda yan yatıyordum ve Cemil halen götümü sikiyordu, ama darbeli matkap hızında. Canımın yanmasına rağmen sikilmek nasıl da güzel geliyor anlatamam. Cemil götümün içine boşalıp çekilince bir diğeri girdi götüme. O gün bunlar beni kaç kez sikti, kaç kez ağzıma boşaldı bilmiyorum. Ama sağlam sikmişlerdi. Eve geldiğimde, sikildim mi, tecavüz mü edildim emin değildim, ama pişmanlık tavandı. Sabaha kadar ağladım. Ertesi gün evde gizlediğim ne kadar külotlu çorap, tanga ve sütyen varsa toplayıp uzak bir çöp kutusuna attım...
Beni siken üçlü okulda sürekli peşimde, yeniden sikmek istiyorlar. Ama konuşmadım bile, yüzlerine bakmıyordum. Hergün yalvarıyorlar, ama tavırlarım nedeni ile şikayet etmemden korkup çok ta üstüme gelemiyorlar...
Bir ay böyle geçti, sonra tekrar kadın gibi giyinmek istedim. Sadece etek, kısa şort, tanga, crop giymek istiyordum ve tekrar aldım. Evde giyindiğimde nasıl mutlu oldum anlatamam. İnternetten araştırmaya başladım, bende kesin hormonal sorun vardı, zaten götüm büyük, memelerim ele geliyordu. Doğum kontrol hapı alınması ostrojeni artırıyormuş. Sikilmeye devam etmedim, ama hormon almaya başlamıştım. Altı ay sonra çok tatlı bir yüz hattı, güzel popo ve süper memelerim oldu. Ama sonra yine pişman oldum ve kadın çamşırlarını ve kıyafetlerini çöpe attım. Memeleri atamadım tabii, kaldılar öyle büyümüş olarak...
Lise bitti, askerlik, iş, en sonunda evlendim. Tabii karıma karşı normal bir erkekmişim gibi davranıyordum. Ama karım seks manyağı bir hatun çıktı. Evliliğimizin daha ilk haftalarındaydık, haftada üç kere falan sikiyordum karımı ve mutlu mesut yaşıyorduk (Yani ben karımın mutlu olduğunu sanıyordum!).
Bir gün yatakta karım memelerimi avuçlayıp, gülerek, "Aşkım sana sütyen ne yakışır, bir denesek mi?" dedi. çaktırmasam da müthiş heyecanlanmıştım, şaka olarak algılamışım gibi gülerek, "Getir deneyelim!" dedim. Getirdi denedim. Karım yine gülerek, "Çok yakıştı aşkım, al külodumu da giy!" deyip tanga külodunu da verdi. Ben de tabii yine gülüp işi şakaya vererek giydim, ama içimden ne kadar heycanlandığımı anlatamam.
Karım bu sefer, "Dur makyaj da yapayım bari!" deyince ben yine, "Hadi yap bakalım!" dedim. Makyajım tamamlandıktan sonra karım gülerek, "Aşkım aynı travestilere benzedin. Ben hep bir travestiyle sikişmek nasıl olur diye merak ederdim, hadi böyle sikişelim!" deyince o halimle karımla sikiştik. Bu fantazi (!) karımın çok hoşuna gitmişti, o günden sonra beni artık hep travesti kılığına büründürüp öyle sikişiyordu benimle. Hatta sikişmediğimiz zaman bile evin içinde o halde dolaşmamı istiyordu. Benim de canıma minnet tabii...
Yine bir seferinde karımla sevişirken, karım götümü parmaklamaya başladı. Bundan aldığım zevk inanılmazdı ve her sevişmemizde karımdan götümü parmaklamasını ister olmuştum. Bir akşam eve geldiğimde, karım, "Aşkım sana bir sürprizim var, bak internetten ne aldım!" deyip bir kutudan Strapon çıkarması ile sanki lise günlerime geri döndüm. Artık ben karımı bir posta sikiyorsam, bir posta da karım beni sikmeye başlamıştı. Straponla da olsa sikilmekten aldığım zevki gizleyemiyordum. Bunu karım da fark etti ve "Aşkım sen kadın olmalıymışsın, sikilmekten çok zevk alıyorsun. Bundan sonra rolleri değişeceğiz, ben senin kocanım, sen de benim karımsın!" dedi. O günden sonra karım artık kendini bana hiç siktirmiyor, ama hep beni sikiyordu. Zaten karım tarafından sikile sikile sikim de kalkmaz olmuş ve karımı sikmeyi canım hiç istemiyordu...
Bir Cumartesi gecesi karımla bara gitmiştik. Canlı müzik eşliğinde içiyorduk. Karşı masaya iki erkek geldi. Karım, "Aaa, Yasin'le Asım!" deyip adamlara el salladı. Adamlar da kalkıp masamıza gelince karım bizi tanıştırdı. Karım düz lise mezunuydu ve bu iki hıyarla lisedeyken sınıf arkadaşlarıymış. İçkiler su gibi içilirken müziğin gürültüsünden dolayı konuşurken birbirimizin kulağına yaklaşıp konuşuyoruz...
Yasin kulağıma yaklaşıp, "Ben seni bir yerden tanıyorum, erkek lisesinde okumuş olabilir misin?" diye sordu. Ben de doğruladım. Yasin, "Evet, evet, şimdi hatırladım, Alper'lerin bilardo salonunda takılırdınız grup olarak!" dedi. Ben bunu da doğrulayınca Yasin bacağımı okşayarak kulağıma eğildi ve "Alper'lerin seni siktiğini biliyorum, bunu bana Cemil anlattı. O zamanlar seni ben de sikmeyi çok istemiştim, ama yanaşmaya cesaret edememiştim!" deyince şok oldum.
Ben Yasin'in bacağımdaki elini çekip kulağına eğildim ve "O olanlar gençlik hatasıydı, ben artık evli bir erkeğim. Karımın o olaylardan haberi yok, lütfen taşkınlık yapma, tatsızlık çıkmasın!" dedim. Yasin elini tekrar bacağıma atıp okşayarak, "Karının herşeyden haberi var dostum, ama sen karın hakkında hiçbir şey bilmiyorsun. Asım karının liseden beridir sikicisi, halen de düzenli olarak sikiyor karını. Bu gece burada tesadüfen karşılaştığımızı mı sanıyorsun, karın organize etti!" dediğinde ben bir şok daha yaşadım. Kafamı çevirip karıma baktığımda Asım da karımın bacağını okşayarak kulağına birşeyler söylüyordu.
Bu işe canım çok sıkılmış, moralim bozulmuştu, karımı dürtüp, "Geç oldu aşkım, hadi kalkalım!" dedim. Orospu karım da o iki hıyara, "Evimiz yakın, hadi gelin bir kahve yapayım!" deyip bunları eve davet etti. Karımla onların yanında tartışmak istemediğimden sesimi çıkarmadım. Ayrıca bu gecenin nasıl sonlanacağını merak etmiştim.
Eve geldik, salona geçtik. Karım mutfağa kahve yapmaya gidince Asım da, "Yardım edeyim!" diyerek karımın peşinden gitti. Yasin'le salonda baş başa kalmıştık, Yasin birden dudaklarıma yapıştı, ama nasıl sömürüyor. Dudaklarımı zorla kurtarıp, "Lan dur, ne yapıyorsun, manyak mısın!" dediğimde, Yasin, "Merak etme karın şu anda Asım'la ilgileniyor!" dedi. Kafamı çevirip mutfaktan tarafa baktığımda, karımın Asım'a sakso çektiğini gördüm.
Ne yapacağımı bilemez bir halde karımın mutfakta Asım'a sakso çekişini izliyordum ki, o arada Yasin de kazık gibi sikini çıkarmış, ensemden tutup beni sikine bastırdı. Yasin'in siki o kadar güzel görünüyordu ki, dayanamadım ve başladım emmeye. Kıtlıktan çıkmışım gibi sakso çekiyorum Yasin'e. Kaç dakika sakso çektim bilmiyorum, ama Yasin sonunda hırlayarak başımı sikine bastırdı ve ağzıma boşaldı. Mecburen döllerini yutmuştum.
Yasin'in sikinden çekilip doğrulduğumda karımla Asım'ın salona kahvelerle gelmiş olduklarını gördüm. Karım gülerek, "Siz de bizim gibi sabredememişsiniz!" deyip kahveleri sehpaya bıraktı ve onlara, "Beyler siz kavelerinizi için!" dedi. Bana da, "Aşkım sen gel benimle!" deyip elimden tutup yatak odamıza götürdü.
Çekmeceden bana tanga ve sutyen seçip verdi, "Giy şunları, gece daha yeni başlıyor!" dedi. Hiç konuşmadan soyundum, zaten ne konuşacaktım ki? Karımın verdiği sütyen ve tangayı giydim. Karım bana makyaj yapıp kendi de sütyen külot kalacak şekilde soyundu.
Karım Bebe yağını da alıp elimden tutarak beni salona götürdüğünde Yasin'le Asım da soyunup siklerini kaldırmış halde sıvazlayarak bizi bekliyorlardı. Yasin beni o halde görünce, "Üff yavrum!" derken, Asım da, "Ulan hangisine bakacağıma karar veremedim!" dedi. Ben Yasin'in yanına geçeceğimde, karım, "Aşkım, sen demin onunkinin tadına baktın, biraz da Asım'ınkinin tadına bak!" deyip Yasin'in önüne diz çöküp sikine yumuldu ve saksoya başladı. Asım da beni kendi önüne diz çöktürüp sikini ağzıma verdi. Karımla birlikte yan yana diz çökmüş ve adamlara sakso çekmeye başlamıştık...
Biraz sonra Yasin karım bıraktı ve Asım'a, "Ortak, liseden beridir bu ibnenin götünü sikmek hayalimdi!" deyip arkama geçti. Bana, "Sen Asım'a sakso çekmeye devam et!" deyip beni domalttı. Tangamı kenara çekip karımın verdiği Bebe yağından hem götüme hem de sikine sürüp arkama yanaştı. Sikini götüme dayayıp yüklenmesiyle tek hamlede köküne kadar soktu. Zaten karım beni Straponla her gün siktiği için rahat almıştım ve götüme gerçek bir sikin girmesinin zevki çok daha farklıydı. Ben Asım'a sakso çekerken Yasin beni sikmeye başladı. Yaklaşık 20 dakika kadar sikip götümün içine boşaldı. Bir süre sonra da Asım ağzıma fışkırttı döllerini...
Yasin banyoda sikini yıkayıp gelince ben temizlenmeye gittim banyoya. Duş alıp salona döndüğümde karım, "Yatakta devam edelim!" dedi. Hep beraber yatak odamıza geçtik, gece boyunca karımı ve beni siktiler. Ama sanırım karımdan çok beni siktiler...
Ertesi gün öğleye doğru yatakta dördümüz sarmaş dolaş uyandığımızda artık evlilik hayatımda çok güzel zevklerin kapıları açılmıştı

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming