ÇOBAN YILDIZI
Bölüm 14: La Mia Luce
Aradan iki yıl geçmişti...
Akdeniz'in küçük bir kasabasında, zeytin ağaçlarının arasına gizlenmiş, beyaz boyalı bir evin bahçesinde sabah güneşi parlıyordu. Bahçedeki atölyeden gelen hafif metal tınlamaları, mutfaktan gelen taze kahve kokusuna karışıyordu. Umay, elindeki mühendislik çizimlerini masaya bırakıp atölyeye doğru baktı.
Yunus, atölyenin ortasında, eski saatleri ve mekanik parçaları tamir ettiği masasının başında oturuyordu. Artık elinde silah değil, saatçi cımbızları vardı. O sert, tetikte bekleyen bakışları gitmiş; yerine dingin bir huzur gelmişti. Kulağındaki işitme cihazı, Umay’ın ellerinden çıkan o özel tasarımdı; sadece sesleri değil, hayatın tüm neşesini ona ulaştırıyordu.
Yunus, arkasında bir gölge hissedince gülümsedi. Hiç arkasına bakmadan, Umay’ın geldiğini hissetmişti. Umay yaklaşıp kollarını Yunus’un boynuna doladı ve başını onun omuzundaki o eski yara izinin tam üzerine yasladı. O izler artık acının değil, bir mucizeye giden yolun hatıralarıydı.
"Yine mi zamanı durdurmaya çalışıyorsun La Mia Luce ?" diye fısıldadı Umay, Yunus’un kulağına.
Yunus cihazını yavaşça kapattı. Dünyanın gürültüsü bir kez daha sustu. Umay’ın ellerini tuttu, kendi kalbinin üzerine koydu ve gözlerinin içine bakarak konuştu:
"Zamanı durdurmama gerek yok Kelebek. Senin yanındayken zamanın zaten bir hükmü kalmıyor. Biz o barda birbirimize dokunduğumuz an, sonsuzluğu bulduk."
Güneş batarken deniz kızıllığa büründü. Yunus, Umay’ın elini tutup sahil boyunca yürümeye başladı.
"Çoban Yıldızı" artık kimseye yol göstermiyordu; çünkü o, sonunda kendi yuvasını bulmuştu.














